Büyücedünya RPG

Dünya Ülkeleri => Birleşik Krallık => Konuyu başlatan: Locomotor - 23 Ocak, 2022 17:27:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Başlık: [Anomali] Serseri Bulut
Gönderen: Locomotor - 23 Ocak, 2022 17:27:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Londra'nın güneş yüzü görmediği, iç karartıcı, yağmurlu sıradan bir gündü bugün de. Gökyüzünde izlemeye değer pek bir şey olduğu söylenemez açıkçası. Ne var ki King's Cross tren garının civarından son günlerde birkaç kez geçmiş ve pek de incelemeye değer olmayan gökyüzünü incelemişseniz çok belirgin bir gariplik olduğunu söyleyebiliriz. İstasyonun tam tepesinde, hatta peron 9 3/4'in yaklaşık olarak hemen üzerinde bir kara bulut mevcut. Dört gündür. Dört gündür hava hep kapalıydı lakin bulutlar hareket ederler zamanla, hatta gözle görülür bir şekilde. Bu bulutsa... Yerinden kımıldamayı reddediyor günlerdir ve bunun pek doğal olduğunu söyleyemeyiz, değil mi? Sebebi ilk bakışta belli gözükmüyor. Ne yapıyorsunuz?
Başlık: Ynt: [Anomali] Serseri Bulut
Gönderen: Seth Carter - 23 Ocak, 2022 21:16:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
[spoiler][youtube]https://www.youtube.com/watch?v=FtAlJIooAF8&ab_channel=G%C3%96KHANKIRDAR[/youtube][/spoiler]

Londra sokakları, son birkaç gündür kalbimdeki o dipsiz karanlığa bürünmüştü. Yolda yürürken aklım havalardaydı. Hem anı yaşayamama konusunda, hem de gökyüzünün büründüğü o çirkin grilik konusunda. Suçlamıyordum hayatı. Cwén bulunmuyorken yeryüzünde nasıl renkler istedikleri şenlikte olabilirdi ki? Yaşamımda birçok zaman çıkmaza düştüğümü sanmıştım. Gençliğin getirdiği tezcanlılıkla sonuçsuz olduğunu düşünmüş, mutsuz olmuştum. Şimdi düşününce hiçbir sorun şu günde yaşadığım kadar umutsuz değildi. Her zaman düzelmişti. Cwén'in öldüğünü söylediklerinde tepki verememiştim. O kadar imkansızdı ki bu. Sanki bir rüyaydı. Bir gün önce kollarımda dans eden kadının artık dokunamayacağım kadar uzakta olması kabullenilecek bir şey değildi. O zamandan beri, kaç ay geçmişti saymamıştım, ruh gibiydim. Cwén yoksa, ben de yoktum sanki. Sevdiği kadın yerine, ruh emicilerin üst üste öptüğü boş bir adamdım. Çevremdeki insanlar korkmasın diye tüm umutsuzluğumu içime atmış, doyasıya yasımı yaşayamamıştım. Sonuç olarak da Londra'nın havasını bozmuştum işte. Olduğum yerde durdum. Sokakta, insanların yağmurdan kaçınmak için hızlı hızlı yürüdükleri bu sokakta öylece dikildim. Aynı hayat gibi. Herkes bir yerlere giderken, ben ise Cwén için duruyordum yerimde. Bir süre dikildim ifadesiz bir şekilde. Sonra da onu ilk gördüğüm yer olan Hogwarts Express'ine gitmeye karar verdim tekrardan. Durağanlığımı fark eden daire başkanı bana bir süre izin verdiğinden beri sürekli peron 9 3/4'e gidiyordum. Dört gündür falan. Duvardan geçtim sakince. Yağmurun artmasını umursamadan geçip oturdum banklardan birine. Bankın ıslak olması ceketimi ıslatsa da gözlerimin yüzümü ıslatamamasına inattı sanki.

Kafamı kaldırdım. Gökyüzünde esip gürleyen ruhumun yansımasına baktım. Bulut kapkaraydı. İçten içe şimşekler çakan, deli gibi yağmur yağdıran bu siyah bulut kızdıkça kızıyor, üstümden başka yere gitmek istemiyordu sanki.

"Çok sevdim." dedim buluta. "Karşılıksızdı. İmkansızdı. Yine de vazgeçilecek gibi değildi o hisler."

"BENCİL!" diye gürledi kara bulut. "Sadece sana hissettirdiği duyguları sevdin!"

"Hayır!" diye inkar ettim. "Sadece mutluluğunu istedim. Onu mutlu etmek, yalnız kalmamasını istedim."

"Yalnız öldü!" Daha da arttırdı yağmurun şiddetini. "Söylediklerini yürekten isteseydin yanında olurdun. Tüm çektiği acılarda! Seni ittiğinde kaya gibi diretirdin! Sevseydin, eğer gerçekten sevseydin o kapıyı açardın!"

"Eğer isteklerine değer vermezsem, bu nasıl bir sevgi olur söylesene? Keşke açsaydı kapıyı, o odayı güllerle donatmasını bilmez miydim sanıyorsun! Bir kayaya ihtiyacı var mıydı onun? Olduğu gibi, tüm kederi ve yangını ile güzeldi."

"Tabi tabi, senin suçun değildi! Mağdur rolünü seversin sen. Artık gitti. Geri dönmeyecek. Yapamadıklarını düşünüp cezalandır kendini. Daha ağlamayı bile erkekliğine sığdıramıyorsun. Bir de adam sanıyorlar seni. Sevdiği kadın için ağlayamayan, yas tutamayan zavallı."

Kafamı eğdim. Karşı gelecek kelime yoktu kafamda. Kara bulut yağmaya devam etti. Altında boş boş oturmaya devam ettim. Şuradan gelse diyordum. Şuradan gelse, omzuma dokunsa. Burada olduğunu bilsem yeter. Başka bir şey istemiyorum. Sonra gitse tekrardan, hiç ses etmem. Umutsuz olması çok soğuk. Kaybolmak istemiyorum ölümde. O anlarda ne yaşadığını hayal etmek istemiyorum. Onsuz hayatımdaki bu boşluğu nasıl dolduracağım bilmiyorum... Gerçekten bilmiyorum. Cwén sen gideli aylar geçti, ama benim için zaman durdu. Daha ne kadar dayanılır buna? Eski dertlerim gibi geçer mi dersin? Geçmesini istemiyorum. Sen yokken hayat devam etsin istemiyorum.

"Beyefendi! Pardon beyefendi!"

Yanıma gelen peron görevlisinin 3. seslenmesinde dönüp bakabildim yüzüne.

"Çok afedersiniz ama bulutunuz baya şiddetli esiyor. Çıkmanızı rica edeceğim."

Ayağa kalktım.

"Özür dilerim." dedim kibarca. Bulutun arkamdan ettiği küfürleri umursamadan çıkışa doğru ilerledim. Bulutun yarattığı su birikintilerinde uykusuz gözlerimin altındaki morlukları, ıslak saçlarımın yüzüme düşüp beni olduğumdan 10 yaş yaşlı göstermesini rahatça görebiliyordum.