17 Nisan, 2026 09:21:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Redferne Amaranthe Roseborough

Sayfa: [1]
1
Amerika Birleşik Devletleri / Baltimore Düve'sinin Son Yaylımı
« : 19 Ağustos, 2022 01:53:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yüksek kale duvarları arasında taş bir koltuğun rahatsızlığıyla oturuyordu yaşlı adam. Sanki her geçen an daha da soğuyor ve kararıyor gibiydi hava. Göz alabildiği uzunlukta ilerisinde ve gerisinde uzanan duvarlar arasında yalnızdı. Göz alabildiği yükseklikteki duvarların arasında yaşayabileceği her saldırıya karşı güvendeydi de. Her geçen an hava daha da soğuyor ve kararıyor gibiydi sanki yine de. Koltuğunun durduğu yüksekliğin dört kenarında çelik zırhlarıyla kaplı korumaları vardı, duvarlar arasında korunmaya gereksinim duymuyor olsa bile. Hava daha da soğuyordu ve oldukça kararmıştı sanki ama. Korunmaya değil, ısınmaya gereksinim duyuyordu adam ama elini uzatsa dokunabileceği korumalarının zırhları ısıtmıyordu onu. Soluğunun ağzından buharla çıktığı, titreyen bedeniyle birlikte omuzlarının soğuktan kırılır gibi olduğunu sezebiliyordu... Hava çok karanlık ve soğuktu şimdi. Duvarların oluşturduğu koridorun ufuğunda bir ışık görür gibi oldu adam. Ulaşmaya çalışsa da korumaları durdurdu onu teberlerinin saplarıyla koltuğunun önünde çapraz bir set çekerek. Işık yaklaşıyordu adım adım. Isısını onca uzaklıktan bile sezebiliyor gibiydi adam. Yerinden kalkamıyordu yine de, hem korumaları onu rahatsız koltuğunda tutuyor hem de soğuk adamı mıhlamış gibiydi oturduğu yerine. Işık bir insandı, sıcağı ısıtmaya yetecek gibiydi tüm o yüksek duvarları ve adamı. Kollarını uzattı adam ve ulaşmaya çalıştı boş yere. Sonra dev bir kartal geniş kara kana-..

Terler içinde uyanmıştı peder. Gördüğü düşü usunda anlamlandırmaya çalışması ve bunun anlamsızlığıyla kendine az da kızıyor olarak kaşlarını çatması saniyelerden daha kısa bir zaman almıştı. Zaman harcamadan istavroz çıkararak derin bir soluk aldı. Camları isli pis bir gaz lambasıyla ışıklandırılmış odasının baş ucunda her zaman için terini silebileceği bir kumaş bulundururdu, zorlukla kendini kollarını kullanarak doğrultup yüzünü silmeye uğraştı adam. Yatağa dokunan teninin büyük bir çoğunluğu soğuk bir sezgisizlikle gıcırdatıyordu döşeğin altındaki tahtalarını. Yüzünü ve göğsünü soğuk terlerden arındıran adamın bu üşümeye benzeyen sezgiye alışması belki çok daha uzun aylar alacaktı. Bu sırada kapısı açılmış ve kendine son aylarda yardımcısı olma görevini üstlenen odacı genç içeri girmişti adama beklediği haberi vermek için. Yaşlı, sakat ve yorgun bir adamı uyandırarak rahatsız etmekle tatsızlaşacak işini yapmak zorunda kalmamanın sevinciyle yüzü gülüyordu...

Kilisenin mutfağına komşu olan ortak toplanma odasının uzun masalarından birinde kahvaltısını bitirmişti Redferne. Her yeni güne başlayışının uzun ve güçlük dolu olan ve bir tören havasıyla yapılan eski pansuman bandajlarının çıkarılması, yaralarının temizlenmesi, ilaçlarının sürülmesi, yeniden temiz pansuman yapılması, arada daha çok adamın iradesini acıyı düşünmekten başka düşüncelere itmesi için yardımcı oluyorsa da dua ile kutsanmalarla acısının dindirilmeye çalışması ve yanlarından çıt çıtlı düğmeleriyle kapanan uzun paçalı pantolonunun giydirilmesi rutininden sonra yaşlı adamın asılan yüzünü en azından mutsuzluktan uzak bir mimiğe ev sahipliği yapmanın yolu sıcak bir kahvaltıdan geçiyordu. Şimdi ise her gün olduğu gibi olması gerektiğinden çok fazla zaman harcanmış olduğu düşüncesini düşüncelerinden ayrı tutmayarak tekerlekli sandalyesinin tekerleklerine yapıştı yaşlı elleri. Odacısının durumu anlayıp yanına gelmesini bekleyene dek, yoluna gitmeyi daha uygun buluyordu adam. Yine de genç görevli adamı yalnız bırakmamaya ant içmiş gibi bir görev aşkıyla yalnız bırakmıyordu pederi. Salem Kilisesi'nin eski olmasa da yorgun duvarlarının dışına çıkmayı her zaman seviyordu Redferne. Daha çok, temiz havayı sevdiğini söylemek mantıksız olmazdı. Kilisenin hemen kapısının yanındaki panoda asılı olan kağıtlardan birini gösteriyordu odacı genç,
Burada işte Peder Roseborough, söylediğiniz gibi 'kolay olmayan' bir meydan okuma gibi görünüyor. Umarım istediğiniz gibidir? demişti başardığı bir görev olduğu düşüncesinin verdiği coşkuyla.
Alıntı yapılan: Salem Engizisyonu
Baltimore Sabotajcısı
Baltimore ve Ohio Demiryolu şirketinin Amerika Birleşik Devletlerinin doğusuna demiryolu ile ulaşma çabaları büyük bir sekteye uğramış durumda. Artık kalıntılarına dahi ulaşılamayacak eski bir yerli kabilesinin bir zamanlar konakladığı Cheyenne bölgesindeki demir...

Redferne duyurunun devamını okumaya gerek duymamıştı. Biraz odacısına olan güveninden, biraz da karşılaşma potansiyelinde olan hiçbir zorluk karşısında korkuya kapılıp çekinen biri olarak görünmek istemediğinden... Hem ayrıca gencin "uygun" bulduğu göreve burun kıvırdığı duyulursa bunun büyük bir aşağılanma ve de İngiltere'de tökezlediği görevden sonra bir korkaklık olarak görüneceğinden çekiniyordu. Yıpranmış tahta panodaki kağıdı yerinden uzanarak alıp Mahkeme görevlilerine görevi üstleneceği haberini vermeye koyulması için yardımcısına sandalyesini itmesini buyur etmişken, kilisenin kapanmamış kapısının arkasındaki koridordan genç birinin adını seslendiğini duymuştu.

2
Cadı Avcısı Karakter Başvuruları / Peder Roseborough, Predicatore di Guerra
« : 11 Mart, 2022 04:12:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=ljenO4nkryk[/youtube]
"Omnes stultos contra Deum nostrum perdamus. Amen!"

Karakterin Adı ve Soyadı:
Redferne Amaranthe Roseborough

Karakterin Yaşı:
78

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:
Çocuklara karşı içten ve bağışlayıcı bir baba, öğrencileri için deneyimli ve sevecen bir öğretmen, yoldaşları için bilge ve güvenilir bir savaşçı. Rabb'in buyruğu doğrultusunda savaşırken yılmaz, liderliğinde acımasız, görevinde doğrucudur. Kumar, alkol, oburluk ve varlıkçı yoksunluklara duyulan zayıflıklar gibi haramlara karşı sert tutumlar sergiler ve yoldaşlarını uyarmaktan çekinmez. Yine de yalnızca eşi çok sevdiği için; çoğunlukla favorilerinin beyazlayışını sıklıkla unutarak bakımını aksatsa da, saç ve sakallarını gençliğindeki renk tonunda boyadığı söylenir. Disiplini önde tutan yaklaşımı onu bunca zaman tehlikelerden koruduğu için yoldaşları ve buyruğu altındakilerden bu konudaki beklentisi yüksektir. İlerlemiş yaşına karşın fiziksel durumunu yeterince korumaya önem vermiş; Mızrak, Teber, Kılıç ve Kundaklı Yay konusunda yıllarını geçirdiği görevi ile eğitiminin getirisiyle ustalaşmış ve öğrenciler yetiştirmiştir. Koyu bir Katolik olarak yeri geldiğinde diğer Hıristiyan mezheplerini aşağılayıcı bir görüş taşıyor olsa bile, konu Cadı Avcılığı olduğu zaman bu görüş ayırımlarını bir kenara koymanın gerekliliğini bilecek seviyede bağnazlıktan da uzaktır. Kör ve düşüncesizce saldırmaktan çok daha fazla, stratejik düşünce ve durumsal gözleme dayalı planlara göre eyleme geçer; çatışmayı kumandanlığı ve moral yükseltici vaazlarıyla destekler.
(Yönetime çok ısrar ettim; büyü dışı, "Buff veren" Avcı sınıfı yapalım diye ama şeettiremedim :D :D )

Karakterin Kısaca Geçmişi:
1788 Floransa'da; İngiliz bir babadan olma, İtalyan bir anneden doğma bir adamdır. 35'li yaşlarında Katriona Marika Aylward adlı eşiyle yaptığı evlilikten olan Selene, Victoria ve Caleb adlarında üç çocuğu doğmuştur. Kızlarını ergen yaşlarında Kolera ve Çiçek hastalığı nedeniyle toprağa veren adam, daha sonraları kendine avlarında kullanılması için yaptırdığı kılıcı ve kundaklı yayına onların adını vermiştir. İlerleyen yıllarda oğlunu da kimliği belirlenemeyen Cadı ya da Büyücüler nedeniyle yitiren adam; çok sevdiği eşinin geçirdiği üzüntülü travma nedeniyle de Katatonik biçimde yatalak kalmasıyla birlikte bir daha başkasının böylesi bir acıyı yaşamaması dileğiyle kendini yaşamsal isteklerden uzak tutmuş ve tam anlamıyla Cadı Avcılığı'na yönelmiştir. Kılıcı ve yayıyla girdiği her çatışmada çocuklarının yanına dönmeyi arzuladığı; Cehennem'e gönderdiği her bağışlanamaz kâfir ruhunu da çocuklarına iyi bakamayan bir baba olmanın günah dolu suçu karşılığında Rabb'ine ödediği bir bedel olduğu söylentilenmişse de, kendisi tarafından hiç doğrulanmamıştır.
Kişisel eşyaları arasında üzerinde "Cohors Pedestris Helvetiorum a Sacra Custodia Pontificis" yazan ince bir parşömen genişliğindeki ipekten sargısı dışında kendisinin "Guardia Svizzera Pontificia" (İsviçreli Muhafızlar) içinde olduğunu belirten bir dış görünüşü yoktur. Ancak kendisi normal bir Muhafız olmamakla birlikte, genç yaşından beri "Basilica di San Pietro in Vaticano" (Aziz Petrus Bazilikası) dışında görev yapan, "Cappella Cremisi" (Kızıl Şapel) adı verilen ve Doğaüstü sorunlarla ilgilenen gizli bir Muhafızlar oluşumunun parçasıdır. Salem Cadı Avcıları ile eş uyum, misyon ve vizyon içerisinde bu oluşumun içinde olsa bile; kimi zaman karşı konulamaz mezhep ve görüş karşıtlıkları içinde de olsa, görevlerini yerine getirmeye ilerleyen yaşına karşın devam etmektedir. Uzun yılların getirdiği deneyim ve başarımlar sonucunda konumunda yükselerek "Il Padre della Cappella Cremisi" (Kızıl Şapel'in Pederi) rütbesine geçmiştir. Rütbesi Muhafızlar'ın en üst rütbesi olan "Muhafız Komutanı Albayı" Oberst'i aşsa bile, ayrı kategorilerin kumandanı olduğu için iletişim ve ilişkileri yoktur; görevlerini direkt olarak Papa'dan alır. 1866 yılında Britanya'daki oluşumları henüz başlayan Cadı Avcıları'nın Aziz Michael Kilisesi'ne Büyücedünya'ca yapılan baskını savunması sırasında geçirdiği yaralanmalar sonucunda yanarak zarar gören kasları nedeniyle tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak yaşamak zorunda olduğu doktorlarca uygun görülmüş olsa da, savaşması gerektiğinde acılarını önemsemeden çatışmaya katıldığı bilinir. Yoldaşları ve takipçilerinin çoğu, adamdaki bu tutumun içinde yanan bir özlemin verdiği acı karşısında güçsüz kalışına yormakta olsa da kendisine bu durumu sorabilecek yakınlıkta kimsesi yoktur.. ya da en azından kalmamıştır artık. Son çatışmasında kendini bir anda Dünya'nın diğer ucundaki Salem'de bulduğunda kılıcı ve yayını yitirmiştir. Yoldaşları ve adını duyup da yaşamayı başarabilen düşmanları tarafından "Predicatore di Guerra", "Savaş Vaizi" adıyla tanınır.

İstediğiniz Meslek:
"Il Padre della Cappella Cremisi" (Peder, Katolik)

Karakterinizin Mahşer Yolu:
Gelin (olabilir, yatkınlıksız oynayabilirim. Karar veremedim daha)

Başlangıç Teçhizatı:
10GP Temel Avcı + 11GP Yaş Bonusu ile 21
Gümçekiç - 18 GP

(İleride alınacaklar)
Helsing Paltosu - 25 GP
Mitralyöz - 30 GP (Tekerlekli sandalyeye eklemelik)
Hacı Logarius'un Tekeri -15 GP
Hacı Logarius'un Tekeri -15 GP (Tekerlekli sandalyenin iki tekerleği olarak. Yeri geldiğinde destek, yeri geldiğinde çekiciyle birlikte kalkan amaçlı kullanmak için :3 )

İmza Teçhizat:
Cadı Avcıları'nın baskını sırasında yanarak edindiği yaraları.
Normal şartlar altında gövdesinden aşağısı yanarak sakatlanmış bedenini kullanıp savaşmaya devam etmesini sağlar; RP içindeki aksiyon süresince devam eder, tek görev ya da kurgu içinde çoklu çatışma varsa bile hepsi için yinelenen biçimde kullanılabilir.
(".. and our scars remind us, that the past is real. I tear my heart open, just to feel" Evet, Papa Roach kekoluğu ve 90'lar Nu Metal'i!)


Örnek RP:
"Mesih'in benim aracılığımla konuştuğuna ilişkin kanıt istiyorsunuz. Mesih size karşı güçsüz değildir; O'nun gücü sizde etkindir. Güçsüzlük içinde çarmıha gerildiği halde, şimdi Tanrı'nın gücüyle yaşıyor. Biz de O'nda güçsüz olduğumuz halde, Tanrı'nın gücü sayesinde O'nunla birlikte sizin yararınıza yaşayacağız. İman yolunda olup olmadığınızı anlamak için kendinizi sınayıp yoklayın. İsa Mesih'in içinizde olduğunu bilmiyor musunuz? Yoksa sınavdan başarısız çıkarsınız. Umarım bizim başarısızlığa uğramadığımızı anlayacaksınız."

(Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat, Jimmy Folke ve Cindern Luaith O'Vanian karakterlerinin RP'lerine göz atabilirsiniz!)

3
Aziz Michael Kilisesi / Aziz Michael'ın Küllerinden
« : 14 Şubat, 2022 00:20:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Aziz Michael Kilisesi'nin avlusu koşuşturan birkaç çocuğun tatlı gülüşmeleri ve depar sesleriyle yankılanıyordu. Britanya Aralık'ına yakışır biçimde durgun bir hava vardı ama bu ve soğuk bile eğlenmek isteyen yetimlerin hızını kesemiyordu. Çevredeki diğer insanlara nazaran daha uzun boylu, daha yapılı bir fiziğe sahip olan adam uzun adımlarla arşınlıyordu avluyu. Arkasında en az üç adım geriden gelen bir grup insan daha vardı, adama göre çok daha sade giyimli kimselerdi bunlar ve aralarında siyah cübbesiyle bir papaz daha bulunuyordu. Evharista sonrasında yapılan toplantıdan henüz yeni çıkılmıştı...
"Sonunda yakaladım seni, kâfir Cadı Mirabelle!" nidasıyla arkadaşının sırtına tüm gücüyle vuran çocuğun gözleri parıldıyordu sanki.
Koşturan çocuklardan birinin diğerine kovalamacaları sırasında söylediği bu sözler adamın kulaklarına vardığında çocuklar dahil çoğu kişinin titremelerini sağlayan bir hiddetle bağırmıştı Peder Redferne Amaranthe Roseborough "Hey ikiniz! Durun bakayım..." diye. Çocuklardan vuranın yanına tek dizinin üstünde eğilip sözlerine tatlı ve sakin bir tavırla, korkutmadan devam etti:
"Dostunuza karşı asla şiddet kullanmamalısınız. Böyle davranırsan cennetle müjdelenenlerden olmayı nasıl beklersin?"
Çocuktan gelen küskün "Affedin rahip." sözüne karşı da;
"Çocuklar ah; şiddet asla doğru cevap değildir, kafirler ve canavarlara karşı kullanılmadığı sürece!" diyerek başlarını okşadı. "Haydi, içeri girin bakalım. Oyun zamanı bitti. Haylazlığınıza kefaret olarak en az 15'er kez 'Yüce Meryem' ve 'Babamız' dualarını okuyun!" dedi ve yolladı çocukları adam.
Geri ayağa kalktığında takipçileri adama yetişmişlerdi. Siyah cübbeli papaz Hackworth, Redferne'i yakınlardaki bir çeşmeye ve orada bulunan mermer kürsüye doğru eliyle davet etmişti. Grup çeşmeye varmış, kürsüye geçen Redferne'i dinlemeye koyulmuştu. Kalıplı adam sözlerine başlamadan önce sessizce bir dua okumuş, sonrasında da karşısında kendini dinleyenlere hitap etmeye başlamıştı:
"Son zamanlarda gerçekleşen tuhaf şeyleri muhtemelen duymuşsunuzdur havarîlerim. Özellikle İngiltere'nin bu kesimlerinde. Büyük de bir örtbas varmış gibi görünüyor üstelik. Kafirler..." ve insanların aralarında oluşmaya başlayan kısık sesli homurtuların dinmesini bekledi. Sonrasında:
"İngiltere'de son zamanlarda üst üste kafir taşkınlıkları görülmeye başlamıştır. Sorun nedir çok da anladığımı söyleyemem; Aziz Michael müridleri neden avlarında yetersiz kalıyorlar bilemiyorum, bu durumla beklediğimizden daha kötü şekilde başa çıkılıyor nedense. Belki Protestan'lığınızdan gelen bir şeydir ama şu an mezhep ayrımına girmeyeceğim hiç... Ancak, bu duruma bir dur dememizin zamanı geldi!" diyerek nutkuna devam etti. Yapılan vaaza Aziz Michael bünyesindeki diğer çalışanları da yavaş adımlarla katılıyorlardı. Çeşmenin etrafındaki insan sayısı giderek artmaya devam ettiği sırada çoğu kişi kendilerine söylenen sözler karşısında az da olsa itiraz etmeye başlamışlardı. Sesleri çok fazla yükselmeden önce yüzünü topluluğa dönüp, ellerini havaya kaldırarak susmalarını işaretleyen papaz Hackworth olmuştu. Redferne sessizlik sağlandıktan sonra devam etmişti:
"Ağustos sonunda Üstat Sixsmith'in emriyle yaptığımız baskında aldığımız canlar ve indirdiğim kılıç darbesinden sonra yüzü göklerdeki cennete dönmeden yere yıkılan Şeytan'ın Karısı Cwenhild ele geçirildikten sonra Roma'ya geri döndüğümü hepiniz biliyorsunuz. Kalmama gerek olmadığını gönül rahatlığı içinde çokça temin eden hemşirem Lucille ve diğerlerinin kâfirlere karşı Mahkeme kurduklarını ve yargılarını eda ettiklerini öğrendim. Peki bugün neden geri döndüm? Vatikan'ın bir savaşçısı olarak İngiltere'deki bir sorun için neden sizin kendi başınızın çaresine bakmanıza bırakmadık sizi? Çünkü bu sorun İngiltere'yle bitmiyor. Hemşire Lucille'in kâfir André Harris'i eğitime tâbi tuttuğu bir gecede Aziz Michael Kilisesi ateşe verilmiş, yüzümüze ilk tokat vurulmuştur. Sonrasında ise adı Kızıl Carmilla diye bilinen Şeytan'ın bir başka fahişesi o günden beri en az üç kiliseyi daha yakarak küfürde bulunmuş durumda. Kâfirler bize saldırıp masum inananların kanını döküyor ve biz öylece durum buna seyirci kalamayız! Her zamanki gibi utanmaz ve kibirliler... Onlara bu suçlarının karşılığı olduğunu öğreteceğiz ey iman edenler."
Dinleyicilerin çoğu 7 kordonlu bir Flagellant kırbacı sırtlarında patlıyormuşçasına yumruklarını sıkıp dişlerini gıcırdatıyorlardı hiddetle. Roma'dan gelen papaz doğruyu söylüyordu, Britanya Cadı Avcıları aylardır sessiz kalmış ve kendilerini doğru düzgün savunamamışlardı.
"Kitabımızda 'Eğer biri günah işler, Rabbin buyruklarından birinde yasak olanı yaparsa, bilmeden yapsa bile, suç işlemiş olur; suçunun cezasını çekecektir.' buyurulmuştur. Ey müridler, ey tanrının elçileri! Eğer biz, dünya üzerindeki kutsal gazabın araçları olarak bu küfürlere cevap veremezsek, yasaya uymamış olmaz mıyız? 'Oysa bilmeden dayağı hak eden davranışlarda bulunan, az dayak yiyecek. Kime çok verilmişse, ondan çok istenecek. Kime çok şey emanet edilmişse, kendisinden daha fazlası beklenecektir.' denilmemiş midir? Üstat Sixsmith'in izni ve Rabbin inayetiyle bundan sonra bu sorunlar çözülene kadar, Britanya'daki her Cadı Avcısı bana uyacak ve sözlerimi emir diye dinleyecektir." dedi içinde ateşlenen büyük bir görev aşkıyla ve ağır pelerininin altında kabzası saklı duran kılıcı ile belinden kemerine takılı olan arbaletini çekti:
"Sağ elimde Victoria, sol elimde Selene ile çok emanete hak görülmüş olan ben, benden beklenilenden fazlasını sunacağım! Çok özgürlük verilmiş olan bu kâfirlerden, karşılığında ise çokça can alınacaktır!"

Sözlerini bitirip kürsüden inerek, hiç zaman kaybetmeden, çeşmenin çevresinde toplanmış olan güruhun şaşkın bakışları altında tam anlamıyla ayağının tozuyla faytonuna ilerlemeye başlamıştı. Biraz önce içeri girmeleri öğütlenen çocuklar parmaklıklı pencereler arkasından adamın ağzından çıkan sözleri duyabiliyorlardı:
"Kutsal Yasayı bilmeden günah işleyenler Yasa olmadan da mahvolacaklar. Yasayı bilerek günah işleyenlerse Yasayla yargılanacaklar. Çünkü Rabbin katında aklanacak olanlar Yasayı işitenler değil, yerine getirenlerdir. Amin."

Sayfa: [1]