17 Nisan, 2026 09:23:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Cheshire

Sayfa: [1]
1
Cheshire Cat's Circus / Cheshire Cat's Circus'a Hoş Geldiniz!
« : 05 Ekim, 2021 07:17:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Minik duran sirk çadırının önüne geliyorsunuz. Girişte size iştah kabartıcı ve oldukça tatlı bir içecek veriliyor. Birkaç saniyeliğine hafif bir baş ağrısı yapsa da geçiyor hemen. Aldırmadan çadırdan içeri giriyorsunuz, vay, içerisi saray kadar büyük!

DA DADADA DADAAA!

Hızlı ve heyecanlı davulların sesiyle sirke karşılanıyorsunuz. O da ne öyle! Davullar kendi kendine çalıyor, havada süzülüyor! Abartılı bir palyaço kıyafeti giymiş, beyaz saçlı, soluk tenli bir adam sirkin tam ortasındaki platforma tavandan sarkan trapezden atlayıp havada taklalar ata ata iniyor. İki ayağının üstünde sağlamca dikildiği başarılı bir inişin ardından kalabalığa bir sırıtış atışının hemen ardından sizi selamlıyor. Selamı bittikten sonra tekrar normal duruşuna geçiyor. Bu adam iyi yapılı, uzun boylu, dimdik ve özgüvenli duran bir adam. Ağzını açıyor ve gür sesiyle koca sirk çadırının her köşesinden duyulacak şekilde konuşmaya başlıyor.

"Cheshire Cat's Circus'a hoş geldiniz! Ben Bay Cheshire, biricik sirk yöneticiniz ve baş palyaçonuz. Dilerim ki soytarılıklarımla sizin güzel yüzlerinize en azından bir tebessüm yerleştirebileyim. Ah, gerçi, bir kahkaha daha iyi olurdu!" dedikten sonra parmak şıklatıyor ve ön sırada oturan herkes sanki hayatlarında duydukları en komik espriymiş gibi kendilerini yırtarcasına kahkaha atmaya, ellerini kırarcasına alkış tutuyor. Birkaç saniye sonra adam devam ediyor sözlerine.

"Ah, aman tanrım, beni utandırıyorsunuz! Şuna bakın, domates gibi oldum millet!"

Lafı biter bitmez mavi kıyafetleri birden kırmızı rengin tonlarına bürünüyor. Ortamda mugglelar yok mu ki, bu adam nasıl bu kadar rahat yapıyor bunları? Nedense sizin de hiç sorgulayasınız yok, bu soru anında yok oluveriyor aklınızdan. Adam sirki tanıtmayı bitirdiği zaman gösteri başlıyor. Hokkabazlar, cambazlar, filler, maymunlar, ateşli çemberler, sihirbazlık gösterileri, ucube diyeceğiniz türden insanlar, trapezciler ve aklınıza gelecek gelmeyecek her şey! Düşünme yetiniz elinizden alınmış gibisiniz, hiçbir şey umurunuzda değil, tek istediğiniz şey karşınızdaki eğlenceyi daha çok izleyebilmek. Belki de sürekli kahkaha atıyor, durmadan alkışlıyorsunuz olan biteni.

Sonunda gösteri bitiyor, sizin de algılarınız tamamen yerine gelmiş gibi. Gerçi, neyi sorgulayacaktınız ki? Aklınızda olması gereken tek şey, sirkin ne kadar eğlenceli oluşu! Bir daha bekleriz, sayın seyirci!

----
Üst kısımda normal sirkin girişi var. Bu sirke girmek için buraya yanıt yazabilir, toplu bir kurgu yazılacaksa mekana yeni bir başlık açıp başına |N| koyabilirsiniz.

VIP bölüme giriş ise biraz zahmetli. Oraya kesinlikle başına |VIP| eklenmiş bir başlık atmanız ve normal sirkin ardından VIP bölümü kimden duyduğunuzu, nasıl geldiğinizi, ne kadar zorlandığınızı ve bunun gibi birçok şeyi içeren, tercihen birazcık uzun -ama çok da uzun olmayan- bir RP bırakmanız gerekiyor. Kapıya kadar geldiğinizi yazıp bırakın, Bay Cheshire sizin çözmeniz gereken bulmacaları ve yapmanız gereken görevleri anlatmaya gelecek. Her seyircide cevabı değişen bilmeceleri çözmek için tahmin yeteneğinizi kullanmanız daha önemli. Tüm görevler zar gerektirmeyecek ama rastgele şekilde seçilenler için şansa ihtiyacınız olduğundan zar atmanız bekleniyor.

İyi oyunlar!

2
Sorular ve İstekler / Karakter Meslek Değişimi
« : 04 Ekim, 2021 22:12:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterimin mesleğinin Mekan Sahibi olarak değiştirilmesini talep ediyorum. Çünkü hem kör hem beyinden yoksun olduğum için ne listede mekan sahibi yazısını gördüm ne de akıl edebildim. Mekanın Diğer Dünya Ülkeleri'nde olmasını istiyorum.

Mekan Adı: Cheshire Cat's Circus
Mekan tanıtımı: Bay Cheshire'ın sirkine hoş geldiniz! Aman dikkat, yürüyen çadırın ayaklarına basmamaya özen gösterin. Adamotu misali çığırmaya başlıyor çünkü! Bu mavili morlu, süslü çadır dışarıdan mini minnacık görünse de içine tam bin bir tane filin sığdığını biliyor muydunuz? Dünyanın her yerinden türlü türlü eşyalar mı dersiniz, yetenekli insanlar mı dersiniz, ilginç hayvanlar mı dersiniz, hepsini kaptık geldik! Sirkimizi yerinde yakalamak çok zordur, bileti aldığınız zaman üstünde sürekli güncellenip duran adresi takip edebilirsiniz.

3
Yetişkin Karakter Başvuruları / Cheshire
« : 03 Ekim, 2021 19:08:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Cheshire (Gerçek adı: Chester Veneris. Normalde söylemez de, hadi size kıyak geçsin.)

Karakterin Yaşı: 24

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Gerçek adını öyle herkese söylemeyen Bay Cheshire, tam bir yalancı ve düzenbazın tekidir. İnsanları bir karınca veya böcekten daha düşük görür ve yüzünde her zaman bir sırıtış vardır. Tatlı ve cana yakın durmasına karşın bu sempatikliğini insan kapmakta kullanır ve verdiği sözleri her an bozabilir. Gerçi, genelde çoğu sözünü tutar çünkü çıkarı olmayan konularda söz vermeyi tercih etmez.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Bay Cheshire'ın nereden, kimlerden, ne zaman geldiği bilinmiyor. Doğum gününü bile gizliyor insandan ancak gençliğinin baharında olduğunu söylemekten de çekinmiyor. Gençliğinden beri sikiyle birlikte her dört ayda bir ülke değiştirir, gezebildiği tüm şehirleri gezer ve her ülkeden çeşitli insanları da sirkine katarak yeni yeni gösteriler hazırlar. Özel Üyeler için olan sirkinde bazen bazı 'minik kazalar' yaşandığı için çalışan bulmak onun için biraz da zorunluluktur aslında.

İstediğiniz Meslek: Gezgin Sirk Yöneticisi

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip:

Büyü Yatkınlıkları

Biçim Değiştirme Gücü: 7
Lanet Gücü: 10
Tılsım Gücü: 10
İksir Gücü: 3

Örnek RP: [spoiler] Sarışın büyücü çocuk, evlerinin güzel bahçesinin verdiği huzurun tadını çıkarıyordu. Bir herbokolog olan annesinin eseri olan bu bahçe, türlü türlü çiçeklerle süslenmişti. Çok hafif bir rüzgar vardı ancak rahatsız etmiyordu, yanaklarına bir kelebek öpücüğü misali değip geçen bu yumuşak his gayet hoşnut bırakıyordu Starlight ailesinin en büyük oğlunu. Sarı, yumuşak saçları her adımında aşağı yukarı süzülüyor, rüzgarın hareket ettirmesine fırsat bırakmadan Lucretius'un hareketleri sayesinde ahenkle kıpraşıyorlardı. İnce, beyaz parmaklarıyla saçlarını düzeltirken bir gül ağacının yanına geldi ve gülümsedi. Ah, ne kadar da güzeldi annesinin yetiştirdiği bu güller! Daha güzel olmaları için-

“Ah, Luka. Bugün de mi bahçeyle ilgileniyorsun?”

Babasının sesiyle irkildi sarışın çocuk. Yumuşak tebessümünü yüzüne takınıp aynı kendi gibi sarışın olan genç seherbaza baktı. Lucian, Lucretius'un saçlarını şefkatle okşarken, çocuk lafa girdi.

“Evet babacığım. Çok güzeller ama annem çok meşgul ve bitkilerle ilgilenecek vakti yok... O yüzden ben ilgileniyorum.” dedi, babasının eline sırnaşırken. Lucian, oğlunun düşünceliliği karşısında gülümsemeden edememişti. Çocuklar evlatlıktı belki ama ikisinin de hem kendine, hem Mirabelle'e çok benzediğini inkar edemezdi. Görünüşleri, kişilikleri, alışkanlıkları, tepkileri, her şeyleri ikisine benziyordu. Oğlunun alnına bir öpücük kondurduktan sonra, çocuğun daha yeni düzeltmiş olduğu saçları karıştırıp kıkırdamış, arkasında kaşları çatık ama hafiften gülümseyen bir Lucretius bırakmıştı.

Ah, evet, nerede kalmıştık? Lucretius'un annesinin yetiştirdiği bu güller cidden çok güzeldi. Ama... Daha güzel olabilirlerdi. Lucretius, bakmaya doyamadığı bu eşsiz güzellikleri nasıl ilahi bir güzelliğe kavuşturabileceğini biliyordu. Yapmalı mıydı? Annesi de beğenir miydi, eğer gülleri güzelleştirseydi? Yoksa kızar mıydı işine karıştığı için? Her halükarda, denemeye karar vermişti. İlahi güzelliğin nasıl olacağını biliyordu ve eğer biri bunu beğenmezse, bu onların zevksiz olduğu anlamına gelirdi. Ve ilahi güzelliğe kavuşmanın tek yolu ise...

“Ölmeleri...” diye titrek ancak istekli, kısık bir sesle mırıldandı yeşil gözlü çocuk. “Ezilmeleri, acı çekmeleri, ayaklarımın altında yok olana kadar parçalanmaları...”

Düşündükçe bile heyecanlanmıştı istemsizce. Güllerin, ayaklarının altında ezildikten sonra yaratacakları o görüntü, Lucretius'un kalbini hızlandırmaya yeterdi de artardı. Annesi zevksiz biri değildi, beğeneceğinden kuşkusu yoktu çocuğun. Heyecanla sağ elini güllere attı ve hışımla koparttı. Büyük bir neşeyle parçaladıktan sonra yere atmış, tek ayağıyla ezmeye başlamıştı. Her hareketi daha da tatmin ediyordu çocuğu. Yüzünde yer alan, memnuniyet ve zevkin verdiği kocaman bir sırıtış eşliğinde gül yapraklarını paramparça edene kadar ezdi. Ayağını üstlerinden çektiğinde karşılaştığı görüntü sayesinde mutluluktan gözleri dolmuştu. Çok güzellerdi! Biraz önce yeşil yaprakların arasında, tüm ihtişamı ve canlılığıyla oldukça huzurlu duran kırmızı güller artık tanınmaz haldeydi.

Yaprakların suyu fışkırmış, ezik büzük kalmışlardı. Çevrelerindeki kızıl sıvı ise onları kan gölünde yatan cesetlere benzetmişti. Çok güzellerdi işte! Güzelliğin en üst seviyesi buydu ve Lucretius annesinin güllerine yardım etmişti! Güllerin üstüne, onlara ait olmayan kırmızı bir damla düştü aniden. Sarışın çocuk şaşırmıştı elbette, nereden gelmişti ki bu? Bir damla daha düşmesiyle, sonunda az önce bu damlalardan daha parlak bir kızıl renkteki şaheserlerin canına kast ettiği eline bakmak aklına gelmişti. Yeşil gözlerini yavaşça sağ eline yöneltti, işte oradaydı.

Gülleri bin kat daha güzel gösteren sıvının kaynağı, kendi eliydi. Lucretius'un sağ eli, güzelliğin en üst seviyesine çıkartabildiğini düşündüğü gülleri daha da güzel göstermişti.

Yoksa, acı çekerek yok olmak en güzel görünüşü vermez miydi canlılara? Güzel olmak için Lucretius'un kanıyla mı süslenmesi gerekirdi tüm yok olmuşların? Ah, ne kadar da zahmetli bir işti bu böyle! Lucretius'un tek görevi güzel şeyleri ilahi güzelliğe ulaştırmaktı, bunun için doğmuştu, o zaman kanının bu kadar kutsal olması gayet normaldi. İstemsizce kıkırdamaya başladı çocuk. Dünyadaki tüm güzellikler, bu yeşil gözlü çocuğun tek damla kanına muhtaçtı.
[/spoiler]

Sayfa: [1]