[justify]Temiz hava ciğerler için çok önemli. Gemi ile küçük bir yolculukla Boleyn adasına gelmiş, geminin güvertesinde sigaramı tüttürmüştüm. İskeleye vardığımda da güzel bir öksürük krizine girdim. Maskemi takmamış, her zamanki mavi pelerinimi giymemiş olduğum için bir hiç kimse olarak iskelede adaya indim. Yanıklarımı saklamak yerine bir meczup gibi takılıp öksüre öksüre kenarlarda köşelerde yürüyerek Nicholas ile buluşacağımız noktaya vardım. Uzaktan onun öylece dikilmesini 1-2 dakika izledim iç çekerek. Git gide daha da hayata tutunması beni mutlu eden az sayıda etkenlerden biriydi. Boleyn adası operasyonunun başında olacaktı. Diğer Büyüceşura üyelerine düzenlenen operasyonlar da 1 saate yakın bir zamanda başlayacaktı ve sabaha fire vermeden halledeceğimizi umuyordum. Yanımda taşıdığım bohçamsı varlığı açıp içinden maskemi çıkarıp yüzüme taktım. Ardından da çanta gibi sardığım açık kahverengi pelerinin düğümlerini çözüp örtündüm. Nicholas'ın yanına gidip omzuna elimi koyduğum gibi asasını çekip bana doğrultunca gülümsedim Nicholas'ın ne yazık ki göremeyeceği bir şekilde. Gecenin dördünde selam vermek konusunda söylediklerine omuz silkip
"Uykusuzluğuma verin Bay Urswick." dedim.
"Artık yavaş yavaş yaşlı kategorisine giriyorum."Onu takip etmemi söylediğinde hiç sorun etmeyip arkasından ilerledim yeni Başseherbazımın. Daha başkan olalı kaç ay oldu ama bir sürü Başseherbaz değişti. Nicholas için en iyisini diliyorum sadece. Adanın iç kısımlarına yürürken kendisine tatil vereceğini söylüyordu.
"Tabi." dedim bariz bir ses tonuyla.
"Hakkındır." Göz altları konusunda da kafamı sallayıp
"Hiç kötü durmuyor Nicholas. Her zamanki gibi dalyan gibisin. Bir gün eşin ve çocukları alıp bana çay içmeye gel. Cynthia'nın duaları, büyülerden daha iyi koruyor." Surları gösterdi Nicholas. Söylediklerine uyumlu bir şekilde kafamı sallıyor sanki operasyon yapmıyormuş gibi
"Ah ne güzel ne güzel." diyordum.
"Bu adayı sabah görmek lazım aslında. Cennet gibi diyorlardı." diyordum. Nicholas ve Cornelia birlikte gelip ilk bir çevreyi araştırmışlar. Güveneceğin kişilerin doğru olduğunu anlayınca insanın içinde oluşan mutluluk anlatılmaz. Meredith de burada olsaydı da görseydi düşüncesi ise buruk bir durum getiriyor duruma. Hoffman da kalbimi söküp gitti... Cwenhild ise bambaşka bir yola saptı. Tekrar düşünüp melankolikleşmeye gerek yok. Nicholas'ın beni götürdüğü yere tek tek gelen seherbazlar tamamlanınca Nicho göğsünü şişirip konuşmaya başladı. Ellerimi önümde kenetlemiş bir şekilde sessizce dinledim konuşmasını. Konuşmanın sonunda yine mızmızlanmaya başladığında kafamı çevirip seherbazlardan sonra bu gruba katılan albino olarak nitelendirebileceğim, beyaz saçlara sahip hanımı gördüğüm gibi
"Ah!" diye çıkıştım.
"Bayan White! Buyrun gelin." dedikten sonra
"Nicholas amacım asla operasyonuna karışmak değil. Ancak bu surları geçerken muzip büyülerin olabileceği gerçeğini göz önünde bulundurmak lazım. Gerçeğin aklanmasına ihtiyacımız olacağını düşündüğüm için Bayan White'ın bizimle buraya gelmesini rica ettim. Baş Lanet Kırıcıdır kendisi." dedikten sonra Nicholas ile Luna'yı birbirlerine takdim ettim.
Tüm konuşmalar bittiğinde Luna White ile birlikte kalıp yaptığı işte ona yardım etmek adına elimden geleni yapacağım.[/justify]
Yetenek 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 10, total 10