Bu sene Boleyn soyadı taşıyan kişiler beni oldukça şaşırttı.
Dairedeki çalışan Meredith, bahsedilen o soğuk Boleyn havasının yanından zerre geçmiyordu. Hogwarts’ta tanıdığım Samuel adındaki Boleyn ise tanışırken soyadını bile söylememişti yanlış bir düşünceye kapılmayayım diye. Şimdi karşımdaki kadın ise, safkanlar için yapılmış bu düzeni tüm insanların iyiliği için değiştirmem konusunda yanımda olduğunu söylüyordu. Çok haklıydı. Safkanlar, safkanları dinlerdi. Harika bir müttefik olacaktı. Düzenin çarpıklığı konusunda aynı fikirde olduğumuzu belirttiğinde elimdeki çayı memnuniyetle içtim. İleride bu anlaşmanın sonunda onun kendisi için bir şeyler isteyeceğini anlamamak için aptal olmak gerekir. Ama Cwénhild’e de söylemiştim birinin bu oyunu oynaması gerektiğini. Victorine Boleyn’in isteyeceği güç büyük resme baktığımızda ne kadar önemli olacaktı? Başa mı geçmek isterdi? Tüm gücü elinde tutmak mı isterdi? Eğer sonuçta eşitlikçi bir yönetim olacaksa gücün kimin elinde olduğu önemli değildi. Üstelik büyüceşurada eski Sihir Tarihi Profesörüm Bay Hawkins’in dışında arkamda olacak ikinci bir gücün varlığı beni yükseklere çıkartabilirdi. Çayımı bitirdiğimde kadın ortak paydada buluşabileceğimizi söylüyordu. Gülümsedim ben de.
“Bayan Boleyn.” dedim. “Harika bir politikacısınız.”
Bazı kimseler vardır. Sizi alıp göklere çıkarabilir. Kendinizi ellerine bırakmanız yeterlidir. Kendisiyle birlikte güçlendirir kollarının altına aldıklarını. Bayan Boleyn tamamen böyle bir ışık saçıyordu kendisinden. Oğlunun sorgu sırasında onu istemesine şaşırmamak gerekliymiş. Kafamı olumlu anlamda salladım olgun bir ifade ile.
“Nehirlerin amacı denize dökülmekse, debisi yüksek olana katılmamak diğer nehir için aptallıktan başka bir şey değildir.”
Ayağa kalktım ve masasına ilerleyip elimi uzattım el sıkışmak için kendisiyle. Elimde tuttuğum fincanı da masaya bıraktım.
“İzninizle. Önemli bir operasyonumuz olacak. Daha sonra bu konudaki detayları konuşmak isterim.”
-Bitiyor burada, operasyonda yanıyorum gidip püüüh-