Büyücedünya RPG
İngiltere Büyücedünyası => I. Kat => Hogwarts => Karanlık Sanatlar Dersliği => Konuyu başlatan: Aethelwulf Ares Caldecott - 12 Ağustos, 2022 00:47:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
-
1863
[justify]Ergenlik yaşamın en hızlı evrelerinden biriydi ve Ares’in bu evreyi yüz yıl sonra piyasaya sürülecek Ateşokundan daha hızlı geçirdiği bir gerçekti. Henüz on üç yaşındaydı -ki bu oldukça tehlikeli bir yaştı- yanaklarında sakal bile denilemeyecek ufak kıllanmalar meydana gelirken vücudunun farklı sıvılar salgılayabileceğinin fark edildiği yaştaydı. Ve bir başka gerçek vardı ki bunun bilincine sahip olma evresine ulaşmış bir ergeni durduracak hiçbir şey yoktu. Sonuçta hayattaki tek derdi sevdiği kızı, bu isim onun için Eurus'tu, kendine âşık edebilmekti.
Ares, bu farkındalığa erken yaşta erişenlerdendi ve bu onun oldukça iflah olmaz bir kişiliğe sahip olmasına neden olmuştu. Sırf eğlencesine ayarttığı arkadaşlarıyla gizlice Hogsmeade’e kaçıyor, oradan içki çalıyor ve yine gizlice Hogwarts’a sokuyordu. Sonrasında bu içkilerle yasaklı saatlerde profesörler onları basana kadar partiliyorlardı, sonucunda ise akşamdan kalma bir biçimde derse girmeleri ve tabii ki de cezalarıyla yüzleşmeleri gerekiyordu. O gün KSKS profesörleri Sir Jaden Marshall’a yakalandığında ise Athelia ile ot içiyordu. Önemli bir detay vardı ki birinci sınıf ottu içtikleri, Hogsmeade'teki bir cincüceden araklamıştı. Yanlarında bir de Noah vardı, ilk kez denediğinden kendileri ile anın tadını çıkarmaktan uzaktı. Athelia beceriksizliği yüzünden ona küfrediyordu yakalandıkları sırada.
Athelia anında topuklamıştı ancak Ares’in kafası yeterince hızlı hareket edemeyecek kadar güzeldi. Kaçınılmaz bir azar faslı bekliyordu onları, Hogwarts’ın en katı profesörlerinden birine yakalanmışlar ve cezaların en ağırını alabilirlerdi bu uygunsuz davranışları için. Tabii Ares bütün bu korkutucu gerçeklere odaklanamıyordu, durmadan dönen zemin onun dikkatini bir hayli dağıtmıştı.
Profesör Marshall’ı ofisine kadar takip etmişlerdi çıt çıkarmadan. Yanlarından geçtikleri portreler onu işaret edip kendi aralarında fısıldaşırken, namını bilen öğrenciler de onlardan eksik kalmıyordu. Bütün bu olanlar yaşanırken ayık olmadığı için bir hayli memnundu genç büyücü, aksi takdirde bütün keyfi kaçardı. Somurtmak yerine hepsine muzip bir gülümseme eşliğinde selam veriyordu, beden dilinde uygunsuz davranışına dair herhangi bir pişmanlık belirtisi yoktu.
Ofise geldiklerinde ise onları her ne bekliyorsa kendini hazırlamıştı Ares. Profesörlerinin oturmalarını işaret ettiği yere kuruldu rahat bir tavırla ve beyaz saçlı adamın konuşmaya girmesini beklemeye başladı. Noah’ı peşinden sürüklediği için daha sonra suçlu hissedecekti. Şu an umursadığı tek şey bir başka temizlik cezası alıp almayacağıydı.
[/justify]