2
« : 18 Kasım, 2021 16:22:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Boy boy dizilmiş olan bavullarını trendeki görevliye güvenli bir şekilde teslim edebilmişti sonunda. Geçen yılda olan kazadan sonra eşyalarına daha çok korumacı gibi davranıyor, geçen yıl gibi bir kaza ile karşılaşmak istemiyordu. Bavulları olmadığı için serbest kalan kolları ve bacaklarıyla adımlarını istediği hızda, yorulmadan atabiliyordu. Kendine oturacak boş bir kompartıman arıyordu. Şuan da pek insan çekecek havası yoktu ki 4. kompartımanın açık kapısına takılana kadar. "Harika, sonunda boş bir kompartıman. İnsanların o sahte gülmelerini, sevinçlerini veya o sahte göz yaşlarını kaldıramayacağım." diye düşünürken adımlarını boş kompartımanın girişine doğru atıyordu. Kompartımanın girişine geldiğinde ise hemen cam kenarına kuruldu. Kafasını o tertemiz camın ortasına dayadı, gözlerini bir noktaya dikti. "Acaba şuan ailem ne yapıyordur? Acaba beni şimdiden özlediler mi?" gibi gibi birçok soruyu aklından geçiriyordu ki bir noktadan sonra düşünceleri aileden kaymış, bu seneki olabilecek okul hayatını ve mezunluğunu düşünüyordu. " Okuldan ayrılmadan önceki son senem, bu güzel büyülerin,güvenli yerden ve Sihirbazların temel noktalarından birisinin ayrılmama son bir sene kaldı...Keşke küçülebilsem, keşke daha birinci sınıf olarak binsem şu trene..." diye düşüncelerle başlayıp o düşüncelerin yerine yakınmalar devam ediyordu. Bomboş düşüncelere dalarken kapının birden açılmasıyla kafasını kaldırıp "Seni sersem velet kend---" diye bağırmıştı ki, kapıyı açan kişiyi ve hemen ardından bağırmasıyla "Ah,Bella" diyerek utangaç bir şekilde yüzü kızarmış, kafasını eğmişti. Az önce sevdiği bir kıza bağırmış idi. Tabi ki Mirabella bilmiyordu sevdiğini ama sadece küçük bir hoşlantıydı. "Ö-özür dilerim, birinci sınıf birisi sandım seni, gel otu-" tam sözünü bitirecekken kızın ona doğru koşmasıyla utanması daha da çok artmıştı. Şimdi Mirabelle, Apollon'un kucağında oturuyordu. Apollon ne diyeceğini bilemiyordu ve sanki dilini kedi yutmuş gibi sessiz, ağzından bir kelime bile çıkmıyordu. Sevdiği kız karşısında konuşuyordu ancak kendisi tek kelime bile etmiyordu. En sonunda konuşmaya karar verdiğinde ise karşısındaki sevdiği kız ağlıyordu. Apollon, bu sefer ne yapacağını bilmiyor, "A-afedersin b-ben öyle değil, öyle değil..."ağzından kelimeler bozuk bozuk çıksa da en sonunda bunları söyleyebilmişti. Bir süre geçtikten sonra da kız ellerini yüzünden çekmiş, güzel gözleriyle göz göze gelmişti. Apollon, sevdiği o güzel kızın gözlerine bakarken kenarlarında herhangi bir sıvıyla karşılaşmamıştı. "S-seni gidi pis yalancıı" diye gülümserken kahkaha atmıştı. Daha sonrasında ise o sevdiği güzel kızın yanındaydı. Kafasını geriye atmış, tavana bakıyordu ki bir ses daha duyuldu, Apollon duyduğu bu sesle beraber gülümsemiş, "Hatırlıyorum, ailemi o özlediğim zaman albümümü çıkarmıştım ve ona bakıyordum. Anneme o kadar odaklanmıştım ki senin bağırışınla albümü yere düşürdüğümü hatırlıyor musun?" diye sorusunu sorduktan sonra "O kadar çok kurbağa yemiştim ki bataklık mı kurdun midene diye de söylemiştin hatta." diye de devamını getirdi. Ve tekrar eski hareketini yapmış, kafasını geriye atmıştı.