1
Knockturn Yolu / Ynt: Larry, Larry, Larry...
« : 27 Ağustos, 2022 16:26:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Seçim? Evet, evet, seçim…”
Kuzguni saçlı kadının dikkati dağılmış, ilgisizce ağzında gevelediği sözcüklerle portredeki sima ile bir bakışma yarışına girmişti. İçecek bir şey getirmeyi unutmuş olması umurunda değildi, daha önce bir yerde daha görmüş olmalıydı bu portreyi, hatta adı da dilinin ucundaydı fakat gelmiyordu bir türlü aklına. “Ben bir şarap alayım,” dedi aynı ilgisizlikle.
Yaşlı kadın mutfakta onlara içkileri hazırlarken menekşe bakışlarını dostuna çevirdi, “Kadın bahsedip durduğu Larry her kimse ondan beter çıktı,” diye fısıldadı. “Larry, Larry, Larry... Ne Larry’miş be! Merlin! Biraz daha konuşursa cinnet geçireceğim.” Bir eli çenesinde, takındığı ciddi bir ifadeyle portreden uzaklaşıp kılıca doğru ilerledi. “Biliyor musun? Kadını uyutup portre ve kılıç ile birlikte sıvışalım.”
İçkileri çabucak gelmiş ve koca bir yudum almıştı. Kuzgini saçlı kadın, yaşlı olan konuşmaya başladığında yalnızca dudaklarını kıpırdatarak, “Kadını ben hallederim,” dedi.
Onları izleyen tüyleri Isolde’nin saçları gibi kuzgu karası bir kedi vardı kapının kenarında, öyle imalı bakıyordu ki onlara sanki kadının arkadaşına fısıldadığı kelimeleri anlıyordu. Bunu fark eden kadın sessizce tısladı kediye, bir de dört bacaklı yaratıkla uğraşacak hali yoktu.
Isolde kendini bir sersemletme büyüsü atmaya hazırlamıştı ki yaşlı kadının sarf ettiği bir sözcük tekrar kulak kesilmesini sağlamıştı. Morgana La Fay.
Herkes, Mugglelar bile, Morgana La Fay’in kim olduğunu bilirdi ve bu kadın çıkmış portrenin sahibinin o olduğunu iddia ediyordu. İsim görsel ile buluştuğunda ona neden bu kadar tanıdık geldiğini anlamıştı Isolde, mutlaka bu resmi bir kitapta görmüş olmalıydı, sadece ilk defa bu kadar yakından inceleme fırsatı elde ettiğinden çıkaramamıştı. Peki, kendisine olan benzerliğin bir açıklaması var mıydı?
Sophie Morgan’ın sözleri burada bitmiyordu, hikayesinin devamında soylarının Morgana La Fay’e dayandığı düşüncesinden ve sabahtan beri Isolde’nin gözünü alamadığı kılıcın Excalibur olduğundan bahsediyordu. Anlattıkları safsata ya da değil, kuzguni saçlı kadın bu kılıcı çok iyi fiyata okutabileceği antikacılar tanıyordu. Usulca vitrine dayalı işlenmiş demir parçasına uzandı, artık kimse onun bu kılıcı elde etmesine engel olamazdı.
Dost canlısı maskesini geri takındı, aklına istediğini elde etmesini sağlayacak dahiyane bir fikir gelmişti. “Hikayeniz için teşekkür ederiz Bayan Morgan, gerçekten çok bilgilendiriciydi. Acaba evinizdeki bu eşyaları müzeye bağışlamayı düşünmüş müydünüz? Morgana La Fay’in mirasını daha çok kişiye ulaştırabilirsiniz böylece. Bunu ayarlayacak bağlantılarım var, dilerseniz sizin için ayarlayabilirim.”
[/justify]
Kuzguni saçlı kadının dikkati dağılmış, ilgisizce ağzında gevelediği sözcüklerle portredeki sima ile bir bakışma yarışına girmişti. İçecek bir şey getirmeyi unutmuş olması umurunda değildi, daha önce bir yerde daha görmüş olmalıydı bu portreyi, hatta adı da dilinin ucundaydı fakat gelmiyordu bir türlü aklına. “Ben bir şarap alayım,” dedi aynı ilgisizlikle.
Yaşlı kadın mutfakta onlara içkileri hazırlarken menekşe bakışlarını dostuna çevirdi, “Kadın bahsedip durduğu Larry her kimse ondan beter çıktı,” diye fısıldadı. “Larry, Larry, Larry... Ne Larry’miş be! Merlin! Biraz daha konuşursa cinnet geçireceğim.” Bir eli çenesinde, takındığı ciddi bir ifadeyle portreden uzaklaşıp kılıca doğru ilerledi. “Biliyor musun? Kadını uyutup portre ve kılıç ile birlikte sıvışalım.”
İçkileri çabucak gelmiş ve koca bir yudum almıştı. Kuzgini saçlı kadın, yaşlı olan konuşmaya başladığında yalnızca dudaklarını kıpırdatarak, “Kadını ben hallederim,” dedi.
Onları izleyen tüyleri Isolde’nin saçları gibi kuzgu karası bir kedi vardı kapının kenarında, öyle imalı bakıyordu ki onlara sanki kadının arkadaşına fısıldadığı kelimeleri anlıyordu. Bunu fark eden kadın sessizce tısladı kediye, bir de dört bacaklı yaratıkla uğraşacak hali yoktu.
Isolde kendini bir sersemletme büyüsü atmaya hazırlamıştı ki yaşlı kadının sarf ettiği bir sözcük tekrar kulak kesilmesini sağlamıştı. Morgana La Fay.
Herkes, Mugglelar bile, Morgana La Fay’in kim olduğunu bilirdi ve bu kadın çıkmış portrenin sahibinin o olduğunu iddia ediyordu. İsim görsel ile buluştuğunda ona neden bu kadar tanıdık geldiğini anlamıştı Isolde, mutlaka bu resmi bir kitapta görmüş olmalıydı, sadece ilk defa bu kadar yakından inceleme fırsatı elde ettiğinden çıkaramamıştı. Peki, kendisine olan benzerliğin bir açıklaması var mıydı?
Sophie Morgan’ın sözleri burada bitmiyordu, hikayesinin devamında soylarının Morgana La Fay’e dayandığı düşüncesinden ve sabahtan beri Isolde’nin gözünü alamadığı kılıcın Excalibur olduğundan bahsediyordu. Anlattıkları safsata ya da değil, kuzguni saçlı kadın bu kılıcı çok iyi fiyata okutabileceği antikacılar tanıyordu. Usulca vitrine dayalı işlenmiş demir parçasına uzandı, artık kimse onun bu kılıcı elde etmesine engel olamazdı.
Dost canlısı maskesini geri takındı, aklına istediğini elde etmesini sağlayacak dahiyane bir fikir gelmişti. “Hikayeniz için teşekkür ederiz Bayan Morgan, gerçekten çok bilgilendiriciydi. Acaba evinizdeki bu eşyaları müzeye bağışlamayı düşünmüş müydünüz? Morgana La Fay’in mirasını daha çok kişiye ulaştırabilirsiniz böylece. Bunu ayarlayacak bağlantılarım var, dilerseniz sizin için ayarlayabilirim.”
[/justify]
Yetenek 1d10 : 3, total 3
Destek 1d10 : 5, total 5
Talih 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 5, total 5
Talih 1d10 : 5, total 5