Büyücedünya RPG
Dünya Ülkeleri => Birleşik Krallık => Konuyu başlatan: Fëanor Black - 16 Temmuz, 2022 14:47:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
-
[Limerck - İrlanda]
Rüzgar esmesini andıran bir sesle tenha bir köşede beliren Feanor, cisimlenmenin verdiği bulantı hissinden kurtulmak adına derin nefesler almaya başladı, birkaç dakika süren bu aşamadan sonra kendine gelmişti. Etrafa göz gezdirdiğinde yine kendini tenha bir sokak arasında buldu. Kıyafetlerini ve uzun siyah renkteki saçlarını düzene soktuktan sonra bavulunu arkasından sürükleyerek ana yola ilerledi. Etrafta tıpkı bir renkli inci tanelerini andıran evler sıra sıra dizilmiş, İrlanda halkından bazıları arabalar bazıları da iki tekerlekli bir nesne üzerinde hareket halindeydi. Hava İngiltere ile neredeyse aynı gibiydi, kafasını göğe çevirdiğinde havanın parçalı bulutlu olduğunu gördü. Adımları onu güç bilmediği sokaklarda gezdirirken bir an buraya görev için geldiği düşüncesi aklından uçup gitmişti, tek düşüncesi akşama kendine bir eğlence mekanı bulmaktan ibaretti. Birkaç dakika etrafı seyre daldığında pek de yumuşak olmayan bir yere çarptığında afallayarak kendine geldi. Önüne baktığında genç bir kadının kendisine sinirle baktığını ve İrlanda aksanı ile bir şeyler söylemekte olduğunu gördü, bir büyü yapıp onu susturması kolaydı fakat görevini ve kendini ifşa etmek istemiyordu bu nedenle işaret parmağını kadının dudaklarına götürüp susmasını işaret etti. Söylemek istediği cümleleri kafasında toparlayıp konuşmaya başladı; "Gabh mo leithscéal, a dhuine uasail, mar is strainséir mé anseo, ní thuigim conas nár thug mé faoi deara agus bhuail mé le duine dathúil mar tusa agus mé ag féachaint timpeall, gabh mo leithscéal le do thoil."[spoiler](Afedersiniz Hanımefendi, buranın yabancısı olduğum için etrafı incelerken sizin gibi güzel birini nasıl fark etmeyip çarptığımı anlamıyorum lütfen kusura bakmayın.)[/spoiler] diyerek karşısındaki kadının tam tersi sakin bir edayla cevap verdi.
Feanor'un söylemiş olduğu ve verdiği tepki kadında etki etmiş olacak ki yüzünde fark edilebilir derecede sinirli halinden eser kalmamıştı. Halen dudakları üzerinde duran parmaktan kurtulmak adına kafasını geriye doğru çeken kadın daha sakin bir eda ile; "Tá brón orm, a bhean óg, bhí imoibriú tobann agam. Ní raibh a fhios agam go raibh tú nua anseo, an bhfuil aon rud ar féidir liom cabhrú leis?" [spoiler](Kusura bakmayın bayım, ani bir tepki verdim. Buralarda yeni olduğunuzu bilmiyordum, yardım edeceğim herhangi bir konu var mı acaba?)[/spoiler]
Kadına karşı sergilediği tavrın işe yaradığını gören Feanor havada kalan elini bir kez havada şıklattıktan sonra;
"Má tá St. Bheinn buíoch díot má insíonn tú dom cá bhfuil Ardeaglais Naomh Muire." [spoiler](Eğer bana St Mary Katedrali'nin nerede olduğunu söylerseniz size minnettar kalırım.)[/spoiler]
Karşısındaki adamın isteğini yerine getirmek adına harekete geçen genç kadın birkaç adım Feanor'a yaklaştı. Öne doğru elini uzatarak birkaç metre ileride bulunan ve diğer yapılara oranla daha eski ve büyük bir yeri işaret ederek; "Seo í an bhean óg. Nó an mbeidh tú ar dhuine de na mná rialta a d’fhóin san Ardeaglais?" [spoiler](İşte orada bayım. Yoksa siz Katedralde görev yapan rahiplerden birisi mi olacaksınız?)[/spoiler]
Kadının işaret ettiği yöne doğru kafasını çeviren Feanor bir yandan da kendisine iyice yaklaşmış olan genç kadına yan yan bakmaktaydı. Kadının söylediği sözler üzerinde dudakları yukarı doğru kıvrılan Feanor'un yüzünde belli olan bir gülümseme oluşmuştu. Hâlâ yanında olan kadına doğru dönüp sesini alçak ama edalı bir tona getirerek;
"Fuair mé a lán peacaí, a mháistir, níl mé oiriúnach le bheith i mo bhean rialta, bhris mé an iomarca toirmisc" [spoiler](Çok günahlarım var leydim, rahip olmak için uygun değilim, fazlaca yasak çiğnedim.)[/spoiler] diyerek dudağının kenarını ısırarak kadından yavaştan uzaklaştı.
Birkaç adım gidip arkasında kalan adama doğru omuzunun üzerinden bakıp; "Dia logh dúinn go léir" [spoiler](Tanrı hepimizi affetsin)[/spoiler] deyip göz kırparak Katedrale doğru ilerledi.
Kısa bir yürüyüşün ardından kendini Katedral'in önünde bulan Feanor mektupta belirtildiği gibi sol tarafa doğru ilerledi. Taş sütunlar ile çevrilmiş olan bölmelere geldiğinde yedinci aralıkta durdu, mektupta da yazdığı gibi önünde bir kapı bulunmaktaydı hiç zaman geçmeden kavradığı kapı kolunu aşağı çevirerek aralanan yerden içeri girdi. Normal bir muggle'n gözünden burası küçük ve önemsiz bir yer görünse de büyücü kanı taşıyanlar için burası İrlanda Sihir Bakanlığı'na girmek için kullanılan yöntemdi, tıpkı İngiltere'de Bakanlığa girmek için kullanılan farklı gizli yollar gibi. Bakanlığa giriş için söylemesi gereken "Magia (Büyü)" sözcüklerini söylerken bir yandan da önünde duran kapıyı parmak uçlarıyla gıdıklamaya başladı ve birkaç saniye bekledi.
Girmiş olduğu küçük bölmeden çıktığında ise yüzünde şaşkınlık dolu bir gülümsemeyle; "Sihre bayılıyorum!" diyerek etrafta göz gezdirmeye başladı. Bakanlığa girmek için gerçekleştirdiği aşamalar işe yaramış kendini giriş katında bulmuştu. Adımlarını güvenlik görevlilerin olduğunu yere yönlendirirken üzerine yöneltilen kaçamak bakışlara ve konuşmalara aldırış etmemeye çalıştı. Görevlilerin bulunduğu yere geldiğinde bavulunu zemine sert bir şekilde yerleştirerek kendi aralarında konuşmakta olan görevlilerin dikkatini çekmeye çalıştı. Görevlilerden ikisi sesle birlikte irkilirken Feanor yüzüne kondurduğu zoraki bir gülümseme eşliğinde; "İngiliz Sihir Bakanlığı Büyüceşura savcısı Feanor Black. Sebastián Nilson tarafından görev amaçlı buraya davet edildim, yardımcı olur musunuz?"
Masanın arkasında bulunan görevlilerden ikisi Feanor'un adını duyar duymaz hemen kendilerine çeki düzen verdiler. " Bay Black, sayın bakanımız da sizleri bekliyordu Efendim." görevlilerden birisi bulunduğu bölmeden çıkıp Feanor'un yanına giderek; "Hiç zaman kaybetmeden kendisini görmek istediğini tahmin ediyorum, size yardımcı olayım Efendim" diyerek asansöre giden yolu işaret eder. Görevliyi onaylarcasına kafasını sallayan Feanor kendisine gösterilen yere ilerler ve aralanan demir parmaklıklardan geçerek asansöre biner. Birkaç saniye içerisinde Bakanın bulunduğu kata geldiklerini bildiren ses kulağına geldiğinde adımlarını görevlinin arkasında yönlendirir. Büyükçe siyah bir kapının önüne gelip tıkladıktan sonra içeri girerler. İçerisi Feanor'un hiç de hoşuna gitmeyen boğuk renkler ile dekore edilmişti. Memnun olmayan bir eda ile etrafı incelemeye devam ederken kulağına duyulan kalınca bir erkek sesiyle bavulunu zemine koyduktan sonra kendisine uzatılan ile sıkar. Karşısında duran kişi tahmin ettiğinde biraz daha genç çıkmıştı. Özenle hazırlandığı her halinden belliydi, giyimini tamamlayan uzunca bir palto ve botlara sahip, yer yer beyazlayan saçları ile İrlanda Sihir Bakanı Sebastián Nilson tam karşısında durmaktaydı. İngiltere'den buraya gelmesini sağlayan adamın yorgunluğu yüz hatlarındaki çizgiler ve gözlerindeki kızarmalardan belli oluyordu fakat sesi oldukça neşe doluydu. Feanor'un tutmuş olduğu elini mutlulukla sıkarken; "Bay Black, geldiğiniz için çok teşekkür ederim. İngiltere'deki namınızı duydum ve o nedenle sizi buraya çağırdım, umarım uzmanlığınızı bu ruh üzerinde de başarıyla gösterebilirsiniz."
Bakanın kendisine karşı sarf ettiği övgü ve uzmanlığını hafife alır gibi konuşma tarzına karşılık halen tutmakta olduğu bakanın elini biraz daha sıkarak; "Sizin çalışanlarınızın başaramadığı bir görevi uzman birisi olarak halletmeye geldim Bay Nilson. Hiç kuşkunuz olmasın ruhlar benim için bir çocuk oyuncağı." diyerek ellerini çekti ve önünde birleştirdi. Söylediği sözler üzerinde Bay Nilson'ın yüzündeki gülümseme hafiften silinirken Feanor derin bir nefes aldıktan sonra masanın önünde bulunan koltuklardan birisine yerleşti. Bakanın da masaya teşrif etmesiyle birlikte zaman kaybetmeden konuşmaya başladı. "Buraya gelmeden önce sizden ruhun göründüğü yer hakkında bilgi edinmenizi istemiştim hazırsa eğer bakabilir miyim?" Bay Nilson bal parmağını yukarı kaldırıp beklemesi için işaret vererek masadaki çekmeceleri karıştırmaya başlar çok geçmeden kırmızı bir dosyayı Feanor'un önüne koyar. "Bütün bilgiler burada kafanıza takılan herhangi bir şey olursa Büyüzoologlarım size yardım edecektir." Kendisine uzatılan dosyayı alıp okumaya başlayacağı an bakanın diğer Büyüzoologlardan bahsetmesi üzerine minik bir tebessüm eden Feanor, bir ruhu alt edemeyen Büyüzoologların kendisine nasıl yardım edeceğini merak etmişti. Bu düşüncesinde kurtulup dosyada yazılanları okumaya başladı;
St. Bridget Kilisesi
~ Kilise IV. Henry tarafından 1640 yılında inşaa edildi.
~ İbadet etmek ve bazı diğer dini vazifeleri yerine getirmek için tahsis edilmiş halka açık bir binadır.
~ Kilise görevlilerinden birinin kötü davranışları ve insanları kötü yola yönlendirmesi üzerine şikayetler üzerine kapanmıştır.
~ Aradan geçen yıllar sonrasında yeniden açılan kilise 1800 yılında çıkan yangından sonra bir daha açılmamak üzere kapanmıştır.
~ Yapılan araştırmalar sonucu yangının nasıl çıktığına dair hiçbir bulgu bulunamadı.
~ Son 2-3 senedir kilise yakınlarından geçmekte olan halk, çığlık sesleri duyduklarını iddia ediyor.
Not: Görgü tanıkları ve Bakanlık çalışanlarının söylediklerine göre ruh bir kadın görünümüne sahip. Kilisede çıkan yangında orada çalışmakta olan Rahibe Teressa'nın içeride kaldığını söyleyenler oldu fakat yangın sonrası yapılan araştırmada cesede ait bir unsura rastlanmadı.[/b][/u]
Satırların sonuna geldiğinde Feanor kendini düşünceler içerisinde buldu. Tahmini doğru olabilir miydi? Çok uzun zaman sonra yeniden rastlama ihtimali, acemilik yıllarında zar zor zaptettiği başka bir Banshee olabilir miydi bu? Dosyada yazılanlar, görgü tanıklarının söyledikleri tam da bu ruh ile uyuşmaktaydı. Düşünceler birbiri ardınca kendini belli ederken Bay Nilson'ın sesini duyması üzerine düşünceler arasından kendini çekerek normale döndü. "Bir eksik yok ya Bay Black? Ruh hakkında edindiğimiz bilgiler işinize yaratmıştır umarım." Dosyayı sakin bir şekilde masanın üzerine yerleştirerek kafasını olumlu anlamda sallayan Feanor; "İyi bari Büyüzoologlarınız bilgi toplama konusunda becerikliymiş Bay Nilson. Karşı karşıya olduğumuz yaratık tahminlerime göre bir Banshee fakat bundan emin olmam için bilgilerimi tazelemem gerekli." Anahtar ile İngiltere'den buraya dakikalar içinde gelmişti ama üzerinde bir yorgunluk vardı ve bu yorgunluk ile iyi düşünemiyor, işine iyi odaklanamıyordu. Sıcak bir duşun ardından sert bir viski her şeyi halledebilirdi. Yerinden yavaşça doğrulup bıraktığı dosyayı koltuğunun altına sıkıştırarak; "İngiltere'den buraya gelmek beni biraz yordu Bay Nilson bu nedenle biraz dinlenmem gerek. Ne de olsa işimi en iyi şekilde yerine getirmem gerekli değil mi?" Yavaştan gitmek istediğini belirten konuşmanın ardından yarın görüşmek için sözleştiği Bay Nilson'ı arkasında bırakarak kendi için ayırt edilmiş odaya doğru ilerledi.
-
[Bir gün sonra, Sabah Saatleri]
Dün gece Bakan Nilson'ın ofisinden ayrıldıktan sonra kendi için ayrılan odaya gelmişti. Sıcak bir duşun tenine verdiği huzurdan sonra viski eşliğinde yaratık hakkında daha fazla bilgi edinmek için çalışmalara başlamış oldukça da yok kat etmişti... Birkaç saat önce uyanarak günlük rutinlerini yerine getirip sabah kahvesi eşliğinde bilgileri gözden geçiriyordu. Kağıtta ruh hakkında gerekli olan bütün bilgilere son kez göz geçirirken bazı yerlere de eklemeler yapıyordu.
Banshee
~ Banshee (ölüm Perisi veya inleyen kadın da denir) zemine kadar uzanan siyah saçlara, yeşile çalan iskelet gibi bir görünüme sahiptir.
~ Bansheeler, bir çok şekile girebilir veya kendini başka şekillerde gösterebilir. Bazen yırtık elbiseler giymiş yaşlı bir kadın bazen genç ve güzel bir kız bazen de kanlı giysileri olan bir çocuk şeklinde insanların karşısına çıkabilir.
~ Ortalama bir insan boyuna sahip olan Banshee ölümcül çığlıklarla sahiptir. Bu çığlıklardan korunmanın en iyi yolu koruyucu kulaklık takmaktır.
~ Ağlayışları ve inleyişleri çok keskin ve rahatsız edicidir. Genelde geceleri duyulan Ölüm Perileri’nin çığlıkları, bir ölümlünün yakında öleceğine ya da çoktan öldüğüne işarettir, nadiren de olsa sırlarla dolu ölümünden geriye kalan yerleri korumak amacıyla da bulunurlar.
Not: Ruh yakalanıp etkisiz hale getirildiğinde çığlığından etkilenmeyecek bir cam korumaya ve oldukça sağlam ses geçirmeyen kulaklıklara ihtiyaç var.
Kağıdın arkasına ruhu temsilen bir fotoğraf ve gerekli olan eşyalar listesini de iliştirerek kapıdaki görevlilerden birisine parşömeni vererek hazırlıklarını yapmaya başladı.
(https://media.discordapp.net/attachments/771783974875168819/781198357980250158/IMG_20201122_001405.png)
Aradan geçen saatler sonucunda gökyüzünde ay bütün asaleti ile yerini almış bekledikleri vakit sonunda gelmişti. Yanında bulunan ve Bay Nilson'ın en iyi!! dediği Büyüzoologları ile birlikte Bakanlığın özel olarak kendileri için ayrılmış arabası ile yola koyuldular. Yolculuk devam ederken işi hakkında sohbet ediliyor bir yandan da yaratık hakkında görevlilerin aklına takılan sorulara yanıt veriyordu. Arabanın yavaşlaması üzerine ruhun göründüğü kiliseye geldiklerini anladı. Arabadan inmeden önce bütün planı baştan sonra tekrar ettiler. Birkaç kişi Feanor ile birlikte içeride ruhu avlamaya çalışırken birkaçı da dışarıda bekleyecekti. Ruhu avladıklarını işaret eden kıvılcımlar dışarıdan göründüğü zaman cam koruma ile diğerleri içeri girecek ve ruhu bölmeye hapsedeceklerdi. Seyahat halindeyken yakınlık kurduğu iki kişiyi işaret ederek; "Sizler benimle geliyorsunuz Baylar." biri kadın biri erkek diğer ikiliye bakarak da; "Sizler de bizi bekleyeceksiniz, işareti gördüğünüz an zaman kaybetmeden yanımıza geleceksiniz." kulaklıkları her ne olursa olsun çıkartmamalarını tembih eden konuşmanın ardından temkinli adımlarla kiliseye doğru ilerlemeye başladılar.
İrlanda'nın soğuk havasından olsa gerek Feanor'un içini kiliseye doğru yaklaşırken soğuk bir his kaplamıştı. Her ne kadar koruyucu kulaklık takmış olsalar da ayakları altında ezilen yaprak ve dal yığınlarının sesini duyabiliyordu. Kendisi önde diğer iki kişi de yanında ağır ve tedbirli bir şekilde giriş kısmına geldiler. Feanor temkinli bir şekilde derin nefes aldıktan sonra demir kapıyı biraz güç kullanarak araladı. Aralanan kapıdan yavaşça içeri girerken ayakları altında gıcırdayan tahta zeminde tedbirle ilerlemeye devam ettiler. Ruhun nerede ve nasıl karşılarına çıkacağını bilmedikleri için her adımlarını dikkate alarak atıyorlardı. Uzunca ve geniş koridor boyunca ilerlerken önlerini görmelerine yarayan tek şey ellerindeki cılız asadan çıkan ışık huzmesi ve gökyüzünden evin puslu camlarından içeri girmeye çalışan ay ışığıydı. Koridorun sonuna geldiklerinde iki adet kapı karşılarında durmaktaydı, el işaretiyle her birine birisinin girmesini söyledikten sonra Feanor'da üst kat merdivenlerinden çıkmaya başladı. Birkaç adım çıkmıştı ki tahta zeminin çökmesi ile ayağı tahtaların arasına sıkıştı. Çöken zeminden ayağına batan tahta parçaları Feanor'a acı verirken yüzünde minik bir gülümseme oluşmuştu. Acı çekmenin hiçbir şey hissetmemekten daha iyi olduğu düşüncesindeydi Feanor. Parçalanmış zeminden ayağını yavaşça çekip baktığında yer yer kanama ve soyulmalar olduğunu gördü, derisine batmış olan birkaç kıymık parçasını çıkardıktan sonra fazla oyalanmadan yürümeye devam etti.
Merdivenlerin sonuna geldiğinde alt katta olduğu gibi kendini bir koridor ve sonunda bir kapı karşıladı. Adımlarını oraya doğru yönlendirirken hiç beklenmedik bir şekilde kapının aralanması ile kalp ritmini değiştiğini fark edebiliyordu. Derin nefesler alıp vererek ilerlemeye devam ederken aralanan kapının ardındaki kapalı olan diğer kapıların da birbiri ardınca açıldığını gördü. Belli ki ruh buralarda bir yerde ve kendine karşı oyun oynamaktaydı, sesini yüksek bir tona getirerek "Oyun mu oynamak istiyorsun? oynayalım o zaman. Yalnız tek bir kazanan olduğunu hatırlatayım" sesini yeniden normal bir tona getirip "O kazanan da ben olacağım" diyerek aralanan kapıdan içeri girdi.
(https://media.discordapp.net/attachments/771783974875168819/781199035821457408/42ac4a5510b86c6dda76358f51986585.gif)
Odanın içerisine birkaç adım atmıştı ki arkasındaki kapı sert bir şekilde kapandı. Çıkan ses odanın içinde yankılanırken sakinliğini korumak isteyen Feanor derin nefesler almaya devam ediyordu. Asasından çıkan cılız ışık huzmesi ile etrafı incelemeye başladı. Zeminde bulunan bir kitap dikkatini çekmişti eğilip aldıktan sonra üzerindeki tozları üfleyerek yazanları okumaya başladı. Tahminen yazılanlar Latince olmalıydı bazı kelimeler tanıdık gelse de bazılarını da hiç anlamamıştı. Kitabı yangından oldukça fazla hasar görmüş kitaplığa yerleştirip siyah dumanlar ile kaplanmış resimlere bakmaya başladı. Masada duran resimlerden birisi kilisede yapılan bir ayinden çekilmiş olmalıydı, birkaç kişi mutlu mutlu objektiflere poz verirken aralarından birisi başını öne doğru eğmişti. Yangından çıkan duman resimdeki kişinin yüzünü kapatmıştı, Feanor bu kişinin yüzünü daha iyi görebilmek için elinin ucuyla kadının yüzünü sildi. Gördüğü bu güzel kadının oldukça duru bir güzelliği vardı, elindeki fotoğrafı bırakıp bir diğerine bakmak için hamle yaptığında arkasından duyduğu sesle birlikte elindeki resim yere düşmüştü. Dönüp baktığında arkasındaki duran sandalyenin yere düştüğünü gördü, o yöne doğru adımlarını yönlendirirken arkasındaki eski pencere açılıp kapanmaya başlamıştı.
Belli ki Feanor'un bu odada bulunması ruhu oldukça rahatsız ediyordu ve bu davranışları da onun buradan gitmesi içindi. Ama Feanor'un böyle bir şeye niyeti yoktu, her zaman olduğu gibi başladığı işi bitirmeye kararlıydı. Odanın içinde minik adımları ile gezinmeye devam ederken bir yandan da ruhun açığa çıkması için onu kışkırtmaya çalışıyordu. Bansheeler diğer ruhlara göre daha zeki olduğu için bunun işe yarayacağını temenni ediyordu. "Ne yani saklambaç mı oynuyoruz şimdi? hadi ama mızıkçılık yapma, çık ortaya ortaya artık. Akşama bir buluşma sözüm var geç kalmak istemem." sözlerini söyledikten sonra yerinde durarak ortamı dinlemeye başladı, duyduğu tek şey gecenin sessizliğiydi. Kışkırtmanın dozunu biraz daha artırarak konuşmaya devam etti; "Eğer ortaya çıkmayı düşünmüyorsan ben gidiyorum, böyle korkak birisi ile iş..." sözlerini tamamlayamadan kendisine doğru gelmekte olan küçük bir çiçek vazosuna karşılık ani bir refleks ile kollarını kafasına siper yaptı. Konuşma ruh üzerinde işe yaramış olmalıydı ki saldırıya geçmesini sağlamıştı. Kendisine çarpan omuzunda parçalanırken cam parçaları etrafa sıçramıştı. Kollarını yavaş yavaş yere indiren Feanor üzerindeki camlardan kurtulurken daha ilk saldırıda giymiş olduğu ceketin yırtıldığını gördü. "Hadi ama bu en sevdiğim ceketimdi yazık oldu." derken kendisine doğru yaklaşmakta olan ve şu an genç bir kadının görünümüne sahip, beyazlar içindeki Banshee'nin kendine yaklaşmakta olduğunu gördü.
(https://media.discordapp.net/attachments/771783974875168819/781199364264689694/edc836c86cc90e7ccc5c2ab18a9c38fa.gif)
"Ah sonunda! buradasın bebeğim hoş..." yeniden olmak üzere lafı yarıda kesildiği zaman bütün gücü ile kulaklarına baskı yapmaya başladı. Banshee'yi kızdırmış olacak ki ölüm dolu çığlıkları odanın dört bir yanında yankılanmaya başladı. Zor da olsa Metamorfmagus özelliğini devreye sokarak kulaklarını daha küçük bir hale getirerek çığlıkların tonunu azaltmaya çalıştı. Bu aşama oldukça başarılı bir şekilde etkisini gösterirken Feanor bir yandan da asasını başının üzerinde çevirerek "Cave Inimicum" sözlerinin ağzından çıkmasına izin verdi. Büyünün etkisiyle karşısındaki kişi tarafından görünmemeye, kokusu alınmamaya ve duyulmamaya başlamıştı. Büyü etkisini kaybetmeden hemen ruhun yanından arkasına geçti. Asasını Banshee'ye doğru tutup havada bir tik gibi sallayıp ucuna küçük bir u harfini andıran şekil çizerken; "Flipendo!" sözlerini söyledi. Asanın ucundan çıkan turuncu plazmik top Banshee'ye isabet ettiğinde ruhun geriye doğru savrularak yere düşüp sersemlemesini sağlar. Hiç zaman kaybetmeden asasını göğe doğru tutar ve; "Periculum" büyüsünü yapar. Havaya doğru yükselen kırmızı kıvılcımlar belli bir yüksekliğe ulaştıktan sonra patlar. Dışarıdaki kişilerin temkinle yanına gelmesini beklerken asasını ruhtan ayırmaz ve herhangi bir hareketine karşı temkinle bekledi.
Adamların cam bölme ile içeri girmesinden sonra hiç zaman kaybetmeden asasını ruha doğrultup; "Mobilicorpus" büyüsünü yaptı. Banshee'nin hareketsiz bedenini havaya kaldırıp dikkatle hareket ettirerek cam korumanın içine girmesini sağladı. Kulağındaki kulaklığı çıkarıp siyah saçlarını düzene soktuktan sonra; "İyi ki size sağlam kulaklıklar bulun dedim. Bunlar kadar işe yaramayan bir kulaklık görmedim sağır etmeye mi çalışıyordunuz beni yoksa?" Büyüzoologlar anlam veremeyen gözler ile birbirine bakarken ellerini birbirine vuran Feanor; "Evet burada işimiz bitti" asasının ucuyla cam bölmeye birkaç kez hafifçe vurarak. "Umarım bu cam bölme sağlamdır yoksa yine iş çıkaracaksınız bana." diyerek adımlarını çıkışa doğru yönlendirdi. Birkaç adım gitmişti ki omuzunun üzerinden geriye bakarak; "Ne bekliyorsunuz hadi gidelim, bu yer beni sıkmaya başladı." diyerek odadan çıktı.
Kısa bir süre sonra İrlanda Sihir Bakanlığı'na geri döndüler. Kendisi önde diğer Büyüzoologlar da Banshee ile arkadan gelirken herkes meraklı gözler ile kendilerine bakmaktaydı.Bay Nilson'ın mutluluk dolu gözler ile kendilerini beklemekte olduğunu gören Feanor yüzüne minik bir tebessüm yerleştirdi. Bakanın kendisine doğru uzatmış olduğu elini sıkarken bir yandan da sözlerini dinliyordu. "Bay Black tebrikler, alanınızda iyi olduğunuzu duymuştum ama bu kader kısa bir süre ruhu yakalayacağınızı tahmin etmedim, iyi bir ekip çalışması oldu ha?" Ekip çalışması? bütün işi kendi halletmişti ama bakan kendi çalışanlarına da bir pay çıkarmak istiyordu, söylediği sözlere göz devirerek; "Ekip çalışması anlayışınızı değiştirmeniz gerek Bay Nilson, ruh ile sadece benim mücadele ettiğimi söylemek isterim. Tabii diğerlerinin de payı yok sayılmaz, biraz da olsa."
"Eğer izin verirseniz Banshee'yi İngiltere Sihir Bakanlığı'na götürüp alanında uzman birisi olarak incelemek isterim. Elde ettiğim bilgileri sizinle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz." Feanor'un ruhu İngiltere'ye götürmesi için gerekli olan belge işlemleri birkaç saat sürmüş ama bu beklemenin de meyvesini almıştı. İngiltere'ye döndüğü zaman ruh üzerinde incelemeler yapacak ve elde ettiği verileri İrlanda Bakanlığı ile paylaşacaktı.En sonunda kendi için ayrılmış odaya geldi ve kapıdan girmeye başlarken ayakkabılarını daha sonra kıyafetlerini çıkarmaya başladı. Odanın içinde bulunan banyoya girip bedeninin rahatlaması için duş aldıktan sonra kendini uykunun kollarına teslim etti.