Büyücedünya RPG
İngiltere Büyücedünyası => IV. Kat => Hogwarts => Kütüphane => Konuyu başlatan: Balian d'Ibelin - 11 Mart, 2023 14:06:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
-
[youtube]https://youtu.be/_hyAOYMUVDs[/youtube]
Sınavlar yaklaşırken herkes gibi Balian'da sessiz bir yer arıyordu. Kütüphanenin kalabalık olacağını bildiği halde ayakları onu oraya sürükledi. Evet, sürükledi. Çünkü Lola'nın orada olacağını biliyordu. Hep orada olurdu zaten. Bir yanı kütüphaneye onu görme umuduyla gitmek isterken diğer yanı dönüp odasında çalışmasını söylüyordu. İki hafta önce üçüncü kez açılmıştı Lola'ya. Üçündede sert bir şekilde reddedilmesine rağmen onu görmek istemekten kendini alamıyordu. Mavi gözlerini ve saçlarını savurarak yürüyüşünü görmek istiyordu. Niye bu kadar sertti? Niye hala reddediyordu ki? Oysaki bazen onu da kendine bakarken gördüğü oluyordu. Yoksa yanılıyor muydu? Eğer yanılmıyorsa... Sorun neydi peki? Yaşça küçük olması mı? Bunu geçerli bir sebep olarak görmüyordu Balian. Çünkü boyu yüzünden büyük görünüyordu. Eğer çıkmaya başlarsalar göze batmayacaklarından emindi.
En son reddedilişi en ağırı olmuştu. Lola ağzına ne gelirse söylemiş, bir daha gözüne gözükmemesini yoksa onu bir sincaba çevireceğini söylemişti. Buna rağmen yoluna devam etti. Kütüphanenin kapısından girerken gözü kuytu sessiz bir köşeyi değilde onu arıyordu. Bir süre masaların etrafında dolaştı. Hiçbir masada onu görmedi. Ona dair bir eşyasını bile görmedi. Eşyalarının hepsini tanırdı. Birinci sınıftan beri ona aşıktı ve ancak bu yıl açılma cesareti bulmuştu. Ama tabii reddedilmesi ise kaçınılmaz olmuştu. İlk reddedilişi çok hafifti. Kız özür dilemiş ve onunla çıkmayacağını söylemişti. Ama diğerlerinde masmavi gözlerini patlatıp "Defol!" diye bağırmıştı. Oysaki son teklifinde baloya gitmeyi teklif etmişti. Henüz birisi ile sözleşmediğini biliyordu. Bu sert hayırın ardından balonun kapısından bile geçmemeye karar vermişti.
Orada olmadığını kabullendiğinde her zamanki yerine gitmeye karar verdi. Her zaman en kuytu kenarda rafların arasında yere otururdu. Böylesi daha rahat ve gözden uzaktı. Bazen insanlar uzun bedeninin orada olmasından rahatsızlık duyardı ama bu pek umurunda değildi. Umurunda olan tek şey Lola'ydı.
Köşesine gitmek için rafların arasına girdi. Biraz ilerisinden bir kız kahkaha atmıştı. "Şşt!" sesleri yükselirken kızın sesi de kendini durdurmaya çalışır gibiydi. O rafın yanından geçerken merakına yenilip dönüp baktı. O anda başından kaynar sular döküldü. Bu oydu, Lola'ydı. Hafif turuncuya çalan saçları yüzüne dökülmüştü ve sağ eli ile ağzını kapatıyordu. Hızla başını çevirip köşesine doğru hızlı adımlarla ilerledi. Gördüğü manzaradan hiç hoşnut olmamıştı. Onu görmüş olmanın verdiği mutluluğu yanındaki çocuk yok etmişti. Hala bu çocukla nasıl bir ilişkisi olduğunu bilmiyordu. Adının Blake olduğunu öğrenmişti fakat ilişkileri neydi? Yakın arkadaş olduklarını düşündüğü her seferinde bir şeyler oluyor aralarında duygusal bir ilişki olduğunu düşünüyordu. Bu da böyle bir andı. Rafa yaslanmış kahkahasını durdurmaya çalışan kıza sırıtarak bakan çocuğu o an bir kitaba çevirmek istedi. Kitaba çevirip asla bulunamayacağı bir rafa koymak...
Yerine geldiğinde kendini adeta yere attı. Öyle ki insanlar bu uzun bedenden çıkan ses ile dönüp baktı. Elini iyi olduğuna dair salladı. Gözünün önünden o sahne gitmiyordu. Hatta beyni aslında görmediği şeyleri bile gösteriyordu. O an odasına gitmeye karar verdi. Burada durduğu sürece kendini durdurması ve gidip en azından bir yumruk atmaması zorlaşacaktı. Böyle bir şey yaparsa hem Lola'yla bir şansı varsa dahi kaybederdi hem de ceza puanı alır hayallerine bir eksi puan eklerdi. En iyisi buradan bir an önce uzaklaşmaktı. Hızla yerinden kalktı. Etrafına dahi bakmadan, sanki sinirini zeminden çıkarıyormuşçasına yürüyüp gitti.
Bitti...