17 Nisan, 2026 09:42:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Samuel Raymond Boleyn

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7
61
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Aşkistan
« : 07 Şubat, 2022 21:39:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İşe yaradı neyseki. Charlotte konuyu değiştirerek Sarı'yı beklememiz gerektiğini belirttiğinde içimden birkaç kere bu küçük böceğe kaybolduğu için teşekkür etmiş olabilirim. Konuya çok uzun süre takılı kalmamasına sevinmiştim. Ben de aklıma bir yere not edecektim ve bundan sonra yanında çok daha dikkatli davranacaktım. "Benden çekinmez dostum ya, bir tanısın çok sevecek." dedim Sarı'nın benden çekinme ihtimalinden bahsettiğinde. Ben herkesle anlaşırım, Sardunya bitkilerini çevreleyen kayıp böceklerle bile. Her neyse, bir süre ortaya çıkmasa da olurdu. Zaten bulmak mümkün müydü ki? Bu kız bulabileceğine o kadar inançlıydı ki sorgulamamıştım başından beri ancak bir böceğin bizi tanıyacağına pek de inanmamıştım hani. Her neyse, sorgulama.

“Kuzenimle...” En son kermeste kavga etmiştik beni rezil etmeye çalıştığı için. Ona hiç bu kadar sinirlenmemiştim şimdiye kadar. Şu anda bile damarımın attığını hissedebiliyorum. Göt herif, sana ne benim konuştuğum kızlardan? Ahlak bekçisi kesildi başıma. Hayır zaten benim kimsenin ahlakıyla oynadığım yok ki! Kızla iki sohbet edelim dedik, demediğini bırakmadı ya. Başka bir şeye kafasını takmadıysa ben de bir şey bilmiyorum. Hak ettiğini buldu ama, bana yaptığı o hareketten sonra başkası olsa bir yumrukla bırakmaz bitirirdi işini. Gelip konuşmayı teklif edene kadar da bir süre istemiyorum görüşmek. Her zaman ilk adımı atan taraf olunmuyor işte, gururum var benim de. Ortada hiçbir şey yoktu, HİÇBİR ŞEY! “Kötüyüz.” Charlotte’u cevapsız bırakmak istemiyordum ama şu anda oturup kuzenimi konuşmak istediğimden de emin değildim. “Normalde de çok iyi anlaşan bir ikili değiliz. Zaten tanıyorsundur Eadwig’i, kim iyi anlaşıyor ki? Ama o günkü hareketi normal değildi.” Çok atarlanıyorum, sakinliğimi korumam lazım. “Gelip benimle konuşmaya çalışmadığı sürece onunla aramı iyi tutmaya çalışmaktan çok yoruldum.” dedim bu konuyla ilgili son olarak. Acaba Eadwig’e yumruk attığımı duymuş muydu sonradan? Eğer duysaydı çok kızardı gibi hissediyorum. Salak kuzenim gidip kimseye anlatmamıştır herhalde, benden de dışarı çıkmadığına göre eğer başkası söylemediyse duymamıştır.

“Boşver kuzenimi ya, yıllardır tanıdığım biri o. Bir şekilde barışırız. Ben seni merak ediyorum aslında.” dedim ve yanına oturdum. Gözlerimi ondan ayırmıyordum hiç,  bütün tepkilerini öğrenmek istiyordum. Söylediklerim onu utandırıyor muydu, çekingen miydi, rahatız mı oluyordu.. Her ayrıntıyı gözlemlemem gerekiyordu. Kartlarımı açık mı oynamalıydım peki? Bilemiyorum... Korkup kaçmasını istemiyorum. Hem ben de ne istiyorum bilmiyorum. Akışına bırakabilirim. “Ee anlat bakalım, neler yapıyorsun 1 haftadır? Görüşemedik.” dedim sanki André’ye kaç defa kızın yerini sorup bulmaya çalışmış ve çaresizce vazgeçmemişim gibi. Yok ya, takmıyorum kafaya hiç.

Ağaçlar için örgü yaptığından bahsetmeye başlayan konuşması örgü stillerine, ardından çorap çeşitlerine gelirken sadece gülümseyerek onu izliyor ve kafamı sallıyordum onaylıyormuş gibi. Örgü hakkında bu kadar bilgiye başka hiçbir şekilde sahip olamazdım büyük ihtimalle. Kendimi de sorguluyorum, acaba Charlotte yerinde başkası olsaydı da böyle ilgimi çekiyor olacak mıydı bu konular? Çok çok büyük ihtimalle hayır. Eğer Alice gelip bana örgü yaptığını anlatsa uykum gelir ve çaktırmamaya çalışırdım. Konuyu bana bir şeyler örmesine getirebilirdim belki. Fazladan bir bere kötü olmazdı. Ama şu an, Charlotte’un örgü yapıyor olması inanılmaz havalı geliyor. Bana da yap demeey utanıyorum tabii ki, kız buna neden uğraşsın hayvan diyorum bu düşünce aklıma geldiği anda.

Charlotte bir anda yerinden zıplayıp “Sarı burada işte, buldu bizi!” dediğinde o konuşurken daldığımı fark ettim. Böceğini kavanozuna sokarken “Ah Sarı ah... Ne güzel, çabucak buldun bizi.” diye mırıldandım. Kızla iki sohbet edeceğiz dedik böcekler bile olaya karşı anasını satayım. Charlotte Sarı ile konuşmaya başladığında ayağa kalkıp varlığımı hatırlatmaya çalıştım ama dikkati tamamen dağılmıştı. Sanırım bugünlük örgü dersinin sonuna gelmiştik. Peki ben bu kızı bir daha nasıl yakalayacağım? Biçim Değiştirme’de aynı snıfta olduğumuzu biliyorum ama kız ağaçta oturuyor ders boyu... Hayır, dersle değil. Rastlaşarak olmadığını da anladım ben bu hafta. Sözleşmemiz lazım kesinlikle. Yanına yaklaştım. “Sabahtan beri ortalığı karıştıran Sarı bu demek...” dedim yaramaz bir çocuktan bahsediyormuş gibi ve Charlottu’un elindeki kavanoza tıklatarak böceklerin dikkatini kendime çektim. “Görev başarılı demektir bu ortak.” dedim ve Charlotte’a elimi uzattım sıkması için. Rahatsız etmeden ilk temas... Güzel bir andı. Veya bir saniye, ilk temasımız alnıma buz tuttuğu zaman da olabilir. Geçen hafta. Ama o zaman farkında olmadan içgüdüyle hareket ediyordu, şu an daha bilinçli olması lazım. Ne düşünüyor? Gözlerini inceleyip duruyorum, sapık sanacak sonunda beni. Peşine takılmadan nasıl görüşeceğim ben bu kızla? Keşke o benim peşime takılsa... Hm. Hmm... El sıkışırken aklıma gelen anlık bir plan ile elini bırakarak önünde diz çöktüm ve bileğimden yıllardır taktığım ip bilekliklerimden birini çözmeye başladım. "Şimdi, artık bir ekip olduğumuza göre... Öyle 1 hafta ortadan kaybolmak yok." Çözdüğüm bilekliğimi ilk önce Charlotte'a gösterdim. Üzerinde küçük bir daire, içinde de minik bir S harfi vardı. Aslında bu annemin adının ilk harfi olduğu için taktığım bir bileklikti ama şu anda Samuel'in S'si olmasında hiç sıkıntı yoktu. Eğilip ayakkabı bağcıklarından birine bağlamaya başladım. "Her sabah ilk işin, ayakkabını giyerken bu bilekliği görmek olacak. Bir Sardunya bitkisinin hayatı mı kurtarılmalı yoksa ağaçların üşümemesi için bütün okul seferber mi olmalı bilmiyorum ama gelip beni bulmak ilk aklına gelen olmalı. Anlaştık mı? Sonra da..." Gülümseyerek ayağa kalktım. "Sorun neyse beraber çözeriz."

-- SON --

62
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 06 Şubat, 2022 15:18:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kaybettim. Daha Mira'nın büyüsü bana ulaşmadan anlamıştım kaybedeceğimi çünkü adımımı attığım yerin sağlam olmadığını fark edebilmiştim, son anda. Küçük bir denge kayması derken büyünün beni arkaya fırlatışı da bir olmuştu. Beni destekleyenlerin tezahüratları kesilmiş ve bir kesim de Mira'yı alkışlamaya başlamışken gözlerim kapalı yatıyordum yerde. Kafam allak bullak olmuştu zaten, sesler boğuk geliyor gözümü açtığımda görüntüler bulanıklaşıyordu. Gerçekten de sersem hissediyordum kendimi. Çok yatmıştım ama, artık kalkmam ve bir sorunum yokmuş gibi davranmam gerekiyordu. Ne zaman geçecekti bunun etkisi? Hadi... Mira'nın geldiğini duydum ve gözlerimi araladım, ürkek bir şekilde beni sarsıyordu. Birkaç Profesör'ün de kenardan bana seslendiğini duyabiliyordum. Boğazımı temizledim. "İyiyim tabii ki." dedim ve kendimi zorlayarak oturur pozisyona geçtim. Derin bir nefes alıp kalkıyordum ki Mira'nın bana uzanan minik eli destek olmak ister gibi önümde belirdi. Tatlı, çok tatlı bir kız bu. Gülümseyerek elini tuttum ve beni kaldırmasına izin verdim. Birbirimize selam mı veririz yoksa el mi sıkışırız diye düşünürken kız elimi tutmuş sallamaya başlamıştı bile. Bana iltifat yağdırmaya başlayınca gülümsemem tüm yüzüme yayıldı. Kaybettim ama gururumu okşaması iyi geldi. İki elimle sardım ben de elini sallarken. "Ama son hamleyi sen yapabildin, önemli olan buydu. Tebrik ederim. İyi direndin sonuna kadar." dedim. En sonda pes etmesi için attığım blöften bahsedince yakalanmış bir şekilde sırıttım. "O... Sadece psikolojik bir saldırıydı. Gerçeği yansıtmıyormuş gördüğün gibi." Şansımı denemiştim sadece. Kızmış mıydı diye düşünürken yok, üzerime atladı ve ince kollarıyla beni sarmaladı bu sefer de. Artık kahkaha atmaya başlamıştım, düello sonunda rakibini bu kadar seven başak biri çıkmazdı herhalde. Ona kaybettiğim için mutluydum. "Başka kimi destekleyeceğim ya?" dedim kolalrı arasında sıkışmış bir haldeyken. "Zaten en zor maçı atlattın, bundan sonrası senindir. " Normalde olsa Mira'nın söylediği sözleri başka türlü anlarım, benden mi hoşlanıyor acaba diye düşünürüm ama ne kadar enerjik ve canlı bir yapısı olduğunu biliyorum. Bunun yanında, biz hep iyi arkadaş olmuştuk bu yüzden "şanslı tılsımı" olmam iyi bir kankalık bağı diye düşünüyorum? Her neyse. Hastane Kanadına gidip biraz dinlensem mükemmel olurdu bu arada ama şu anda herkesin önünde bunu yapmak istemiyordum. En azından biraz bekledikten sonra gitmek daha mantıklı olurdu, dikkatler üzerimde değilken. Omuzlarından tutarak kızı kendimden biraz ayırdıktan sonra "Gideriz birazdan. Önce sen tebriklerini al." dedim ve onu ortaya doğru itekleyerek seyircilere döndüm. Ardından Mira'yı tebrik eder şekilde ben de onlarla birlikte son kez alkışladım. Biraz oturur sonra hastane kanadına geçerdim. Bu sırada arkadan duyduğum "Boleynler ne kadar şişirilmişler, ikisi de kızlara karşı ilk turdan elendi bile. Triplere gel!" laflarını duymamazlıktan gelerek gülümsemeye çalışıyordum.

63
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Aşkistan
« : 06 Şubat, 2022 04:58:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Charlotte beni onaylayıp tuvaletten çıkarken ben de gözükmemek için arkalara doğru gizlenmiştim hafiften. Kapı kapanma sesini duyunca boş tuvalette adımlamaya başladım koridoru. Islık öttürerek bir melodi çıkarmaya çalışıyor, zamanın geçmesini bekliyordum. Tek istediğim ders sonrasındaki kalabalığın yok olmasıydı. Sesler de azalmış gibiydi ama işimi riske atmak istemiyordum. Aynadan kendime bir bakış atınca saçımın hafif dağınık olduğunu fark ederek eğildim ve sol elim cebimdeyken sağ elimle saçımın düzenine kafa tutan telleri doğru yola getirmeye uğraştım. Sonunda istediğim görüntüyü yakalayabildiğimde geri çekilip kendimi son kez kontrol ettim: saçlar, gömlek, kravat, cübbe. Her şey tamamdı. Keyifle çıktım erkekler tuvaletinden ve hızlı adımlarla bahçeye ulaştım. Bakındım bir süre, belki daha uzakta bekliyordur diyerek okul duvarlarının çevresini dolaştım ama tahminin gerçek olmuştu, yoktu kız. Gerçekten de gelmedi ya. Ne olmuş olabilir ki? Başka bir yerde mi bulmuştu Sarı’yı? Belki de onu tekrar kaybetmemek için peşinden gitmek zorunda kalmıştı. En iyisi bir süre buralarda beklemek olacaktı.

Biriyle karşılaşırsam ne demem gerektiğini tartıyordum kafamda. Kesinlikle Charlotte ile olduğumu söylemeyecektim. Bir anda aramızda bir şeyler olduğu dedikodusunun yayılmasını istemiyorum, gizli kalmalıydı. Ha zaten gerçeği söylesem de, aramızda bir şey yoktu. Böcek arıyorduk yahu, böcek! Bunu kime anlatsam deli zırvası der geçerdi! Ama bütün canlılara karşı ilgisi olduğunu gösteriyordu bu, tatlı bir özellikti. Sahipleniyordu sevdiklerini. Neyse ya biri gelirse birlikte proje araştırdığımızı söyleyebilirdim. Charlotte gelirse tabi.

Bekledim bekledim, bakındım ama yok. Acaba ekecek miydi beni? Kapıya doğru ilerledim biraz daha görebilmek için. Yoktu ama sabırlıyım… Kaç gündür bu anı bekliyordum, birkaç dakika daha beklemişim çok mu? Böyle kendimi avuta avuta bir 15 dakika daha bekledim derken sonunda aradığım gözlere kavuşabilmiştim. Çıkıyordu içeriden. Gelirken ben de ona doğru birkaç adım attım, tam ağzımı aralamıştım ki Charlotte bana bakmadan yanımdan geçip gitti. Geçerken ise bana omuz atmıştı. Bekleyen benim, bir de neden tepki yiyorum? Bana bakmadan devam etti biraz daha, arkası bana dönük oturur pozisyona geçtiğinde ben de hızla yanına ilerliyordum. Nedenini sormama gerek kalmadan anlatmaya başlamıştı. Tuvaletten beraber çıkmamızın kötü olacağını düşündüğüm içinmiş bu tepkisi. Tepki de tepki ama. Onu bir şeyle suçladığımı mı düşünmüştü de bu kadar sinirlenmişti? Eğer öyleyse hakkı var tabii ki, ancak ben sadece onun rahatsız olabileceğini düşünerek bunu önermiştim. Açıkçası hala da iyi bir şey yaptığımı düşünüyordum ama Charlotte’tan asla ama asla bu tepkiyi beklemiyordum. Şok olmuş olacağım ki kendimi açıklamamı söyleyene kadar savunmaya geçmemiştim daha. Taşların çevresini dolaşarak önüne geçtim ve aramıza rahatsız edici olmayan bir yakınlık koyduktan sonra başladım sözlerime. "Charlotte, amacım seni tahmin ettiğin gibi bir ithama yakıştırmak değildi kesinlikle. Ancak yakın kız arkadaşlarım var ve insanların neler düşünüp neler yapabileceklerine bizzat şahidim çünkü onlar da aynılarını yaşıyorlar, hem de sırf erkeklerle arkadaş oldukları için! En basitinden Profesör Urswick’in o sırada koridordan geçtiğini düşünsene, bir anda kendimizi cezada bulacaktık. Bu Sarı’yı da bulamamamız anlamına gelirdi.” Bir adım daha attım ona doğru. Söylediklerimin işe yaramasını o kadar istiyordum ki… Beni affetmesi gerekiyordu. Kızamazdı, hayır. Böyle bir sebepten bugün sonlanamazdı. “Senin hakkında kötü düşünmesinler diye değil, sen böyle bir durumda kalıp üzülme diye küçük bir önlem almak istedim sadece. Ne kadar acımasız olabileceklerini tahmin edemezsin. Ama haklısın, seni korumaya çalışmak bana düşmezdi. Erkekler tuvaletine nasıl girdiysen istediğin gibi de çıkabilirdin.” İşe yaraması gerekiyordu. Ciddiydim söylediklerimde. Bu dediklerimde kötü ne vardı ki? “Umarım kendimi sana anlatabilmişimdir. Beni yanlış tanımanı istemiyorum.” Yeterli miydi?

64
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Aşkistan
« : 06 Şubat, 2022 02:16:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Normalde diyor, önce kontrol ederdim. İlk girişi değilmiş yani. Sorgulamadan da edemiyorum ki, bundan önce ne işi olmuştu acaba erkekler tuvaletinde? Charlotte asla düşündüğüm tarzda şeyler yapacak bir kız değil, eminim ki çok saf bir niyet ile girmiştir erkekler tuvaletine. Musluğu kapattım ve hafifçe ellerimi salladım kurutmak amacıyla. Neden onu aradığımı soruyordu şaşkın bir şekilde. Ardından hızla kötü niyetle sormadığını ve merak ettiğini açıklamaya girişince gülmeye başladım. "Önemli değil..." dedim ve devamında söylediklerine 32 diş gülümsemeye başladım. "Denk gelmiş olmamız güzel oldu bence. Belki bunu sıklaştırırız.” Bakın ben değil, o dedi bunu. Hiç ilgilenmediğini düşünüyordum. Görüşmek istiyormuş aslında. Ben bundan sonra okulun her köşesini aramaz mıyım seni bulmak için peki? "Evet, evet." Oh bütün isteğini belli et Samu. "Yani, iyi olur. Sonuçta 6 yıldır bu okuldaydık, neden daha önce hiç karşılaşmamışız, değil mi?" dedim sanki sadece bu yüzden onunla ilgileniyormuşum gibi. Ama harbiden de, nasıl hiç denk gelip de iki çift laf etmemişiz şimdiye kadar büyük bir soru işareti bende.

Ardından konuyu değiştirerek ona Sarı'yı bulmasında yardım edebilir miyim diye sormuştu. Aynen, o konuya gelelim şimdi. Kim bu erkekler tuvaletine girecek kadar önemli araması gereken "Sarı" ? "Kimmiş bu Sarı dediğimiz? Tuvalet boş, kimse yok. Arkadaş başka bir yerde herhalde." dedim bir tık bozuk atarak. Şöyle bir kızı peşinden koşturuyorsun ya, her kimsen acilen bir derse ihtiyacın var dostum.

“Sarı… O bir böcek." Ha? Bana elindeki kavanozu işaret ediyordu. Böcek mi arıyormuş? Şimdi anlaşıldı. O zaman tuvalete girmesinin sebebi de... Yok onu tam olarak anlayamadım hala. "Sarı burada mı?" dedim kafamı kaldırıp tavanın köşelerine bakınarak. Yok, ben uçan bir şey göremiyordum. "Yardım ederim tabii ki." Sen dile yeter. "Ama bu Sarı necidir, kimlerdendir... Biraz ayrıntı vermen lazım." İstersen bütün gün okulda böcek arayabilirim seninle ya.

Tek sorun, erkekler tuvaleti kadar tatsız bir yerde bu muhabbeti yapıyor oluşumuz. İlk ve tek isteğim buradan çıkmaktı. "Yalnız burada olduğunu sanmıyorum, ben rastlamadım. Başka yerlere baksak, bahçe gibi?" Böcekler bahçede olur şeklinde düz bir mantık kurmuştum. Hem bahçede yalnız kalabilirdik. Birkaç adım attım kapıya doğru, onun da peşimden geleceğini düşünüyordum ancak sonradan durdum ve kafamı kaşıyarak vazgeçtiğimi belirten bir ifadeyle tekrar başladım sözlerime. "Aslında... Erkekler tuvaletinden beraber çıkmamız senin için çok iyi bir görüntü olmayabilir Charlotte." E benim için de. İki dakika önce Alice ile yaşananları da göz önünde bulundurursak şu anda gözlerden olabildiğince uzak bir noktada bulunmalıydık. "Sen çıksan, 5 dakika içinde arka bahçede buluşsak olur mu?" dedim gülümseyerek. Bir yandan da korkmuyor değildim, buluşalım diye ayrılacaktık ve kızı bir daha bulamayacaktım. Acaba yanlış bir karar mıydı? Ne bileyim, bir anda yeniden ortadan kaybolmasını istemiyordum.


65
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Aşkistan
« : 06 Şubat, 2022 00:07:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Koridordaki kalabalık seslerinin yavaş yavaş azalmasını beklerken kabinlerden birinin içine geçtim. Pantolonumun düğmelerini tek tek açmaya başladım. İyi kurtulmuştum harbi. Şimdi en azından birkaç gün beni salacağını düşünüyordum. Mutlaka tekrar gelip konuşmak isteyecekti ve durumu düzeltmeye çalışacaktı ama o zamana kadar bir süre kafa dinlemek iyi gelecekti bana. Charlotte'u da düşünmekten vazgeçmem gerekiyordur belki. Bir de dış çerçeveden bakalım bu duruma. Tamam, tatlı kız. Evet, sohbeti çok iyiydi. Bir de beni çok önemsedi kavga sırasında, belki de hoşuma giden şey buydu. Ama bir de şöyle düşünelim, hiç ortak arkadaşımız yok. Hiç aynı yerlerde takılmıyoruz. Beraber vakit geçirebiliriz ama beraber bir ortama girebilir miyiz Hiç bir grup arasında nasıl birine dönüştüğünü görmemiştim. Çok mu ayrıntılı düşünüyorum? Bu kadar önemsememe gerek yoktu, evlenmeyeceğiz ya. Zaten bir daha konuşmayacaktık büyük ihtimalle. Belki de Alice'e ayıp etmişimdir boş yere-Charlotte'un sesi mi bu? "Sonra da sarıyı bulup buradan gideceğiz, tamam mı?” Kesinlikle bir kız sesi. Hızla pantolonumun düğmelerini ilikledim tek tek ve gömleğimi belimin içine sıkıştırdım. Kapıyı aralayıp musluklara yöneldiğimde 1 haftadır aradığım kızla karşımda, erkekler tuvaletinde bir kavanoza su doldururken karşılaşmış olmak... Çok ilginçti. Hem de tam da onu düşünürken. Bilerek mi yapıyor? Yok, hiç farkında değil. Biriyle konuşuyor ama tuvalette de benden başka kimse yok.

Ne yapabilirim bu durumda? Normal biri değildi zaten, bunu biliyorum. Yaptığı hareketle dalga geçmek dışında bir şey bulmalıydım aramızda samimiyet kurmak için. Elim de kirli bu arada. Yıkasam iyi olacak. İyi tamam, çaprazındaki musluğun önüne geçtim. Böylelikle konuşurken suratımı görebilecekti. Elimi yıkamak için suyu açtığım sırada da ona bakarak konuşmaya başladım. "Seni bulmak için erkekler tuvaletine girmem gerektiğini tahmin edememiştim. Sanırım Sarıyı arıyordun ama benimle yetinmen gerekecek."

66
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 21:32:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 1, total 1

67
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 21:31:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Büyülerimizin çarpışmasıyla yerden kesilmişti ayaklarım. Arkaya doğru hızla fırlamış ve aynı hızla yere çakılmıştım. Kafamı yattığım yerde sağa sola çevirdim. Oturanlara bakıyordum, onlar da şaşkınlıkla bizi izliyorlardı. Profesör Urswick bir kızı boğuyor gibiydi. Evet, orada da ayrı bir düello dönmekteydi. Charlotte nerdeydi? İzliyor muydu acaba?

Tamam, etrafı düşünmek yok. Full odak, saldırı. Bitireceğim artık bu işi.

Ayağa zıpladım hızla. Kollarımı sıvadım, şimdi pazularım biraz daha gözüküyordu. Mira da yerden kalkıyordu. Gülümsedim kısaca. "Sence de yetmez mi? Pes etmek istemez misin Mira?" dedim güçlü olanın kendim olduğunu bilerek. Ardından son saldırımı yapmak için birkaç adım aldım ileriye doğru. "Stupefy!"

68
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 21:11:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu da işe yaramadı. Yeter ama sıkıldım! Artık gücümü göstermem gerekiyor... Bir de kenarlardan gelen yuhalamaları duymasam her şey çok daha iyi olacak. Profesörler bile vahşet istediklerini bağırıyor ya! Canını mı yakmamı istiyorlar gerçekten?

Mira'nın gönderdiği Bombarda lanetinin yönünü değiştirip onun olduğu tarafa geri yansımasını amaçlayarak "Salvio Hexia!" büyüsünü gönderdim. Bunu yaparken her ihtimale karşılık hızlı adımlarla geriye doğru çekilmeyi de ihmal etmemiştim. Eğer büyüm işe yararsa olduğu yerde patlamalara sebep olacaktım. Yaramazsa da bu kalkanın en azından bir süre göndereceği lanetlere karşı savunma olarak işe yaramasını umuyordum.

Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 3, total 3

69
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 20:39:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir anda etraftaki birçok obje Mira'nın üzerine uçmaya başladı ancak fark ettim ki çok da mantıklı bir hareket olmamıştı bu çünkü çantalar pek de zarar verici şeyler değildi. Tamam, sorun değil, zaten zarar vermek de istemiyordum ona. Amacıma ulaştım, dikkati dağıldı öyle değil mi? Şimdi bitirici bir hamle gerekiyor. Saldırı zamanı. "Flipendo!"

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 4, total 4

70
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 20:14:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İşte bunu beklemiyordum! Mira büyümü savuşturmayı başarmıştı, bu da yetmemiş gibi gözünü bir şeylerle ovuşturmaya başlayarak az önceki saldırımı da etkisiz hale getirmeye girişmişti. Acilen başka bir büyüyle saldırıya geçmem gerekiyordu ki onu savunma pozisyonunda bırakabileyim. Ne yapsam, ne yapsam... Çabuk düşün! Biraz yormak gerekiyordu sanki, biraz da dikkat dağınıklığı... Etrafa şöyle bir göz gezdirdim. Kitaplar, defterler, yere düşmüş mısır patlakları, bitki vazoları... Etrafta ne varsa hepsi saldırsa? "Oppungo!"

Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 5, total 5

71
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 19:54:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Üzerime gelen büyüyü bir hamlede refleksle savuşturmayı başarmıştım, öyle ki ben bile şaşırdım ve emin olamayarak üzerimi kontrol etme gereği duydum. Pantolonum hala üzerimde mi bilmem gerekiyordu çünkü büyünün ne işe yaradığını anlamamıştım bile. Tamam, sorun yok. İyiyiz iyi. Arkadan bana gelen tezahüratlarla da coştum böyle, gaza geldim iyice. Yanda heyecanla beni izleyen kızları görüyorum falan. Oğlum süperim süper!

Bu sırada benim büyüm tam olmasa da işe yaramıştı, önünü göremeyen rakibimi şimdi silahsızlaştırmam gerekiyordu. Uzun oyunlara girmek istemiyordum, normalde karşımdaki arkadaşım olmasa bacaklarını oynatır, dans ettirirdim belki de ama bunu değil sadece kazanmayı istiyordum. Ne kadar uzatırsam da kaybetme şansım o kadar artardı o yüzden elimi çabuk tuttum ve “Expelliarmus!” diye bağırarak büyümü yolladım.

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 9, total 9

72
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 19:36:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mira bana selam verdikten sonra ilk hamlesini gerçekleştirmişti bile. Ancak ağzından sözler çıkarken bana saldırmak yerine işlerimi sadece zorlaştırmaya çalışıyor olması şaşırtmamıştı. Kendini anında kötü göstermek o da istemiyordu. Benim de amacım en başından atakta bulunmak değildi zaten, ilk işleri zorlaştırmak gerekiyordu... "Conjunctivitis!"

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 7, total 7

73
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 19:19:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kuzenimle Franziska'nın arasındaki alevli düello son bulduğunda sırada bizim olduğumuz açıklanmıştı. İki saattir Mira'dan yediğim patlamış mısırlar yüzünden elim yağlanmıştı. Dizlerime silerek temizledikten sonra ayağa kalktım. Mira'nın önden sahaya geçmesine centilmence izin verdikten sonra dostlarımdan bir sarılma ve motivasyon konuşması almam sonrasında ben de yerimi almıştım.

Manyak bir kız bu. Çok tatlıdır, çok severim de ama birkaç kere ondan dayak yiyen gördüm. Hiç acımaz, biliyorum. Karşımdakini az çok tanıyorum yani. Ama ona yavaş olmamı söylediğinde... Tabii ki de sert başlayamazdım. İnsanlar izliyor, zaten kızlara hiç acımadığımı düşünüyorlar. Kötü bir durum. Keşke karşımda bir erkek olsaydı. Benim kazanacağımı herkesin bildiğini söylediğinde gururum okşanmamış da değildi, iyi biliyordu ne söylemesi gerektiğini. "Şanslı olan kazansın diyelim mi?" dedim göz kıparak ve önünde selam veriyormuşçasına eğildim.

74
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 18:18:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mira'nın bana uzattığı kutuyu avuçlayarak ağzımı patlamış mısır doldururken bize doğru fırlatılan cübbeyi görünce "Edward, tutsana!" diye önümdeki Eddy'yi itiştirdim ama alt dönemlerden bir topluluğa gitmişti. Baktım da bir, cübbe yanıyordu. Bunlar da farkında değil, üst dönemden bir kızın cübbesi düştü ya önlerine köpek gibi koklamaya başlamışlar. Yanacaklar haberleri yok. Asamı doğrultarak "Aguamenti!" dedim olay çıkmaması için. Sadece cübbeyi değil çocukları da ıslatmıştım. "Gençler, yanıyordu." dedim açıklamak adına.

Yalnız o değil de, soyun dedik gerçekten de çıkardı üstünü. "Bir daha bağırsanıza." diye dürttüm arkamdaki alt dönemleri. Belki işe yarar? Sonra kuzenime destek için bağırmaya başladım. "Eadwig hadi aslanım!"

75
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 17:40:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Düellolar başladı, ilk turda ise kuzenim Eadwig karşısında ona takıntılı olduğuna emin olduğum Fransizka. Aylardır peşinde dolaşıyor, başka bir şey olamaz yani. Kardeşim de biliyor işini, ama yıllardır kızlarla işim yok triplerinde olduğu için yüz vermiyordur büyük ihtimalle. Aralarında ne var bilmiyorum ama düellodan çok alakasız bir şekilde kuzenimin pantolonuna açılan bir savaşla başladı ilk hareket. Pantolonu yırtılınca da kuzenimin kaba etindeki parıltı ortaya çıktı. Altın sarısı bir don giyiyordu. Evet. Kahkahayı patlattık bütün izleyiciler olarak. "PUHAHAHA!" Arkadan da bir ses. "Boleyn, şimdi aynı hareketi senden bekliyoruz! Bize de bir şeyler ver!" ve "Strömm, her şey karşılıklı!" şeklinde Franziska da soyunsun diye bağırmaya başladılar. Abazalar sahada.

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7