17 Nisan, 2026 09:35:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Lucien Vanidestine

Sayfa: [1]
1
Hogwarts / Gece Vakti Açan Beyaz Glayör
« : 01 Mart, 2022 20:54:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ekim 1860

Slytherin ortak salonuna herkes uyumaya gittiği için sessizlik hakim olmuştu, bir şey dışında. Saat oldukça geç olmasına rağmen belli ki uyuyamamış olan bir öğrencinin bastırılmaya çalışan hafif hıçkırıkları duyulabiliyordu.

Bu hafif sesin sahibi Lucien'di. Küçük çocuk ortak salondaki koltuklardan birine kıvrılmış, elindeki yastığa kafasını gömmüştü. Yatakhanede birini uyandırmaktan korktuğu için boş olan ortak salondaydı şu anda.

Minik büyücüyü bu kadar ağlatan şey kısa bir süre önce, Hogwarts'ta gelişinin ardından başlamıştı. O zamanlar içi heyecan ve mutlulukla doluydu, sonunda özgür olup istediği kadar arkadaş edinebilirdi! Ama ne yazık ki işler Lucien'in istediği gibi gitmemişti. Hayatı boyunca ailesi dışında kimseyle konuşmamış, ailesiyle iletişimi de hiçbir zaman iyi olmamış minik çocuk insanlarla konuşmayı bir türlü başaramamıştı. Birinin yanına yaklaşıp konuşmayı her deneyişinde nefesi kesilmiş, başı dönmüş, midesi bulanmış, ölecek gibi hissetmiş ve konuşmaya çalıştığı kişilerin tuhaf bakışları altında ezilirken kekelemekten başka bir şey yapamamıştı. Yavaş yavaş içine kapanmış, kimseyle konuşamamasının getirdiği acının üstüne bir de kendisi gibi Slytherin olan Leviathan isimli bir çocuğun sürekli zorbalıklarına maruz kalmıştı. Çocuğun sesinin renginden nefret ediyordu, o alaycı ve iğrenç renkli sesi her duyduğunda kendi kulaklarını kesmekle çocuğun yüzüne bir yumruk geçirmek arasında kalıyor olsa da sessizce katlanmaktan başka bir şey yapamıyordu.

Hogwarts'taki ilk ayı olmasına rağmen yaşadığı şeyler artık canına tak etmiş ve bir parça rahatlamak amacıyla ortak salona geçip ağlamaya başlamıştı işte. Her şeye, herkese sinirliydi ama en çok kimseyle konuşamamasının sorumluları olarak gördüğü anne babasına ve kendisine sinirliydi. Diğer çocuklar gibi arkadaş sahibi olmak, mutlu olmak, eğlenmek istemişti sadece, suçu neydi? Neyi yanlış yapmıştı?

Gözyaşlarını elleriyle silerek ayaklandı. Ortak salon bunaltmaya başlamıştı Lucien'i. Biraz koridorlarda gezip aklını dağıtırsa sonunda tüm bu düşüncelerden kısa süreliğine de olsa kurtulup uyuyabileceğini düşünerek sessizce ortak salondan çıktı. Kimseye görünmemeye çalışarak koridorlarda gezip gözyaşlarını durdurmaya ve sakinleşmeye çalışırken duyduğu pat sesiyle donup kaldı. Bu ses kimden gelmişti? Bir profesör müydü? Veya kendisini ispiyonlayabilecek birisi? Hogwarts'tan atılır mıydı?
Aklında dönen bu soruların verdiği korkuyla koşabildiği kadar hızlı koşup çabucak oradan uzaklaşmaya karar vermişti ki bir ağlama sesi duydu.


2
Biçim Değiştirme Dersliği / Ynt: 1865-66 Eğitim Yılı |Güz Dönemi Biçim Değiştirme Dersi
« : 18 Şubat, 2022 21:12:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Lucien, profesörün olduğu, daha doğrusu artık olmadığı yere yaklaştığında boş bir cüppeden başka bir şey göremedi. Birisi korkuyla profesörün yok olduğunu söylediğinde gözlerini devirmemek için kendini zor tuttu, böyle bir durumda gözlerini devirmemeliydi. Şükürler olsun ki birisi cüppeyi kaldırmayı akıl etmişti.
Cüppenin altındaki şey Lucien'in görmeyi beklediği en son şeyden bile fersah fersah uzaktı. Profesörleri küçük bir çocuk olmuştu! Kızın birisi minik bir çocuk olmuş profesörlerini ağlayınca sinirlenen Lucien kızı tersleyip çocuğu kucağına aldı, ağlaması durunca gülümsedi hafifçe. Cüppeyi kaldıran çocuk Lucien'in tüm bunların sorumlusu olduğunu düşündüğü Barbatos'a beler olduğunu sorduğunda tuhaf varlığın şaşkınlığını sezse de hala şüphelenmeden edemiyordu.
Barbatos'un korkan profesör çığlık atıp korkuyla Lucien'e sarıldığında genç büyücü onu sakinleştirmesi gerektiğini düşündü. Çocuğun saçlarını hafifçe okşarken Sakin ol, sana zarar veremez. Korkmana gerek yok, tamam mı? dedi şefkatli bir sesle. Bir yandan da altın rengi diye düşündü, profesörün çocuk halinin sesinin rengi çok hoş bir altın sarısıydı.
Barbatos'un söylediklerini dinlerken her ne kadar onunla ağır bir laf dalaşına girmek istese de kendisini tuttu, şu an profesörle ilgilenmesi gerekiyordu.

3
Biçim Değiştirme Dersliği / Ynt: 1865-66 Eğitim Yılı |Güz Dönemi Biçim Değiştirme Dersi
« : 05 Şubat, 2022 17:34:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Lucien, kendisini tanıttıktan sonra sessizce oturup diğerlerini dinlemeye ve profesörün sesinin renginin tadını çıkarmaya başlamıştı. Sınıftaki diğer öğrencileri pek tanıdığı söylenemezdi, genelde Slytherin ortak salonundan, hatta yatakhanesinden mümkün olduğunca çıkmayan ve Ameterasu dışındaki insanlarla olan etkileşimini olabildiğince az tutan genç büyücünün çok fazla insan tanımaması anormal değildi tabi. Sınıftaki öğrencilerin çoğuna göz aşinalığı vardı, ama ne isimlerini öğrenmek ne de arkadaş olmak gibi bir gayesi olmadığı için hiçbirini tanımıyordu. Ama diğerlerini dinlerken, ister istemez bir üstünlük duygusuna kapılmıştı, kendisinin en iyi olduğu konusunda yanılmadığının kanıtı gibiydi konuşan "sınıf arkadaşları".
Biçim değiştirme kitabını eline alıp can sıkıntısıyla karıştırdı. Kitapla boş boş bakışmak bile sınıftakilerin profesöre hangi bakım ürünlerini kullandığını sormalarını ve öğrenmek istemediği şeyleri anlatmalarını dinlemekten iyiydi sonuçta. Sonunda ismini öğrendikleri şu tuhaf varlık da üstüne tuz biber olmuştu tabi. Eh, dürüst olması gerekirse insanlardan daha çekilebilir duruyordu.

Yanındaki kız tarafından dürtüldüğünde boşluğa dalıp gitmişti. Ameterasu, büyük bir heyecanla fısıldadı. "Luci luci, şu Barbatos çok şirin değil mi? Şuna bak, arkadaş olmak istiyorum!" Ameterasu'nun bu hallerine alışmasına rağmen hala bir insanın böyle olabilmesini reddeden genç büyücü 'ciddi misin..' ifadesiyle bakmaktan başka bir şey yapmadan önündeki kitaba geri döndü.

Sınıftan birisi, sanki ders yokmuşçasına pat diye kalkıp gitmeye çalışınca kafasını kaldırıp bu salağa bakma ihtiyacı hissetti. Diğer insanların yaptığı aptallıklar onu ilgilendirmezdi, adını birkaç saniye önce duymasına rağmen ilgisini çekmediği için unuttuğu bu çocuğun saçma tavrı dikkatini çekmişti sadece. Profesör'ün imalı hareketine hafifçe gülümesemekle yetinip tekrar kendi düşüncelerine döndü, ta ki kül rengi sesi duyana dek.
Barbatos'un eline bir asa vermenin hayatını en az %80 riske soktuğunu düşünen Lucien, hem bu tuhaf şeyin herkesi öldürme ihtimaline karşı tetikte olmak için, hem de anlattığı şeyleri bir parça merak ettiğinden derse odaklandı. Barbatos'un bir tırtılı içki şişesine ve birisinin sırasını bir ayıya dönüştürüşünü izledi dikkatle. Sonunda manyak şey şişeyi profesörün kafasına attı!
Masanın arkasından çıkan dumanın hayra alamet olmadığını sezen genç büyücü, kafasındaki 'bi haltlar olacağını biliyordum' düşüncesi ile profesörün masasının yakınına koştu.
 

4
Biçim Değiştirme Dersliği / Ynt: 1865-66 Eğitim Yılı |Güz Dönemi Biçim Değiştirme Dersi
« : 02 Şubat, 2022 20:46:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Lucien, yılın ilk biçim değiştirme dersine geç kalma korkusuyla saatler kala Ameterasu'yu uyandırmış, kahvaltısını yaptığından ve ders için gerekli her şeyi hazırladığından emin olmuş, dersin başlamasına daha hatrı sayılır bir vakit kala ortak salondan çıkmalarını sağlamıştı. Bu gibi durumlarda kendisini Ameterasu'nun annesi gibi hissediyordu, ama elinden bir şey gelmezdi, her ne kadar azarlasa da arkadaşı da böyle birisiydi işte.
Erken çıktıkları için birazcık erken gelmişlerdi dersliğe. Profesör, cidden sıraları kaldırmıştı. Lucien ilk başta bunun bir şaka falan olduğunu düşünmüştü ama şaka olmadığını kendi gözleriyle görüyordu şu an. Kendisi sıra niyetine getirecek bir şey bulamamıştı, neyse ki Ameterasu bir çift "arkadaş minderi" yapmış ve derse gelirken yanına almıştı da tüm ders boyu ayakta dikilmekten kurtulmuştı genç büyücü. Sınıf yavaş yavaş dolarken kafasını biçim değiştirme kitabına gömüp yanındaki arkadaşının bitmek bilmeyen konuşmasını dinler gibi yapmaya başlamıştı. Bir süre sonra, daha doğrusu sınıfın gürültüsü onu rahatsız etmeye başlayıp beyninde rahatsız edici bir renk cümbüşü oluşmasını sağlayınca kafasını kaldırıp etrafa rahatsız olduğunu belli eden bir bakış attı. Tüm sınıfı susturabilmesinin bir yolu olmadığını düşündüğü için profesörün gelmesini beklerken etrafı incelemeye karar verdi, böylece kafasını dağıtabilir belki.

Etraftaki kitaplar onu mutlu etmiş, evinde gibi hissetmesine sebep olmuştu. Herkes kendi sırasını getirdiği için sınıf biraz farklı gözüküyordu. Sınıfın kocaman olmasını da sevmişti Lucien, dar alanlardan hazzetmeyen birisi olarak burası cennet gibiydi onun için. Bakışları profesörün masasının üzerindeki tuhaf şeye takıldığında bu şeyin ilgi çekici olduğunu düşünüp daha dikkatli inceledi onu. Elbette dersliğe girer girmez fark etmişti o şeyi, ama o an o kadar da dikkatini çekmemişti. Her ne kadar yakınına gidip incelemek istese de bu içgüdüsünü bastırdı, o şeyin ne olduğunu bilmiyordu, saçma sapan maceralara gerek yoktu.


Masanın üzerindeki tuhaf varlık önce tüm sınıfa bağırıp herkesin susmasını sağlamıştı. Lucien bunun için ona minnettar olabilirdi, kafasının içindeki renk patlaması dinmişti sonunda. Sonra, acaba bu şey mi profesör diye düşünmüştü, kendisiyle aynı şeyi merak eden birisi bu soruyu sorunca varlık profesör olmadığını söylemiş ve profesörlerine seslenmişti.Profesör, masanın arkasından saçı başı dağınık ve üstünde pijamalarla çıkmıştı. Eh, lucienin pek hoşuna gitmemişti bu, sorumsuz biri gibi görünüyordu ama kendine önyargılı olmaması gerektiğini hatırlattı. Şu an yanında oturan sarışın kızı da ilk başta "geveze, aptal ve uzak durulası" bulmuştu ama evrenin minik cilvesi mi, yoksa önyargısının bedeli mi bilinmez o kız şu an sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen arkadaşlarından biriydi.
Ameterasu'nun "Oha , kızıl ve seksi bir karı mıymış profesör?" dediğini duyması ile dirseğini kızın böğrüme geçirmesi bir oldu, bir de bağırmıştı resmen! İçinde bulunduğu durumun farkına varan profesörleri hışımla ayağa kalkıp öğrencilere birazdan geleceğinü söyleyerek kapıya doğru koştu. Ameterasu'nun hüzünlü bir iç çekişin ardından "of kadın değil miymiş ya..." diye mırıldandığını duyunca "Ameterasu sus bence" dedi gözlerini belerterek.

Profesör, çıkmadan önce masanın üzerindeki değişik şeye kimseyi öldürmemesini söylediğinde o şeyi inceleme isteği daha da artmıştı, ama kendisini öldürebilecek şeyi gidip pat diye dürtmek boşu boşuna ölmek gibi bir şey olurdu ve Lucien'in uzun yıllar ölmeye niyeti yoktu.
Kızıl saçlı adamın gelmesini beklerken düşüncelere daldı, eh aslında hep düşüncelerde yaşıyordu o. Profesörlerinin sesi ilk başta daha koyu bir kahverengi gibi gelmişti ama güzel bir şekilde giyinip geldikten sonra az önceki hali için özür dilerken aslında daha açık bir kahverengi olduğunu fark etti Lucien. Sıcacık ve güzel bir renkti, oldukça hoşuna gitmişti. Eh, artık biçim değiştirme dersleri o kadar da sıkıcı geçmeyecekti galiba. Üstüne üstlük dağıtılan hediyeler dersin başındaki önyargılarını tamamen yıkmış, hatta onları düşündüğü için azıcık vicdan azabı duymasına sebep olmuştu. Profesör oldukça kibar ve cana yakın duruyordu.
Yanındaki kızın, resmen gözleri parlayarak açtığı paketteki kelebekli tokaları görünce yüzündeki kocaman aptal sırıtış görünce 'sen iflah olmazsın' dercesine gözlerini devirdi.
"Artık rastgele hediyelerde bile aksesuar alıyorsun Su, bunun için özel bir hilen olduğunu falan düşünmeye başladım."
"Eh, güzel şeyler beni seviyor, ben de onları seviyorum. Birbirimizi etkiliyoruz, ne yapabilirim ki?" Kızın özgüvenli bir tavırla söyledikleri hafifçe gülmesine sebep oldu. Kendi paketinden çıkan şey de uzun zamandır alıp okumak istediği, ama sürekli ertelediği bir kitaptı, artık elime kadar geldiğine göre okumalıyım diye düşündü. Kitabın kapağını hafifçe okşayıp kenara koyduktan sonra sınıftan biri çıkıp susun diye bağırana ve tüm sınıf sessizleşene kadar gözlerini profesöre ve şu değişik varlığa dikip bekledi.
Sonunda tüm sınıf susup profesör konuşmaya başlayınca o güzel kahverenginin kendisine verdiği mutlulukla dinlemeye koyuldu. Söylenenleri anlıyorfu evet, ama o an Lucien için söylenenlerden çok profesörün sesinin rengi daha önemli geliyordu. Tamamen rahatlamış ve mutluydu, ta ki kül grisi çığırmayı duyana kadar.. Havyar mı demişti o salak şey?
Ameterasu'nun kendini tutamayıp kahkaha attığını, daha sonrasında ise kahkahasını öksürük krizine dönüştürerek gizlemeye çalıştığını duyunca 'bazen cidden salak oluyor' diye geçirdi içinden.. Bir yandan da içten içe şu yaratığa sinirlenmişti, hem ders bölünmüştü hem de profesör susmuştu!
Sonunda, profesör ismini söyledi. Xavier Olineaux diye içinden tekrar etti Lucien, dürüst olmak gerekirse telaffuzu biraz zor gelmişti, yanlış telaffuz edip rezil olmak yerine içinden biraz pratik yapmak mantıklı görünmüştü genç adama. Daha sonrasında kendilerini tanıtmaları istenmişti. Lucien bu işlerde pek iyi olduğunu söyleyemezdi ama deneyecekti. Elini kaldırıp söz aldı.
"Adım Lucien profesör, Lucien Vanidestine. Biçim değiştirmede mükemmel değilim ama elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz. Piyano çalmayı, ders çalışmayı boş boş bir şeyler hakkında düşünmeyi ve kitap okumayı severim, hediyeniz için de teşekkür ederim bu arada Sesinizin ilginç bir renk tonu var, bunun sayesinde derslere de daha kolay odaklanabileceğimi umuyorum. Ders işlenişi konusunda şu anlık tek isteğim teorik derslerden çok uygulamalı dersler yapmak, ama bunu zaten yapacağımızı düşünüyorum o yüzden pek de bir istek olmuyor galiba"

5
Mag Mell - Bar / Ynt: Scarlet Masquerade
« : 21 Kasım, 2021 16:58:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Balonun oldukça sakin, hatta sıkıcı geçeceğini düşünüp bunalmış bir halde oturduğu yerden insanları izleyip arkadaşının heves dolu konuşmalarını dinlemek ve arada ona cevap vermek dışında pek bir şey yapmayan genç büyücü için ortalığın birden karışması şok etkisi yaratmıştı. Neler olduğunu tam anlayamasa da pek iyi şeyler olmadığını söyleyebilmesi için neler olduğunu bilmesine gerek yoktu. Ortamın yanması, çığlıklar, ve tüm bunlara sebep olduklarını tahmin ettiği siyah figürlerle birlikte ortam tam bir ölüm kapanına dönüşmüştü.

Beyninde çalan tehlike çanlarıyla yanındaki kızın kolundan tuttuğu gibi ayağa kalktı ve onu da sürükleyerek hiçkimsenin dikkatini çekmeden çıkışa doğru ilerlemeye başladı. İnsanların korku dolu çığlıkları ve etrafta uçuşan farklı dildeki sözler gözlerinin önünde rahatsız edici bir renk cümbüşü oluşturuyordu. İlk önceliği yanındaki genç cadıyla birlikte güvenli bir şekilde dışarı çıkabilmekti, ama başını ağrıtan sesler ve nesneleri ayırt etmesini bir nebze de olsa zorlaştıran karman çorman renkler yüzünden bunun mümkünatı azalıyordu. Önünde telaşla koşan insan kalabalığı sağ olsun, çıkışa gitmeyi geç, yaklaşamıyordu bile. Ortada durmak tehlikeli olduğu için kızı bırakmadan kendini yere attı ve seri şekilde emekleyerek barın arkasına attı kendini. Hangi akla hizmet buraya geldiğini kendisi de bilmiyordu, ama karışan sesler, renkler, kalabalık, hepsi çocuğun düşünme yetisini elinden aldığı için aklına gelen ilk şeyi yapmak zorunda kalmıştı. Arkadaşıyla birlikte saklandığı yerin hemen arkasından cadı avcılarının nefret kusuşunu duyabiliyordu. Acaba onları görmüşler miydi? Emin olamıyordu, kontrol de edemiyordu. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Arkadaşına döndü ve barın diğer tarafından çıkıp gitmesini işaret etti. Kızın kendini koruyabileceğini biliyordu. Kız saklana saklana giderken kendisi yalnız kaldı. Eline bardan bir içki şişesi aldı, en kötü ihtimalle birinin kafasına geçirip koşarak kaçardı. Sorun yok, diye düşünüp cadı avcılarının bakmadığı bir anda emekleyerek bardan uzaklaşmaya başladı. İnsanların arasından değil de masaların altından ilerliyordu. Bu şekilde kapıya kadar gidecek, yakalanırsa şişeyi kullanacaktı. Bir sorun olmayacaktı.

Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 5, total 5
Talih 1d10 : 9, total 9

6
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Lucien Vanidestine
« : 05 Ekim, 2021 23:16:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakter Adı ve Soyadı: Lucien Validestine

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Dıştan oldukça soğuk, hatta itici görünen Lucien'in asıl kişiliğinin de az çok böyle olduğu söylenebilir. Kolay kolay arkadaş edinmez, hatta kolay kolay tanımadığı insanlarla konuşmayı tercih etmez. Yumuşak bir tarafı vardır  elbette lakin bu tarafını henüz kimse görebilmiş değildir. Sinestezisi sayesinde hayata farklı bir bakış açısıyla bakmayı öğrenmiş, duyduğu seslerle seslerin renklerini kodlayarak hayatını bir parça kolaylaştırmaya çalışmıştır. Bu taktiğin işe yaramadığı zamanlar da yok değildir tabi, sesleri farklı olmasına rağmen renkler aynı olduğu için alakasız insanları karıştırdığı bile olmuştur. Manipülatif ve çıkarcıdır, kendisine çıkar sağlamayacak bir şeyi yapması çok nadirdir. İyi bir yalancıdır ve yalan söylemekten çekinmez, ona göre yalan insan doğasının bir parçasıdır. Sürekli kendini geliştirmeye çalışır.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Ailesi zengin, güçlü ve safkan ailelerden biridir. Ailesinde nesillerdir ulaşmak için çabalanan ölümsüz olma arzusu ona da aşılanmış ve küçüklükten itibaren bu amacı gerçekleştirebilecek biri olmak için çalışmaya başlamıştır. 11 yaşına gelip Hogwarts'a gidene kadar evden nadiren çıkarak eğitim görmüş, Hogwarts'a başladıktan sonra ise kendi kendine çalışmayı sürdürmüştür.
 
İstediğiniz Sınıf: 6. Sınıf

Karakterinizin BYS Sonucu: Tılsım, İksir ve Karanlık Sanatlar'da Olağanüstü (O) aldı. Hogwarts'ta geçirdiği süre boyunca iyi olamadığı tek ders denilebilecek Sihirli Yaratıkların Bakımı dersinden Zayıf (P) alması ufak bir sinir krizi geçirmesine sebep olduysa da beklemediği bir sonuç değildi. Kalan tüm derslerden Beklentileri Aşan (E) aldı.

İstediğiniz Bina: Slytherin

Büyü Yatkınlıkları:

        Biçim Değiştirme: 3
        Lanet: 4
        Tılsım: 8
        İksir: 5

 

Sayfa: [1]