1
Madam Moreau’nun Simya Dükkân / Kahve ve Gazete
« : 08 Mart, 2022 22:35:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Tarih: Ağustos 1865
Auguste’yi gazete almaya göndermiş olan Carolina bir yandan da o gelene kadar kasada bekliyordu. Belli bir gazetenin okuyucusu değildi kadın. Fakat böyle sürekli çırağını gazete almaya göndermemek için aboneliği ucuz olan bir gazetenin günlük gazetesinin üyesi olmuştu. Tabii geçen haftaya kadardı bu rahat günleri. Gazetenin yazarlarından biri ne yazmıştı bilmiyordu tabii ama basımı yasaklanmıştı. Belki de Sihir Bakanının ismini sansürlemeyi unutmuşlardı, kim bilir? Aslında bir düşününce en akla yatan bu seçenekti. Bay Kellington hakkında şimdiye kadar duyduğu tüm dedikodular kelliğinden bahsedilmesini ne kadar çok sevmediği üzerineydi.
Auguste gelene kadar müşteri gelmemiş olmasına şükretti kadın. Kahvesini gazetesini okurken içmek istediğinden daha günlük kafein dozunu alamamıştı. İnsan denen varlığı kaldıracak hali yoktu. Auguste’yi işe gelirken gazete almaya alışması için ‘teşvik’ etse iyi olacaktı. Geçen gün gelirken gazete alması için gence tamtamına 1 sickle vermişti! Ama bu yeterli değildi herhalde gencin işini yapmasına. Güzel bir azar işitmesi gerekiyordu Auguste’nin. Fakat bunu yapmadan önce gencin yarın da aynı hatayı yapıp yapmayacağını görecekti.
Carolina gencin geldiğini camdan görmesiyle kahvesini yapmak için ofisine ilerledi. Masasına ulaşana kadar yanından geçtiği kitaplıklarda ellerini gezdirdi. En sonunda ulaştığında da masadaki kadehleri ve şişeleri kaldırdıktan sonra fincan takımının olduğu yere yöneldi. Masadaki çekmecelerden sağ tarafta olanına saptanmaz genişletme tılsımı uygulanmıştı. Küçüklüğünde annesinin kullandığını hatırladığı bu masanın ne zaman alındığını veya bu tılsımın ne zaman yapıldığını bilmiyordu. Fakat son dakika fincanları orada bulmakta zorlandığı için yerlerini değiştirdiğini hatırladı. Aynı çekmecenin altındaki gözdeydi aradığı fincanlar.
Fincanı ve altlığını hazırlamasının ardından genç ofise girmeden birkaç saniye önce kahve çekirdeklerini çağırdı yanına asasıyla. İçeri giren Auguste hızlıca gelebilmek için koşmuş gibi duruyordu. Yaptığı hatanın farkındaydı ve bu biraz da olsa rahatlatmıştı Carolina’yı. Gence yaklaşık otuz kişiye gazete almasına yetecek parayı verdikten sonra gazeteyi almayı unutmuş olmasının ne kadar sinir bozucu olduğu üzerine bir konuşma yapmayı en sonunda elbette o da istemiyordu.
Gazeteyi masanın üzerine koyan gencin de rahatlayabilmesi için konuşma kararı aldı Carolina. Birisiyle konuşmayı kaldırabilecek bir halde değildi. Fakat deneyecekti. Bir yandan kahvesini hazırlamaya devam ederken olabildiğince yumuşak bir sesle konuştu Carolina
“Hangisini aldın bu sefer? Gelecek postası mı?”
Gencin afallamış olduğu belliydi. Carolina’yı yakından tanıma fırsatı bulmuş insanların bildiği bir şeydi bu. Kadın sabahları kimsenin sesini duymak istemeyen birisiydi. Kahvesini alana kadar kimseyle konuşmamayı tercih ederdi. Bugün şanslıydı ikizler erkenden çıkmışlardı o yüzden sabah onları görmemişti.
“Ah... E-evet. Yarın almayı unutmayacağım.”
Gencin söyledikleri karşısında başta sadece başını salladı Carolina. Uzun bir süredir her gün öncesinde almasını söylese de gazeteyi sürekli unutan gence tabii pek güvenemiyordu. Ama onu cevapsız da bırakmak istemedi.
“Hıhım. Hangi gazeteyi aldığının bir önemi yok biliyorsun. Sadece bir dahaki sefer gelirken almayı unutma yeter.”
Bu sözleri ardından eli başına giden kadının daha fazla konuşmak istemediği belliydi. Auguste de bunu anlamış olacak ki evet gibi bir şeyler geveleyip ofisten çıkmış ve kapıyı kapatmıştı. Gencin gitmesinin ardından kahvesinin hazırlıklarını çoktan bitirmiş olan kadın fincanını doldurdu. Gazeteyi uzanıp eline aldıktan sonra kahvesini yudumladı.
'Cadı Avları: Gerçek mi, Erken Bir Cadılar Bayramı Şakası mı? Hizipler gergin.'
La Fay Şifacılar Topluluğunun bir üyesiydi Carolina. Ama hizip işlerine pek karışır mıydı orası tartışılırdı? İşine gelmediği sürece hiçbir şeyi yapmayan kadın bu hizbe de bir dönem işine yarayan kişilerle tanışabilmek için girmişti sadece. Hiziplerin gerginliği pek umurunda değildi o yüzden. Fakat cadı mı avcıları? Haber başlığındaki soruya kafasında bir cevap bulmaya çalıştı kadın. Ama ne kadar düşünürse düşünsün cadı avcıları kısmının bir şaka mı yoksa gerçek mi olduğuna emin olamamıştı. Geçenlerde de Carmilla ismini gördüğünü hatırlıyordu gazetelerde. Bir kaos öncesi sessizliğinde olmadıklarını umdu.[/justify]
Auguste’yi gazete almaya göndermiş olan Carolina bir yandan da o gelene kadar kasada bekliyordu. Belli bir gazetenin okuyucusu değildi kadın. Fakat böyle sürekli çırağını gazete almaya göndermemek için aboneliği ucuz olan bir gazetenin günlük gazetesinin üyesi olmuştu. Tabii geçen haftaya kadardı bu rahat günleri. Gazetenin yazarlarından biri ne yazmıştı bilmiyordu tabii ama basımı yasaklanmıştı. Belki de Sihir Bakanının ismini sansürlemeyi unutmuşlardı, kim bilir? Aslında bir düşününce en akla yatan bu seçenekti. Bay Kellington hakkında şimdiye kadar duyduğu tüm dedikodular kelliğinden bahsedilmesini ne kadar çok sevmediği üzerineydi.
Auguste gelene kadar müşteri gelmemiş olmasına şükretti kadın. Kahvesini gazetesini okurken içmek istediğinden daha günlük kafein dozunu alamamıştı. İnsan denen varlığı kaldıracak hali yoktu. Auguste’yi işe gelirken gazete almaya alışması için ‘teşvik’ etse iyi olacaktı. Geçen gün gelirken gazete alması için gence tamtamına 1 sickle vermişti! Ama bu yeterli değildi herhalde gencin işini yapmasına. Güzel bir azar işitmesi gerekiyordu Auguste’nin. Fakat bunu yapmadan önce gencin yarın da aynı hatayı yapıp yapmayacağını görecekti.
Carolina gencin geldiğini camdan görmesiyle kahvesini yapmak için ofisine ilerledi. Masasına ulaşana kadar yanından geçtiği kitaplıklarda ellerini gezdirdi. En sonunda ulaştığında da masadaki kadehleri ve şişeleri kaldırdıktan sonra fincan takımının olduğu yere yöneldi. Masadaki çekmecelerden sağ tarafta olanına saptanmaz genişletme tılsımı uygulanmıştı. Küçüklüğünde annesinin kullandığını hatırladığı bu masanın ne zaman alındığını veya bu tılsımın ne zaman yapıldığını bilmiyordu. Fakat son dakika fincanları orada bulmakta zorlandığı için yerlerini değiştirdiğini hatırladı. Aynı çekmecenin altındaki gözdeydi aradığı fincanlar.
Fincanı ve altlığını hazırlamasının ardından genç ofise girmeden birkaç saniye önce kahve çekirdeklerini çağırdı yanına asasıyla. İçeri giren Auguste hızlıca gelebilmek için koşmuş gibi duruyordu. Yaptığı hatanın farkındaydı ve bu biraz da olsa rahatlatmıştı Carolina’yı. Gence yaklaşık otuz kişiye gazete almasına yetecek parayı verdikten sonra gazeteyi almayı unutmuş olmasının ne kadar sinir bozucu olduğu üzerine bir konuşma yapmayı en sonunda elbette o da istemiyordu.
Gazeteyi masanın üzerine koyan gencin de rahatlayabilmesi için konuşma kararı aldı Carolina. Birisiyle konuşmayı kaldırabilecek bir halde değildi. Fakat deneyecekti. Bir yandan kahvesini hazırlamaya devam ederken olabildiğince yumuşak bir sesle konuştu Carolina
“Hangisini aldın bu sefer? Gelecek postası mı?”
Gencin afallamış olduğu belliydi. Carolina’yı yakından tanıma fırsatı bulmuş insanların bildiği bir şeydi bu. Kadın sabahları kimsenin sesini duymak istemeyen birisiydi. Kahvesini alana kadar kimseyle konuşmamayı tercih ederdi. Bugün şanslıydı ikizler erkenden çıkmışlardı o yüzden sabah onları görmemişti.
“Ah... E-evet. Yarın almayı unutmayacağım.”
Gencin söyledikleri karşısında başta sadece başını salladı Carolina. Uzun bir süredir her gün öncesinde almasını söylese de gazeteyi sürekli unutan gence tabii pek güvenemiyordu. Ama onu cevapsız da bırakmak istemedi.
“Hıhım. Hangi gazeteyi aldığının bir önemi yok biliyorsun. Sadece bir dahaki sefer gelirken almayı unutma yeter.”
Bu sözleri ardından eli başına giden kadının daha fazla konuşmak istemediği belliydi. Auguste de bunu anlamış olacak ki evet gibi bir şeyler geveleyip ofisten çıkmış ve kapıyı kapatmıştı. Gencin gitmesinin ardından kahvesinin hazırlıklarını çoktan bitirmiş olan kadın fincanını doldurdu. Gazeteyi uzanıp eline aldıktan sonra kahvesini yudumladı.
'Cadı Avları: Gerçek mi, Erken Bir Cadılar Bayramı Şakası mı? Hizipler gergin.'
La Fay Şifacılar Topluluğunun bir üyesiydi Carolina. Ama hizip işlerine pek karışır mıydı orası tartışılırdı? İşine gelmediği sürece hiçbir şeyi yapmayan kadın bu hizbe de bir dönem işine yarayan kişilerle tanışabilmek için girmişti sadece. Hiziplerin gerginliği pek umurunda değildi o yüzden. Fakat cadı mı avcıları? Haber başlığındaki soruya kafasında bir cevap bulmaya çalıştı kadın. Ama ne kadar düşünürse düşünsün cadı avcıları kısmının bir şaka mı yoksa gerçek mi olduğuna emin olamamıştı. Geçenlerde de Carmilla ismini gördüğünü hatırlıyordu gazetelerde. Bir kaos öncesi sessizliğinde olmadıklarını umdu.[/justify]
