17 Nisan, 2026 08:49:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Regina Alexandrovna Romanovna

Sayfa: [1]
1
Öğrenci Postası / Regina Alexandrovna Romanovna | Baykuşhane
« : 02 Şubat, 2022 04:07:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

~
Önemli konular dışında mektup göndermemeniz dileğiyle.
Baykuşlarınızı boşuna yormanızı istemem.

Beni de boş mektuplarınızla yormazsanız iyi olur hani.

2
Rusya / Euphemia Hanım ve Kızları
« : 01 Şubat, 2022 02:13:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Tarih: 30 Ağustos 1863


Alexander Petrovich’in Şatosunda kalması gereken günlerde genelde oradan ve içindekilerden kaçmak için elinden geleni yapardı Regina. Arkadaşının evine kaçardı. Leydi Euphemia onu bulup geri gelmesini sağlandığında da çeşitli bahaneler üretir odasından çıkmazdı. Leydinin sabrı tükendiğinde ise Boleyn Adasına kaçardı. Şatodan pek de iyi değildi ada deli insanların bolluğu konusunda. Ama en azından daha büyüktü ve yolunu biliyorsan kolayca herkesten uzakta kalabileceğin yerler de vardı adada.
 
Tabii adada da Leydi Euphemia’nın radarından uzunca bir süre kaçmak mümkün değildi. Leydinin on altıncı mektubundan sonra saçından sürüklenerek şatoya götürülmek istemiyorsa dönmesi gerekirdi. Bundan sonra ise elinde tek kalan seçenek arada birkaç bahane ile en sinir bozucu etkinliklerden uzak durup geri kalanına katlanmak olurdu.

Ama bugün şatoda gerçekleşecek çay partisinden kaçmak gibi bir şansı olmamıştı. Sabah erkenden odasına dalan hizmetçiler zorla giydirmişlerdi onu bildiğin. Asası Boleyn adasından döndüğünde elinden alındığından hiçbir şey yapamazdı da. Yanında olsa ne yapabilirdi ki? En sonunda günlerdir hastalık bahanesi ile kendini çivilediği yataktan leydilerini söken hizmetçiler, direnme şansı bile tanımamıştı genç kıza onu banyoya atmadan önce. Uykudan tam uyanmadan hasta olduğu üzerine uzun bir süredir uydurduğu bahaneleri de sıralamıştı ama onu dinlemiyor gibiydi çalışanlar.
 
Banyoda uzun bir süre geçirmelerini rağmen Regina, korsesini gereğinden fazla sıkan hizmetçiye kızmak için arkasını dönmeye çalışırken tam anlamıyla uyanmayı başarabilmişti. Normalde hangi elbiseyi giyeceği, saçı için ne istediği ve makyajı üzerine durmadan sorular soran hizmetçiler bugün suskun görünüyordu. Hatta özel hizmetçilerinin hiçbirini bu çalışan sürüsünün içinde göremiyor gibiydi. Leydi Euphemia yine çalışanları değiştirmiş olsa gerekti.

“Leydim lütfen sabit durun. Hanımefendi hızlı hazırlanmanızı istedi.”
 
Kendisine karşı konuşma cesaretinde bulunulması genç cadıyı şaşırtmıştı. Ne kadar süredir odasından çıkmıyordu bilmiyordu, ama buradakiler diğer çalışanlar tarafından iş verenleri ve çocuklarına yaklaşımları konusunda uyarılmamış gibi duruyorlardı. Onun hizmetçileri dışında değişiklikler de mi olmuştu acaba?

“Efendiniz kıçımın kenarını yalayabilir. Hızlı hazırlanmakmış... Ne var ki bugün? Hasta bir leydiyi yatağından çıkarıp uyanmasını beklemeden, iznini almadan bunları yapmak için iyi bir bahaneniz vardır umarım."
 
Sinirden gözü döndüğünden kapı açılma sesini duyamamıştı Regina. Kendisine yaklaşan ikilinin adımlarını duyduğunda da artık çok geçti. Ağızından o laflar çoktan çıkmıştı.

“Benim emirlerime uyuyorlar! Annenin düzenlediği çay partisine katılmamak için bir sebebin mi vardı kızım? Sana iyileşmen için yeterince zaman verdiğimi düşünüyorum.”
 
Arkasını yavaşça döndü Regina. Tahmin ettiği gibi Leydi Euphemia ve kadının adı konusunda en ufak bir fikre bile sahip olmadığı ‘koruması’. Odasına girmiş ve çoktan karşısında durmuştu kadın. Zırh yığını ise biraz daha kapıya yakın ama hanımının yanından pek de uzaklaşmadan bekliyordu. 

“Görüyorum ki hâlâ daha odama o zırh yığını yanında olmadan girmiyorsun. Hem çay partisi mi? Ne kadar da boktan-”

Yüzünü iliştirdiği sırıtması lafı bitmeden yediği tokada rağmen gitmemişti. Sol yanağındaki sızıyla birkaç saniye gülerek yere baktıktan sonra Leydi Euphemia’nın gözlerinin içine bakmaya geri döndü Regina. Ve sanki hiçbir şey olmamış gibi cümlesini tamamladı.
 
“-bir sebepmiş anneciğim.”
 
Birkaç saniye sinirini yatıştırmaya çalışıyor gibi duran kadın gözlerini kızın üzerinden bir saniye bile çekmemişti. Kendince üstünlüğün hâlâ elinde olduğunu kanıtlamaya çalışıyordu. ‘Sakin kalmalı ve üstünlüğü elimde tutmalıyım’ kesin böyle düşünüyordu. Kadının acınası olduğunu düşünmesi için böyle anlar yetiyordu Regina’ya. Gözlerinin içine bakmayı bırakmayan kadının sinirlerini tam anlamıyla bozabilmek için tüm sevimliliği ile gülümsedi genç cadı. Önünde makyajından görünmese de kırmızı bir domatese döndüğü belli olan yüzü görmesiyle ise gülümsemesi gözlerine ulaşabilmişti.

“Ne duruyorsunuz?! İşinize devam edin!”

Kızına bakarak konuşmaya giren kadının sözlerinin hizmetçilere olduğu çok belliydi. Leydilerinin sözleri sonrasında hızlıca işe koyuldu çalışan sürüsü. Zırhlı mankafa ise az da olsa terbiye edilmiş olsa gerek hanımının sözlerinin sonunda dışarı çıkmayı akıl edebilmişti.
 
Hazırlanması bittiğinde kusmamak için kendini zor tuttu Regina. Sebebi tabii ki kötü görünmesi falan değildi. Mükemmel görünüyordu, her şey korsesini fazla sıkan gerizekalı yüzündendi. Sonrasında hatasını anlayıp korsenin iplerini yeniden ayarlamıştı bunu yapan. Fakat bu sabah hiçbir şey yemeden karnına aldığı baskının kızın midesini altüst ettiği gerçeğini değiştirmiyordu. Birkaç saatliğine işkencesine dayandıktan sonra bunun sorumlusu ile uzunca konuşması gerekecekti.

Hazırlanmasının bitmesiyle sabahtan beri ilk defa düzgünce oturup bir müddet dinlenmeyi bekleyebilirdi. Tabii Regina saf değildi. Kolundan tutulduğu gibi odadan çıkarılmayı bekliyordu ve beklediği gibi olmuştu. Ama beklemediği şey gitmeden önce Leydi Euphemia’nın kapı önünde durmasıydı.

“Odayı iyice temizlemeden biriniz bile buradan çıkmayı aklınızdan geçirmeyin.”

Hizmetçilerin en azından bir iki tanesinin bu iş için kalması yeterliyken bu gereksiz isteğin Leydi Euphemia gibi bir kadınla tek anlamı vardı. Odadan birkaç adım uzaklaşmaları ile zırh yığını Regina nerden çıktığını anlayamadan diplerinde bitmişti. Patronunun emirlerini bekliyor gibi duruyordu.

“Temizliği bitirmelerine yardım et.”

Bu sözlerin ardından bir müddet ablasının odasına doğru sessizce yürüdüler, fakat Regina en sonunda sessizliğin sesine daha fazla dayanamadı. Bir şeyler söylemediği her saniye kadının peşinden yürümek daha da zorlaşıyordu. Derince bir iç çektikten sonra adımlarını durdurdu.

“Ölmelerine gerek yoktu.”

Onun söylediklerini duymasının ardından kadının yoluna devam etmesi ve bu sözleri umursamaması olağandı. Ama kadın arkasını dönüp kızın gözlerinin içine bakmayı ve içtenmiş gibi hissettiren bir gülümsemeyle elini birkaç dakika önce vurduğu yere koymayı tercih etmişti.

“Annesi tarafından dövülen bir kız olduğun üzerine dedikoduların çıkmasını istemezsin değil mi? Hem sen ne zamandan beri çalışanların hayatını umursuyorsun? Çocukken yaptığın şeyi unuttuğumu mu sanıyorsun.”
 
Sinirlendiği her zerresinden belli olan kadın düşünmeden konuşuyor gibiydi. Az görülür anlardan biriydi bu. Euphemia ne kadar sinirlenirse sinirlensin kendine hâkim olmayı başarabilen biriydi genelde. Kendisinin bu yanını gören de hep Regina oluyordu. Kadının sinirlerini öyle bozuyordu ki kızı bazen onu bir anne olarak sevmeyi bırakamıyor olması zoruna gidiyordu.
 
“Demir yığınının eline çatal saplamamdan bahsediyorsun sanırım. Gözüne saplamadığıma şükretmen gerekiyor. En azından hâlâ işe yarar bir mal olarak kalmış olması senin için yeterli olmalı anneciğim.”

Regina’nın sözlerinden sonra dudakları aralanmıştı kadının. Bir şey söylemek istiyordu ama dili dönmüyordu bir türlü. Dudakları yeniden hareketlendiğinde konuşacağını sandı kız. Fakat konuşmak konusunda fikri değişmişti kadının. Kızın yüzünden elini çekip bir eline bir de az önce dokunduğu yere baktı. Tatmin olmuş olduğunu gösteren bir ifade ile gözlerinin içine bakmaya devam etti genç cadının.

“En azından makyajını iyi yapmışlar. Dokunulsa bile kolay bozulacak gibi durmuyor.”

Bu sözlerin ardından yeniden uzun koridorda ilerlemeye başlayan Euphemia elini birkaç adım sonra geçmelerini beklemek için işini bırakıp başını eğerek duran bir çalışanın üzerine sildi. Arkasından sürüklenmiyor olsa da sanki sürükleniyormuşçasına adımladı Regina da.

Şatonun öteki ucundaki odaya geldiklerinde beklendiği gibi kapısı açık ve çoktan hazır bir şekilde oturuyordu Tanya Alexandrovna. Euphemia’nın beklentilerini karşılamak için sürünen ablasından iğreniyor muydu, yoksa onun için üzülüyor muydu bilemiyordu Regina. Aslında daha çok onun için korkuyordu sanırım. Böyle giderse ona olacak şeylerden, onun olacağı kişiden korkuyordu.

“Uyuyan güzel de bugüne özel uyandığına göre aşağı inebiliriz artık değil mi?”

Ablasının sözlerine tüm yapmacıklığıyla gülümseyen Euphemia; Tanya’yı sağına, Regina’yı birkaç adım arkadan gerecek şekilde soluna aldıktan sonra partinin olacağı yere yani bahçedeki seraya yöneldi. Yol üstünde yanından geçerken ona dalga geçen bakışlar atıp gülen erkek kardeşlerini umursamadı Regina. En sonunda günlük programlarını yanlış hatırlamıyorsa birkaç saat sonra özel derslerinde onların da başları şişirilecekti.

Seraya vardıklarında saçma birçok karşılama konuşmasının ardından sonunda en azından biraz daha ilginç bir noktaya varabilmişlerdi. Çay vakti. Çayı sevmese bile bu tarz partilerde tek dayanağı buydu Regina’nın. Olabildiğince minik yudumlar alarak soğuyana kadar içtiği çay sayesinde saçma sorulardan kaçabiliyordu. Sorulara cevap vermemesi şimdiye kadar başına bela açmamıştı. Her seferinde onun yerine soruları cevaplayacak birisi oluyordu ne de olsa.

“Leydi Tanya’nın bu sene o yatılı okulda son senesi değil mi? Şu İngiltere’de olan pahalı özel okula gidiyordu diye hatırlıyorum. Hazır gereksiz okul seneleri de bitiyorken bundan sonrası için planlar büyük tahmin ediyorum ki!”
 
Markiz Natalya Temryukovna’ya ait olduğunu tahmin ettiği sesin masada geldiği tarafa baktı. Yanında Regina’nın 15 yaşında olduğunu tahmin ettiği kızı ile yan yana oturmuş ve çayını yudumluyordu kadın. Oldukça saçma ve gereksiz sorulardan oluşan bir konuşma olacaktı bugünün konuşması da. Hissedebiliyordu genç cadı bunu.

“Tabii ki! Kızım için en iyisini planladım.”
 
İlgili anne yüzünü hemen takınan Euphemia cevap vermede gecikmemişti. Kadının bu yapmacıklığından iğrendiği yüzünden belli olmasın diye çay yanına verilen tatlı atıştırmalıklardan bir tane aldı Regina. Ortamın tatsızlığını çikolata ile kapatmaya çalışırken adının konuşmada geçmemesini umuyordu.

“Ah doğru ya! Hatırlamışken Leydi Regina da o okula gidiyordu. Sanıyorum ki önünde daha üç senen var. Doğru mudur?”

Sorusunu sorarken gözlerinin içine bakan kadını umursamadan çayından yudumladı Regina. İşte başlıyordu soru silsilesi. Her sene mecbur olduğu selamlamalar dışında konuşmamak için elinden geleni yapıyordu bu tarz partilerde. Sevmiyordu bu yapmacık konuşmaları. Ve dinlemek sorunda kalıyor olmak bile zorken bu konuşmaların bir parçası olmak tabii istemiyordu. Kızına doğru baktıktan sonra beklediği manzara ile karşılaşan Euphemia yapma bir öksürükle dikkati kendine çektikten sonra konuştu.

“Regina’nın eğitimi hâlâ devam ediyor. Daha ablası ile aynı seviyede değil maalesef önünde tahmin ettiğiniz gibi üç koca senesi var daha. Geçen haftalarda da aldığı ek derslerin ağırlığından hasta düştü zaten biliyorsunuz. Bu yüzden bu güzel aylardaki etkinliklerimizde bile aramıza katılamıyor yavrum. Bugün yanımıza gelebilmek için hasta halinde yatağından kalkmasına izin vermem için nasıl yalvardı bir bilseniz. Tabii eğitiminin önde geldiğini söyleyerek onu başta reddetmeyi düşündüm. Fakat kıyamadım. Anne yüreği işte.”

Euphemia’nın yalan silsilesinin uzunluğuna rağmen dikkatler yine Regina’nın üzerinden gitmemişti. ‘Anne yüreği’ gibi bir kelime grubu bu anne topluluğuna kendilerini övmek için çok güzel şanstı aslında. Fakat beklenilenin aksine bu fırsatı değerlendiren olmamıştı. Aslında bir düşününce kızın hastalığı üzerine yapılan vurgu bile yeterli olmalıydı konunun değişmesi için. Tuhaf.

“Anlıyoruz tabii. Ama Leydi Regina neden sorulara kendisi cevap vermiyor. Sanırım hâlâ çocukluğundan kalma utangaçlığı üzerinde.”
 
‘Benim konuşmamı ne diye bu kadar istiyorsun acaba Barones Mariya Gonçarova?’ Bunu demeyi çok isterdi ama sonrasında gelecek cezaya katlanamayacağını biliyordu. Ve katlanabilecek olsa bile ağzını bile tutmasını bilmeyen bir barones için değmezdi.

“Utangaç demek pek doğru olmaz aslında Regina'ya. Onu utangaç gördüğünüzden yardım etmeye çalışmanızı anlayabilirim. Fakat bunu yaptığınız günün uygunsuzluğunun farkındasınızdır umarım. Ne de olsa daha bugün hasta yatağından çıkmış birisinden bahsediyoruz.”

Annesine fırsat vermeden soruya ablası cevap vermişti. Genç kızın sert çıkışından sonra bir özür geveleyen kadına dönüp bakmaya bile tenezzül etmemişti Regina. Herkes onun özrü kabul etmesini beklerken Tanya konuyu Eylül ayındaki bir baloya çekmişti. Hemen o güne kendileri ve yanlarında getirdikleri kızlarına hazırladıkları elbisenin mükemmelliğinden bahsetmeye başlamıştı masadakiler. Böyle abartılarak anlatılan baloya katılmayacak olmak Regina’yı mutlu etmişti. Bu sene de çoğu saçma sosyete etkinliğinden kaçabilmişti.

Masadaki kadınların ilgisi farklı farklı konulara kaymaya devam ettikçe daha da rahatlayan Regina, Alexander Petrovich’in Şatosunda bir gün daha sağ kalabildiği için mutluydu.[/justify]

3
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Regina Alexandrovna Romanovna
« : 25 Kasım, 2021 23:47:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Karakterin Adı ve Soyadı: Regina Alexandrovna Romanovna

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Pek göze batmayan, sessiz ve sakin bir yapıya sahiptir Regina, ancak içinde ilk bakışta kimselere belli etmediği çirkef ve patavatsız bir yanı vardır. İnsanlara olan tahammülü genellikle düşüktür, onlara katlanamaz, bu yüzden genelde kitap okurken ya da bir şeyler yazarken görülmesi mümkündür. Bu anlarda yanına yaklaşılsa bile bir gelenin olduğunu fark etmez.

Karakterin Kısaca Geçmişi: 1848 yılının soğuk bir akşamında dünyaya gözlerini açmıştır Regina. Çocukluk yıllarının başlarını anne ve babasının kavgalarını izleyip ne zaman duracaklarını merak ederek geçirmiştir. Evde kavgasız günü geçmezken çareyi kendini kitaplara boğmakta bulmuştur. Hayatının yarısını geçirdiği şatonun kütüphanesinin fazlasıyla büyük ve dolu dolu olması sayesinde annesi ve babasının kavgalarına maruz kalmaktan kaçabilmiştir. Hogwarts mektubunu aldığında ve gitmesi gerektiğini öğrendiğinde de zaten en çok kütüphanesinden ayrılıyor olmasına üzülmüştür.

İstediğiniz Sınıf: VI. Sınıf

Karakterinizin SBD Sonucu: İksir ve bitkibilim dışında aldığı tüm derslerden Olağanüstü yani ‘O’ notunu alarak bitirmiştir SBD senesini. Bitkibilimde sınavın bir kısmını bitirmesi ardından zaten geçer not alacağını fark etmesiyle son kısımları doğru düzgün yapmayarak Beklenenin Üstünde ‘B' almıştır. İksirden ise ucu-ucuna Uygun yani ‘U' notu ile geçmiştir.

İstediğiniz Bina: Slytherin

Büyü Yatkınlıkları

  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 7
  • İksir Gücü: 1
[/justify]

Sayfa: [1]