17 Nisan, 2026 09:46:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Einar Melker Selvik

Sayfa: [1]
1
Birleşik Krallık / Lanet Olsun Böyle Hayata!
« : 13 Kasım, 2021 21:18:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Efendim bu renk Einar, bu renk Einar'ın düşünceleri ,bu renk ise Benedict'i temsil ediyor.

" Don ,don ,don!"
Odasındaki sarkaçlı saatin sesiyle irkilerek mavi gözlerini açtı Einar. Dün akşam geç saatlerde uyuduğu için yumuşacık yatağından hiç çıkası yoktu. İçindeki şeytana uyup gözlerini kapatmıştı ki, ev telefonunun iğrenç sesiyle yeniden açtı gözlerini. Aşırı uyuşuk hareketlerle sıcacık yatağından çıktı ve odasının kapısına doğru ilerledi. Bu saatte onu arayan her kimse ona küfür ederek telefonu kulağına götürdü. İki-üç saniye sonra kulağına otuz yedi yıllık hayatındaki doğru düzgün tek arkadaşı Benedict'in bir erkeğe göre oldukça tiz olan sesi gelince suratını büzüştürdü. "Einar! Müzik yapmak için harika bir yer buld-" "Benedict. Öldüresiye dayak yedikten sonra hala daha beni böyle şeylerden dolayı arayabiliyor musun aptal herif! Kapatıyorum!" dedi ve telefonu sinirle yerine koydu. Bir-iki gün önce Benedict'in salak aklına uyup sokak müziği yapmaya gitmişlerdi. Birkaç adam tarafından 'pis insanlar!'* temalı sözler ile dövülmüşlerdi. İçinden sabırlar dileyerek sadece kahverengi, eski püskü bir koltuk ve tahta masanın olduğu oturma odasına ilerledi. Bazen kendi kendine "Burada nasıl yaşayabiliyorum..." diye sorsa da yaşamak zorundaydı. Hogwarts'tan mezun olmadan önce ünlü bir müzisyen olma hayalleri kuruyordu ama olabildiği şey beş parasız bir müzisyendi. Sıkıntıyla iç çekerek kendini eskimiş kahverengi koltuğa bıraktı. Başını arkaya attı ve mavi gözlerini tavana dikerek düşünmeye başladı. Çok bir şey kazanamasa da müziğini yapmayı çok seviyordu ama hayatını böyle sürdüremezdi. Birkaç dakika sonra sertçe çalan kapıyla gözlerini devirdi. Aşırı uyuşuk hareketlerle ayağa kalktı ve kapıyı açmaya gitti. Kapıyı açtığında gördüğü yüzün ortasına bir tane vurmamak için kendini zor tutarak sahte bir şekilde gülümsedi. "Benedict. Siktir git." Tam kapıyı kapatacakken Benedict'in kapıyı ittirmesiyle sinirleri kat kat artmaya devam ediyordu. "Tagelharpan ve sen benimle geliyorsunuz."

(Tagelharpa geleneksel İskandinav çalgılarından biri  :) )

Devam edecek...
*Küfürler yazacaktım da...

2
Yetişkin Karakter Başvuruları / Einar Melker Selvik
« : 07 Kasım, 2021 22:58:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakter Başvuru Formu

Karakterin Adı ve Soyadı: Einar Melker Selvik

Karakterin Yaşı: 37

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Çok sinirli olmayan, ama gerektiği yerde insanlar haddini bildiren bir kişilik. Melez olmasından dolayı, Hogwarts yıllarında çok fazla zorbalığa kaldığından dolayı insanlara olan sıcakkanlı duruşu gitmiş yerine hiç kimseyle iletişime geçmeyen kendi halinde soğuk  bir insan gelmiştir. Boş konuşmaktan nefret eder. Birilerinin ondan habersiz müzik aletlerine dokunması onun sinirlerine dokunan şeylerin başında geliyor.

Karakterin Kısaca Geçmişi: 1828 yılında Norveçli safkan bir baba ve İngiliz Melez bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu gayet düzgün geçen Einar, hayatın gerçek yüzüyle Hogwarts'a başladığı zaman tanıştı. Melez olduğu için sürekli zorbalığa maruz kalıyordu ve bu yüzden kendisini insanlardan uzaklaştırmıştı. Çevresinde bir-iki kişiden başka arkadaşı yoktu. Hayatındaki tek dostu olan müzikle beşinci sınıfın yaz tatilinde, babası sayesinde tanışmıştı Einar. O günden itibaren hem babasından yardım alarak hem de kendi kendine araştırmalar yaparak kendisini geleneksel İskandinav müziği alanında geliştirdi. Hogwarts'tan mezun olduğunda ise kendini tamamen müziğe verdi ve kendi çapında bir şeyler yapmaya başladı. Çok fazla tanınmamasına rağmen hala müziğini yapmaya devam ediyor.

İstediğiniz Meslek: Müzisyen

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip:-

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 12
Lanet Gücü: 6
Tılsım Gücü: 7
İksir Gücü:8

Örnek RP: (Başvurduğunuz karaktere ait olmayabilir)

[Discord Zamanlarımda Yazdığım Bir Rol]

[spoiler][Flashback 5 gün önce akşam saatleri.] Damien İngiltereye cisimlendiğinde hızlı adımlarla Birthstone malikanesine adımlamaya başladı. İçinde bir sızı hissediyordu çünkü Alexandra ve Richardson ile uzun zamandan beri tanışıyordu ve onların arasındaki güçlü bağı hissetmişti her zaman. "Kim bilir nasıldır şimdi..." diye mırıldandı ve yürümeye devam etti. Kısa bir süre sonra malikaneye gelmişti. Malikanenin önüne geldiğinde siyahlar içinde sigarasını içen arkadaşını gördü ve ona yaklaşmadan durdu.. "Söndür şu lanet şeyi..." diye söylenince Richardson küçükte olsa gülümsemiş ve sigarasını yere atıp arkadaşına sarılmıştı. Damien birbirlerinden uzaklaşmadan arkadaşının suratına baktı. Mavi gözleri kıpkırmızı olmuş,siyah uzun kirpikleri ağlamasından dolayı ıpıslak olmuştu. "Hatırlıyor musun bilmiyorum ama..." Arkadaşı konuşamadan hıçkırıklara boğulmuştu. Damien göz yaşlarını engellemeye çalışarak "Hadi içeriye geçelim..." diye mırıldandı ve hüzünlü bir havaya bürünmüş olan malikaneden içeriye girdiler.[fb 5 gün önce] Malikaneye geldiklerinde salona doğru ilerlediler. Salona geçtiklerinde Richardson altın işlemeleri olan koltuklardan birine oturup başına elleri arasına aldı.Damien baykuşunun kafesini tahta masanın üzerine koydu ve arkadaşının yanına oturup “Ne oldu?” diye sordu.”Michelle Harisson” diye mırıldandı Richardson. “Hani Alexandra ile bulanık diye dalga geçen bir kız vardı…Alexandra onu düellolarda yenince aşırı derecede hırslanmıştı…” Damien neler olduğunu anlamış gibiydi. “Şaka yapıyor olmalısın?” Harisson birini öldürecek kadar cesaretli görünmüyordu.”dedi. Richardson acı bir şekilde gülümseyerek konuşmasını sürdürdü. “İkisinin arasında Hogwarts’tan sonra da çekişme devam etti. Birkaç gün önce Alexandra Harrisson’dn aldığı mektupla deliye döndü ve sinirle onun yanına gitti…Aslında bende gelmek istedim ama asla gelmeyeceksin dedi bana… İki gün ondan haber alamadım biliyor musun? Koskoca iki gün…”Konuşmasını devam ettiremeden hüngür hüngür ağlamaya başladı. Damien arkadaşının kafasını omzuna koydu ve hiçbir şey demeden sakinleşmesini bekledi. Richardson sakinleşince “Sen birkaç gün boyunca dinlen,sonrasında beraber o kızı aramaya gideriz tamam mı?” dedi,Richardson kafasını tamam anlamında salladı ve omuzları düşük bir şekilde odasına çıktı.Damien de baykuşunun kafesini alarak malikanedeki misafir odalarından birine yerleşti.[Şimdiki Zaman] Gözlerini açtığında direkt karşısındaki saate baktı. Saat 10.00'a yaklaşıyordu. Hızla ayağa kalktı ve üzerine gri gömleğini ve altına da siyah pantolonunu giyip odadan çıktı. Salona geldiğinde arkadaşının da yeni uyanmış elinde kahve fincanı ile oturduğunu fark etti. Hemen yanına oturdu ve yanaklarını sıktırdı. "O kıza nasıl ulaşabiliriz bir fikrin var mı?" diye sordu. Richardson kafasını salladı ve "Babasıyla aralarının bozuk olduğunu biliyorum. İlk önce babasının yanına gidip şansımızı deneyelim derim." dedi. Sonrasında "Hem babasının benimle pek bir sıkıntısı da yok yardım edeceğini düşünüyorum." diye ekledi ve ayağa kalktı. "Üstümü değiştireceğim. Sende bir şeyler ye istiyorsan. Ben yemiştim." diyerek odasına çıktı. Damien mutfağa ilerledi ve kendisine peynir-domates ayarlayıp onları yedi. Son zamanlarda pek iştahlı olmadığı için az şeyle doyuyordu zaten. Arkadaşı yine her zamanki gibi kırmızı bir kombinle yanına gelince gülümsedi. "Hiç değişmiyorsun gerçekten" dedi ve beraber bahçeye çıktılar. Richardson Damien'e baktı ve "Yolculuğumuz Danimarka'ya dedi. Beraber Danimarka'ya cisimlendiler.[/spoiler]

Sayfa: [1]