Mahşer Günü (https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,505.msg1660.html#msg1660) konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.
Bakanlık çalışanlarının yazma izni vardır.
En son yapılan baskından sonra kilisede canlı ele geçirilmiş Cadı Avcılarını sorgulayacağınız konudur. Birden fazla avcı yakalanmış olsa da bunlardan sadece bir tanesini sorguladığınızı yazacaksınız. Bulgularınızı (https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,439.msg1371.html#msg1371[/url) özetlemeniz gerekmektedir.
[justify]“Çalışanlar sorguyu halledecektir.” dedim sakin bir ses tonuyla. Sihirsel Yaptırıma iniyorduk Cornelia ile birlikte.
“Bu kadar önemli bir konuda, çalışanlara güvenmek sizce doğru mu?” Cornelia’nın sesinde hafif bir telaş vardı. Soruşturmanın önemini ve düzgün ilerlemesini istediğini görmek beni gururlandırıyordu.
“Cornelia...” dedim. “Çalışanlarıma hayatımı bile emanet ederim.”
Daireye ulaştık ve herkesin arı gibi çalıştığı masaların arasından geçtik. Sorgu odalarına vardığımızda Zain karşıladı bizi. Kocaman gözleri insanın ruhuna bakıyordu resmen. Benim maskemin içine, gözlerimden girebiliyor gibi bir enerji veriyordu. “Bay Carter efendim, Bayan Barthélemy.” Yanımıza doğru geldi sanki süzülüyormuş gibi. Her hareketinde bir narinlik vardı bu zayıf siyahi adamın.
“Umarım bir sorun çıkmadı Frye.” dedim soyadını kullanarak.
“Hayır efendim.” dedi Zain. “Yolun yarısında herif uyuyakaldı. Heh, buraya gelince uyandırdık.” Söylediği ton yüzünden uyuduğunu değil de, bayıldığını düşündüm. “İşte, 3. odaya götürüp bağladık. İki tane ruh emici eşlik ediyor.”
Odaya yönlendiğimizde Cornelia, “Seth.” dedi daha da endişeli ses tonuyla. “Onu çalışanların sorgulamasına izin vermek sence yeterli mi? Bütün gün bir çocuğun sorgusuna girdim, Cadı Avcıları kadar kötülerini hiç görmedim. Öğrenmemiz gerekenler acil ve aslında onlar-”
“-eşit yargılanmaları gereken insanlar.” diye bitirdim cümlesini.
Sessiz kaldı devamında. Yüzüne baktığımda kaşlarını çatmış bir şekilde yürüdüğünü görebiliyordum. Herkes sorgu odasının arkasındaki odaya geçerken ben de sorguya girecek olan Zain’in omzuna elimi koydum güven verecek bir şekilde. Sonra da olayları camdan izlemek için odaya geçtim diğerleri ile birlikte. Tüm sorguyu hiç ses çıkarmadan izledim.
Sorgusu bitince kapıdan çıktığında onu takdir etmek için gittim yanına. Elini sıktım. Sorgulama teknikleri kolay değildi ve şuan bir Cadı Avcısını sorgulası gerekmişti. Her ne kadar herkes radikal hareketler yapılması gerektiğini savunsa da ilk önce prosedürü takip etmek benim siyasi çizgim için gerekli bir şeydi. Bu yüzden Zain’in elini sıktıktan sonra 5 dakika Cadı Avcısı ile konuşabilmek için izin istedim kendisinden. Ne de olsa sorgu onundu. Söylediğimi duyduğu gibi zaten büyük olan gözleri daha da açıldı. Kafasını sallayıp “Evet!” dedi. “Tabi ki Bay Carter!”
Teşekkür edip içeri girdim. Cadı Avcısı ile hiç konuşmadan karşısına geçtim. Gözlerimi adamın gözlerine kenetledim. Asamı çıkarıp ona doğrulttum ardından da “Legilimens” dedim fısıltıyla.
O gece, Meredith’in Motke’yi öldürdüğünü söylemişlerdi. Beni düelloya çağıran Cadı Avcısı da adımı biliyordu. Bu bilgileri bizden kim taşıyordu onlara?
Başlarında kim vardı? Kimden emir alıyorlardı?
O gece Hoffman'ı katleden Cadı Avcısı kimin nesiydi?
Mühürü neden kırmışlardı? Kim kırmıştı?
Yetenek 1d10 : 4, total 4
Destek 1d10 : 5, total 5
Talih 1d10 : 10, total 10
[/justify]