17 Nisan, 2026 09:30:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Seth Carter

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 ... 9
61
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 21 Şubat, 2022 20:43:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Arbalet okları beklerken bıçaklarla karşılaşmıştım. Neyse ki Meredith bugün harika bir iş çıkarıyordu. Tek sorun zavallı Alfred'i bu şekilde görmek olmuştu. Yine de herkes buraya gelirken başlarına gelecekleri biliyordu. Birlikte sol tarafımızdaki odaya girdik. Birlikte derken... Bir eksik vardı. Odaya girdiğimde Hoffman'ın arkamızda kaldığını, gelen bıçaklardan biri yüzünden yürüyemediğini farkettim. "Hoffman!" diye bağırdım ona. Yardım etmek için bulunduğum yerden tam çıkacaktım ki saçları beyaz-kızıl, çirkin bir top sakal sahibi, daha sonra gördüğüm en itici insan olarak adlandıracağım cadı avcısı kılıcı ile yanına geldi. Hoffman'ın küfürleri arasından anlamadığım, o an anlamlandırmak istemediğim cümleler söyleyip daha ben bir şey yapamadan elindeki kılıçla çok eski dostumu ortadan ikiye ayırdı. "HAYIR!!" diye bağırdım acı içinde! Önce hayatımın aşkı Cwénhild'i almışlardı elimden. Şimdi de Hoffman'ı, en yakın arkadaşımı! Senelerdir aramızdaki şakalaşmalar böyle bir görüntünün gölgesinde kaldılar. Tüm renkler soldu sanki dünyada. Etrafın kan içinde kalması, cadı avcısının arkasını dönmesi ve sanki çok normal bir şey yapmış gibi davranması... Hoffman'ın o durumda bile dönüp bana bakması ve son nefesini vermeden önce göz göze gelmemiz. Kan dökülen dudaklarını sanki, "Sen devam et." der gibi hareket ettirmesi... Atılan çığlık kafamın içinde miydi? Başka bir yerde miydi? Alnımda atıyordu kalbim sanki. Bu insanlar ile barış yapmak istiyordum ben de. Diyordum ki savaş olmasın. Diyordum ki, sadece yargılansınlar. Onlar ise gözlerini kırpmadan öldürebiliyorlardı. Gözümü kan bürüdü. Sinirden titrediğimi fark edemedim bile. Hemen belime bağlamış olduğum mavi iksire gitti elim. Bu iksiri kızım olduğunu yeni öğrendiğim Mirabelle'den almıştım. Annesi gibi güzel, onun gibi zeki, onun gibi farklıydı. O kadar gurur duyuyordum ki. Şuan burada yapacağım en ufak dikkatsiz hareket kızımdan ayıracaktı beni. Buradan çıkıp Hoffman'ı kurbanlık gibi kesen bu adamı yumruklamak, beynini yerinden çıkarana kadar kafasını ezmek en fazla istediğim şey olsa da tuttum kendimi. Yanımda duran Meredith'e "Meredith! Kulağını kapat!" diye seslendim emir verir gibi. "HEMEN!"

Sonra da diktim iksiri kafaya. Boğazımda etkisini hissettiğim gibi başladım bağırmaya. İçimden gelen tüm nefret ile bağırdım "CANİLERRR!" diye. "KAFASIZLAR! AKILSIZLAR! YALANCILAR! HAYSİYETSİZLER!" Merak etmeyin ama! Halledeceğim! Ne siz mağdur olaraksınız ileride, ne biz.

Yetenek 1d10 : 9, total 9
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 9, total 9

62
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 21 Şubat, 2022 00:56:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mezar taşını fırlattığımda Zian’ın sesi yankılandı kafamda. “İyi durumdayız.” dedim. “Her yer tuzak dolu. Dikkatli olun. Siz ne durumdasınız?” Kapı kırılınca da giyotinin üstünden atlayarak geçtiğimiz gibi ok yağmuruna tutulduk. Bana doğru gelenleri koruma büyüleriyle engelledikten sonra yanımdakilere baktım. Hoffman ve benim aramda duran meslektaşım bizim kadar hızlı olamamıştı. Göğsüne yediği arbalet okları ile yere yığılınca dişlerimi sıkıp karşıma baktım. Tören salonuydu bulunduğumuz yer. Büyük ihtimalle beyinlerini yıkadıkları insanlara vaaz veriyorlardı burada. O insanların çektikleri acıları, Cwén’i, André’yi her gördüğüm şeyi hatırladığım için aşırı sinirlenmiş bir şekilde bize ok atmış olan adamlara doğrulttum asamı. Ellerindeki arbaletleri doldurmaları bir hayli zaman alacaktı. Bu yüzden bizimkilere elimle geçmeleri için işaret yaptım. “Ventus!” sihirli sözcüklerini söyleyip asamı salonda duran cadı avcılarına tek tek gelecek şekilde gezdirdim. Bu şekilde hem hareket ettiremeyecek, hem de arbaletlerini doldurmalarını engelleyecektim. Hoffman’ın yaptığı koruma büyüsünün içinde kalmaya çalışarak onlar diğer odaya geçtiğinde de arkalarından ilerleyecektim.

Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 6, total 6

63
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 20 Şubat, 2022 23:48:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Meredith yaptığım büyüden sonra yanıma hızla gelerek bir savunma büyüsü kullandı. Ancak o sırada büyük bir gümbürtü ile birlikte çevredeki yerlerden bir sürü tuzak çalıştı ve Meredith'in koruma büyüsünde patladılar. Çevrenin ateş alması da iyice çevreyi cehenneme çevirdi. Yine de duramazdık. Meredith'e teşekkür bile etmeden karşımda, alevlerin arasında gördüğüm kapıya baktım. Yanımda duran mezar taşının arkasına geçip asamın açısını ayarladım ardından "Depulso!" diyerek mezar taşının kapıya doğru hızla fırlamasını sağladım. Bu şekilde önümüzde başka bir tuzak var ise, mezar taşına tetiklenecekti. Tuzakların efektlerinin bitmesini bekledikten sonra ise takımımla birlikte koşarak içeri girecektim. Zain bir sorunları olursa bana haber verirdi zaten. İyi gittiklerini umuyordum.

Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 9, total 9
Talih 1d10 : 3, total 3

64
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 20 Şubat, 2022 22:30:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Cadı Avcıları ile ilgili soruşturma artık sonuna gelmişti. Tüm okların bağlandığı yer ise Saint Micheal kilisesi olmuştu. Çok büyük bir ekip fazla dikkat çekeceği için güvendiğim 4 bakanlık çalışanından bir grup oluşturmuştum. Neden ben yaptım derseniz, Başseherbaza günlerdir ulaşamıyordum. Bu baskın için daha fazla bekleyemeyeceğimiz için tüm sorumluluğu alıp Seherbazlara kilise ve yaşananlar hakkında brifing vermiştim. İki gruba bölünecektik ve, Zain adında siyahi telepatik bir seherbaz benim söylediklerimi kendi operasyon ekibine iletecekti. Brifingin genel konusu basitti.

Alıntı
Her şeye hazırlıklı olun.

Cadı avcılarının çeşitli aletlerle büyücüleri ve cadıları yakaladıklarını, bu aletlerin nasıl çalıştıklarını bilmediğimizi anlattım ilk. André onu yakalayan bir ağ mekanizmasından bahsetmişti mesela. Arbaletlerin oklarından zarar gören Mirabella Yamashita kalıcı bir hasarla karşılaşmadığı için öldürücü etkisi olmadığını biliyoruz.

Yakalanırsanız korkunç bir eziyet görüp öldürüleceksiniz, bu yüzden ya kaçın ya da savaşırken ölün.

Gördüğünüz, bildiğiniz her şeyi bize haber verin ki, size taktik belirleyebilelim. Duygusal davranmayın. Bu insanlar bir sürü kişiye eziyet edip, öldürdüler.

İki takıma ayrılacağız, bu takımlardan biri ön kapıdan, biri arka kapıdan aynı anda saldıracak. Böyle olunca sürpriz elementinin de yardımı ile içerideki güçleri ikiye böleceğiz. Düşüncesiz davranmak yok. Tuzaklara dikkat edecek, gerekirse diğer takıma haber verilip tuzağı kapatmaya çalışacağız. En az 1 üst rütbeli kişiyi hayatta tutmaya çalışıp, çocuklara ciddi zarar vermekten kesinlikle kaçınacağız.

Tüm elemanlar yola çıkarken tek tek hazırlıklarını kontrol ettim. İksirleri hazır mı? Olayları anladılar mı? Giderken herkesin farkında olması gerekiyordu. Bu operasyon ciddiydi ve bir kaçımız geri dönemeycektik. Muggle diye kolay sanmamaları gerekiyordu. Herkesin hazır olduğuna emin olunca da kilisenin yanına cisimlendik. Önceden karar verdiğimiz takımım cisimlendiğimiz yerde -kilisenin arka tarafınlarında- beklerken, Zain'in içinde bulunduğu takım kilisenin çevresinden geniş bir yay çizerek ön kapının karşısına geldi. Uzaktan sadece bir kişinin giriş kapısında olduğunu görebildiğini söyleyen Zain'e, daha demin çocuklarla birlikte siyah cübbeli bir kaç rahibin içeri girdiğini bildirdim. Şimdi ise dışarıda bir kişi vardı. Asamı çıkardım. Dua eden rahibe doğrulttum. Zain'e de yanındakilere işaretimi iletmesini söyledim.

İşareti verdim ve mezarlıkta dua eden rahibe doğru asamdan büyümü fırlattım.

"Stupefy!"

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 3, total 3


Takımlar:
Benim yanımda Meredith, sevgili arkadaşım NPC Hoffman ve bir isimsiz NPC
Cornelia, Raiden, Zain adında siyahi telepatik NPC seherbaz ve bir isimsiz NPC

65
Büyüceşura / Ynt: Bir Öğleden Sonra Görüşmesi
« : 20 Şubat, 2022 17:10:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kadın dediğini doğru algıladığımı söylediğinde stres seviyem yükseldi. Ciddi ciddi, aday olmamı istiyordu yani. Asası ile odadaki kapıya sessizlik büyüsü attıktan sonra yasaların önemli olmadığını söyledi. Bu duymayı çok istediğim bir cümle değildi. Çünkü benim için yasalar önemliydi. Herkes için de öyle olmalıydı. Carmilla’nın insanların gözündeki durumunun değiştiğini söyledikten sonra beni zorlamayacağını ancak Bakanlık makamında sadık ve dürüst birini görmek istediğini söyledi. Sadık? Kimlere sadık? Safkanlara mı? Eski Bakan’ın hatalarını telafi edecek birine ihtiyaç olduğunu söyledikten sonra bu sefer ciddi ciddi benim olmamı istediğini dile getirdi.

Derin bir nefes alıp oturduğum yerde rahatlamaya çalıştım. Sessizce çayımı içtim düşünceli bir tavırla. Her zaman istediğim şey en tepeye çıkmaktı. Sihir Bakanı olmak. Benim planımda, yanımda Cwénhild de olacaktı. En yakınımda, yanı başımda... Bunun yerinde karşımda, eski Sihir Bakanını öldürmüş olarak bulunmasını istemezdim. Büyücedünya’nın, içinde büyü gücü taşıyan herkesin refahı için uğraşmak istiyorum. Güvenli bir ortam için. Kafamı kaldırıp karşımdaki kadına baktım. Sadık olmak derken safkanları bahsediyordu. Belki de kendisine sadık olmamı bekliyordu. Olabileceğimi sanmıyordum. Bulanık olarak adlandırılan Muggle aileden gelen çocuklar da bizim dünyamıza aitti. Şuan öğrendiğim, cadı avcılarının elinde beyinleri yıkanmış olan çocuklar da öyle. Kimseyi arkada bırakamazdım. Bırakmamalıydım. “Çok isterim.” dedim biraz sessizlikten sonra. “Dürüstüm. Dürüst olduğum içinse makama geldiğimde en büyük amacımın eşitlik ve barış olacağını size söylemem gerekir. Sizin bahsettiğiniz sadıklık sıfatının altına girebileceğini sanmıyorum.”

66
Büyüceşura / Ynt: Bir Öğleden Sonra Görüşmesi
« : 20 Şubat, 2022 16:31:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kadının çaydanlığı hareketlendirip bir fincana çay koyması, yanında sigara içme isteği getirmiş olsa da havadan bana süzülen fincanı ve tabağını tutup isteğimi bastırdım. Kafamla teşekkür ettim. Çayın sıcaklığının azalması için biraz bekleyeceğim için elimde beklettim. Kadın da konuşmaya başladı. Oğlu hakkında beni çağırmadığını söylediğinde “Hmm...” diye ilginç bulduğumu belli etmek için ses çıkardım. Kendimi hazırladığım konu buydu oysa ki. Şimdi ise sürpriz bir konu mu gelecekti? Soruşturmamızı takip ettiğini söyledi. Yapılması gerekeni yapmaya çalışıyorum sadece. Oğlunun zorluk çıkarıp çıkarmadığına gelirsek... “Çıkarmadı.” dedim gülümseyerek. Gülümsememden bile yalan söylediğim belliydi tabi ki. Nicholas ve Eadwig Boleyn’in sorgusundaki bağırışmaları, sohbetlerini hatırlamadan edemedim. Nicholas daha yeni bir seherbaz, böyle zor durumlar ile savaştıktan sonra geliştirecek kendini. Yüksek gelirli safkan ailelerden geldikleri için anlaşırlar sanmıştım. Yanılmışım.

Kadın doğrudan konuya girmek istediğinde fincandan yudum almak için kaldırmaya başlamıştım. Sürpriz konu olduğu için hazır olmalıyım diye düşünerek indirdim fincanı. Doğru düşünmüştüm kadının lafı uzatmayan birini olduğuyla ilgili. Yine de söyleyeceği şeyi tahmin edememiştim. Ağzından çıkan soruyu duyunca beynim hızla çalışmaya başladı. Neden ne düşündüğümü sormuştu? Benim makama geçmemi mi önerecekti? Olamazdım ki. Olsam dairenin başına kim geçecekti? Cornelia? Ona güvenebilirdim bu konuda. Sakin kalmaya çalışarak çaydan bir yudum aldıktan sonra konuşmaya başladım. “Sihir Bakanımızın başına gelenlere üzülmemek elde değil. Carmilla hakkında soruşturmamız hala devam ediyor. Sorunuzu doğru anlayamadım sanırım. Makama geçmemi ima eder gibi sorduğunuz ama ne yazık ki yaşım tutmuyor.”

67
Büyüceşura / Ynt: Bir Öğleden Sonra Görüşmesi
« : 20 Şubat, 2022 15:28:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Soruşturmalardan gelen dosyalar, yakında yapılacak baskın, Mirabelle'in nufüsunu üstüme almak derken sigara üstüne sigara yaktığım için odamda bir öksürük krizindeyken gelen not masamın üstüne düştü. Üstünde hoş bir el yazısıyla Büyüceşura üyesi Victorine Boleyn adını görünce unutmamam gereken bir durum olduğunu kafama yazdım. Benimle konuşmak istediğini yazmıştı mektupta. Kafamda bir fikir vardı neden olduğu hakkında. Kadının oğlunu sorgulamamız gerekmişti daha yeni. Azar işitmeye hazırlanmalıydım. Bu yüzden içinde boğulduğum dosyaları düzeltme işini hızlandırıp, tekrar bir öksürük krizi ile engellenmemem için camları açtım. Öğleden önce olan işleri halledip, dosların yanında seherbazlar tarafından verilen ipuçlarını öğle yemeğinden sonra toplantı salonundaki şemaya astım. Bunları sonra iplerle birbirlerine bağlardık. Önce bayan Boleyn'e uğramam gerekiyordu. Tekrar odama dönüp dolabımdaki resmi duran ceketi üstüme geçirdim. Tuvalete gidip saçımı başımı düzelttim. Bu yoğunluk ve eve gitmek istememem yüzünden ofisimde kalma olayını abartmıştım. Şu tiple de Büyüceşura üyesinin karşısına çıkılmazdı.

Neredeyse yarım saat saçım sakalımla uğraştıktan sonra bana söylediği saatte (3'tü) bir-iki dakika kapısının önünde bekledikten sonra kapısını çalıp açtım. "Girebilir miyim?" dedim nazik bir tavırla. Kadın da oldukça kibar bir şekilde içeri buyurdu beni. Geçtim masasının karşısındaki koltuğa. Zaten odanın içinde pek de bir eşya yoktu. Gereksiz eşyalardan hoşlanmamasından, bana attığı nottaki kısa kelime sayısından boş konuşmayı sevmediğini düşündüm. Bu yüzden gereksiz kibar davranışlardan arınarak "Hayır." dedim. "Asıl önemli olan sizin görüşmek istemenizdir." Konuyu tahmin etmiş olsam da tahminimi söze dökmemeye karar verdim. Oğlunu sorgulamamız gerekliydi. Bunu ona düzgün açıklayabileceğime emindim.

68
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 16 Şubat, 2022 23:46:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Başvurduğum 5 gp'yi de ekleyip 20 ile burada başvuracağım.


10 gp ile tılsım statımı 22,
10 gp ile de biçim değiştirme statımı 20 yapacağım.

69
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 15 Şubat, 2022 15:33:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
5. seviyeden > 9'a

4 güç puanı,

1 günlük online'ımdan gelen 1 güç puanı da eklenince

toplam 5 güç puanı oluyor.

70
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Dava] Cadı Avcıları Soruşturması
« : 14 Şubat, 2022 00:46:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alıntı
Seth Carter
Sihirsel Yasal Yaptırım Daire Başkanı

Aethelwulf Ares Caldecott Sorgusundan öğrenilenler;
  • Caldecott, André Harris'i kurtaran Hogwarts öğrencilerinin arasında olduğunu itiraf etmiştir.
  • Diğer gençlerin adını vermeyi reddetmiştir.
  • Tılsım Profesörleri Mirabella Yamashita'dan Harris'in yaşıyor olabileceğini öğrendikten sonra yola çıkmışlar.
  • André Harris Saint Micheal kilisesinde tutuluyormuş.
  • Gençler Harris'i kurtardıklarında kilisede yangın çıkarmışlar.


Link: Aethelwulf Ares Caldecott Sorgusu

71
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Dava] Carmilla/Cwénhild Soruşturması
« : 14 Şubat, 2022 00:41:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alıntı
Seth Carter
Sihirsel Yasal Yaptırım Daire Başkanı

Aethelwulf Ares Caldecott Sorgusundan öğrenilenler;
  • Yasak Orman'da Carmilla ile karşılaşmış.
  • Carmilla Yasak Orman'da, Cadı Avcıları Atadamları katlettiği için bulunduğunu söylemiş.
  • Caldecott, öldürülen annesinin katilinin Carmilla olduğunu savunuyor.
  • Carmilla Büyücedünya güven içinde yaşasın diye bunları yaptığını, büyücü ve cadıların ona teşekkür etmesi gerektiği ile ilgili konuşmuş.
  • Caldecott çevrede Cadı Avcısı cesedi gördüğünü hatırlamıyor.
  • Carmilla, Caldecott'a kaçması için bir çok kere izin vermesine rağmen Caldecott saldırmaya devam etmiş.
  • Düelloya tutuşmuşlar.
  • Carmilla, Caldecott'u göğsünden yaralamış. Affedilmez lanet olan Cruciatus Lanet'i ile eziyet etmiş.

Link: Aethelwulf Ares Caldecott Sorgusu

72
Gözlerinden akan damlaları güçlü kalıp koluna siliyorsun. Karşındaki adam da sana saygı duyup bu konu hakkında ağzını açmıyor. Arkadaşlarının ismini söylemediğinde diretmek için ağzını açsa da senin sorumluluğu üstüne aldığını söylemenle susuyor. Kafasını sağa sola sallıyor sakince. Dediğin sorumluluk olayını kabul etmediğini anlıyorsun bu şekilde. Gidişinizi, André’nin işkence görmüş olduğunu, bulduğunuz yeri söylüyorsun. Düşünmeden hareket ettiğiniz için kilisede yangın çıkardığınızı anlatıyorsun. Adam onaylayıp kafasını sallıyor. Önündeki dosyayı toparlamaya başlıyor. Bu sırada da “Sanırım bu kadarı yeterli. Söylediklerinin hepsi araştırılacak. İş birliğin için teşekkür ederim. Arkadaşlarının da sorgusu bittiğinde Hogwarts’a birlikte dönersiniz.” diyor. Sayfaları masanın üstünde düzenlemek için pıt pıt vuruyor altlarını aynı sırada dursunlar diye. “Söylediğimi unutma. Belki meşgul olabilirim ama programımda her zaman sana yer ayırabileceğime eminim.”


Konuyu bitiriyorum efendim. Ares Hogwarts'a sorunsuz dönebilir. İtiraf ettiği şeyler yüzünden Hogwarts'tan ceza almaması konusunda Hogwarts yetkilileri ikna edilmiş sayılacaktır.

73
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] André Harris Sorgusu
« : 13 Şubat, 2022 20:28:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bundan sonrasını 1. şahıstan ilerleteceğim.

Söylediklerim bittikten ve şarabı çocuğa ittirdikten sonra kekeleyerek minik bir espri yapmasına gülümsedim. Çocuk belli ki fazlasıyla stresliydi ve bu şakalarla sakinleştirmeye çalışıyordu kendisini. Yaşadığı şeyleri, Cwénhild’in başına gelenleri gördükten sonra hayal edemiyordum. Aslında etmek istemiyordum ancak birinin bu tarz işleri yapması ve bu gençler için güçlü durması gerekiyordu. Şuan çıkıp önüme geleni doğramam hiçbir şeyi düzeltmeyecek, hatta daha da batıracaktır. Planlı ilerlemeliyiz. André onu kurtaran gençlere hayatını borçlu olduğunu söylediğinde kafamı salladım anlayışlı bir şekilde. Çocuklar onun için hayatlarını tehlikeye atmışlardı. İsimlerini söylerse başlarının derde girmeyeceğine emin olmak için soru sorunca “Söz veriyorum.”  dedim. Çocuklar gerekeni yapmışlardı. Asıl ceza alması gereken, sinirlenilmesi ve bedel ödemesi gereken benden önceki başkandı. Nasıl olur da bu insanları arkada bırakabilmiş, üstünü kapatmışlardı böyle?

Ailesinden gizli bir şekilde baloya kaçtığı ile başladı anlatmaya. Cadı avcılarının arasında kaldığını, Tılsım Profesörü olduğunu bildiğim Mirabella Yamashita ile kendilerini savunduğunu söyledi. Birlikte kaçmaya çalışırken mekanik bir yakalama aleti ile yakalamışlar, Yamashita’ya ise ok sıkmışlar. Önümdeki sayfaları basitçe sağa ittirerek alttaki balo gecesi ile ilgili dosyalara baktım. Yamashita kalıcı bir hasar almamıştı raporlara göre. André tabi ki onu korurken ölümle karşı karşıya kalan kadın için endişelendiğini hatırlayıp ağlama krizine girdiğinde masaya doğru eğilip omzuna elimi koydum. Profesör Yamashita orada ölse, böyle bir genç için hayatını verdiği için gurur duyardı kendisiyle. Bundan emindim. “Ama ölmedi.” diye tamamladım söylediklerini çocuğun. Sesim normalden daha yumuşaktı. “Olanlar senin yüzünden olmadı André. Kendine eziyet etme. Geçmişi değiştiremeyiz.”  Elimle tuttuğum omzunu hafifçe sıktım ve bıraktım. “Geleceği doğru çizmek ise bizim elimizde.”  Sakinleşmesini beklemek için arkama yaslandım. Tabi ki üzülecekti, tabi ki ağlayacaktı. Başına gelen şeyler 16 yaşındaki bir çocuk için aşırıydı. Bu yüzden bekledim sadece. Zaten duygularını düzene sokmak için su istedi. Söylememe bile gerek yoktu aslında ama ayağa kalkıp kapıdan su için seslendiğimde daire çalışanlarından biri sürahi ve bardak ile kapıda duruyordu. Alıp eski yerime oturdum. Çocuğa bir bardak su doldurup uzattım.

Su içtikten sonra anlatmaya devam etti Hufflepuff formalı çocuk. Aziz Micheal klisesine götürülmüş olduğunu söyledi. Dört gün boyunca orada, bodrum katında kaldığını ve ona tarih anlatıldığını söylediğinde “Tarih mi?” dedim kafam karışmış bir şekilde. Cwénhild’e bildiklerini söyletmeye çalışmışlardı. En sonunda da itiraf ettirip öldürmüşlerdi. André’nin ise... Beynini mi yıkamaya çalışmışlardı? Büyücülerin tarih boyunca Muggle’lara zarar verdiğini söylemişlerdi. Bu doğruydu. Şuan bile bir cadı, Muggle’ları keserek ilerliyordu. André savaş isimleri ve olayları saydıktan sonra mekanik bir zincir toptan bahsetti. Pek anlamadığım için gözlerimi kıstım. Bu eziyetli dört gün sonra arkadaşları gelmişti. Çocukların adını söylediğinde “Soyadları ile lütfen.”  diyerek soyadlarını da söylemesini istedim ondan. Büyü kullanmayan büyücü çocuklardan bahsettiğinde iç çekip yerimde kırpırdandım. Bir çok garip olay anlatıyordu çocuk. Çenemdeki sakalları kaşımaya başladım. Kilisenin alev aldığını, nedenini bilmediğini söyledi. Öğrenirdik onu. 

Kafamı salladım. “Seni alma sebeplerini öğrenmiş olduk.” dedim. “Büyü gücü olan çocukları alıp tarihteki bu olaylar ile kafalarını dolduruyorlar. Eğer beynini bu şekilde yıkasalar, sen de bize karşı onlarla savaşacak bir kukla olacaktın büyük ihtimalle. Büyü kullanmayan büyücü çocuklar da kendilerini suçlu görüyordur.” Yine iç çektim. “Eziyet çekmektense teslim olmak... Onları suçlayamayız.”

“André. Ben hiçbir zaman “onlar” ve “biz” diyen kişilerden olmadım. Sana anlattıkları savaşların içeriğini bilmiyorum. Yine de tarihte ve hatta halen, mugglelar büyücüler için sadece birer böcek oldular. Artık karşı savaş açmaları hiç şaşırtıcı değil. Burada Carmilla’nınki gibi bir tepki kesinlikle sorunun asıl sebebini düzeltmeyecektir. Hatta bir savaşa sürükleyecektir.”

“Sana ezberletmeye çalıştıkları savaşları anlatır mısın? Bir de o bahsettiğin topçuğu. Tamamen etrafında mı dönüyordu? Nasıl bir aletti?”

74
Söylediklerini sakinlikle dinlerken André’nin kurtarılması bölümünde içtiği sigaradan mıdır bilinmez öksürmeye başlıyor. Kimlere söylediğini sorduğu için tek tek anlatıyorsun isimleri ancak adam artık o sorusunun cevabını önemsemiyor gibi gözüküyor. Hatta sana kızgın gibi de biraz. Yine de sözlerini bitirmeni bekliyor saygılı bir şekilde. Bitirdiğinde ise “André Harris’i Cadı Avcılarından kurtaranlar arasında olduğunu söyledin değil mi? İnanılmaz.” dediğinde söylediklerinde nereye takıldığını anlamış oluyorsun. Kafasını sağa sola sallıyor hafif onaylamadığını belli eden bir şekilde. Kendi kendine “Eskiden biz de mi böyleydik?” diye soruyor. Sakinleşmek için sigarasını ağzına koyup bakıyor sana.

“Amacın ne?” diye soruyor. “Kendini kaynayan kazanlara atman ne annenin suçlusunun yakalanmasına, ne de Cadı Avcılarının kökünün kazınmasına hizmet ediyor. Biliyorum, doğru şeyi yaptığını düşünüyorsun; ki iyi niyetli olduğuna inancım tam. Ne yazık ki fazlasıyla düşüncesiz hareketler. Ben burada güneş tutulması yaşamış bir adam görüyorum. Duyguların, mantığının ışığından mahrum bırakıyor seni. Eğer bulunduğun tehlikelerden çıkamasaydın, asıl suçluların üstüne basıp ilerleyeceği bir basamak olurdun sadece. Annenin, kendi arkasından oğlunun yitip gitmesini isteyeceğini hiç sanmıyorum. Biliyorum, haddim değil. Yine de şu geçirdiğimiz dakikalarda bile zekasını bana yansıtabilen bir gencin böyle yitip gitmesine izin vermem-veremem. Bir daha kendini ölüme atmadan önce söylediklerimi düşün. Sakinleş. Eğer zamanın varsa bana baykuş yolla. Birlikte, en doğru yolu bulmak için uğraşalım. Anlaştık mı?”

Bu konuşmadan sonra “Bana André’yi nasıl bulduğunuzu, oraya nasıl nasıl gittiğinizi ve nelerle karşılaştığınızı anlatmanı istiyorum.” diye soruyor sana.

75
Karşındaki adam dediklerini dinliyor. Asasını kullanmadan büyüyü engellediğini söylediğinde "Hmm..." diye bir ses çıkarıyor önemsediğini belli etmek için. Göğsündeki yarayı gösterdiğinde de "Yaranın resmini çekmemiz gerekecek." diye bilgilendiriyor seni. Adam yaralamak da Carmilla'nın suçlarına eklenecek anlayacağın üzere. Carmilla'nın ona teşekkür etmeniz gerektiği ile ilgili konuştuğunu söylediğinde de "Evet." diyor. "Bu egosunu ve gazetelerin hakkında yazdıklarına olan inancının yüksek olduğunu gösteriyor. Zayıflık olmasının yanında tehlikeli de. Kendisini yasaların üstünde sanması, her şeyi yapmayı kendine hak gördüğünü gösterir. Ölebilirdin Ares. Neyse ki daha o kadar kafayı yememiş." Gitmene izin verildikten sonra gitmemende ise adamın sana biraz kızgın baktığını görüyorsun. Senin de anlayabildiğin üzere kendine dikkat etmediğini düşünüyor olmalı. Bir şey söylemiyor bu konuda. Sen cezalandırılmayı hak ettiğini söylediğinde ise kafasını iki yana sallıyor. "Buna seçimlerinin sonucuna katlanmak deniyor." diyor. "Seni olgunlaştırır."

Sigarasını alıp, bir yandan da kahvesini yudumluyor karşında. "Cesur bir çocuksun." diyor. "Orada Carmilla'yı görüp, ne kadar tehlikeli olduğunu bilip, Yasak Orman'da bir düelloya tutuşman cesaretin yanında aptallıktır da." Gülümsüyor. "Şuan üstünde kırmızı forma görmüyor olmak şaşırtıcı." Kahve kupasını bıraktıktan sonra sigarasından nefes alıp "Bu olayı başka kimler biliyor?" diye soruyor.

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 ... 9