Büyücedünya RPG
İngiltere Büyücedünyası => Hogwarts => Konuyu başlatan: Victoria Sanchez - 28 Ocak, 2023 06:11:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
-
Victoria karmaşık biri değildi. En azından kendi içinde her şey açıktı. Dünyadaki her şey değişse bile birkaç şey hiçbir zaman değişmeyecekti.
- Bu dünyadaki kaybetmek istemeyeceği, uğruna her şey feda edebileceği en önemli değer ailesiydi. Onlar için kendinden bile vazgeçerdi.
- Ailesi dışında hiçbir şey için değerlerini satmazdı. Küçüklüğünden beri ona öğretilenleri aklından bir an olsun çıkartmaz, kendisini her daim asil bir leydi olarak taşırdı. Yürüyüşü, konuşması, bakışları, duruşu… Asil olmayan tek şeyi aklıydı.
- Yaşamak yalnızca ailesini üzmemek için katlandığı bir şeydi. Eğer ailesi bu dünyada olmasaydı, aynı havayı solumuyor olsalardı nefes almanın bir anlamı kalmazdı. Yaşam onun için mühim değildi ancak hayatta kalmak için elinden geleni yapmaya hazırdı.
Aklından bunları geçirirken odasında, yatağında uzanıyordu. Duvarı izlerken tek bir yere odakladığı gözlerinin aksine aklı karman çormandı. Çok fazla şey yaşanmıştı. Bu yaz öyle karmaşıktı ki düşünmeye nereden başlayacağını bilmiyordu. Öncelikle ailesinin yanından koparılmışçasına, sürgün edilmişçesine bir adaya gönderilmişti. Orada geçirdiği sürede pek çok şey öğrenmişti. Hem okul hem de hayat hakkında. Özellikle Hogwarts’a giden trene binmeden önceki gece Victorine Boleyn’nin söyledikleri asla unutmayacaktı. Bunları söyledikten kısa bir süre sonra öldüğü düşünülürse söyledikleri daha anlamlı olmuştu.
“Kimseye güvenme. Kendi yolunu çiz. Bu dünyada önemli olan sadece sensin. Hayat bir oyundur ve yalnızca doğru taşları oynayanlar kazanır.”
Bu söylediklerini aklından çıkartmayacaktı ki trajik bir sonla karşılaşmasın. Önemli biri olduğunu biliyordu. Çin’in önemli hanelerinden birinin en küçük hanımı olarak büyümeden bile tarifi imkansız bir güce sahipti. Ne yaparsa yapsın kurtulamayacağı, gücün yanında hayatını tehlikeye atabilecek sorumluluklar da getiriyordu. Bu sorumlukları yüklenmeye hazırdı ancak ablası onunla aynı fikirde değildi. Önemli biri olsa da onun için en değerli kişi ablasıydı, onun sözleri emir niteliğindeydi. Sanchez ailesinin başındaki kişiye itaatsizlik edecek değildi, kaldı ki ablasının sözlerini çiğnesin.
Gözlerini duvardan çekip yataktan kalktı. Pencereye doğru yürüdü. Dışarısı mumlar olmasa kapkaranlık olurdu. Devasa bir alanı görebiliyordu. Yakınlarda bir yerde bir orman vardı. Yasaklı bir bölge olmasa oraya gitmek isterdi. Gerçi bu okulda pek çok yasaklı bölge vardı. Neden hala buraları tuttuklarını anlamakta güçlük çekse de üzerinde durmadı. Bu onun işi değildi. Gerekli tüm bilgileri Regina’dan almıştı zaten.
Pencereden uzaklaştığında komidinin üstündeki “V” şeklindeki broşu gördü. Victorine’nin V’si aynı zamanda onun isminin de baş harfiydi. Buruk bir şekilde gülümsedi. Ardından broşu çekmeye koyup kendini yatağa attı. Kabuslarla geçecek gecede onu sakinleştirecek kimse yoktu. Ne ablası ne de usta bir büyücü. Sanki odada bir rüzgar esmiş gibi içi titredi ancak gözlerini açmadı. Her şeyin daha başındaydı. Hikayesi yeni başlıyordu.