17 Nisan, 2026 09:03:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Samuel Raymond Boleyn

Sayfa: 1 ... 5 6 [7]
91
Büyük Salon / Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol I)
« : 02 Şubat, 2022 16:45:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hala çok atarlıydı Eadwig. O kadar ters cevaplar veriyordu ki gerildim ben de. Kedimi tutuyordum ve alttan alacaktım şu anda. "Ben sana söylüyorum. Dikkat etsin bir dahakine." Ravenclaw masasından satranç taşına kurban olan kıza kaba bir şekilde geri taşı atmasını söylediğinde derin bir nefes alarak Edward'a gözümle işaret ettim kızdan taşı almasını. Sonra da Slytherin masasından Gryffindor masasına ilerleyerek kıza doğru eğildim ve mahcup bir şekilde gülümsedim. "Kusura bakma, öfke sorunu var biraz." diye fısıldadım. Kızla kısa bir "özür dileriz, sorun değil" faslını atlattıktan sonra arkamdan duyduğum ıslıkla kuzenimin yanına geri döndüm sakin bir şekilde. Bizimkilere de "Oturun hadi, bir şey yok. Geliyorum ben şimdi." şeklinde bilgilendirme geçtim.

Ares'in olayını duyup duymadığımı sorduğunda bir şey söylemek yerine ayrıntıları bana kendisinin vermesini tercih ederek sustum. Bir şeyi duyduysan bile karşındaki sana anlatmaya hazırken bekleyerek daha fazla şey öğrenebilir misin bekleyeceksin. Belki de hiç bilmediğim şeyler söyleyecekti bana. Taktik işte hep. Konuşmasını dikkatli bir şekilde dinliyordum, konu ciddileştikçe kuzenimin yanına doğru elimi yaslayıp eğildim biraz daha. Evet, arkadaşlarına önem verdiğini biliyordum. Yalnızlığı sevmediğinden olsa gerek yanındakilere çok önem verir küçüklüğünden beri. Bir zamanlar yanındaki kişi bendim, oradan biliyorum. "Urswick'e niye söylüyorsun Merlin aşkına? Ağzına malzeme vermişsin işte." Vampir mi? Yobaz kadın sen ne zaman bir olaya doğru gözle baktın ki zaten? "Ormana gelirim gelmesine ancak bir planımızın olması gerekiyor. Bunu her ayrıntısı ile düşündünüz mü? Gerçekten karşılaştık diyelim, ne yapmayı planlıyoruz? Çünkü bana kalırsa Ares'e bunları yapan, bizi gördüğünde daha fazlasından çekinmeyecektir." Her şeyi geçtim, sırf haberin doğruluğunu ispatlamak için böyle bir riske değer mi? Benden yardım istediği ve kendisini o tehlikeye atacağı için yalnız bırakamam. Evet, değer. Ama çok daha dikkatli ve planlı olmamız gerek. Yasak ormana girmek bile başlı başına bir olay iken... Bilmiyorum. "Hafta sonu akşama doğru gidelim. Ben de yanıma güvendiğim birini alacağım."  Etrafıma baktım. Profesörlerden birkaçı masalarında derin bir sohbete dalmışlardı, o tarafa baktığımı hissetmiş gibi birinin kafası bu tarafa çevrilince geri döndüm kuzenime. Olabildiğince sessizce devam ettim."Ares'e soralım tam olarak nereye gittiğini. Hatta istiyorsa bizimle beraber gelsin ancak onun için çok travmatik olabilir. Eğer amacımız Carmilla'yı bulmaksa aynı zaman aralığında gitmemiz mantıklı olur. Ve aralarında nasıl bir şey geçti de saldırdı çocuğa, bunu bilsek iyi olur. Öğrenebilir misin?"

92
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« : 02 Şubat, 2022 16:18:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hogwarts'taki en güzel zamanlar kesinlikle Aralık ayları. Hem istediğimiz zaman Hogsmade'e gidebiliyoruz, hem de karlı ve soğuk hava ilgimi fazla çekiyor. Soğuktan kızaran yanaklar, sıcak alana girince çıkarılan 5 kat kıyafetler, kar topu savaşı, üzerine bir de Kaymak Birası... İzinli izinsiz ayrım merasimi ve Profesörlerin uyarılarını sohbetimiz sırasında kısa şekilde kulak vererek dinledikten sonra yola koyulduk. Arada çocukları bırakıp Profesörlerin yanına geçiyor ve karda yürümelerine yardım ediyordum. Profesör Urswick ona dokunmamam ve uzakta durmam konusunda her ne kadar ısrarcı olsa da arada kayma ihtimaline karşılık yakınında durarak sohbet etmeye çalışıyordum. Çok aptal bir kadın aslında ama dönemimizde onun gibi o kadar çok aynı zihniyette insan var ki. Dışlayarak değil fikirlerini dinleyip daha ılımlı yaklaşarak yumuşamasını sağlayabileceğimizi düşünüyorum. En azından zihniyet değişene kadar onlarla ters düşmek mantıklı değil, hem herkesin gönlünü yapmak kötü bir şey de değil. Bence doğru olan bu, sonuçta kadın ne düşünürse düşünsün zarar görmesini istemeyiz. "Sizce de hava çok güzel değil mi Bayan Urswick? Dönemin en güzel zamanı bana kalırsa." Aynen böyle havadan sudan falan konuşuyorum işte. Başka ne konuşacağım ki bu kadınla? Çok cevap da vermiyordu zaten, varlığımdan inanılmaz rahatsız olmuştu. Etraftan gelen seslerle birlikte de dikkatimiz tamamen dağıldı zaten. Daha Hogsmade sınırlarına yeni girmiş sayılırdık ki anında karmaşa çıkmış, çocukça bir şekilde yemek savaşı yapmaya başlayan bir ekip vardı. Bayan Urswick yanımdan bu çocuklara doğru ilerlemeye başladığında yarım saattir yanıma gelmeye korkan arkadaşlarım "Oğlum salsana şu kadına niye yanaşıyorsun sen ya? İki sohbet edecektik iyi ki!" diye sitem etmeye başladılar. "Bütün gün bizim zaten. Bekleyin bir şu olaya bakalım, Gryffindor'lu öğrenci varsa aralarında binaya eksi puan yazdırmasınlar. Alt dönemler daha bilmiyor Bayan Urswick'in nasıl biri olduğunu." diyerek onları bırakıp kargaşaya doğru ilerlemeye başladığım sırada arkamdan "Bina başkanımız bee, bütün puanlarımızı korur. Helal olsun sana!" diye gülerek dalga geçiyorlardı. Umursamadan devam ettim yoluma derken... Bir anda etrafta koca bir sessizlik oluştu. Mirabelle sanki hiçbir şey olmamış gibi kadını koca bir şekerlemeye çevirerek uzaklaşıyordu kalabalıktan. Gülmemi tutarak adımları gerisin geri geldiğim yöne çevirdim. Yok yani bu durumda kadına yaklaşmak akıl karı bir hareket olmazdı. En iyisi buradan en hızlı şekilde sıvışmak. Aga bunlar da kar topu savaşı yapabilecekken niye yemek?

Bu karmaşada bir de kendi kafama bir şey yememek için hızla kaçmaya çalışırken... Önüme çıkan minik birinin kafasına gelen kabaklı pasta olduğunu sandığım turuncu ve beyaz kremalı bir dilim ile beraber durmak zorunda kaldım. Gülmeyeceğim hayır, kötü bir durum, ayıp olur... Neler olduğunu anlayamadan etrafına bakınan kızın yüzünü bana dönmesiyle bir de atkıyla sarıp sarmalamadığı yüzünün açık kalan küçük bir bölgesine de aynı kekin kalan parçalarının yapışması bir oldu. Ama kız... Charlotte. Aylardır inanılmaz ilgimi çeken ama bir türlü sohbet başlatamadığım kız. Bu sene saçının kesiminden mi, vücut hatlarından mı, yüzünün oturmasından mı yoksa yapmaya başladığı makyajdan mı kaynaklı bilmiyorum ama çok daha farklı gözüküyor gözüme. Ve evet, ben, rahatça gidip konuşamadım kızla. Şimdi ne desem? Gözlerini bile açamıyor ki... Hemen cebimden bir mendil çıkardım ve "Kötü oldu sanırım. Silmek ister misin?" dedim.

93
Büyük Salon / Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol I)
« : 02 Şubat, 2022 13:47:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Tamam şimdi doğruya doğru, bu kadar üstüne gitmeyi planlamamıştım. Konuşmaya başlayınca tak tak döküldü ağzımdan. Çok da bayılmıyorum kuzenime orası da bir gerçek ama arkadaşının attığı laf yüzünden ona böyle sataşmam… Eh. Her neyse. Karşılık olarak ayağa kalkıp üzerime yürümeye başladı, satranç tahtasından kaptığı taşlardan birini fırlatınca Quidditch’ten alışkanlık refleksle eğilerek taştan kaçmayı başardım. Taşı gözlerimle takip ettiğimde beni ıskalayarak Ravenclaw masasından bir kızın su bardağına düştüğünü görmüştüm. Sırıtarak kıza baktım, suratına sıçrayan su damlalarıyla ıslatılmış minik bir köpek yavrusuna dönmüştü. Şaşkınlıkla bize döndüğünde alakam yokmuş ve ben de sanki neler olduğunu anlayamıyormuş gibi omuzlarımı kalırıp indirdikten ve "nerden geldi ya o?" bakışı attıktan sonra Eadwig’in olduğu tarafa döndüm. O sırada kuzenim bana saldırmaya çalışırken arkadaşları onu engelliyor, sinirli sinirli bir şeyler saydırıyor, yanımızdakiler de büyük bir ilgiyle bizi izliyorlardı. Ben bu kadar büyük bir tepki vereceğini tahmin etmemiştim ama, büyük ihtimalle doğru konuştum ki alındı. Amaan, kavgaya tutuşmaya da gerek yok. Durduk yere huzursuzluk çıkaran biri olarak bilinmek istemiyorum. Zaten yıllardır bilirler Eadwig'le aramızda olan bu atışmayı, çok kez geldik yumruk yumruğa ama şu an yeterli bir sebep yok kavga etmek için.  “Şakaydı sadece yaa, şimdi burada beraber tavladığımız ikizleri mi anlatayım ne istiyorsun? Dalga geçtim sadece.” Uzanıp omzunu pohpohladım. O sırada dönüp ikiz mevzusuna göz kırpmayı da ihmal etmemiştim. O konunun da en kralı yaşadı, aynen öyle. “Son dediğini duymadım bile, salla değmez bak gerçekten.” Şerefsiz ve iki yüzlü dedi ya. Yok bence öyle düşünmüyordur gerçekten. Eadwig'i omuzlarından tutan arkadaşlarına iki kaş göz yapıp "Bırakın ya, ne yapacak sanki?" dedim ve onların bıraktığı kollarını ben sararak kuzenimi kenara çektim. "Dostum niye böyle yapıyorsun? Sadece eğlenmek istemiştim ama arkadaşının saygısızlığından çıktı olay. Sohbet etmek istemesi de sorun değil ama ağzının suyunu silsin bir dahakine tamam mı? Bu kadar alınmana gerek yoktu."

94
Büyük Salon / Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol I)
« : 02 Şubat, 2022 03:16:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Aslında düşündüğünüz kadar zor değil çocuklar. Mesela gördünüz diyelim kızı- Ashley olsun adı da, gördün Eddy, sana doğru yürüyor." Sanki biri üzerine doğru geliyormuş gibi ellerimi yanımda oturan Edward'a doğru uzattım. "Gelişini, yürüyüşünü, onun varlığını fark ettiğini hissettirecek ve centilmen bir şekilde gülümseyeceksin."

"Nasıl nasıl?"


Göz devirdim. " Siz hırbolar hayatınızda hiç centilmen kelimesini duymadınız mı? Kibarca işte." Kahkaha sesleri...

"Bir de önünde diz çökmemizi ister misin Samu? Böyle mi düşüyor gerçekten?"

"Dostum, eğer kalan son iki yılını da yalnız geçirmek istiyorsan beni dinlemene gerek yok. Ama baloda size kız ayarlamamı bu sefer sakın istemeyin benden." diyerek sırıttım. Büyük salonda, gençleri ve bizim dönemden birkaç çocuğu toplamış kız tavlama taktikleri veriyordum. Evet, çok istediler kıyamadım. Bu konuda hakkımı yiyemem ama, baya başarılıyımdır yani. Mesela geçen yaz sebze alışverişi sırasında sohbet etmeye başladığımız, sonrasında bütün yaz görüştüğümüz kızı düşünüyorum. Kabak alırken bir kızla sohbet kurabileceğime ben de inanmazdım açıkçası. Sabah da masaya baykuşum Rosé'nin bıraktığı mektupla konusu açıldı zaten; kız bana iki sayfa mektup yazmış, bir de altına fotoğrafımızı iliştirmiş. Yani, aslına bakarsanız uzun süredir konuşmuyoruz. Bununla birlikte aramızda resmi bir ilişki olduğunu da söyleyemem o yüzden ona pek de bağlı olduğumu düşünmüyordum ama mektubu baya romantikti hani. Çocuklar da okuyunca hiç anlatmıyorsun falan filan derken konu buralara geldi.

Çocuklar attığım blöfü anında yutmuş ve rol yapmaya dahi başlamışlardı ki ne tipinden ne de sıfatından haz ettiğim Slytherin binasından Cage "Sizin şu adada da neler var kim bilir, ha? Yok mu bize de bir parça?" dedi pis bir sırıtışla. Uzaktan konuşmamızı duymuş olmalıydı ki zaten farkındaydım gözlerinin üzerimizde olduğunu. İki saattir laf atacak yer arıyor gibi beklemedeydi. Hayır bir de ne alakaysa? Sırf abaza herifin tekiyim ben demek için neden oksijen tüketiyorsun? Bakıştık çocuklarla, sözü bana bıraktılar. Eğer terslesem hep beraber dalmaya hazır kükreyecek bir aslan gibiydik. Onun yerine ben güldüm. Ortamdaki ani gerilimin yerini şaşkınlığa bıraktığını hissederek ve bu değişimi sağlamanın da öz güveniyle konuşmaya başladım. "Kuzenim pek bir şeyi olmadığından anlatamıyor herhalde sana, bize sardığına göre... O kadar çağırıyordu hayırdır gelemediniz bir türlü? Gözlerimiz yollarda kaldı. Bütün yaz kenarda para saymayı öğrenmek umuduyla geçiriyor ya günlerini izin alamamıştır belki. Üzülüyorum bazen biliyor musun kuzen." Sessizlik. "Zaten kaç dakikadır izliyorum bir fili bile oynatmayı akıl edemedin. Kan bağı işte her zaman zekayı da eşit dağıtacak değil ya."

95
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 02 Şubat, 2022 01:11:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Rafael Miller - Samuel Raymond Boleyn

96
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Samuel Raymond Boleyn
« : 02 Şubat, 2022 01:04:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Samuel Raymond Boleyn
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Yaşıtlarına göre her zaman bir tık daha olgun davranışlar sergileyen ancak bazen ergenliğin de etkisiyle sınırlarını aşmayı seven, kendine sonsuz güvenen hatta bu konuda bazen aşırıya kaçtıından kibirli sayılabilecek seviyelere ulaşan bir karaktere sahip. Çevresiyle o kadar rahat bir şekilde iletişim kurabilir ki doğuştan kabiliyet desek yeridir. Yeni girdiği bir ortamda insanlara tanışmak ve kendini sevdirmek knusunda üzerine yoktur, bu konuda attığı adımları doğal bir yetenek ile sergiler. Bu da ona aslında çevresindekileri ilerletme ve yönlendirme olanağı sağlar, lider ruhlu olduğundan ve adımlarını atmadan önce planladığından stratejik kararlarıyla planlarını başarıya genelde kolayca ulaştırır. Kararlıdır, bir işe başladıysa sonuna kadar götürür. Enerjisi sizi inanılmaz yükseltir ancak bazen sinirlendiği noktalarda hiç tahmin edemeyeceğiniz düzeyde tepkilerle karşılaşabilirsiniz. Ar damarına basmayın yeter.
Karakterin Kısaca Geçmişi: Boleyn ailesinin varislerinden bir diğeri. Çocukluğunda yaramazlık yapmayı sevse de "uslu çocuk" sıfatıyla anılmaktan dolayı üzerinde büyük bir sorumluluk hissederek büyümüştür. Küçüklüğünden bu yana kitaplara ve edebiyata çok ilgilidir. Babalarının büyük odalarda yankılanan sesleriyle siyaset konuştukları ve kavga ettikleri zamanlardan beri yönetime, devlet düzenine ve var olan hiyerarşiye ilgisi her geçen gün artmaktadır. Bu konudaki fikirlerini her ne kadar önceleri belirtmiyor ve kendi içinde doğru yanlış yanılgısına düşüyor olsa da yaşının ilerlemesiyle birlikte artık çok daha keskin çizgiler çizmeye başlamıştır.
İstediğiniz Sınıf:  VI. sınıf
Karakterinizin SBD Sonucu:  Samuel, Hogwarts hayatının ilk yıllarından itibaren var olan sorumluluk bilincinden dolayı derslerinde oldukça başarılı bir öğrenci olmuştur. Hepsinden çok iyi puanla geçmiştir.
İstediğiniz Bina: Gryffindor
Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü:10
Lanet Gücü:1
Tılsım Gücü:10
İksir Gücü:0

Sayfa: 1 ... 5 6 [7]