17 Nisan, 2026 09:46:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Riskel

Sayfa: [1]
1
Yetişkin Karakter Başvuruları / Ynt: Riskel
« : 03 Ekim, 2021 01:48:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
edit :

Cemiyeti Attar Hür Kahinler Cemiyeti olarak değiştirmek, onun rankını almak istiyorum.

Güncel Puan Gücü
Biçim değiştirme: 10
Lanet Gücü: 11
Tılsım Gücü: 9+2
İksir Gücü: 3+1


2
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 03 Ekim, 2021 00:08:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Jordan Liddell - Riskel

3
Yetişkin Karakter Başvuruları / Riskel
« : 03 Ekim, 2021 00:05:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Riskel
Karakterin Yaşı: 35
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Soğuk, Riskel'i bir kelime ile anlatırsak tam da budur. Mimiklerinden ne hissettiğini anlayamazsınız. Hiçbir zaman bir şey hissetmiyor da olabilir. Derin bakan gözleri bile anlatamaz. Bakışları donuk. Ama bir o kadar da öfkeli. Öfkesini ilk başta anlayamazsınız ama o sizi bir yılan gibi beklemediğiniz anda kendine çekip soktuğunda hırslarının olduğunu anlarsınız.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Mısır'a nerden geldiği bilinmeyen bir genç sanki bir zaman diliminden ışınlanmış gibi. Ama bir de düzeni o kurmuş gibi havası da var. Şehrin her şeyini eliyle yaratmış gibi biliyor. Bir gezginden beklenen bir şey bu fakat, bir turist bir yabancı gezgin gibi hiç değil. Ailesinin soylu olduğu biliniyor. Lakin bu adam, kendi hakkında çok fazla konuşmayı sevmediğinden, sadece bunu övünerek söylediği bilinir. Sanki kendisine tapılmasını istemiş gibi bir edayla. Daha önce bütün ülkeleri gezmiş olduğu biliniyor. Karış karış... Hafızası kuvvetli bu adam anılarını anlatmayı çok sever. belki bir gün siz de barda onun anlattığı hikayeleri can kulağıyla dinleme keyfine erişirsiniz. Kim bilir Riskelin gözü tutarsa size hangi ülkede ne yapılır, ne içilir ne yenir tavsiyesi de verir.
İstediğiniz Meslek: Gezgin
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Özgür Orenda Kardeşliği

örnek rp
[spoiler]Her şeyde siyah beyaz, iyi kötü olarak adlandırmak yanlış. Bazen kötü insanların içinde aydınlık, iyi insanların içinde kötülük vardır. Kuzeyin pusulası, güneye gider. Batınınki doğuda buluşur. Ayrı yollarda kesişen bambaşka kişiler gibi. Gökyüzünün geceye buluştuğu gibi. İnsanlar böyle birlik olabilirdi belki bir yere böyle ait olabilirdi. Hem her yere ait, hem hiçbir yere. Kendi yolu başkalarıyla kesişirdi. Belki bir puzzleyi tamamlardı ak ve kara. Birliktelik zıtlıklardan oluşurdu bazen.


Şimdi ise herkesin karanlık yüzü gibi bastırmıştı hava.  Zifiri karanlıkta hala çalışan bir zihin. Düşmanlarının uyuduğu fakat onun zihni hala yorulmadığı. Hayatın telaşesi asla koşturmayı elden bıraktırmıyordu insanlara milyarder de olsan çalışman gerekti gece gündüz. Zaten ancak bir işkolik milyarder olabilirdi. Deneyip yanılarak. Pes etmeyerek, risk alarak. Tekrar tekrar deneyen, yılmayan. Tutkulu olmakla zenginlik aynı şeydi. İnsan ne istediğini bilmeli ve bunu almalıydı. Bu da anca Godefroy gibi çalışmanın eseriydi. Godefroy gibi insanlara şansı yaver gitti diyebilirlerdi. Hatta babadan kalan zenginlik diyebilirlerdi. Fakat bunun gerçek olmadığını ancak, hak ederek bir yerlere gelindiğini Godefroy gibiler iyi bilirdi. En başında her şeyde emeği göz ardı etmemek gerek. Bir büyücünün yegane temeli kendinin en iyi olduğu halini dışarıya yansıtmaktı. Yaşadığımız devri bir savaş varsayarsak, savaşta kişiler kendi benliklerini daha iyi bilir ve savaşırdı. Savaşta bir kıpırtıyı bile tehdit algılarsın. Ve böylece hayatta kalırsın. Yaşama her daim bir savaş gözüyle Baktı Dion. Kendini savunma ve savaş sanatlarında usta idi. Kendini bu şekilde gerçekleştirirdi. Taktiklerini saydı, planlar kurdu ve ona göre ayakları yere sağlam bastı. Ve şimdi de tüm Fransa ona saygı duyuyordu. Bu sadece kişilik özellikleri ve çalışma azmi sayesinde idi. Şimdi olduğu gibi çocukken de çok azimli biriydi. Büyük babası ondaki cevheri bulup dışarı çıkarmasına yardımcı olmuştu.  Birçok yeteneğini ve saygınlığını ondan örnek almıştı. Ve kendinin ve ailesinin limitlerini zorlayıp en iyisi oldu. Çalışma serüveninde ne kadar zorlu şartlardan geçmiş olsa bile yılmadan. Hiç düşmeyerek değil. Her defasında düştüğünden daha iyi kalkarak. Pes etmeyerek. İvmelenen, sürekli inip çıkaran koşullar kişileri daha başarıya sürükler. Hiç umut yokken bile az bir umuda güvenerek bu hale gelerek. Kendini bu derecede tamamlayan biri başkalarının da tamamlanmasına yardımcı olabilirdi ancak. Liderlik etmek bu şartlar altında sağlanırdı. Bencillikle değil aynı yoldan ak ve kara ile birlikte yürüyerek bir bütün oluşturarak. Diploması bu şekilde sağlanabilirdi. Ak ve kara gride buluşur nihayetinde. Gri ak ve karanın her zaman dinlenme yeriydi. Ev gibi. Dion’nun evi gibi. Dion evinde gri duvarlara rastlanırdı. Bu dengeyi sembolize eder onun için. Nihayetinde Godefroy Dion çalışmasını bırakıp kendi hissetiği evine döndü. Evine dönmek bir savaşçı için mutluluk ve huzur demekti. Biliyordu ki ve ne yazık ki her savaşçı evine dönemeyebiliyordu. İşte bu yüzden ev Dion için anlamı farklıydı. Ait olduğu yerdi ailesine sıkı sıkı sarılacağı güvende hissedeceği bir yerdi. İnsan evinde mutluysa eğer mutlu olurdu. Mutlu ev berekettir. Asıl zenginliktir. Asıl madde ve ruh kişinin kendi evindedir. Madde beden, ruh ise özümüzdü. İnsan ve ev de böyle ilişkilendirilebilirdi.


Dion, son model arabasını evinin garajına bıraktı. Garajda Auguste Marcel’in de arabası duruyordu. İyi bari bu arabasını vurmamıştı. İlk defa yolcuğunda çöpe gitmeyecek bir arabayla gelmişti. Tabii zenginde olsanız her baba gözü de sürekli arabanın haline bakar üzülürdü.
‘’Augute? Gel buraya aslanım!’’
‘’Ne yapıyormuş benim oğlum?’’ Diye Marcel’i gördüğü yerde sarılır.
‘’Görünüşe göre misafirimiz var ha?’’ Dedi, Dion Godefroy sarışın kıza bakarak.
‘’Bizi tanıştırmayacak mısın?’’ diye sordu konuya girmekte zorlanan Marcel’e bakarak.
‘’Biz içecek bir şeyler alalım ev cini misafirim gelmiş.’’ Deyiverdi etrafta hoplaya zıplaya dolaşan ev cinine.

Dion sonunda evdeydi. Yorucu iş temposundan ve yıllanmış yaşından eser yoktu. Hala çok dinç duruyordu. Sanki zamanda yolculuk yapmış gibiydi. Kazayağında bile kırışık, çizik yoktu. Ailenin temeli güç ile atılmıştı. Bunu çok iyi yansıtıyordu. Yeğenini de kendi gibi yetiştirmişti. O da Dİon gibi güç ve itibar tutkunuydu. Gelecekte aielenin her ferdi kendi gibi soylu ve özel, seçilmiş kişiler olmak zorunda idi. Bunu ailenin her ferdi bilirdi. Auguste Marcel kendi gücünün farkında idi. Onu oğlundan ayırt etmez bağrına basardı. Neredeyse tüm çocukluğunda onun yanında olmaya çalışmıştır. Gelişimini yakından takip etmiştir. İleride büyük şeyler başaracağı beklentisi içerisinde idi Godefroy. Yalnızca onun değil, tüm ailenin başarısını paylaşmak istiyordu. Başarılarını her zaman ödüllerle destekliyordu.

Malikanenin aturma odasında otururlarken cincüce içecekleri getirmişti. Cincüce mini bar servisi yapmış, Godefroy’un en sevdiği buzlu Fransız likörünü getirmişti. Kendi gibi yıllanmıştı bu likör. Zaman olgunlaştırmıştı. Zamanın ancak nadir eserlerini güzelleştirirdi. Bazı şeyler zamanla çürürdü fakat, kalite daha da kaliteli haline gelirdi.
Rahat ama bir o kadar şık tasarlanmış, siyah beyaz, gri renklerin hakim olduğu oturma odasındaki kanepeye kollarını atmış, yeğenini dinliyordu Godefroy. Omzunu attığı yerin yanında yeğeni vardı. Marcel’in yanında da misafirleri oturuyordu.

‘’Ben iyiyim, sen başını tutup duruyorsun, cincüe sana ağrı kesici iksir getirsin.’’ Diyerek cincüye baktı.
Cincüce hemen iksir odasındaki iksiri getirmeye gitti. Godefroy’un algısı yüksek olduğundan çevresinde ne olup bittiğini hemen kavrar ve derhal çözümünü bulurdu.
‘’Gazete yazarları, baş köşede ismimizi yazmaya devam edecek, Marcel yavrum.’’Dedi Dion Godefroy kendinden son derece emin bir ses tonuyla.
Marcel sihir basınında çalıştığı için yakından ailesini takip ediyordu. Amcasının işlerine çocukluğundan beri meraklıydı. Bu merakı Dion Godegroy’un çok hoşuna gidiyordu. Dion, Marcel’in tüm merakını giderecek şekilde cevap verirdi her defasında. Marcel’i yeterince yetiştirdiğinde Barthélemy INC şirketinin muhbirliğini de ona vermek istiyordu.
Godefroy içeceğini yudumlarken yorgunluğunu da atıyordu bir yandan. Cebinden altın kaplama puro kutusunu çıkarttı. İçinden bir puro alıp, koç boynuzu işlemeli çakmağıyla yaktı. Çakmağın ateşini söndürüp koltuğun yanındaki sehpaya koydu. Bu sırada Marcel misafiri tanıtıyordu. Dion Godefroy kızı süzdü. İlk izlenimi için önyargılı olmak istemiyordu. Kız safkandı ve sarışındı, bu aileye ve Marcel’e yakışıyor gibi gözüküyordu görünüş olarak. İçsel olarak biraz daha araştırması gerekti. Kendisinin onayı olmadan ailede kuş uçmazdı.
‘’Ben de memnun oldum Bayan Lavinia Sieghardt.’’ Dion genç kızın elini sıktı nezaketle. 
‘’Demek ciddi düşünüyorsunuz? İki aiele de safkansa, bizi tanıştırdığın için mutluluk duydum. Ama biliyorsun ki Marcel, bu konular aceleye gelmez.’’
Dion Gedefroy’in aklında kızı araştırmak vardı. Davranışlarını da inceleyecekti, şimdilik bir sıkıntı yok gibi duruyordu Marcel kadar kibardı Lavinia da. Ailenin gelenek ve göreneklerine de uyuyorsa onay verirdi. Dion tanıdıkları sayesinde Lavinia’yı araştıracaktı.  Marcel’den daha çok Lavinia ve ailesini tanıyacağından şüphe yoktu. Ailesinde en ufak bir kusur istemiyordu. Mükemmelliyetçilik, kusursuzu istemek her zaman en iyisi olmuştur. Konuşma bittikten sonra Lavinia izin isteyip Dion’nun ona tahsis ettiği odasına geçti.
‘’Eee anlat bakalım nasıl tanıştınız? Ailesi nasıl biri?’’ Madem ciddi idiler bunları sorması lazımdı.
[/spoiler]

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 7
Lanet Gücü: 9,5
Tılsım Gücü: 9,5
İksir Gücü: 4

Sayfa: [1]