[spoiler](https://i.hizliresim.com/3kib59i.png)
[/spoiler]
“Ben, hayatımı büyücedünyaya için tehlike arz eden her türlü aşırılığı bertaraf etmeye adadım Madam! Kazanda çocuk pişirmeye kalkan çatlak kocakarılardan tutun, bir metrelik boylarına bakmadan düzeni bozabileceğini sanan asi cincücelere kadar... Dört tane ruh hastasının kurduğu hain pusuya düşecek kadar gevşediyse cıvatalarım, bırakın beni, başımdan kan sızarak bir köşe başında onurumla geberip gideyim! Her türlü son, bu utancı yaşamaya yeğdir!”
“Saçmalama Egnast! O kadar yıldan sonra, böyle fevri kararlarla kariyerini çöpe atmayacak kadar olgunlaşmış olduğunu düşünürdüm. Ayrıca şu dönemde, senin gibi birisinin tecrübelerine hiç olmadığımız kadar ihtiyacımız olacak. Bunun ne demek olduğunu en iyi sen bilirsin!”
Madam Deni Béringer, Bay Kellington’un ölümünden sonra, yeni bakanın seçileceği güne kadar vekaleten idare ettiği makam koltuğunda, önündeki bir yığın evrağın arasından ve gözlüklerinin üzerinden kısa boylu adamı incelemekteydi sabırla. Zavallı Twinkle, o vahşet dolu gecede tek gözünü kaybetmiş ve yerini korsanlara mahsus göz bandını takmış halde karşısında dikilmekteydi şimdi. Başına ne gelirse gelsin, kuşanmaktan asla taviz vermediği şık kıyafetlerine rağmen, şu dillere destan öfkesiyle takım elbisenin içerisine hapsedilmiş yırtıcı bir garkenezi andırıyordu adeta.
“Eğer cadı avcılarına yakalanma hususundaki tecrübelerimi merak ediyorsanız Madam, buna bakanlıkta kimsenin ihtiyacı olacağını sanmıyorum.”
“Yerini almasını istediğin genç seherbazı hatırlıyorsun değil mi Twinkle? Hani şu kilisedeki harekatta Bay Carter’ı kurtaran kızıl saçlı seherbazı...”
“Meredith Vivienne Boleyn... Elbette hatırlıyorum! Özgüven problemleri olsa da, seherbaz büronun onun gibi tehlikeye gözünü kırpmadan atılabilen cevval mensuplara ihtiyacı-“
“Cadı avcıları tarafından kaçırıldığından haberin var mı?”
“Ne!? Nasıl?”
Madam gözlüklerini çıkarıp masanın üzerine bıraktı. Önündeki taze incelediği evraklara uzanıp aralarından seçtiği bir kağıdı, Bay Twinkle’ın tam önüne doğru fırlattı. “Tecrübe derken, neyi kast ettiğimi anlamışsındır umarım.”
Cücenin sağ kalan tek gözüne kağıdı yakınlaştırıp, rapora bir çırpıda göz atmasıyla sövmeye başlaması bir olmuştu. “Hay, bin atadam testisi aşkına!”
Bay Twinkle’la çalışmaya başlayalı kaç sene geçmiş olursa olsun, bu cücenin beklenmedik küfürlerine bir türlü alışamayacağını düşündü kadın... Sihirsel Yasal Yaptırım Daire başkanlığına geldiği ilk günlerde, onun giyim kuşanına aldanarak tam bir centilmen olduğunu düşünmüş, ancak kısa sürede yanıldığını anlamıştı. Özellikle iki acemi seherbazın, aşık oldukları kız uğruna büroda düelloya tutuşmaya kalkmaları yüzünden Bay Twinkle’dan yedikleri okkalı küfürler, hala kulağında yankılanmaktaydı.
Adabı muaşeret kurallarını hatırlatmak adına kısaca bir öksürdükten sonra söze girdi Madam. “Bilgi kaynaklarım, kızcağızın Amerika Birleşik Devletlerine giden bir gemiye bindirildiğini doğruluyor. Cadı avcılarının onu kaçırmalarındaki asıl niyetleri nedir, bilemiyorum. Yeni bakan seçilene kadar da MACUSA ile kuracağım diplomatik ilişkilerin nereye varacağını kestiremiyorum.”
“Eğer emekliliğimi kabul ederseniz, onların hakkından gelmesini iyi bilirim Madam! Bu genç seherbazı kurtarmayı da...”
“Bunu tek başına yapamazsın. Ayrıca Amerika bizim yetki alanımızda değil. Yine de Meredith’i kurtarabilmek için MACUSA ile gerekli bağlantıları kurmaya başladık. O yüzden bu meseleye karışmana izin veremem. Üstelik sana çok daha mühim, başka bir mesele için ihtiyacımız olacak.”
“Başseherbaz olarak devam etmeye ne yüzüm, ne de yetkinliğim olmadığını daha ne kadar açık ifade edebilirim Madam, gerçekten bilmiyorum. Benim gibi bir külüstürü ıskartaya çıkartsanız daha iyi. Huysuz bir ihtiyarım ben. Emekliliğimi kabul edin! Edin ki, rahat rahat, kimseyi hayal kırıklığına uğratmadan, tek başıma takılayım peşlerine...”
“Olmaz dedim!” Madam’ın sesi, onu tanıyanların çok iyi bildiği üzere pek nadir bu kadar yüksek çıkardı. Çıktığında da bu uysal kadını bu halde görmeye alışmamış olanları bir hayli şaşırtırdı. Şimdi, bu anlardan birisine tanıklık ediyordu Bay Twinkle. “Merlin kanından olduğunu anlamadık mı sanıyorsun? Şu, önüme yığılı yazışmaları görmüyor musun peki? Sabah akşam kulüplerden, cemiyetlerden, topluluklardan bir dünya mektup alıyorum. Yedi mührün kalanlarıyla ilgili endişelerini içeren mektuplar! Senin soyunu öğrenip kanından bir şişe almak isteyenlerle sağ kalan tek gözünü satın almak için bakanlığa bağış teklif edenler de cabası!”
Öfkeyle sandalyesinden kalktı Bayan Béringer. Pencereye doğru yaklaşıp, Sihir Bakanlığı giriş holündeki meydana dikti gözlerini. Eski Bakan Kellington’un talebiyle organize ettiği Cadılar Bayramı resepsiyonundaki krizi anımsadı. O zamanlar, olayların bu raddeye varabileceğini kim kestirebilirdi? “Yedi mühürden bahsediyorum Bay Twinkle... Hepimizi, gerçek Carmilla’nın gazabından korumuş olan mühürler... Seni kaçıranların, kanın vasıtasıyla Merlin Mührünü kırmak istedikleri çok açık. Cadı avcılarının bu mühürlerle ne işleri olabileceğine dair yazılabilecek korkunç senaryolar bir yana, mühürlerin kırılmasıyla serbest kalacak karanlık büyülerin dünyamıza verebileceği zararlar öbür yana...”
Egnast Twinkle, babasının soyuna dair gerçekleri kabullenmek dahi istemiyordu. Her ne kadar Madam Béringer’ın samimiyeti konusunda kuşkusu olmasa da, bu ofise gelmeden evvel politikadan uzak durmayı çoktan kafasına koymuştu. Yine de sormadan edemedi... “Eğer gerçekten dedikleri gibi, bu bulanık bozuntusu kansızların kaynağı Amerika’daysa, kocamış bir cücenin bakanlığa ne gibi bir yardımı dokunur?”
“Gizem Dairesi Başkanı Bay Selwyn, geçtiğimiz hafta görevinden istifa etti. Kellington döneminde yaptıklarından sonra vazife alamayacağına pek emindi anlaşılan. Senin büyülü eşyalarla aranın iyi olmadığını biliyorum Twinkle. Ama seni o dairenin başına, tozlu harabeleri arşınlayıp antika koleksiyonu topla diye atamıyorum. Yanına Gringotts’un tecrübeli lanet kırıcılarından bir ekip verilecek. İşlerinde son derece yetkinler, buna emin olabilirsin. Onların yardımıyla kalan mühürlerin yerlerini tespit etmeli ve cadı avcılarının bu mühürleri kırmasını engellemelisin. Özellikle seni kaçıran o dört avcının bir sonraki hedeflerini açığa çıkarmaya mecburuz. Kilisede ele geçirdiğimiz yazışmalarda, onlardan mahşer gününü getirecek, kıyametin habercileri diye bahsedildiğine şahit olduk. Bu kelimelerin tınısının dahi ne kadar rahatsız edici olduğunu fark etmişsindir.”
“O dördünü de yakaladığım gibi tenasül uzuvlarından tavana-“
“Twinkle!”!"