Çok zor alınırmış, herkesi mutlu etmeye çalışırmış, gidelim diyorum tamam diyor... Gökte ararken yerde mi buldum bu kız melek mi ya? Trip atmayan bir kadın türü, uzun süredir karşılaşmadığım bir tarz. İnanılmaz da tatlı... Önden ilerlemeye başladı, ben de gülümseyerek peşinden ilerliyordum ki kuzenimi gördüm ileride. Bizim de girmek üzere hareketlendiğimiz mekanın merdivenlerinden aşağı iniyordu yanımıza doğru. Elimi kaldırıp selam verecektim ki... Sırılsıklam oldum bir anda. Yağmur değil hayır, sanki üzerime şelale yağıyordu. Bir türlü de bitmiyordu, herkeste mi var yahu bu? Bir bana oluyor sanki. Kokusu da... Anlam veremiyordum hiçbir şeye. Kafama ağır bir kutunun geçmesi ve görüntümün kararması öncesi en son gördüğüm görüntü de sinirli bir Eadwig suratıydı. Kafama düşen sert cismin etkisiyle acıya dayanamayıp yere yığılmıştım. "Ahh!" diye bir inleme de çıkmıştı ağzımdan istemeden. Neydi bu şimdi? Üfff, leş gibi bira kokuyordu. Kot pantolonumun içine sızan sıvıyı hissediyordum, inanılmaz rahatsız ediciydi. Hem de soğuk. Bu şaka olmalıydı herhalde.Değil mi? Başka ne olabilir? Kalkmak istiyordum ama kafamın tepesinde ağrı bunu engelleyecek kadar fazla derecedeydi. Tek yapabildiğim karlar arasında yatmak oldu bir süre.
Bu sırada Eadwig'in sesi geliyordu kulağıma. Büyük salonda ne ne ne? Kurban mı? Bu kadarı da fazla ama. Ben kimi kullanmışım şimdiye kadar? Denedik olmadı, hepsi bu. Zorluyor muyum, kandırıyor muyum? İstemeyen gider abicim. Sana hesap mı vereceğiz. Bir de gelmiş beni kızın yanında rezil etmeye çalışıyor öyle mi? Hayırdır acaba ya, n'oluyor? Doğrulmaya çalıştım ancak kafamın üzerinde öyle büyük bir ağırlık vardı ki kaldırmam imkansız gibi bir şeydi. Zaten sızlamadan dolayı çok da zorlayamıyordum. Charlotte'un sesi geliyordu, kavga mı ediyordu o benim için? Bu kızın içinden neler çıkacak acaba ya? Ama gerek yok hani, benim konuşmamla uslanır o... Ağzımı bozmayacağım "ALOO?" dedim niye hala birinin yanıma gelmediğini sorgulayarak. "Biri şunu kafamdan alacak mı?" Kara saplandım mal gibi kaldım Merlin belanızı versin gerçekten ya. "Geldik abi ya, doğrulsana tutuyoruz." Edward'ın sesini duyunca "Yarın gelseydiniz kardeşim." dedim sinirle.
Oturur pozisyona geldiğimde onlar da kafamdan, artık ne olduğunu anladığım, fıçıyı kaldırmışlardı. Gözüm kararır gibi oldu aydınlıkla beraber, gözlerimi ovuşturdum. "Biz dedik sana çekil ordan diye ama..." "Aga ben ne bileyim ya bunu kast ettiğinizi?" Sırılsıklam olmuştum. Beremi çıkardım sinirle, artık beni ısıtmaktan çok üşütüyordu. Bu sırada Charlotte ve Eadwig hala tartışıyorlardı. Ayağa kalktım karlara gömülmemeye çalışarak. Yanlarına doğru birkaç adım attım. Kavga edeceğim etmesine de kız bırakmıyor kuzenimi. Bildiğin ağzına etti. Bu malın gerçekten amacı neydi peki? Birkaç adım attım yanlarına doğru, Charlotte'u kenara alıp kuzenimden sorardım bunun hesabını ama bana dönen yaşlı gözlerle karşılaşınca ilgilendiğim konunun değişmesi gerekti tabii. Neden ağlıyordu şimdi? Bir de kızı mı ağlattın şerefsiz? "Charlotte..." dedim ilgiyle ona yaklaşırken. "İyiyim ben, sorun yok." Halim pek de öyle gözükmüyordu yüksek ihtimalle. Burnumdan bira damlaları süzülürken ve kirpiklerimdeki damlacıkları görebilirken... "Bir anda çok fazla şey üzerine geldi. Üzgünüm böyle bir durumda kaldığın için. Önemli değil ama benim için. Hadi içeri geçelim, olur mu? Geliyorum hemen." dedim ve Clayton'a bir bakış attım. Böyle konularda çok iyiyizdir, nerde ne yapmaları gerektiğini hemen anlarlar. Özellikle Edward, kzılarla müthiş iletişim kurar. Yanına geldiler ve, "Gel yüzünü yıka istersen." "Bir şey olmaz ya, onlar akraba. Hallederler şimdi hemen." şeklinde ikna ederek içeri sürüklediler.
Onlar içeri geçene kadar üzerimdekileri çıkarıyor ve ıslak kıyafetlerimden olabildiğinde sıyrılmaya çalışıyordum. Atkım, eldivenler, mont, montun içindeki hırka... Pantolonum ve üstümdeki kazak ile tişört dışında çoğu şeyi çıkardım. Kapıya geldiklerinde de içeri geçeceklerine güvenerek daha fazla dayanamayıp Eadwig'in üzerine yürümeye başladım ve göğsünden tuttuğum gibi arkaya fırlattım. "Derdin ne söyle şimdi?" Çöktüm üzerine. "Bunu mu istiyorsun? İlla kavga mı edelim!"
Evet yüzünü yumruklamak istiyorum. Kekoyuz biz napalım. Kavgasız gürültüsüz karaktere başlanmıyomuş, sağ ayakla diyelim sdklfjsd
Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 7, total 7
Kız bir anda yüzünde aşırı sinirli bir ifade ile üstüme yürümeye başlayınca ben de çattım kaşlarımı. Boyu da kısa, elini kaldırdı böğrüme işaret parmağını bastırıyor. Yaptığımın çok çirkin bir şey olduğunu söyledi ciyaklayarak. Yaptığım aşırı güzel bir şeydi demedim ben de. Sen de girmeseydin koluna! Gerçekten bu şerefsiz için bana mı bağırıyordu? Ciddi ciddi bu herifi koruyacak mıydı? Gözlerimi kısmıştım kıskançlıktan. Dudaklarım bir çizgi haline gelmişti. Karşımda, saf temiz korunmalı diye düşündüğüm kız, bok kafalı kuzenim için böyle cıngar çıkarıyordu. Arkadaşlarıma Samuel’e yardım etmelerini emrettiğinde çocuklar bana baktı. Ben de kafamı onaylayan bir şekilde öne indirdim dediğini yapmaları için. Charlotte da bana döndü tekrardan. Onu ne zannettiğimi bağırdı yüzüme. Aptalsın, bunu zannediyorum işte. Sonra kalbin kırıldığında tekrar burada olacak mıyım? Asıl düşünmen gereken şey bu! Charlotte, cümlesinin sonunda beni tehdit edince “Rillian!” dedim tıslamaya yakın bir sesle. “Dikkatli ol.” Kızların beni azarlamasını, tehdit etmesini, bağırmasını hiç sevmem. Gördüğünüz gibi; koruyorsunuz, koruyorsunuz, horoz gibi dikleniyor size. Tehditini bitirdiğinde daha da çattım kaşlarını. Çünkü beni her gün avlayacağını söyledi. Hem de benim kastettiğim şekilde avlama değilmiş. Ben o cümleyi ona karşı kurmadım ki. Şeref yoksunu kuzenime söyledim. Ne yani? Ona söylediğim lafları kendi sorumluluğu sayacak kadar sahiplenmiş miydi? Sinirlenince ağlamış, gözleri boncuk boncuk akmaya başlamıştı. O göz yaşları ciddi ciddi kuzenim için mi akmıştı? Kız kafasını önümden kaçırıp kuzenime yardım etmeye koştuğunda da sabit kalıp gözlerimle takip ettim kızı. Kuzenimin yanına gidip bana bağırdığı tondan fersah fersah uzak bir sesle iyi olup olmadığını soruyordu. Dişlerimi sıkmaktan çenem ağrımaya başlamıştı.
Şu, zampara için bana bunu yaptın ya Rillian... Daha doğru düzgün konuştuğunuzu bile sanmıyorum onunla.
Beni böyle azarladıktan sonra onla ilgileniyorsun ya şimdi... Samuel’e saldırıp ağzını yüzünü kırasım geliyor.
Kuzenim bunu da skora döndürmek için hemen kıza koşup ağlamasının sebebini, üst üste çok şey geldiği için olduğunu söylediğinde artık izleyecek bir şey kalmamıştı benim için. Şu hareketleri midemi bulandırıyordu. Arkadaşlarım yanıma gelince Gage kızın ruh hastası gibi bağırdığını söyledi gülerek. “Gidelim.” dedim donuk bir sesle. “Salak bir kız işte. Kurtlara yem olacak.“ O an Gryffindor tayfası kızı bahsettikleri mekana sokuyordu. Cyneric ise bunu neden umursadığımı sordu. Cevap veremedim buna. Zaten vermeyecektim ancak arkamdan koşan bir ruh hastası beni yere deviriverdi. Tüm gücüyle üstüme çullanınca yere düştüm sırtüstü. Bu da ağzından salyalar saça saça derdimin ne olduğunu bağırıyordu yüzüme. “Ya sen ne alakasın koyduğumun aslanı? Al! Kızı götürdün mekana! Harcasana! Bana neden saldırıyorsun?” diye hırladım söylediği şeylere. Kendimi korumak için sol kolumu yüzümün önüne getirdim. Zaten kızı ilk içeri sokmuş, sonra saldırmıştı kötü gözükmemek için. Bu da ne demektir? Bu herif bir *mcı demektir. Kız var diye şekilden şekile girer demektir.
“Lan!“ diye hırladım. “Sik-tir-git!” Neyse ki deminki büyüden sonra asamı yerine koymamıştım. Lavuğa doğru tutup "Everte Statum" büyülü sözlerini söyledim.
Hadi bakalm biz de sağ ayakla yumruk kavgasına asa getirelim.
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 2, total 2
Talih 1d10 : 5, total 5