17 Nisan, 2026 09:31:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Eurus Medea Soleil

Sayfa: 1 [2]
16
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« : 27 Kasım, 2021 17:11:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bulutsuz ve kasvetli, o gün yaşanacaklara destekçi renklere bürünmüştü hava; kuşlar yaslı yaslı şakıyor, dindarlar çanlarını çalıyordu, Hogwarts öğrencilerinden birkaçı özellikle gerilmiş, geri kalanı cahilliğin haklı rahatlığıyla yaslarına devam ederken düşünmekten, daha fazla düşünmekten ve bol bol endişelenmekten dertlenmişlerdi. Ortak salonundan kaçıp amaçsızca koridorlarda yürüyenler de mevcuttu bir cesaretle derslerine girenler, dinlemek dışında her şeyi yapanlar da. Bir de Eurus vardı tabii, sevgilisine bağırıyordu.

"Tabii, nereye gideceğimizi, ne kadar süreceğini bile bilmeden süpürgeye binelim, dahice!"

"Eğer ejderhaya binmek daha cazip gelirse önden buyur tabii, tanrının onların zihinlerine her yere gitmelerini sağlayan bir harita kazıdığını duydum!"

"Seni bilmem ama ben kıçımın donmasının tarafı değilim. Eminim kimse değildir, o yüzden- "

"Oylamak ister misin?"

"Mirabelle!" diye çığlık attı Eurus doğrudan tir tir titremeye başlamış kıza dönerek. "Saatler boyunca kıçının donmasını istiyor musun istemiyor musun?"

"Çiçek kokan Mirabelle'im önemli olanın oraya ulaşabilmemiz olduğunu biliyorsun de mi?" dedi Ares, yüzünde hiç de masum olmayan ve gittikçe büyümeye başlayan bir sırıtış belirmişti.

Mirabelle bir anlığına bunun Eurus tarafından bıçaklanmaya, boğulmaya, cesedinin üzerinde tepinilmesine ve işi yakılarak kapatmaya değip değmeyeceğini sorgular gibi göründü, ama Eurus bile içten içe kabul ediyordu ki Ares'in sırıtışı işin içine girdi bu dünya üzerindeki kimse (kendisi bile) karşı koyamazdı, mümkün değildi.

"Amanın, çiçek kokan Mirabelle'in yesin seni. Gidelim! Zaten tamamen olmasa da az buçuk biliyor gibiyim yolu, gösteririm hızlı hızlı, çabucak gideriz. Kaybolmama garantisi vermiyorum gerçi de..."

Eurus'un kaşları hızla çatıldı ve elleri gözle görülür bir şiddetle titremeye başladı; onu yeterince tanıyanlar ya da akıl yürütme becerileri sıfırın biraz üzerinde olanlar fark edebilirdi kız basitçe öfkeden köpürüyordu, cinayet işlenmesi, en azından ciddi bir zarar verilmesi de oldukça muhtemeldi. Gözleri Mirabelle'in üzerinde kalır ve güzel suratını dağıtmak istiyor gibi görünürken Ares'in yüzüne pis, iğrenç bir gülümseme oturdu, Eurus'a göz kırptıktan sonra süpürgelere davrandı aceleyle. Doğruya doğru, bir dakika daha beklese ve Eurus'a ilk şoku atlatma fırsatını tanısaydı edineceği zarar yüzüne indirilmiş bir yumruktan çok daha fazlası olacaktı.

Hakkında söylenen pek çok şeye tezat olsa da Eurus trip atmayı sevmezdi, bunu gereksiz ve çocukça bulur, bir sorun varsa açık açık konuşulmasını yeğlerdi. Ama şöyle bir şey vardı ki sorun ortadaydı, kaynağı gülümsemeyi kesmez ve bu piç tavrı genç kızla her göz göze geldiğinde artışa geçerken Eurus tek çareyi kavga çıkarmakta, bağırmaya başlamakta buluyordu. Özellikle yerden metrelerce yüksekte, süpürgelerin izin verdiği kadar hızlı giderken işini görecek hızlı bir Sectumsempra'nın etkisi Avada Kedavra'nın da ötesine geçebilirdi.

Ormanlığa indiklerinde öfkeliden çok gergin bir hal almıştı bakışları; Ares'e olan kızgınlığı biraz bile azalmamıştı, ancak bir kere iş ciddiye bindi mi bunun yerini endişe, korku alıyordu. "İçeri girmemiz gerekiyor," dedi gözü korkmamış görünmeye çalışarak. Başarısız oldu.

Cevap olarak aldığı sessizlikten sonra derin bir iç çekti sabırsızlıkla, bir miktar öfkeyle adımlamaya başladı kiliseye doğru. Ares bir anda önüne atlayana ve onu tutana kadar birkaç adım ya atmış ya da atmamıştı; korku yerini yeniden öfke ve inada bırakırken "İzin ver gireyim işte!" diye bağırdı.

"Bir centilmen olarak sizi yalnız başınıza öylece gönderemem Leydim."

"İyi," dedi bir adım geri atarak. Kararlı bakışlarını grubun üzerinde gezdirdi, korkaklar ordusu adını hızlıca takmıştı kendilerine. "Sen, sen; arkamızdan geliyorsunuz, itiraz ederseniz şurada geçecek birkaç saati ve okulun geri kalanını inanın ki cehenneme çeviririm."

"Ne olursa olsun birbirimize yakın kalmamız gerektiğini düşünüyorum, asalarını sakın bırakmayın, ne veya kimlerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz dolayısıyla gözünüzü dört açmalısınız." dedi diğeri, bir anda ciddileşmişti.

Mirabelle'in her zamankinden de sağlam yürek yutmuş sesi yükseldi birden Eurus'a karşı, oturmak gibi saçma bir öneride bulunma, sözlerini doğrudan ona hakaret ederek bitirme aptallığını gösterdi. Ares'in bunca zaman onu tutmayı bırakmaması iyi şeydi; adımları genç Ravenclaw'a yönelirken cübbesinden çekiştirildiğini, sakin kalmasının sessizce rica edildiğini hissetti. Muhteşem, değil mi?

"Plansız değiliz ki Mirabelle, sen ve Michael arkadan, ben ve Ares önden gidecek ve o orospu çocuklarının belasını sikeceğiz. Anlamakta zorlanıyor musun yoksa?" dedi tıslayarak.

Mirabelle'in uzun konuşmasına Ares'in ağzına koyduğu eliyle tahammül edebilmişti ancak, kulağına fısıldadığı kelimeler de yarıyordu bir miktar. Öfkesini çıkaracağı daha çok zamanı olduğunu düşünerek izin verdi şemayı çizmesine, bir tepki vermek yerine tam olarak ne yapacakları ya da ne ile karşılaşacaklarına dair en azından mekan fikri olan grup da dışarıda dikilmenin daha fazla anlamı olmayacağına karar vererek ilerlediler içeriye doğru.

Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 6, total 6

17
Tılsım Dersliği / Ynt: Umut: Tavşan ve Kasımpatı
« : 25 Kasım, 2021 23:45:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"İyi ki bir profesör ve birkaç aptal öğrencimiz gitti," dedi Eurus melankoliyle dolup taşmakta olan koridora adımlarını attıklarında. Alexis'in soğuktan yaşarmış gözlerine yan yan baktı, destek beklediği aşikardı. "Demek istediğim, şuraya bak! Okulda aniden salgın bir hastalık baş gösterse ve rastgele insanları öldürmeye başlasa inan bana bu kadar yas tutmazdık."

Eurus'un isyanından sonra yine bir sessizlik çöktü bulanık suratların bir belirip kaybolduğu koridora, bir köşede yiyişen ikili dışında tek duygu matem gibiydi bütün okulda. Aşk aradan sızmayı nasıl her seferinde başarıyordu?

Okul başlayalı kısa bir süre geçmişti yalnızca; insanlar ne derslerine alışabilmiş, ne de yaşayıp yaşamadığı endişesinden kurtulamadıkları arkadaşlarının sağ salim olduğu gerçeğini kendilerine yedirebilmişlerdi. Eurus'un yatakhanesinde öyleydi en azından, gecenin bir yarısı çığlık atarak kalkanlar ve koşturarak yataktan çıkanlar, çok değerli Isabelle, Elizabeth ya da bir başka klişe isimdeki arkadaşlarının kolunu sıktıktan, yanaklarını öptükten ya da onlara bakarak ciddiyetle kafalarını salladıktan sonra geri dönenler arasında sıkışıp kalmıştı kendisi. Her türden hayvanın geçinmeye çalıştığı bir ahırda tek yemek kabı, delilerle tıka basa doldurulmuş tımarhanedeki tek akıllı gibi hissediyordu kendini.

Aklı başında olduğundan şüphelense de en azından durduğu noktada hıçkırıklara boğulmayacak kadar sağlam görünen William'ın mesajı bu nedenle heyecanlandırmıştı onu, görür görmez bu saçmalığın bir son bulacağını, ölüm haberi gelene kadar varlığını bile bilmedikleri için tutulan saçma yasın sona ereceğini umuyordu. André hariç. André iyi çocuktu.

Alexis'e onu kırmayacak bir cevap düşünebilmesi için verdiği süre dolmaya başlarken iki kız çıktı Eurus'un varlığından bile haberi olmadığı (altıncı sınıftaydı lanet olsun) bir köşeden, ne komiktir ki, birinin adı Elizabeth'ti. "Vay canına," dedi sarışın kız Eurus ve Alexis'in morarmış dudaklarına bakarak, "dışarısı soğuk mu?"

"Hayır, Glacius büyüsünü deneyecek yer arıyorduk. Atkınızı bağlayın, aptallar."

"Bunların bu yıl okula gelmek yerine trenden atlayanlara katılacaklarına yemin edebilirdim," dedi uzaklaşan kızlara gözlerini kısarak, "ama eminim biri dışında bütün derslerden kalmak yeterli bir bahane değildir. Ben ne bilirim ki! Etrafta hayalet olarak gezen o geri zekalılara sormak lazım."

Birkaç yıl önce koridorda yürürken birine benzettiği için bağırmaya başladığı ve daha sonra özür dilemeye değer bulmasıyla tuhaf arkadaşlıklarının başladığı Alexis hala sessizdi; kısmen André'yi sevdiği ve bütün bu yas olaylarına dahil olduğu için. Kısmen de Eurus'tan korktuğu için, ama bu konuda destekçi bulması kolaydı.

"Nasıl gidiyor sevgili Eurus?"

"Siktir git Francis."

Francis isimli geri zekalı ve flörtüz mahlukun onları koklayarak bulduğuna emindi Eurus; ne zaman onu unutacak gibi olsa, kafasını dinlemeye karar verse veya nefes alma suçunu işlese işte oradaydı, ikizinin çorabını saat başı koklayan bir av köpeği gibi. Ve her zaman saçma derecede mutluydu. Bir de gürültülü. Genç kız çoğu zaman oğlanın ses tellerini kopartsa dünyanın çok daha çekilebilir bir yer olacağını düşünürdü, Alexis'in Hufflepuff olması ve bu fikre şiddetle karşı çıkması üzücü bir detaydı.

"Ne kadar kaba! Arkadaşın ne kadar da kaba, Alexis." dedi Francis, hafifçe eğilip Eurus'un talihsiz boyuyla alay ederek.

"Yapacak daha iyi bir işin yok mu?" dedi Eurus, Alexis'e cevap fırsatı vermeden.

"William'ın mesajını almadınız mı? Arkadaşımı kurtarmak için orada olmazsam ne tür bir erkek olurum?"

"Geri zekalı bir tane."

"Kavga etmesini biliyorum en azından."

"Eh, sen olmak ne güzel olmalı. Belki bir gün bir peri masalına denk gelir ve aniden senin vücuduna taşınırım ve orada bir süre yaşadıktan sonra nihayet kendi aklımın tekrar farkına varırım. Ama o zamana kadar, oraya gideceğim ve William'ın açıklayacağı saçmalığı dinleyeceğim. Şimdi çekil yolumdan."

Francis'i atlattıktan sonra geriye yalnızca tılsım sınıfının önünde imalı, bol dramalı bir bekleyiş yapanlar kalmıştı; orada dikiliyor ve içeriye girecek enerjiyi bekliyorlardı. Tanrı'dan bir ışık ya da İsa'dan fırlatılmış bir haç, belki saçlarına sürülecek bir avuç domuz boku ya da tuttukları yası simgeleyecek birkaç hediye.

"Hareket edecek misiniz? Yoksa '5, 6, 7, 8'e mi ihtiyacınız var?" diye bağırdı Eurus. Kapının önünde dikilerek depresif bir şekilde duran William'a acıyan birkaç aptal Hufflepuff bekledikleri ışığı almışçasına uzaklaştı kapıdan, artık dilini yuttuğundan ya da kullanmaya kullanmaya ses tellerinin koptuğundan şüphelenen Alexis'i peşinden sürükleyen Slytherin'e yer açtılar.

"Sinir bozucu", "gıcık" gibi kelimelerin anlatmaya yetmediği, bu metnin yazıldığı dilin yetersiz kaldığı ama Eurus'un sonuna kadar hissettiği bir sessizlikten sonra William da girdiği gündüz düşünden uyandırıldı, onları kısık sesiyle kutsadı. Kayıplarımızı bilmeyen kaldı mı Merlin aşkına. Adamotları çığlık atmayı bırakıp öğrencilerin yasını konuşacak yakında.

İyi, drama, kaos, neyse ne. FYBS'lere bir yıl kala tam da Hogwarts öğrencilerinin ihtiyaç duyduğu şey. Ravenclaw cübbesi muhtemelen terden sırılsıklam olmuş kızın söylediğine katılıyordu içindeki bir parça (en azından söylediğini zannettiğine), işi yetişkinlere bırakıp karışmamak en iyisiydi. Öte yandan söz konusu olan André'ydi; vicdanından geri kalanları uyandırabilecek yarım düzine insandan biri.

"Ben öldürelim diyorum," diye mırıldandı her kafadan bir ses yükselirken.

Geri kalanını bilemezdi, ama Eurus'un içinden bir ses arkadaşının acısını kabullenmesinin pek de mantıksız olmadığını söylüyordu.

Eh, drama geliyorum demezmiş. Terli Ravenclaw, kahverengi saçlı kız ya da içinde ne buhranlar dönen ama iyi gizleyen (aman aman) cadı kilisenin lafı geçer geçmez içindeki sayısız buhrandan birinin sinire dönüşmesine ve miktarı belirsiz okul harcıyla alınmış sıradan acısını çıkarmasına izin verdi. Sıra da büyünün mucizesi değilse tabii.

"Birkaç kere söyledin ama tabii dramatik efekt için süslediğini anlıyorum," dedi sakinleştirme görevini bir başka öğrenci devralmadan önce.

"Benim bir önerim var," dedi fikri olan her insanın bunu belirtme ihtiyacı duyduğu gerçeği kendini iyice belli ederken. Yani hadi ama, her ses çıkmak zorunda değildi ama madem bu kadar fazla çıkıyordu, Eurus da bir katkı sağlayabilirdi. "Bilirsiniz, rahibe kılığında gidebiliriz. Boyunlarımıza haçlarımızı takıp İncillerimizi edindik mi İsa dışında hiçbir güç bizi durduramaz eminim."

18
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 24 Kasım, 2021 21:30:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Diane Mary Boleyn - Eurus Medea Soleil

19
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Eurus Medea Soleil
« : 24 Kasım, 2021 21:28:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Eurus Medea Soleil

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Acımasız derecede dürüst, saldırgan, akıllı ve çalışkan biridir Eurus; yoluna çıkmaya cürret edebilecek herkesi ezmeye istekli bir fırtına gibidir; başta kendisi ve etrafındakiler olmak üzere basitçe bütün dünyaya karşı mükemmeliyetçidir ve büyürken alıştığı lüksü her yerde görmeyi bekler. Bir şeyi kafasına koydu mu bir anda uyumak, yemek gibi insancıl ihtiyaçlar da dahil olmak üzere her şey anlamını yitirir ve hedefe odaklı ilerler, asla da vazgeçmez, kimsenin vazgeçirmesine izin vermez. Ondan daha akıllı ve başarılı olduğunu kabul ettiği herkese karşı saygılıdır (saygıyı karşısındakinin yaşına göre ayarlamak gibi tuhaf bir alışkanlığı olsa da), aynı saygıyı kendisinin de hak ettiğini ve etrafındakilerin bunun farkına varması gerektiğini düşünür. Son derece sabırsız olmasının yanı sıra insancıl her şeyden belli bir miktar tiksinti duyar.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Birbiriyle sahneledikleri dramaya kızlarından daha fazla zaman ayırmaları dışında oldukça iyi ve (eh) sosyetik bir ailedir Eurus'un mensubu olduğu; ne bir kardeşi ne de görüşebildiği akrabası vardır; annesi, annesinin arkadaşları, babası, babasının arkadaşları ve elbette dadı etrafında şekillenir küçük dünyası. Ağırbaşlı yetiştirilmesine rağmen kolayca kaybettiği sabrı tamamen annesinden ve onun düzenli olarak kovup yenisini işe aldığı hizmetçilerinden gelmiştir; işlerin nasıl yürütüldüğüne dair öğrendiği tek şeydir biraz gürültü ve ne komiktir ki gerçekten işe yaramaktadır. Hogwarts konularının muhtemelen bir yıl kadar önünde başlar okula ve hiç kimsenin notlarını onunkilere yaklaştırmasına ve koridorda karşılaştıklarında gülümsemesine müsaade etmez, düşman gördüğü kişilere karşı savaş taktikleri benimser, okulun çoğunun ondan nefret etmesini hayat gayesi belirlediğini sananlar bile olmuştur. Irkçılıktan, hiçbir çaba sarf etmeden iyi yerlere gelenlerden, aptallardan, mutsuz insanlardan, yüksek ve tiz seslerden, kir ve tozdan, düzensizlikten, mutlu insanlardan, çocuklardan ve sarı renginden nefret eder. Ama, bilirsiniz, içinde bir yerlerde sevgi dolu olduğu umudunu besleyenler hep çıkar.

İstediğiniz Sınıf: VI

Karakterinizin SBD Sonucu: Çalışıp didindiği, mola olsun diye biraz daha çalışıp didindiği ve günü çalışıp didinerek kapattığı için SBD'leri tek bir ders dışında Olağanüstü gelir; uygulama sınavında şapkasını uçurduğu ve kontrolünü mükemmelen yitirdiği gözlemcisiyle Tılsım'dan Beklenenin Üstünde ile geçer.

İstediğiniz Bina: Slytherin

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 5
Lanet Gücü: 7
Tılsım Gücü: 1
İksir Gücü: 8

Sayfa: 1 [2]