17 Nisan, 2026 08:45:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Mary Bethuel

Sayfa: [1]
1
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 11 Nisan, 2022 13:49:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ölüm ve yaşam, birbirinden ebediyen ayrılmış iki kardeş. Birbirlerinin tam anlamıyla zıttı, birbirlerine hasret duyan ve birbirlerinin sebebi olan iki ayrı dua. Meredith Vivienne Boleyn. Kardeşlerden yaşam olanıyla tanışmıştı. Onu tatmıştı, ona dokunmuş ve onun kadına sunduğu meyveleri tatmıştı. Kimi meyve çürüktü ve yendiğinde ağzında acı bir tat bırakmıştı. Kimi meyve güzeldi, suluydu ve mutluluk getirirdi. Bu kadın, karşısındaki rahatsız sandalyede elleri bağlanmış, dizi patlatılmış, kanlar içinde oturan bu kadın son meyvesini yemek üzereydi. Yorgun dudaklarından dökülmeye başladı sözler. Dökülen her harf, her kelime ve o kelimelerin bir araya getirdiği küçük cümlecikler, sessiz bir gölün üzerine düşen yapraklar gibiydi. Dalgalar halinde dağılıyor ve etrafındakileri etkiliyordu. Şüphesiz bu kadının söyledikleri bir çok yavrunun yaşamını etkileyecekti. Bu hayatların nasıl etkileneceğini düşündüğüne bir ürperti içinde esiverdi Mary'nin. Heyecan, mutluluk, üzüntü ve keder hepsi bir aradaydı. Bir araya getirilmiş şekilsiz bir meyve gibiydi.

Meredith'in gözleri kapandı. Ölmemişti. Göğüs kafesi hala inip kalkıyordu. Tanrı'nın ateşi hala lanetlenmiş bedeninde dolanıyordu. Sönmeden önce son nefeslerini veren bir köz kadar güçsüz olsada hala oradaydı. Doğumundan beri sönmeye mahkum melanet bir ateş.

Bebek mavisi gözler tekrar açıldı. Güçlükle ve zorlukla. Mary o gözleri görebiliyordu. Lakin o gözlerin onu gördüğünden emin değildi. Mary'e bakıyor ama çok ötede çok başka şeyleri görüyordu. Sözlerini rahibeye söylemiyordu. Rahibe artık ondan çoktan ayrılmıştı.

Mary yavaşça yaklaştı Meredith'in meczup bedenine. Kanla kaplı elini kızın pamuk gibi yüzüne değdirdi. Kadının yanakları rahibenin elindeki kanla kıpkırmızı oldu. Eğildi ve fısıldamaya başladı Mary. "Tanrı, senin ruhuna merhamet göstersin. Onun merhameti ve bağışlayıcılığı sonsuzdur. Senin ruhun için dua edeceğim." Bethuel ile göz göze geldiler. Oda bir şeyler söyledikten sonra alışkanlığını tutan kuşağına sıkıştırdığı hançeri çıkardı. Hançerin kabzasından ayrılırken çıkardığı ses odadaki her şeyi kesti. Havayı, sesi ve kokuyu. Meredith'in gözleri hançerin kabzasından yansıyan ışığı gördü. Işık ve hançer yaklaştı. Yaklaştı ve yaklaştı. Mary'nin duası odayı doldururken hançer yaklaşıyordu. "Selam sana, Tanrı'nın en sevgili kulu Meryem, Rab seninledir. Kadınların en mübareği sensin ve mübarektir senin evladın İsa. Aziz Meryem, Allah’ın annesi. Biz günahkarlar için şimdi ve ölüm saatimizde dua eyle." Hançer Meredith'in kırılgan gırtlağını yırttı. Mary ittirdi hançer ilerledi. Mavi gözlerdeki ışık söndü, tanrının ateşi yıldı ve Meredith Vivienne Boleyn yaradanın yanına varacağı yolculuğuna uğurlandı. Ruhu bu yolculuğa giderken kanları damıtılacak ve şişelenecekti. Bedeni ise yaşlıların istekleri doğrultusunda kullanılacaktı.

"Amin."
[/justify]

2
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 11 Nisan, 2022 11:17:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Zaman kazanmaya çalışıyordu karşısındaki melanet. Lafları geveleyerek yuvarlayarak bir şeyler söyleyip aslında hiç bir şey söylemiyordu. Pek tabiki bir bakanlıkta, bu cadıların kurduğu saçma sapan bir kurum bile olsa, evrak işleri, bürokratik safsatalar olacaktı. Mary'nin bilmek istediği şey belgeler değildi. Kadına döndü. Nefes almaktan zorlanan ölmek üzere olan bir cesetti. Ceset olduğunu bilmeyen bir ceset.

"Meredith, bunu bende biliyorum. Canını daha fazla yakmak istemiyorum. Motke ile bakanlığın bağlantısı. Motke'nin sizin toplumunuzdaki rütbesi ve görevleri nelerdi bana bunları anlat. Lütfen." dedi. Sesinde bir samimiyet vardı. [/justify]

3
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 10 Nisan, 2022 23:15:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Sırtı kadına dönük bir şekilde dinliyordu. Motke gibi birinin ölümü. Sembolik bir ölüm olmuştu. Mary adamın çifte ajan olduğunu bilmiyordu. Lakin bilenlerin anlayacağı bir ironiydi bu. Bir avcının yayından çıkan ok bir büyücünün büyüsüyle saptırılmış ve adamın boğazını parçalamıştı. Çalıştığı ve ihanet ettiği taraflar bir olup adamı yok etmişti sanki. "Teşekkürler." dedi. Sırtı hala dönüktü. Başka soruları vardı, sorması öğütlenen sorular. "Sihir bakanlığı denen şu kurum. Nedir, ne değildir? Bildiğin her şeyi anlatır mısın bize? Meredith Vivienne Boleyn."

İhanetin tadını bir kere almıştı bu kızıl saçlı kadın. O tat insanın ruhunu karartırdı, Meredith ise şanslıydı, ruhu o kadar kararmaya fırsat bulamadan bu dünyadan göçüp gidecekti zira.[/justify]

4
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 10 Nisan, 2022 22:38:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Derin bir nefes aldı. Parmak uçlarında hissediyordu sinirlendiğini. Bu iyi değildi. Sakin kalması gerekiyordu. Öfke gibi hisler tanrının insanoğluna verdiği küçük hatalardı. Bu hataya düşüp işini savsaklamamalıydı. Kadının sözlerini dinledi. Dinledikten sonra da sindirdi. Adil yargı? Meredith'in yargılanması bile mucizeydi. Bethuel'in kadını bulduğu ilk ağaçta asması makbuldü. Ona merhamet gösterilmişti ve sen bu merhamete şükür edeceğine daha fazlasını istiyordu. Cadılar şüphesiz insanlığın melanetiydi.

"Melanet!" diye haykırdı odanın içinde. "Adalet istiyorsun demek. Peki." Armudu soktuğu yerden hızlıca çıkardı. "Konuş. Konuştuğun sürece sana dokunmayacağız."[/justify]

5
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 10 Nisan, 2022 22:08:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Barut kokusu odayı doldururken konuştu Meredith. Sözcükler, cümleler, sorular ve bir tür dua. Tanrının şehrinde tanrının kulları önünde başka bir tanrının sözlerini söylemek büyük kâfirlikti, bunu kesinlikle cezasız bırakmayacaktı. Elinin tersiyle kadının suratına geçirdi tokadı. Parmağındaki yüzük kadının dudağıyla buluştu ve o dudak patladı. "Burada soruları sen sormayacaksın şeytanın orospusu."

Elinde tuttuğu ızdırap armudunu serbest bıraktı. Parçalanmış diz kapağının orada bu armudun girebileceği bir delik oluşmuştu. Girebileceği ve açılabileceği. Armudu kızın yarasına olabildiğince yavaş bir şekilde soktu. Çığlıkları odayı doldurmaya devam ediyordu. "Sen zaten öldün. Nasıl öleceğini seçmek sana kalmış. Lütufkar, temiz ve acısız bir ölüm mü? Yoksa acıdan delirip ölümün ne olduğunu unuttuğunda seni bulacak bir ölüm mü?" dedi. Sesinde bir tutam acıma yoktu. Yaptığı işten hoşnutsuzdu ama yapılması gerektiğinin bilincindeydi. "Sihir bakanlığı. Anlat!" Bu sırada kardeşi silahının horozunu çekti ve mermiler silindirde döndü.[/justify]

6
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 10 Nisan, 2022 21:19:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Sessizlik. Kızıl saçları solmaya başlamış kadının verdiği cevap buydu. Sessizlik bazen altındı. Sessizlik bazen asaletti. Sessizlik bazen verilebilecek en ulvi cevaptı ve kadın bu yolu seçmişti. Mary'nin yüzünde belli belirsiz bir saygı ibaresi belirdi. Ölümün karşısında bile asaletini korumayı başarabilmiş bir kadındı bu. Her ne kadar kırılmış ve esaretle boyanmış olsada. Fakat sessizlik burada verilmesi gereken bir cevap değildi. Mary kardeşine baktı. Kafasını salladı ve adam silahını çekti. Kadının çırılçıplak bedenine nişan aldı. Tam sağ bacağına, diz kapağının olduğu yere. Bir nefes kadar kısa bir sürede şunlar olmuştu. Bethuel tetiği çekmişti. Mekanizma hareketlenmiş, barut patlamış ve mermi kadına acı verme gayesiyle süzülmüştü. Havayı yarıp geçmiş önce kadının etini daha sonra da diz kapağını paramparça etmişti! Bir çığlık bütün odayı doldurdu. Tahtaların arasındaki böcekler bile bu çığlıktan korkup kaçtılar. Dünya yerinde dursa bile bu çığlık durmazdı. Mary tekrar konuştu. "Sihir bakanlığı denen bu kurum nedir? Motke ile bağlantısı nedir?"[/justify]

7
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 03 Nisan, 2022 12:43:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

I. Seviye

[float=left][/float]
Beyaz Cadı
Santa Fe kasabasının kuzeyinde, Colorado Eyaletinin yakınlarındaki Duncan ailesine ait şeker kamışı plantasyonlarında garip olaylar dönüyor. Her gece bazı kölelerin kaybolduğu, aramaya gönderilenler tarafından da bulunamadığı söylentileri yayılmakta. Tüm bunların kaynağının, kimi şahitlerin geceleyin boyanmış yüzüyle tepelerde gezdiğini iddia etti Beyaz Cadı olduğundan şüpheleniliyor. Bu geniş tarlalar ve Duncan ailesine ait villalarla çevrili araziye varıp cadı söylentilerinin aslını bulmanız ve Beyaz Cadıyı durdurmanız gerekmektedir.

Ödül: 2 GP ve 300 Galleon


Bu mahlukatı temizledik. GP, Para ve Büyücü Kanı için geldim. TIK.
(Buraya Cerende yazacak ama onun yazmasına biraz var gibi zaten olayların akışı değişmeyecek eğer ödülümü almam için onun yazmasını beklemem gerekiyorsa np.)



8
Amerika Birleşik Devletleri / Beyaz Cadının İnfazı
« : 03 Nisan, 2022 12:37:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Santa Fe Kasabası - Colorado

[justify]"Hepimiz tanrıdan geldik. Onun ebediliğinin ve mükemmelliğinin minik birer yansımasıydık sadece. Kimimiz küfürle ve günahla ışığını kaybetti. Biz o ışığı kaybedenlerin ateşlerini söndürmeye geliyoruz."

Çiseleyen yağmur ayak seslerini gizliyordu. Alışkanlığı sırılsıklam olmuştu. Belkide at arabasından bu kadar çabuk inmemeliydi. Lakin bu topraklara nadiren yağan yağmurun ona denk geleceğini nereden bilebilirdi? Belkide bu tanrının ona gönderdiği bir işaretti. Sıcağı ve kuraklığı almış yaşamı ve pınarları ona getirmişti. Bu doğru yolda olduğunun işaretiydi işte. Tanrının yolundan gittiği için sadece kendisi değil bu kasabanın günahkarları da paylarını almıştı. İçini bir huzur ve mutluluk kapladı, adımları daha güçlüydü şimdi. Kasabadaki küçük kiliseye girdi. Boyası ve tahtaları pek eskimişti bu kilisenin. Cemaat için ayrılmış sandalyelerin sayısı pek azdı. İçinden bir ses, çoğunun pazar günleri de boş kaldığını fısıldadı ona. Bu sandalyeler dolmadığı sürece bu topraklara bereket gelmeyecekti. Kilisenin genç papazı kadını karşıladı. Dualar edildikten sonra kadını güzelce ağırladı. Ona ekmek ve su verdi. Uzun yoluyla ilgili maceralarını dinledi ve kasabayı anlattı. Mary kardeşinin de onunla geldiğini ancak atıyla önden gidip ormanları aradığı bilgisini adamdan gizli tuttu. Sonuçta az önce ima ettiği gibi tanrının ışığını ve sözlerini Amerika'nın vahşi topraklarına yaymaktan başka yükümlülükleri de vardı. Bu yükümlülükleri bilmesine de gerek yoktu masum bir rahibin. Yağmur dinene kadar kilisede bekledi. Güneş bulutların arasından baş verince de rahibe her şey için teşekkür etti ve kiliseden çıktı. Yağan yağmur yüzünden yumuşamış toprak ayaklarının altında eziliyordu. At arabasının bu şekilde yola devam etmesi pek mümkün gözükmüyordu. O yüzden arabayı kiliseye kadar getirdi ve rahibe emanet etti. Orağını alıp atın sırtına bindiğinde rahip masum bir rahibeyle karşı karşıya olmadığını anladı ve ağzından daha kadının sormasına fırsat kalmadan aradığı cevaplar döküldü. "Duncanların çiftliği. Kuzeye doğru sürün atınızı. Bir dereye geleceksiniz dereyi akıntının tersine doğru takip edin. Önce şeker kamışlarını sonrada onu bulacaksınız. İsa babamız sizinle olsun."

Hava kararmasına rağmen sıcak hissettiriyordu. Bir kaç saat sonra yağmurun yağdığına dair izler bile kalmayacaktı. Otları ve küçük ağaçları geçti. Suyun şıkırtısı kulaklarına ulaştığında onu takip etti ve dereyi buldu. Yorulmuş bedenini ve kurumuş dudaklarını serinletmesi için avucunu suyun içine sokup soğumuş suyu kana kana içti. Tanrı onu savaşa zinde göndermek için bu suyu buraya koymuştu. Yer yüzünün kabuğunda açtığı yarıktan yaşamın özünü geçiriyordu. Mucizeleri her köşedeydi, sadece doğru bakmak gerekiyordu. Kuzeye, akıntının tersine doğru sürdü atını. Toprak kokusu ciğerlerini dolduruyordu. Yağmurdan kaçan hayvanlar yavaş yavaş evlerinden çıkmaya başlamıştı. Rahibin söylediği gibi, on, on beş dakikalık bir yolculuğun ardından şeker kamışları gözükmeye başlamıştı. Villalar ve insanların müsriflikleri de oradaydı. Gelişini gören köleler kadına dik dik bakmaya başladı. Bakışlara aldırış etmedi. Önemsiz karıncaların bakışlarını umursamazdı büyük aslanlar zira. Kamışların ve kölelerin arasından geçti ve büyük villanın avlusuna ulaştı. Silahlarını tutan korumalar ve bir katip onu karşıladı. Üç dakika kadar süren bir muhabbetin ardından eve buyuruldu. Atını bağladı. Orağını bir baston gibi kullandı ve içeriye geçti. Burada güzel yemekler yedi ve evin hanımıyla dualar etti. Sonra güneş battı. Güneş battı ve Bethuel dışarı çıktı.

Bir kaç köleyi bilinçli olarak dışarıda bıraktırmıştı. Çitleri tamir ediyorlardı. Pek tabii bu bir yalandı. Beyaz Cadı için atılmış bir yemdi o köle oğlan. Mary ise çiti güzelce gören ahırın içinde saklanıyordu. Küçük bir delik çocuğun çitleri ne güzel boyadığını izlemesine yardımcı oluyordu. Güneş battıktan iki saat sonra, çocuk neredeyse çitlerin yarısını bitirmişti ve gaz lambasındaki gaz tükenmek üzereydi. Lakin gaz lambası gazı tükenmeden söndü. Mary kemiklerine kadar hissettiği bir gerginliği çocuğunda hissettiğini gördü. Tüm dedikoduları duymuştu zira. Beyaz Cadı'dan korkuyordu. Kendisinin diğer arkadaşlarının korkmaması için sunulmuş bir kurban olduğunu bilseydi kesinlikle daha fazla korkardı.

Çocuğun daha fazla gaz alabilmek için boya malzemelerini topladığını gördü. Titreyen elleri ona yardımcı olmuyordu. Çocuk yere düşen fırçayı alabilmek için eğildiğinde yaklaşan şeyi görmemişti. Fakat Mary görmüştü. Gördüğü gibi de fırlamıştı orağıyla. Cadının elini kaldırdığını gördü. Elindeki günah nesnesini garip hareketlerle oynatışını izledi. Koşuyordu Mary. Tanrının bacaklarına güç vermesi için yalvara yalvara koşuyordu. Orağını kaldırdı. Sivri ucu ay ışığının altında güzelce parladı. Cadının günah nesnesinin ucundan kırmızı bir ışık fışkırdı köle çocuğa doğru. Tam o zaman indirmişti orağını kadının günahkar bedenine. Köle çocuk yere düşerken cadı da bağırdı. Feryadını duymayan kalmamıştı. Az önce günah işlediği kolu omzunun biraz altından olacak şekilde kesilmiş ve yere düşmüştü. Cadı küfürler ede ede kaçmaya başladı. Mary'de peşindeydi. Dökülen kan parıl parıl parlıyor ve rahibeye yol gösteriyordu. Şeytanın hizmetkarı kanıyla bu toprakları kirletiyordu. Bir silüet daha gördü gözleri. Gecenin ve kamışların arasında tanıdık ritimde koşan ayak sesleri. Maskeli kovboy bir anda cadının önüne çıktı. Elinde tuttuğu silah gürültüyle patladı. Bacağından vurulmuş cadı korku dolu gözlerle yere serildi. Uriel kadının başında duruyordu. Bir kaç saniye sonra Mary'de onlara yetişti. Yanında getirdiği şişelere doldurabildiği kadar doldurdu kadının kanını ve kalktı ve yerde yatan aciz varlığa baktı. "Ruhları ayrıldığında toprağa dönerler; o gün planları boşa çıkar." Uriel bu ayeti tanıdı ve tetiği çekti. Kadının çirkin gözlerinin arasındaki bir delikten akan kan ile ruhu bedenini terk etti. [/justify]

9
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 20 Mart, 2022 16:01:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Sıcak su dolu küvete lavanta yağı esansını döktü. Yağ yavaş yavaş suyun yüzeyinde dağılırken sabunu ve bir kaç yaprak gülü ekmeyi unutmadı. Güzel kokular narince odayı doldurdu. Cübbesini çıkartıp nazikçe küvetin yanındaki sandalyenin üzerine koydu. Kıyafetlerini çıkardığında hissettiği soğuk bütün vücudunun irkilmesine sebep oldu. Aynadan yansıyan çıplak vücudu onu günahkar düşüncelere itiyordu, o yüzden zaman kaybetmedi ve küvete adım attı. Sıcak suyla buluşan ayak parmakları çözünen buzlar gibi hissettirdi. Bilekleri ve dizleri, daha sonra bütün vücudu suyun haşmetine teslim oldu. Yağ ve sabunun narin parmakları kadının bedenini okşuyordu. Buhar yavaşça aynayı buğuladığında keseyi eline aldı. Kollarından başlayarak bütün bedenini temizlemeye başladı. Sadece kirden değil, ayrıca günahtanda temizlemek istiyordu bedenini. Lakin insanoğlu günah ile doğmuştu. İlk günahın tohumuydu dünyada var olmuş bütün varlıklar, o yüzden günahtan temizlenmek ve kaçmak namümkündü. Günahkar olduğunu kabullenip başka günahlar işlemekten kaçınmalıydı insanlar. Kaçınmayanları ise doğru yola sokmakla yükümlüydüler. O doğru yol ya kanla ya duayla yada hoşgörüyle gelirdi, seçim ise şüphesizki insana aitti. Başını geriye yasladı. Yarım saatten biraz daha fazla zamanı vardı. Bu zaman zarfında temizlenmeli, kurulanmalı giyinmeli ve bir günahkarı günahlarından arındırmalıydı. Gözlerini kapattı. Daha önce bir cadının nasıl sorgulandığını görmüştü. Kızıl saçlı başka bir cadının parmağı koparken attığı çığlıkları hatırlıyordu. O gün sadece izlemişti, kardeşiyle birlikte. Bugün ise çığlıkların sebebi olmakla yükümlendirmişti Tanrı onları. Tanrı ona bir görev verdiyse yapacaktı. Bir ruhu parçalamasını istediyse tanrı, Mary o ruhtan kesinlikle ama kesinlikle eser bırakmayacaktı! Zira Tanrı'nın emirleri sorgulanmazdı.

Aynadaki buğu uçup gitmeden hızlıca çıktı küvetten. Önceden hazırladığı ve şöminenin ateşinde ısıttığı kumaşlarıyla kendini kuruladı. Sıcak kumaş, ıslak ve üşümüş bedeniyle temas ettiğinde kadının bütün kasları gevşedi. Islak yer kalmadığından emin olduğunda iç çamaşırlarını ve korsesini giydi. Sonra üzerine alışkanlığını* geçirdi. Islak saçlarını şöminenin önünde taradı ve kuruttu. Hepsi bittiğinde şöminenin üzerindeki İsa biblosunun önünde diz çöktü. "Mesih İsa, suçlarımızı affet; cehennem ateşinden bizi koru. Tüm ruhları, özellikle de merhametine daha çok muhtaç olanları cennete kabul et." diye fısıldadı elindeki hacı sımsıkı tutarken. Sonra hacı bırakmayarak önce başına, sonra karnına sonra sağ omzuna ve son olarak kalbinin üzerine koyarak istavroz çıkardı. "Baba, oğul ve kutsal ruh adına."

Sokaklardan hızlıca geçti. Onu görünce duran çocuklara nasihat verdi, kadınları selamladı ve erkeklerden kaçındı. Gözleri kadını sorgulayacakları yeri arıyordu. Pek zorlanmadan buldu. Kalbi küt küt atıyordu. Heyecan şüphesiz hissetmemesi gereken bir duyguydu lakin o bir insandı ve insanlar kendi bedenleri üzerinde kontrolü olmayan zayıf varlıklardı. Kapıyı açmadan önce Peder Foehrkolb'u gördü. Başıyla selamladı pederi ve onun çıktığı kapıdan içeri girdi. Kardeşi cadının yanındaydı ve pek keyifsiz görünüyordu. Zümrüt yeşili paçavraya sarılı kadına yaklaştı. Hiç bir şey söylemeden dua etmeye başladı. "Gel İlahi Ruh, günahkarlığımı kutsallaştıran. Alçakgönüllü olmayı öğreten göksel babam. Zayıf anımda gücüm, yokluğumda tek dayanağım. "Duadan sonra kardeşinin yanına sokuldu ve kulağına fısıldadı. "Cevap vermediği her soruda diz kapaklarına sıkmanı istiyorum." Yanında getirdiği bıçağı çıkardı. Sol elinin parmaklarını bıçağın keskin kısmında gezdirdi ve parmağı bıçağın sivri ucuna geldiğinde bilinçli olarak batırdı. Parmağının ucundan düşen bir kaç damla kan toprağa karıştı. Dökülecek kan için önce kendi kanıyla bedel ödemişti. Şimdi sıra günahkar kanı dökmekteydi. Kadının yakasına yapıştı ve bıçağıyla kıyafeti ortadan ikiye böldü. Kadın çırılçıplak kalana kadar bütün kıyafetlerini soydu. İşkence aletlerinin olduğu masaya uzanıp Istırap Armudu'nu eline aldı. "Şeytanın uşağı!" dedi kadına boş eliyle kadının suratına bir tokat atıp dikkati üzerine çekti. "Bu elimde gördüğün şey nasıl çalışır bilir misin?" dedi. Tokat attığı elini yumruk yaptı. Yumruğunun kenarında doğal olarak oluşan deliğe yavaşça aleti yerleştirdi. "Bunu senin o kokuşmuş yerlerine sokuyoruz." dedi. Kadının gördüğünden emin olmak için gözünün dibine dibine soktu. Sonra yavaş yavaş aleti açtı, mekanizma çalışırken Mary yumruğunu açtı ve armudun tam formunu kadına gösterdi. "Konuşmazsan bunu vücudundaki her deliğe sokmaktan kendimi geri tutmayacağım. Şimdi Şanslı Meredith! Söyle! Motke'yi nasıl öldürdün! O gece neler yaşandı anlat!"[/justify]

*rahibelerin giydiği kıyafete alışkanlık deniyormuş

10
Cadı Avcısı Karakter Başvuruları / Mary Bethuel
« : 13 Mart, 2022 20:55:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Karakter Başvuru Formu

Karakterin Adı ve Soyadı: Mary Bethuel
Karakterin Yaşı: 33
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri ve Geçmişi Mary son derece ciddi, kesinlikle sululuğa yer vermeyen dini ve dini vecibeleri hayatta her şeyden öne koyan bir kadındır. Kardeşi daha bebekken yetim kalmış ve kilisenin insafına bırakılmıştır. Kilise iki kardeşi her ne kadar ayırmış olsa da mekanların birbirine yakın olması ve kardeşlerin alttan alta birer avcı olarak yetiştirilmeleri sebebiyle pek ayrı kalmamışlardır. Mary eğitimini son derece ciddiye almış ve dört incilin dördünü de ezberlemiştir. Dua'yı hayatından asla eksik etmez. Dokuz yaşından itibaren büyücülerin ve diğer dünyanın farkına varmış ve eğitime alınmıştır. Bu eğitim hem dini öğretileri hemde büyücülere karşı nasıl hayatta kalınacağını ve en sonunda nasıl o büyücülerin canını alacağını içermiştir. Eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra kardeşiyle birlikte yollara düşmüş ve dünyayı şeytanın tohumlarından temizlemeye başlamıştır. Sevmiyorum karakter kartı yazmayı lejant yazıp derinleştiririm ileride istersem.
İstediğiniz Meslek: Rahibe

Karakterinizin Mahşer Yolu: Doktor


Başlangıç Teçhizatı: Orak.


İmza Teçhizat: Gümüş ele sığan bir haç.

Örnek RP: Cwenhild... biliyorsunuz artık bu işleri...

Sayfa: [1]