1
Müzik Dersliği / Cehennem Senfoni Orkestrası eşliğinde Siyahkuş Müzikali
« : 17 Mart, 2022 02:06:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Neredeyse Başsız Nick, Şişman Keşiş, Gri Leydi, Kanlı Baron ve tüm hayaletlerin belalısı, yaramaz hortlak Peeves, Hogwarts hayaletler ve hortlaklar cemiyet aleminin en önde gelen mensupları olarak çok özel bir müzikal için toplanmışlardı bugün. Ah tabi, bu kadar özel konukların, böyle önemli bir meşgale için bir araya gelip de gevezelik etmediğini düşünmek ahmaklık olurdu! Hele ki, müzikalin assolisti, başrolü, yegane yıldızı Mirina Blackbird; bekletmekten birer kez daha öldürmek üzereyken kendilerini... Şeffaflıkları bakışlarınızın delip geçebileceği türden siluetlerin salındığı müzik dersliği, kelimenin tam anlamıyla ölüm sesliliğine gömülmüştü!
"Nerede kaldı bu kız? Bizi burada toplayıp, bekletme cesaretini nereden buluyor?"
"Eminim derslerinden ancak başını kaldırıp geliyordur pek sayın Baron! Çalışkan bir kıza-"
"Çalışkan mı? Derslere doğru düzgün girmiyor bile... Bitkilerle, belki biraz da canavarlarla arası iyidir en fazla, eğer bu çalışkanlığa delaletse Keşiş Efendi!"
"Ah, öyle demeyin Bayan Ravenclaw! O iri yarı canavarlarla muhatap olmak ciddi bir cesaret gerektirir nihayetinde öyle değil mi?"
Konuşurken kafası neredeyse kopacak derecede sallanmaya başlayan Nick, tam başını yeniden monte etmek üzere hareketlenmişti ki, göremediği bir takım ellerin onu çenesinden kavrayıp çekiştirdiğini hissetti.
"Ah, başım! Bu sefer gerçekten kopuyor galiba!"
"Peeves! Yaramazlığı bırak yoksa seni şu duvardaki gargoyleye zincirleyiveririm. Duydun mu beni, yaramaz hortlak!"
Nick'in başını tekrar kontrol alabilmesini takriben, gargoyle heykelinin üzerinde belirmeye başlayan Peeves'in kulak tırmalayan homurdanması işitildi. "Sıkıldım beklemekten! Hem ben ne anlarım müzikalden? Bu kızın her gün yeni bir icat çıkarmasından nefret ediyorum!"
Kanlı Baron tam kendisine cevap vermeye hazırlanıyordu ki, dersliğin kapısı gürültüyle açıldı. İçeriye giren kara saçıyla, ufak tefek bünyesiyle, bekledikleri genç cadıydı. Kapıyı arkasından vurup, ufak adımlarla dersliğin bir ucundaki sahneye yaklaştı. Bir sıçrayışta sahnenin üstüne konup soluğu şeffaf siluetlerin yanında almıştı. "Dersim geç bitti de... Beni çok beklemediniz, değil mi? Hepiniz gelmişsiniz!" Dudaklarına bir gülümseme yayılsa da, yüzünün geri kalanı pek bu gülümsemeye katılmıyor, donuk bir ifadenin tezatlığını yaşatıyorlardı. "Çok mutlu oldum. Teşekkürler."
"Demiştim değil mi? Çalışkan bir kız!"
"Hıh! Sen öyle san şişko!"
Mirina, bekletmesinin oluşturduğu gerginliği yatıştırır bir tonda araya girdi. "Beklediğinize değecek sevgili hayalet dostlarım! Bu bizim, her sene, aynı günde, aynı yerde kendi kendimize oynadığımız bir müzikal aslında. Biz yazdık, biz oynadık, biz çaldık!"
"Biz mi!?" Peeves, kızın kendisinden 'biz' olarak bahsetmesine şaşırmasından daha çok, kendisi gibi tuhaflıklara alışkın birisinin şaşırmasına şaşıyordu. "Bizden bahsetmiyorsun değil mi? Ben ne bir şey yazdım, ne de oynadım ufaklık! Benim tek oynadığım oyun, siz ufak veletleri korkutmak haha!"
Mirina ona dönerken parmağını susması anlamına gelecek şekilde dudaklarına götürdü. "Sessiz ol, Peeves! Sen değilsin merak etme. Biz diyorum, biz! Bizi kızdırmak istemezsin." Sonra da yeniden hayaletlere döndü bilmiş bakışlarıyla. "Aslında bu seferlik, sizlerden yardım alsak, çok daha ihtişamlı bir gösteri ortaya koyabiliriz. Ne dersiniz, dostlarım? Görkemli Siyahkuş Müzikalinde yer almak istemez miydiniz?"
Dört hayalet de anlamsız bakışlarla birbirlerini süzdüler. Sahne, bu akşam ilk ve son defa ölüm sessizliğine bürünmüştü işte!
Bomboş koltuklar. Bomboş bir sahne. Sunucu kılığıyla ceketi, beyaz gömleği, mavi pabuçlar, dizlerine inen kısa pantolonu ve yine aynı dizlere çıkan beyaz çorabıyla, yüzünü kuşatan saçlarını savura savura bir kız yaklaşır sahneye. En diyaframdan, en cırtlak sesiyle başlatır gösteriyi.
"Hoş geldiniz! Hoş geldiniz, baylar ve bayanlar! Bugün burada sizler için dev bir müzikalle sahne alacağız! Cehennem Senfoni Orkestrası eşliğinde, Siyahkuş Müzikali! Oyunumuz her biri ikişer sahneden oluşan, iki perdeden ibarettir! Bu oyunda kah gülecek, kah duygulanacaksınız! O yüzden, şimdi yerlerinizi alın ve bu benzersiz gösteriye hazır olun!
Müzikalimiz başlasın!"
Bir köşedeki enstrümanlar, trampet, viyola ve piyano; görünmez bir el tarafından çalınıyormuş gibi yaymaya başladılar müziklerini. Bir yandan da, huysuz bir hortlağın yakınmaları duyulmaktaydı müziğin tınısını bozan.
"Aynı anda bu kadar enstrüman çalacak kadar, ne kabahat işledim ben! Buradan çıktığımda bunun hesabını sorarım sana, seni karga kılıklı velet!"
[spoiler]
"Nerede kaldı bu kız? Bizi burada toplayıp, bekletme cesaretini nereden buluyor?"
"Eminim derslerinden ancak başını kaldırıp geliyordur pek sayın Baron! Çalışkan bir kıza-"
"Çalışkan mı? Derslere doğru düzgün girmiyor bile... Bitkilerle, belki biraz da canavarlarla arası iyidir en fazla, eğer bu çalışkanlığa delaletse Keşiş Efendi!"
"Ah, öyle demeyin Bayan Ravenclaw! O iri yarı canavarlarla muhatap olmak ciddi bir cesaret gerektirir nihayetinde öyle değil mi?"
Konuşurken kafası neredeyse kopacak derecede sallanmaya başlayan Nick, tam başını yeniden monte etmek üzere hareketlenmişti ki, göremediği bir takım ellerin onu çenesinden kavrayıp çekiştirdiğini hissetti.
"Ah, başım! Bu sefer gerçekten kopuyor galiba!"
"Peeves! Yaramazlığı bırak yoksa seni şu duvardaki gargoyleye zincirleyiveririm. Duydun mu beni, yaramaz hortlak!"
Nick'in başını tekrar kontrol alabilmesini takriben, gargoyle heykelinin üzerinde belirmeye başlayan Peeves'in kulak tırmalayan homurdanması işitildi. "Sıkıldım beklemekten! Hem ben ne anlarım müzikalden? Bu kızın her gün yeni bir icat çıkarmasından nefret ediyorum!"
Kanlı Baron tam kendisine cevap vermeye hazırlanıyordu ki, dersliğin kapısı gürültüyle açıldı. İçeriye giren kara saçıyla, ufak tefek bünyesiyle, bekledikleri genç cadıydı. Kapıyı arkasından vurup, ufak adımlarla dersliğin bir ucundaki sahneye yaklaştı. Bir sıçrayışta sahnenin üstüne konup soluğu şeffaf siluetlerin yanında almıştı. "Dersim geç bitti de... Beni çok beklemediniz, değil mi? Hepiniz gelmişsiniz!" Dudaklarına bir gülümseme yayılsa da, yüzünün geri kalanı pek bu gülümsemeye katılmıyor, donuk bir ifadenin tezatlığını yaşatıyorlardı. "Çok mutlu oldum. Teşekkürler."
"Demiştim değil mi? Çalışkan bir kız!"
"Hıh! Sen öyle san şişko!"
Mirina, bekletmesinin oluşturduğu gerginliği yatıştırır bir tonda araya girdi. "Beklediğinize değecek sevgili hayalet dostlarım! Bu bizim, her sene, aynı günde, aynı yerde kendi kendimize oynadığımız bir müzikal aslında. Biz yazdık, biz oynadık, biz çaldık!"
"Biz mi!?" Peeves, kızın kendisinden 'biz' olarak bahsetmesine şaşırmasından daha çok, kendisi gibi tuhaflıklara alışkın birisinin şaşırmasına şaşıyordu. "Bizden bahsetmiyorsun değil mi? Ben ne bir şey yazdım, ne de oynadım ufaklık! Benim tek oynadığım oyun, siz ufak veletleri korkutmak haha!"
Mirina ona dönerken parmağını susması anlamına gelecek şekilde dudaklarına götürdü. "Sessiz ol, Peeves! Sen değilsin merak etme. Biz diyorum, biz! Bizi kızdırmak istemezsin." Sonra da yeniden hayaletlere döndü bilmiş bakışlarıyla. "Aslında bu seferlik, sizlerden yardım alsak, çok daha ihtişamlı bir gösteri ortaya koyabiliriz. Ne dersiniz, dostlarım? Görkemli Siyahkuş Müzikalinde yer almak istemez miydiniz?"
Dört hayalet de anlamsız bakışlarla birbirlerini süzdüler. Sahne, bu akşam ilk ve son defa ölüm sessizliğine bürünmüştü işte!
Bomboş koltuklar. Bomboş bir sahne. Sunucu kılığıyla ceketi, beyaz gömleği, mavi pabuçlar, dizlerine inen kısa pantolonu ve yine aynı dizlere çıkan beyaz çorabıyla, yüzünü kuşatan saçlarını savura savura bir kız yaklaşır sahneye. En diyaframdan, en cırtlak sesiyle başlatır gösteriyi.
"Hoş geldiniz! Hoş geldiniz, baylar ve bayanlar! Bugün burada sizler için dev bir müzikalle sahne alacağız! Cehennem Senfoni Orkestrası eşliğinde, Siyahkuş Müzikali! Oyunumuz her biri ikişer sahneden oluşan, iki perdeden ibarettir! Bu oyunda kah gülecek, kah duygulanacaksınız! O yüzden, şimdi yerlerinizi alın ve bu benzersiz gösteriye hazır olun!
Müzikalimiz başlasın!"
Bir köşedeki enstrümanlar, trampet, viyola ve piyano; görünmez bir el tarafından çalınıyormuş gibi yaymaya başladılar müziklerini. Bir yandan da, huysuz bir hortlağın yakınmaları duyulmaktaydı müziğin tınısını bozan.
"Aynı anda bu kadar enstrüman çalacak kadar, ne kabahat işledim ben! Buradan çıktığımda bunun hesabını sorarım sana, seni karga kılıklı velet!"
[spoiler]
[youtube]https://youtu.be/2D_2RjdwUQQ[/youtube]
[/spoiler]