[justify]Boşlukta yok olmak... Bayadır bu kadar rahat hissetmemiştin kendini. İçindeki o derin sızı gitmiş, süzülüyorsun yoklukta. Aşk yok burada, kızların yok. Her şey çok güzel. Yok olmak mükemmel bir duyguymuş değil mi Seth? Sürekli seni yazarken içindeki bunalımı, kendi kendini yiyip bitirmeni, insanları kendinden fazla düşünmeni konu alıp durdum. İşlerine çok önem verdiğini yazmak istesem de konu bir şekilde Cwénhild’e vardı hep. Çok aşıktın değil mi? Neresini seviyordun ki? Kendine benzetiyordun onu büyük ihtimalle. O da kendine eziyet eden bir kadındı. Sen de kendine eziyet eden bir adamsın. Öyle bir adamsın ki, herkes çok sevdi seni. Sen acı çekerken mutlu olmanı istediler. Cwénhild hatta sana, bana güvendiğinden daha fazla güvendi bazı zamanlarda. Bana güvenmediğini ama Seth’e, sana güvendiğini söyledi. Çok da haklıydı. Seth, sen gerçekten güvenilir bir adamsın. İyi birisin. Eskiden bazı hataların olmuş olabilir, hatasız kimse olmaz zaten. Edith konusunda ne kadar vicdan azabı çektiğini ben biliyorum sadece. Öyle attın ki en derinlerine, yazamadım bile. Çıkartmadım gömdüğün yerlerden. Sana bir son çizdim. Yaşadığın şeyde ise öl istedim artık. Öl ve bitsin bu eziyetin. Sen ise hayata tutunmak istedin kızların için. Peki senin hayatındaki bir çok ipi elinde tutan, farkında bile olmadığın Kont ne düşündü senin yaşamana izin verirken? Benim evrenimdeki Tanrı’nın amacını bilmediğim gibi, senin Tanrı’nın da planlarını bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var. O da çizdiğim sona doğru ilerliyor olman. Fikirlerin bana çok ters ama saygı duyuyorum sana. O kadar saygı duyuyorum ki kararından dönmemene. Bu kaotik ortama düzen getirip herkesin güven içinde yaşamasını sağlamak istiyordun gençliğinde. Şimdi de aynı şeyi istiyorsun. Karşında senden nefret eden birileri var. O kadar nefret ediyorlar ki senden ve senin ırkından... Gözlerini kırpmadan öldürebiliyorlar. Bunları hak ettiklerini düşünüyorlar. Seni dünyada canlı canlı yaktılar. Eskisi gibi olamayacaksın artık. Boşlukta olsan bile hissediyorum seni. Değişmedi düşüncelerin, değişmedi hislerin. Neden böylesin ki? Ne yaparlarsa yapsınlar sevmeyi bırakamıyorsun değil mi? Herkes için en iyisini bildiğini düşünüyorsun. Kendin için bir bok bilmiyorsun Seth! Bu yaştan sonra da öğrenemezsin başka bir şey. Ancak yaşanmışlık seni çok daha durağan bir hale çevirdi. Eskiden çok daha atiktin. Herkesin yardımına koşuyordun. Şimdi sadece etrafı gözetlerken sigara içiyorsun. Konuşarak, sakin sakin hallediyorsun her şeyi. Anlıyorsun insanların duygularını, yaşadın hepsini çünkü. Cwénhild’in hareketlerinin arkasını topluyordun, kızlarına bakmak istiyorsun, Nicholas’ı sorumlu bir insan yapmaya çalışıyorsun, tüm büyücedünyanın iyiliğini istiyorsun... Peki başkası senin için bir şey istiyor mu? Bu kadar güçlü mü sanıyorlar seni? İçten içe yanarken sen, kimle konuştun bu aşkını? Kim yardım etti sana? Yalnız olduğunun farkında mısın? Her zaman başkaları için çabaladın. Şimdi ise... Yalnız başına bu yokluktasın. İnsan sonunda her zaman yalnız kalır Seth... Bunu nasıl fark edemedin? Ailen istemediğin bir evlilik yaptırdı sana. Şimdi ise, vicdan azabı çekiyorsun o kadının hayatındaki hata olduğun için. Haklısın. Böyle bir olaydan sonra başka kimsenin senin için en iyiyi bildiğini düşünmezsin. Düşünemezsin. Ama merak etme. Senin için uğraşacağım. Cwénhild ile birlikte yine aynı yolda yürüyeceksiniz. Zaten artık sevgisini istemiyorsun onun. Varlığını ve arkadaşlığını istiyorsun. Sırtını verebileceğin tek kişiydi. Artık dayanıklı bir çınar olmak zorundasın. Ağaç halini hiç sevmediğini biliyorum ama çok da yakıştı... Boşluktan çıkmak mı istiyorsun? Bu kadar çabuk mu? Seth... Yaşamak için neden bu kadar heveslisin ki? Daha 2 hafta önce sildirecektim seni. Senden bu kadar kolayca vazgeçebilecekken, beni de bırakmıyorsun... İnanılmaz birisin.
Gözlerimi araladığımda gelen ışıkla birlikte yüzümü buruşturdum. Buruşturmamla birlikte yüzümdeki son derece gergin deri sorun çıkardı. Gözlerimi tekrardan, ama bu sefer yavaş yavaş açmaya başladım. Beyaz tavan, siyah siyah noktacıklar ile bezenmişti. Yoksa çıkıntı mıydı onlar? Kafamı çevirmek istediğimde boynumdaki derinin de aynı gerginlikte olduğunu fark ettim. Zorlamamak için dümdüz yatmaya devam ettim yattığım yerde. Derimin işkence çekmiş gibi ağladığını hissediyordum. Hor kullanılmış, bana isyan ediyordu sanki tüm vücudum. Özür diledim kendi kendime. Ne olduğunu hatırladım. Avazım çıktığı kadar bağırdığımı, yanımdaki cadı avcısı ile yaşadıklarımı... Adamın yüzü gözlerimin önünde belirdi. Ne kadar iticiydi. O kadar iticiydi ama ona karşı sevgim ve acımam yüksek dozdaydı. Bizimkiler ele geçirebilmişler miydi onu? Ben ölmediysem, o hiç ölmemiştir diye düşündüm. Meredith nasıldı? Nicholas, Raiden, Zain? Hoffman’ı kaybettiğimi hatırladığımda kalbim parçalandı... Gözlerimi kapattım titreyerek. Ağlarsam canım çok yanacaktı. Dişlerimi sıktım. Bu yüzden sessiz sessiz, inlereyek ağladım sadece. Tüm vücudumu kaplayan bir sargı hissediyordum. Yüzümü de, ellerimi de, ayaklarımı da. Çıkıntılı duvara bakıp, gözlerimden minik minik yaşların süzülmesine izin verdim. Devam mı edeyim? En son nefesiyle bana söylediği buydu. Nasıl devam edebilirim? Dizlerim bu kadar güçlü mü Hoffman? Cwén gitti, sen gittin, ben nerede olduğumu bile bilmiyorum, kızlarımın hayatı omzularımda... Çok hareket etmeden ağlamaya çalışsam da sarsılıyordu vücudum istemsiz. Yutkunmak istediğimde boğazım ağrıdıkça ağrıdı. Boynumdaki adem elması derimin altında hareket edince, tüm o gerginliği yardı sanki. Bu yüzden istemsiz bir ses çıktı ağzımdan. İyiydi ama. Dayanabileceğimi göstermişti bana. Kafamı çevirdim bulunduğum yeri görmek için. İnleyerek önce sağıma baktım. Derin derin nefes aldığımda da acıyan vücudum sanki yaşama isyan ediyordu. Bulunduğum oda bir perde ile ayrılmıştı odanın devamından. Hastane yataklarından birini görüyordum iki perdenin kesiştiği minik aradan. Diğer tarafa dönmeme gerek yoktu artık. St.Mungo’daydım. Yanımda kimse yoktu. Sol gözümdeki göz yaşları burnumdan süzüldü ve yastığın üstüne düştü. Dudaklarımı araladım. Eskiden hissettiğim o dudaklar değildi sanki şuan ağzımda duranlar. Dokusu değişmişti. Sızım sızım sızlıyordu. Tekrar döndüm tavana. Gözlerimi kapatıp acıdan kaçmak istedim. Tekrar yok olmak. Ne yazık ki istediğim bir şeyin hiçbir zaman hemen olmaması gibi bu da bekletti beni. Tekrar acının verdiği yorgunluktan bayılana kadar beklemem gerekti. Bir sigara olsaydı diyordum kendime sürekli. Bastırsaydım bu düşünceleri...
1'den 10'a kadar, acın kaç? 1d10 : 3, total 3
[/justify]