16
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« : 27 Kasım, 2021 17:38:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Antik Yunan tiyatrosundalarmış gibi rol kesmeye çalışanlar mı dersiniz, kendi çarmıhını sırtında taşıyanlar mı dersiniz, ne derseniz deyin, Iris sınıfta toplanan kişilerin konuşmalarıyla birlikte bu işin altından nasıl kalkacaklarını -maalesef ki- tekrar düşünmeye başlamıştı. Altının dolu olduğu söylenemeyecek bir özgüvenle atılan laflar, yalnızca Iris’in bir kulağından giriyor bir kulağından çıkıyordu. Bir şey söylenecekse, ki çok rahat bir şekilde, söylenirdi; yeri ve zamanı asla burası olmayacaktı. Göz devirmekle yetinirken bir yandan ailesini anmadan geçemedi haliyle. İnsan sevgisiyle donatılmış olmak bazen en büyük imtihanlarından biri oluyordu Irıs’in. Bu da böyle anlardan biriydi. İç çekti ve konuşulanlar üzerinde çok durmadan oturduğu yerden doğruldu. Bir gözü sınıftaki saate kayıyordu aralıklı olarak. Plan yapabileceği birileriyle konuşmak en doğrusu gibiydi. Alfred’e yöneldi. Onu, Mirina’dan kaptığı ve adının da Robin olduğunu öğrendikleri adamotunu incelerken bulduğunda gülümsemeden edemedi. İki üç adımda yanına doğru ilerlerken kuru gürültüyü es geçerek, “Bir bağ kurdunuz sanırım.” diyerek ona takılmadan edememişti. “Umarım bunu kullanmamıza gerek kalmaz. Baksana şuna, eğer ihtiyaç olmazsa dönüşte yatakhaneye koymayı düşünüyorum.” İtiyatla kalkan kaşını indirip yumuşak başlı bir şekilde cevapladı Iris: “Kaç yıldır tanışıyoruz ama şu korkusuzluğun beni hala hayrete düşürüyor.” Binasının hakkını veriyordu gerçekten Alfred, onun aksıyı alıp birden hareketlenmesiyle önüne dönerek yanlarına doğru gelmekte olan William’ı gördü. Sınıfın da dağılmakta olduğunu fark edince Iris derin bir nefes verdi. Bir karara varabilmişler miydi ki? Ona pek ihtimal vermiyordu. William’ın söylediğine göre ormana doğru yol alacaklardı. Takip etmekten ziyade kolaçan olmak için gitmesi gerektiğini düşünüyordu Iris. Geç olmadan yola koyuldular. Topluluktan ayrılmaya o anda karar vermişti. Bir açıklık bulur bulmaz ise yanında en çok güvendiği iki kişiden biri mutlaka olacaktı. Birbirlerine her zaman destek olurlardı. Arkadaşlar böyle zamanlar içindi.
Hogwarts koridorlarında ilerlemeye başladıklarında sessizce hala aralarında konuşuyorlardı. Hülasa, bir şeylerin eksik olduğu çok barizdi. Bu konu için hızlı bir çözüm yolu üretmeye çalıştılarsa da tetikte olmaktan başka bir çareleri yok gibiydi. “İlk önce bir varalım da bakarız gerisine! Daha yolda da konuşuruz.” diye yüksek konuşan Alfred’i dürttü Iris ses yüksekliğini düşürmesi için. William ise bir yandan uyarıyla adamotunu Alfred’e çocuğun yanında taşıdığı çantaya bir şekilde sıkıştırmasını söylüyordu. Öte yandan, Irıs, adımlarının arasında sıklıkla başını kaldırıp William’a bakıyordu. André için endişelendiğini ve onu ne kadar çok önemsediğini biliyordu. Herkes önemsiyordu. Tutarlı bir plan olması ihtiyacı da tam bu noktada ortaya çıkıyordu işte. Ne ile karşılaşacaklarını bilmedikleri bir yerde kimseye zarar gelmesini istemezdi ama William ve Alfred ile ayrı düşmek ya da onlara zarar gelmesi düşüncesi cadıyı oldukça endişelendiriyordu. İçindeki sesleri yol boyunca susturmaya çalıştı. İtidal ile üstesinden gelmeliydi. Zira, domino taşı etkisiyle her şeyi berbat etmek istemezdi.
Ormana vardıklarında başlamıştı yine bir ağızdan konuşmalar ve didişmeler. William’ı bir ara kaybetmişti Iris. Arabuluculuk yaparken daha fazla beklemeye takat bulamayarak William’ı geri çekiştirdi yanına. “Zaman kaybetmeyelim, hadi.” dedi ve William’ın yokluğunda büyüyle çağırmış oldukları onları hazırda bekleyen süpürgelerine atladılar. Sırayla ayırdılar ayaklarını topraktan. Alfred, kilisenin yerini gelir gelmez Mirabelle’den öğrendiğinden dolayı en önde uçuyor, dikkat çekmemek için aralığı açık halde ilerliyorlardı.
…
Kasvetli İngiltere havası karanlıkla bütünleştiğinde daha ilgi çekici oluyordu. Yol boyunca yüzünü yalayan rüzgâr artık bir nebzede olsa kesilmiş, Alfred’in hızını düşürmesiyle yaklaştıkları anlaşılmaya başlamıştı. Gözünün önüne düşen saçlarını kulak arkasına sıkıştırırken kızıl tuğlalarla döşeli binayı görünce alçalmaya başlamıştı. Gelmiş olmalıydılar. Alfred ve William’ın yanına sessiz bir iniş yaptı Iris. Keskin gözleriyle inmeden önce son bir kez kuş bakışı civarı süzmüştü. ”Siz de gördünüz mü?” diye sorarken bir yandan da asasını pelerinin iç cebinden çıkarıyordu cadı. Arkadan ve önden gelenlerin de iniş yaptığını gördüklerinde herkesin gruplu şekilde içeriye sızacak olması mantıklı gelmeye başlamıştı. Bir kilise ve bir bina. Mukadderat anı. Andre’nin diğer binada olduğunu düşünüyordu Iris, lakin olabildiğince dikkatli bir şekilde kontrol etmeliydiler. Etrafta kimse yok gibiydi. Belki şans yüzlerine gülerdi. İçgüdüsel bir şekilde sağ taraftan kilisenin dış cephesine biraz daha yakınlık sağlamak için sessizce adımlamaya başladılar. Henüz daha yaklaşmaya başlamadan koruma amaçlı "Salvio Hexia" büyüsünü uygulamaya soktular kendi üzerlerinde. Asalarını sıkı sıkıya tutuyorlardı. Hızlı ve sessiz şekilde açık bırakılmış olan kapıya vardıklarında kısa bir süre açıklıktan içeriye doğru baktılar. Başından beri hazırdılar. Sakin bir şekilde eşiği geçmek için yeltendiler.
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 5, total 5[/justify]
Hogwarts koridorlarında ilerlemeye başladıklarında sessizce hala aralarında konuşuyorlardı. Hülasa, bir şeylerin eksik olduğu çok barizdi. Bu konu için hızlı bir çözüm yolu üretmeye çalıştılarsa da tetikte olmaktan başka bir çareleri yok gibiydi. “İlk önce bir varalım da bakarız gerisine! Daha yolda da konuşuruz.” diye yüksek konuşan Alfred’i dürttü Iris ses yüksekliğini düşürmesi için. William ise bir yandan uyarıyla adamotunu Alfred’e çocuğun yanında taşıdığı çantaya bir şekilde sıkıştırmasını söylüyordu. Öte yandan, Irıs, adımlarının arasında sıklıkla başını kaldırıp William’a bakıyordu. André için endişelendiğini ve onu ne kadar çok önemsediğini biliyordu. Herkes önemsiyordu. Tutarlı bir plan olması ihtiyacı da tam bu noktada ortaya çıkıyordu işte. Ne ile karşılaşacaklarını bilmedikleri bir yerde kimseye zarar gelmesini istemezdi ama William ve Alfred ile ayrı düşmek ya da onlara zarar gelmesi düşüncesi cadıyı oldukça endişelendiriyordu. İçindeki sesleri yol boyunca susturmaya çalıştı. İtidal ile üstesinden gelmeliydi. Zira, domino taşı etkisiyle her şeyi berbat etmek istemezdi.
Ormana vardıklarında başlamıştı yine bir ağızdan konuşmalar ve didişmeler. William’ı bir ara kaybetmişti Iris. Arabuluculuk yaparken daha fazla beklemeye takat bulamayarak William’ı geri çekiştirdi yanına. “Zaman kaybetmeyelim, hadi.” dedi ve William’ın yokluğunda büyüyle çağırmış oldukları onları hazırda bekleyen süpürgelerine atladılar. Sırayla ayırdılar ayaklarını topraktan. Alfred, kilisenin yerini gelir gelmez Mirabelle’den öğrendiğinden dolayı en önde uçuyor, dikkat çekmemek için aralığı açık halde ilerliyorlardı.
…
Kasvetli İngiltere havası karanlıkla bütünleştiğinde daha ilgi çekici oluyordu. Yol boyunca yüzünü yalayan rüzgâr artık bir nebzede olsa kesilmiş, Alfred’in hızını düşürmesiyle yaklaştıkları anlaşılmaya başlamıştı. Gözünün önüne düşen saçlarını kulak arkasına sıkıştırırken kızıl tuğlalarla döşeli binayı görünce alçalmaya başlamıştı. Gelmiş olmalıydılar. Alfred ve William’ın yanına sessiz bir iniş yaptı Iris. Keskin gözleriyle inmeden önce son bir kez kuş bakışı civarı süzmüştü. ”Siz de gördünüz mü?” diye sorarken bir yandan da asasını pelerinin iç cebinden çıkarıyordu cadı. Arkadan ve önden gelenlerin de iniş yaptığını gördüklerinde herkesin gruplu şekilde içeriye sızacak olması mantıklı gelmeye başlamıştı. Bir kilise ve bir bina. Mukadderat anı. Andre’nin diğer binada olduğunu düşünüyordu Iris, lakin olabildiğince dikkatli bir şekilde kontrol etmeliydiler. Etrafta kimse yok gibiydi. Belki şans yüzlerine gülerdi. İçgüdüsel bir şekilde sağ taraftan kilisenin dış cephesine biraz daha yakınlık sağlamak için sessizce adımlamaya başladılar. Henüz daha yaklaşmaya başlamadan koruma amaçlı "Salvio Hexia" büyüsünü uygulamaya soktular kendi üzerlerinde. Asalarını sıkı sıkıya tutuyorlardı. Hızlı ve sessiz şekilde açık bırakılmış olan kapıya vardıklarında kısa bir süre açıklıktan içeriye doğru baktılar. Başından beri hazırdılar. Sakin bir şekilde eşiği geçmek için yeltendiler.
This dice roll has been tampered with!Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 5, total 5[/justify]