Büyücedünya RPG

Dünya Ülkeleri => Diğer Dünya Ülkeleri => Konuyu başlatan: Gwyndolin Lowell - 01 Şubat, 2022 12:24:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Başlık: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Gwyndolin Lowell - 01 Şubat, 2022 12:24:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
[justify]"Tamam Franziska, akşam döndüğümde ofisime gel iksirin üzerinde çalışırız, söz." dedi ve bir kaç gündür etrafında dolaşıp sıfırdan kendi başına tasarladığı iksir konusunda yardım isteyen Slytherinli kızı gönderdi. Kızıl saçlı cadı odadan çıkınca Gwyndolin'de paltosunu ve şapkasını kafasına geçirip ofisini şöyle bir toparladıktan sonra merdivenlere yöneldi ve hızlı adımlarla Hogwarts'ın dönen merdivenlerini kat edip bahçeye indi. Soğuk kar havası ciğerlerine doldu ve kadının içi ferahladı, temizlenmiş hissetti. Okulun çıkış kapısına kadar yürüdüğü sırada ayakları izler bırakıyor, bu soğuk havada dışarıda olmaya cesaret eden bir kaç öğrenci bir şeyler soruyor, güneş göğe yükseliyor ve rüzgar esiyordu. Uzun zamandan sonra huzurlu hissetmişti ve bu huzuru kaybetmek istemiyordu. Son bir kaç günü Mirabelle ile geçirmiş ona annesiyle birlikte olduğu fotoğrafları falan göstermiş ve kadının kötü huylarını biraz törpe törpe elinden geldiğince anlatmaya çalışmıştı. Bugünde annesinin mezarına gideceklerdi. Kadının cesedi bulunamamış olsada Abigail, Cwénhild'in abisinin eşi, İrlanda'da bulunan aile mezarlığına bir anıt diktirmeyi başarmıştı. Çıkış kapısının oraya geldiğinde atıştırmaya başlayan kar ufak ufak hızlanır olmuştu. Güzel bir Cumartesi sabahıydı. Bu ufak kaçamağı yapmak için Müdire hanıma baya bir dil dökmesi gerekmişti. Kadın neyseki çok problem çıkarmamıştı. Zaten Mirabelle kağıt üstünde Gwyndolin'in kızıydı ve aslında bir veli çocuğunu dışarı çıkartıyordu. Kız geldiğinde onu sıcak bir gülümsemeyle karşıladı. Elini sımsıkı tuttu ve birlikte İrlanda'daki aile mezarlığına cisimlendiler. Hava İrlanda düzlüklerinde daha soğuktu ama en azından kar yağmıyordu, hatta yağmış karın büyük bir kısmı da erimişti. Mezarlığın demir kapısını açıp içeri süzüldüler. Muirghéal ailesinin olduğu bölüme geldiler ve Cwénhild'in mezarının tam önünde durdular.

"Cwénhild Muirghéal 1829-1865 Cesur Bir Seherbaz." mezar taşının üzerinde yazanı okudu sessizce, sonrada ekledi. "Sevgisiz büyümüş bir kadın."
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 02 Şubat, 2022 02:16:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
"A dostlar! Biricik güzel kraliçeniz çok önemli bir şey yapmaya gidiyor! Ben yokken eşyalarıma ya da çiçeklerime zarar gelirse ortak salonu yakacağım. Bensiz çok eğlenmeyin tamam mı?" diye ortak salondan bağırarak ayrıldı Mirabelle. Bugün biraz... İlginç bir gün olacaktı onun için. İstemsizce giyimine özen göstermişti yine ama süslenmemişti, sürekli taktığı marjinal, şıngır şıngır takıları ya da rengarenk elbiselerinin yerini oldukça sade bir görünüm almıştı. Eh, doğal güzel olduğu için çok da bir şey değişmiyordu ya! Güzelliğini kanına borçluydu belki de.

Bugününü yine son zamanlarını birlikte geçirmiş olduğu profesörüyle, daha doğrusu kağıt üstündeki annesiyle, önemli bir yerde geçirecekti. Bu kadın sayesinde kendi annesini tanıyabiliyor, her seferinde ne kadar benzediklerini duydukça kıkırdıyordu. Profesör Lowell anlaşılır şekilde bahsi geçen bu hanımın kötü özelliklerini biraz hafifleterek anlatıyor olsa da Mirabelle'in bir gününü düşündüğünüz zaman aslında nasıl olduğunu hayal etmeniz zor olmuyordu. Ah be annesi, her şeyini verdin de bir kızıllığını mı veremedin?

Bahçeye çıktığında serin hava sayesinde gülümsedi, bahar havasını tercih ediyor olsa da soğuğun da kendine has bir sevimliliği yok muydu? Karda bıraktığı izlerden keyif alarak, arada zıplayarak, yerdeki karları tekmeleyerek profesörün yanına gitti. Çok bekletip bekletmediğini soracaktı ancak karşılaştığı sıcak gülümseme ne diyeceğini unutturdu kıza. Kendisine uzatılan eli tuttu ve cisimlenmeyi gözlerini kapatarak bekledi. Mirabelle'in nadir(?) zayıflıklarından biri de buydu, cisimlenirken hep başı döner, midesi bulanırdı ancak kimseye de söylemez, güçlü sert kız rolü çakmaya devam ederdi. Geldikleri yer, bir aile mezarlığıydı. Midesinin dans ederek onunla uğraşma çabalarını görmezden geliyor, profesörünü takip ediyordu. Bir mezarın önünde durdular, annesinin mezarının önünde. Şu saniyeye kadar bundan etkileneceğini düşünmemişti, hayatı boyunca 'Aman canım, ölmüşlerdir, öldülerse de bana ne?' diyerek görmezden gelmişti sonuçta. Ancak şu an bunu yapamıyordu, annesinin ne zaman, nerede ve neden öldüğünü bilmek özellikle daha çok koyuyordu kıza. Profesör konuşunca bir şey demedi, ne diyeceğini bilmiyordu ki!

Sadece gülümsedi ve çantasından, sürekli saçında tuttuğu kurdelesi ile birbirine bağlanmış bir çiçek buketi çıkarttı. Bu çiçeklerin ismini söylemesine bile gerek yoktu, kendi adını taşıyanları getirdiği tahmin edilebilirdi zaten. Dizleri yukarı bakacak, kalçası yere değmeyecek şekilde yere çöktü, kollarını bacaklarına sardı ve çeneini dizlerine yaslayarak mezara bakmaya başladı. Bir şey demedi, ağzından sadece bir "Hmm..." sesi çıktı.
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Gwyndolin Lowell - 02 Şubat, 2022 02:35:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Bazen, sadece bakışlarıyla insanlar sözcüklerle anlatabileceklerinin onlarca kat fazlasını sadece bir bakışlarıyla anlatabilirdi. Tıpkı küçük Mirabelle'in şimdi yaptığı gibi. Gwyndolin kızı rahatsız etmeden izledi. Çiçekleri koyuşunu ve sessizliğiyle birlikte yere çöküşünü izledi. Kim bilir neler geçiyordu o minik kafasında. Ah annesi korkmasaydı kendi annesi gibi lanet bir kadın olmaktan. Şu yavrucak kim bilir nasıl bir hayat yaşardı. Sessizce kızın başına koydu elini ve saçlarını okşamaya başladı. O sırada da kelimeler yavaşça dökülmeye başladı ağzından.

"Annenin sana annelik yapamamasının sebebi işte şu yanıbaşındaki mezar taşının altında yatıyor Mirabelle." dedi Cwenhild'in annesinin mezarını göstererek. "Annen pek kolay bir çocuk değildi. Fakat annesi tarafından nefret edilmeyi hak etmemişti. Dayına bütün imkânlar sunulurken annen her zaman ikinci plana atıldı. O da senin gibi yetim büyüdü diyebiliriz. Kendi ayakları üstünde durmayı öğrendi. Kendi ayakları üstünde savaştı ve kendi ayakları üstünde can verdi. Çocukken de böyleydi. Ama o kendi annesi gibi değildi Mirabelle. O seni seviyordu. O kulübenin etrafına kaç kere tılsımlar dizdi. Seni uzaktan korumaya çalıştı."

Kızın saçlarını okşamaya devam ediyordu. Bu sırada gözlerinden akan bir kaç damla yaş çoktan karlı zemine düşmüştü.
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 02 Şubat, 2022 02:51:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Yine sessizce dinlemek Mirabelle'in yöneldiği ilk seçenekti. Görünüşe göre annesi iyi bir anne olamamaktan korktuğu için direkt anne olmamanın onun için daha iyi olacağını düşünmüştü. O kadar yanılmıştı ki! Mirabelle, ona ne kadar kötü davransanız da etkilenmeyen, yüzsüz yüzsüz hiçbir şey olmamış gibi devam edebilen bir çocuktu. Büyürken o korkunç ortamda değil de annesiyle büyüseydi nelerin değişeceğini çok merak ediyordu şu an, belki annesi haklı çıkardı ve ilgisiz, zalim bir anne olurdu. Biliyor muydu acaba bunu kızının asla umursamayacağını?  Belki de korktuğunun tam aksi olurdu, mükemmel bir anne kız ilişkileri olurdu. Sonuçta ikisi de kendi ayaklarının üstünde durabilen bağımsız, özgür ruhlu insanlardı, büyük ihtimalle çok kavga ederlerdi ama işin sonunun kötü olacağına inanmıyordu.

"Karşılaştığım en cesur seherbaza bak sen... Cadı avcılarına kafa tutuyor ama on altı yaşındaki çıtı pıtı, kesinlikle zararsız bir kızdan korkuyor." diye mırıldandı.

Gerçi, aynısını kendisi de yapmıyor muydu? Ciddi ilişkilerden kaçınıyor, uzun süreli samimiyet kuramıyor, ileride çocuk sahibi olmaya dair en ufak bir düşünce aklından geçse panikliyordu. Sırf kendisi terk edildiği için, kendi çocuklarına aynı şeyi yaşatmak istemezdi. Hiçbir zaman aile sıcaklığını tam anlamıyla tatmadığı için nasıl davranacağını bilemez, başarısız olur, kendinden nefret ettirirdi ailesine. Sonra birden aklına bir şey dank etti, annesi Meryem Ana değildi ya? Bir babası da vardı!

"Umm... Peki ya... Peki ya babam?" diye sordu. "Kaza kurşunusun demeyin, yeminle şuraya bayılır kalırım!"
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Gwyndolin Lowell - 02 Şubat, 2022 03:10:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Kızın söylediği şey kadının çehresine hafif bir tebessüm kondurdu. Dediği şey tam olarak Cwenhild'in yapacağı türden bir şeydi. O on altı yaşındaki kızdan ölümüne korkuyordu. Korku insanları her zaman yanlış kararlara sürüklerdi. Bu durumda olduğu gibi. Anlaşılamama korkusu, başarısızlık korkusu bu küçük kızın hayatını baştan aşağı değiştirmişti ve belkide hayatında korkup kaçması gereken tek anda bunu yapmadığı içinde yitip gitmişti kadın.

Kızın sorusu karşısında irkildi. Cevabı... bilmiyordu. Seth olduğundan emindi. Başka kimse olamazdı ama elinde bir kanıt yada başka bir şey yoktu. Zaten Seth böyle bir şeyi bilse kızına kesinlikle sahip çıkardı.

"Baban kim bilmiyorum, gerçekten."dedi hafifçe sırıtarak. "Annen öyle önüne gelenle düşüp kalkan biri değildi. Evet çok sarhoş olurdu ama o gecelerin sonunda ya bende yada kendi evinde sızardı. Lakin küçük hanım bir tahminim var. Annenin bir aşığı vardı. Taa Hogwarts yıllarından beri aşıktı annene. Annen adamı reddedip durdu ama adam vazgeçmedi. Annen ile arkadaş oldular, bu adam anneni ara sıra barlardan toplardı. Bir gün annenin doğum gününde de toplamış. O gece ne yaşandı bilmiyorum ama bir aydan biraz daha fazla bir süre sonra annenin sana hamile kaldığını öğrendik. Annene babanı sordum fakat bana hiç anlatmadı. Emin olmadan da sana bir isim vermek istemiyorum Mirabelle."
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 02 Şubat, 2022 03:36:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Babasının bilinmediği gerçeği kızda bir şok etkisi yaratmış, "nE?!" diyerek kendini dramatik şekilde arkaya atmıştı. Ancak profesörünün lafını bölmeden dinlemeye devam etti. Annesinin çok sarhoş olduğunu kendisi birinci elden deneyimlemişti, tavernaya her geldiğinde yarınlar yokmuşçasına içen seherbazın oraya ne kadar çok uğradığını o çevredeki çoğu kişinin biliyor olması gerekirdi zaten. Sonrasındaysa konu birden annesinin öğrencilik yıllarındaki aşk hayatına kayınca konu ilgisini ne kadar çekmişse artık, kendini attığı yerden doğrularak dinlemeye başladı.

Adamın sürekli reddedildiğini duyunca eliyle alnına vurmadan edemedi Mirabelle, kendisinden bugüne kadar kimsenin bu kadar hoşlanmadığı gerçeği bir yana hep reddedilen taraf olduğunu da fark edince kişisel saldırıya uğramış gibi hissetti. Eğer ki babası bu kişiyse Mirabelle adamı cidden lanetleyebilirdi. Yıkık gibi reddedilmek genetik olmamalıydı! Profesöre göre bu kişi büyük ihtimalle babasıydı ancak bir isim alamıyordu. Kendi çabalarıyla araştırıp bulmak zor değildi ancak bunu yapmak istediğinden emin değildi. Şimdi de aklına soracak bir şey gelmiyordu. Hayatta kalan akrabalarını mı sormalıydı? Emin olmasalar bile babası olduğunu düşündükleri kişinin nasıl biri olduğunu mu sormalıydı? Yine az önceki pozisyonuna döndü, profesöre değil mezara bakıyordu tekrar. Çok bir şey yazmıyor olmasına rağmen üstünde yazanları tekrar tekrar okuyordu. "Hmm..." dedi tekrar, öylesine.
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Cwénhild Muirghéal - 02 Şubat, 2022 04:01:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Kendi içindeki tartışmaları bitmekten pek uzakta olsa da kendisiyle ortak bir paydada buluşup anlaşmıştı. Cwenhild Muirgheal, güçlü bir kadındı. İstekleri vardı. Hayalleri vardı. Onları öldürebildiğini düşünüyordu. Lakin bunda başarılı olamadığını kabul etmişti. Seth Carter ile yüzleşmek. Hogwarts kalesinin yakınına gelmek ve Alannah Muirgheal ile karşılaşmak. Ölmüş bir kadın olduğundan fazla canlı hissediyordu. Canlı hisseden bir varlığında istekleri olurdu.

Kızının yetimhaneden alındığının haberi, kulübesinin taşınmasıyla aynı anda ulaşmıştı ona. Bu bilgiler ışığında harekete geçmiş ve pek ilginç şeyler öğrenmişti. Kızının bir annesi vardı artık. Bunu ilk duyduğunda garip hissetmişti. Sonra garip hisseden kişinin kim olduğunu merak etti. Carmilla mı yoksa Cwenhild mi ? Buraya bugün gelen Carmilla mıydı yoksa Cwenhild miydi?

Çizmelerinin altında ezilen karların çıkardığı ses sinir bozucuydu. Soğuk hava sinir bozucuydu. Odağından bu kadar uzaklaşmış olmak sinir bozucuydu. Yürümeye devam etti, mezarlığın kapısını açtı. Gömüldüğü yere doğru gitti. Siyah saçlarıyla Gwyndolin ve yanında Mirabelle.

"Bu iyi bir fikir değil." dedi kafasının içindeki ses. "Gizliliğimizin ne kadar önemli olduğunu unutma!"

Cevap vermedi. Bir kez olsun içindeki sese sadece sessizliği gösterdi. Uzun zaman sonra kalbinin attığını hissetti. Sonra durdu. Olduğu yerde bir süre durdu. "Gwyndolin Lowell." dedi. Daha sonra elinden çıkan ışık hüzmesi ona doğru dönen kadına çarptı. Şaşkınlıktan gözleri parlayan kadın derin bir uykuya dalarken, yanındaki kıza, kızına döndü. Kapşonunu açtı. Soğuk hava kızıl saçlarıyla buluştu. "Merhaba Mirabelle. Merhaba kızım."
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 02 Şubat, 2022 04:19:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Bir süre o şekilde yazıları okumaya devam etti kız, ta ki yabancı adım sesleri duyana kadar. Alışkanlıktan eli belindeki asasına gitti ve kimin geldiğine baktı. Gelen kişinin başında kapüşonu vardı ancak Mirabelle yerde olduğu için yüzünün bir kısmını biraz görebiliyordu. Görse bile haliyle tanımamıştı da, olsun. Kişi, profesörün adını söyledi, elinden çıkan şey profesöre giderek kadının bilincini yitirmesini sağladı. Düşmemesi için hemen öne atılan kızın kadını kucağında taşıyacak hali yoktu ya, yere yatırdı. Sonra da tekrar kişiye baktı, karşısındaki ise kapüşonunu indirerek yüzünü sergiledi. İşte şimdi tanımıştı karşısındaki kişiyi.

Doğruldu, sonunda ayaktaydı. Geldiğinden beri bacaklarını büktüğü için hafiften karıncalanmışlardı, sessizce 'ow' demekten alıkoyamadı kendini. Önündeki kadına bakmaya başladı ancak bir şey demedi. Ne yapması gerektiğine dair en ufak bir fikri bile yoktu şu an. Ağzını açtı, kapattı. Bir şeyler demeye çalıştı, vazgeçti. Yerinde kıpırdandı ama bir şey yapmadı. İç çekti, yine karşısındakine, annesine baktı birkaç saniye. Sonra mezara koyduğu sevimli buketi aldı. Tatlı tatlı gülümseyerek kadına verdi, "Sana getirdiğime göre orada durmasının bir anlamı yok." dedi. Bir saniye bile geçmeden yüzü düştü, bu sefer sinirliydi. Genelde Mirabelle'den bekleyeceğiniz ama bu durumda yapacağını düşünmeyeceğiniz bir şey yaptı; tüm gücüyle annesine okkalı bir tokat çaktı. On altı yıldaki tüm olumsuz duygularını bu an için saklıyormuş gibiydi sanki. "Bunu niçin yaptığımı biliyorsundur, söylememe gerek yok." dedi. Sonra ifadesi yumuşadı, şefkatli bakıyordu bu sefer. "Bu da sonunda bana kendini gösterebildiğin için." dedi ve annesine sarıldı. "Çok fazla açıklama borçlusun gerçi... Açıklamadan kastımın beni bırakman olmadığını belirteyim de." diye mırıldandı göz ucuyla annesine ait mezara bakarken.
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Cwénhild Muirghéal - 02 Şubat, 2022 12:25:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
[justify]Benim adım Cwénhild Muirghéal.

Benim adım Carmilla Sanguina.

Benim adım her ikisi ve aynı zamanda ikisi de değil. Bir hayatım oldu, kanla sulanmış ve ölümle büyütülmüş. Sonra bir hayatım daha oldu sevgisizlikle yetiştirilmiş, hayal kırıklıklarıyla bezenmiş. En son hayatım ölümümle başladı. Ölümüm ile sen başladın Carmilla. Bedenimin her yerine nüfuz ettin ve beni değiştirdin. Bende seni değiştirdim. Birbirimizi tamamladık, birbirimizi yok ederek. Şimdi buradayız. Değişiyoruz, güçleniyoruz.


Kız yavaşça doğruldu. Dudaklarına gelen kelimeler geri gitti, konuşamamayı tercih etti, yahut konuşamadı. Kararsızlığın kıza sahip olduğu çok belliydi. Yerinde kıpırdanıyor, kızıl saçlı kadına bakıyordu. Buketi almasını beklememişti. Güzel gülümsemesi kadına verdiği çiçeklerden daha güzeldi. Kadın da ona doğru gülümsedi. Çiçekleri aldı. Sonrasında çiçekleri takip eden tokatla birlikte. "Bu ne cürret!" Kafasının içindeki yaşlı, kızıl saçlı kadın çıkıştı. "Sus." Kadını susturdu. Huysuz hislerini aldı ve gözünün önünden kayboldu kadın. Tokadı takip eden şey sıcak bir ifade ve yıllardır beklediği o sevgi dolu sarılmaydı. Cwénhild Muirghéal, ilk kez sarılmanın ne demek olduğunu öğrenmişti.

"Bir açıklama yapmamız gerekiyor."

Her şeyi anlatmak istiyorum. Bilmek hakkı.

"Hayır! Kesinlikle izin vermiyorum!"

"Sus. Bunun ne anlama geldiğini hem o kızı hem de mutlak amacımızı tehlikeye attığının farkındasın, yinede yapmak istiyorsun. Gerçekten cesur bir kadınsın. Konuş onunla. Aydınlat onu."

"Teşekkürler."

Kızına sımsıkı sarıldı kızıl saçlı kadın. Sonra biraz eğilerek kızının boy seviyesine kadar indi ve göz göze geldi. Korku hala oradaydı, çekingenlik ve belirsizlikle birlikte kadını izliyorlardı. Konuşmaya başladı. Bir kadının nasıl ölmek zorunda olduğunu anlatmaya çalıştı.

"Mirabelle." dedi bu sırada elini kızın yanağına koydu. "Bunu sana anlatmanın kolay bir yolu yok. Senin, Gwyndolin'in, Alannah'ın, okulundaki arkadaşlarının ve bütün büyücülerin yaşaması için benim ölmem gerekiyor. Birilerinin bizim yaptığımız şeyleri yapması gerekiyor. Balo'yu hatırla. Oradaydın. Bu balo bir son değil. Bir ırktan biri tükenene kadar da son olmayacak. Ben, soyumuzun tükenmesine izin veremem. Senin, sadece büyücü kanı taşıdığın için öldürülmene izin veremem. O yüzden ölmek zorundayım. Şeytanla anlaşma yapmak, şeytanın kendisi olmak zorundayım." dedi. Minik bir duraksamanın ardından devam etti. "Carmilla ve ben. Artık ayrılamaz birer ikiliyiz. O benimle ve ben onunlayım. Bu benim kendi seçimim. Bizim seçimimiz. Hakkımızda duyduğun çoğu şey doğru. İnsanları kiliselerine kapattığım ve onları cayır cayır yaktığım doğru. Çünkü onlar yanmazsa biz yanacağız Mirabelle! Ben sana annelik yapamam. Bir anne olmak için ellerim fazla kanlı. Gwyndolin, o sana hak ettiğin sevgiyi ve hayatı verebilir. Bizim sana verebileceğimiz tek şey ölüm kan ve acı."

Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 02 Şubat, 2022 12:53:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Yanağına konulan elle birlikte kedi gibi sırnaşmaktan alıkoyamadı kendini. Kafası karışık bir şekilde karşısındaki kadını dinliyordu. Balo'yu hatırlattı kadın ona, bahsi geçtiği an istemsizce titredi. İki ırktan birinin yok olmasını istemezdi aslında, barış ve huzur sağlanmasını tercih etse de mümkün olmadığının elbet farkındaydı. Mirabelle bencil bir kızdı, eğer ki kendisi yaşayacaksa başkalarına zarar gelmesi onu çok da üzmezdi. Ancak oturmayan şeyler vardı ve cevabını hala alamamıştı. Öldü bilinen annesi şu an karşısında Carmilla'dan bahsediyor, hakkındaki dedikoduları onaylıyor ve bir kere daha annesi olmayı reddediyordu.

"Umarım zekasını aldığım ebeveynim sen değilsindir..." dedi, derince iç çekip devam etti. "Muggle mı öldürüyorsun? Tamam, kolay gelsin, beni ilgilendirmiyor. Kilise mi yaktın? Ellerine sağlık, aynısını ara tatilde kendim yapmayı düşünüyordum, beni zahmetten kurtarmış oldun. Carmilla olayından bir halt anlamadım ama umurumda da değil açıkçası, şeytanmışsın şuymuş buymuş beni ilgilendirmiyor. Şeytanın kızı olmak aşırı havalı olurdu ama bunu geçelim şimdi. Annelik yapamam da ellerim kanlı da bilmem ne de, eğk eğk eğk, kendini bana bir kere gösterdin bile! Kene gibi yapışacağımın farkındasın değil mi? Profesör Lowell çok tatlı kadın ama onun vereceği sevgiyi ve hayatı istediğimi kim söyledi? Zaten bana haber vermeden kafasına göre beni yoldan kedi kaçırır gibi almış, sabır ya..." nefes almadan konuştuğunu fark edince duraksadı, nefesini düzene soktu. "Ayrıca," eliyle mezarı gösterdi. "Şurada olmadığına göre biraz daha açıklama gerekmiyor mu sence de? Balo günü ne oldu, nasıl hayattasın? Ben öldüm muhabbetini sonraya sakla. Muggle'lar sana ne yaptı da bu kadar düşman kesildin? Meraklı kızın her şeyi detaylarıyla bilmek istiyor anneciğim, hadi kırma beni de doğru düzgün anlat!"
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Cwénhild Muirghéal - 02 Şubat, 2022 13:12:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
[justify]Kendisinin minik bir kopyası ile konuşuyor gibiydi. Aynı isyankarlık, aynı cesaret ve biraz da ukalalık. Onun gibi yetişmesi için onun yanında olmasına gerek olmamıştı. Mugglelar ile söylediği şeyler kaşının kalkmasına sebep oldu. Kızının da kendi gibi bir katil olmasını istiyor muydu? Yada istemeli miydi? Alabileceği her türlü yardımı almalı mıydı? Bu yardım kızından mı gelmeliydi ? Yahut yardıma ihtiyacı var mıydı ki ? Bu işi kendi başına yapmak zorunda olduğu için ölmemiş miydi zaten ?

Bir çok soru kafasında cevaplanmayı bekliyordu ama onları cevaplamanın sırası henüz gelmemişti. Biraz daha bekleyecekti bu soruların cevabı. Şimdi ilgilenmesi gereken daha önemli biri vardı ve o kişinin sorularına cevap vermek daha elzemdi.

"Pekala anlatacağım." dedi. Sonra bir lahdin yanına çöktü kızını da yanına oturttu. "Büyülerimizi aldıktan sonra biliyorsun katliam başladı. Çoğumuz kaçmaya başladı ki doğru olanda buydu. Senin de olay yerinden sağ salim çıktığını görünce diğerleri kaçabilsin diye vakit kazanmaya çalıştım. Barın arkasına geçtim ve elime gelen ne varsa kullandım. Baya da iyiydim. Adamların kayıpları o kadar fazla oldu ki siper falan kurdular. Ah bir iki seherbaz daha olsaydı yanımda haklardık hepsini." sesindeki öfke gayet barizdi. "Neyse tabi sayıca üstündüler ve ben sadece bir şişeyle adam öldürecek kadar cephanesiz kalmıştım. Kılıçlı bir tanesi beni güzelce yaraladı. Öldüm sandım ama öldürmediler. Uyanana kadarki süreyi çok az hatırlıyorum. Çıplaktım, kanlar içindeydim. Vücudumdaki her kemik ağrıyordu. Kaslarım sanki lime lime edilmiş gibiydi. Bedenimle ne yaptıklarını bilmiyorum ama onurlu şeyler olduğunu düşünmüyorum." bu sırada ellerini yumruk şeklinde sıkıyordu. "Sonra uyandırıldım. Bir tür mahkemeye çıkarttılar beni. Türlü türlü işkenceler ettiler. Parmaklarımdan birini koparttılar. Çenemdeki yarayı görmüşsündür zaten. Konuşturmaya, bizimle ilgili bilgi almaya çalıştılar. Vermedim tabi. Sonra pirinç boğa geldi. İçine atıldım. Çırılçıplak bir kadını pişirmeye başladılar ama beceremediler. Savaştım ve kaçtım. Aptallar ortalıkta bir asa bırakmışlardı, iki tanesini patlattım o asayla." duraksadı.

"Hogsmeade sınırlarındaki bir barakaya süründüğümü hatırlıyorum. Sonra Carmilla. O beni kurtardı, bizi kurtardı. Ölmek üzereyken."
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 02 Şubat, 2022 13:42:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Mirabelle, anlatılanları şok içinde dinliyordu. Muggle'ların, özellikle kilisedekilerin acımasız olduklarının farkındaydı ama bu kadarını beklemiyordu. Sürekli kaçtığı, anlatılan hiçbir şeyi dinlemediği için kendisiyle gurur duyuyordu şu an. Ya onlar gibi korkunç biri olup çıksaydı? Annesi anlattıkça kızının midesi bulanıyordu. Zaten cisimlenince gelen mide bulantısı hala üstündeydi. Elleriyle ağzını kapatarak kendini tutmaya çalıştı, dinlemeye devam etti. Detay istediğini biliyordu ancak kadın tam detay vermiyor olsa bile Mirabelle bu isteğinden pişman olmuştu. Normalde en iğrenç şeylerden bile etkilenmez, güler geçerdi ama şu an durum farklıydı. Bu bahsedilenleri kendi kanından biri yaşamıştı, o rezil kilise itleri bu kızın annesini elinden alacaklardı. Kiliseye karşı iyice bilenmişti, önce arkadaşı André'ye zarar vererek nefretini kazanmışlardı ve şimdi de annesine olanları duymuş, iyice çıldırmıştı. Tüm bunlara rağmen Cwénhild, annesi, kendini kanıtlamış ve başarılı bir şekilde kaçabilmişti. Fakat konu yine Carmilla'ya gelmişti, anlamıyordu.

"Biliyorsun... Yardımımı istemende sakınca yok. Daha bebek olabilirim ama bir şeyler yapabilirim, cidden!" dedi sırıtarak. "Hatta beni yalnız bırakmaman daha iyi. Kendi başıma gidip dalmamı istemezsin, değil mi? Aslında..." Yetimhaneye son gidişinde olanlar bir bir gözünün önünden geçti. İşi tamamen batırmıştı, arkadaşları o kadar uğraşmışken o anda o büyüyü yapmasa durum daha farklı olurdu belki de. "Ben onu çoktan yapmış olabilirim belki..." dedi masum masum, sessiz bir mırıltı halinde. "Bir ihtimal gidip dalmış olabilirim... Beni büyü yaparken görmüş olabilirler falan... Öhöm! Ama konu bu değil, bir şey olursa beni nerede bulacağını biliyorsun!" dedi, gülümsedi. "Ayrıca hala Carmilla olayını anlamıyorum. Onu da açıklayıver, nasıl kurtardı? Bir olduk falan filan bir şeyler de dedin..."
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Cwénhild Muirghéal - 03 Şubat, 2022 00:55:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
"Bizim olsa da o hala küçük bir kız çocuğu. Bütün bu vahşeti kaldıramıyor oluşu normal." diye fısıldadı kulağına içindeki ses. Önceki hayatı boyunca kızıyla nasıl karşılaşacağını düşünmüştü. İlk kez bir araya geldiklerinde ne konuşacaklarını. Nedense Mirabelle'in ona kızacağını onu kabul etmeyeceğini düşünmüştü hep. Zaten bütün hayatı boyunca karamsar olmuştu, lakin bu konuda tünelin ucunu hep karanlık görmüştü. O tünelin ucu bambaşka bir yere çıkmıştı. Karanlık bir yerdi ama o karanlık anne kızın bağ kurduğu bir karanlıktı.

Kızının kiliseye daldığını duyunca garip hissetti. Her hareketiyle kendisinin küçük kopyası olmayı başarıyordu. Güldü. Uzun zamandan sonra ilk kez güldü kadın. Gülmek ona çok yakışıyordu. Lakin gülmeyi unutacak kadar uzun zaman olmuştu gülmeyeli. Kızın sorusuyla bu gülüş ufak ufak kaybolsa da tamamen kaybedilmediğini bilmek rahatlatıcıydı.

"Carmilla ve ben. İkimizi ayrı düşünmemelisin. Şu an hem benimle hem de onunla konuşuyorsun. O benim anılarıma ve gücüme sahip bende onun anılarına ve gücüme. Bu birleşme sayesinde kurtuldum. O bana hayat verdi ve bende ona hayat verdim. Bunu sana tam olarak nasıl açıklarım bilmiyorum ama bundan daha açık olamam. " sonra bir an duraksadı. Sadece kızına baktı, gözlerini ve saçlarını izledi. Yavaşça sarıldı. Başını göğsüne bastırdı ve öptü. "Seni terk ettiğim için özür dilerim. Sana annelik yapmaya cesaret bulamadığım için özür dilerim. Bıraktığım için pişman olmadığım tek bir gün bile olmadı."
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 03 Şubat, 2022 01:35:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Mirabelle'in annesinin çok güzel bir gülüşü vardı. Her ne kadar sorduğu soruyla beraber bu gülümsemeyi soldurmuş olsa da görmüştü sonuçta, annesinin gülmesine sebep olabilmek güzeldi. Sonra Cwenhild, Carmilla'yla olan durumu açıklamaya çalıştı. Karışıktı, hala tam olarak nasıl olduğunu anlamasa da artık birkaç şeyi yerine oturtabilmişti. Basitçe; bir beden iki ruhu taşıyordu. Anladığını belli eder gibi başını salladı. Kadın, bir süre Mirabelle'i izledi, Mirabelle de tatlı tatlı gülümseyerek izlemesine izin verdi. Ardından kendisine sarılan kadına sımsıkı sarıldı. Başına kondurulan öpücükle kıkırdadı ve istemsizce kedi gibi sırnaştı annesine. On altı yıl beklediğine değmişti. Yapılan açıklamayı uslu uslu dinledi.

"Aslında..." dedi annesine iyice yapışırken. "Affetmeyecektim. Hep istenmeyen bir çocuk olduğumu düşünüp üzülüyordum! Hatta arada sana çok bilendiğim olmuştu, sorumsuz, önüne gelenden hamile kalıp çocuğunu atan kadınlardan olduğunu düşünürdüm. Sonra bu olasılık hemen aklımdan silinirdi gerçi, bu kadar mükemmel bir şeyi dünyaya getirebilmek için en az bu kadar harika olmak gerekiyor." muzipçe kıkırdadı. "Ama sonra Profesör Lowell bana seni anlattı, kesin çok iyi bir annem vardır diyordum ama bu kadarını da beklemiyordum. Hem mantıken beni tamamen bırakmadın ya? Geceleri izlendiğimi hissedip tırstığımda meğer biricik annem dibimdeymiş- benle konuşmaya gelmese bile. O hayranlık duyulası mükemmel annemin bende olmayan bir kusuru var gerçi..." dedi, çekildi, sahtecikten kızgın bakmaya çalıştı ama gülesi geliyordu.

"Kendi çocuğundan korkuyor ama gidip cadı avcılarına kafa tutuyor!" başını annesinin omzuna yasladı. "Bir daha yapmamasını isterdim ama sanırım daha büyük işlere girişecek gibi. Keeeeeşke ben de büyük işlere girişsem canım annemle!" son cümlesini birazcık daha yüksek sesle söylemişti. Bir iki saniye durdu. Sanki tutuşunu gevşetse kaçıracakmış gibi annesine iyice yapıştı. Normalde yetişkinlerin yanında böyle tavırlardan kaçınır, onların yaşıtı gibi davranmaya çalışırdı ancak şu an içinden küçük bir çocuk gibi davranmak, mızmızlanmak, sırnaşmak, boş boş konuşmak geliyordu. "Bundan önce yanımda olmamanın cezası ben ölene kadar yanımda kalmak. Haliyle benden önce ölme gibi bir şansın da yok. İtiraz kabul etmiyorum."
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Cwénhild Muirghéal - 04 Şubat, 2022 13:55:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
[justify]"Gitmeliyiz."

Kafasının içinde yankılanan ses elzem gerçeği kadının yüzüne yüzüne çarpmıştı. Kızının soracak çok fazla sorusu vardı ve hepsi zamanla cevaplanacaktı. Lakin bu buluşmaya ayırdığı süre dolmak zorundaydı. Zira bir kaç gündür izini sürdüğü avcı takımı kurduğu tuzağa düşmek üzere olmalıydı ve tekrar onları elinden kaçırmak kabul edilemezdi. Kızının yanağını okşadı.

"Ben, biz bütün bunları senin gibiler, çocuklarımız, geleceğimiz savaşmak zorunda kalmasın diye yapıyorum." dedi. Bu laf ağzından çıktıktan sonra kızıl saçlarına aklar düşmüş olan kadın girdi araya. "Durmayacak, o da senin gibi bir asi!"Haklıydı, bu küçük kızı hayatı boyunca izlemişti ve kesinlikle durmayacaktı. Hatta sırf bu saatten sonra annesinin dikkatini çekmek için bile boyundan büyük işlere kalkışabilirdi.

"Onu eğitebiliriz."

"Saçmalık. O daha çocuk."


Belki de eğitilebilirdi. Sonuçta Muirghéal kanı taşıyordu. Alannah'a ileri seviye lanetleri ve tılsımları öğretmesi bir iki hafta sürmüştü, kendi kızında da bu potansiyel neden olmasındı?

"Fakat durmayacaksın, biliyorum. Bende durmazdım. O yüzden sana kendini nasıl savunacağını öğreteceğim. İki şey istiyorum sadece. Birincisi asla ama asla benim kızım olduğunu kimseye söylememelisin, hiç kimseye Mirabelle. Avcılar, bakanlık, ödül avcıları, intikam peşinde olanlar. Düşmanım çok, bana ulaşmak için seni kullanırlar. Söz ver bana tamam mı? Hiç kimse, Gwyndolin bile!"
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Mirabelle Starlight - 04 Şubat, 2022 14:17:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Yanağı okşanırken yine sırnaşmamak imkansızdı Mirabelle için. Kadının kurduğu ilk cümle, kızının isteklerini reddeder gibiydi. Haliyle kızın kaşları çatıldı hafiften, yine terk edilmeyecekti değil mi? Kendini kanıtlamak için bir kilise de kendisi mi yakmalıydı illa? Ses etmeden bakıyor, devam etmesini bekliyordu. Kadın da aynen öyle yaptı ve Mirabelle'i memnun edecek şeyler söyledi. Kimseye söylememe işini başarabilirdi, zaten ortalıkta 'Ben Carmilla'nın kızıyım' diye gezinse kimse ciddiye bile almaz hatta bir taraflarını dönüp gülerlerdi. Gülümseyerek başını salladı.

"Tamamdır, söz. Ben hayatımda hiç Cwénhild ya da Carmilla diye biriyle karşılaşmadım, tanımıyorum, haberim yok. Profesör Lowell da durduk yere bayıldı, başında uyanmasını bekledim. Dümdüz, sıradan bir öğrenciyim sadece." dedi, son dediği hoşuna gitmemiş gibi değiştirme ihtiyacı duydu, "Yok yok o kadar da değil. Son cümleyi geri alıyorum, sıradan olmak için fazla harikayım. İkinci istediğin ne peki?"
Başlık: Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
Gönderen: Cwénhild Muirghéal - 04 Şubat, 2022 16:39:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
"Şimdilik vedalaşma zamanı."

Yavaşça oturduğu yerden kalktı. Kızının anlına bir öpücük kondurdu ve bayılttığı arkadaşının yanına doğru yürüdü. "İstediğim ikinci şey ise Mirabelle." dedi yürürken. "Gwyndolin sana emanet, onun kalbi bizimki gibi değil. Benim yaşadığımı ve neler yaptığımı öğrenirse kaldıramayabilir, çok üzülür. Ona iyi bak. Yemek ayırt etme, uslu olmaya çalış. Kendini asla ama asla ezdirme. Doğru olduğunu düşündüğün şeyleri savun ama asla bir zorba olma. Bana ulaşmaya çalışma ben seni bulacağım." dedi. Sonra asasını çekti ve Gwyndolin'in bayılmadan önceki son bir kaç dakikasını sildi. Böylece kadın gördüğü kızıl cadıyı unutacaktı. Sonra kendi mezarına döndü. Garip hissettirdiği kesindi. Sonra sola baktı. Annesinin mezarına baktı. Elini kaldırdı ve yavaş yavaş bir yumruğa dönüştürdü. Yumruk kapandıkça mezar taşı çatladı ve en sonunda parçalandı. "Dediklerimi unutma, kızım. Dikkatli ol, seni seviyorum."Arkasını dönmeden cisimlenip gitti. Kızının göz yaşlarını görmesini istemedi zira.