Büyücedünya RPG

Genel İşleyiş => Karakter Alanı => Yetişkin Karakter Başvuruları => Konuyu başlatan: Axelia De La Rosa - 14 Eylül, 2022 17:54:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Başlık: Axelia De La Rosa
Gönderen: Axelia De La Rosa - 14 Eylül, 2022 17:54:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Karakterin Adı ve Soyadı: Axelia De La Rosa
Karakterin Yaşı: Axelia 26 yaşında.
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Axelia'yla tanıştığınızda onun sakin ve sevimli olduğunu gözlemleyeceksiniz, genellikle yüzüne gelmesini önlemek için bir kısmını hafifçe arkadan topladığı uzun kıvırcık saçları ve orantılı yüzüyle sizde hanım hanımcık bir kız etkisi bıracak. Nitekim öyle de. Sosyalleşmeyi çok sevmeyen ve kapalı bir kutu gibi görünen Axelia başta depresyondaymış gibi hissettirse de onu daha yakından tanıdıkça durumun tahmin ettiğinizden daha derin olduğunu anlayacaksınız. Onunla daha sık vakit geçirdikçe daha önce hiç tanışmadığınız iki kişiyle tanışacaksınız; Irıs ve General Petra. Irıs Axelia'yı alt edip kontrolü ele aldığında bunu fark etmek hiç zor olmayacak. Axelia'nın sıkı sıkıya iliklenmiş önlüğünün düğmeleri birden patlayacak ve toplanmış saçları yeniden yüzünün kenarlarına düşecek; dolgun dudakları kırmızı rujun etkisiyle daha da öne çıkacak. General Petra ise daha az konuşup daha çok öfke saçacak çünkü Nazi'lerin bitişini ve Adolf Hitler'in ölümünü henüz kabul edebilmiş değil.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Axelia'nın kaderi yıllar öncesinde annesi henüz küçük bir kızken çiziliyor aslında, Vera De La Rosa sokağının başındaki eğlence mekanından gelen şarkı seslerini duyarken hayaller kurarak dalıyor uykusuna. Hayallerinde orada gördüğü assolist kadar güzel ve çekici bir genç kız oluyor hatta ondan bile güzel şarkı söylüyor. Böylece Vera, ergenliğe girdiği zamanlarda hayallerini desteklemeyen ailesinden kaçıyor ve Britanya'nın en ünlü assolistlerinden biri olacağı yolculuğa çıkıyor. Bu hiçbir zaman kolay olmuyor Vera için, çoğu sayamadığı kadehlerin ardından ertesi günü hatırlamayacağı insanlarla geceyi geçiriyor ve bunlardan biri Axelia'yı armağan ediyor ona. Vera bu hediyeden hiç hoşnut olmasa da bir şekilde ona sahip çıkmaya karar veriyor; fakat küçük kızına kulisine gönderilen bir çiçekten daha çok özen göstermiyor. Kuliste büyüyor Axelia, ilgiye en ihtiyaç duyduğu zamanlarda perde arkasından annesini izliyor ve ona gösterilen ilginin onda birine sahip olabilmeyi diliyor. Oysa onun ihtiyaç duyduğu ilgiyle annesine gösterilen ilginin tamamen başka olduğunun farkında bile değil. Yalnızca sevilmek, çok sevilmek istiyor.

Yine küçük bir kızken kulise annesi için uğrayan bir sarhoş ona bu iki ilgi arasındaki farkı öğretiyor, kendisini korumak isteyen küçük kız adamın başına annesinin güzel güllerini taşıyan vazoyla vurduktan sonra onlarca gülün içinde ölüyor adam. Kimse bunu küçücük bir kızın yapmış olabileceğine inanmıyor, Axelia ise yaşadığı travmadan sonra içine kapanıyor bu dönemde zihninde yaşayan iki kişiyle tanışıyor; biri annesini çok andıran Irıs diğeri ise kalbindeki tüm öfkeye ev sahipliği yapan General Petra. Çoklu kişilik bozukluğu Axelia'da bu dönemde meydana çıkıyor.
İstediğiniz Meslek: Axelia için şifacılık istiyorum, Irıs ise geceleri ara sıra bazı barlarda şarkıcılık yapacak. Çoğunluk onu şifacı olarak tanıyacağından şifacı rütbesi daha doğru olur sanırım.
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Yok.

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 10
Lanet Gücü: 5
Tılsım Gücü: 2
İksir Gücü: 8

Örnek RP: Karakterime ait çok eski bir rp'dir, kurgu çok benzer olsa da çoklu kişilik bozukluğunu sonradan dahil ettim.

[spoiler]

İri dalgalı kıvırcık saçlarını öne doğru atarken ince belini eğen ufak tefek cadı ince topuklu rugan ayakkabılarının üzerinde dengesini kaybetip bir adım öne doğru savrulsa da tüllerle sarılmış süslü sandalyelerden birine tutunarak yüzüstü kapanmaktan son anda kurtulmuştu. Davetin henüz başlamamış olmasına karşın, ön masalardan bir kadeh koyu kırmızı bir rujla kirletilmiş, şaraplardan biri yarıya çoktan inmiş ve genç cadı masaları süsleyen lavantaların salonu saran yoğun kokusunu alamayacak kadar kendinden geçmişti. İnsanlar birbir salona giriyordu ve Axelia gidip onları kocaman sıcakkanlı bir gülümsemeyle karşılamak yerine Dorman Ailesi için rezerve edilmiş bu masanın hemen önünde uzun tırnakları siyah ojeyle boyanmış parmaklarını saçlarının arasında dolaştırarak kaybettiği hacmi geri kazandırmaya çalışıyordu. İşlemi yeterli bulduğunda geriye doğru fırlattığı saçlarıyla beraber doğrulurken bir kez de geriye doğru savuruvermişti cadı ve davetlilerin şaşkın bakışlarıyla kendisini şöyle bir süzmelerine yol açmıştı.

Savruk adımları yüksek tavanlı -evet öyle yüksek bir tavanı vardı ki Axelia başını kaldırıp şöyle bir ölçmeye kalksa bu derinliğin sonunu göremeyebilirdi yahut şarap çok kaliteliydi- lüks otelin salonunu arşınlarken, merdivenlerden inen üvey ağabeyinin göz alıcı takımının mavisini süzdü, ah, koluna girdiğinde kan kırmızısı saten elbisesiyle çok uyumlu durmayacaktı ve adını şimdi hatırlayamadığı müstakbel ağabeyi ona ne giyeceğiyle ilgili bilgi vermeyecek kadar nezaketsizdi. Soft renkler tercih edilen dekorun ortasında koyu bir kırmızı ve ışıltılı bir mavi olarak oldukça uyumsuz olacaklardı; fakat şimdi giriş kapısına yönelen adımlarıyla muhtemelen davetlileri karşılamaya karar veren üvey ağabeyinin vücuduna ne güzel oturmuştu o takım öyle! Pantolonu dolduran poposu en az Axelia kadar tüm davetlilerin dikkatini çekerse bu uyumsuzluk hiç de göze batmayacaktı.

Salon kısa bir süre içerisinde yüzlerce ziyaretçiyle dolmuştu; Britanya'nın en ünlü ses sanatçılarından Vera de la Rosa'nın kızıyla tanışmak isteyen onlarca simayla yaptığı kısa sohbetler iki şişe şarabı daha bitirmiş olmasına rağmen düğünün başındaki sarhoşluğu yakalamasına müsaade etmiyordu. Axelia bu isimlerin kendisine magazin sayfalarından aşina olduğuna emindi; hatta birkaç tanesi karıştığı bazı olayları sorma patavatsızlığında dahi bulunmuştu. Nitekim cadı çok da takıntılı biri değildi; hakkında düşünülenleri ve haklılık paylarını pek önemsemiyordu. Garsonlardan birinin taşıdığı tepsiden aldığı bir bardak kırmızı şarabı hızla yudumlarken kalabalıktan biraz sıyrılmak için geriye doğru çekilmiş ve kontrolünü alkolün acımasına bırakmıştı; dolgun dudakları silinmeye devam eden rujuyla ters orantıda kulaklıklarına varıyor, seyrettiği kalabalıkta tuhaf bir olaya rastlarsa yerini kıkırdamalara bırakıyordu. Kahverengi gözleri şimdi  Dırdırcı'nın kendisi gibi sık sık yer verdiği bir genç bir iş adamına takılmıştı; büyücünün siyah gözleri de kendi üzerindeydi ve dudağındaki kıvrılmayı bir davet sayan Axelia yarıya inen bardağını masaya bırakarak aksak adımlarla büyücünün yanına geçmişti. İçkinin de etkisiyle beş defa daha fazla yakışıklı bulduğu genç adamın eli çoktan beline inmişti ve neredeyse annesinin düğününde kalçasını okşayacaktı; salondaki gazetecilerden birine yakalanma ihtimalini anımsayan cadı pek de mantıklı bir karar almayarak genç adamın kollarından sıyrılıp masadan aldığı şampanya şişesini patlatıvermişti. Şişeden savrulan köpük saten elbisenin üzerine, birkaç davetliye ve masalara sıçramıştı; etrafından çember şeklinde uzaklaşan insanlar bir kez daha şaşkınlıkla ve kıkırdayarak kendisine bakmıştı ve köpük olayına bayılan cadı kahkahalarla masadaki boş bardaklardan birine biraz şampanya doldurup yakışıklı iş adamına vermişti.
[/spoiler]