Büyücedünya RPG
Dünya Ülkeleri => Fransa => Konuyu başlatan: Tyomich Netherheim - 17 Şubat, 2022 10:50:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
-
Sene 1864 Sonbahar mevsiminin başları...
Şarabını yudumladıktan sonra yüzünde bir rahatlık ifadesi olmasında rağmen sesli düşünürken " Buradan nefret ediyorum." diye söylenmeden edememişti. Yanında belirmiş olan garsonu biraz geç fark etmişti ancak adamın yüzünde ki ifadeden anladığı kadarıyla ya ne dediğini duymamış ya da duyduysa bile anlamamıştı. Açıkçası pekte umurunda da değildi aslında anlayıp yada anlamadığı , sonuçta bu ülkeden nefret ettiği gerçeğini değiştirmiyordu.
Karşısında oturan adama bakıp " Buradan ne zaman ayrılıyoruz Nicolai? Bütün hazırlıklar falan tamamlandı mı?" diye sordu. Orta yaşlı kahyası yüzünde ki her zaman ki ciddiyetiyle " Bütün hazırlıklar tamamlandı. Yarından sonra ki gün Britanya'ya dönmek için gerekli her şey hazırlandı Lordum." diye monoton bir sesle cevap verdi Tyomich'e. Buradan yakında ayrılacağını duyduğunda keyfi biraz yerine gelmiş ve "Peki diğer şey hazır mı?" diye sordu şarabından bir yudum almadan önce. Kahya " O da istediğiniz gibi ayarlandı. 17-18 yaşlarında , geçmişi bulanık ve onu arayacak kimseler yok. Tam istediğiniz gibi." diye cevap verdi. Bardağından son yudumunu da aldıktan sonra paltosunu ve şapkasını da alıp "O zaman gidip bir bakalım , bizi ne bekliyor diye..." deyip çıkışa doğru ilerlemeye başladı.
Gecenin ilerleyen saatlerinde son altı aydır kaldıkları eve döndüklerinde Tyomich beklemeyip bodrum katına inmeye başladı. Bodrum kapısına geldiğinde içeriden çok hafif bir hıçkırık sesi geliyordu , kapıyı açmadan önce derin bir nefes aldı ve yavaşça kapıyı açıp içeriye girdi. Loş ışıkta ki odaya gözlerinin alışması pek uzun sürmedi , odanın ortasına doğru ilerlemeye başladığında odanın köşesinde ki kıpırdamayı görünce yüzüne nazik bir gülümse me koyup yumuşak bir ses ile "Merhaba , korkma seni buradan çıkarmaya geldim." dedi ve kenarda kendisini gizlemeye çalışanın görüş hizasına gelmek için çömelip ellerinin boş olduğunu gösterdi. "Endişelenme , sana zarar vermeyeceğim." diye devam etti nazik ses tonu ile.
Bir yarım saatte yakın bir şekilde öylece durduktan sonra köşeye pusmuş kişinin kıpraşmaya başladığını fark ettiğinde doğrulup , biraz geri çekildi ki köşeden çıkması için alan açtı. Loş ışığa çıktığında Nicolai'ın bulduğu kişinin hafif dalgalı siyah saçı olan genç bir kız olduğunu fark ettiğinde şaşırmıştı. Kız , Tyomich'i çekingen gözlerle bir süzdükten sonra ağlayarak koşup öylece dikilen adama sarıldı. Tyomich bunu hiç beklemiyordu ki öylece , ne yapacağını bilmeden kalakalmıştı. Kız bir şeyler söylemeye başlamıştı ancak Tyomich bir kelimesini anlamasa da kızın ne demeye çalıştığını az çok anlayabilmişti. Gene yumuşak bir ses ile "Merak etme , her şey geçti. Benim adım Tyomich , senin adın ne?" diye araya girdi ama kızın anlamadığını kız ona baktığında , gözlerinde ki boş bakıştan anlamıştı. Kızı kendisinden biraz uzaklaştırıp kendini gösterip "Tyomich , Tyomich Netherheim." dedikten sonra eliyle kızın sırası olduğunu gösterdi. Kız o zaman anlamıştı ve titrek ve kısık bir ses ile "Francis." demişti. Onaylar bir şekilde başını salladıktan sonra eliyle kapıyı gösterip "Hadi buradan gidelim." dedi ve elini kıza uzatıp biraz bekledi. Kız , Tyomich'i elini tuttuktan sonra kapıya doğru yöneldiler.
Merdivenlerden yavaşça çıktıkça kızın , buradan çıkacağı için heyecanlandığını hissedebiliyordu. Arkasında ilerleyen kıza bakıp gülümsedi ve kızın anlamayacağının farkında olsa da " Az kaldı , buradan çıkacaksın." dedi nazik bir sesle. Kız adama bakıp karşılık olarak gülümsedi. Merdivenin başına geidiklerin de kıza kapıyı gösterdi ve kıza "Hadi git bakalım." dedi gülümseyerek. Kız yavaş yavaş kapıya yönelmeye başladığında kızın arkasından "Francis." diye seslendi kız geriye baktığında Tyomich gülümseyip kapıya bakması için elini o tarafa doğru salladı ve diğer elindeki asa ile "Alohomora." diye fısıldadı. Kız neyin olduğunu anlamadığı için kafası biraz karışmış , biraz korkmuş birazda meraklanmış bir şekilde adama bakmıştı. Bir şeyler söylemişti ancak Tyomich hiçbir şeyi anlamamıştı. Elini veda eder bir şekilde salladı ve gitmesi için hareket yapmıştı. Kız tekrar bir şey demişti , bu sefer ne dediğini anlamıştı , kızın teşekkürüne kafasını sallayarak karşılık vermişti. Kız hızlı adımlarla yeniden kapıya yeniden yönelmişti. Her adımında biraz daha umutlanıyordu , yüzünde ki gülümseme biraz daha büyüyordu. Çıkmasına bir kaç adım kala kapı kapandığında şaşırmış gözlerle arkasına baktığında ona doğru yaklaşan ve yaklaşırken hiç bir ses çıkarmayan adamın soğuk ve duygusuz bir sesle " Üzgünüm ama gitmene izin verebileceğimi zannetmiyorum." dediğini duymuştu ve ne dediğini anlamasa da , anlamıştı...
İki gün sonra...
Geminin güvertisinde soğuk havayı içine çekerken denizden ne kadar nefret ettiğini tekrar anlamıştı ve yanında duran Nicolai'a bakmadan "Cesedi umarım düzgün bir şekilde halletmişsindir." diye sordu. Adama bakmadan adamın verdiği cevabı biliyordu. "Enteresan bir deney oldu , bu seferki deneğin sayesinde amacıma sanırım biraz daha yaklaşmış oldum." diye kendi kendine konuşmaya devam etti. Sırada ki adımını düşünürken Britanya'ya doğru hareket eden gemide ki kamarasına doğru ilerlemeye başladı...