17 Nisan, 2026 09:45:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Iris Ashworth

Sayfa: 1 [2]
16
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« : 27 Kasım, 2021 17:38:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Antik Yunan tiyatrosundalarmış gibi rol kesmeye çalışanlar mı dersiniz, kendi çarmıhını sırtında taşıyanlar mı dersiniz, ne derseniz deyin, Iris sınıfta toplanan kişilerin konuşmalarıyla birlikte bu işin altından nasıl kalkacaklarını -maalesef ki- tekrar düşünmeye başlamıştı. Altının dolu olduğu söylenemeyecek bir özgüvenle atılan laflar, yalnızca Iris’in bir kulağından giriyor bir kulağından çıkıyordu. Bir şey söylenecekse, ki çok rahat bir şekilde, söylenirdi; yeri ve zamanı asla burası olmayacaktı. Göz devirmekle yetinirken bir yandan ailesini anmadan geçemedi haliyle. İnsan sevgisiyle donatılmış olmak bazen en büyük imtihanlarından biri oluyordu Irıs’in. Bu da böyle anlardan biriydi. İç çekti ve konuşulanlar üzerinde çok durmadan oturduğu yerden doğruldu. Bir gözü sınıftaki saate kayıyordu aralıklı olarak. Plan yapabileceği birileriyle konuşmak en doğrusu gibiydi. Alfred’e yöneldi. Onu, Mirina’dan kaptığı ve adının da Robin olduğunu öğrendikleri adamotunu incelerken bulduğunda gülümsemeden edemedi. İki üç adımda yanına doğru ilerlerken kuru gürültüyü es geçerek, “Bir bağ kurdunuz sanırım.” diyerek ona takılmadan edememişti. “Umarım bunu kullanmamıza gerek kalmaz. Baksana şuna, eğer ihtiyaç olmazsa dönüşte yatakhaneye koymayı düşünüyorum.” İtiyatla kalkan kaşını indirip yumuşak başlı bir şekilde cevapladı Iris: “Kaç yıldır tanışıyoruz ama şu korkusuzluğun beni hala hayrete düşürüyor.” Binasının hakkını veriyordu gerçekten Alfred, onun aksıyı alıp birden hareketlenmesiyle önüne dönerek yanlarına doğru gelmekte olan William’ı gördü. Sınıfın da dağılmakta olduğunu fark edince Iris derin bir nefes verdi. Bir karara varabilmişler miydi ki? Ona pek ihtimal vermiyordu. William’ın söylediğine göre ormana doğru yol alacaklardı. Takip etmekten ziyade kolaçan olmak için gitmesi gerektiğini düşünüyordu Iris. Geç olmadan yola koyuldular. Topluluktan ayrılmaya o anda karar vermişti. Bir açıklık bulur bulmaz ise yanında en çok güvendiği iki kişiden biri mutlaka olacaktı. Birbirlerine her zaman destek olurlardı. Arkadaşlar böyle zamanlar içindi.

Hogwarts koridorlarında ilerlemeye başladıklarında sessizce hala aralarında konuşuyorlardı. Hülasa, bir şeylerin eksik olduğu çok barizdi. Bu konu için hızlı bir çözüm yolu üretmeye çalıştılarsa da tetikte olmaktan başka bir çareleri yok gibiydi. “İlk önce bir varalım da bakarız gerisine! Daha yolda da konuşuruz.” diye yüksek konuşan Alfred’i dürttü Iris ses yüksekliğini düşürmesi için. William ise bir yandan uyarıyla adamotunu Alfred’e çocuğun yanında taşıdığı çantaya bir şekilde sıkıştırmasını söylüyordu. Öte yandan, Irıs, adımlarının arasında sıklıkla başını kaldırıp William’a bakıyordu. André için endişelendiğini ve onu ne kadar çok önemsediğini biliyordu. Herkes önemsiyordu. Tutarlı bir plan olması ihtiyacı da tam bu noktada ortaya çıkıyordu işte. Ne ile karşılaşacaklarını bilmedikleri bir yerde kimseye zarar gelmesini istemezdi ama William ve Alfred ile ayrı düşmek ya da onlara zarar gelmesi düşüncesi cadıyı oldukça endişelendiriyordu. İçindeki sesleri yol boyunca susturmaya çalıştı. İtidal ile üstesinden gelmeliydi. Zira, domino taşı etkisiyle her şeyi berbat etmek istemezdi.
Ormana vardıklarında başlamıştı yine bir ağızdan konuşmalar ve didişmeler. William’ı bir ara kaybetmişti Iris. Arabuluculuk yaparken daha fazla beklemeye takat bulamayarak William’ı geri çekiştirdi yanına. “Zaman kaybetmeyelim, hadi.” dedi ve William’ın yokluğunda büyüyle çağırmış oldukları onları hazırda bekleyen süpürgelerine atladılar. Sırayla ayırdılar ayaklarını topraktan. Alfred, kilisenin yerini gelir gelmez Mirabelle’den öğrendiğinden dolayı en önde uçuyor, dikkat çekmemek için aralığı açık halde ilerliyorlardı.

…

Kasvetli İngiltere havası karanlıkla bütünleştiğinde daha ilgi çekici oluyordu. Yol boyunca yüzünü yalayan rüzgâr artık bir nebzede olsa kesilmiş, Alfred’in hızını düşürmesiyle yaklaştıkları anlaşılmaya başlamıştı. Gözünün önüne düşen saçlarını kulak arkasına sıkıştırırken kızıl tuğlalarla döşeli binayı görünce alçalmaya başlamıştı. Gelmiş olmalıydılar. Alfred ve William’ın yanına sessiz bir iniş yaptı Iris. Keskin gözleriyle inmeden önce son bir kez kuş bakışı civarı süzmüştü. ”Siz de gördünüz mü?” diye sorarken bir yandan da asasını pelerinin iç cebinden çıkarıyordu cadı. Arkadan ve önden gelenlerin de iniş yaptığını gördüklerinde herkesin gruplu şekilde içeriye sızacak olması mantıklı gelmeye başlamıştı. Bir kilise ve bir bina. Mukadderat anı. Andre’nin diğer binada olduğunu düşünüyordu Iris, lakin olabildiğince dikkatli bir şekilde kontrol etmeliydiler. Etrafta kimse yok gibiydi. Belki şans yüzlerine gülerdi. İçgüdüsel bir şekilde sağ taraftan kilisenin dış cephesine biraz daha yakınlık sağlamak için sessizce adımlamaya başladılar. Henüz daha yaklaşmaya başlamadan koruma amaçlı "Salvio Hexia" büyüsünü uygulamaya soktular kendi üzerlerinde. Asalarını sıkı sıkıya tutuyorlardı. Hızlı ve sessiz şekilde açık bırakılmış olan kapıya vardıklarında kısa bir süre açıklıktan içeriye doğru baktılar. Başından beri hazırdılar. Sakin bir şekilde eşiği geçmek için yeltendiler. 
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 5, total 5[/justify]

17
Tılsım Dersliği / Ynt: Umut: Tavşan ve Kasımpatı
« : 24 Kasım, 2021 17:20:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Matem…

Hogwarts’ın bu yılında herkesin kalbi okunabiliyordu. Kalpleri amansızca bir korku ve umutsuzluk kaplamıştı. Büyük bir şokun etkisiyle pırıl pırıl gözler artık boşluğa dalıyor, kaybetme korkuyla herkes sevdiklerine sıkı sıkıya sarılıyordu. Bir nevi toplumsal bir paralize sanki kaçınılmazmış gibi engellenmeye yüz tutacak biçimde baş göstermeye başlıyordu. Kanlı balonun ardından atılan manşetler boğazları düğümlemiş, trende yaşananlar ise son darbeyi vurmuştu. Henüz büyük bir acıyı göğüsleyemeden küçük bedenlerin artarda zehir zemberek günlerle lanetlenmişliğinden kurtulmaları için büyümeleri gerekiyordu. Kimi için bu acılar üzerine konuşmak dahi zor iken kiminin harekete geçecek kadar cesur olması elzemdi. Öyle ki denizin en derin kısmına ulaştırılması gereken bir umut ışığı vardı. Umut her zaman etraftaydı. Onca korkuya rağmen heybetiyle bir köşede umut hep bekliyordu. Aksi halde özgürlüğün timsali olan hangi kuş konardı, kırık bir dala? Hangi kartal heybetiyle kanatlarını açardı sevdiklerini korumak için?

Iris için kanlı balo ve William’ın St. Mungo ziyareti adeta bir dönüm noktası olmuştu. Vaktinin çoğunu gelecek hakkında düşünmekle geçiriyor, Bakanlık ve yönetilen süreci inceliyor, bir çıkış noktası arıyordu. Profesör Yamashita’nın canhıraş söylediklerini kafasında birleştirmeye çalışıyor, kitapların arasında kayboluyor ve her seferinde eli boş kalıyordu. Can sıkıcı bir durum olmasının yanı sıra kapı her suratına sert bir şekilde kapanışında çaresizlik ve ümitsizlik Iris için tekrardan kabul edilemez bir hal alıyordu. Ortada öldüğü ‘iddia edilen’ bir arkadaşları vardı. André’nin şu an için bulundukları sınıfta heyecanla profesörün sorularına atıldığı hali gözlerinin önüne geliyordu. Üzerine düşünmemek ve yokluğunu hissetmemek imkansızdı. Birkaç haberin onları yanıltmasına ve arkadaşlarından koparmasına izin veremezlerdi. Ruhunun ve bedeninin her bir zerresini kaplayan acısıyla birlikte göz kapaklarını kapatıp sıktı bir anlığına. Nefes almanın ciğerlerine adeta bir iğne batırırcasına can yakıcı olabileceğini daha önce hiç deneyimlememişti Iris. Hufflepufflı çocuğun sırasının üzerine bırakılmış olan birbirinden farklı sonbahar çiçeklerine baktığında Iris'in benliğinde un ufak edilmiş bir umudun söz konusu olması dahilinde sevginin kurtarıcı gücüne duyduğu inanç gün yüzüne çıkıyordu. Bütün desteği William’ın düşüncelerineydi. Ona inanıyordu. Ona her zaman inanırdı.

Vakit geldiğinde öğrenciler arasında yayılan mesaj sayesinde sınıf neredeyse dolmuştu. Zaman zaman uğultular artıyor ve çekingen gözlerle ne olduğunu sorguluyorlardı. Öğrencilerin merakı giderek artarken Iris ise hala sorgulamaya devam ediyordu düşüncelerinin yoğunluğunda. Belki diğerlerine göre daha fazla pozitivite gösteriyordu ama yapılması gerekenin bu olduğuna da son derece emindi. Tanıkların söylediklerinden biri de Profesör Yamashita’nın büyü yapamazken bile öğrencisini kurtarmak için çabaladığıydı. Profesör sevgi dolu bir insandı. Uyanır uyanmaz böyle söylemesinin bir sebebi olmalıydı, boş yere olamazdı. Iris, Hogwarts trenine binmeden bir gece önce kulağı keskin olan babasıyla uzun uzadıya konuşmuş ancak ağzından herhangi bir laf alamamıştı. Gizliliğin esas alındığı bu konuda Iris’in içi hiç ferahlamamış, aksine devlet politikasına öfkelenmiş, çoğu şeyi sorgulamaya yöneltmişti. Ne olursa olsun, pes etmemeliydiler. Ellerinden gelen bir şeyler olmalıydı. Biliyordu, birlikten kuvvet doğardı.

Bütün kararlılığıyla karşılarında duran arkadaşlarına bakarken uğultuların kulakları fazlasıyla doldurduğunu fark ettiği anda sessizliği bölmek için minik bir uyarı öksürüğü verdi William’a. William öğrendiklerini ve düşüncelerini kısa ve öz bir şekilde sınıfta bulunanlarla paylaşmaya başladığında çorap söküğü gibi gerisi gelecekti. Birkaç gözün parıldamaya başladığını şimdiden seçebiliyordu Iris. William’ın “acı kaybını kabullenmesi” konusunda hiddetlendiği noktada başını o da inkâr edercesine iki yana salladı. Onlardan istenilen şey inanılmazdı. Bünyelerinin sindirebileceğini zannetmiyordu. Meyusluk yapmanın zamanı değildi, birilerinin eyleme geçmesinin önemi akrep ve yelkovanın birbirini kovaladığı her an artıyordu. Ve gölgelerde beklemek bir çözüm yolu değildi. Hiç kimseden bu denli kolay vazgeçilmemeliydi. Aynı zamanda can kulağıyla dinlediği William'ın konuşması ilerlediğinde dayanak ve takviye olacaklarını düşündükleri topluluktan ürkek bir sesin ortaya çıkışıyla sis perdesi bir mucize niteliğinde aralanmaya başlamıştı. En azından önlerini görebileceklerinin sevinci yansımıştı Iris'e. Gülümsemeyle William’a çevirdi bakışlarını. Ellerinde bir konum vardı artık, değil mi? Kasımpatı, mor, tavşan...Profesörün söylediği kelimelerinin ucunun buraya çıkmasını beklememişti Iris. Daha önce hiç karşılaşmadığından çağrışım uyandırmamıştı cadıda ilk öğrendiği andan bu yana. Şimdi her şey daha net seçilebiliyordu. Cadı avcılarının saplantılarla ve çarptırılmış fikirlerle geldiği radde belliydi. Geriye yapılması gereken tek bir şey kalıyordu ki yükselen bir sesin söyledikleri tam da Iris’in umduğu türdendi. Hemen ardından binadaşı Mirabelle’in söyledikleriyle ortam hararetlenmeye başlamıştı. Kızın her zamanki gibi düşüncelerini çekinmeden dile getirmiş olması hoşuna gitse de sakinliklerini korumalıydılar. Mirabelle'in öfkesinin ardından yıpranmışlıkla ağlamaya başladığını gördüğünde kıza sarılmak istedi ama aralarında bulunan mesafeden dolayı yapamadı. Kızın yanındaki arkadaşının destek vereceğini temenni ederek arka planda bölük pörçük fikirlerle boğuşmaya başlamıştı Iris. İncelikle işlenmiş bir plana ihtiyaçları vardı. Yıllardır ev niteliğini taşıyan Hogwarts’ın duvarları bu son yaşananlardan sonra artık Iris’e tutsaklık hissiyatı veriyordu. Böyle olması hoşnutsuzluğa sürüklüyordu kendisini. Ayaküstü durduğu yerde göğsünde kavuşturduğu ellerini sabit bırakarak büyük bir kararlılık ve ciddiyet ile bir iki adım öne doğru atıldı cadı. Hala çekimser davranan insanlar olduğu da kolayca fark edildiğinden ötürü söyleyeceklerini kafasında ölçüp biçmişti. “André’nin bir grup cani elinde neler yaşadığını tahmin bile edemeyiz. Çaresizce onu orada bırakmamızı ve hayatlarımıza her şey normalmiş gibi devam etmemizi bekleyemezler bizden. Kolay olmayacağını hepimiz biliyoruz, elbette.” Girişecekleri işin birden fazla sorumluluğu vardı. Sakin bir tonla söylemlerini sürdürdü:“Alacağımız riskler var. O yüzden büyük-küçük bütün yardımları almalıyız. Bizzat yola çıkmayı tercih edenlere yardımcı olabilmek için birbirimizin ardını kollamamız gerekli.” Herkesin aynı özveriyi ve cesareti göstermesini beklemiyordu Iris. Lakin, hiç değilse geride kalan birkaç öğrencinin gidecek olan öğrencilerin yollarını açmak, eksikliklerini gidermek veyahut yokluklarının fark edilmemesini sağlamak gibi uğraşlara girmesini istiyordu. Ya da her ortamda muhalefet olabilecek tipler olduğunu varsayarak buna göz yummalarını istiyordu Iris. Çoğu şeyi her açıdan ele alırdı, kaldı ki Hogwarts sınırlarını dönem açıkken terk etmek ve oldukça tehlikeli bir güruhun bulunduğu yere kurtarma operasyonu düzenlemek meşakkatli bir işti. Eğer sağ salim dönmeyi başarabilirse de başlarının çok ağrıyacağı aşikardı. Herkesi tehlikeye atmaktansa planlamalarda gruplara bölünmenin daha mantıklı olduğunu düşünüyordu. Genç kız, sorumluluk bilinciyle aşılandığından André’yi kurtarmaya çalışırken diğer arkadaşlarını da göz etmeliydi. Kimsenin burnunun kanamasını dahi istemezken başlarına neler gelebileceği meçhuldü. Zayiatın olabildiğince az olmasını umuyordu.
 
Araya öğrencilerin fikirlerini belirten cümlelerin karışmasına izin verdi can kulağıyla onları dinlerken. Kafasında dönüp dolaşanları topladığında sözlerin arasında bir es alıp derince aldığı nefesini geri bırakıp devam etti:“İzninizle… Birkaç düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Gözden kaçırdığım bir şey olursa ya da ekleme yapmak isterseniz beni bölmekten çekinmeyin lütfen. Öncelikle sizi uyarmak istiyorum. Hogwarts’ın dışına çıkmak bile bizim için büyük bir problem olacakken az sonra öne süreceğim fikirler karşılaşabileceğimiz sorunları indirgemeyecek.  Bu noktada tereddüttü olanlar pek ala anlaşılabilir ve yadırganmaz. Katılmak istemeyen arkadaşlarımız gizliliğimiz için bu sınıf içerisinde konuşulanlar konusunda kulaklarını ve gözlerini kapatırlarsa makbule geçer. Hakkınızda ne düşünüleceği endişesini taşımadan sınıfı terk ederseniz hiçbir suça karışmamış olursunuz da. Merak etmeyin… Bizi dinlediğiniz ve burada endişelerimizi paylaştığınız için teşekkür ederiz.” dediğinde hareketlenmelerin oluşmasını izlemeye koyuldu. Alt sınıfların böyle bir tehlikeye atılmalarını beklemiyor, daha doğrusu istemiyordu. Kalabalık bir şekilde ortadan kaybolmalarının dikkat çekeceğini bildiğinden böylesinin en doğrusu olduğunu düşünüyordu Iris kesin bir tavırla.

Neyse ki çok geçmeden en son kapıyı örten Slytherinli öğrencinin ardından kalanlara baktığında gördüğü ise çoğu kalacağını düşündüğü isimlerdi. Yapacakları işleri ne kadar az kişi bilirse o kadar iyi ve tutarlı ilerleme gösterebilirlerdi. Tekrardan belirgin bir öksürükle dikkati söyleyeceklerine çekmek isteyen Iris, peşinden aklındakileri paylaşıma sunmak üzere dudaklarını araladı: “Bir planım var ama geliştirilmeye oldukça açık. İlk olarak; hava kararmaya yüz tuttuğunda iksir dolabını elden geçirmemiz gerekli. Bildiğiniz üzere baloda hiç kimse büyü yapamadı. Her ihtimale karşı iksirler ve bitkilerden faydalanmamız gerektiğini düşünüyorum. Görünmezlik veya önden kullanabilirsek işimize yarabileceğini düşündüğüm buharlaştırabileceğimiz bir yaşayan ölüm iksiri gibi şeylere bakmalıyız. Akşam karanlık çöktüğünde ise süpürgelerimizle hızlı bir uçuş gerçekleştirmeliyiz. En iyi ulaşım yolu olan uçuç tozunu da düşündüm ama müdirenin odasına sızmak zor olabilir. Keşke kolay bir yolu olsa… Geceleri bakanlık ulaşım yollarının denetiminde hala çok iyi değil. Bir fırsatını bulabilirsek ikili veya üçlü gruplara bölünebiliriz. Uçuç tozu bir köşede değerlendirilmek üzere kalabilir. Asıl önemli olan ve bizi ihtiyaç listesinde en zora sokacağını düşündüğüm şey ise: Adamotu.” Çekincesizce sıralıyordu kafasındakileri Iris. Ortaya atılacak fikirler ile birlikte plan tam anlamıyla bir biçim kazanabilirdi. Adamotunun ismen dahi cümlelerinde geçmesinin yeterince kulağa çılgınca geldiğini bilmesine ek olarak; bir o kadar da ele geçirmeleri durumunda başlarına hem okul hem bakanlık yönetimi tarafından çorap öreceği kaçınılmazdı.

O esnada William ile buluşan gözlerinde destek almayı bekleyen bir ifade vardı Iris’in yüzünde.“Bakanlık tarafından yetiştirilmesinin yasak olduğu malumunuz, ancak; bitkibilim seralarında onaylı bir şekilde işimize yarayacak kadar olduğunu varsayıyorum. İkinci sınıflar için hala kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmeliyiz. Çığlıkları adamı bayıltır ve yetişkin bir adamotunun ölümcül olabileceğini de es geçemeyiz. Eğer varsa... (ç)almamız sıkıntılı bir durum olacaktır. Ancak… başarırsak bize giriş/çıkış esnasında destek atabilecek yegâne şeylerden biri olur.”derken cümlelerinin sonuna doğru ses tonunu biraz daha kısmıştı. Bakanlığın isminin geçişi dahi tüyler ürpertici olabiliyordu zira. Bir yandan da kas güçleri de var denemezdi. Büyü yapamamaları ihtimali söz konusuyken de aklına farklı alanlara yönelmekten başka bir şey gelmemişti Iris’in. Çok bileşenli bu söylediklerinde oturtulması gereken yerler elbette vardı. Uçuç tozu kullanımı garantilenebilirse eğer bir grup önden gidebilir ve anında ulaşım sağlayabilecekleri için beklemede kalabilir, o esnada gözlem yapabilirlerdi. Süpürge ile gidecek olanların tahmini varışlarıyla eş zamanlı bir sızma gerçekleşebilirdi. Dakikalar içerisinde her şey masaya yatırılacaktı. İçlerinden birini değil, acılarını toprağın altına gömüp umuda tutunan yüreklerini ön plana koyma vaktinin çoktan geldiğini bu sınıftaki herkes biliyordu. Neredeyse aralıksız konuşmasını sonlandırarak “Ne düşünüyorsunuz?” diye sordu Iris etrafındakilere bakarak. Yüzündeki eminlik hiç kaybolmamıştı. Diğerlerinin de fikirlerini dinlemek ve söyledikleri hakkında yorum yapmalarını, birlikte ilerleme kat etmek, ortak bir çıkar yola ulaşmayı istiyordu. Planladığının ana hatlarda paylaşımını yapmış sayılırdı. Şansa ihtiyaçları vardı ve Mallarmé’nin dediği gibi, 'Her düşüncenin yaydığı şey, bir zar atımıdır.’

18
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 05 Kasım, 2021 00:26:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Iris Ashworth - Liv Tyler
*Rütbe başvurusu yapılmıştır.

19
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Iris Ashworth
« : 04 Kasım, 2021 23:11:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Iris Ashworth

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Iris her zaman yaşından büyük düşünebilen ama özünde her daim bulunduğu yaşın ruhunu da taşıyan ve geleceği ile çevresine umut vaat eden bir cadı olmuştur. Sosyal zekâsı yüksek olmakla birlikte duygularını yoğun yaşayabilen ancak bunları gereksiz yerde göstermeyi tercih etmeyen ve gerektiği yerde de kendini açık etmekten çekinmeyen bir karakteristiğe sahiptir. Büyükbabasının filantropizm içerikli seyahatlerinde yanında yer alarak insan sevgisinin ne olduğunu tam anlamıyla öğrenmiş, yaratılışı, ahlaki açıları ve insani ilişkileri küçük yaşlardan itibaren sorgulamaya başlamıştır. Annesinin ona söylediği üzere, “Saygı kazanılması gereken bir şeydir. Bunu aklından hiç çıkarma. Sevgi... Sevgi ise her insanda bulunabilir. Yeter ki bakmayı bil” mottosunu benimsemiştir. Cesur bir yapının getirisiyle yakın çevresini koruma içgüdüsü vardır. Bu koruma isteği yakın çevreyle kısıtlı kalmaz, zayıfı ve güçsüzü de korumaya çalışır. İnandığı şeyler doğrultusunda mücadele etmekten çekinmez ve ideallerine sıkıca tutunur. Bir diğer bakış açısıyla hırslıdan ziyade tutkuludur. Bir işi yarım yapmak hoşuna gitmez. Çoğunlukla çözüm odaklıdır. Kitaplara düşkündür. Ancak hiçbir şeyi okumak için okumaz; öğrenir ve pratiğe döker. Bilgiye değer verir. Sanatın her dalına ilgi gösterir ve boş zamanlarında edebi metinlerin çevirilerini yapmaya çalışır. Göl kenarında bitki toplamayı ve kazan başında kafa patlatmayı sever. Profesörlere her zaman soru sormak için hazırdır. Bunu da kasıntılıkla veya göze batacak şekilde yapmaz. Egodan yoksun bir kızdır. Onun daha çok özgüvenli olduğunu düşünürsünüz. Sizi her konuda çelişkilerden uzaklaştırır. Çoğunlukla kendi halinde, toplumda ön plana kolaylıkla çıkabilecek, arkadaş canlısı birisidir.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Ariadne Ashworth ve Liam Ashworth’un tek çocuğu olarak Aralık ayında İngiltere’de dünyaya gelen Iris çocukluk yıllarını çoğunlukla Oxfordshire’da, belirli senelerde de Castle Combe’de yazlarını geçirmiştir. Iris, varlıklı Ashworth aile büyükleri tarafından üstüne fazlasıyla düşülmüş bir kız çocuğu olmasına rağmen anne ve babasının cemiyet hayatına uzaklığını benimsemiştir. Mütevazi bir şekilde yetiştirtilen cadının annesi doğum yaptığında icra ettiği seherbazlık mesleğinden emekli olmak zorunda kalmıştır. Babası ise hala aktif bir şekilde Büyüceşura’da çalışmayı sürdürüyordur. Hogwarst’a başlamadan önce fırsat buldukları sürece ailesiyle sık sık yurtdışı tatillerine çıkmış, farklı dil ve kültürleri deneyimlemiştir. Sevgi dolu bir çocukluk geçiren Iris, babasının da isteği doğrultusunda eski bir iksir yapımcısı ve filantropist olan büyükbabasıyla birçok hafta sonunu birlikte geçirmiş ve ondan kaptığı engin bilgiler doğrultusunda hem karakterini hem geleceğini şekillendirmeye küçük yaşta başlamıştır.

İstediğiniz Sınıf: VI. Sınıf

Karakterinizin BYS Sonucu: Hemen her şeye kabiliyeti olan birisi olarak Iris’in ilgisini zapt eden dersler olan Tılsım, İksir ve Karanlık Sanatlara Karşı Savunma beklendiği üzere “Olağanüstü (O)” olarak sonuçlanmış, seherbazlık, Büyüceşura sorgulayıcısı ve oldukça nadir olan metal efsuncusu olmaya yatkınlık göstermiştir. Geriye kalan dersleri de şaşırılmayacak şekilde (O)’dur, ancak; özel bir hazırlığa girişmemiş aksine sınav telaşesi olmadan kendini geliştirmek için normal bir düzeyde çalışmıştır.

İstediğiniz Bina: Ravenclaw

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 3
Lanet Gücü: 2
Tılsım Gücü: 10
İksir Gücü: 6

Sayfa: 1 [2]