17 Nisan, 2026 08:54:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Luna White

Sayfa: 1 [2] 3
16
Apples & Oranges / Ynt: Kaçakçılık
« : 30 Ağustos, 2022 20:57:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu adam Luna’nın sandığından da yılışık çıkmıştı. Ne cüretle onun elini izin almadan öperdi? O ki Luna White’dı. Ailesi bile ona böylesine yakın davranmazken bu adam sanki nefes almak kadar doğalmış gibi ona dokunabiliyordu. Eğer böylesi ortada olmasalar ve yasaklı bir büyü olmasa Avada Kedavra’yı hiç düşünmeden yapıştırırdı. Üstelik büyücülere karşı sevgi doluyken yapardı bunu. Yıllardır üzerinde olan gözlerdeki iğrenç bakışlara alışmıştı ancak Max bile izni olmadıkça ona dokunmazdı. Kaba herif!

Ayrıca o söyledikleri de neydi öyle? Daha önce pek çok insanla karşılaşmış, pek çok iltifata mazhar olmuştu ancak bu kadarını da görmemişti. Gerçi kim gizem dairesinin en korkulan çalışanına böyle davranabilirdi ki? Canlarını, kariyerlerini kaybetmek istemiyorlarsa dikkat etmeleri gerekirdi. Tabii bu adamın böyle bir endişesi yokmuş gibi gözüküyordu. Canını sokakta bulmuş olmalıydı.

Sertçe elini çekip şık bir mendille temizlerken adamın konuşmasını dinliyordu. Boleyn ailesinden birinin gelmesiyle onun ziyaretinin ne alakası vardı? Gözünü mü korkutmaya çalışıyordu? Yanında partneri yokken her şeyi çok düşünüyordu, bu mağara ona iyi gelmemişti. Adam camları açmıştı da derin bir nefes alırken tatsız kokular gelmiyordu burnuna.

Adam daha sonrasında Apollo Boleyn’e sattığı maldan bahsetti. Safkanlığı arttırıcı steroid mi? Eğer dediği doğruysa öğrenmek istemediği bir sır öğrenmiş demekti. Bu ismi kim koymuştu ayrıca?    İsminden bile hayra alamet bir şey olmadığı belliydi. Yine de bir an gülmek istedi. Adam bu kadar yılışık olmasaydı gülebilirdi ancak böyle bir adama yüz vermenin bir faydası yoktu. O yüzden gülüşünü yuttu ve sakin, biraz da sinirli bir ifadeyle adama bakmaya devam etti.

Ayrıca, bu kaçakçılığa bir Boleyn karıştıysa işler karışırdı, böylece Luna’ya da meşgale çıkardı. Adamın güven ve rahatlıkla söylediklerine inanmaz bir şekilde baktı Luna. Polonya’dayken de gezgin tüccarların yalanlarına pek şahit olmuştu. Adamda hiç güven veren bir hava yoktu. Yine de belgeleri görmesi gerekiyordu. Aslında bir şey görmesi gerektiği de yoktu ya, sıkılmıştı işte.

“Öyle mi?” dedi düşünceli bir şekilde.


İri adamla konuşmasına istinaden “Kuzey Karolina’dan mı geldiniz?” dedi soğuk sesi, alaylı tavrıyla.

Ayaküstü konuşmaktan haz etmese de bu adam onun sıkıntısını geçirebilecek birine benziyordu. En kötü ihtimalle bakanlık çalışanına tacizden içeri atardı. Tabii bir ton kağıt işi çıkardı ama Max niye onun partneriydi ki? Hazır yatakta ve sıkılmışken  uğraşsındı bir ton kağıtla. Sonrasında içki ısmarlar affettirdi kendisini.


“Belgelerinizi görelim o zaman. Madem mallarınıza bu kadar güveniyorsunuz…”


Luna kollarını kavuşturmuş, meydan okuyan gözlerle bakıyordu. Şu anda bu yaşananların Luna için bir sirke gitmekten farkı yoktu. Eğlenmek ve başına iş çıkartmak için her şeyi yapabilirdi. Ne de olsa o Luna White’dı. Eğlenmek için canını tehlikeye atmaktan çekinmeyen genç büyücü.

17
Apples & Oranges / Kaçakçılık
« : 30 Ağustos, 2022 19:00:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna, Knockturn  Yolu’ndaki şüpheli bir dükkana doğru yürüyordu. Yakın dostu Max hala tam iyileşmediği için istirahat ediyordu. Her ne kadar sıkıldığından şikayet etse de daha önceki olayların intikamını almak maksadıyla onun yataktan kalkmasına bile müsaade etmemişti. Daha önce onu Marigold gidebilirsin demesine rağmen yalanlarla kandırmış ve hiçbir göreve katılmasına müsaade etmemişti. Hayatının en sıkıcı üç gününü geçirmiş, neden sonra gerçeği fark etmişti. O gün Luna ve Max asalarını çekmiş, güneş batana kadar savaşmışlardı. İkisi de bitkin düşünce Marigold’un yanına gitmek zorunda kalmış, orada da azarlanmışlardı.

Ay gibi saçlarını tarayıp açık bırakmış, üzerine de yine gümüşi renklerde kapşonlu pelerin giymişti. Ağabeyinin aksine annesinin hediyesi ona parlaklık veriyordu. Esen rüzgar saçını hafifçe savuruyordu. Güneşin parlaklığının yarattığı bunalım hissini kesiyordu. Elleri iki yana, büyük bir özgüvenle yürürken zarifliğinden bir şey kaybetmiyordu. Kafasını çevirmeden gözleriyle sağı solu süzüyor, ihbarın işaret ettiği dükkanı arıyordu.

Max’i ekip dükkana doğru giderken fark etti ki sokak beklediğinden daha neşeliydi. Büyücüler etrafta geziniyor, sohbet ediyorlardı. Yüzlerindeki gülümsemesi görünce kendisini bir an yalnız hissetse de yapacak bir şey yoktu. Max’in cezası bitene kadar kendisi de buna katlanmalıydı. Bunun ikisine de ceza olduğunu bu kadar geç fark etmesi Luna’nın karakterini tanımlar nitelikteydi.

Biraz daha yürüyünce bahsedilen dükkanı buldu. Göze çarpan renklerinin aksine antikacıyı andıran dükkanda kaçakçılık yapıldığını duymuştu. Aslında görevde değildi. Yine de bakanlık çalışanı olarak usule uygun olmayan her şeyi yetkili kişilere bildirmek onun vazifesiydi. Hem de sıkıntısı da biraz olsun geçirebilirdi diye umuyordu genç büyücü. Ne de olsa kendine görev yaratmakta bir ustaydı.  Doğrusunu söylemek gerekirse; canı sıkkın olmasa böyle bir vazifeyi üstlenmezdi bile. Bir saniye dinlemesi suçmuş gibi sürekli oradan oraya koşuyordu. Bunları düşünürken kapıyı açtı.

İçeri girdiğinde üzerine gelen yoğun bir koku gelince burnunu buruşturdu. Kötü bir koku değildi ancak açık havadan gelen birinin anında alışması beklenemezdi. Bir eliyle havayı kovmaya çalışırken bir yandan da koluyla yüzünü kapatmıştı. Yalnızca gözlerini gözüküyordu bir anlığına. Çok geçmeden alışıp içeriye baktı.

İçeride oldukça çekici, çenebaz olduğu belli bir genç adam ve oldukça iri bir adam vardı. Adamın adının Gabriel olduğunu duymuştu. Başka pek bir bilgiye sahip değildi ancak adamın sağlam ayakkabı olmadığını ilk görüşte anlamıştı. Seninle tatlı tatlı konuşup tüm varlığını alabilecek birine benziyordu. Adam başka biriyle ilgilendiği için dükkana kısaca göz gezdirdi. Raflarda eski, değerinin ne olacağını tam bilemeyeceğini antikalar bulunuyordu. Temizliği de çok iyi yapılmamış olmalıydı ki bazılarının üstünde toz birikmişti. Onun dışında sıra dışı bir şey göremiyordu. En iyisi adamla konuşmaktı.

Tezgaha yaklaşıp adamın konuşmasını bölüp kendini tanıttı. Neden geldiğini anlattı kısaca.

“Sihir Bakanlığından Luna White. Burada kaçakçılık yapıldığına dair bir ihbar aldım. Dükkanın sahibi siz misiniz?”

Luna insanlarla kibar konuşmayı hiç öğrenememiş, umursamamıştı doğrusu. Yakın olmadığı ya da olmayı düşünmediği kişilerle uzun sohbetlere girmeyi de pek sevmezdi. Hele ki kaçakçı olabilecek birine.

18
NPC Karakterler / Ynt: NPC Karakter Listesi ve Başvuruları
« : 28 Ağustos, 2022 18:48:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
NPC İsmi: Max Walker

NPC Yaşı: 30

NPC'nin Hogwarts Binası/Mensubu Olduğu Hizip: Matushka Üçüncü Enternasyonel

NPC'nin Fiziksel Özellikleri: Gece siyahı saçları, açık kahverengi gözleri, 1.80 boyu vardır. Yapılı bir vücudu, çekici bir yüzü vardır. Sesi de oldukça etkileyicidir.

NPC'nin Kişilik Özellikleri: Alaycı, şakalaşmayı seven bir karakterdir. Muggleları sevmez, zaman zaman kibirlidir. Canı pahasına eğlenmeyi sever, sevdiklerini korumak için kendini feda edebilir. Genel olarak eğlenceli, kafa biridir. Zaman zaman sinir bozucu olabilir.

NPC'nin Kurgudaki Yeri: Gizem Araştırma Uzmanı. Luna White'ın partneri ve en yakın arkadaşı. Tılsım büyülerinde ustalaşmış yetenekli bir büyücü.

NPC'nin Diğer Oyuncuların Kullanımına Açıklığı:
İzin alarak kullanabilirsiniz ancak lütfen öldürmeyin. Luna'yla aralarında bir şeyler kurmayı düşünüyorum, o yüzden romantik olarak kullanmazsanız iyi olur.



19
Gizem Dairesi / Ynt: Rapor
« : 24 Ağustos, 2022 12:16:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Elbette merak yalnızca kafi gelmezdi ancak meraksız da hiçbir şey yapamazdı. Nasıl ki insanları öfke, korku fişekliyorsa onu da merak fişekliyor, devam etmeye mecbur bırakıyordu. Merakını tatmin etmek için her türlü göreve balıklama atlardı. O yüzden Twinkle’ı can kulağıyla dinliyordu. Twinkle yine onun anlamakta güçlük çektiği sözleriyle devam ediyordu. Nereden buluyordu böyle lafları?


Onu dinlerken duyduklarıyla kalbi çarptı. Twinkle ona hayallerini altın tepside sunarken reddetmesi için aklını yitirmesi gerekiyor. Bahsettiği olayı duymuştu ancak ayrıntılarına hakim değildi. Öğrenmek için ölebilecekken ona kendisi anlatmayı mı teklif ediyordu? Heyecanını gizleyip başını hafifçe öne eğdi.

“Böyle bir sırra vakıf olmak şerefine erişmeyi elbette isterim. Bana vereceğiniz her görevi özveriyle yerine getireceğimden şüpheniz olmasın.”

Fazla mı heyecanlı çıkmıştı sesi? Sakin olmalıydı, o Luna White, gizem dairesinin en yetkin çalışanlarından biriydi. Aldığı görevleri canı pahasına tamamlar, ancak asla ölmezdi. Teklifi ne kadar çekici olursa olsun sakinliğini korumalı ve bir profesyonel olarak hareket etmeliydi.

“Gitmeye hazırım.” dedi yalnızca, daha fazlası söyleyecek olsa heyecandan sesinin titremesinden korktu.

Twinkle’ı takip etmeye ve gizem dolu Aziz Michael Kilisesinin kalıntılarına gitmeye hazırdı. Hiçbir şeye hazır olmadığı kadar.

20
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 24 Ağustos, 2022 11:55:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna'nın Baş Lanet Kırıcılığına terfi etmesini talep ediyorum. (10 GP)

21
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 24 Ağustos, 2022 09:08:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna'nın biçim değiştirme gücüne 2, tılsım gücüne 4, lanet gücüne 5 stat eklemek istiyorum. (11 GP)

Xander'e cadı görüşünü almak istiyorum. (6 GP)

22
Gizem Dairesi / Ynt: Rapor
« : 23 Ağustos, 2022 20:16:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Twinkle’ı beklemediği bir şekilde bulsa da profesyonelliği koruyup raporunu vermişti. Twinkle ise kurtardığı belgelerin işine yarayacağını söylemişti. Bu onun için iyi bir haberdi, canlarını bir hiç için tehlikeye atmamışlardı en azından.

Twinkle’ın sorusunu duyunca bir an duraksadı. Gizem dairesine girmesinin pek çok sebebi vardı. Aldığı her görev ona yeni şeyler öğretebilirdi, ne de olsa Gizem dairesinin limiti yoktu. Bu da heyecanı her daim taze tutuyordu. Sürekli aynı şeylerle uğraştığı için sıkılmıyordu. Kimi zaman dedektif, kimi zaman mucitti. Ne zaman ne isterse o olabilirdi. Bu özgürlüğü seviyordu. Üstelik gizemli bir yerdi. Ne yaptığını çoğu zaman meslektaşları bile tam anlamıyla bilemiyordu.

Bunları düşünse de Twinkle’a nasıl bir cevap vereceğini bilemedi. Daha doğrusu neden  böyle bir soru sorduğunu anlayamadı. Göreviyle ne alakası olabilirdi ki? Yine de bir şeyler söylemesi gerekiyordu. İstemsizce öksürüp düşüncelerini kafasında topladı.

“Çünkü burası Gizem Dairesi. Çocukluğumdan beri istediğim her şeye sahip. Bilinmezlik, güç, şöhret. Sırlara vakıf oluyor, kimsenin girmeye cüret edemeyeceği yerlerde gezebiliyorum. Hem büyücüler için daha iyi bir dünya yaratmaya destek oluyor hem de merak ihtiyacımı giderebiliyorum.”

Ardından yüzünden içten, sıcak bir gülümseme oluştu. Küçük Luna’yı anımsadı. Hogwarts’ın kapısından girdiği andan itibaren ne yapacağını bilen kararlı Luna Gizem Dairesine girmeye o gün karar vermişti. Aldığı tüm dersleri buna göre ayarlamış, insanlarla kurduğu ilişkiler de yine bu temel üzerine kurulmuştu. Gizem dairesi onun için bir son değildi ancak keyif aldığı bir duraktı.

“Neden böyle bir şeyi merak ettiniz?”

23
St. Mungo Sihirli Hastalıklar Hastanesi / Ynt: Mağaranın Bıraktığı İzler
« : 23 Ağustos, 2022 20:02:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna kendini arkadaşının ellerine bırakmıştı. Artık kendi yatağından daha çok uzandığı sedyede, ne kadar berbat durumda olduğunu dinliyordu. Açıkçası bunu duyduğuna şaşırmamıştı. Hala ayakta durması bile tamamen inadının eseriydi.

“Neyini anlatayım Marigold? Delinin teki tehlikeli ve anlamsız işlere bulaşıp büyücülerin ölümüne sebep oldu. Biz de onu durdurmaya çalışırken senin deyiminle “boka battık”. Hayatımda bu kadar çok tuzaklı bir yer görmemiştim. Sağ salim çıkmamız bile mucize.”

Marigold onunla ilgilenip acısını dindirirken Luna söylenmeye, üstünkörü görevinden bahsetmeye devam ediyordu. Tedavisini olurken endişeli bir ifadeyle dostuna baktı.

“Max nasıl? O lanet böcekler ona fena saldırdı. Ayakta duracak hali yoktu.”

24
Gizem Dairesi / Rapor
« : 23 Ağustos, 2022 03:00:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna raporlarını sunmak için Twinkle’ın odasına doğru gidiyordu. Max’in de gelmesi gerekse de hala iyileşme sürecinde olduğu için tek başına gidiyordu. Nasılsa ilk kez yaptıkları bir şey değildi. Aralarındaki sessiz anlaşma gereği Luna raporları sunar, Max ise kağıt işleriyle ilgilenirdi. Bu yüzden tuhaf olmayan bu duruma Twinkle zaten alışmış olmalıydı, üstelik yaralı birini çağıracak değildi.

Kapının önüne gelip tıkladı. İzni alınca içeri girdi. Derin bir nefes alıp kibarca gülümsedi.

“Sağ salim geldik Twinkle. Mağarada ise bunları bulduk.”

Hiç kısa muhabbete girmeden sadede gelmişti. Ne de olsa ikisi de meşgul büyücülerdi. Hele ki büyüceşuranın son hareketleriyle iyice meşgul olmuşlardı. Bir kısmı yok edilmiş kağıtları ona uzattı. Ardından madalyonu gösterdi.

“Mağarada pek çok tuzak vardı. Sonunda bir odaya girmeyi başardık. Orada da tekerlekli sandalyede oturan bir adam vardı. Bizi görünce bu belgeleri yok etmeye çalıştı ancak bir kısmını da olsa kurtarmayı başardım. Adamı da yakalamak istesem de bir böcek sürüsü yaratıp bize saldırttı. Max ağır yaralıydı, ben de pek iyi durumda değildim. Hepsi Max’e saldırınca tüm enerjimi o adama veremedim. Yakalamaya çalışsam da binlerce böcek çağırıp ortadan kayboldu. Kaybolduğu yerde ise bu madalyonu düşürdü.”

Ona uzatıp yakından bakması için eline verdi.

“Max hala iyileşme sürecinde. Durumu kritik değilmiş.”


Raporunu bitirince Twinkle’ın konuşmasını bekledi.

25
Destek Çalışanları Ofisi / Broş Değişikliği
« : 21 Ağustos, 2022 03:00:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yetkili Kişiye,

Belgelerimdeki bazı eksiklikler neticesinde ailemin geçmişine rağmen 7 nesil safkan büyücü olmadığım düşünülerek bakanlık broşu gönderilmiştir. Bu yanlışın çözülmesi ve broşumu geri almanızı talep ediyorum.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.

White ailesinden Luna White.

26
Lejant Alanı / Luna White/ Lejant
« : 21 Ağustos, 2022 02:56:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İsim: Luna White

Doğum Yeri: Polonya

Aile Geçmişi: Polonya'nın kuruluşundan (966 yılından) beri büyücü olan White ailesinin köklü bir geçmişi ve geniş bir ailesi vardır. Zamanla aile üyeleri önce Polonya'ya ardından dünyaya yayılmış olsalar da iletişimleri hiçbir şekilde kopmamıştır. Bazı özel şölenlerde ve 10 yılda bir olan aile toplantılarında neredeyse ülke oluşturabilecek kadar büyük olan White ailesi buluşur, bir hafta birlikte vakit geçirdikten sonra dağılırlar.

Luna White da bu ailenin yan (branch family) ailesine mensuptur.  Ailenin tek kızı, büyükannesinin favori torunudur. Luna'nın ailesi her daim göze batmamayı prensip edinmiş, geçmişlerini kendilerine saklayan bir ailedir. Luna bu geleneğe uymayı reddetmiş de olsa ailenin değerli bir ferdidir.

Güçlü Yanları: Doğustan lider yeteneğine sahiptir, ailesinin gücünü kullanmayı sever, meraklı bir yapısı vardır.

Zayıf Yanları: Zaman zaman sabırsızdır, pervasızdır.

27
Slug & Jiggers Aktarı / Aktar Sorgusu(Gİzli Görev)
« : 21 Ağustos, 2022 02:45:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna gizli göreve gitmeye karar vermişti. Açıktan sorgularsa hiçbir şey söylemeyeceklerini düşünürek bu “dahiyane” çözümü bulmuştu. İşe yaramazsa bakanlıktan olduğunu söyleyecek ve bu görevdeki partneri Gabriela Black ile sorgulamaya devam edecekti. Bu almayı kabul ettiği bir riskti.

Diagon yolunda gezindi ve bir aktara girmeye karar verdi. Nasılsa iksir malzemeleri aktarlarda bulunurdu. Başlamak için iyi bir yere benziyordu. Son görevine kıyasla bol konuşma gerektiren ve canının tehlikeye girme olasılığı nispeten az olan bu görev onun için tatil gibiydi. Hala böcek görünce yasaklı büyü isteğine karşı koymakta güçlük çekiyordu. Kafasını temizlemek için derin bir nefes alıp kapıdan içeri girdi.

Kapının üstündeki zil çalınca bir adam arkadan çıktı. İçerisi envai çeşit bitkinin kokusuyla doluydu.  Bu yoğun koku Luna’yı biraz rahatsız etse de neme tercih ederdi. İçeriden gelen adama sıcak bir gülümseme bahşetti. Ardından tezgaha yaklaştı.

“Bu aralar bitki bulmak ne güç! Bu girdiğim kaçıncı dükkan, ya istediğim bitkiler yok ya da fahiş fiyatlara satıyorlar.” diye söylendi Luna.

Adamın yüzü ekşimişti. Bunları çok sık duyuyor olmalıydı. Luna durumu toparlamak adına etrafa kısaca göz attı. Ardından adama döndü.

“Kusura bakmayın, sizin de başınızı şişirdim. Ben şu,” cebinden bir kağıt çıkartıp adama uzattı. “Bitkileri alacaktım.”

Adam bir göz atıp biraz beklemesini söyledi Luna’ya. Arkaya gidip bir şeylere baktı. Ardından Luna’nın yanına döndü.

“Maalesef bu malzemeler bizde bulunmuyor.”

“Neden? Çok nadir bitkiler de değil ki! Kaç seferdir aynısı oluyor. Belki de kardeşimi dinleyip oraya git-“

Birden ağzından bir şey kaçırmış gibi durdu. Eliyle ağzını kapattı. Gözlerini kocaman açtı. Boğazını temizleyip hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştıysa da adamın kulakları dikelmişti bir kere.

"Nerede bahsediyorsunuz?"

"Ben mi? Hiçbir yerden. Siz neden bahsediyorsunuz?"

Yalan söylediğini daha açık bir şekilde belli edemezdi Luna. Sesi titremiş, arada boğazını temizliyordu. Elleriyle oynuyordu ama yüzündeki tedirgin gülümsemesi kesmiyordu.
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 1, total 1
Talih 1d10 : 3, total 3





28
Gizem Dairesi / Luna'nın İlk Günü (Max'le İlk Tanışma)
« : 20 Ağustos, 2022 23:40:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna stajını tamamlamış, küçüklüğünden beri hayali olan Gizem Dairesine girmeye hak kazanmıştı. Geleceğini hayal ettikçe kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Tüm gizemleri çözecek, maceradan maceraya koşturacaktı. Belki yeni büyüler keşfedecek ya da keşfedilmiş büyülerin sırrını çözecekti. Aklının hayalinin almadığı şeyler yaşayacaktı, yaşamalıydı. Hakkında pek bilgi olmayan Gizem Dairesinin olayı buydu. Sınır yoktu, her şey olabilirdi. Burayı seçmesinin nedeni de buydu.

Gizem Dairesinin başıyla görüşmek için alt kata inmişti. Tam da gizem dairesine yakışan bir yerdi. Kim bilir burada ne gizemler çözülmüş, ne patlamalar yaşanmıştı! Sakinleşmesi gerekiyor. Gizem Dairesi Başkanı Twinkle’ın karşısına yeniyetme biriymiş gibi çıkamazdı. O artık okulda her şeye dahil olup hiç göze batmayan Luna değildi. O Gizem Dairesinin en yeni çalışanı ve geleceğin Büyüceşura üyesiydi, en azından her şey planına göre giderse böyle olacaktı. O yüzden kapıyı çalmadan önce derin bir nefes aldı.

“Girin.”

Biraz yaşlı ancak gür bir sesin ona müsaade ettiğini duyunca sırtını dikleştirip kapıyı açtı. İçerisini görünce bir gözleri büyüse de hemen toparlandı. Twinkle da bunu görmüş olacak ki açıklamaya başladı.

“Dağınıklığın kusuruna bakma. Belgeler karışmış, onu düzeltmeye çalışıyorum. Bu da işini doğru düzgün yapamıyor.”

Söylenirken bir yandan da koltuğundan üzerindeki kağıtları uçurup Luna için yer açtı. Eliyle oturmasını işaret etti, Luna reddecek olduysa da Twinkle’ın zorlamasıyla oturdu.

“Bir şey içer misin?”

“Hayır, efendim, teşekkürler.”

Konuşma tarzı Twinkle’a garip gelmişti. Yüzünde kibar bir gülümsemeyle elini iki yana salladı.

“Benimle böyle konuşmak zorunda değilsin, yaşlı hissettiriyorsun. Bana herkesin dediği gibi Twinkle diyebilirsin. Siz demene de gerek yok.”

“Ama…”

Twinkle onun sözünü kesti.

“Aması yok. Şimdi eğer bir şey içmek istemiyorsan lafı kısa keselim. Senden önce gelmiş biri var. Max Walker. Geleceği parlak bir büyücü olduğu söyleniliyor. İlk görevin olarak onunla birlikte şu dağınıklığın içinde gerekli belgeyi bulmanızı istiyorum. Yapabilir misin?”

“Tabii, e- Twinkle.”

Ellerini çırptı neşeyle.

“Harika, harika! Artık ben de kendi işlerime dönebilirim. Siz burada kalın, benim gitmem gereken yerler var. Max de birazdan gelir, size kolay gelsin.”

Luna onu uğurlamak için kalkmaya kalksa da Twinkle buna gerek olmadığını söyleyip onu binlerce kağıt parçasıyla odada yalnız bıraktı. Luna da saçını toplayıp işe koyulmaya başladı. Aradığı belgenin ne olduğunu stajyerlik döneminden biliyordu. Biliyordu da böyle bir dağınıklıkta nasıl bulacağını bilemiyordu. Bir yerden başlaması gerektiğini düşünüp belgeleri havalandırıp kısaca göz atıyor, ardından da düzenli bir şekilde kenara koyuyordu.

Bunu ne kadar yaptığını bilmiyordu, derken kapı açıldı. Ondan biraz uzun, jet siyahı saçlarıyla kendisinin tam tersi olan genç, oldukça çekici biri içeri girdi. Luna girdiği anda kim olduğunu anlamıştı. O yüzden lafı kısa kesti.

“Max Walker, değil mi? Ben Luna White. Sohbet etmek isterdim ancak şu belgelerin arasında boğulurken edebileceğimi sanmıyorum. İkimiz daha hızlı bitiririz. Bir yere otur da başlayalım.”

Ardından karşısındaki tekli koltuğun üstündeki kağıtları kenara uçurdu. Max o anda Luna’nın nasıl biri olduğunu anlmıştı. Kendinden emin, otoriter, profesyonel. Ve eğer partner olurlarsa onunla hiç sıkılmayacağına emin gibiydi.

29
St. Mungo Sihirli Hastalıklar Hastanesi / Mağaranın Bıraktığı İzler
« : 19 Ağustos, 2022 23:23:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna, Max'ten çok farklı olmasa da onun kadar çok saldırıya maruz kalmamıştı. Bu yüzden Max'in koluna girip götürme görevi ona düşmüştü. Yer yer yalpayarak, kimi zaman süzülerek epeyce bir yolu aşmayı başarmıştı. St. Mungo’ya varabilmişlerdi. Kapının önüne gelince büyücüler onlara doğru koşmuş, Max’i aceleyle almışlardı. Ardından Luna’ya dönmüşlerdi.

“Luna White, değil mi?”

Gözlerindeki heyecan şu anda hiç çekemeyeceği bir şeydi. Gizemli Gizem Dairesinin en yetenekli iki büyücüsü derbeder bir halde dönmüşlerdi. Bu hem merak konusuydu hem de büyücüler arasında oldukça popüler oldukları için heyecan verici bir durumdu. Onları anlasa da şimdi olmazdı.

“Evet, Marigold her zamanki yerinde mi?”

Normalden daha yavaş ve sessiz konuşuyordu. Zehir gittikçe onu etkilemeye başlıyor olmalıydı. Daha fazla konuşacak hali yoktu, bir an önce Marigold’u görmek istiyordu. Tabii dosta ölen özleminden değil yaşama olan tutkusundandı bu.
Max’i taşıdığı, zehirlendiği ve beynini kullanmak zorunda kaldığı için epeyce yorulmuştu.  Adam başını aşağı yukarı sallayınca şifacının odasına doğru yürümeye başladı. Max'i ilk aldıklarında bayılacak gibi olsa da kendini toplamaya başarmıştı. Her türlü yardım talebini de reddetmişti. Onca beladan kurtulup iki adım yürüyemeyecek değildi. İki ayağının üzerinde şifacının yanına giderken üzerindeki bakışları hissediyordu ancak alışkın olduğu için görmezden geldi. Sonunda odaya varmayı başarmıştı.

En çok gördükleri kişilerden biri olan Marigold’a her zamankinden berbat halde gitmişlerdi. Yine de Luna için önemli olan iki şeyi başarmışlardı. Hayattaydılar ve görevi kısmen de olsa başarıyla tamamlamışlardı. Belgeler güvendeydi, madalyonun anlamını bilmese de araştırabilirdi. Her şey yolundaydı. Tabii şifacıdan çıktıkları sürece. Eğer onlara istirahat etmelerini söylerse sıkıntıdan ölebilirlerdi.

Max baygın bir şekilde götürülmüş, Luna da şifacının yanına yürüyerek gelmiş onun diyeceklerini bekliyorlardı. Luna şakacı bir şekilde;

“Henüz ölmedik Marigold. Yoksa en sevdiğin hastaların öldü diye üzüldün mü? Onlar gözyaşları mı?” dedi.

Kendi şakasına gülerken birden zehri hissedince gülüşü kesildi. Ve şifacının ne diyeceğini bekledi.

30
Godric's Hollow / Ynt: Lanetli Mağara
« : 18 Ağustos, 2022 02:13:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
“Ja pierdole!”

Böylesi bir durumda küfür etmekten başka bir şey yapamıyordu. Her zaman yanında olmuş dostunu mu kurtarmayı denemeliydi yoksa canları tehlikeye attıkları gizemi çözmeliydi? Gerçi düşünecek çok bir şey de yoktu. Luna her zaman istediği her şeye kavuşmuş, yetenekli, sevilen bir büyücüydü. Şimdi de bir seçim yapmasına gerek yoktu. Yalnızca hızlı olmalıydı. Her zamanki gibi…

Yok etmeye çalıştığı belgelere doğrulttu asasını.

“Carpe Retractum!” dedi.

Belgelerini sıkıca tutup tüm bedenini zorlayacak bir hızla can dostuna döndü. Max’i görmesine fırsatı kalmamış çünkü genç büyücü büyüsünü sonlandırıp ona saldıranları geri püskürtmek için Arania Exumai büyüsünü yapmıştı. Hepsi olmasa da hatrı sayılır bir kısmı geriye çekilince Luna ona yardım etmeye karar verdi. Elbette önce kaçmaya çalışan adamla ilgilenmeliydi. Max de kendi başının çaresine bakabilirdi, en azından zaman kazandırabilirdi can dostuna.

Adamın üzerinde olduğu tekerlekli sandalyeye Wingardium Leviosa büyüsünü yaptı. Tekerlekli sandalyesinin üstünde dengesini kaybeden adam belirli bir yükseklikten aşağıya düştü. Luna adamın kaçmasını  ve saldırmasını önlemek için Immobulus büyüsünü yapıp Max’e döndü.

Hayli yorgun gözüken ancak Gizem Dairesinin gururlu bir çalışanı olarak can gücüyle mücadele ediyordu. Luna’nın onu kurtarmasının vakti gelmişti.

“Pelerinini çıkar!”

Luna’nın ne yapacağını tahmin etmiş olacak ki yaralı haline rağmen inanılmaz bir hızla pelerinin çıkartıp yerdeki böceklerin üstüne attı. Luna da onların hareket etmesine fırsat vermeden Incendio büyüsünü yaptı. Ardından Lily pelerine Wingardium Leviosa büyüsünü yaparak Max’ın kıyafetlerini yapmak pahasına üstüne attı. Böceklerin ölüp ölmediği bilinmese de eğer ölmüşlerse Max’in kıyafetlerine Aguamenti büyüsünü yapmaya hazırdı.

Yetenek 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 9, total 9
Talih 1d10 : 10, total 10

Sayfa: 1 [2] 3