17 Nisan, 2026 09:01:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Emma Louise Guendolen

Sayfa: [1]
1
Okul Müdürünün Ofisi / Çocukları Pistten Alalım
« : 11 Mart, 2023 22:08:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Parlak bir sisin gölgesi büyücülük dünyasının üzerine düşmüşken eylül ayının getirdiği pek çok çatışma da son günlerinin bir hayli hızlı, yetişmesi zor ve yorucu hale evrilmesine sebep olmuştu. Son zamanlarda kendisini epey yoğun hissediyordu. Çeşitli uluslararası prosedürlerin var olan anlaşmazlıklar yanında sürdürülmesi bir yana dursun, her geçen gün gerçekliğe kavuşan bir başka eylem işine iş eklemeye devam ediyordu. Pek çok kişi görevinden sırasıyla ihraç edilmişti. Son 1 yıldır yapılan yazışmalar ilgili mercilere yollanıyor, cincüceler dahi büyük bir titizlikle sıska kollarına bırakılan dosyaları bakanlık birimleri arasında taşımaya özen gösteriyorlardı. Etrafta yoğun bir sessizlik hakimdi. Okul başlayalı henüz bir hafta dolmamıştı bile. Darbe olarak nitelendirilen zira Emma için büyücedünyanın son zamanlarda süre gelen niteliksiz ve adam kaytarmadan ibaret konumlandırılışının son buluşu pek çok kişinin ağzına kelimeleri tıkamıştı bile. Öyle ki yerel gazeteler dahi gizlice yürütülen bu operasyona dair bilgi eksikliklerini gizleyememişler, halkın meraklı dedikoduları dört duvar arasında ağızlarına sakız etmelerine izin vermişlerdi.

Köstekli saatini krem rengi eteğinin cebine sıkıştırmadan önce göz bebeklerine takılan görüntüler, yaklaşık on dakika içerisinde Hogwarts'ta olması gerektiği konusunda cadıyı acele ettiriyordu. Her yıl kontrolden geçen, uluslararası öğrencilerin aktif öğrenim belgelerinin sorgulandığı evrakları bu yıl da Emma teslim alacak ve kayıt altında tutacaktı. Ancak üzerine atananlar bununla da bitmiyordu. Yaklaşık birkaç gün öncesinde yapılan operasyonda mühim bir rolü olduğunu düşünse de bu denli ön planda kalacağını hesaba katmamıştı. Sihir bakanına sadıktı. Bilincini ve istikrarını destekliyor, adamın çelikten ördüğü duvarlarının ardındaki hakkaniyeti en ufak cümlesinde hissediyordu. İşinin orada biteceğini düşünmek Emma'yı yanıltmıştı. Hogwarts'taki görevlendirmesine yeni birisinin daha eklenmesi omuzlarına bir ağırlık daha bindirmiş olsa da halledebileceğine dair en ufak bir şüphenin kırıntısını bedeninde beslemiyordu.

Avuç içlerini üzerindeki kumaşlarda gezdirdikten sonra şöminenin başına geçti. Elindeki eldiveni parmaklarından çekiştirdi ve bakanlığın köşesinden Hogwarts'a açılan bir anahtara parmağını uzatarak gözlerini kapattı. Öğrencilik yıllarını gözünün önüne getirmesi, bilhassa takdir edildiği okul müdürü odasının kapısını zihninden geçirmesi zor olmadı. Yaklaşık yarım dakika içerisinde okulun giriş kapısına parmak uçları havada süzülerek gelirken eteklerini tuttu. Bu defa sonbahar yapraklarını biraz daha erken dökmeye başlamıştı. Ayakları toprağı örttüğünde yüzünü gri bulutların ardına gizleyen yağmur taneleri ufak birer damlayla açığa çıktı. Aceleyle şapkasını düzeltti ve heybetli okulun kapısına duruşunu bozmayacak dinginlikle ilerlemeye koyuldu.

Kendisini Hogwarts'ın kat görevlisi karşıladı. Pek ala Müdür Harrington'ın ayak işlerini yaptığı aşikar olan bu ufak tefek adamın bir ayağı tökezleyerek kendisine gelirken sırtını dikleştirdi. Ellerindeki eldivenleri düzeltirken karşısındaki ile kendisi arasına koyacağı tensel temasa dair engelin profesyonel bir sınır oluşturacağı düşüncesi Emma'yı bir hayli tatmin etti. Elini uzattı ve kendisini tanıttı. "Emma Louise Guendolen." derken elinde görevlendirmesini gösteren bakanlık damgalı belgeyi uzattı. "Britanya Sihir Bakanlığı çalışanı. Profesör Harrington ile görüşmek üzere bakanlık tarafından gönderildim. Dün ani bir şekilde randevu oluşturulduğunu zannediyorum." diyerek tek kaşını havaya doğru kaldırdı. Etrafı süzdü. Öğrenciliğinden bu yana neler değişmişti? Sanki büyücülük okulunun etrafındaki tüm o şatafat gitmiş, yerini kusursuz ve siyah bir perdeye bırakmış gibiydi. "Buyrun Bayan Guendolen. Profesör Harrington sizi odasında bekliyor. Eşlik edeyim." dediği sırada dikkatini adama çevirmişti. Omuzlarını gevşetti. Asasını ceketinin içerisindeki gizli cebe nazikçe yerleştirdikten sonra küçük topuklarını yere vurarak ilerlemeye koyuldu. Önce birkaç koridor geçti. Ardından da uzunca bir merdiven... Kimi meraklı gözler üzerindeki kıyafetlerde gezinse de duruşunu bozmamaya gayret etti. Bu gayretin ardında kendisiyle duyduğu gurur yatıyordu. Biraz daha ilerledikten sonra iki merdiven daha çıkmaları gerekiyordu. Okulun içerisinde dönüp dolaşırken hareketli merdivenlere adapte olmak zordu. Zihninizde rotanızı yeniden oluşturmanız gerekiyordu. Nihayetinde kulelere ulaştığında yanındaki adamın meraklı ses tonu esmer çehresiyle Emma'nın yüzüne dönmüştü. "Niçin geldim demiştiniz? Dedikodular doğru mu yoksa?" diye soruldu kendisine. Cadı bu sorudan hoşlanmadı. Henüz tam anlamıyla bilgi gizliliği varlığını sürdürüyordu. Üstelik epey hassas bir konuydu bu. Emma'nın öğrenci evrakları için Hogwarts'a gönderilmiş olması belki de bir şeyleri biraz olsun örtbas etmek niyetiyleydi. Dudaklarını birbirine bastırarak önce boğazını temizledi. Ardından sorulan soruya yanıt vermeyi tercih etmeden "Yolu biliyorum. Teşekkür ederim." diyerek arkasına bakmadan ilerledi. "Aynı zamanda dahil olmadığınız konularda bu kadar meraklı olmamanızı rica ederim." derken bu yersiz sorular için homurdandı.


Kapının önüne geldiğinde ahşabı nazikçe tıklattı. İçeriden gelen bir hayli neşeli ses tonu cadıyı afallatsa da gıcırdayan sürgüyü yavaşça kenara çekti. İhtiyar sayılabilecek, yılların getirdiği yaş saçlarına düşen profesör kendisini kapıya adeta sürüklerken bu görüntü bir an olsun hoşuna gitmişti. İçeride samimiyetin bir kokusu olsa bu adamı gösterebilirdi belki de. Bu adam kendisine büyük dedesini anımsatmıştı.Aynı dönemlerde Hogwarts'ta okumuş olma ihtimalleri Emma'nın karşısındakine karşı koyduğu sınırın kırılmasını kolaylaştırmıştı. Kapıyı ardından kapattıktan sonra nihayet konuşmaya başladı ve kendisini tekrarlayan tanımlara sığındı. "İsmim Emma Louise Guendolen. Sizinle tanışmak büyük bir zevk Profesör Harrington." dedi dudaklarına ince bir tebessüm koyarak. Yaşıtlarına bilhassa da küçüklere otorite sağlamak için çoğu zaman çelikten bir zırh giyiyor olabilirdi lakin yaşı büyüklere hürmet etmekten de asla kaçınmazdı. Kendisine gösterilen yere yavaşça oturduktan hemen sonra evrak çantasını masanın üzerine koydu. Deriyi örten fermuarı bir kenara sürüklerken adama baktı. Üzerindeki pelerini bir kenara savururken hemen karşısındaki yeri almaya koyulması an meselesiydi. "Ancak bir takım işler ve stajyer atamaları dışında Bakanlık ve Hogwarts bir araya gelemiyor olsa da yeni işiniz için başarılar dilemek isterim Profesör Harrington." dedi elini çantasının içerisinde gezdirirken. Genişletme büyüsünün bir rafı andıran bölümüne gizlediği süslü metal kutuyu parmaklarına kenetleyip müdüre uzatırken derince bir nefes aldı. Dudaklarındaki tebessümü biraz daha artırdı. "Büyükbabam Alexander Guendolen, sizinle birlikte aynı dönemde eğitim görmüş. Yıllığında okumuştum. Bundan dolayı size de yeni görevlendirmenizi kutlamak adına minik bir hediye getirmek istedim. Tekrardan tebrikler." diye dudaklarını bastırdı. Kutu açılırken "Osmanlı mesir macunu. Halkı çok severmiş.Lezzetli bir yöresel şekerleme olduğunu duydum. Umuyorum damak zevkinize uyacaktır." derken küçük şapkasını çıkarttı. Bu kimileri için maskülen bir hareket gibi görünse de saygısında kusur etmek istemediği için öncelikli olarak aralarındaki sınır çizgisini inceltmeye çalışıyordu. Sınır çizgisinin incelmesine ihtiyacı vardı çünkü Emma'nın bugün buraya gelişi, adımı odaya attığı ilk andaki kadar güzel bir süpriz ile sonlanmayacaktı.[/justify]

2
Sihir Bakanlığı / Bakanlık Personel Yetiştirme Programı
« : 30 Eylül, 2022 16:18:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl 1862, Ekim

[justify]
Masasının üzerinden eline son ulaşan evraklar, tarafına sunulmuş görevlendirmeler ve bakanlığa yeni başlayanların listesini aldığında saat henüz 10.00'a yeni geliyordu. Lezzetli bir kahvaltı etmiş, yoğun bir kahveyle de sabahın uykulu saatlerini geride bırakmıştı. Şu sıralar evin içerisinde kargaşa hakimdi, uzun yıllar boyunca Guendolen ailesine hizmet eden Madam Boulevard artan şikayetleri yüzünden yataklara düşmüş, ince hastalığa yakalanmıştı. Apar topar evden ayrılırken yerine köşkteki işlere yardım edecek bir kimse de bulunamadığı için son bir buçuk ayları bu gürültülü ortama adapte olmaya alışmakla geçmişti. Bu yüzden her sabah dil tomurcuğunun tadını ezbere bildiği bir çay yerine alelacele acılıkta bir kahve ile ayılmak yeni düzeni haline gelmişti.

Elindeki kağıtları düzenli bir halde sıraya dizdikten hemen sonra derin bir nefes aldı. Masasının çekmecesine tıkıştırdığı ufak aynayı saçı veyahut yüzünde oluşabilmesi muhtemel pürüzlere göz gezdirmek için açtığında yaptığı tek şey elbisesinin yakasını düzeltmek oldu. Bugün üzerinde siyah, yeterince resmi görünen bir kıyafet vardı. Belini ise yine siyah ancak gümüşi kabartmalara sahip bir korse ile sıkıca süslemişti. Birazdan yeni iş arkadaşları ile tanışacaktı ve tertipli görünmek istiyordu. Bir kısmı kendisinin bir sürelik himayesi altında olacak, oryantasyonlarını sağlamak üzere Emma'nın gözetimine bırakılacaktı. Bir yıl öncesinde bakanlık içerisindeki birim değişikliği bu oryantasyonda rol oynamasında önemli bir etken sağlarken her iki birimden de bir şeyler katabileceği konusunda kendisine güveniyordu. Zira bakanlık farklı departmanlara ayrılsa dahi birbiriyle bir bütün içerisinde hareket ediyordu. Herhangi birisinde çıkabilecek bir pürüz üzerine yoğunlaşılmadığı takdirde bakanlık içerisinde kara bulutların dolaşmasına sebep olabilir, Britanya büyücedünyasının var olan hükümete karşı olan güvenini zedeleyebilirdi.

Yavaş ancak tembel denemeyecek kadar dik adımlarla bakanlığın girişine vardığında küçük bir grubun bir köşede sessizce belirdiğini gördü. Bir çoğunun ilk kez bu gizli binaya adım atmadığı kesindi; aralarında tanıdık yüzler vardı. Öyle ki birkaçının stajyerlik başvurularını bizzat kendisi almıştı. Yanlarına vardığında ilk olarak kıdemini kazanan çalışma arkadaşlarını selamladı sırasıyla. Başını öne eğerek ketum bir ifadeyle. "Bay Lloyd." dedi önce. Ardından Ephiona'yı gördüğü için memnun bir ifadeyle "Bayan Hunter." diye selam verdi. Sihir bakanlığı çerçevesi içerisinde olmasa bu cadıyla kalçasını tokuşturur, olduğu yerde bir sigara yakarak tüm ciddiyetini bozardı. Ancak aralarındaki samimiyet çalışma saatlerinde bir hayli uzağa sıçrıyor, metrelerce mesafeyi çekincesiz bir şekilde koyuyordu. Büyülü Kazalar Dairesi'nde çalışan Bayan Space'e de nezaket gösterisini yaptıktan sonra yeni gelenlere döndü. Meraklılardı. Bir kısmının yüzündeki endişe, merak duygusunu çoktan aşıp Emma'ya ulaşmıştı. Heveslilerdi. Dört yıl önce bakanlığa adım attığı ilk andaki hevesi aklına geldi. Biraz da ezbere bildiği işleri yapacak olmanın rahatlığı vardı o zamanlar üzerinde, ailesi iş ve sosyal yaşamlarını birbirlerine karıştırdığı için bazı evrak işlerini eve getirirlerdi. Ancak işe başladığı zaman tüm bildiklerinin yalnızca bir özetten ibaret olduğunu anlaması kısa sürmüştü. Bir şey bildiğini düşünmek yalnızca bir yanılgıydı.

Ephiona, güzel bir giriş ve hoş geldin mesajını gelenlere sunduktan sonra kendisi için ayrılan amatörleri bir köşeye çekti. Söz hakkı Emma'ya geçtiğinde ise cadı olduğu yerde kıpırdanıp boğazını temizledi. "Tekrardan hoş geldiniz arkadaşlar. Ben Emma Louise Guendolen. Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi çalışanıyım. Umuyorum, dilediğiniz gibi bir iş yaşamı ile karşılaşır ve işinizi layığı ile yapacak birer genç zihin olarak burada, Sihir Bakanlığı ailesinde kalıcı olursunuz." diyerek telkinde bulundu. "Şimdi ismini sayacaklarım sağıma doğru geçsinler lütfen. Melissa Everlay, Alexander Zone ve Luna White." diye okudu elindeki kağıtları. Herhangi bir isim benzerliği veyahut yanlış anlaşılmalara karşın okuduğu isimlerin kendi adının karşısında yer alıyor olmasına üç kez dikkatlice baktı. Geride kalanlara "Hepinize bol şans arkadaşlar. Sıklıkla karşılaşacağımıza emin olabilirsiniz." diyerek kenara, kendisine emanet edilen üç yeni ile birlikte ayrıldı. "Beni takip edin lütfen." diyerek boşta hazırlanan bir toplantı odasına giderken ardındaki adım seslerini rahatlıkla işitiyordu. İki tanesini direkt olarak farklı birer birime götürecekti, birisini ise halledilmesi gereken işleri göstermek üzere birer eşya gibi yanında taşıyacaktı. Bu makuldu. İlk geldiğinde kaç kez arşive inip güncelliğini yitirmiş bir soruşturmanın dosyasını aradığını saymamıştı bile. Bu durum ilk günün Emma'ya dikkat ve iyi bir gözlemleme öğretisi olmuştu.

Melissa'yı Sihirsel Yaptırım Dairesi'ne bırakırken Alexander'ı da Sihirli Oyun ve Sporlar Dairesi'ne işleyişi gözlemlemesi adına yollamıştı. Zaten genç çocuk orada yaptığı stajları ve Quidditch'e karşı duyduğu zevkle bakanlığın hangi biriminde çalışabilme potansiyeli taşıdığını kendisine bir imza gibi kazımıştı. Peşinde yalnızca geride kalan beyaza çalan saçlarıyla Luna White olmuştu. White soyadı. Bunu anımsıyordu. Guendolen ailesinin soyu bakanlığın mührüne pek bir alışıkken sanki bu soy ismi birkaç kez aile içi konuşmalarında işitmişti. "Yanıma gelebilirsin." dedi ılımlı bir ifadeyle. Kalabalıktaki ketumluğu yumuşak bir alt tonla bütünleşiverdi. "Bu hafta üç gün boyunca benimlesin Luna."diyerek devam etti. Eteğini düzeltti, parmakları arasında hallettiği işlere ait evrakları en arkaya iteklerken sırada yapması gerekenlere göz gezdiriyordu. "Önümüzdeki iki hafta boyunca, bu hafta da dahil olmak üzere, çeşitli birimlerde görev alıp işleyişi takip edeceksin. Çalışacağın yeri tek bir departman gibi düşünme, bunlar diplomasinin kusursuz işlemesi için ayarlanan şeyler. Hepsini bir bütün olarak görmelisin. Stajyerlikte gördüklerinizden biraz daha farklı olarak işin içine direkt gireceğiniz için bu oryantasyon süreci sizin işten aldığınız doyumu ölçmenizi sağlayacak, bakanlık içinde daha verimli olmanıza neden olacak. Bu sürecin sonunda senden hangi birimde çalışmak istediğini yazılı bir biçimde beyan etmeni isteyeceğiz." dediğinde cümlesini bitirdi. Kesintisiz konuşmuş, dudakları ve boğazı bir hayli kurumuştu. İlk güne dair bilgi eksikliğinin hat safhada olmasının cadının aklını karıştırıp söylenilenleri anlamayı güçleştireceği ihtimalini göz ardı ettiğini fark ettiğinde "Aklına takılanları sorabilirsin. Yanlış bir bilgi ve bilmemek arasında hiçbir fark yoktur. Bu yüzden her zaman doğrusunu yaptığımıza emin olalım." diyerek asansörlere doğru yöneldi. Asasını küçük tuğlaya doğrulttu, iki kez vurarak tok bir sesle beklemeye koyuldu. "Bana biraz kendinden bahset bakalım. Ve asıl soru, neden Sihir Bakanlığı?"
[/justify]

3
Lejant Alanı / Emma Louise Guendolen | Lejant
« : 04 Eylül, 2022 16:24:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »


Emma Louise Guendolen | Safkan | ♀
〄 Britanya Sihir Bakanlığı


[justify]Emma Louise 1834 yılında Galler'ın ortalama sınıf bir mahallinde, ortalamanın biraz üzerinde zenginliğe sahip bir köşkte dünyaya geldi. Emekli olmadan hemen önce annesi Aiden bakanlığa bağlı olan Sihirsel Yaptırım Dairesi'nde kıdemli olarak çalışıyor, babası Benedict ise en önde gelen seherbazların arasında yer alıyordu. Guendolen ailesinin geçmişine bakıldığında bakanlığın yanında yer aldıklarını söylemek mümkün zira ailede büyücülük okulundan mezun olduktan sonrasında birkaç kişi haricinde herkesin bakanlığa faydalı olabilmek üzerine zihinsel bir mühür taşıdıkları yadsınamaz bir gerçek. Aiden'ın annesi bir şifacıyken babası bir seherbazdı. Benedict'in yakın aile çevresine bakıldığında da anne ve babasının seherbazlık bürosuna vakitlerini bağladıklarını söylemek mümkün. Guendolen soyunun, Salem Engizisyonu'nun korkunç varlığının öne çıktığı vakitlerde Benedict'in büyük büyük babası sayılacak Jack'in başseherbazlığa terfi ettiği, kelle avcıları tarafından da planladıkları saldırı esnasında öldüğü bilinmektedir. 

Ailenin safkan soyuna dayandırılmasının beraberliği ile pek ala büyücedünyaya faydalı olmayacak işlerin peşinden koşturmak, Guendolen ailesi için bir kara leke anlamına gelmekteydi. Emma ve ağabeyi arasında sekiz yaşlık bir farklılık da bu kara lekenin en çok Emma'yı etkilemesine sebep oldu. Edward'ın aile evinden kopup daha fani ve insan hakları dolayında bir yaşama çekilmesinin gerekçesi ile Emma Louise daha katı, daha bürokratik oluşumların ve memnuniyetsiz ifadelerin arasında büyümek durumunda kalan bir cadı olarak yetişmek zorunda kaldı. Henüz on yaşındayken ileride bakanlığın ve büyücedünyanın çıkarlarını gözetmek, bunu görmezden gelmemek konusunda cadıya baskı kurulmaya başlandı ve bu mezuniyete dek devam etti.

[/justify]


[justify]11 yaşına geldiğinde Hogwarts'ta eğitime başlayan Emma, Guendolen soyunda uzun bir süredir ağacın tekdüze giden yeşil rengine mavi bir izi Ravenclaw'a seçilerek bıraktı. Yapacağı herhangi bir işte çok hırslı ve kararlı olan bu cadı için planında var olan ilk şey, ilim birikimiydi. Bilgi olmadan hırs ve kararın hiçbir anlamı olmazdı. İçinden söküp atamadığı, bilhassa ailesinin safkan soyundan olmayanlara karşı aldığı gardı bir köşeye fırlatarak iç çatışmaların yaşandığı öğrencilik yıllarında kendisi tam da kendisiyle gurur duyulacak bir fikre soktu. Daha o zamanlar Matushka hakkında bilgi sahibi olabilmek için çaba sarf etti, bakanlıkta staj yapabilmek ve Üçüncü Enternasyonel'e girebilmek için bağlantılar kurmaya başladı.

Olağanüstü sayılabilecek notlarla, iksirdeki başarısızlığı ve karanlık sanatlardaki gayretiyle mezun oldu.

[/justify]

[justify]
Emma mezuniyet sonrasında aile güvenini zedelememek ve kendi iradesini kırmamak adına iki dönem üst üste staj yaptığı Britanya Sihir Bakanlığı'na başvuruda bulundu ve kısa sürede olumlu yanıt alarak çalışmaya başladı. İlk olarak Sihirsel Yaptırım Dairesi'nde işi öğrenip bir yıllık kıdem kazanana dek masa başı bir işte çalıştırıldı, ardından davalar konusunda deneyim kazanmak adına daha aktif rol aldı. Fakat uluslararası bürokrasinin, muggle ve büyücedünya eşitliğini oluşturup korumak adına daha etkili bir yol olacağı düşüncesi ile birlikte kendi isteği doğrultusunda Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi'ine geçti. Zamanını bu departmanda harcama  ve ayakları yere başarıyla basan bir kadın haline gelme ile birlikte ailesinin sert tutumu konusunda aldığı kararları bir köşeye çekebilecek niteliğe geldi.

Şu an Britanya'da yaşayan Emma, Galler'a yalnızca ailevi ziyaretleri amacıyla gidiyor. Matushka Üçüncü Erternasyonel'e üye ve Britanya Sihir Bakanlığı, Uluslararası Sihirsel İşbirliği Departmanı'nda çalışmaya devam ediyor. Boş zamanlarında himayesi altına aldığı üç büyücü çocuğa sihir tarihi konusunda bilgiler vererek küçük bir kütüphane oluşturmak için çalışmalar yapıyor.

[/justify]

[justify]
Zeki bir kadın. Dediğim dedik, inadı inat. Hırslı. Sorumluluğunu fazlasıyla benimseyen, benimsenmediği takdirde buna öfkelenecek kadar da aklı başında. Gerektiği kadarıyla kibirli. İstediği şeyin peşinden koşar. Biraz sabit fikirli, savunduğu şeyden kolaylıkla vazgeçmez. Tatlı dillidir, tatlı diliyle pek ala pek çok işini halledebilir. Ayrımcılığa ve insan kayırmaya tahammülü yok, tam anlamıyla bir eşitlikçi diyebiliriz bu noktada. Yaptığı herhangi bir işte titiz davranmaya ve titiz davranılmasına olağan ölçüde takıntılı.  Altı dolu olmayan herhangi bir davranışı sevmez. Yersizlikten hoşlanmaz. Genel itibari ile insanlar kendisini "güler yüzlü" olarak tanımlasalar da despot yanı da sık sık açığa çıkar. Bazı savruk yanları var iş dışında elbet. Ancak o savruk, eğlence içerisindeki halini yalnızca yakın dost çevresi biliyor. Bunu açığa çıkarmanın profesyonel duruşunu zedeleyebileceği görüşünde. İhtiyacı olana yardım etmeye bayılır; içindeki kişisel anlamda var olan tatminkarlık duygusunu artırır bu durum. Boş zamanlarında kendisini ikinci elcide runeleri karıştırırken bulmak mümkün. Müziği ve valsi sevebilecek incelikte. Biraz gelenekselci.

[/justify]

4
Amerika Birleşik Devletleri Sihirsel Kongresi / Kaçırılma Hakkında
« : 27 Ağustos, 2022 14:46:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Bir yaz gündüzüne kıyasla olağanüstü derecede kasvetli sayılabilecek hava gökyüzüne derin bir fırçayla işlenmiş, bulutlar şişkince bir yağmuru yeryüzüne kurban etmek için Büyük Britanya'nın çeperine sızıvermişti. Kadın yatağından kalkıp ipek sabahlığına sarınırken yaptığı ilk şey, genişçe pencereyi sonuna kadar aralayıp çekmecesinin sol köşesine istiflediği puroyu dudaklarına götürmek oldu. Tütün dilinin üzerinde acı bir tat alıp boğazına ilerlerken yanma hissini yutkunarak geçiştirmeye çalıştı. Baskı altında hissediyordu kendisini. Son zamanlarda Britanya'daki büyücü ve cadıların başına pek çok hadise gelmiş, bir kısmı canlarından olmuş bir kısmı da ömürleri boyunca izini taşıyacakları, çeperi korkuyla kaplı bir fanusa hapsolmuşlardı. Kahır doluydu tüm bu yaşananlara, yitip gidenlere karşı. Öfkeliydi fani dünyanın öfkesine. Bir yandan kendisini geride kalanlara karşı mesuliyet dolu hissederken öteki yandan çalışma arkadaşlarının artık bir ruhun ötesinde olmaları sıkıyordu canını. İkinci bir dumanı çekti ciğerlerine, olabilecek en derin uçlarda hissetmeye kalkışarak gözlerini kapattı. Üzerine yüklenen sorumluluk beklediğinin daha da ötesinde gelmişti sanki cadıya. MACUSA'ya gidecekti bugün biraz da huzursuzlukla. Diplomatik ilişkilerin ne denli zedelendiği bir kenara koyuladursun artık aldıkları nefese dair bir güvenlik yoktu. Her şey, güvenlik açığı sayılabilecek potansiyele sahip hale gelmişti. Baş seherbaz ölmüş, öldürülmüştü. Üzerine bambaşka bir seherbaz da korkunç bir veda ile örtmüştü siyah perdesini anılarına. Başını iki yana salladı. Sorumluydu bakanlığa karşı; Britanya Büyücü Dünyası'nın itibarına, kendisine karşı ve ölenlere karşı sorumluydu. Emma'yı tıpkı bir çift çelik üzengi ile sağlamca tutan şey gururuydu, her şeye karşı duyduğu.

Baş seherbazın ve Bayan Boleyn'in ölümünün üzerinden taze sayılamayacak bir zaman geçmişti. Bayan Minamato'nun aylar öncesinde Sihir Bakanı Bay Carter tarafından görevlendirildiği iddiaları ortalıkta dolansa da bir türlü MACUSA eyaletleri içerisinde yaşanan olaylara dahil edilmemiş, bilhassa dehşet verici olaylar gün geçtikçe artar olmuştu. Britanya dünyasındaki büyücüler belki de daha karanlık günleri beklerken durumun etki artıcı kaynağına inmek var sayılmamıştı. Aylar sonrasında önüne gizli bir evrak getirilip konulduğunda odasındaki kilidi iki kez çevirmek zorunda kalmıştı Emma. Üzerinde Britanya Sihir Bakanlığı'nın resmedildiği bir logo vardı. Doğrusu ya, bunun ilk olarak quidditch finalinde yaşananlar ile ilgili olduğunu düşünmüş, büyüce dünyadaki sihirsel keşmekeşliğin davulunun niyahet kimin başında patlayacağını öğrenme umuduyla heyecanlanmıştı. Ancak umutları eline bir kül gibi serpildiğinde zarfın içerisinden çıkan parşömendeki imza ilişti ilk gözüne: Bay Carter'ın adı ve ünvanı yazılıydı üzerinde. Gözleri hızlıca tane tane iliştirilen, pek ala özenle yazılmış harflerin arasında dolaştı. Meredith Boleyn'in ismi yazıyordu ilk sıralarda. "MACUSA, bunca zaman geçmesine rağmen hala niçin bilgilendirilmemiş ki?" diye kaşlarını çattı. Tehlike ulusal değil, uluslararasıydı.  Devam etti okumaya. Merlin'in mührünün kırıldığı konusunda da bilgilendirilmediklerini gördüğünde kızgınlıkla beraber homurdandı. Çok fazla şey gözden kaçırılmış ve çıkarılmıştı. Ne bekleniyordu ki? Parşömeni alıp tekrardan zarfa koydu. Kendisine verilen görev ve yönlendirmeler çok açıktı. MACUSA'ya gidecek, çalışanlarının kendi alanları çevresinde olanlara karşı vurdumduymaz ve bihaber olmalarına köpürecek, bunun uluslararası boyuta taşınıp kendi varlıklarına zararını ifade edecek ve göz dağı verecekti.

Üzerine ciddiyetini de giyerek kendisine bir profil oluşturan Emma, Sihir Bakanı'nın almış olduğu özel izinleri büyü ile genişletilmiş evrak çantasına özenle yerleştirmişti. Cebinden çıkarttığı  işlemeli saatine göz gezdirdikten sonra aradaki zaman farkını en uygun hale getirecek şekilde planlamıştı kendisini. Amerika'nın saatine göre 11.00'de orada olacaktı ve cisimlenmeyi tercih edecekti. Pencereden son kez çevirdiğinde göz kapaklarını, vaktin geldiğini saatin 'tık' sesiyle anlamıştı. Gözlerini kapattı, belindeki asasını tutarak MACUSA binasına çıkacak sokaklardan en kuytu olanını düşünerek odaklanmaya çalıştı. Birazdan, orada olacaktı.

MACUSA'ya ulaştığında heybetli ve gösterişli bir yapı karşıladı Emma'yı. Roma İmparatorluğu'nun yaldızlanmış çağını anımsatacak kadar kabarık sütunları ile göz kamaştırıyor, ilk kez görenleri hayretler içerisinde bıraktığını düşünüyordu. Fakat bir soğukluk hissediyordu bu taştan duvarlara cadı. Aslına bakılırsa Britanya binası da şaşalıydı fakat MACUSA bürokrasinin sınırlarını içerisine daha fazla emmiş gibi hissettiriyor, sanki tüm bireyler ile arasına kalınca bir perde çekmiş gibi geliyordu. Kıpırdanarak bu soğukluğa gölge düşürme umuduyla eteğini çekiştirdi, üzerine giydiği kısa kollu gömleğin yakalarını düzeltirken nazik ve dik bir biçimde basamaklardan çıkmaya başladı. Çok geçmeden kendisini büyük bir lobi karşıladı. Düzenliydi fakat bu düzenin içerisinde de bölük börçük kargaşanın hakim olduğu bir resmiyet sarmalı vardı. Kendisi ile ilgilenebilecek bir yetkili aradı gözleri. Zira kapının ucunda elinde evrak çantasıyla pek ala görevli olduğu anlaşılabilecek bir kadın dikiliyordu. Nihayet ayakları usulca kendisine yaklaşan adamı gördüğünde kaşlarını kaldırdı şaşkınlıkla. Emma'nın yanına gelirken oldukça yavaştı. "Buyrun." demişti adam yüzündeki hiçbir mimik oynamadan. Emma tek kelime etmedi. Bu savruk hareketleri tasvip etmeyen yüz ifadesiyle çantasını açarken içerisinden imzalanmış izin kağıtlarını çıkartıyordu. "Britanya Sihir Bakanlığı, Uluslararası Sihirsel İşbirliği Departmanı..." diye kendisini tanıttığı sırada ismini buyur etti. Adam karşısında eriyip ufacık hale geldi, memnuniyetsiz iletişimini toparlamaya çalışarak durumun ehemmiyetinin farkındalığıyla kadını görüşeceği ikilinin yanına ulaştırabilmek için harekete koyuldu.

Sihirsel delegeler danışmanlarından birisi sihirsel kongre üyelerinden bir adamı da yanına alarak kendilerine ayrılan geniş bir odaya davet etmişti Emma'yı. Aralarında geçecek olan hararetli konuşmanın kimse tarafından duyulmamasının önemi, herhangi bir bakanlık çalışanına yetkili birimlerden önce sızdırılması konusundaki endişesiyle odanın etrafı büyüyle korunuyordu. İçeriye girdiğinde kongre üyesi Bay McCratch ve danışman Bayan Dumphill ayağa kalkmışlardı kendilerinden emin bir şekilde. Yüz ifadelerinde suçlayıcı tavırlarla karşılacaklarını düşündüklerini okumak aşikardı. Emma Louise duruşundaki özgüveni yerinden kıpırdatmadan elini uzatarak tekrardan kendisini tanıtma lüksünü (!) göstermek zorunda kaldı. "Ben, Britanya Sihir Bakanlığı tarafından görevlendirilen Uluslararası Sihirsel İşbirliği Departmanı çalışanı Emma Louise Guendolen." Karşısındaki iki çift gözün ruhlarındaki iletişim kaynaklarını okumaya çalışıyordu. Adam ve kadın, oturması için cadıya elleriyle işaret verdiklerinde Emma ilk olarak onların oturmasını beklemişti. Koltuğa onlardan önce değil, onlarla birlikte oturacaktı. Bir şekilde her ikisinin de kendisine tepeden bakmalarını engellemiş olacaktı böylece.

"Bugün sizinle ivedikle paylaşılması gereken, Amerika sınırları dahilinde olup Britanya büyücü dünyasında güvenlik ihlallerine sebebiyet veren, hayati risk teşkil eden durumları paylaşmak için buradayım. Zira bu durumlar uzun zaman öncesinde meydana geldi ancak MACUSA tarafından tarafımıza hiçbir bilgilendirilmede bulunulmadı. Amerika kaynaklı sıkıntılar ülkemiz topraklarında-" diye hararetle cümlelerine devam ederken Bayan Dumphill'in sesi kesmişti Emma'nın aklındaki cümleleri. "Ne yani? Bizi, size bilgi vermediğimiz konusunda mı suçluyorsunuz?" diye sorarken yadırgayıcıydı kadın. "Rica ederim Bayan Dumphill. Yalnızca sınırlarınız içerisinde büyücü dünyasını tehdit eden risklerin farkına varmadığınız ve bunların kontrolünü sağlamadığınız için bu tehditlerin uluslararası boyutlara taşındığından bahsediyorum." diyerek bakışlarını kararttı. Onun üslubuna karşılık her şeyi tane tane söylüyor, inanamama ya da anlamama haline karşılık ise kelimelerimin üzerini bastırıyordu. Ülkesinin sınırları içerisinde dış kuvvetlerden gelen kimliği belirsiz insanlar kol gezerken kimin iyi niyetli olduğunu anlamak kolay olmuyordu. İnsanların görünür yerlerinde güttükleri amacı belli eden işaretler olmadıkça karanlık ve ölümün varlığı da en nihayetinde iyilik ve aydınlık gibi yaşamını sürdürmeye devam ediyordu.

Çantasına uzandığında içerisinden kaçırılan ve ardından da cadı avcıları tarafından öldürülen Meredith Boleyn'in hareketli bir resmini çıkarttı önce. Ardından Merlin'in mührünün kırıldığına dair yazılan soruşturma evrakının bir aslını da birliği kuvvete dönüştürebilmek adına gösterecekti. Evrakları inceleyebilmeleri için karşısındaki bürokratlara izin verdiğinde Bayan Dumphill tekrardan milliyetçi bir tavır güden çehresiyle "Bu ithamlarınız çok yanlış Bayan Guendolen." dedi burnundan soluyarak. "Bizler, büyücülük dünyasının korunması konusunda sınırlarımız bünyesini olağan en iyi şekilde gözeten ülkelerden birisiyiz, bunu neredeyse tüm dünya biliyor." dediği sırada elindeki kağıtlara dönmüştü. Bu kadın fena halde uzlaşması güç, akıl almaz ve dinleyip anlamak konusunda çekince sağlayan bir kadındı. Bayan Dumphill'in ılımlı bir iletişim sağlanamayacağı yeterince açıktı. "Elinizdeki fotoğrafta gördüğünüz kişi Meredith Vivienne Boleyn, kendisi Britanya Sihir Bakanlığı'nın saygı duyduğu, elinden gelen tüm gayreti işine adayan bir seherbazdı." diyerek bulunduğu anın nabzını ölçmeye çalıştı. Her ikisi de kılını kıpırdatmadan fotoğraftaki genç kadının güzel ve cansız yansımasına bakıyorlardı. "Bayan Boleyn, cadı avcıları tarafından Britanya sınırlarında kaçırıldı. Ancak kaçırılması Britanya çizgilerinde kalmadan Amerika'ya taştı. Bunun bilgisini tarafınıza ilettiğimizi düşünüyorduk." dediğinde kaşlarını kaldırdı. Ses tonu bir açıklama mesajı değildi esasında, bir soruydu. Cümlesini yalnızca bir soru biçimi ile dile getirmemişti. "Böyle bir duyum  aldık, evet. Fakat yalnızca duyumdu ve daha fazlası için bir talepte bulunulmadı. Ancak yapılan değerlendirmeler doğrultusunda..." diye homurdanarak göbeğini kaşıyan Bay McCratch'e öfkelendiğini belli eden ses tonuyla cevap vermeye koyuldu Emma. Kızmıştı çünkü ortada hiçbir inceleme yoktu. İhmaller denizinde boğulmanın bedeli insanların canlarına kast edilmeyle sonuçlanmıştı. "Yapılan değerlendirme denilen bir şeyden bahsedemezsiniz Bay McCratch." derken tısladı. "Veyahut yaptığınız denetimler bakanlığınızca yetersiz kaldı zira Meredith Vivienne Boleyn, Amerika sınırları dahilinde cadı avcıları tarafından katledildi." derken cümlesini adeta masanın üzerine tükürmüştü. Böyle bir durumun ihtimali söz konusuyken dahi üzerinde durulmamasına öfkeliydi, aynı amaç ve yaşamın peşinde koşturmaya çalışanların bu bölücülüğü niyeydi? Konunun Britanya tarafından geciktirilmesi durumuna da her ne kadar kızgınlık duyuyor olsa da duygularını profesyonelliği gereği gizlemek zorundaydı. Oturup kimsenin ardından ağlamadı ancak içten içe hissettiği ıstırap Emma'yı  dolaylıca sarmalıyordu. "Ülkenizde cadı avcılarını besliyorsunuz ve bu durumu kontrol edemiyorsunuz! Kanlı baloda öldürülen büyücülerimizden haberdarsınızdır herhalde, değil mi?" dedi sert bir üslupla. Bayan Dumphill'in bakışlarındaki ateş yüzüne çarpsa dahi istifini bozmadı. Suçlu olan sözleri değildi, bu bakışmalar Emma'yı korkutmazdı. Emma, kongre üyesine baktı. Dudakları gittikçe gerilmişti. Sıkılgan bir yüzü vardı adamın. Çenesindeki seğirmenin gittikçe duyguya bulandığı, vicdanın azabıyla tütsülendiği aşikardı. "Bu konuda bizden ne istiyorsunuz?" dedi ellerini öne doğru uzatarak. "Şu an kim seherbazlarını cadı avcıları konusunda öne sürürse risk altında kalacak." derken çaresiz bir nefesi dışarıya bırakmıştı. Emma kaşlarını çatarak "Yani?" diye sordu kaşlarını çattığı sırada. Dirseklerini masaya koyarak adamın suratına yaklaştı. "Yani Bay McCratch, risk altına kalınırsa ne olacak? Farkında mısınız bilmiyorum ancak sizin ülkenizdeki cadı avcılarının kontrol edilemeyip yargılanamayışı nedeniyle öldü insanlarımız. Burada yapılacak ilk şey, sorumlusu olduğunuz şeyi kabullenmek ve ivedi bir şekilde çalışmalara başlamak. Aksi halde, Britanya Sihir Bakanı'nın kararı ile Britanya sınırları Amerika'ya kapatılacak." dedi bir çırpıda. Nefesi tükenmişti. Uzunca cümleler kurmak boğazını kurutmuş bu yüzden masanın üzerindeki su Emma'nın dilindeki yerini bulmuştu.

Bay McCratch daha uysal bir adamdı, diğer danışman gibi savunmacı iç güdülere sahip değildi. "Bizi bunlarla suçlayamazsınız!" diyordu danışman gözü dönmüş bir şekilde. Sanki ömür yüz yıl olsa susmayacak bir kadın gibi dizlerine dek düşen çenesini toplamakta zorlanıyor gibiydi. "Suçlamıyorum Bayan Dumphill." dedi sabrını kontrol altında tutmaya çalışarak. Emma'nın şu an en son istediği şey çileden çıkıp duygularıyla hareket etmek, karşılaşmayı karşılıklı birer atışmaya dönüştürmekti. "Zaten gerçekleşen bir olayın "suçlama" kapsamında sayılmadığını ifade etmek isterim." derken noktalama işareti koymaya çalıştı kadının sesine. "MACUSA, kendi içerisinde büyüyen bu 'terör'  birleşimlerini durdurmak konusunda geri adım atacak ise sınırlarımızın açık kalmasının ne anlamı var? Sizler de biliyorsunuz ki, bu bir grup ya da çete olmaksızın bireysel silahlanmalar ile de kendi ulusunuzdaki büyücü halkının da sonunu getiriyor." Bacak bacak üzerine attı. İki bürokrat bu konuda neler yapılabileceği hususunda münakaşa ederken parmaklarıyla masada sessiz bir ritim tutturdu. Sıkılmıştı. Danışman cadı, kendisinden beklenemeyecek hızda bir dinginlikle "MACUSA adına, kayıplarınız için üzgünüz Bayan Guendolen." diye sıkılganlığını böldüğünde keyfi biraz olsun yerine gelmişti Emma'nın. Atışmanın zamanı değildi. Zaten yeterince baskı altında hissettiği bu dönemlerde birilerinin üzerinde tepinmek tercih edeceği son şey oluyordu genellikle. "Bu konuyu ilgili dairelerimiz ve bakanımızla paylaşarak sizleri haberdar edecek ve olağan ne hızlı şekilde güvenlik önlemlerimizi sıklaştıracağımızdan emin olabilirsiniz." dedi bu defa da kongre üyesi adam. "Kimsenin zarar görmesine izin vermeyiz." derken söylediğinin sahiciliğinden şüphe duydu Emma. Yalnızca cadıyı geçiştirmek, konuşmanın uysallığını korumak için bu sakin yolu tercih de ediyor olabilirlerdi. Bürokrasinin içi böyleydi işte, yapılacağı beyan edilen şeyler yapılmaz, tam aksi gerçekleştirilmek üzere yola koyunulması muhtemel şeyler gerçekleştirilebilinirdi. "Umarım." derken konu hakkındaki son sözlerine karışan Emma verdiği göz dağını korumaya devam etti. "Aksi halde Bay McCratch, belirttiğim gibi. Ülke sınırları Britanya tarafından kapatılacak ve halkına bu konuda açıklama yapmak durumunda kalan taraf biz değil, siz olacaksınız." diye omuzundaki saçı bir kenara attı.

Önündeki diğer parşömeni bu defa ikilinin önüne uzatırken boğazını kısaca temizlemek üzere öksürdü. Sabahki puronun acılığı hala kalmıştı etinde. "Merlin'in mührünün kırıldığı konusunda bilginiz var mıydı?" dedi dudaklarını yalarken. İkisi de ses seda çıkarmadan bakanlıktan aslı onaylanan, altında Cornelia'nın da imzasının bulunduğu evrakları okuyordu. "Hayır." dedi Bayan Dumphill şaşkınlıkla. Sesi içine kaçmış gibiydi. Utanç vardı bu defa yüzünde. Belki de sorumluluklarını bu denli saldıkları, bünyesinde çalıştıkları bakanlığın ne işe yaradığını unuttukları için utanç duyuyordu, kim bilir? "Aksini düşünmedim." dedi Emma yadırgayan ve -işte şimdi- suçlayan bir ses tonuyla. "Merlin'in mührü kırıldı ve geride 6 mühür kaldı. Bu konuda da Britanya Sihir Bakanlığı olarak çalışma ve önlemlerinizi artırıp başarılı ve güvenilir çalışanlarınızı sahaya çekmeniz gerektiğini düşünüyoruz. Elinizdeki evraklarda şu anlık bilmeniz gerekenler yazılı. Yine Britanya Sihir Bakanlığı olarak bu konuda işbirliği yapmaya hazır olduğumuzu da bilmenizi isteriz." diyerek derin bir nefes aldı. Bunalmıştı dört duvarın arasında. Tek olmasından mütevellit kendisini aslında tavrından şikayetçi olduğu kadınla aynı kefeye koymak durumunda kalmıştı. Emma da savunucu bir rol benimsemişti ancak en azından haklı bir savunmanın peşindeydi elindeki belgelerle. İçerisinde bulundukları durumun ciddiyetinin farkındaydı ve bu farkındalığı Amerika Birleşik Devleti'nin de bilmesini istiyordu. Kadın "Nasıl olabilir, nasıl bilgilendirilmemiş olabiliriz, aklım almıyor!" diye hayrete düşerken "Bu konuda bilgilendirilmeniz gerekmiyor Bayan Dumphill. Biz nasıl takip ediyorsak sizlerin de büyücü dünyasındaki iş birliği çerçevesinde bunu takip etmeniz gerekiyordu." dedi tepeden bakarak. Yeni başlayan mezunlara işi öğretmeye çalışan bir kıdemli gibi hissediyordu kendisini. Aksine durum hiç öyle değildi. Kadın varsa yoksa kendisinden üç yaş büyük olabilirdi ancak. Adamın ise saçları beyazlamaya, yer yer kelleşmeye başlamıştı. Alın çizgileri geçirdiği ömrün birer gölgesi gibi parıldarken yaşının Emma'dan büyük olduğu netti.

Üst düzey yetkililerin kafalarındaki yer edinen birkaç soruyu yanıtladıktan sonra doğrusunu anlayabilmeleri uğruna bazı şeyleri birer kez daha tekrar etmesi gerekmişti. En nihayetinde görüşmelerini tamamlamak için son cümlelerini sarf ederken "Biz bu konuda ne denli ciddi isek sizden de aynı yaklaşımı sergilemenizi bekliyoruz." dedi Emma. "Burada bugün paylaştıklarımızın uçup gitmesini istemiyoruz. Britanya Sihir Bakanlığı'nın kendisini tehdit eden her türlü duruma karşı duracağını ve elinden geleni ardına koymayacağını bilmenizi isteriz. Aksi takdirde son kez belirtmeliyim ki, söylediğim hiçbir şey sözden ibaret olmayacak."

Soğuk karşılama, soğuk ve çekingenlik dolu bir merasim ile tamamlandığında MACUSA'dan ayrılması yeterince kısa sürmüştü. Cebinden çıkarttığı saate baktı. İki saat geçmişti aradan. Şu an için Bay Carter, mühim bir görüşmesi yoksa bakanlıktaki makamında olmalıydı. Aceleyle iki sokak ötedeki tenha köşeye geçti, belindeki asasını bir elinin parmaklarıyla tuttu. Gözlerini kapatırken zihninde canlandırdığı görüntü Britanya Sihir Bakanlığı'nın giriş katıydı. Önce ofisine gidip üzerindeki yükten kurtulacak ardından detayları konuşmak üzere Seth Carter'ın odasına gitmek üzere harekete koyulacaktı.
[/justify]

5
Yetişkin Postası / Emma Louise Guendolen | Baykuşhane
« : 24 Ağustos, 2022 21:37:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Her türlü postanızı
buraya
bırakabilirsiniz.

6
Yetişkin Karakter Başvuruları / Emma Louise Guendolen
« : 23 Ağustos, 2022 23:01:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakter Başvuru Formu

Karakterin Adı ve Soyadı:Emma Louise Guendolen
Karakterin Yaşı: 32
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:Zeki bir kadın. Dediğim dedik, inadı inat. Hırslı. Sorumluluğunu fazlasıyla benimseyen, benimsenmediği takdirde buna öfkelenecek kadar da aklı başında. Gerektiği kadarıyla kibirli. İstediği şeyin peşinden koşar. Tatlı dillidir, tatlı diliyle pek ala pek çok işini halledebilir. Ayrımcılığa ve insan kayırmaya tahammülü yok, tam anlamıyla bir eşitlikçi diyebiliriz bu noktada. Yaptığı herhangi bir işte titiz davranmaya ve titiz davranılmasına olağan ölçüde takıntılı.  Altı dolu olmayan herhangi bir davranışı sevmez. Yersizlikten hoşlanmaz. Genel itibari ile insanlar kendisini "güler yüzlü" olarak tanımlasalar da despot yanı da sık sık açığa çıkar. Bazı savruk yanları var iş dışında elbet. Ancak o savruk, eğlence içerisindeki halini yalnızca yakın dost çevresi biliyor. A bir de unutmadan, yardım etmeyi hakikaten çok sever. İçindeki kişisel anlamda var olan tatminkarlık duygusunu artırır bu durum.
Karakterin Kısaca Geçmişi:Emma -babasının dileği ile de Louise- 1834 yılında Galler'da doğdu. Büyük sayılabilecek bir ev, aşırıya kaçmayan yardımcılar ile şımartıldığı düşünülse de pek de şımartılmadığı bir çocukluk geçirdi. Aile içerisindeki bürokratik yerleşimler nedeniyle rahatsız edici bir ketumluk ile büyütüldü. Kuşaklar boyu safkanlığa sahip olan ailesinin geçmişi yoğunlukla bakanlıkta geçti. Annesi, emekli bir Büyülü Kazalar Dairesi çalışanı iken babası ise emekli bir seherbaz. Dede ve anneannesinin geçmişi irdelendiğinde ise dedesinin yine bir seherbaz olduğu bilinir iken anneannesi de şifacılık yaptı. Daha da geçmişe inersek büyükbabasının bir başseherbaz olduğu ve öyle ki başseherbazlığa terfi edişinin beşinci ayında mugglelar ile karşı karşı karşıya gelerek öldüğü biliniyor.

Emma Louise yaşı geldiğinde Hogwarts'a gidip okumuş olan bir cadı. Aile portresi incelendiğinde çoğunluğu Slytherin ve Ravenclaw olmak üzere her binadan büyücünün resmedildiğini görmek mümkün. Fakat Emma, Ravenclaw'a ait oldu. Dördüncü sınıfın başında iken bakanlıkta çalışmak istediğine karar verdi. Hayatının odak noktası haline getirecek bir biçimde gelecek ağını ördü. Dünyevi işlevlerde pek çok usulsüzlüğün yapıldığını bildiğinden ötürü kişi ayrıştırmacılığı ve kaytarmacılığına fazlasıyla karşı bir karaktere büründü. Olağanüstü notlarla mezun olduktan hemen sonrasında ilk olarak bakanlığın "Büyü Kazaları Dairesi"nde çalışmaya başladı. Ancak bürokrasinin daha fazla içerisine girmek ve büyücedünyada var olan ikili yönetimin suistimale açık hale geldiği tezini savunarak yerini değiştirmeyi başardı. Şu an Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi'nde çalışıyor.
İstediğiniz Meslek: Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Matushka Üçüncü Enternasyonel
Büyü Yatkınlıkları
  • Biçim Değiştirme Gücü:7
  • Lanet Gücü:13
  • Tılsım Gücü:10
  • İksir Gücü:-
Örnek RP: Diana Destinee'nin rplerine bakabilirsiniz.

Sayfa: [1]