17 Nisan, 2026 09:36:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Mirabelle Starlight

Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7 8
76
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 21:06:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Denilenleri bir bir dinledi. Konuşmasının ortasında Mirabelle durduk yere sırıttı birkaç saniyeliğine, sırf pot kırdığını düşündürmek için. Kadının yalan söylediğini hissediyordu, belki de gerçekti, belki de tamamen doğruları anlatıyordu ama bir türlü Mirabelle'in içine sinmiyordu. Şansını denemek istedi.

"Profesör... İnanmamı beklediğinizi cidden düşünmüyorum. Neden annem olduğunuzu söylüyorsunuz? Hele ki okul açılalı bu kadar süre geçmişken, aniden, burada?"

77
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 20:20:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Hmmm." dedi ne düşündüğünü belli etmeyen bir tonla. "Edward demek... Soyadı ne peki, onun da mı Starlight? Sizin soyadınızı almadıysam onunkini almam daha mantıklı sonuçta, yetimhanelerde çocukları isimlendirmiyorlar ya." Her sorusundan sonra bir cevap bekledi, aldığı cevaplara tepki vermeden başka sorulara geçti. "Detay istiyorum, kısa cümleler ikna olmama yeterli değil. Ailesi kimlerden oluşuyor, sadece annesi ve babası mı yoksa başkaları da var mı? İsimleri ne? Nerede yaşıyorlar? Beni kim bıraktı oraya? Direkt yetimhaneye mi bırakıldım, tam adı neydi bırakıldığım yerin? Ve... Seherbaz arkadaşınızın adı neydi? Tam olarak hangi tarihte, nerede yaşandı bu Veritaserum olayı?"

78
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 19:55:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Lafı bittikten sonra kadının gülmesi belki de bugün olan en sinir bozucu şeydi. Profesör konuşmaya başladığında bir şey demeden, kaşları çatık şekilde dinledi sadece. Bir şeyler eksikti, durum hoşuna gitmiyordu, kendi kendine kurcalayıp gerçeği öğrenmedikçe vahiy inse bile başkalarının sözünü dinleyesi gelmiyordu. Gelen önerilerin hepsine zıt gitmek istiyordu, sırf profesör önerdiği için söylediği hitapların hiçbirini kullanmak veya eylemleri yapmak istemiyordu.

"Dinleyeceğim ama inanacağım anlamına gelmiyor. Meraktan dinliyorum sadece, meraktan! Dediklerinizi de yapmak istemiyorum, inadım tuttu çünkü! Anlattıklarınız hoşuma gitmezse de direkt çeker giderim ve önermediğiniz bir şeyi yapmaya başlarım, şey gibi, uh, elalemi dövüp haraç kesmek gibi! Hıh, dinliyorum."

79
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 19:27:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ortamı germemek için bir şey demiyor, anlamamış gibi yapıyor, önündeki hayvanlarla ilgileniyordu ancak kadın ısrarcıydı. Son dediklerine kadar Mirabelle görmezden gelebilir, normal öğretmen öğrenci ilişkisine devam edebilirdi ancak duyduklarıyla kaşları çatıldı. Yine duymamış gibi yapmayı düşünüyordu ancak sinirden kanı kaynamıştı, kadına istediğini verecekti.

İfadesiz yüzüyle kadına bakarken az önce çökmüş olduğu yerinden doğruldu. "Hayır, bina sorumlum ve profesörümsünüz. Daha fazlası değil," dedi. Profesöre bir cevap hakkı bile tanımadan devam etti, "Üzgünüm anca annem değilsiniz ve bu her zaman böyle kalacak. Zaten yetimhaneye dönme gibi bir niyetim yoktu, zira gittiğim an adım kadar eminim ki beni işkenceyle öldüreceklerdi. Cadı olduğumu biliyorlar sonuçta." İç çekti, bir iki saniye gözlerini kaçırıp tekrar kadına baktı.

"Bana haber bile vermeden, benim rızamı almadan yediğiniz halt hiç hoş değil. Özgürlüğüme ne kadar düşkün olduğumu bilmeniz gerekiyor, kim size kendi kafanıza göre beni mutlu olduğum yerden uzaklaştırabileceğinizi söyledi? O kulübe benim için özel bir yerdi. Yetiştirdiğim bitkiler, ilgilendiğim hayvanlar, duvarlara çizdiğim resimler..." Haberi bile olmadan bunların elinden alınmış olduğu gerçeğinin getirdiği hüzün yüzüne vuruyordu.

"Baskınlığınızı mı göstermek istiyorsunuz bana karşı? Pekala, kabul. 'Annem' olarak bilmiyor musunuz..." kadına yaklaştı, "Beni ne kadar sıkarsanız o kadar kaçacağımı? İstediğinizi yapabilirsiniz Profesör Lowell, anne demem gereken kişinin bu tür bir şey yapmasını asla beklemezdim. Önceden düşündüğümde, hayal falan kurduğumda, benim gibi özgür ruhlu, sıkılmaktan hoşlanmayan birini beklerdim hep. İsteğim dışında beni yönetmeye çalışacak birini değil. Yaşadığım hayal kırıklığını anlayabiliyor musunuz?"

Sonra bir iki adım geri çekildi, "Bu konuşma hiç yaşanmamış olsa daha iyi değil mi sizce de? Aramızdaki sevimli öğretmen-öğrenci ilişkisinin bozulması hoş olmazdı. Ben. Sizin. Öğrencinizim."

80
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 19:02:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dakikalarca hipogriflerle oynadı. Yumuşak tüylerini sevdi, sarıldı, tatlı sevgi sözcükleri söyledi. Ağaç dalından kafasına biraz kar düşünce önce şaşırıp 'hiih!' sesi çıkartsa da, sonradan tatlı tatlı kıkırdadı. Profesörün söylediği şeyleri duymamış gibi yapıyor olmasına rağmen kadın şansını bir kere daha denedi, Mirabelle ise anlamamazlıktan gelmeye devam etmeye çalıştı.

"Ah, evet. Bu cidden kötü olurdu. Elizabeth'e de, yavrularına da çok yazık olurdu. İyi ki ayrılmamışlar, bu kış soğuğunda gezinmek bir Hipogrif için bile zor bir şey, değil mi Elizabeth? Değil mi güzelim? Hehehe..." diyerek yine hayvanı sevgiye boğmaya başladı. Konuşmanın ciddi kısmına gelmekten kaçınabildiği kadar kaçınmayı planlıyordu.

81
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 18:41:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir... İki... Üç... Birkaç saniye boş boş kadının yüzüne baktı kız. Karşısındaki kadını süzdü, bir şeyler düşündü... Açıkçası böyle bir duruma pek de hazırlıklı değildi. Karşısına çıkıp da 'ben senin annenim' diyen ilk kadına inanmak da aklına yatmıyordu. Öyle bile olsa, içinden gelmiyordu. Hiçbir şey söylenmemiş gibi davranmak daha mı mantıklıydı? Profesörünü mü azarlamalıydı? Belki de doğruydu, evet, Mirabelle ve Profesör Lowell'ın fazlaca ortak noktası vardı ancak kişilikleri benzemiyordu, kızın aklındaki şey bu değildi. Beynine dondurma büyüsü yapılmış gibiydi şu an, düşünme yetisini kaybetmişti. Durum içine sinmiyordu.

"Hmm... Ne güzel," dedi sadece ellerini Hipogrifin tüylerinden geçirirken. "Ne güzel tüylerin var! Yumuş yumuş. Yavruların da çok tatlıdır senin şimdi, aww!"

82
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 18:25:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hiçbir şey anlamadan profesörü dinliyordu. Profesörün Londra'da bir dükkanı olduğunu bilmiyordu veya neden şu anda ona bundan bahsettiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Şikayetçi değildi gerçi, nereye varacağını merak ediyordu. Mirabelle çiçeklerinin satılabileceklerini bilmiyordu, belki de insanlar aynı kendisi gibi çay veya yemeklerde kullanmak için alıyordu çiçekleri.

Sonrasındaysa profesörle göz göze geldiler. Kadın önemli bir şey diyecek gibi duruyordu, konuştu. Dediği şeyi pek anlamadı Mirabelle. Belki de anlayası gelmemişti.  "Umm... Dediğinizi tam anlayamadım açıkçası..."

83
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 18:01:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karşısındaki Hipgrif'i görünce gülümsedi. "Aww..." dedi sessizce, yavrularının olduğunu öğrendiğinde.  Gelip ilgilenmek cidden zevkli olurdu, aklının bir köşesine yazıverdi. Sonrasındaysa pek de beklemediği bir soruyla karşılaştı.

"Hmm? Ah, şey, isim olarak 'mucizevi' veya 'olağanüstü güzellik' anlamına geliyor ancak çok hoş, tatlı bir erik türünün ismi aslında. Nisan sonunda çiçek açıyor ve çok güzel kokuyor. Neden ki?"

84
Yasak Orman / Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 17:46:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Derslerin bittiği saatte profesör tarafından sebepsizce çağırılan genç cadı, kimseye bir şey demeden belirlenen yere gitmişti.

"Ah, profesör? Beni çağırmışsınız, bir sorun mu var?" diye sordu. Bina sorumlusunun kendisini çağırması çok da şaşırılacak bir şey değildi, sonuçta Mirabelle bina başkanıydı. Merak ettiği tek şey, neden normal bir yere değil de ormanın sınırına çağırılmış olduğuydu.

85
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu
« : 31 Ocak, 2022 01:32:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mirabelle, profesörle olan kaos esnasında Eadwig'i süzüyordu. Çocuk zengindi, karı düşkünüydü ancak pek de aptal değil gibiydi. Aklında binbir türlü şey geçerken Franziska'nın dedikleriyle kızın ağzı açık kalmış, açık ağzını elleriyle kapatırken şaşkınlıkla André'ye dönmüştü. Dağa mı çıkartmak? Belini mi sıkmak? André karşı cinsin elini nasıl tutacağını bile biliyor muydu da bu tür şeyler söyleyebiliyordu?

"Ouww..." diyebildi sadece utançtan domatese dönen çocuğun haline. Bir yandan da Boleyn bebesi boş yapıyor, André'ye sataşıyordu. Cadının fikri değişmişti. Bu zengin züppe çocuk, göründüğünden daha aptaldı.

"Lan gülmeyin, demedim diyor çocuk! André dur- veee gitti." İç çekerek uyumakta olan baykuşunu dürttü, uyandırdı,  "Baymayankuş, şunun peşinden git bakayım, şimdi ölürse mölürse falan ensesinden tutar çekersin!" Sonra da kızgın bakışlarını yeşilli ikiliye çevirdi.

"Sizin tüm atalarınızı müzik kutusuna süs diye götüne demir sokarak saplayıp müzik eşliğinde dans ettireyim, tamam mı? Franziska, André'nin böyle bir şey diyeceğini düşünmüyorum şahsen. Dediyse bile insan içinde bunu dillendirmenin iyi bir şey olacağını düşündüren ne sana? Boleyn, ebenin amı, ben seni dağa çıkaracağım şimdi. Senin için sorun olmayabilir ama aptal değilsen anlayacağın gibi André için sorundu bu dalga geçme seansı. Hani ağlayarak gitti falan, fark etmediysen diye söylüyorum! Şakalar sadece iki tarafın da hoşuna gitmelidir, eğer bir taraf bundan eğlenmiyorsa bu..." diyerek başladığı bu konuşmasına kimse bölmediği müddetçe sabaha kadar devam edebilirdi.

86
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu
« : 30 Ocak, 2022 22:08:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Şişe yine kendisini gösteriyordu ancak bu sefer diğer tarafına bakıyordu. Karşıda ise Regina vardı.

"Oooh... Hmm, tamam. Seni çok zorlamayacağım, tamam mı bir tanem?" dedi gülümseyerek. Sanki 'anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı' türü bir soru soracakmış gibi duruyordu.

"Buradaki herkesi sevişilebilirlik düzeyine göre detaylıca, uzuun uzuuuun sebepleriyle sırala ya da benimle üç dakika boyunca öpüş. Ne dersin? Çok da zor değil, değil mi?"

87
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu
« : 30 Ocak, 2022 21:54:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Koluna yapışan minnak kızın saçını severken oyunu izlemeye koyuldu Mirabelle. Sonra André kaçamak cevaplarını verdi... Verdi... Ve en son Mira'nın bir özelliğini söyledi.

"Oyy anasının kuzusu, ben sana hiç yumruk attım mı?" dedi, durdu, düşündü... "Yani, arka arkaya birden fazla yumruk attım mı?" diye düzeltti. Çünkü Mirabelle biliyordu ki şu altı yıl içerisinde okulda en az bir kez yumruk atmadığı insan sayısı bir elin parmaklarını zor geçerdi belki de. "Harbi, ben sana bugün hiç yumruk atmadım... Hak etmene rağmen! Atayım mı, ha? Atayım mı?" diyerek az tırsmasını sağladı çocuğun. Elbette yapmayacaktı ama korkutmaktan zarar gelmezdi. "Ehehe, şaka." dedi sonra, kolundaki velede rağmen André'nin yanaklarını mıncırırken.

Sonra şişenin bir ucu kendisine, bir ucu şeker kıza döndü. Bu kızdan en fazla ne kadar zarar gelebilirdi ki canım? Sakince sorusunu beklerken kucağına çıkan bir adet küçük insan sayesinde şaşırmadığını söyleyemezdi. Saçla oynamalar falan, bu velette bir şeyler vardı ama hayırlısı.

"Pff... Karşında dünyanın en mükemmel insanı varken cidden bunları mı istedin benden? Şekerim, Fransız öpücüğü istesen bile verebilirdim... Neyse ikisini de yapmaktan zarar gelmez. Al haftam senin olsun. Sırrımı da vereceğim ama! Sırdan ziyade şey, maksat yükü üstümden gitsin çünkü sikeyim sapık gibi hissettiriyor. Öhöhöm! André geldiğinden beri bir ihtimal gittiği her yere, ve her yer derken ciddi ciddi her yere evet, peşinden gidiyor olma ihtimalim olabilir. Bu yüzden André'nin olduğu her yerde mucizevi şekilde ortaya çıkıyor olma ihtimalim olabilir. Bu konu hakkında yorum yapana on beş tane yumruk atıyormuşum öyle diyorlar, haydi çeviriyorum!"

Soran: 1d6 : 4, total 4
Sorulan: 1d6 : 2, total 2


88
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu
« : 21 Ocak, 2022 00:58:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Bu saatte ne mi yapıyorum? Gecenin köründe bok varmış gibi dışarı çıkan iki porsuğun kıçını kurtarmaya çalışıyorum! Göt, sanki kendin dışarıda değilsin, püh! Bu arada şu sütun öldü galiba. Güzel tekme atarım ama tamir için bana dönülürse bir şey görmediniz."

Sütunların işi bitince anında André'ye dönen kız, oğlanı azarlamaya başladı. Ağzı azarlıyordu ama gözleri arkadaşını süzüyor, bir yerine bir şey olmuş mu diye kontrol ediyordu.

"Senin bu saatte ne işin var dışarıda ya? Üşüteceksin, hasta olacaksın, orada burada hapşu hapşu diye dolanacaksın, sonra hastane kanadında sürüneceksin... İyi ki de düşünüp getirmişim bunu!"

Azarlarken bir yandan da çocuğu elindeki pofuduk örtüye iyice gömüyordu.  Üşümeyecek hale geldiğinden emin olduktan sonra ellerini beline koyarak sinirli bakmaya çalıştı ancak ifadesinin zoraki olduğunu kör koklasa anlardı. Titrek sesiyle özür dilediğinde ilk kalp spazmını geçirmişti, e şimdi nasıl azarlayacaktı? Sonra bakışlarını yandaki cici kız gibi duran şeye çevirdi. Amanın, bebiş ağlıyordu! Bebiş ona sarıldığında ikinci kalp spazmını geçirir gibi oldu Mirabelle, sevimli şeylere bitiyordu zaten.

"Ay, azarlayacaktım ama kıyamadım. Anasının kuzusu niye ağlıyorsun? Gel bakayım, gel... Aww, geçti, geçti!"  diyerek kızın saçını okşuyor, en rahatlatıcı ses tonuyla sorunun geçtiğini söylüyordu. Sonrasındaysa

"Oha! İçelim mi? Zaten yeterince suç işlemişiz, gömelim gitsin diyorum. Ama André sen içme. İçersen o fıçının ağzını kafanda kırar, sonra seni içine sokar, bahçede yuvarlarım. Ciddiyetimin farkındasın değil mi canımın ciğeri?" 

89
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu
« : 20 Ocak, 2022 23:57:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Eheh... Hayır, o kadar yiyemem... Mmm, patatese hayır diyecek değilim ya... Üff, et feci güzel pişmiş... Yerim... Ehe... Ehehe..."

Ne tür bir rüya gördüğü aşikar olan cadı, gecenin köründe yatağında mutlulukla uyuyordu. Ta ki biricik baykuşu kafasına konup çırpınmaya başlayana kadar... Sinirle hayvanı başından savmaya çalışıyordu ancak ne fayda! Hayvan bir türlü gitmiyordu ama Mirabelle kararlıydı, kalkmayacaktı.

Sonra baykuş bir şey yaptı; Mirabelle'in spesifik bir acil durum için koyduğu zilin üstünde zıplamaya başladı. Yani zilin üstünde "ANDRE ÖLÜYOR KALK" yazıyordu ve zil, zil sesi çıkarmak yerine "oğlun elden gidiyor! oğlun elden gidiyor!" diyordu. İşte bu, kızı biricik uykusundan ayırabilirdi. Hızla yataktan fırlarken yorgana takılıp yere çakılsa da önemli değildi, "Ne oldu?!" diye çığırarak oda arkadaşlarını rahatsız etse de iplemedi. Baymayankuş bir yere hızla uçmaya başlamış, Mirabelle de peşinden koşmaya başlamıştı. Havanın soğukluğunu göz önünde bulundurunca yanına pofuduk bir örtü almayı unutmadı, belki André dışarı çıkmıştır, üşütebilirdi!

Ortak salonda koşmak çok da iyi bir fikir değildi, serçe parmağını bir masanın köşesine sertçe çarptığında pek de hoş olmayan bir küfür bağırarak tüm okulu inletmiş olma ihtimali vardı. Acı içinde ayağını tutarak yerinde zıplamış, küfürlerine devam etmiş, baykuş saldırısına uğrayınca yoluna devam etmişti. Baymayankuş, Mirabelle'i bahçeye doğru yöneltince kızın kaşları çatıldı. Bu soğukta bu çocuğun dışarıda ne işi vardı? Pofuduk örtüyü almak kesinlikle iyi bir seçimdi!

Baymayankuş bir süre etrafına bakındı, sonra biraz ileriden gelen seslere kulak kabarttı ikisi de. Ne olduğuna bakmak için gittiklerindeyse bir adet André, bir adet güzel kız ve... İkisine saldıran sütunlar?!

"LAN! LAN, OĞLUŞUMDAN UZAK DURUN! HIAAAA!" ve sütunlara hunharca uçan tekmeyle dalan bir adet pembe gecelikli kumral cadı, bir kere daha okulu ve bahçeyi sesiyle inletmişti...

90
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« : 28 Kasım, 2021 20:39:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Panikle merdivenlerden koştur koştur iniyordu üçlü. Mirabelle, hala ihanetin etkisi altındaydı. Uzun bir koridora geldiklerinde karşısında arkadaşlarını görmüştü. Bu merdiven sadece kiliseye mi bağlanıyordu yani? Biraz daha dikkatli bakınca aralarında André'nin de olduğunu görmesiyle üzgün ifadesi yok olur gibi olsa da çocukcağızın haliyle içi gitmişti. Yanındakilerle birlikte diğerlerinin yanına ulaşınca Alfred'in sırtındaki André'ye daha yakından bakma şansını yakalayabildi, baloda çocuğu yanına alsaydı şu an hiçbiri burada olmayacaktı. Daha girişte şüphelendiği duayı duyunca panikledi.

Sakince kaosa baktı. Ne güzel! Şüphelendiği dua okunuyordu, kırık bir kapı vardı, arkalarından biri geliyordu, önlerinde her an saldırabilecek bir zombi sürüsü vardı... Kendini göstermemesi, eninde sonunda geri dönmesi gerektiği için masum rolü oynamalıydı ama ikinci kez vicdan azabı çekecek hali yoktu.

"Aaah! Susun, Langlock! Şu kapılar da kapalı kalsın... Colloportus!" dedi ve duayı okumalarına, odalardan çıkmalarına engel olmaya çalıştı. İşe yaramaz bir hamle miydi? Dua sadece kuruntudan ibaret bir şey miydi? "Ay, şey yapın, Robin! Robin, Robin, Robin!" dedi ne demeye çalıştığını kendi bile zor anlarken.

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8

Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7 8