Büyücedünya RPG

Genel İşleyiş => Karakter Alanı => Yetişkin Karakter Başvuruları => Konuyu başlatan: Erean Harith Grinner - 18 Kasım, 2021 12:32:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Başlık: Erean ''Eri'' Harith Grinner
Gönderen: Erean Harith Grinner - 18 Kasım, 2021 12:32:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Ad: Erean Harith Grinner
Yaş: 26
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:

Erean, hayatta gördüğünüz en konuşmaya meyilli insanlardan birisidir. Konuşur. Su içmeye çalışırken ded konuşmaya çalışır. Gergin olduğunda konuşur. Neşeli olduğunda da konuşur. İçine kapanıp dudaklarını tek bir kere bile aralamadığı dönemler, sadece öfkeli olduğu zamanlardır. Lakin pasif agresif bir insan olduğu gerçeği de bulunduğundan, muhtemelen size söylenmek yerine kaçıp kendi kendine bir zarar verecek işlere girişir. Ailenin şımarık çocuğu olarak yetiştiğinden hiçbir şeyden gerçekten mutlu olmaz. Ona keyif verecek her türlü işin peşinden emekle koşar. Kitaplara ve tarihe olan sevgisi, babasının ölümüyle teyzesinin yanına yerleştiğinde karşılaştığı kütüphane ile başlamıştır. Onların her türlüsüne değer verir ve en büyük korkusu, herhangi bir kitabın üstüne bir bardağın konulmasıdır. Konuşurken eli kolu çok durmaz, sürekli bir hareket halinde olmayı, sizinle muhattap olmaya çalışırken iş yapmayı sever. Dillere olan yatkınlığı oldukça fazla olduğundan, elinde bulunan yabancı dildeki kitapları kendisi çevirmeye çalışır. Çok fazla sigara içer, çok fazla kaş çatar. Yine de gülümsemesini insanlardan öyle çok esirgemez. Kılıçlara bayılır, eline bir tanesi öyle çok yakışmaz ama eğer eline alma fırsatı bulursa oynamayı deneyecektir. Parmakları ince işler için becerikli olsa bile dikkat dağınıklığı sebebiyle çok sakatlık çıkarması mümkündür.

Karakterin Kısa Geçmişi:

Erean, aslında bir Grinner değildir. Safkan bir aileden gelen ve ailesinin tüm karşı çıkışlarına rağmen bir Muggle ile evlenen Ophelia, evliliklerinin üçüncü yılında kocası Hal'i bir büyücü -Adrien Cain Coldwater- ile aldatmış ve bunun sonucu olarak Erean doğmuştur. Ama Erean, Hal tarafından kabul edilmiş ve soyadının devamını getirme yükümlülüğünde bırakılmıştır. Çiftin tek çocuğu olduğu için evde dediği her şey yapılmış, Hal kendi çocuğu olmadığını bile bile onu kendi ailesinden hiçbir zaman ayırmamıştır. Zaten bu durum, Hal, Ophelia ve Adrien arasında kalmış; bu sarışın çocuğun neden sarışın olduğu iki ailenin de yaşlı üyeleri tarafından merakla öğrenilmeye çalışılsa da saklanmıştır.

On dört yaşına girdiğinde babasını kaybetmiş, bunun sonucu olarak annesi Ophelia ile beraber teyzesi Katherine'in yanına yerleşmiştir. Burada kuzenleri Fiona ve Josephine ile beraber büyümüş, aynı dönem ilgi alanına sadece kadınların girmediğini fark etmiş ve bunu bir suç olarak kabul edip içine gömme kararı almıştır.

Hiçbir zaman iksirde ya da lanetlerde başarılı olamamış ama biçim değiştirme ve tılsımlar konusunda en azından ailede üstüne tanınmasına izin vermemiştir.

Eğitim hayatı sona erdiğinde, bunun böyle olmaması gerektiği kararını alarak kendini yetiştirmeye devam etmiş, teyzesinin kocasının -Pulsifer Hallworth- ve biyolojik babasının el altından desteğiyle, babasından kendine kalan mirası birleştirerek kendisinin de içinde yaşadığı bir kütüphane kurmuştur. Bu kütüphanenin özel bir yanı vardır; sadece bilindik insanların kitaplarıyla dolu değildir. Eğer yazmış olduğunuz bir kitabınız varsa, bu kitap köpeğinize ne kadar sinirlendiğiniz hakkında olsa bile, bu kütüphaneye getirebilir, kaydettirdikten sonra istediğiniz rafa yerleştirebilirsiniz.

İstediğim Meslek: Bir kütüphaneci. Kütüphanenin adı 'Books of Neverland' olsa tadından yenmez.

Büyü Yatkınlıkları:

Biçim Değiştirme: 12
Lanetler: 3
Tılsımlar: 12
İksirler: 3

Örnek RP:

Kütüphanenin sessiz, tozlu ve sakin atmosferi, kapının her açıldığında özenle yaptığı gibi gıcırdamasıyla bozulmuştu. Elindeki 'Hygard'ın Yazıtları' adını vereceği bir grup İskoç Galcesi metni çevirmeye çalışırken gözlerini bozmaya yaklaşan Eri, başını kaldırmış, kimin onu bu önemli işten alıkoyduğunu merak ederek kaşlarını çatmıştı. Eli kolu mürekkep içinde, zaman zaman burnunu kaşıdığından burnunda ufak bir leke, gömleğinin kolları dirseklerine kadar sıyrılmış, gözleri odaklanmaktan kızarmış bir biçimde, gelecek misafirini bekliyordu.

Kapıdan içeriye ürkek adımlarla bir oğlan girdi. Boyu Eri'den fazlaca kısaydı ama onun o yaşlarda olduğu döneme göre de bir hayli uzun kalıyordu. Çenesini kaplayan tüyler yeni yeni çıkmaya başlamış gibiydi ama yine de dudaklarının kenarlarında tütün içmekten oluşan o çizgiler vardı. Önce başındaki şapkasını çıkardı, ardından çekingen gözlerle etrafı süzmeye koyuldu. Eri ve bu genç yazarın bakışları ilk defa buluştuğunda, masanın arkasındaki adam hevesle gülümsedi. O böyle yapınca gözleri de ışıldamıştı.

''Merhaba genç adam, sana nasıl yardımcı olabilirim?''

Elindeki tüy kalemi bıraktı. Elini geri çekerken minik mürekkep şişesini devirmiş, sarı parşömen kağıtlarını büyük bir hızla kaplayan kaliteli siyah mürekkebin masanın kenarına doğru uzanıp ayakkabılarına damlamakta olduğunu fark etmemişti. Üstelik saatlerdir uğraştığı onca iş de boşa gitmiş sayılıyordu ve... Erean henüz bunun farkında değildi.

''Ben... Bir kitap bırakacaktım. İnsanların kitaplarını aldığınızı duydum.''

Yeni bir kitap! Bundan daha iyisine zor rastlanır.

''Evet, elbette, demek bir yazarsın, ne güzel! Geç otur.''

Masasının karşısında kalan iki koyu yeşil koltuktan sağ taraftakini gösterdi.

''Günün bu kadar erken saatinde kimseyi beklemiyordum.''

Çocuğun tedirgin adımları ona doğru uzanırken Erean başını masasına çevirdi. Siyah mürekkebin altında kaybolmakta olan kelimelere, büyük bir umutsuzlukla baktı. Hayattan, şu mürekkepten ve geri kalan her şeyden nefret ediyordu. Dilini dişlerinin keskin taraflarında dolaştırırken mürekkeple kirlenmiş parşömenleri bir kenara kaldırdı, sandalyesinin arkasında asılı duran havluyu -Erean bu tür durumlar için her zaman hazırlıklıydı.- eline aldıktan sonra masaya bastırdı.

''Orduya katılmadan önce teslim etmek istedim. Bu kitaptan başka hiçbir şey hatırlamayacak adımı.''

Koyu kahverengiye çalan havlunun giderek siyaha bulanmasını izlediği sırada duyduğu bu sözler tüylerini diken diken etmişti. Boğazındaki yumruyu yok etmek amacıyla kendini yutkunmaya zorladı. Çocuk, diye betimlemekten fazlasını yapamayacağı bu genç adama alttan alttan baktı.

''Ordu için fazla genç değil misin?''

''Sen burada olmak için fazla yaşlı değil misin?''

Omuzlarına inen gerginlik pelerinini savuşturmak adına dişlerini birkaç defa sıkıp gevşetti. Dudaklarını ağır ağır ıslattıktan sonra ''Kitap.'' dedi:

''Ne hakkında?''

O zamana kadar çocuğun taşımakta olduğu çantayı fark etmemişti. Ona uzanmasını, içinden sadece bir parmak kalınlığında müsveddeler çıkarmasını izledi. Bir kapağı yoktu, sayfalar numaralandırılmamış ya da birbirine tutturulmamıştı. Gergin bir biçimde ensesini kaşıdıktan sonra kendisine uzatılan kağıtları eline aldı. İlk sayfanın başına, okunması fazlaca zor bir yazıyla 'Londra'da Hayatta Kalamamanın Bin Yolu' yazıyordu. Eğer karşısındaki insanın bu denli alıngan olmadığını düşünseydi, bu başlığa gülümserdi.

''Okumak için kesinlikle sabırsızlanıyorum.''

Yeni çektiği parşömene, bu sefer ucunda bir kömür olan ahşap bir kalemle, sonrasında temize geçirmek adına kitabın başlığını not aldı.

''Adını öğrenebilir miyim?''

Genç adam, çatlak bir ses tonuyla ''John Smith.'' dedi. Ne talihsiz bir isimdi. Yalnızca sahte kimlikler için hatırlanacaktı. Erean, bu kadar basit isimleri kimliğe saygısızlık olarak görürdü. İnsan kendi adını seçemeyecekse, daha neyi seçecekti ki şu dünyada?

Başlığın altına temiz bir el yazısı ile 'John Smith' yazdı; sayfanın başına tarihi ekledi. Yazarın adının altına, sonradan düzeltmek adına kitabın numarasını karaladı.

''İşte bu kadar.'' Kendi kendine mırıldandı, ardından başını kaldırıp gülümseyerek John'a baktı.

''Kitabını gidip istediğin rafa yerleştirebilirsin.''

Genç adam başını iki yana salladı, biraz etrafa bakındı. Oturduğu koltuğu kirletmekten çekinir gibi sırtını hafifçe doğrulttu. Dizlerine yasladığı dirseklerini önüne atıp parmaklarını birbiriyle kavuşturdu.

''Hayır. Siz en çok uğranılan rafa yerleştirin. Göze çarpsın istiyorum. İnsanlar beni hatırlamanın bir yolunu bulmalı.''

Erean bu sefer dikkatli bir biçimde sandalyesinden doğruldu. Elindeki kağıdı masanın görece temiz bir tarafına bıraktıktan sonra, daha az mürekkepli olan elini John Smith'e uzattı.

''Anlaştık Bay Smith. Eserinize iyi bakacağımdan emin olabilirsiniz.''

Genç adam, yerinden doğruldu; gevşek bir biçimde Eri'nin elini sıktı.

''Teşekkürler.''

Geldiğinden beri hiç gülümsememiş yüzü önce gevşedi, sonra Eri'ye kısa bir gülümseme armağan etti.

''Kendinize iyi bakın. Topraklarımıza da öyle.''

Güven vermeye çalışır gibi başını salladı. Genç adamın parlaklığı çoktan sona ermiş, ona meşenin en güzel tonunu andıran kahverengi gözlerine baktı. ''Elbette. Sen-'' Duraksadı, gözlerini birkaç defa kırpıştırdı. ''Siz de öyle.''

Kütüphane, yeniden tümüyle Erean'a kaldığında, sarışın adam masanın üstündeki dağınıklığa baktı şöyle bir. Omuzları bu durumdan yorulmuş bir biçimde düştü, yorgunlukla alnını ovuşturdu. Elbette orayı temizleyecekti, ancak önce gidip yeni değerli eserini güzelce bir rafa yerleştirmesi gerekiyordu.

Başlık: Ynt: Erean ''Eri'' Harith Grinner
Gönderen: Kont Sati Von Richmond - 24 Kasım, 2021 05:03:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Gerçekten kişiliğiniz karşısında bir kıyıdan bir kıyıya savrularak sürüklendim beyefendi. Özellikle her şart altında ve her koşulda konuşabilmenize, söz sanatlarına naçizane olan ilgime rağmen, bir hayli imrendiğimi söylemek pek mümkün genç adam.

Kütüphanecilik gibi güzide bir mesleği kaybolmaktan kurtaracak olan kişi siz olabilir misiniz acaba? Meslek seçiminizin konuşkan karakterinizle uyuşmadığı muhakkak. İzin verin, size kütüphanede çok konuşmanız halinde kendi kendinize hangi büyüyü uygulamanız gerektiğini göstereyim. Presto-Changeo!

[spoiler]
(https://i.gifer.com/a4d.gif)
[/spoiler]

İşte genç efendi, bu sayede kütüphanede konuşmanıza engel olabilirsiniz. Umarım işletmeniz, hayırlara vesile olur efendim.

Kont Sati Von Richmond! Kitap kurdu, sahafların dostu... Okuyan ve okunanların yanında! Kütüphanenizin biricik cambazı...