17 Nisan, 2026 09:13:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - H. E. Harrington

Sayfa: [1]
1
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 11 Nisan, 2023 01:07:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dedemizin statları şöyle bir değiştirebilir miyiz efenim? Teşekkürler olsun şimdiden ^^
Tılsım - 20 > 30
Lanet - 20 > 30
Biçim değiştirme - 12 > 20

38 ama indirimli haliyle 22 gp  (Esin’e kalp burdan dfhg)

——-
55 gplik satın alma işlemi daha gerçekleştiriyorum efenim. İndirim olarak 22 düşmesi gerekiyor sanırım. Ağanın eli tutulmaz djfk

2
Okul Müdürünün Ofisi / Ynt: Çocukları Pistten Alalım
« : 05 Nisan, 2023 01:51:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Eadwig Alger Boleyn, zengin bir ailenin her fırsatta üstüne titrenmiş tek oğlu. Hareketleri doğrudan veya dolaylı olarak daima kontrol edilmiş. Dış görünüşünden dahi anlaşılabileceği üzere, düzene ve kurallara sıkı sıkıya bağlı. Karmaşık. Gerçeklerden kaçma eğilimi var. Yaşayamadığı duyguların çürük kokusu vücudunun her bir zerresine yapışmış. Yine de, aile kavramını önemsiyor. Değer verdikleri için her şeyi yapabilecek bir potansiyelde. Zeki. Onca karmaşasına ek zihnin kilitlerini açma gücüyle kutsanmış; ancak onun için bir ödül mü yoksa bir lanet mi bilinmez. Başına buyruk. Kontrol mekanizmasının güçlü oluşu: ruhuna yük.

Samuel Raymond Boleyn, geniş ailede dışlanan aile bireylerinin tek oğlu. Doğal olarak, payına düşeni almış. Agresif. Öfke kontrolü konusunda zorlanma potansiyeli yüksek. Kuzeni gibi zeki. Doğru ellerde çok iyi bir büyücü olacağı kesin. Godric Gryffindor’un binası için biçilmiş kaftan. Duygular arası keskin geçişleri göze çarpıyor. Bildiklerini saklama konusunda yeterince usta değil, içi dışı bir. Gerçekçi olmasının aksine duygularıyla hareket edişinin başına bela getirme ihtimali oldukça fazla. Aile bağlarına verdiği değeri yanlış ifade biçimiyle sunma.

Emma Louise Guendolen, aristokrat ailenin aristokrat kızı. Burjuvanın temsili. Kolay anlaşılabilir birisi gibi durmuyor, eli çoğunlukla kapalı. Güvenilir mizacını sert gözüken karakteristiği destekliyor. Ailesinin beklentilerini karşılamaya adanmış bir çocukluk, bir hayat… Duygularını yansıtma konusunda ne kadar başarılı olduğu tartışmaya açık. Soğuk bir yüz. Olanı biteni sorgular ancak kitabın kuralları dışına çıkmama eğilimi baskın gelebilir. Yakınlarından çok yabancılarla iletişim kurmanın daha kolay olmasından mütevellit çalıştığı departmana sorgusuz sualsiz bir uygunluk.




Harold ile Melvin hemen hemen aynı düşüncelerdeydiler. Ancak, genç veya yetişkin fark etmez, birini tanımak şüphesiz ki zamanı da işin içine katardı. İlk gözlenimde ellerine geçen bilgiler buydu. Birçok düşünce tekrar tekrar teyit edilmeli ve yanlış kanıya varılmamalıydı Harold için.  Başlangıçta istemsiz bir şekilde inkar psikolojisi ile hareket eden Eadwig Boleyn’in durumu içler acısıydı. O noktada Harold bi ara elini sızlayan böğrüne doğru çıkarmıştı refleksle, lakin bir eğitimci ve yaşam tecrübesi daha fazla olan bir ihtiyar olarak durumu kötüleştirmek yerine daha kontrollü bir tavır göstermenin gerekliliği ile anında geri indirmişti elini. Öfke patlamasını Eadwig’den beklerken Samuel’in gerçekleştirmesi Melvin ile Harold’ı bir tık şaşırtmış ve üzerine düşünmeye itmişti. Agresif tavırlarıyla sorgulayan çocuğun istediği cevapları ne Harold ne de Melvin biliyordu. Bayan Guendolen’in yanıtlaması gereken sorular bunlardı. Bu minvaldeki önemli konuları Hogwarts sınırları içerisinde konuşmak bir Bakanlık görevlisi için uygun düşmeyebilirdi. O konuda daha çok üstelenirse Bayan Guendolen’e destek vermek amaçlı beklemede sayılırdı Harold. Keza Melvin de aynı şekilde. Çocukların arasında çıkan atışmada dahi birkaç telkinde bulunsa da baskın ve otoriter yanını göstermekten ziyade daha sevgi dolu yanını göstermek istiyordu. Olaylar karşısında ne yaparsa yapsın hiçbir zaman iki aile üyesinin birbiriyle olan etkileşimi kadar geçerli olmayacaktı.

Sessizliğine tekrar bürünürken Samuel’in Eadwig’i pembe rüyalarından uyandırmasıyla hiç beklemediği bir şeye tanıklık etmişlerdi. Melvin’in bakışları Harold ile kesişti. Çok kısa bir an. Eadwig’in özel yeteneğini sergilediği bir an. Gözlerden kaçabilirdi de kaçmayabilirdi de. Her şey o kadar karambole ilerliyordu ki Eadwig’in iç dünyasını anlamak mümkün değildi. Şu an müdürün odasında anılarda kaybolmuş küçük bir çocuktu o. Sözlü bir büyü kullanmaksızın dalıp gidişinin başka izahı yoktu ki Melvin’in uyarısı asıl şimdi anlam kazanıyordu. Böyle bir ana tanıklık etmek Harold’u gururlandırmıştı. Yetenekli gençler görmeyeli uzun zaman olmuştu. Bu konu ileride mutlaka değerlendirilmeliydi. Bilhassa Harold, üzerine düşecekti. Ne yazık ki şu an ne yeri ne de zamanı sayılırdı.

İki çocuğun birbirleriyle paylaşımları arasında duygusal bir buhrana sürüklenen Eadwig’in son hareketiyle Harold’un eli titremişti. Melvin, Harold’un bu konuda rahatsızlığına birinci elden tanıklık eden birisi olarak Harold’un yanına yaklaşmıştı. Derin bir nefes aldı Harold. Yoğun bir rahatsızlık hissine rağmen kendisini ne olursa olsun tutmalıydı. Doğrusu buydu. Hemen yanıbaşında biten Melvin’e kısık bir tonda “Anlayışlı olmalıyız.” dediğinde üzgünlüğü ses tonundan dahi anlaşılıyordu. Yorgun düşmüştü o da. Melvin, usulca başını sallayıp bir iki adım geri çekilerek Bayan Guendolen’in yanında saf tutmuştu. Cenaze ve diğer sorular hakkında kısıtlayıcı bilgiler edinimlendikten sonra önce kadını cevaplamak uygun düşmüştü Harold’a. “Muhakkak bir profesörümüzü görevlendireceğim. Bizlerin de Bakanlık ve profesör tarafından bilgilendirilmesi icap eder.” dediğinde Harold, Melvin “Kimi çağırmamı istersiniz Bay Harrington?” diye sormuştu sormasına ancak Harold’un aklından geçen ismi biliyordu. Yalnızca onay almak istemişti.“Balian d’Ibelin. Sihirli Yaratıkların Bakımı dersimizin profesörü bu iş için makul bir isim olarak gözüküyor.” Melvin, spesifik olarak profesörleri yakından tanımakla da görevliydi aynı zamanda. Profesörlerin dikkat çeken davranışlarını da Bay Harrington’a ulaştırmakla yükümlüydü. Okulda yeni oldukları için her profesörle aralıklı aralıklı durum görüşmeleri ayarlamayı düşünüyordu Harold. Okulunda kontrolsüz bir güç olmasını istemiyor, her durumdan haberdar olmayı tercih ediyor ve bir aile ortamı oluşturmayı arzu ediyordu yaşlı adam. Okulun Ilvermorny profesörleri ile birlikte eğitimci nüfusu ikiye katlanmıştı. Büyücedünya’nın gri zamanlardan geçiyor olması nedeniyle eskisinden da fazla dikkatli olmak icap ederdi. Harold’un bu düşüncelerini daha önce paylaştığı Melvin de tedbirli olmaya çalışıyordu. Bir nevi her profesörü sınamak da bu işin içine dahildi. O sebeple; Melvin, Bayan Guendolen’i de bekletmek istemeyerek odadan sessizce ayrılmıştı.

Harold bu konuşmalar arasında göz ucuyla Eadwig Boleyn’e bakıyor, çatılan kaşlarını yumuşatıyordu aralıklı olarak. Masasının üzerinden bir tabaka alarak çocuğun önündeki masaya bıraktı. Soğuk tonda sayılmayan ama monoton bir ses tonunun hakimiyetiyle “Yalnızca bir kerelik müsamaha göstereceğim.” dedikten sonra karşısındaki koltuğa yöneldi. Tütün ürünleri konusunda inceleme ve gözleme aldıracağı pek öğrencilerin arasında yer alacaktı Eadwig Boleyn de. Okulda geçirdiği ilk günden beri tütün ürünlerinin okula ulaşımını engellemeyi aklına koymuştu Harold. Bir yolunu bulacaktı ve tütünün kökünü okuldan kazıyacaktı. Hepsi onların iyiliği içindi.

İki öğrencisine de bakarak konuşmaya başladı: “Umuyorum ki vaziyetin lüzum ettiklerini iyice anlamışsınızdır. Daha önce de belirttiğim gibi, sizlere her açıdan destek olacağız. Bayan Guendolen ve diğer Bakanlık çalışanları sizinle ilgilenecekler ve ihtiyacınızda biz de yanınızda olacağız. İlk olarak, okuldan idari izinli sayılacaksınız. Evde birkaç gün vakit geçirmek isterseniz bunu anlayışla karşılayacağız, elbette. Kaçıracağınız dersler gözünüzde şu an önemsiz olsa da geleceğinizi yabana atmamak adına ders parşömenleri size düzenli olarak posta edilecektir. Bakanlık dönüşünde ister bir yetkili ile isterseniz Melvin ile evlerinize dönebilirsiniz. Yine de unutmayın ki sizleri en yakın sürede tekrardan aramızda görmek isteriz. Arayı açmamanızı ve bir an önce toparlanmanızı umut ederek yanınızda olmak için ziyarete geleceğim.” Yetişkinliğin acı yüzüyle karşılaşan gençler için bu sözlerin uygunluğu tartışılabilirdi lakin hayat devam edecekti. Eninde sonunda bunu da anlayacaklardı.

İçine sinmeyerek devam etti: “Hazır hissettiğinizde söyleyin lütfen. İçinizden kızdığınızı ve kırıldığınızı biliyorum. Nasıl kızgın olunmaz, değil mi? Hayat… hayata bir anlam veremeyiz. Çarklarını bir şekilde döndürmeli; ne yapsak engelleyemeyiz bazı şeyleri. Başımıza gelenleri metanetle göğüslemeli ve güzel anılarımıza tutunmalıyız. Olumsuzlukları yakanıza astığınız anda karanlığın sizi zincire vurmasına izin verirsiniz. Dilerim ki bu ihtiyara kulak verip acınızı bir sürece yayarak sağlıklı bir şekilde yaşarsınız ve zamanla acıları yenecek kadar güçlü olursunuz. Her daim güçlü olmanız beklenilemez. O zamanlarda da birbirinize siz sahip çıkacaksınız, az önce gördüğüm kadarıyla çok fazla dışarıya yansıtmayı tercih etmeseniz de birbirinize derinden bağlısınız. Bu çok güzel, bağlılığınızı hiç yitirmeyin ve her şeyle birlikte yüzleşin.” Harold, kendini tutamayıp saatlerce konuşabilirdi. Bir noktada durması gerekliydi. Aniden ayaklandı. Sızlayan beli için bir şifacıya gözükmeme lüksü kalmamıştı artık. “Birazdan Melvin ile Profesör d’Ibelin burada olur.”



3
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 26 Mart, 2023 03:46:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Harold dedemiz için nacizane şöyle bir ilk seviye Zihinbend alayım efenim ben.
Sınıf atlamadan dolayı da Charlotte kızımıza +5 tılsım takviyesi yapılırsa çok güzel olur.
Bir diğer sevgili öğrenci karakterimin statlarına henüz karar veremediğim için onu sonradan bildireceğim. Teşekkür ederim şimdiden ^^

4
Okul Müdürünün Ofisi / Ynt: Çocukları Pistten Alalım
« : 26 Mart, 2023 03:08:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Melvin için her zamankinden daha yoğun bir gün oluyordu bu gün. Gün ışıdığında kendisi için bir baba figürü olan Bay Harrington’a yardımcı olmak için ellerindeki mektubun söylediklerinden yola çıkarak aksiyona geçmesi gerekmiş, birden fazla kişi ile görüşmüş; ne yazık ki, nihayetinde de istediği biçimde somut delillere henüz ulaşamadan dönmüş olmanın verdiği hayal kırıklığı ile Boleyn davasının tam teşeküllü bir sorgulanma ihtiyacına yanıt verebilmek adına dava ilgililerinin Hogwarts ayağındaki öğrencileri izni olduğu kadar bilgilendirip müdürün odasına götürmeye koyulmuştu. Normal bir gününe nazaran, Melvin’i yoran sadece on dakikalık yürüme mesafesinde yaşananlardı.  Onun dışında şikayet belirtisi göstermez veya yorulmazdı. Bay Harrington’ın yanında hem öğreniyor hem de bir ailenin parçası oluyordu. Minnettarlığını tarif etmesi gerekse bu konuda söyleyeceği hiçbir şey hissettiklerinin karşılığını veremezdi. İçten içe ufak bir hayıflanmaya hapsolduğu söylenebilirdi yalnızca o an için. Çocuklarla uğraşmanın zorluğunun her daim bilincinde olsa da ergenlik döneminin en tehlikelisi olduğunu yeni yeni keşfediyordu. Melvin de bir zamanlar gençti. Ancak, kanı şimdikiler kadar hiçbir zaman bu kadar hızlı akmamıştı. Bu sebeple, Bay Harrington için daha çok edişeleniyordu. Yaşı gereğiyle duygu durumlarına eskisinden daha çok dikkat etmeli ve adamın işlerini onun için elinden geldiğince kolaylaştırmalıydı. Bu noktada; soğukkanlılığını korumaya çalışırken bıçkın bir oğlan çocuğu olduğunu düşündüğü Eadwig Boleyn’in olan bitenden haberdarmışcasına gerçekleştirdiği fevri çıkışları bir yana dursun, yaşananları ve bilgi sızıntısınının hesabını ne şekilde verecekti Bay Harrington’a? Kızacağını düşünmüyordu, ancak mutlaka bunun bir geri dönüşü olacağını biliyordu. Yaşlı adamın gür sesi kulaklarında yankılandı kaçınılmaz bir halde: “Seni her durum için daha kalifiye yetiştirdiğimi düşünüyordum Melvin.” Ve gözlerinde belirecek olan o hayal kırıklığı ibaresi… Melvin’in hayatında görmek istemeyeceği tek şeydi belli ki.  Öte yandan, Slytherin formalı çocuğun ailesine ne olduğu ile ilgili sorular sormaya devam etmesi Melvin’in hiç yararına olmuyor, aksine; kısıtlı da olsa aklından düşünceler geçiriyordu. “Müdürün sizi bilgilendireceğini söyledim. Biraz sonr-“. Henüz cümlesini tamamlayamamıştı ki sinir krizine girmeye yaklaşan çocuğun koşturmaya başlamasıyla koşar olmayan adımlarıyla oyalanmadan peşine takıldı. Bir an zararsız bir şekilde durdurmak için asasına yeltenecek gibi olduğunda Bay Harrington’ın bundan hoşlanmayacağını düşünerek vazgeçmişti. Hele de hassas durumu olan bir çocuğa büyü uygulanmasına ne tepki vereceğini düşünmek Melvin’i fersah fersah itmişti bu seçenekten. Nasıl olabilirdi ki bu? Konunun ailesi ile alakalı olduğunu nereden öğrenecekti? Ev cinleri böyle şeylere karışmazdı. Karışamazlardı. Diğer öğrencilerin de durumdan haberleri yoktu.

Aklına takılan binbir düşünce ile koşarak onlara yetişen Gryffindorlu çocuğu yanıtsız bırakmamaya çalıştı istediği bilgiyi vermeyecek olsa da. “Beklemeniz gerek. Az sonra öğreneceksiniz.” Kuleye girişe varabildiklerinde mecburen duracağını bildiklerinden daha rahat bir tavırla hareket etmiş olan Melvin, kulaktan dolma bilgilerin Eadwig’e ulaşmış olma seçeneğini çoktan elemişti artık zihninde. Geriye tek bir şey kalıyordu aslında. O da zihninin bir köşesini erişime kapatmaktı. Düşük bir ihtimal olduğunu bilse de aklından geçirdiklerinden faydalanıldığına şahitlik etmişti Melvin. Erişim sağlayabilmek için günlük değişen parolayı bilmesi gerekiyordu sarışın soluk tenli çocuğun. Fırsat kucağına düşmüştü Melvin’in.  Şifreyi sadece kendisi, kat görevlisi -ki çalışan özenle sadık birisi olarak seçilmişti-, ve tabi ki Bay Harrington biliyordu. Çocuğun savurduğu tekmenin arasında parolayı usulca izin verdiği şekilde aklından geçirdi Melvin. “Limon şekeri kovalar vesveseyi.” Parola Eadwig’in dilinden döküldüğü an Melvin’in yüzünde çözüme ulaşmış olmanın verdiği tatminkar bir ifade vardı ince bir gülümseme ile. Sırrı buydu demek. Yakalamıştı. Melvin’e göre daha dikkatli kullanması gerekliydi gücünü bu çocuğun. Bunu kesinlikle Bay Harrington’a bildirmeliydi. Önlem almalıydı. Koşmasına müsamaha göstererek arkasından odaya girdi. Olanı biteni kontrol altında tutmaya çalışmak yerine elinden geldiği kadar akışa bırakacaktı biraz sonra yaşanacak tatsız olaylar bağlamında.

…

Bedenlerden önce gürültünün kulaklarına ulaşması ile Harold kapıya biraz daha yaklaşmıştı. Bir sorun çıkmış olmalıydı mutlaka ki bunca patırtı kopuyordu ortalıkta. Özel durum nedeniyle göz yumacaktı Harold olan bitene. Melvin, Slytherinli çocuğun hemen ardında odanın girişinde gözüktüğünde yere kitlenmiş olan bakışlarından olan bitenin içeriğini bilmese dahi bir noktada suçluluk duyduğunu eş zamanlı olarak anlamıştı Harold. Harold’ın sıcak bakışları yüz ifadesine giderek yansısa da arkasında bağladığı eller çözülmüştü ilk anda. Hızlı ve sakin bir tavırla cübbesinin cebindeki asasına erişip “Quietus” sözcüğünü söyleyerek asasının ucunu Eadwig’e doğrultmuştu. “Evlat!” dedi gür bir sesle. Sıcakkanlı bir görünümle ona doğru yaklaştı. “Ben yaşlı bir adamım. Bu gürültü de neyin nesi böyle? Sağır edeceksiniz beni. Aceleci ve fevri davranmanın kimseye yararı olduğu görülmemiştir. Biraz sükunet, lütfen. Rica ediyorum.” Sesi kısıklaşan çocuğun omzuna elini koydu sevecen bir tavırla. Bir köşede bekleyen çocuğa da bakarak “Sizden de daha sakin bir tavır görmeyi umut ediyorum Bay Boleyn.” diye eklemeyi ihmal etmemişti. Sızlayan belini tutararak duruşunu dikleştirip eliyle kahverengi kadife koltukları gösterdi. “Buyrun, lütfen geçin.” Adamın aklında olan tek şey öğrencilerini iyi bir şekilde ağırlamak ve durumu kontrol altında tutabilmekti.

Melvin ise kapıyı kapatmıştı odanın içerisinde iyice yer edinmeden önce. Harold’un yanına doğru ilerlerken “Ben güne zihnen yorgun başladığını düşündüğüm öğrencilerimize çay ikram edeyim izninizle Profesör.” demesiyle Harold’ın bütün ilgisini üzerine çekmişti kısa bir anlığına. Yaşlı kurdun kıvrak zekasının Melvin’in oda görevlisi gibi böyle bir cümle söylemesinin anlamsız olacağını fark edeceğini biliyordu. Harold, Melvin ile o kadar çok zaman geçirmişti ki nerede ne demek istediğini her bir şekilde anlardı, hiç değilse asıl mesajın çevresinde dolaşmasına olanak sağlardı. Harold, boğazını temizleyip rahat edeceği bir tonla daha fazla gecikmek istemeyerek konuşmaya başladı: “Giriş şeklinizi es geçerek hoş geldiğinizi belirtmek istiyorum. Eadwig Alger  ve Samuel Raymond Boleyn, öncelikle size Bakanlık’tan gelen misafirimizi tanıtayım; bu güzide hanım Emma Louise Guendolen. Sizinle birebir konuşmak için burada.” Asasına davrandı es verdiği anda. Hızlı bir efsun bozmayla öğrencisinin ses tonunu eski haline getirdi sakin olacağına inanarak. En azından ona bir şans vermek istiyordu soğukkanlılığını koruması için. Ortamın basıklığını göz ardı ederek çocukların yanı başlarında bekleyerek onları bunaltmak istemediğinden aralarındaki mesafeyi biraz daha açarak konuşmasını sürdürdü. Doğrudan vücut dili Eadwig’e dönük şekilde başlayacaktı sözlerine.

“Bakanlık sizinle mühim bir konuda istişare etmek istiyor. Elbette, Bakanlık ile ilgili konuda Bayan Guendolen sizi daha iyi bilgilendirecektir birazdan ancak girizgahı ben devraldım. Lafı dolandırmanın ya da konuyu uzatmanın bir manası yok. Sizler çocuk değilsiniz. Anlatacaklarımı sizler için ne kadar kolaya indirgemek istesem de bunu yapmam mümkün değil. O yüzden... Geçtiğimiz günlerde birtakım olumsuz olaylar yaşandı. Heyhat, anlaşılacağı üzere bu konu sizi ve ailenizi yakınen ilgilendiriyor. Bazı sebeplerle Boleyn adasına düzenlenen bir baskın sonucunda zayiatlar yaşandı. Maatteessüf, anneni kaybettik. Babanın ise nerede olduğu henüz bilinmiyor. Samuel’in ebeveynlerine de hala ulaşılamamış. Kızgın ve üzgün hissetmeye hakkınız var. Kendinizi tutmak zorunda değilsiniz, söz konusu aileniz. Kimse duygularınızı yaşamanızı engellemeyecek. Yetişkin bir insanın dahi kolayca kaldırabileceği bir yük bu, gayet anlaşılabilir. Zamana ihtiyacınız olduğunuzu biliyorum. Lütfen, sizin için burada olduğumuzu unutmayın. Sizlerle ilgileneceğime söz veriyorum. Bizimle konuşmaya çalışın ki yükünüzü birlikte sırtlanalım, susmak istiyorsanız susun ki sizinle birlikte acınızı yaşayalım, kızmak istiyorsanız birlikte öfkenizi de paylaşalım. İletişim kurmaktan kaçınmayın, ne olursa olsun.”

İlgiyle gözlerini Eadwig Boleyn’e kilitledi Harold. Ölümün kaçınılmaz olduğu bu dünyada iki çocuğun arasında gerçekliğin soğuk ve acımasız kollarını dolayıp boğacağı ilk kişi o idi. Harold, ılımlı ve sakin bir ses tonu hakimiyetinde giriştiği sözlerin ne kadar can yakıcı olabileceğini biliyor, üzüntülerini derinden hissediyordu genç çocukların. Bunca acının ağızdan çıkan üç beş cümleyle anlatılabilir veyahut tarif edilebilir bir yanı olmadığını gayet net biliyordu yaşlı adam da. Sağlıklı bir iletişim kurabilmek için tepkisini görmek istiyordu çocukların. Ancak o şekilde daha sağlamcı bir yöntemle ilerleyebilirdi. Herkesin acıya verdiği tepki farklı olurdu nihayetinde. Konuşmaları ilk tercih edeceği seçenek iken öfke ile acılarını yaşamalarını hiç mi hiç istemezdi Harold. Halihazırda kırılgan olan çocuklara ulaşmaları elzemdi. En ufak komünikasyon parçasına dahi ihtiyaç vardı. İçten gelen herhangi bir tepki gidişatı belirleyecekti. Her şeye ek olarak, tedbirli tavrını takınıyordu Harold çocukları gözlemlerken. Onları okumaya çalışıyordu. “Hazır olduğunuzda Bakanlık yolunda size Bayan Guendolen eşlik edecek. O da size yardımcı olmak ve sorularınızı cevaplandırmak için burada. Kat'i surette güvenliğiniz Hogwarts ve Bakanlık tarafından sağlanacaktır, o konuda ve prosedürler hakkında endişe etmenize mahal yok. Bekleyeceğim, bizzat benimle etkileşim içinde olmak istediğinizde de sizi dinleyeceğim. ” dediğinde Bayan Guondolen’e bir bakış attı. Vaktinin olmadığını bildiği genç kadının böyle bir durumda daha anlayışlı davranacağını umut ediyordu. Konuşmanın sürekliliğini sağlayacaktı Harold ilk tepkileri alır almaz. Yüz ifadelerinden çıkarım yapmak için şok etkisinin geçmesini beklemeye koyulmuştu. Yine de biliyordu ki fıtrat aynı fıtrat idi. İnsanoğlu zehrini ya içe ya da dışa doğru akıtacaktı. 

5
Okul Müdürünün Ofisi / Ynt: Çocukları Pistten Alalım
« : 17 Mart, 2023 02:25:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Bittabi, artık yaşlanmanın kaçınılmaz gerçeğiyle her an yüzleşiyordu Harold. Devirdiği çamı anlamaması işten bile değildi soğuk yüz hatlarına sahip genç kadının konuşmakla konuşmamak arasında kalan duraksaması karşısında, ne yazık ki; bu durum konusunda şu an için harekete geçemezdi, ancak mahcubiyetini Bayan Guandolen gittikten önce bir konuşma dilimine iliştirebilirse iliştirecek, aksi halde de telafisini sonraya saklayacaktı. Porselen fincanlara çaylar dökülmeye başlarken pür dikkat bakışlarını sakin bir yüz ifadesiyle karşısındakine kilitledi. Bayan Guandolen uluslararası öğrenciler ile ilgili belgeleri istediğinde yandan bir gülüş belirdi adamın yüzünde. Sadece bunun için gelmiş olamayacağını biliyordu. En azından Bakanlık gibi bir kurumun işinde oldukça yetkin olduğu her halinden belli olan birini belgeleri istemek için yollamayacağı aşikardı. Usulca asıl konuya gelinmesini beklemekten yanaydı Harold, ağzını açmadan önce her zaman bekleme taraftarıydı ihtiyar.  "Takipsiz iş yapılmaz, elbette. İstediğiniz belgeleri en kısa zamanda temin edebiliriz Bayan Guandolen. Yeni dönem listesi bu akşamüstü veya yarın sabah masanıza bizzat şahsi yardımcım tarafından iletilecektir." Hemen halledilebilecek bir istekti bu. Omuzlarının dikliğini bozmadan çayına uzandı cadıya eşlik edebilmek adına. Adam sadece oyalanmaya çalışıyordu. Başka bir şey olup olmadığını sormak durumunda olduğundan bir es daha verdi. Uzun sayılabilecek çay yudumunu masaya konan şapkayla birlikte bitirerek fincanı tabağına sessizce bıraktı.

Ağzındaki baklayı nihayetinde çıkarmayı başarabilmiş olan kadının Boleyn olayını bilip bilmediğini sorgulaması üzerine söylemler devam ederken renk vermeden aynı tepkisizlikle ilerliyordu Harold. Gizlilik konusunda hassasiyet gösteren yaşlı adam Emma'nın söylemlerine başını sallayarak eşlik ediyordu. Bu konuda fazla yorum yapmayacaktı. Bakanlık işi üstüne vazife değildi adamın. O an Harold için bir ailenin yok oluşunu anlatıyordu Bayan Guandolen sadece. Aileler ve çocukları. Harold, her daim ailenin en ufak hareketinin dahi gelecek nesilleri etkileyeceğini kendi aile büyüklerinden öğrenmişti. İyisiyle ve kötüsüyle. Bakanlık tanıdıklarından aldığı haberin doğru olmamasını birçok kez ummuş olsa da bu noktada her şey netti. Düşüncelerine daldı bir süre. İki elinin parmaklarını gürgen masasında birleştirmişti. Kaşları çatıldıkça çatıldı. Okula geldiği ilk andan beri çoğu öğrencinin profilini incelemeyi bitirmişti Boleynler de dahil olmak üzere. Tıpkı Emma'nın söyledikleri gibi geleceklerinin aydan ve güneşten daha parlak olduğu kanısındaydı. Geleceklerine giden her şeyden bihaber adımlarında önlerine mutlaka engel çıkacaktı, lakin bu kadar ağır bir sınav olmamalıydı. Kadının ayağa kalkışıyla Harold parmaklarını çözdü. Bir gözünü önce kapıya dikti. Melvin, neredeyse gelecek olmalıydı. Söze tekrardan girip Harold'ın içini rahatlatmak isteyen kadına bir gülümseme verse de yüzünden rahatsızlığı kolaylıkla okunabiliyordu. Ondan önce düşüncelerini açıklığa kavuşturmak için kadını yanıtlamalıydı: "Yaşananlar için bir hayli üzgünüm Bayan Guandolen. Bilhassa çocuklar için. Henüz kendileriyle birebir sohbet edip tanıma şansı edinememiş olsam da onlar benim öğrencilerim. Bakanlığın prosedürünü ve görevlerinizi çok iyi biliyorum. Mutlaka ifade vermeleri gerekli.  Bu onları ne kadar parçalayacak olsa da olanlar karşısında dik durabilmeyi öğreneceklerdir. Öğrenmeleri için yanlarında olacağım. Geliş amacım buydu: destek olabilmek ve yol gösterebilmek." Babacan ve sahiplenici bir adamdı Harold. Her eğitimcinin olmasının icap ettiğinden daha fazla. Sakin duruşunun ardında çok fazla görüş vardı haddizatında bu koca yılları devirmiş adamın.

Duygusallığa kapılmadan hemen önce kapının açılışıyla duraksadı müdür bir anlığına. Her zaman vaktinde gelen Melvin idi, yine. Kapıyı ne zaman çalıp ne zaman çalmayacağını bilirdi bu adam. Mahcup bir ifadeyle odanın ortasına kadar ilerlerken Melvin, Harold düşüncelerinin dudaklarının arasından salınmasına izin verdi. "Seth Carter'ı tanırım. Sevdiğim bir öğrencimdi. Yöntemlerine ve vicdanına güvenirim. Aynı şekilde, verdiğiniz sözün benim için anlamı çok büyük. Sizinle yeni tanışıyor olsak da güven veren bir izlenim oluşturdunuz bende. Akıllı bir genç hanıma benziyorsunuz, iki çocuğun ailesi ölü veya kaçak olsun ya da olmasın, o çocuklar bize emanet edildiler. Çocukların güvenliğinin bizim için ne anlama geldiğini iyi biliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Güven karşılıklı olur. O sebepledir ki; Boleynler'i çağırdığımda bilgilendirmelerin bazılarını birlikte yapmamızı rica edeceğim." Gözünün bir kısmı saatinde olduğunu yakalayan Harold tok ve isteğinde net bir şekilde "Umarım bunun için vaktiniz vardır Bayan Guandolen. Süreci güzelce yöneteceğinize inancım tam." diye eklemeyi de unutmamıştı. Tehditkar değildi aslında, yalnızca inandığı tutumu sergiliyordu. Bakanlık ile Hogwarts'ın arasını açmak gibi bir niyeti yoktu. Olamazdı da. Lakin, tepki vermekten ve tasvip etmediği tavırlara karşı eyleme geçmekten kaçınmazdı. Katı gözüken ses tonuna eşlik eden bir ayaklanması oldu masadan.

"Melvin ile tanışın Bayan Guandolen. Kendisi oğlum gibidir. Her zaman yanımda olan evlatlarımdan ayırmadığım ve değerli vaktini benim gibi bir ihtiyarın yanında geçiren yardımcım, Melvin. Bundan sonra Bakanlık ile ilgili bütün gereksinimlerinizde benimle birlikte Melvin ile de iletişim içinde olacaksınız. " Genç adam kibar bir şekilde kendimi takdim etmeye girişmişti hemen. "Merhaba Bayan Guandolen, tanıştığımıza memnun oldum. Uyum içinde çalışmamız temennisiyle." Soyadını ne Harold ne de Melvin söylerdi. Özel bir sebebi var mı yok mu bilinmez lakin alışageldikleri bu idi bir yaşlı ile bir gencin ortaklığında. Melvin, Harold'un keskin mavi bakışlarından aldığı pay ile "Hiçbir bilgi sızdırılmamış Bay Harrington, istediğiniz gibi. Samuel ve Eadwig Boleyn'i gidip getiriyorum." Konunun ne kadar hassas olduğunu bilen Melvin, öğrencilerin kendilerinin bile bilmediği şeyleri gözletirdi çoğu zaman. Kişiyi rahatsız etmezdi ancak önlem alma huyunu Harold'dan kapmıştı. Eadwig ve Samuel gibi yetenekli büyücülerin kanının kaynadığının gayet farkındaydı. Şu iki günde birçok kez onları gözetlemek zorunda kalmıştı. Her ihtimale karşı hazırlıyordu kendisini. Tek gayesi; sorunsuz bir şekilde öğrencileri müdürün odasına kadar getirebilmekti. O, kapıya doğru yönelirken Harold, Emma'nın yanına kadar adımlamıştı. "Çocuklar gelmeden önce bilmenizi isterim: tedbirli oluşum lütfen şahsınızı gücendirmesin. İki tarafında ortak değerlere sahip çıkmak istediği oldukça açık." Ellerini arkasında bağlayarak ayakta sorguya götürülecek çocukları beklemeye koyuldu genç hanımın tepkisi görmek üzere hazırlanırken. Günün neler getireceğini öngörmeye çalışan zihni birçok ihtimali kafasında ölçüp tartmaya uzunca bir süredir başlamıştı.

6
Okul Müdürünün Ofisi / Ynt: Çocukları Pistten Alalım
« : 12 Mart, 2023 23:54:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Henüz daha gün ışımamıştı Harold makamında işlere koyulduğunda. Eski müdirenin masasının üzerinde biriktirdiği birden fazla bürokrasi parşömen tomarlarının yanı sıra, hiçbir işin takibini yapmaması da Harold'un gözlerinin seğirmesine sebebiyet vermişti. Neyse ki yanında Melvin vardı ve birçok şey için eli kolu oluyordu yaşlı adamın. Melvin, Harold'a yardımcı olabilmek için bir dosya takibi sistemi dahi oluşturmuştu. Bu oluşum dahi Harold'ı tatmin etmiyordu, ancak; hiç yoktan bir tutam düzen kırıntısı görmek yılların kurduna arada sırada nefes alması için yeterli zamanı sağlayabiliyordu. Bu sistem, biraz sihir biraz da tutarlı bir yöntemle yakın tarihte cevaplanması elzem mektupları, bürokrasi parşömenlerini ve mühim sayılabilecek yazışmaları kendi içerisinde kategoriliyordu. En iyi kısmı ise Melvin'in Harringtonlar'ın Harold'a kolayca ulaşabilmesi için soyada göre evleviyet vermesiydi. Böylelikle hem Harold aradıklarını vakit kaybetmeden bulabiliyordu hem de en mühim verdiği oluşum olan ailesinden kopuk hissetmiyordu. Aynı zamanda bir torununun eğitim öğretim gördüğü okulda yöneticilik yapıyor olmanın ufak ama anlam açısından büyük bir yeri vardı yaşamında. Büyücedünyanın geleceğini emanet edecek oldukları gençlere ve torunlarının yaşamlarında karanlığı aydınlatacak bir meşale görevi görmeyi kendi inançları doğrultusunda topluma karşı her daim vazife bilmişti Harold. 

Omuzlarına yüklendiği misyonun düşüncelerinin ağırlığı ile papatya çayından bir yudum aldı koltuğuna yaslanmadan hemen önce. Kendisine ayrılan koca alanda odalardan birini de Melvin'e ayırmıştı. Melvin, çoğunlukla seslenmeden önce adamın burnunun dibinde bitiverirdi. Elinde aradan sıyrılan bir mektupla odaya girdiğinde samimi bir gülümseme ile karşılık verdi Harold. "Gününüz aydın olsun Bay Harrington. Kahvaltıdan önce sıcak bir şeyler içmenizin iyi olacağını düşündüm. Oldukça yoğun bir gün olacak gibi, efendim. Kahvaltıya geçmeden önce bunu okumanız gerektiğini düşündüm." Melvin, adamın ihtiyaçlarını Harold'dan önce düşünür, yemek saatlerini dahi düzenle takip ederdi. Uzatılan zarfı alırken Harold, yardımcısı ön bilgi aşamasına geçmişti. "Vivienne Bates'in Hogsmeade ve Diagon Yolu sınırları içerisinde bulunan bir iki dükkan sahibi ile görüşmesine dair başka bir dükkan sahibinin şikayet mektubu. Sanırım sizin ilgilenmeniz gerektiği düşünülmüş." Söylenilene karşılık açık buz mavisi göz rengi kararan adam koltuğunda dikleşerek bütün bir ciddiyetiyle mektubu okumaya koyuldu. Her bir satır başında kaşları çatılmaktan fırlatılmaya hazır bir ok kadar gerilmişti.  Hiddetle mektubu masaya bıraktı. "Olacak iş değil! Bir Hogwarts müdürünün böyle bir işe kalkışması olacak iş değil! Bates alışıldık mizaca sahip birisi olmamıştır hiçbir zaman Melvin. Dükkanlarla fahiş fiyat konusunda anlaşıp öğrencileri ve aileleri fazladan kazanç elde etmek için yönlendirmiş olamaz. Kârlı bir iş bile değil üstelik! Bu... Bu çok nahoş bir durum!" Ayağa fırladı bir anda. Sızlayan belini perde arkası ederek düşünceli bir tavırla ellerini arkasında birleştirerek oda içerisinde dönmeye başlamıştı.

"Ne düşünüyorsunuz efendim? Ne yapmamı uygun görüyorsunuz?" Birkaç dakika daha izin istercesine bir baş sallama hareketi yaptı Harold. Bulanık düşünceleri arasında uzlaşma sağladığında yanıt vermek için hazırdı: "Büyücedünya eskisi gibi değil, Melvin. Kimseye kolay kolay güvenemeyiz. Hele de altı doldurulmamış ithamları olan birisine. Bir meslektaşımı oldukça çirkin söylemler altında asla ezdirmem. Zira, doğruluk payı varsa da bunu bakanlığın yetkili birimlerine taşımaktan çekinmem. Adaletten ödün veremeyiz. O sebepledir ki vaziyet neyi gerektirir birlikte öğreneceğiz. Olayın gerçekliğini titizlikle araştırmanı istiyorum. Ne demek istediğimi anlıyor musun? Tedbiri elden bırakma. En ufak bir söylentinin dahi sızmasını istemiyorum." Odayı tavaf etmeyi bırakıp tekrardan masasına dönmüştü. O esnada Melvin çoktan kapı eşiğine ilerlemeye koyulmuştu. "Hemen gidiyorum Bay Harrington. Öğle vakti gelip sizi bilgilendireceğim. Başka bir isteğiniz var mıydı?" Tam bir görev adamıydı Melvin. Her an her şeye hazırlıklıydı. Sormasıyla birlikte aklında şu iki üç günün gündemini zapt eden konunun kendisini ilgilendiren asıl kısmını hatırlamıştı. "Ahh, bir dakika... Nasıl da unutkan oluyorum zaman ilerledikçe, görüyor musun ? Zaman acımasız Melvin. Çok acımasız. Boleyn kuzenleri ne durumda? Herhangi bir bilgi sızdırılmamış, değil mi? Görevlendirdiğin ev cinlerinin her hareketlerini umarım gözlemliyorlardır. Çok değil, yakın bir zamanda onları da çağıracaktır Bakanlık. Belki de bugündür vakti." Her zaman bir bildiği vardı Harold'ın. Lobisi var denilemezdi ancak hatırı sayılır birçok dostu vardı çeşitli mevkilerde. "Daha fazla saklayamazlar. Üzülüyorum gençler için. Zor bir konuşma gerçekleştirmem gerekecek." Cümlelerinin sonuna doğru yüzünü bir hüzün kaplamıştı Harold'ın. Yeni gelmiş olmasına rağmen kişi ve aile ayırt etmeksizin her öğrencisine düşkündü. En çok da öğrencilerinin ruh sağlığı için kaygı duyardı. "Endişelenmeyin Bay Harrington. Boleyn kuzenlerinin hiçbir şeyden haberi yok. En azından henüz. Dönüşte ev cinlerinden son bilgilendirmeleri alıp geleceğim. Şimdi... izninizle çıkıyorum." Harold usulca başını sallayıp çıkması için izni vermişti. Bugün her zamankinden daha yoğun bir gün olacağa benziyordu. İşler kendi kendini bitiremezdi. Kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini çok iyi biliyordu Harold. Mürekkebi önüne doğru çekip koltuğuna geri geçti.

...

Akrep ile yelkovanın yarışında saat göstergesi 11'e vurduğunda yazım işlerini bir çırpıda aradan çıkartan Harold, acil durum bilgilendirmesini Bakanlık kuşları tarafından kulağına ilişen Melvin günün ilk görüşmesi için Harold'ın listesine eklemişti. Sadece kiminle görüşeceğini bilmiyordu. Kapıdan içeri giren misafirini  yüzünden eksik etmemeye çalıştığı tebessümle karşıladı ilk olarak. Tanımadığı bir Bakanlık çalışanıydı ancak sima olarak çok yakın gelmişti kendisine. Kadın kendini tanıttığında hafızasında bir ışıldama belirmişti. Söylemlerine karşılık "Öncelikle hoş geldiniz. Beni onore ettiniz Bayan Guandolen. Teşekkür ederim." diyerek koltuklardan birine oturması için buyur etti genç kadını. İşin altından ne çıkacağını az çok biliyor olsa da sözü karşısında yerini alan kadına bırakacaktı elbette. Hiç beklemediği bir şekilde eli boş gelmeyen kadına nazaran bu yaşlı adam hediye almayı sevmezdi, özellikle de iş sebebiyle olanları. Taviz vermek gibi görülmesine karşılık önlem almıştır hep. Yine de kibar bir hareketti görgü kuralları içerisinde ve buna da saygı duyuyordu. Genç nesilden saygı görmeyi seviyordu üstelik Harold. Kutuya uzanırken sıcak gülümsemesi daha da büyümüştü. "Makamımı zarif varlığınızla güzelleştirdiniz zaten Bayan Guandolen, o yüzden buna hiç gerek yoktu. Çok ince düşüncelisiniz. Mesir macununun ilginç bir tercih olduğunu söylemeliyim. Boğazlara çok iyi geldiğini duymuştum ancak deneme fırsatım olmamıştı. Sayenizde sağlığıma sağlık katacağım, ne kadar teşekkür etsem az." Paketindeki Osmanlıca yazıları süzdükten sonra memnun bir biçimde masasında bir yere nazikçe bıraktı."Demek Alexader'ın torunusun. Onun gibi hırslı olmalısınız Bayan Guandolen. Yüz simanızı büyükbabanızdan almışsınız. Hatırlıyorum da çok dişli bir rakipti. Birlikte satranç oynadığımız günler ne çabuk geldi geçti!" Sesinde nostaljiyi anımsamanın tok bir heyecanı vardı. "En yakın zamanda görüşme dileklerimle birlikte lütfen selamımı iletin kendisine."

Cümlesinin bitiminde bir el hareketiyle pencere kenarında duran içecek masasından fincanlar hareketlenmeye başlamıştı. "Size ne ikram edebilirim? Adaçayı veyahut papatya içer misiniz?" Harold, kadının ince gülümsemesinin ardındaki asabiyetle kavrulan genel hayatının gerginlikle geçtiğinin belirtisi olan ince çizgileri yüzünden okuyabiliyordu. "Çaylarımızı içerken burada bulunma durumunuzu konuşabiliriz nihayet. Sizi dinliyorum Bayan Guandolen." Görevlendirme mektubunu okuyamamıştı ancak açık açık durumun izah edildiğini sanmıyordu. Aynı şekilde, konuşmanın gidişatına göre bildiğini de sakınacak değildi aslında Harold. Çalışanı daha fazla bekletmemek adına konuya girme taraftarıydı. Bir yandan imon şekeri kasesinin kapağını açarak Emma'nın önüne doğru yanaştırdı Harold.

7
Büyük Salon / 1866-1867 Yılı Hogwarts Açılış Konuşması
« : 28 Eylül, 2022 23:38:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Gün doğumuyla Hogwarts’a ulaşmış olan Harold köstekli saatini arada bir titreyen elleriyle cebine yerleştirdi. Yanıbaşında sürekli dört dönen Melvin, Harold’un “Zamanı yönetmek her şeydir.” felsefesine her ne kadar alışmış olsa da yaşlı başlı bir adamın bu kadar az uykuyla nasıl bunca işe koşturduğunu hala merak ediyordu. Kendi uğraşlarını görmüyor, tersine, ne yaparsa yapsın kendisini yetersiz görüyordu. Harold’un yanına ilk geldiği hali kadar değil elbette. Harold, Melvin’i keşfettiğinde henüz çocuk yaştaydı. Akademik açıdan onun başarılı olacağına inanmış, gördüğü zeka pırıltısını değerli bir maden gibi işlemek için elinden geleni ardına koymamış; hatta, onu kendi evladı gibi görmüştü hep. Bunun bilincinde yetişen Melvin, Harold’un emeklerini boşa çıkarmamak ve ona sunulan şansı değerlendirmek için çoğunlukla soluk almadan çalışmaya adamıştı kendisini. Harold’un taleplerine yetişmek kolay olmasa da hiçbir şikayeti yoktu bulunduğu konumdan Melvin’in. Uykusundan nezaketle kaldırdığı ev cininin getirdiği kahveler ile karşılıklı bir şekilde oturdu Melvin ve Harold. Melvin, Harold’un müdür masasına çok yakıştığını düşünüyor ve onu hayranlıkla izliyordu. Kahvesinden daha yudumunu almadan Harold’un söze girişiyle pürdikkat kesildi. “Bir enkaz devralmak hiçbir zaman kolay olmamıştır, Melvin. Yapacak çok işimiz var. Vivienne Bates’in bu işin üstesinden gelemeyeceğini biliyordum. Sadece bu kadarını tahmin etmemiştim, kendisine verilen bu makamı değersiz gösterdiğine inanmak hala güç.” Melvin hak verdiğini göstermek için başını salladı. “Doğru söylüyorsunuz efendim.” Masadaki tüy kaleme ve parşömene yeltendi. “İstediğiniz kitaplar öğlen sularında gelecek. Limon şekerleri de mutfağa teslim edildi. Diğer istekleriniz nelerdir?” Harold sandalyesine dayandı büyük bir rahatsızlıkla. “Sandalye değişecek.” Duvarlara baktı. “Berkshire’da ki malikanenin çalışma odasındaki tablolar getirilecek. Bu odadaki tablolarla konuş. Güven vermeyenlerin yerleri değiştirilecek.” Uyanmış olan tablolar tarafından izlendiğinin farkındalığıyla çekincesiz bir şekilde dile getirmişti düşüncesini. Yalnızca tek yudum aldığı kahvesini geri bırakırken ekledi. “Mutfağın başı ile konuşmak istiyorum. Kahvem tam istediğim gibi olmalı. Öğrenciler için yemek listelerini bizzat kendim vereceğim.” Masanın üzerinde duran parşömen tomarına parmağını bastı. “Profesörler… Hepsi sen tarafından kapıda karşılanacak. Dönem açılmadan gün içerisinde her biriyle teke tek konuşacağım. Kendilerini ölçmek isterim. Branşlarına hakimiyetini sorgulamamak olmaz.” Harold günlerdir plan program içerisindeydi. Yardımcısına ilk etapta yüklenmemek için bir anlığına soluklanma isteğiyle duraksadı. “Şimdilik bu kadar.”



Yaşamının irili ufaklı ve bir o kadar önemli izlerini taşıyan Hogwarts koridorlarında uzun yıllar sonra kendini yeniden bulan Bay Harrington özgülenmiş odasına geçtiğinden beri yalnızca yerinde oturmamış; açılış seremonisinin bütün hazırlıklarını yakınen takip etmişti. Bayan Bates’in bıraktığı birkaç eşya, Bay Harrington’ın Bakanlık için üstlendiği danışmanlık pozisyonunda yanında birkaç yıldır çalışan benim, yani Melvin, tarafından adrese teslim edilmek üzere göndermiştim çoktan. Odanın düzeni, kitaplığı ve duvarda asılı olan tablolar ve daha birçok şey Bay Harrington’ın şahsi isteklerine göre düzenlemeyi titizlikle bitirmiş, bunlara ek olarak; hem kendi masasında her daim bulunmak üzere hem de her gün birbirinden değerli gördüğü dört binanın yemek masasında bolca bulunacak olan limon şekeri kaselerinin ahşap düzlemler üzerinde yer almasını nihayetinde sağlayabilmiştim. Limon şekerlerinin gizemini bir türlü çözememiş olduğum gerçeğiyle yüzleşemiyordum. Bay Harrington’a ise artık bunu soramıyor, esrarengiz bakan mavi gözlerinin ardında kendi kendime çözmemi beklediği izlenimine kapılıyordum. Geçen beş yılın sonunda hala kendisini anlayamadığım zamanlar oluyordu. Sabırla öğreniyordum.

Açılış için sabah belirttiği istekler ile yetineceğini düşünmemiştim. Öğleden sonra yeni bir liste hazırlamıştım. Bay Harrington, profesörler ile konuşurken ben de boşluklarda bütün dediklerini harfiyen yerine getirmek için ortalıkta koşturuyordum. Misal; havada asılı kalan mumlar masalar arasındaki boşluklarda yoğunlaştırıldı. Bunun aksine, tavanı saran büyüyle ay tutulmasına dakikalar kala karanlık bir gökyüzü tasvir edildi. Giriş kapısı kapatıldı. Birden fazla görevli tarafından çıkışlar kontrol altında gerçekleşecekti. Hepsi de Bay Harrington’ın özenle seçtiği isimlerdi. Mutfak Hala dumanı üstünde tutan bolca yemek masada yerini alalı ise çok olmuştu. Mutfağın başı, Bay Harrington’ın hazırladığı yemek listelerini ilk gördüğünde yüzünü ekşitmiş olsa da kısa sürede güzel işler ortaya çıkarmıştı. Özellikle de açılış yemeği ise göz alıcı gözüküyor, ana yemeklerin dumanı hala üstünde tütüyordu.  Duvardaki saat tam altıyı buçuk geçtiğinde Bay Harrington profesör masasının arkasında kalan kapıdan mat bordo pelerini üzerinde boy göstermişti. Ben ise çıkış kapısının önünde dikiliyordum. Her şeyin isteğine uygun olduğunu görmek beni son derece memnun ediyordu. Sorun olmadığı kanısına vardığımda müdürümüzün salona giriş yaptığı profesör kapısının da kilitlenmesi için görevliye el işareti yaptım. Hemen peşinden duvar kenarından ilerleyerek Bay Harrington’ın görüş hizasına girmeye çalışıyordum bir isteği olursa diye. Bay Harrington ise zemine sağlam basan adımlarıyla kürsüye yöneldi doğrudan.




Öğrencilerin gürültüsü bir yabancının kürsüye gelişiyle kesilmişti.

“İyi akşamlar değerli Hogwarts ailesi.”

Sesi fazlasıyla gür ve tok çıktığından bütün salona hakimiyet sağlamıştı kolaylıkla. Gereksiz büyü kullanımını tasvip etmezdi Harold. Onun hakkında öğrenilecek tek şey masalara neden limon şekeri koydurttuğu değildi. Belki de bu önemsenmemesi gereken bir detaydı. Kim bilir?

“Bendeniz Harold Ernest Harrington. Burada sizin karşınızda yeni okul müdürünüz olarak duruyor olmak benim için büyük bir ayrıcalık. Kendimi kafi şekilde tanıtmaya geçmeden önce; huzurlarınızda, sıcak karşılamaları için bu sene ve önümüzdeki yıllar boyunca çalışmayı planladığımız saygıdeğer Profesörlerimize, yardımlarını bizlerden ve sizlerden esirgemeyen okulumuzun güzide çalışan kadrosuna ve zat-ı şu an aramızda bulunmasa da öğrencilerimiz üzerinde emeği bulunan Vivienne Bates’e teşekkürü borç bilirim.”

Konuşmasını yaparken hitap ettiği kişilere doğru eliyle nazik bir jest gerçekleştirdikten hemen sonra konuşmanın başından beri hakim olan sakin tavrıyla devam etti:

“Bazılarınız belki beni ‘Tılsım: Dilbilim ve Büyü Yaratımı Üzerine I ve II, Eğitimin Kaçınılmaz Olan Beş Unsuru, Sihir Çalışma Metodları, Efsunlar ve Sınırlar’ gibi kitapların yazarı olarak tanıyor olabilir. Yalnızca kitaplarla sınırlı değil geçmişim, elbette. Hogwarts’ta belirli bir süre profesörlük yapmış, farklı kıtaların Büyücülük Okulları’nda birikim edinmiş, Sihir Bakanlığı’na danışmanlık yapmış ve hala birlikte dengeli biçimde çalışma yürüten biri olarak sahip olduğum tecrübeleri sizlerle paylaşmak için sabırsızlandığımı belirtmek isterim. Odamın kapısı her zaman Hogwarts ailesine açıktır. Bildiğiniz üzere kasvetli zamanlardan geçiyoruz. Detaya girmenin ne yeri ne de zamanıdır. Gerçekler, gün gibi ortada iken. Asıl söylemek istediğim şudur ki; genç nesil olarak büyücedünyanın geleceğini belirleyecek olanlar sizlersiniz. Sizlerden beklentimiz çok yüksek. Bilhassa, beklentilerimiz sizin gözünüzü korkutmasın. Tam kadro sizden desteğimizi esirgemeyecek, aynı zamanda her ihtiyacınızda yanınızda olmaya çalışacağız. Kendinizi keşfedeceğiniz ve geliştireceğiniz bir eğitim-öğretim yılı olmasını diliyorum. “

Harold cümlelerini samimi bir gülümsemeyle taçlandırmıştı es verdiği anda. Onu asiste eden Melvin, her an her saniye yanında taşıdığı parşömenlerden bozma birbirine iliştirilmiş yapraklara "Bu gülümsemeyi çok iyi biliyordum: sıcak, ilgili ve peşinden ne geleceği öngörülemez." şeklinde tasavvur etmişti.

“Bu geceden sonra Hogwarts sınırlarının içerisinde birçok şeyin değişeceğini sizlere temin ederim. Bir farklılık ile devam edelim o yüzden. Birbirinden değişken eğitimsel ve kültürel açıların harman olacağı bu yılda, gördüğünüz üzere, Ilvermorny öğrencileri bizlerle birlikte. Sene boyunca nadide öğrencilerimizi ağırlayacağız. Dolayısıyla onların her ihtiyacı gözetilecektir. Kapım tıpkı Hogwarts öğrencileri gibi Ilvermorny öğrencilerine de açıktır. Kendilerine içtenlikle 'hoş geldiniz' diyorum ve Hogwarts öğrencilerinden misafirperverliklerini eksik etmemelerini rica ediyorum."

"Öte yandan...  takdir edersiniz ki yaşlı bir adamım ben. Evleviyetle, saygıda kusur istemem, ne sebeple olursa olsun. Önce kendinize, ardından aynı yuvayı paylaştığınız arkadaşlarınıza ve bize karşı davranışlarınızda dikkatli olmanızı mutlaka beklerim. Sizleri arkadaşlarınızla hasret gidermek için özgür bırakmadan önce ekseriyetle eklemek istediğim şeylerden biri de; bilginin en büyük güç olduğunu daima bilmenizi istememdir. Dilerim ki vuku bulmaz, lakin; hayatın bir parçası olan zor zamanlarda bilgi birikiminizi doğru şekilde ve doğru anda kullanabilmeyi sizlere aşılamak en büyük amacımdır. Bu gayemin başlangıcı için de çıkışta kapıda bekleyen görevlilerden sizlere verilecek olan okuma listesini temin etmeyi unutmayın. Endişe etmeyin, kitapların birçoğu çoktan yatakhanelerinize bırakıldı. Geriye kalanları ise tatillerde ve dönem arasında erişim sağlayabilirsiniz.”


Aklında hala birden fazla şey olduğu belliydi Harold’un. Önlerindeki sene öğrenciler için bir muammadan ibaretti, henüz. En önemlisi de, bu konuşmalar Hogwarts sabahlarının ya da akşamlarının bir rutini haline gelebilirdi. Harold öğrencileriyle saygı çerçevesi içerisinde içli dışlı olmayı severdi. Öyle ki okula gelmeden önce inceleyebildiği kadar nice öğrencinin belgelerini gözden geçirdiği uzun mesailer gerçekleştirmişti. Açılışı daha fazla uzatmama isteği ile son cümlelerinin ağzından döküleceği an gelmişti:“Bu yaşlı adamı sabırla dinlediğiniz için teşekkür eder ve hepimize güzel bir dönem temenni ederim. Artık yemek faslına geçebiliriz. Buyrun… Afiyet olsun.”

Harold el hareketiyle herkesi yemeğe davet edişinin ardından ağır aksak hareketlerle yüzünde silik gülümsemesiyle profesörlerin arasında kendine ayrılan sandalyeye ilerledi.  O, ilerlerken fısıldamalar ana salonu sarmaya başlamıştı. Harold ile birlikte eş zamanlı olarak yanıbaşında yer almak için hızlı adımlarla profesörler masasına doğru çevirdi adımlarının yönünü Melvin. Harold, yemekten sonra Hogwarts’ta açacağı ders için taleplerini iletecekti eli kolu olarak gördüğü Melvin’e. Yeni bir dönem başlıyordu.

Harold, iz bırakacağı bir döneme hazırlanıyordu. Her hâlükârda etkilenmiş olan Melvin, gün bitimine doğru istikrarlı bir tutumda güne dair son düşüncelerini kayda geçirecekti:"Ve, ben Melvin; Bay Harrington ve öğrenciler için baştan sona yanlarında olacağım."

[spoiler=Kitap Listesi]
*Tılsım: Dilbilim ve Büyü Yaratımı Üzerine I - H.E. Harrington (Temin edilmiştir)
*Tılsım: Dilbilim ve Büyü Yaratımı Üzerine II - H.E. Harrington
*Sihir Çalışma Metodları - H.E. Harrington (Temin edilmiştir)
*Efsunlar ve Sınırlar - H.E. Harrington
*K.S.K.S: İksir'in Geçmişi ve Geleceği - Sir Willis Browning
*Lanet Nedir ve Ne Değildir? - Clarice Thornton
*Biçim Değiştirme Üzerine Notlar I, II ve III -  James Allen (Yalnızca ilk kitap edilmiştir)
*Saldırı ve Savunma'nın Karanlık Sanatlarda Özleri - Charles Willburry (Temin edilmiştir)
*Bitkibilim ve İksir: Bilinmeyen Yanlışlar -  Liam Moses Arnoult (Temin edilmiştir)
*Sihir Tarihi'nin Gerçekleri - Alexis Devaroux (Temin edilmiştir)[/spoiler] [/justify]

Sayfa: [1]