17 Nisan, 2026 08:54:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Dick Dickerson

Sayfa: [1]
1
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Moustache of Heaven'in Coşturan Tezgahı
« : 12 Şubat, 2022 21:00:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yakuşuklu Das kardeşimiz efsanevi şakalarına devam ederken Turuncu renkli sıvısını kafasına dikti. Bir şey olmamışa benziyordu. Kwek şerefsiz şerefsiz gülerek diğer ikiliye çıkan içeceklerini önlerine bıraktı.

Xavier az düşündükten sonra gözüne daha hoş gözüktüğüne karar kılarak mavi içeceği aldı, yavaş yavaş içmeye başladı. O sıra da Dick ağzını açıp kapatan kafatasına bakıp “Eh al bakalım küçük adam!” diyerek diğer sarı içeceği ağız kısmına döktü. İlk farklılık kafatasında gözükmüştü. İki defa titredikten sonra aniden her yerinden ışık çıkmaya başladı. Adeta cadılar bayramında kullanılan, içinde mum yakılan bal kabağını benziyordu artık. Bir süre sakince durduktan sonra daha hızlı bir şekilde ağzını açıp kapamaya döndü. Eh umarım ortamda epilepsisi olan yoktur.

İkinci ise kaslu Das’daydı. Hafifçe yanakları kızarmıştı ki esprilerini yağdırmaya devam ederken pek de fark etmiş gibi durmuyordu.

 Son olarak etkisi ortaya çıkan ise mavi içecekti. Uzun saçlı profesörümüz aniden dudağını ısırarak etrafa bakınmaya başladı. Ne oluyor demeye gelmeden Das onu yanağından öptü. Birlikte bakıştıklarında Xavier, Das’ın kızardığını fark etti. Tam bir şey söyleyecekken tekrardan bir öpücük ile sözü kesilmişti. Bu sefer onu öpen kişi çok nazik bir şekilde öpmüştü. Bu öpen kişi ise kaslı kelimizdi. Geri tezgâhın arkasına geçerken gülümseyerek kahkaha attı “Buhahahhaa ben de mavi içecek neydi diyorum! Ay ne kadar şapşalım, hemencicik unutmuşum! Neyse kolay gelsin efenim buhahahahha!”
Tekrar konuşmak için bir deneme yapacakken bu sefer de biri üzerine atlamıştı. Bu kişi az önce sinsice sırıtan Kwerk’di. Öpücüklerin arasından bir şeyler dese de ne dediği anlaşılmıyordu.

Bu ikili yerdeyken Dick bir bardağını eline alarak bezle parlatmaya başladı. Önünde oturan Das’a küçük bir gülücük attı “Adınız nedir bayım? Ah bir de bir içki daha ister misiniz?”

Kaslı ardadan not: [spoiler]Pardon efeniz az geciktim. Ayrıca katıldığınız için tişikürler.

(İkinci resim: Xavier Olineaux tarafından verildi. Eyw reis katkı için sakjgkjfads)
[/spoiler]

2
Hogsmeade Kermesi / Moustache of Heaven'in Coşturan Tezgahı
« : 02 Şubat, 2022 21:27:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Moustache of Heaven - Drinkery
Kermes Standı Aw Ye!( Çok eyleneceyuk)

Bayanlar baylar ve kendini insan sayanlar hoş geldiniz! Sahibinin bile arada bar olduğunu unuttuğu Moustache of Heaven’in sahibi küçük bir stant ile kermeste sizlerle birlikte.
Mag Mell’in kermes standının hemen karşısında olan (kesinlikle gıcıklığına oraya açmadı şşş) bu stant uzaktan hemen fark edilebilecek şekilde altın sarısı renklerle ve kırmızı kadife örtülerle süslenmiştir. İtalik bir yazıyla yazılmış “Hayatınızı Aydınlatan İçkiler” sarı pano ise hoş bir şekilde duruyordu. Standa büyük geldiğinden Dick küçük bir taburede oturarak boyunu kısaltıyordur. Tezgahın üstü küçük camlarda aydınlık renkte bir sürü içecekle doluydu. En sağda ise 8 farklı renge ayrılmış bir çark vardır.
Dick ve yardımcısı Kwek müşterileri mutlulukla beklemektedir.

Kwek kim aga derseniz: (Yukarıda dans eden arkadaş ve evet içkiyi ondan isterseniz dans ederek hazırlayacak) [spoiler]
[/spoiler]

Notlar: (Açıklamayı çördüğüm güle burdan teşekkürler dksajgfh)
1. İçkilerin tadına bakmak tamamen ücretsizdir ancak ilk tadım RP’nizin sonunda bir zar atmanız gerekmektedir. (1d8)
2. Her zarın değeri farklıdır ve sizi nasıl bir sürpriz beklediğini söyler.
3. İsteyen alt yaşdaki kişilere alkölsüzleri de verilir.


Etkinlik içkilerinin ne olduğunu öğrenmek isterseniz:


1- Sarı renkli parlak sıvı. İçtiğiniz anda içinizi bir sıcaklık kaplayacak. Ardından bir saat boyunca gözlerinizden ampulmüş gibi ışık çıkaracaksınız. Ha bir de ağzınızdan. Bir de popo-

2- turuncu renkli sıvı. Portakal tadında olduğu kokusundan belli olan bu içeceği içtiğinizde muz tadı alacaksınız ve yanaklarınız bütün gün kıpkırmızı olacak. Tatlı bir durum. Tabi bir bardaktan sonra kırmızı insana doğru gidersin haberin olsun.

3- Kırmızı içecek. İçtiğinizde önce bir gazlanma hissedeceksiniz. Sonra her gazınız ateş olarak çıkacak… Merak etmeyin standa don da satıyoruz :D.

4- yeşil içecek. Hafif koyu kıvamlı bu içkiyi ilk yudumladığınızda kaslarınız çok hızlı bir şekilde gevşeyecektir. Üçüncü bardağa doğru uykuya dalma ihtimaliniz var.

5- Mavi içecek. Pamuk şeker tadındaki bu içkiyi içerseniz 1 dakika boyunca sizi gören her insan yanağınızdan öpecektir. Eh buna kaslı kelimiz de dahil. Ah bir de dudağınızı ısırıp poz verip duracaksınız.

6- Lacivert içki. Tadı her içene göre değişen bu içki en sevdiğiniz şeyin tadını alır. Ama dikkatli olun bir bardaktan sonrası salya sümük hapşırtır. Nezleyseniz iyi gelir ama. 

7- Mor içki. Bayağı tatlı olan bu içecek ilk anda her şeyi diskodaymışsınız gibi renkli görmenize neden olur. Ardından bir ritim duymaya başlarsınız. En sonunda ise istemsiz olarak dans edersiniz. Birden fazla içerseniz dansın etkisi geçer ama diskonun süresi uzar.

8- Kahverengi. Artık hamilesin. Şşşşşş başka laf istemiyorum hamilesin. Hayır yeni hamile de kalmadın en az 3-4 aylık hamilesin! (Geçici bir etkidir ama karnını şişirir ve zihnen hamile olduğun hissine kapılırsın. İlk bardakta sadece 1 saat sürer ama sonraki her bardakta bir saat daha artar bu süre. Şu ana kadar 6 aylık içen olmadı bundan sonucu ne olur bilmiyoruz kjgasdjkhsa)

3
Mag Mell - Bar / Ynt: Scarlet Masquerade
« : 06 Kasım, 2021 00:19:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bazılarımız hayatın anlamını bulmak için yaşamaya devam eder. Bazılarımız ise bunu buldukları için yaşar. Dick saçını geri alabilmek için yaşıyordu.

Her ne kadar kelliğin verdiği özel parlaklık gücü onu daha haşmetli kılsa da kafasındaki soğukluktan rahatsızlık duyuyordu. Koca kaba eliyle kafasını sıvazlayıp iç geçirdi. Neredeydi o sırma saçları? Doğru ya; şerefsiz eski arkadaşında, yeni patronundaydı. Nasıl da güzel anlaşıyorlardı eskiden oysa… ‘Yoksa…’ diye düşündü ‘ Başından beri gözleri seski saçlarımda mıydı?’.  Tam bu konu hakkında düşüncelere dalacakken iş yerine geldiğine fark etti. “Ayol bitse de kendi yerime gidip vegan biramı gömsem.”

Isolde’nin mekânı her zaman içini ürpertmiştir. İçeriye girdiğinde bir tarantulanın koynunda yürüyormuş gibi hissediyordu. Tek fark kıllı değildi! Biz zahmet de olmasındı. Küçük bir ürperti ile personel odasına geçti. Bu seferlik balo için klasik giydiklerinin aksine cırtlak yeşil bir takım ayarlamıştı. Baloydu bu ne de olsa, insanlar özenip geliyordu. O neden özenmesindi ki? Aslında ışıldak bir turuncu giyecekti, lakin yeşil ile kamuflaj olarak Isolde’nin gözünde çok öne çıkmayacağını düşünüyordu. Evet pek kafasını kullanmazdı. Hızlı bir şekilde üstünü değiştirip kafasını kolonyayla parlattı. Bıyıklarının da mükemmel olduğunun küçük el aynasıyla kontrol ettikten sonra yüzünde bir gülümseme ile odadan ayrıldı.

Odadan çıktığında ilk karşılaştığı kişi, yeni içeriye giren Mira olmuştu. ‘Küçük şeytan.’ diye düşündü. Kızı sevmediğinden değildi, hatta onu küçük kardeşi olarak bile gördüğü söylenebilirdi. Lakin o küçük şey onu korkutuyordu. Masum yüzünün altında lanet olasıca bir ısırgan canlı duruyordu.

Ani hareketlerden ölümüne ürken Dick ise bu hiperaktif canlı karşısında küçük kaslı bir tavşan gibi hissediyordu. “Bu önceki gün kalçamı ısırdığın için…” diyerek sessizce kıza yaklaştı ve kafasına hafifçe vurdu. Mira cin gibi kafasını 180 derece döndürüp ona baktığında ise ne b*k yediğini fark etti. Kızın üzerine atlayacağını biliyordu bilmesine de kafasını bu kadar sert ısıracağını düşünmemişti. İçinde açığa çıkan korku ile kendince küçük, sağır olmayan her insan için büyük bir çığlık kopardı ve kafasına tırmanmaya çalışan böcek gibi kızı sırtından tutup yere fırlattı. Refleks olarak oluşan artı dokuz tuvalete kaçma becerisini ise ardına kullandı.

Neden bu kadar küçük şeylerden ürktüğünü biliyordu, eskiden kendini koruyamayacak kadar cılız olduğu içindi bu korkusu. Ancak nasıl bunu nasıl aşabileceğini hala çözememişti. Ne kadar iri olursa olsun gene de içindeki korkak cılız çocuk kalmıştı.

 Yaklaşık 1 saatlik tuvalette soğuk su ile kafasındaki kızarıklığı dindirme çabası yanıt vermeye başladığında rahatlayarak kafasını kolonyaladı (dezenfekte etmek önemli) ve tuvaletten ayrıldı. O çıkana kadar insanlar toplanmıştı bile. Çeşit çeşit insanı görmenin verdiği heyecanı ile yüzü gülümsedi. Sırtını dikleştirerek çoğunluğun ondan kısa olduğu kalabalığı yararak barın arkasına geçti. Çok fazla tanımadığı insanın olduğu ortamda böyle olurdu. Az önce küçük bir kız tarafından ciyaklatılmamıştı sanki.

Barmenliği sırasında ondan içki alan birçok kişi olmuştu lakin içlerinden birkaçı özellikle ilgisini çekmişti. İlki hiç de yüzünü saklamaya çalışmayan genç bir oğlandı. Nasıl beceriyorsa kaşlarını oynatışından bile ortamdaki herkesi kendinden küçük görüyormuş gibiydi duruyordu.

İkinci ise beyazlar içerisinde hoş bir kadındı. Kadın hazırladığı içkilerden birini içtikten sonra, “Yakışıklı olduğun kadar kokteyl hazırlamada başarılı olsaymışsın seni kaçırmazmışım. Yazık oldu.” demişti. Dick bunun karşısında kaşlarını kaldırıp yüzünü ekşitmişti ‘Bu neydi şimdi? İltifat mı etti yerden yere mi vurdu?’.

 Üçüncü ise gelir gelmez, "Kafamı güzel yapacak bir şeyler koy ki burası daha çekilebilir bir yer haline gelsin." diyen şapkalı adamdı. Dick küçük bir gülümseme ile bıyıklarını düzeltti. “En sevdiğin renk nedir?” Adamın yüzünü görmeyi çok isterdi lakin şapka bütün yüzünü kapatmıştı. ‘Tanrı aşkına nasıl önünü görüyor?’  Şapkalı "Kırmızı." Dediğinde onaylarcasına kafasını salladı, “Sana o zaman güzel kan kırmızısı bir şey ayarlıyorum, hem de vegan.” dedi göz kırparak.

Anlaşılan söylenilecek yanlış bir ayrıntıydı bu ki şapkanın ardından hafif sinirli bir ses geldi. “Ben vegan değilim ki.” Dick, pek de bu ayrıntının umurunda olmadığını gösterircesine içki malzemelerini karıştırmaya başladı. “Ama ben öyleyim.” Adamın gördüğünden şüpheliydi ama gözlerini de kısmıştı, bu surat ifadesinin içkiyi çalkalarken kalçasını da aynı ritimde sallamasıyla uyuştuğu ise pek söylenemezdi. 

Adamın en büyük hatası “Affedersin ama bana ne senden!” demekti. Dickerson hayatı boyunca bu anı beklemişçesine tavana bakıp tanrıdan şans diledi. İçkiyi ışıl ışıl olan bardağa koyup şapkalının önüne ittikten sonra elinde başka bir bardak alıp parlatmaya başladı. “Bak şimdi neden vegan olmalısın biliyor musun?..” Giriş o girişti. Zaman bükücü değildi bu kel adam, lakin boş atmada (özellikle veganlık hakkında) mükemmel bir başarısı vardı. Saatler bile geçmiş olabilirdi bu yaşanırken. Bir sürü bardak pırlatmış, birçok içkiyi daha yapıp masaya bırakmıştı ama asla konuşmayı kesmemişti. Konuşmasını kesen şey ise Isolde’yi boş görmesiydi. “Neyse sen anlamışsındır şapka adam. Konuşmak hoştu arada tekrar gel!” dedikten sonra Isolde’nin favorisi olan şarabı alıp soğuk bakışlı kadının yanına doğru gitti. Tam yanına vardığında ise kafasında bir soğuklu hissetti. Bu normal kel soğukluğu değildi… Islaktı!



4
Yetişkin Karakter Başvuruları / Dick Dickerson
« : 05 Kasım, 2021 21:44:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Karakterin Adı ve Soyadı: Dick Dickerson

Karakterin Yaşı: 33

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:
 Vegan. Kalın cüsseli yapısına rağmen korkağın tekidir. En ufak ses bile onu korkutabilir. Buna rağmen ortamın en cesuru gibi davranmayı sever. Biri ile rekabete girmeye bayılır ve aklına koyduğu şeyi başarmadan durmaz. Verdiği sözden asla dönemez ve yalan söylemede çok kötüdür. Basitçe büyük, pelüş bir ayıcık gibidir. Hah bu arada vegan olduğunu söylemiş miydim?

Karakterin Kısaca Geçmişi:
Soğuk bir gecede doğan Dick mutlu bir çocukluk geçirmiştir. Hayatında mutlu olmadığı tek şey berbat olan sosyal ilişkileridir. Bir gün tanıştığı ve çok değer verdiği bir arkadaşı olur. Bu arkadaşı çok soğuk bir insandır ama Dick’in ona verdiği ilgi ile yavaş yavaş ona ısınmaya başlar. Lakin bir gün Dick ondan bir daha haber alamaz. Bu kişi aniden ortadan kaybolur. Uzun süre onu arayan Dick en sonunda pes eder ve bu üzüntülü yası aniden onu sosyal birine çevirir. Çok sıska olan Dick her gece ağlayarak yatmadan önce 100 şınav çekmeye başlar ve aradan yıllar geçer.

Okuldan mezun olduktan sonra en çok ilgisini çeken işe, bira üreticiliğine yanaşır ve bir mekân açar. Mekânı gayet başarılı olur. Bu huzurlu günler barının karşısına başka bir bar açılması ile sona erer.

Başta barışçıl duran bir rekabet başlar. Daha sonra karşı barın sahibinin kim olduğunu öğrenmesi ile bu rekabet başka bir boyuta geçer. O kişi yıllar önce onu bırakıp giden en yakın dostudur. Onunla konuşmaya gittiğinde ise eski arkadaşı “Seninle daha önce karşılaşmadım, zamanımı harcama,” der. Bunun gazı ile daha da büyük bir rekabete başlar Dick. En sonunda bu rekabetten sıkılan eski arkadaşı onu bir iddiaya davet eder. İddiayı kaybeden Dick saçlarından da olur. Eski arkadaşı “Saçlarını geri istiyorsan benim için çalışacaksın” der ve bununla birlikte Dick rakip olduğu barda eleman olarak çalışmaya başlar. Hala saçlarını istiyor.

İstediğiniz Meslek: Mekan sahibi- barmen

Mekan Bilgisi:


Mekan adı: Moustache of Heaven- Drinkery

Basitçe Mag Mell Taverna’nın önünde, yani Londra’nın göbeğinde. Sıcak bir havaya sahip, iki katlı bir mekân. İlk katı tamamen bar iken ikinci katı Dick için ev niteliği görmektedir.

Mekan Açıklaması: Sıkıldın mı, sevgilisiz mi kaldın, evinden mi atıldın? Gel içelim be kardeşim. Yarınlar olmayacak gibi de dans edelim, bu geceler bizim ne de olsa.


Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Özgür Orenda Kardeşliği

Büyü Yatkınlıkları

•   Biçim Değiştirme Gücü: 4
•   Lanet Gücü: 4
•   Tılsım Gücü: 15
•   İksir Gücü: 10

Örnek RP: [spoiler]
‘Gringotts Büyücülük Bankası… gitmeme gereken yer orası değil mi? ‘ diye düşündü Richard. Etrafına baktı ve bugün üçüncü başarısız yol bulma denemesinin sonunda Diagon Yolu’nun Kuzeyine doğru yol aldığı kanaatine vardı. Cebindeki muggle parasını galleon a dönüştürmesi gerekiyordu. Büyücülerin mugglelerle aynı para birimini kullanmaması aslında onun için ilginçti. Bunun nedenini daha sonra araştıracağına dair aklına not etti. Tabi önce aç kalmamak ve ayrıca okul için ihtiyacı olan eşyaları alabilmek için cebinde galleonu olması lazımdı. Bunları düşünürken yolundan saptığını bile fark etmedi. Bir-iki dakika sonunda duvara çarparak yere düştü ve nereye geldiğini fark etti, daha çok kaybolduğunu ve nerede olduğunu bilmediğini. Kafasını ovalarken endişeyle bir kadın yanına geldi. Yumuşak bir sesle “ İyi misin, kafanı çok sert çarptın” dedi. Richard kadına her zamanki gülümsemesinden attı ve “ Endişeniz için teşekkürler. Ama merak etmeyin bu başıma çok gelen bir durum. Kafam sağlam olmasa çoktan kırmıştım bile” dedi. Bu dediklerini onaylarcasına kafasına şaplak attı . Kadın hafifçe güldü. “ Uhh, eğer sizin için de sıkıntı olmazsa bana yardım edebilir misiniz? Yön duygum berbattır ve sabahtan beri Gringotts Büyücülük Bankası’na gitmeye çalışıyorum.’’ dedi Richard. Kadının ağzı ‘o ‘ şeklini aldı ve “ Benim için problem yok zaten o tarafa doğru gidiyordum. Haydi gel benimle bakalım.” dedi. Richard saygıyla başını eğdi ve onu takip etti. 25 dakika sonunda oraya varmışlardı. Bu 25 dakikada birbirleriyle konuştular. Ailelerinden, nereli olduklarından ve benzeri konulardan. Vardıklarında kadın ona içeride yardım isteyip istemediğini sordu. Richard gerisini halledebileceğini söyledi ve teşekkür edip vedalaştı. Richard kadını gözden kaybettiğinde banka binasına doğru döndü. Bankanın cincüceler tarafından yönetildiğini duymuştu, ayrıca cincücelerin kel olduğunu. İçeri girmeden önce kendi kendine ‘Garip bir davranış yapmamalısın. Sadece paranı dönüştürüp çıkacaksın o kadar zor değil. Normal bir insan gibi ol ,normal bir insan gibi davran ‘  diye tekrarladı. En sonunda derin bir nefes alıp içeriye girdi. Parasını dönüştürdükten sonra tuttuğunu bile bilmediği nefesini verdi. Arkasını döndü ve çıkışa doğru yöneldi. Elinden geldiğince cincüceleri görmezden geliyordu. Tam kapının önüne geldiğinde kapıdan giren cincüceyle göz göze geldi. Ve kendine hakim olamadı. Yavaşça elini kaldırdı ve cincüceye selam verdi. Ve cincüce yanından geçerken parlak kafasına şaplak atıp koşmaya başladı. Arkasından edilen hakaretleri duyabiliyordu ama pişman değildi.
[/spoiler]

Sayfa: [1]