17 Nisan, 2026 09:06:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Balian d'Ibelin

Sayfa: 1 [2] 3 4 5
16
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Yeni dostluklar
« : 19 Nisan, 2023 16:28:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

"Az biraz bilgim var Bay d'Ibelin. Kıbrıs'a gönderilecek yüklü miktarda silahtan ve işin sorunsuz olması gibi bir çok laf kalabalığı ile karşılaştığımı söylemeliyim." genç bir iş adamının kendisini yüceltmeye çalışmasının eseriydi bu cümleler. Adras seksen yaşına gelene kadar çoğu iş görüşmesinde karşılaştığı taktiklerden biriydi bu. Yirmili yaşlarının sonunda olan bir adamın tepeye ilerlemek için birilerini ezmesi gerektiğini kendisi de tecrübe etmişti zamanında. Basamak basamak yükselmek için, önünde duran basamaktaki kişiyi yada kişileri ezip geçmekten başka şansın yoktu bu camiada. Hatta Ramin'in konuşmasının sonunu süsleyen muzip gülüşü bile beklendik bir hareketti yaşlı adam için. Ama yaşanmışlıkların da izleri vardı o gülüşte. Adras bunu göz ardı etmeyecekti. O yüzden Ramin'in sinir bozucu davranışlarına katlanmakta zorlanmayacaktı. Ramin, birden en yüksek basamaklara tırmanmak isteyen bir iş adamından başkası değildi. Her ne yaşadıysa hayatında onu bulunduğu konumdan memnun hissettirmeyecek kadar etkiliyor olabilirdi. Ama seksen yaşında ki bir kurtla aşık atabilmesi için biraz daha vakit vardı. Bir Türk atasözünün de dediği gibi; daha kırk fırın ekmek yemesi gerekliydi. Tabi Adras'ın fazla kibirli davranıp, bu işi berbat etme niyeti yoktu. Bugün olabildiğince alttan alacaktı karşısındakini.

Aslında Adras'ı, karşısındaki kişiye anlayışlı olmaya başka bir neden itiyordu. Bir anı vardı aklını kurcalayan. Ramin'in "Ancak yine de aç karnına iş konuşmayı pek sevmem." dediğini duyduktan sonra o anı zihninde bir film misali oynamaya başlamıştı. Yüzünde beliren sinsi ama samimi gülüş, sesinde oluşan sinir bozucu ama bir o kadarda oyuncu tını onu öyle bir yere götürmüştü ki, geçmişin nefesine kurduğu barikat yüzünden göğsünde hissettiği sıkışma pek iyiye işaret değildi. Bu sırada, masaya gelen siparişlerle birlikte beliriveren Matthew'le göz göze geldi. İlacına olan bağımlılığını göstermekten nefret etse de bu iş görüşmesi Adras için oldukça önemliydi. Elini, göğsünde oluşan baskıyı sağ koluna anlatmak amaçlı ceketinin sol cebine bastırdı. Daha sonra masada duran çatalı almak için aşağı indirdi. Durumu anlayan Matthew, belirdiği hızda gerekli iksiri getirmek için yeniden terk etti mekanı. Hafif ama acıtan öksürükleri başlamıştı. Ramin'in sorduğu soruyu duymamıştı bile o an.


Yunanistan, Yıllar Önce

"Kardeşim, bence bu aileye iki kurt fazla. Gel sen vazgeç bu işten." Andas muzip ve sinsi bir ifade ile ikiz kardeşi Adras'ı sinir etmeye çalışıyordu. Kendisi başarıyla animagus olabilmişken, Adras'ın hala büyük bir hırsla bu büyü için uğraşması komik geliyordu ona. Kardeş olmaları bile Adras'ın rekabetçi ruhunu öldürememişti. Andas'ta kardeşinin zıttı bir yapıya sahipti bu konuda. Daha muzipti. Yirmili yaşlarındaki bu iki genç, mezun olduktan sonraki yıllarını farklı yollarda geçirselerde huyları değişmemişti. İkisi de özgürlüğüne düşkün ve zeki gençlerdi ama, Andas daha kaygısız bir yapıya sahipti olaylar karşısında. Onun aksi yönde olaylara daha ciddi taraftan bakan Adras ise kafayı takmıştı animagus olabilme yoluna. İlginç bir şekilde de bunu ilk başaran Andas olmuştu.

O gün babaları tarafından onlara verilen görevleri de aksatmışlardı Adras'ın inadı yüzünden. "Babam bizi elinde asasıyla çiftlik içerisinde kovalamadan önce işlerin başına geçmemiz gerek Adras. Konuşmamız gereken işler olduğunu söylemişti daha bu sabah." dedi yüzünü buruşrurup "Ne sıkıcı." diye de ekledi. Sonra yaşlı çınar ağacının gölgesinde oturdukları yerden kalktı ikizlerden biri. "Seni biraz daha ciddiyete davet ediyorum sevgili kardeşim. " Adras'ta kalktı ve ellerini üzerine yapışan tozu toprağı silkelemek için kullandı. "İş bizi bekler. Hadi gidelim." dedi sonrada. Ciftliklerine doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladılar. Ama Andas'ın neşeli sesiyle söyledikleri yankılandı geniş çimenliklerde. "Ancak yine de aç karnına iş konuşmayı pek sevmem." Çokta uzak mesafede olmayan evlerine ilk vardıklarında yapacakları şey güzelce karınlarını doyurmak olmuştu o gün. Daha sonra babalarından bir ton azar ve nasihat işitmişlerdi tabi.


Şuan

d'Ibelin ailesi iş konusunda oldukça katı kurallara sahipti. Geçmişte olduğu gibi bugün de iş görüşmelerine Adras katılır ve son kararı o verirdi. Şimdi mezarında huzurla uyuyan babaları ikiz kardeşine pek güvenmez, Adras'ın işe verdiği ciddiyeti bilirdi. Ramin, yemeğini yemeye devam ederken, Adras gözünün önünden geçip giden o anıyla boğuştu kısa süre. Bazen oluyordu aklına geldiği ve uzun süre de mesgül ediyordu zihnini böyle anılar. Ama şuan ne yeriydi nede sırasıydı geçmişi deşmenin. İmdadına yetişen ilacını tek dikişte bitirdikten sonra önünde bekleyen levreğine baktı. Yavaşça kavradığı çatalıyla, kılçıktan kurtardığı bir parçayı ağzına atıp çiğnedi. Tadı enfesti. Balık yemeyi çok severdi zaten. "Uzun uzun konuşacak değiliz. İş hakkında gerekli bilgiye sahip olduğuna göre, kabul edip etmediğini bilmek yeterli olacaktır şuan için." konuşurken sesinin otoriter ve emin tonda çıkmasına özen gösterdi. Az önceki kısa da olsa yaşadığı zor anı hafızasından silmek istemişti. İşi aceleye getirmek gibi bir niyeti yoktu ama uzun uzadıya konuşulacak bir şeyde yoktu. Kalan işi Matthew hallederdi.

17
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Yeni dostluklar
« : 19 Nisan, 2023 00:02:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Londra'nın kış aylarında büründüğü boğucu havaya rağmen, herkes memnun görünüyordu hayatından. İngiltere'nin her tabakadan kesimi, telaşlı telaşlı bir yerlere kosturuyordu. Büyücü olduğu ve bakanlıkta çalıştığı giyiminde ki resmilikten ve elinde tuttuğu asasından açıkca belliydi. Bir ihtimal Gringotts'da çalışan bir görevli de olabilirdi. Köşe başında bekleyen ve üşümüş olduğu allaşan yanaklarından belli olan gazeteci muggle çocuk ise gelen geçene elindeki kağıt parçalarını satmaya çalışıyordu. Yine çocuğun önünü keserek zorla gazetesinden sattığı bir adam ise onu bekleyen arabasına binip uzaklaşmıştı.  Karın örttüğü Londra sokakları oldukça kalabalıktı bu telaşlı insanlar yüzünden. İlginç bir şekilde, buraya ayak bastıktan kısa süre sonra alışılıyordu burada ki havaya. Adras havasından nefret ettiği Londra'nın, tanındık restorantlarından birinin önünde, geçirdiği bu dakikalarda hem çevresini inceliyor hemde düşünüyordu. Kafasını meşgul eden oldukça düşünce vardı. Bazı fikirler oldukça derin ve kirli kuyulara açılırken, bazıları oldukça berrak bir okyanus gibiydi. Okyanusun berraklığı, derinlik konusunda insanı yanıltacak kadar tehlikeliydi. Katarakt denilen bir illet yüzünden azalan görüşünün elverdiğince tanımaya çalışırken bu şehri, camını tıklatan bir el ile irkildi ve bakışlarını elin sahibine cevirdi. Matthew'i görünce elinde  eklettiği asasını oynatmasıyla birlikte çevrilen kolun açtığı cam dışarıyka direkt bağlantı kurmasını sağlamıştı. Soğuk hava yüzünü okşarken "İçeri gidebiliriz efendim." diyen sağ kolunu duydu. Bahsettiği Ramin isimli genç ile görüşmesi ve kendisinin gelmesini haber vermesi için Matthew'i göndermişti ilk önce.


Beklediği haberin gelmesinin ardından, yine asasıyla kapattı at arabasının camını. Arabadan inmek üzere adımını dışarı attı Adras. Kar yağışı durmuştu. Ama yolda meydana gelen çukurların, yer yer eriyen kar sularıyla dolabileceğini hesaba katmamıştı yaşlı adam. Üzerine giydiği şık ve pahalı görünen lacivert takım elbisenin, pantolonunun paçalarına sıçramıştı çamurun kirlettiği kar suyu.. Matthew, Adras için İtalya'dan özel olarak getirtmişti bu takımı. Genç adamın her an sağlam bir fırça bekleyen bakışları Adras'ın üzerinde gezinmeye başlamıştı. Yaşlı adamın giyimine ve karşısındaki kişide bırakacağı ilk izlenime ne kadar önem verdiğini biliyordu. Beyazlamış sakallarında gezinen elleri de gerginliğinin göstergesiydi. Ama beklenmedik şekilde hiç sesini çıkartmamıştı bu duruma. Tek yaptığı, gelecekte iş ortağı olabilecek kişinin beklediği restoranta yürümeye devam etmek olmuştu. Bu gerginliğinin asıl nedeni yapacağı görüşme olmalıydı ki daha öncelerde sorun ettiği şeyi şuan görmezden gelmişti. Geride kara bulutların kapladığı gökyüzünün ufak bir yansımasını gösteren küçük su birikintisini bırakıp, içeri girdi Adras ve Matthew.

30 yıldır deniz ürünleri ağırlıklı yemekleriyle ünlenmiş bu eski ama şık görünen restoran belki de ilk defa böyle siyasi ve ekonomik anlamlar içeren bir toplantıya şahit olacaktı. Yada bu Matthew'in Adras'ı memnun edebilmek amacıyla uydurduğu bir bilgi de olabilirdi pek tabii. Karides yada kral yengeç yerken, siyaset yada büyük bir ekonomik iş birliğinden bahsetmek çokta abes değildi doğrusu. Her halukarda deniz kenarında yetişen Adras için, gayet güzel bir mekandı. Çok sevdiği levrekten çatalına aldığı parçayı ağzına götürürken, ülkelerin kayıplar vermesini sağlayacak silahların sevkiyatı hakkında keyifle konuşacaktı yaşlı adam. Asıl amaç birkaç yıl sonra Türkler tarafından planlanan Kıbrıs hareketı için, Rum kesiminin ihtiyacı olacak silahı yine Anadolu üzerinden onlara ulaştırmak olacaktı. Et, yumurta, süt üreten d'Ibelin ciftliği mükkemmel bir paravan olacaktı bu sevkiyat için. En azından Matthew öyle düşünmüştü. Et kokan silahlardan oldukça memnun kalacaktı Rum'lar lakin yine de sonuç onlar için pek iç açıcı görünmüyordu. Yine Matthew'in düşüncesine göre silahlı çatışmalarda kazanacak Türk milleti, bu başarısını masa başında yani siyasi anlamda sürdüremeyecekti. En azından bu olayın siyasi yankıları çözülene kadar yıllar geçecekti. Bu durumdan kazançlı çıkacak tek taraf, kısa vade de d'Ibelin ailesinin banka hesapları olacaktı.

İçeri girdiğinde Matthew'in bakışlarıyla işaret ettiği masada oturan genci gördü Adras. Elinde destek almak için kullandığı hediye bastonu vardı hala. Yavaş adımlarla Ramin isimli gencin, Adras'a göre oldukça gençti, oturduğu masaya vardığında hemen karşına yerleşti ve elindekini masanın kenarına dayayarak bıraktı. Ramin'in bastonun üzerinde ki işlemelere bir süre göz gezdirdiğini görünce " Bir aile dostunun hediyesiydi. Üzerindeki işlemeler Yunan mimarisinden eşsiz örnekler taşır. " diyerek başladı söze. Bulduğu her fırsatta mensubu olduğu milleti övmekten geri kalmazdı asla. Bastonun tutma yerine işlenmiş kurt kafası ise sahibinin animagus yeteneğine bir göndermeydi. Bu detayı atladı tabi yaşlı adam.

"Matthew sana bahsetmiştir umarım yapacağımız işin detaylarını?" diye sorarak Ramin'in bu iş hakkında ki düşüncelerini ve bilgisini merak etmişti. Bu sırada gelen garsona bir levrek ve çok sevdiği yeşilliklerden oluşan bir salata siparişini vermişti. Alkol içmeye pek niyeti yoktu. Garsonla birlikte, siparişlerin tam ayarında olması için, oradan ayrılan Matthew'in gidişini izledi. Şimdi Ramin ve Adras yalnız kalmışlardı. Yaşlı adam sorduğu sorunun cevabını ve siparişini beklemeye başlamıştı.

18
Diğer Dünya Ülkeleri / Yeni dostluklar
« : 18 Nisan, 2023 16:18:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Yunanistan

Çifliğin beyazlara büründüğü, soğuk bir kış günüydü. Arazide ki çiftlik evine giden yollara biriken karı küremek, bu soğukta hayvanlarla pek uğraşmayan çalışanlara kalmıştı.  Emektar çalışanların hepsi zararsız, yerli muggle köylülerden seçilmişti özel olarak. Cadıların bir bir toplatılıp yakıldığı günlerde, dikkat çekmemek için kurulmuş bir düzendi bu. Aileden bir kişinin bile bu kanlı eylemlere kurban gitmemesinden, oldukça işe yarayan bir düşünce olduğu çok açıktı. Ne kadar söylenti olsa da büyüden bir haber köylüler kalkan olmuşlardı bu dedikodulara ve sonraki yıllarda muggle iş adamlarıyla güzel bağlantılar kurmalarını kolaylaştırmıştı. d'Ibelin ailesinin soyundan gelen, diğer cadı ve büyücüler de devam ettirmişti bu düzeni. Ta ki bu son yıllara kadar. Ailenin sahibi olduğu bu çiftlik gelişen teknolojinin ve siyasi olayların kurbanı olmaya başlamıştı. Gelirin büyük çoğunluğunu getiren muggle aileler, savaşlar yüzünden fakirleyince et, süt, yumurta gibi gıdalardan vazgeçmeye başlamışlardı bile.

Çiftliğin işletmesinde söz sahibi olan Adras, işe yeni aldığı genel müdürü ile yaptığı istişareler sonucunda, siyasetin yönlendirdiği ekonomiye el atmaya karar verdiler. Bu daha çok genç genel müdür Matthew'in fikriydi ve Adras'ı bu fikre ikna edebilmişti. Oldukça parlak düşünceleri olan bu gence, kendi yeğeninden daha fazla güvendiği gerçeği yavaş yavaş gün yüzüne çıkacak gibiydi. Bu doğrultu da Matthew, yeni iş adamlarıyla ortaklıklar kuruyor gerek legal, gerekse illagal yollarla Adras'ı memnun edebiliyordu. Bu iş adamlarıyla kurulacak bağlantılardan ve işlerin gidişatından tam olarak Matthew sorumluyken, Adras'a sadece bu iş adamlarıyla yüz yüze konuşup, anlaşmak kalıyordu. İlerleyen yaşı zaten bu ölçüde izin veriyordu çalışmasına. Genlerden gelen, yaşlanınca kendisini daha çok gösteren astım hastalığı da ciddileşmekteydi. İksirler aracılığıyla kontol altında tuttuğu bu hastalık, gençliğinden beri onu esir ettiğinden, çevresindekiler çok sık olmayan öksürük krizlerine alışmışlardı.

Üç katlı çiftlik evinin, üst katta, cumbalı ve her yeri rahatça görebilen bir manzaraya sahip çalışma odasındaydı Adras ve sağ kolu Matthew. Yeni ve oldukça güçlü bir ortaklık hakkında malumat veriyordu genç müdür Adras'a. Yaşlı adam da ilgiyle dinliyor ve zihninde değerlendiriyordu ona anlatınları. "Ramin Drejlaskov, yirmili yaşlarının sonunda bir silah tüccarı. Safkan bir büyücü..." Genç adam araştırıp, not aldığı bütün bilgileri okuyordu ayakta dikilirken. Adras, iş yapacağı kişilerin geçmişiyle ve aile bağlarıyla ilgilenen biriydi, herkesle çalışmayı istemezdi. Bu doğrultuda genç Matthew'e oldukça iş düşse de, üstüne düşeni layıkıyla yapar emrinde çalıştığı yaşlı adamı memnun ederdi çalışlanlığıyla. "Beş-altı sene önce, başından geçen trajik bir olay var efendim. Bu olay sonrası güç sarhoşu olmuş ve içindeki vahşi kişiliğin ön plana çıkmasına neden oldu. Artık insanları gram umursamaz, kendi dışında herkesten nefret eden biri olmuş, kaostan beslenen ve beslenmek için kaosu körükleyen, yeri geldi mi kaos çıkaran biri haline gelmiş. Bu olay tam olarak.." gayet düz bir sesle konuşmasına devam edecekken bu kadar detaya ihtiyaç duymayan Adras elini kaldırarak, "Fazlasına gerek yok evlat." diyerek Matthew'i durdurdu. "Sen gerekli bağlantıları kur ve beni bu genç delikanlı ile görüştür bakalım." dedikten sonra da müdürün hızla odadan çıkmasını izledi. Eğer isterse burada, çiftlik evinde ağırlayabilirdi Ramin denilen silah tüccarını. Ondan gelecek habere göre İngiltere'de ki bir otelin restorantı da uygundu. İngiltere de birkaç fincan çaya hayır demezdi. Hem de Gringotts'a gidip halledilmeyi bekleyen birkaç finansal işlem vardı. Belki yeğeni Balian ile de küçük bir görüşme ayarlayabilir ve Lilith'in torunu ile evlenmesi meselesini tekrardan konuşurlardı. Torunu neredeyse 25 yaşına girmek üzereydi. Zihninde beliren düşünceleri, yemek saatinin geldiğini haber veren, çiftlikteki tek cadı çalışan olan, hizmetçisi haber verecekti. İksir yapımında usta olan bu genç kadının bu çiftlikte bulunma amacı Adras'a yardım etmekti. Ağır adımlarla, yemek masasının bulunduğu ikinci kattaki geniş odaya gitti. Torunu ve karısı Elizabeth, Adras gelmeden yemeğe başlamamışlardı. Yaşlı adam da sofrada ki yerini alınca yemek saati başladı. Bugün oldukça yorucu bir gün olmuştu Adras için ve yeni bir ortaklık daha gelecek gibiydi.

19
Seherbaz Büro / Ynt: Bakirenin ölümü
« : 18 Nisan, 2023 13:52:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?"


Balian bu dizeleri ilk defa Hae Soo öldüğünde bu kadar yakından hissetmişti. Daha sonra babasını kaybetmesiyle tekrar tekrar hatırlamadan edememişti. Ölüm, ondan sevdiğini alırken beraberinde pişmanlık, korku, güçsüzlük, acizlik gibi duygularıda getiriyordu her defasında. Ama bu duygularla savaşmayıda öğretiyordu. Zaman bu kadar hızlı akarken, kaybetmenin verdiği acı o kadar yavaş geçiyordu ki... Babasının bir defasında söylediği "Ölüm doğanın kanunu lakin, ayrılmak insanı asıl yoran." sözünün ne kadar doğru olduğunu anlamıştı. Peki insan hiç beraber olmadığı birinin ölümüne üzülebilir miydi ? Bunu da zaman Balian'a gösterecekti.

Karşısında dikilen çocukluk arkadaşı Persephone'nin kendisini açıklaması için zaman tanısada sonuç alamamıştı. Söylediği 'bücür' kelimesine takılmıştı. Ne zaman konuyu değiştirmek istese bu yola başvururdu. "Aslına bakarsan Balian..." konuşması fazla tereddüt içeriyordu Persie'nin. Bu sefer farklıydı sanki, zihninde neler geçtiğini görebilmeyi çok istemişti o anda Balian. Tabi seherbazın merakı çok uzun sürmeyecekti.

Seherbaz kollarını bağlamışken, önüne açılan dosyayı incelemeye başladı. Gözü ilk olarak kızın ismine kaydı, 'Helen Angelapulos' yazıyordu. Soy ismini ilk defa öğrenmişti bu deli kızın. Ama bir yerde daha okumuştu sanki bu ismi. Hatırlamaya çalışsa da işe yaramamıştı. Ama asıl dikkat etmesi gereken bilgi kızın ağzından döküldü, "Baba adı: Dios Feodor d'Ibelin." Balian başta idrak edememişti. Babasının adının orada ne işi vardı ki ? Dosyayı eline alıp, tekrar tekrar okudu ismi. Daha sonra aklında canlanan bir anı, kızın babasını bulmak için buraya geldiğini söylemişti. O an aşırı sinirli olduğundan, umursamamıştı bile. Ama şuan kızın aradığını söylediği isim karşısında duruyordu. 'Dios Feodor d'Ibelin', kızın babasının adı. Hissettiği duygu ne şaşkınlıktı ne de üzüntüydü o anda, sadece dehşete düşmüştü. Bir hata olmuş olabilirdi tabi ama neden kendi babasının adı yazıyordu bu kağıtta, başka herhangi bir isim yerine. Bunu sorguladı Balian bir süre. Bu zamana kadar, yaklaşık 27 sene, bilmediği bir kız kardeşi mi vardı? Ve o kızın cansız bedenin fotoğrafları öylece duruyordu masa da. Gözleri babasının isminden, fotograflara kaydığında çoğu şeyi kabullenmişti bile. Bir kız kardeşi vardı ama şimdi yok. Cani bir biçimde öldürülmüştü Helen. "Kaybın için üzgünüm Balian. Yapabileceğim bir şey varsa... Her zaman burdayım." Yanıbaşında konuşan Persephone kendine gelmesini sağlamıştı. En azında bulunduğu konumu hatırlatmıştı ona. Bu sefer başka bir anı çarptı Balian'ı, kaç ay önce kasayı açıp parayı alan da bu kızdı. Daha önce ismini, Gringotts'ta ki belgelerde görmüştü. Duygularında ki dehşet yerini şaşkınlığa bırakmıştı o sıralarda. Kainat onları karşılastırmıştı bir şekilde. Ama Balian o kadar kördü ki kız kardeşini korumaktan aciz, ondan bi haber kalmıştı. Haberi olsaydı, eğer tanısaydı şuan bu dosyada bahsi geçen kişi o olmayabilirdi. Balian yine birisini kaybetmişti, kendi kanından bir kız kardeşi. Peki neden ölmüştü ki ? Cevap, almak istediği ama alamadan öldüğü soy isminde yatıyordu zaten. "Bir sorun mu var d'Ibelin?" soruyu duyunca dosyaya olan ilgisini konuşan kıza verdi. "Var Persephone. Az önce kardeşimi kaybettiğimi öğrendim. Ve yapabileceğim hiç bir şey yoktu." korumak bir tarafa dursun tanımıyordu bile. Neden öldüğünü bilmek daha da acıtıyordu insanı. Adras, nasıl olduysa öğrenmişti bu kızcağızı ve iz bile bırakmadan öldürtmüştü birisine. Yaşlansa bile huylarından vazgeçmiyordu, vazgeçmeyecekti de. Durdurulmazsa, biricik kızına da zarar verecekti ve bunu düşünmek bile delirtmeye yetmişti Balian'ı. Bir yolunu bulup durdurması grekiyordu bu saçma geleneği.

20
Seherbaz Büro / Ynt: Bakirenin ölümü
« : 17 Nisan, 2023 23:49:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Balian samimiyetle ettiği teklifi umursamayan kadına sinir olmuşken, elindeki dosyayı saklamasına da anlam verememişti. 'Beni yeteneksiz olarak mı görüyor bu bücür?' diye düşündü. Tam ona serzenişte bulunacakken, Persephone'nin konu değiştirmek amaçlı gibi görünen sorusuyla karşılaştı. "Starvosların şirketiyle d'Ibelinler ile ilk antlaşmasının olduğu geceyi hatırlıyor musun?" Tabi ki hatırlamıyordu. Gereksiz bir geceydi. Çat pat aklında beliren tek görüntü ortama göre son derece zıt görünen küçük kız çocuğuydu. O kızın Persephone olduğunu, bu inatçı tavırlarını daha o dönemden belli ettiğini biliyordu. Daha 7 yaşındayken bile insan sarrafıydı Balian, tabi bu onun kendi hakkında ki kibirli düşüncelerinden sadece biriydi. Balian bazen aşırı derecede kibirli biri olabiliyordu. Aile genleri kusursuz işlemişti karakterine ve dış görünüşüne. Tabi aksi ve doğrucu doğasını, Hogwarts'ta eğitim görme sürecinde geliştirmişti. Ve diğer aile üyeleri gibi, safkan soy ve gelenek takıntısı olmadığı için gayet memnundu. Bir kız kardeşi yada erkek kardeşi olsa fena olmazdı onun için. "O geceye dair, kot pantolon giymiş, hırçın bir kız çocuğu hatırlıyorum sadece." diyerek cevap verdi. Tabi düşüncelere dalmış Persephone pek duymamış gibiydi bu söylediğini. Sanki aklını kurcalayan başka bir şeyler var gibi duruyordu. Balian iyice meraklanmıştı ve o dosyada yazanları okumak zorundaydı.

"Senin... Helen adında bir akraban var mı?" sorusu geldi uzunca bir sessizliğin ardından Perseophone'den. Balian'ı şaşırtmıştı bu soru. Kendi babaannesinin adını, onu hiç görmemiş bir cadıdan duymayı beklemiyordu. Çünkü babasına doğum yaparken ölmüştü genç yaşta, Balian bile görmemişti onu. Seherbaz, kadının elindeki dosyayı iyice merak ettiğinden, kararlı adımlarla cadıya doğru yürümeye başladı. Kendi ailesi hakkında bir dosya mıydı elinde ki ? Yoksa tamamen hedef şaşırtmak için miydi bu ilginç soru. Almak için yeltendi ama Persephone kıvrak bir hareketle geri çekilmişti. Dosyaya ulaşmasına izin vermeyecekti anlaşılan. Ama o anda dosyanın arasından, ani hareket yüzünden, süzülerek yere düşen bir çift fotoğrafı fark etti Balian. İlginç şekilde ayaklarının dibine, ters vaziyette düşmüştü iki fotoğrafta. Almak için yere eğilirken, "Var evet. Ama babamı doğururken, yaklaşık yüz yıl önce öldü." dedi. Kadının sorduğu soruya meydan okuyan bir bilgiyle karşılık vermişti. Persephone'den cevap beklerken, boş durmayıp elindeki fotoğrafları kendisine doğru çevirdi. Ölen bir kadın bedenine ait olduklarını anlamak zor değildi. Boynunda ki ip izinden nasıl öldüğü hakkında çıkarım yapmaya çalışıyordu, birden fotoğraftaki kızın tanıdık geldiğini düşündü. Nerede görmüştü bu kişiyi daha önce? Sonunda aklında beliren bir sahne hatırlamasına yardım edecekti, restoranda sebepsiz yere çemkiren genç, sarışın bir kadın. Daha geçenlerde gördüğü, o deli kadın ölmüş yada öldürülmüştü demek ki. Ama neden Balian'dan bu dosyayı saklama gereği duymuştu ki Persephone? "Benim bu kadının ölümünü araştıramayacak kadar beceriksiz bir seherbaz olduğumu mu ima ediyorsun seni bücür?" diye sordu fotoğrafa bakarken. Hala masumane fikirler dönüyordu kafasında.

21
Seherbaz Büro / Ynt: Bakirenin ölümü
« : 17 Nisan, 2023 17:44:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gazete okumalı ve bol çay içmeli öğle molasından dönerken, elinde tuttuğu kağıt bardakla çok iyi bir takım olmuştu. Üzerine giydiği açık renk ceketle aynı renkti yani bardak. Ayrıca Fransız olmasına rağmen, ayak uydurduğu İngiliz geleneklerine de hayret ediyordu. Çay içme alışkanlığını edinmişti bu ülkede yaşadığı müddetçe. Bugün, diğer günlere nazaran daha keyifliydi ama yine de yoğun saatler geçiriyordu. Öğlen molası kafa toparlamak için iyi oluyordu. Tabi bu bakanlıkta çalıştığı vakitler için gerekliydi. Sahada göreve çıktığında öldüren lanetlerden birine rast gelmediği için seviniyordu Balian. 'Bu iş için yaşlanmaya mı başlıyorum acaba?' diye düşünürken, büroya gitmek üzere yürüyordu. Aslında onu genç ve dinç tutan mesleğiydi, sadece bunun farkında değildi. İlerleyen yaşlarda politikaya atılıp, masa başında görev yapma fikri çokta kötü gelmiyordu Balian için.

Adımlarını bir an önce odadaki koltuğa yayılabilmek için hızlandırmışken, büro kapısının önünde gördüğü tanıdık bir sima yüzünden yavaşladı. Kendisinden birkaç yaş küçük, çocukluktan arkadaşı Persephone idi gördüğü. Syrinx ile olan akrabalığını da daha üç sene önce öğrenmişti. Üvey ablasıydı onun ve kendisiyle olan ilişkisini biliyordu. Bir işi düşmedikçe yada arada sinir etmek istediğinde uğrardı büroya. Çoğu seherbazla tanışıklığı vardı fakat genellikle tecrübeli olanlarıyla iş yapardı. Stajyerleri genellikle pas geçtiğini biliyordu Balian. Elinde tuttuğu dosyalardan iş için geldiği anlaşılabilir bir şeydi tabi. Bu saatte içeride kimse olmadığından kilitlenirdi hep.

Balian çok geçmeden kapının önüne vardığında, genç kadının tam arkasında duraksadı. Kendisine doğru döndüğünde, meraklı bakışlarını Persephone'nin yüzüne dikmişti bile. Kızın tam bir şey diyeceği vakit, Balian onun konuşmasına izin vermedi ve "Sana da merhaba Persephone. Ne güzel bir gün değil mi? " diye sordu. Kızın yüzünde beliren şaşkın ifadeye o an için anlam verememişti tabi. Bu sırada kapıyı açmak için asasıyla hamle yaptığında, elinde tuttuğu kağıt bardağı Perseophone'nin eline tutuşturup "Çöpe atıver. Güzel çaydı, tavsiye ederim." dedi ve açılan kapıdan içeri girdi. İlk yaptığı şey, üzerine muzzam derecede ağırlık yapan açık renkli ceketten kurtulmak olmuştu. Daha sonra masanın üzerindeki dosyaları gerekli birimlere ulaştırmak için hazırlamak üzere masasına oturdu. Masasına oturmuşken ortamdaki sessizlik ve kızın şimdiye kadar iğneleyici bir konuşma yapmamış olması dikkatini çekmişti tabi. Bakışlarını tekrardan ona yöneltip, "Bir sorun mu var Persephone ? Elinde ki dosyayla mı alakalı?" diye sordu merakla ve ciddiyetle. "İstersen getir, bakalım." diye de ekledi.

22
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Son mu ? Yoksa yeni bir başlangıç mı?
« : 17 Nisan, 2023 13:22:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc:Adras d'Ibelin

İngiltere'de, Yunanistan'ın kıyı kesimlerine hakim olan hafif ılık havanın aksine, çoktan nemli yağmur mevsimine girilmişti bile. İngiltere'nin her mevsim yağışlı olduğunu bilen yerli muggle ve büyücüler, artık alışmıştı şehrin bu huyuna. Adras'da zaman zaman ziyaret ettiği bu şehri tanımıştı ve üzerine giydiği yağmur geçirmez montunun eteklerini arkaya attırarak indi arabadan. Cisimlenmek yerine arabayla yolculuk etmeyi tercih ederdi yaşlı adam. Bu tercihinin ne yaşıyla ne de gücüyle alakası vardı. Gençlik yıllarında heybetli bir kurda dönüşüp geçtiği yolları, dağı, taşı anımsamayı seviyordu. Zihnine dolan güzel ve özgürlüğü hatırlatan anıları tekrar yaşamak gibiydi bu araba yolculukları onun için. Birkaç kere gözünü güç ve hırs bürümüş muggle devlet adamlarını ağırlamıştı bu arabada. O kadar aciz ve tembel görünürlerdi ki, onları evinde ağırlama şerefine ulaştırmak istemezdi. Adras'a göre, muggle politikacıların çoğu kendisini düşünen domuzlardan başkaları değillerdi.

Arabanın kapısının yanında elindeki asasını bir şemsiye olarak kullanan genç müdür karşıladı Adras'ı. O geleli birkaç gün olmuşken, Adras işlerin yoluna girmesini beklemeyi tercih etti. Kızın ölüm anında seherbaz yeğeninin görev yaptığı İngiltere'de bulunmaması gerektiği önerilmişti. Bundan otuz yıl kadar öncesinde politik hayatının etkilenmemesi için direkt olarak elini kana bulamayı bırakmıştı. Tabi birkaç istisnai durum haricinde. Akşam yemeğinin yeneceği otelin restoranına doğru gidiyorlardı Adras ve sağ kolu. ''Umarım bir sorun çıkmamıştır, evlat.'' dedi sesinin uyarıcı tonuyla. Yaşının ilerlemesine rağmen dik duran vücudu ile yanındaki gençten daha uzun görünüyordu Adras. Atalarından gelen her türlü miras geni taşıyordu: sarı saç, mavi göz, uzun boy. Zavallı gençte onun ıslanmaması için sonuna kadar kaldırdığı sol kolu uyuşsa da belli etmemeye çalışıyordu. Sağ omzu ve giydiği takımı yer yer ıslanmıştı. ''Bir sorun çıkmadı efendim. Akşam yemeğinden sonra görüşebilirsiniz. '' aldığı güzel haberle keyfi yerine gelen Adras, sesini çıkartmadan yoluna devam etti. İşe yeni aldığı genç adamın görevini yerine getirmiş olması da kayda değer bir gelişmeydi. Oldukça eski olduğu mimarisinden anlaşılan otelin, girişin sağ tarafında genişçe yer kaplayan restoranına girdiler. Eylül'de birkaç iş görüşmesi haricinde buraya gelen çok olmadığından mekan boştu. Zaten bu yüzden tercih edilmişti burası. Adras, ona özel ayrılmış masasına otururken, bir garson çoktan hazır bekliyordu masanın yanında. Genç müdür de efendisinin rahatının yerinde olup olmadığından emin olmak için, tedirgince dikiliyordu. Menüsü çoktan belliydi; kekikle ve zeytin yağıyla güzelce harmanlanmış, az pişmiş bonfile et, kuru cacık ve oldukça eski olması şart olan şarap. Keyfi oldukça yerinde olan yaşlı adam birkaç kadeh şarap içmeyi düşünüyordu kendi çapında kutlama yapmak için. Normal de akşam dokuzu beklerdi yemek için ama kahvaltısını erken yapmıştı bugün. 

Dış görünüşün aksine, otelin iç dizaynı oldukça göz doldurucu tasarlanmıştı. Etrafını incelemek için taktığı gözlüğünün camlarında ki küçük su damlalarını silmek için eline aldı ve ceketinin iç cebinde hazır bulunan bezle iyice sildi. Yemek sonrası içtiği birkaç kadeh zihnini boşaltmış ve rahatlamasına yardım etmişti. Her zaman içmezdi alkolü ama yeri gediğinde de hayır demezdi hangi yaşta olursa olsun. ''Efendim bay Shan'ın geldiği haberini aldım.'' diye fısıldadı müdür Adras'ın kulağına doğru. Bir anlık zihin boşalması ile soran gözlerle, konuşan gence bakınca ''Helen meselesi için anlaştığım kişi.'' diye hatırlatma yapmak zorunda kalacaktı müdür. ''Burayı toparlasınlar.'' dedi ve bir parmak şıklatmasıyla çağrılan garson ona söyleneni hemen yaptı. Normal de arabada yapardı böyle görüşmelerini Adras ve bunu bilen genç şaşırsa da bir şey diyemedi. Yaptığı hareketlerin sorgulanmasını hazmedemeyen bir efendisi vardı.

Çok geçmeden gelen kişiyi karşılamak için restorandan ayrılan müdür, yanında takım elbiseli ve oldukça duygusuz bir izlenim yaratan bir adamla birlikte içeri girer. Soyisim olarak tanıdığı adamın orta yaşlarda olduğunu anlaması güç değildi fakat giyiminden ve yüzündeki ifadeden anladığı şey tecrübe ve yalnızlık olmuştu Adras'ın. Gözlük camlarının arkasına gizlenmiş mavi gözlerini Shan'ın üzerinde bir süre gezdirdi. Göze batacak derece rahat tavırları, onun bu tip buluşmalarda sık sık bulunduğunun göstergesiydi. Çevresine yaydığı enerji işini severek değil de profesyonelce yapan bir katil olduğuna işaret ediyordu. İşine yeni başlamış genç müdürün aksine eli ayağı birbirine dolaşan birisi olmadığı çok açıktı. Shan giydiği ceketini savurarak hemen Adras'ın karşısına oturduğunda ilk yaptığı şey elini ceketinin iç cebine atarak aldığı çakmağıyla, ağzına attığı sigarasını yakmak olmuştu. Tabi genç müdür ''Bay Shan...'' diye itiraz etmek için söze girmek üzereyken Adras bir el hareketiyle onu durdurunca sustu. Onu büyük bir yükten kolayca kurtaran adamın sigarasını rahatça içmesinde bir sakınca yoktu. ''Sen söz verilen parayı getirirken biz biraz sohbet edelim.'' dedi sağ kolu aynı zamanda işletmesinin müdürü olan gence bakarak. ''Soru sormamana ve yüz ifadene bakacak olursak bu işte profesyonel olduğun çok açık genç. '' dedi düz bir ses tonuyla. Shan'ın tek yaptığı doğrudan bakmak ve içine çektiği sigarasının dumanını dışarı üflemekti. Geçmişinde her ne yaşadığı yahut muggle doğumlu olması pek umrunda değildi Adras için. Bu tip işler için böyle biçilmiş bir kaftan bulmak zordu. Adras bulduğu bu hazineyi kaybetmemeye kararlıydı. ''Bundan sonra ihtiyacım olduğunda, bana çalışacaksın.'' oturduğu koltuğuna yaslandı ve devam etti. ''Tabi karşılığını misliyle alacaksın.'' bu sırada bir çanta içerisinde gelen, anlaşılandan biraz daha fazla miktarda ki para tam ortalarındaki masaya gösteriş yaparcasına koyuldu. ''Tamam.'' oldu cevabı kısaca. Birkaç fırttan sonra biten sigarasını umursamazca yere atıp ayağıyla söndüren Shan masada duran çantayı eline aldıktan sonra arkasına bile bakmadan restorandan çıkıp gitti. Adras memnun kalmış bir yüz ifadeyle yolcu ettikten sonra ''Bu adama ihtiyacımız olduğunda bulacaksın. Sende iyi iş çıkardın evlat.'' dedi. Genç müdürün aldığı iltifat sonrası vücuduna yayılan gurur dalgası görülmeye değerdi. ''Geceyi burada geçirmek ister misiniz?'' diye sordu çok beklemeden ve aldığı olumsuz bir ''Dönelim.'' yanıtıyla şemsiye tutma görevine devam etmek üzere asasını çıkarttı. Adras yeğeniyle aynı şehirde bulunmak istemiyordu şuan için. Ama aklında bazı planlar belirmeye başlamıştı bile. Buraya dönüşü daha farklı bi nedenden ötürü ve daha ihtişamlı olacaktı.
SON

23
Diğer Dünya Ülkeleri / Son mu ? Yoksa yeni bir başlangıç mı?
« : 16 Nisan, 2023 16:28:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yunanistan - d'Ibelin Çiftliği

Npc: Adras d'Ibelin

Hava iyiden iyiye kararmaya başlamışken, devasa büyüklükteki çiftlikteki gün boyunca süren hareketlilik son buluyordu. Eylül aynının beraberinde getirdiği ılıman ve yağmurlu hava yüzünden, ahırlarda kapalı kalan hayvanların haykırışlarına çiftlik sakinleri alışmıştı çoktan. Her sene tekrarlanan ve sadık çalışanların çok aşina olduğu tablolardan biriydi bu akşamüstü. 12 dönümlük araziye, hayvanlardan ve birkaç tarladan oldukça uzağa yapılmış çiftlik evi hep sessizdi. Önünde hazır bekleyen Porche'nin çalışan motor sesinden ve sinirlenen Adras'ın heybetli sesinden başka bir şey duyulmazdı çifliğin o bölümünde. Dış süslemesinde çok abartıya gidilmeyen ama antik yunan mimarisinden izler taşıyordu bu büyük yapı. Dışarıdan üç katlı görünen evin içerisine girilirken eşlik eden kolonların oymaları ege denizine kıyısı olan eski yunan kentlerindeki mimariden izler taşıyordu. Bu kolonları mesken bellemiş sarmaşık bitkilerine yine göze gelen hoş görüntü sayesinde dokunulmamıştı. Küçükbaş hayvanların yaklaşmaması içinde özen gösteriyordu çiftlik çalışanları. Üst katlarında balkonu bulunmayan evin bu görevi üstlenen giriş kısmı, güzel manzarayı görecek şekilde oturaklarla ve birkaç insan vücudu şeklinde heykelle birlikte dizayn edilmişti. Evin şuanki sahibinin yaşlı vücudu düşünülerek çok fazla basamak kullanmadan çıkılabiliyordu buraya. Evin içine girildiğinde ise misafirleri karşılayan, şatafatlı mobilyalarıyla göz dolduran salon vardı hemen. Dış mimariye harcanmayan özen bu odaya gösterilmiş gibi, altın sarısı, gümüş grisi ve kırmızı rengin hakimdi odaya. Salonu süsleyen gümüş aksesuarlar ve tek elden çıkmış gibi benzer teknikle yapılan tablolar her yere dağılmıştı.

İşte bu şatafatı tamamlayan yaşlı bedende onun için ayrılmış koltuğunda, elinden hiç düşürmediği bastonuyla bekliyordu. Ak sakalları ve saçlarıyla değilde solmuş benzi söylüyordu yaşının seksene dayandığını. İksirlerle kontrol altında tutulan öksürük nöbetlerinden birisini atlatmıştı bir saat öncesine kadar. Gerektiğinde kullanması için hazırlanan mendili ve bir bardak suyu koltuğun kenarında ki masada hazır bekliyordu. Giydiği siyah takım elbisesinin içerisinde oldukça şık bir görüntü çizmişti kendine göre.

Bu sırada evin önüne yeni park eden arabanın susturulan motor sesini, genç bir simanın neden olduğu kapı sesi izlemişti. Elinden düşürmediği dosyaları arabanın yan koltuğunda getirmişti. Genç adamın düşünceli ve endişeli hali, basamaklardan tırmanırken iliklemeye çalıştığı ceketinin düğmesini kavrayan hafifçe kasılan ellerinden ve gerilen çenesinden belliydi. Sonunda hizmet ettiği yaşlı efendisini salonda beklerken görünce yutkundu ve okurken kullandığı gözlüğünü ceketin iç cebinden çıkartıp taktı. Bakışları İngiltere'de ki ünlü Gringotts Bankası'ndan gelen belgeye doğru kaydı. "Geciktin, evlat." işte o heybetli ses, yine sinirli bir tonda, sadece iki kişinin bulunduğu salonda duyulmuştu. "Bahsettiğim ihracat ürünlerinin taşınmasıyla ilgili bir sorun çıktı efendim." genç müdürün sesi kendinden emin çıksa da hal ve tavırlarında ki cekinme kendisini belli ediyordu. Adras bir sorun olduğunu duyunca, mavi gözlerini ona dikip açıklamanın devamını bekledi sabırla. "Türkler, gemimizi boğazdan geçirmek isterken sorun çıkarttılar efendim. Halledildi. Yeterince paraya her türlü işe izin verebiliyor. Silahlar İstanbul üzerinden Kıbrıs'a ulaşacak." soruna çözüm bulabildiğini anlatırken sesi daha gürdü müdürün. Adras tatmin olmuş şekilde nefes verirken karşısındaki müdürün asıl derdinin bu olmadığını çözebilmişti. Yine bakışlarıyla söylüyordu demek istediklerini. "Efendim, bir şey daha var. Geçen gün gelen bir belgeden haberiniz olması gerektiğini düşündüm." dedi elindeki kağıdı Adras'a uzatırken. Yaşlı adam bir müdüre bir de kağıda bakarak "Bu belge işleriyle uğraşman için seni işe aldım sanıyordum." dedi sakin ses tonuyla ama tehditkar bir tavırla. "Belge İngiltere'den geliyor. Gringotts'da ki aile kasasından çekilen bir para ile ilgili." İlgisini kağıda veren Adras, belgeyi eline aldı. "Yeğeniniz parayı çeken kişinin kim olduğunu araştırmak için istekte bulunmuş. Ve bu belge kasada hak sahibi olan herkese posta olarak gönderilmiş." Konuya olan ilgisi iyice artan Adras hiddetle yerinden kalktı ve "Gözlüğümü getirin!" diye bağırdı. Çok geçmeden eline alabildiği gözlüğünü takıp kağıdı incelemeye başlamıştı bile. "Helen Angelapulos." diyerek kağıtta yazılı ismi tekrar etti zihninde canladırmak için. Ama böyle biri yoktu ailede. Adras bu konu hakkında zihnine dolan düşüncelerle birlikte sinirlenmişti. Hızla artan nefes alış verişi ile birlikte, yeniden oturdu koltuğuna. Hizmet ettiği kişideki bu değişimleri sezen genç hemen sözlerine devam etti. "Ben araştırdım efendim ve her şeyi öğrendim. " keskin bakışlar ona dönmüştü bile "Helen Angelapulos, Amerika'da yetişmiş 27 yaşında yetişkin bir genç bayan. İngiltere ile görünürde hiç bir bağı yok lakin bakanlıkta işe girmiş. Ailesini araştırdığımda babası olmadığını ve annesinin soyadını aldığını gördüm." Adras duyduklarını keskin zekasıyla irdelemeye başladığında her şey açığa kavuşuyordu. "Efendim. İyi misiniz?" Diye sorduktan hemen sonra beklemeden "İlaçlarını getirin!" diye bağırdı. Ama yaşlı adamdan gelen tepki "Devam et." olmuştu. "Efendim ben her şeyle ilgilendim. Kızın hiç bir şeyden haberi yok ve aşırı tecrübesiz. Çok iyi bir katil halledecek, sizin endişelenmenize gerek yok." dese de Adras sinirle bir isim fısıldadı. "Dios Feodor." Ve devam etti "Bu ailede hiç bir sır saklı kalamaz, bilmiyor muydun? " dedi. Sanki karşısında dikilen bir ruhtan hesap soruyor gibiydi. Önüne getirilen iksir şişesini eline alırken içmeden önce, "İngiltere'ye gidiyoruz." dedi yanında ki gence. İksir etkisini gösterdiğinde, yeterli gücü toplayabilecekti. Eli hemen yanında ki asasına gittiğinde, sevdiği paltosunu olası bir yağmurlu havadan korunmak için kendisine çağırdı.

24
Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersliği / Ynt: Sihirli Yaratıkların Bakımı - Duyuru
« : 13 Nisan, 2023 17:14:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhabalar sayın öğrenciler son postlarınız ile ders bitecektir.Katılan herkese koca bir aferin.
Teşekkür falan yok, göreviniz bu zaten. 8) Dersten alınan puanlar duyuru postunda sizlere bildirilecektir. Ders ile alakalı sorularınızı veyahut başka bir konuda danışmak isterseniz site üzerinden mesaj yazabilirsiniz.Sihirli günler dilerim.


Prof. Balian d'Ibelin

25
Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersliği / Ynt: Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersi -1866/67
« : 11 Nisan, 2023 12:07:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karanlığın içinde yumurta avı mı ? Ah! Cadı avcıları kadar acımasız bir durum değil, elde etmek istediğimiz sadece yumurtalar! Belki içinde canlı vardır! Onu dondurma büyüsü ile öldürüyor muyuz? Hayır elbette! Külbüküller yumurtlar ama yavrusunu yumurtlamaz elbette şaşkınlar! Biraz önce o külbükülü ateşten ortaya çıkarttık ya hani! Heh aferin size!

Balian neden yıllar sonra tekrar Hogwarts'a gelmişti? Belki de gelmek zorunda kalmıştı? Bütün hayatından ümidini kesen birisi ne yapabilir ? Belki de sığınmaya saklanmaya ihtiyacı vardı. Bu okul onun eviydi.Yani evet bir zamanlar öyleydi...Şimdi tekrar burada bulunması onun hayrına olacaktı. Bu kocaman şatonun sınırları dışında canının ne kıymeti vardı? Kim vardı ? Herkes gitmiş miydi ? Düşüncelerinden kurtulmak istiyordu,artık korkulu rüyalar görmekten bıkıp usanmıştı.Her gece o kurt adam tarafından yeniden,yeniden ısırılıyordu.İstemsizce sağ elini boynuna götürdü.Acımıyordu ama o hissi unutamıyordu.

Mavi gözlerini açtığında sınıfın karanlığı ile karşı karşıya kaldı.Öğrenciler'den en son isteyeceği şey Külbükül ile karşı karşıya kalmalarıydı.Çünkü külbükül yumurtalarının peşinde olduklarını hissedecek kadar akıllı bir varlıktı.Asalarını hemen ellerine alan öğrencileri gördüğünde, memnun bir şekilde istemsizce onaylamıştı.Bu karanlıktan onları elbette ışık kurtaracaktı.Derin nefes alarak öğrencilerinin her adımını izleyen Balian asasını cübbesinden sıyırıp ellerine kavuşturmuştu.Külbükül'ün huysuzlanması yada öğrencilerden birisinin hatası üzerine hemen dahil olacaktı.

Diana Destinee,akıllı bir öğrenciye benziyor.Asasını hemen kullanmış ve ışığın yolunu ,ümidin yolunu açtı.Elbette bu ışık sadece kendisi için değil,Külbükül'ün rahatsız olmasına neden olmuş olacak ki başka bir öğrencinin önüne çıkıvermişti.Heyecanı tavan da olan Diana yürümeyi dahi başaramamış olsa da şansı ve zarları ona yardım etti.Yumurta hiç bir zarar görmeden kucağına indi.(Yumurtayı artık elinizde rahatça tutabilirsiniz genç leydi.)O da ne! Külbükül'ün kuyruğundaki ateş neredeyse sönmek üzere!Bu demek oluyor ki külbükül beş dakika içerisinde ölecek.Külbükül can havliyle son bir defa yumurtalarını görmek için sınıfta tekrar turlamaya başladı.Bu sırada yerden kalkmaya çalışan Diana ise yumurtasını gururla elinde tutuyordu.Gözlerini yukarıya kaldıran Diana,yavrularına hasret iki çift göz ile karşılaştı.



Charlotte Vera Rillian,Ah Charlotte tatlı Charlotte, evladım sihir dünyasındayız bu asayı sana süs olarak vermediler.Okul bitti gidiyor bir bir büyü yap önünü aç kuşum benim. Dikkatli adımlar ile ilerleyen bu tatlı öğrenciye karşı neredeyse umudum yüksekti.Ama ne yapıyordu o! Konuşuyor muydu! Charlotte!!! Dikkat et Külbükül'ün yılan dili seni yoldan çıkarmasın...

Karanlığı seviyordum.Sıcacık hissettiriyordu beni.Her zaman ateş içindeydim ama bu karanlık beni benden alıyordu.Hislerimi dile getirmek benim için ne kadar zor bilemezsiniz.Huzur içindeydim.Yavrularımı dünyaya getiriyor onlara bir yuva kuruyordum.Huzurum ta ki ışığı görene kadar sürdü. KİMDİ O HADSİZ,GÖZLERİMİ YAKIYORSUN.Işıktan kaçmak için sol tarafa doğru sürünmeye başladım.Evet...Yine karanlık bu çok güzel bir şey...Bir yavrumu daha dünyaya getirmiştim ki.Birisi bana mı sesleniyordu ? Benimle konuşmaya çalışıyor. Bakalım ne anlatacak...Yavrularımı mı istiyor!!! Hem de benden seni adi sürtük!

Charlotte,Profesörün verdiği adımları izlememiş kendi yolu ile bu derste başarılı olmaya çalışmıştı.Ancak şans ve zaarlar bugün maalesef yanında değillerdi.Kendisini kovalayan arsız bir külbükül'den nasıl kurtulacak merak içindeyim.



Samuel Raymond Boleyn,yakışık bir büyücü görüyorum.Kendinden emin! Bu çocuk hakkında bir kaç duyum aldığıma eminim ama konular neydi tam olarak hatırlayamıyorum.Yakışıklı büyücümüz biraz da işin dalgasında olsa da en sonunda işin renginin değiştiğini anlamıştı.Külbükül sana dokunca ateşinden duramazdın evladım...Korkudan ne yaptığını bilmiyorsun sanırım ;D Galiba bu çocuk korku ve heyecanla bu görevi mahvedecek diye düşünürken. Samuel,Diana'ya yardım elini uzatmak istemiş ve bu yolda beraber ilerleyecekler.Diana ve Samuel ikilisi başarılı büyüler yaparak yumurtayı kontrollü bir şekilde ele geçirdiler.

Samuel'in attığı büyüden önce Diana başarılı olduğu için senin zarının yüksekliğini hikayeye geçiriyorum.Çünkü senin de bir yumurta bulman gerekiyor.Külbükül ile Diana karşılaşma rolüne devam edebilirsin.Ya da ikinci bir şans olarak uzaklaşan Külbükül'ün yumurtalarından bir tanesini alıp başarılı olabilirsin sana kalmış.İki yolun var bahtın açık olsun yiğidim!!!


Eadwig Alger Boleyn,şu cocuğun haline de bir bakın! Boleyn ailesi değişik olur derlerdi de pek sallamazdım.Ama bu çocuğun bakışlarında dahi var bir şeyler. Derslerinde başarılı olacak bir tipi var ama meymenet eksik.Arkadaşları ile fısıldaşmasından belli bu çocuk tam bir hababam! Çocuk bir süre sonra arkadaşlarından ayrılınca işte dedim evet yapacak görevi!! Ama neredeeee bizimkinin aklı uçkurunda çıktı.Bu yaşta bir çocuğun ergenliğini atlatmış olması lazım değil mi ? Belki de ben çok yaşlandım.Ama bunun derdi yaşıtlarının da kaldıramayacağı kadar ağırdı. Kendisi büyütüyor diyeceğim ama oturup yumurta ile de dertleşmezsin! Ohhh beyimiz tütününde dibine vurdu! Aman Bay Boleyn yumurtlara dokunayım demeyin öyle hemen kırılacak türden yumurta değildir onlar.Elinizi yakarsınız haaa!!! Demeye kalmadan is kokusu sınıfa dağılmaya başladı. EADWİG! ÇOCUĞUM! CÜBBEN YANIYOR!

Eadwig,cübbesini çıkarabilir ya da çıkar cayır cayır yanar.Ancak sağ yada sol buna sen karar ver!Yanında yumurtalar olduğu için ateşten zarar gören kimse olmaz.Kolunda ufak bir yanık oluşur.Bu sırada Külbükül'den kaçan Charlotte koşarken senin yanından geçecek.Charlotte'a yardım etmek istersen bu yolu kullanabilirsin.İstemezsen oradaki yumurta görevine devam edebilirsin.


André Harris,işte okulumuzun kıskanılan veledi sahneye en sonunda giriş yapabildi.Bir elin nesi var iki elin sesi var ancaaaak üç elin neyse orasını bilmiyorum.Lakin bu mukabilde yola çıkan genç arkadaşları tebrik ediyorum.Birleştiricilik unsuru ile güçlerini boş yere kullanmayacaklardı.Plan kusursuz! Plan olağanüstü!!! Tılsımlar konusunda kendilerini geliştirmiş öğrencileri görmek benim için mutluluk verici.Çünkü bu ders Külbükül ile konuşmayı deneyeni dahi gördü.İşte gerçekten puanı hak eden öğrencileri tebrik kısmına geçecektim ki! O da ne!!! Ulan evladım!!! Daha yeni tebrik edip bağrıma basacaktım seni neyin peşindesin sen!! Bırak şu psikopat Eadwig'i ne halt ediyorsa etsin! Yansın kavrulsun! Her şey istediği gibi olsun!

André,Eadwig'e yardım etmek istese dahi attığı zardan dolayı ve benim keyfimin kahyası böyle istediği için zarar görecek.Ancak sonrasında bilgi ve inancınızı hatta o minicik pufuduk kalbinizle onunla beraber kalmaya devam edip yumurta bulmaya çalışabilirsiniz.Bunu yaparsanız Eadwig belki de sevmediği istemediği dersten puan alabilir.

İkinci olarak grubunuza geri dönmek isterseniz başarılı bir zar atmış sayılacak siz ve arkadaşlarınız ödül ile onurlandırılacaksınız. André'in puan ve ödül için Eadwig'in yanından ayrılıp ayrılmama hususundaki kararını merak ediyorum.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Derse katıldığınız için çok teşekkür ederim arkadaşlar.Son postlarınızı atacaksınız sonrasında ders sonlanmış olacak.Puan ve ödüller atacağınız posttan sonra duyuru kanalından paylaşılacaktır.Sihirli günler ve esenlikler dilerim.

26
Sihirli Yaratıklar Kulübesi / SİHİRLİ YARATIKLAR İLE ETKİLEŞİM İÇİN ZAR SİSTEMİ
« : 08 Nisan, 2023 22:32:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhaba arkadaşlar kulübede bulunan yaratıklarla yapacağınız rollerde onlarla nasıl anlaşabileceğinizi belirlemek adına zar atamanız gerecektir. Düello zarı kullanmanız sizin için yeterli olacaktır. Bu zamandan sonra atacağımız zarların sonucunda göre aşağıdaki kurallar geçerli olacak.

X Dereceli Yaratıklarda: 10 üzerinden 4’den fazla atarsa roleplay olumlu sonuçlanır.
XX Dereceli Yaratıklarda: 10 üzerinden 4’e kadar olumsuz, 5-7 arası olumlu, 8-10 ekstra olumlu sonuçlanır.
XXX Dereceli Yaratıklarda: 1-5 olumsuz 6-9 olumlu, 9-10 ekstra olumlu(yakınlaşma)

27
Sihirli Yaratıklar Kulübesi / XXX Seviye Sihirli Yaratıklar
« : 08 Nisan, 2023 22:27:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
XXX Seviye Sihirli Yaratıklar

Bu alan 1 ve 2. Sınıf öğrencilerine yasaktır.



Billywig - Cızkıpır


Billywigs, Avustralya'ya özgü bir böcek. Çok küçüktürler, sadece yaklaşık yarım inç uzunluğundadırlar ve canlı bir safir mavisi renktedirler. Billywig'ler çok hızlı yaratıklardır ve sokulana kadar Muggle'lar ve büyücüler tarafından nadiren görülürler.Anatomik olarak, Billywig çok eğlenceli bir yaratıktır. Kanatlar Billywig'in başının üstünde bulunur ve bir Muggle helikopterinde olduğu gibi çok hızlı dönerler. Vücudun alt kısmı uzun, ince bir iğneden oluşur. Kanatlar, gövdenin ⅓'sini oluşturan turp şeklindeki bir gövdeye bağlıdır. İki takım kanat vardır, yani toplamda dört kanat. Kanatları şeffaf renklidir.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Jarvey - Carcar


Konuşabilen gelinciklere benzer.Jarvey'ler özel beslenme, çiftleşme, banyo ve uyku için özel odaları olan yeraltındaki yuvalarda yaşar. Yuvaları yaklaşık sekizde bir mil derinliğinde ve uzunluğundadır. Jarveys bir aile olarak yaşayacak, ancak birden fazla ailenin farklı yuvaları olacak. Bebek Jarvey'lerin kendi ailelerini kurmak için mevcut ailelerini terk etmeleri yaygındır. Ancak, çoğu ebeveynleriyle kalmayı tercih ediyor.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Murtlap - Laçan



Sırtındaki Laçan urları, yiyen kişinin lanetlere karşı direncini arttırır.Murtlaps, karasal yerine suda yaşamalarına rağmen, sıradan farelere benzer. Gördüğümüz büyülü değişiklik, sırtlarındaki mavimsi-mor dokunaçlardır. Ortalama sıradan lağım fareleri büyüklüğündedirler, vücutları yaklaşık on inç uzunluğunda ve sonra kuyrukla birlikte beş ila on inç daha uzundur ve dokunaçlarıyla eşleşen parlak mavi gözleri vardır. Sıradan fareler beyaz, kahverengi, benekli, siyah ve gri gibi birkaç farklı renkte gelirken, Murtlaps sadece gri renkte gelir. Murtlaps omnivorlardır, deniz yosunlarını ve diğer bitkileri ve küçük kabukluları ve balıkları yerler. Çok uzun süre çok yakın bırakılırsa insan ayakları kemirilir, bu yüzden dikkatli olun. Büyük Britanya'nın tatlı su akarsularına ve göllerine özgüdürler ve XXX canavarı olarak sınıflandırılırlar.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kneazle - Mıncık


Nahoş kişilikleri sezen, esrarengiz; büyücü dünyasının evcil kedileridir.Kneazles, sıradan kedilerle yakından ilişkili, büyülü kedi yaratıklarıdır. Düz renkli kürkten benekli ve çizgili kürke kadar çeşitli renklerde gelirler. Sıradan ev kedilerinden görünüşlerindeki fark, çok büyük kulakları ve aslana benzeyen tüylü kuyruklarıdır. Kneazle'ın farklı türleri vardır.Kneazles evcil hayvan olarak tutulur; ancak, ancak sahiplerini severlerse harika birer evcil hayvan olurlar. Kneazle'lar sevmedikleri cadılar ve büyücüler için çok kaba ve kötü olabilir, bu yüzden bir Kneazle seçerken veya Kneazle'ınızı diğer insanlara gösterirken dikkatli olun. Bu saldırganlık nedeniyle, Kneazles Sihir Bakanlığı tarafından XXX olarak sınıflandırılır, ancak sadece safkan Kneazles bu sınıflandırmaya sahiptir. Sihir Bakanlığı, bugün mağazalarda satılan popüler kedi-Kneazle melez yaratıklara bir sınıflandırma vermedi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Doxy - Isırgan Peri



2 çift kolu ve 2 çift bacağı olan huysuz, perilerdir.Doxies Amerika ve Kuzey Avrupa'da bulunur. Daha soğuk iklimleri tercih ederler. Amerika'da kuzey ve doğuda bulunurlar. Bu nedenle, Doxies'in yakın gelecekte Antarktika veya Grönland gibi dünyanın diğer soğuk bölgelerinde yaşamak için göç edebileceğine inanılıyor.Doxies, etraflarındaki ağaçlardan ve çalılardan gelen yaprakları ve çevrelerinde buldukları farklı böcekleri ve örümcekleri yiyen omnivorlardır. İlginç bir şekilde, stres zamanlarında Doxies'in böcekler ve örümcekler yerine daha fazla yaprak ve yeşillik yemeyi tercih ettiği bulunmuştur.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Pixie - Cinperi



Şakacı, muzur yaratıklar. Kendinizi bir avizeye asılı halde bulmak istemiyorsanız kulaklarınızı saklayın!Pixies, sekiz inç boyunda büyüyen ve Cornwall, İngiltere'ye özgü küçük, elektrik mavisi yaratıklardır. Bu nedenle onlara Cornish perileri de denir.Pixies'in çok yaramaz olduğu bilinmektedir. İnsanları kulaklarından tutup uzun ağaçlar gibi bir şeylerin üzerine koymak gibi şakalar yapmaya meyillidirler. Perilerin kanatları yoktur ama uçabilirler. Bunun nedeni, güç bakımından Elf Evi'ne benzer bir büyüye sahip olmaları ve kendilerini havada tutabilmeleridir. İnsanları kaldırabildikleri için, sihirlerinin onları boyutlarına göre beklenenden daha güçlü yaptığına inanılır. Peri ne kadar güçlüyse veya ne kadar eskiyse, kaldırabileceği ağırlık da o kadar ağır olur.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Crup - Krup



Muggle'lara karşı tehlikeli, çatal kuyruklu evcil büyücü köpekleridir.Crups, Jack Russell Terrier'e benzeyen büyücü bir köpek türüdür. Sıradan Jack Russell Teriyerleri ve Crups arasındaki temel fark, Crups'un çatallı bir kuyruğa sahip olmasıdır. Ayrıca Crups'ın sadece mavi gözleri olduğunu görüyoruz. Bu özelliğin nedeni derste daha sonra tartışılacaktır.Crups omnivorlardır ve aslında her şeyi ve her şeyi yiyecektir. Ne yediklerinden çekinmezler, etraflarındaki her şeyi yutarlar. Bu iştah güçtür çünkü Crups genellikle kendilerini bir Angelusprout'a veya burunlarında zehirli bir sarmaşık döküntüsü ile yakalanmış olarak bulurlar. Eve bir Crup getirdikten sonra en yakın büyücü ile bir ilişki geliştirmek en iyisidir, çünkü çok kısa bir süre içinde onları tekrar tekrar ziyaret etme olasılığınız daha yüksektir. Kendi başınıza tedavi edebileceğiniz çok az şey vardır, çünkü Crup'ların yanlış bitki türüyle karıştırılması nedeniyle asit yanıkları veya çok ciddi et ve kas yaraları alması muhtemeldir.

28
Sihirli Yaratıklar Kulübesi / XX Seviye Sihirli Yaratıklar
« : 08 Nisan, 2023 16:29:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
XX Seviye Sihirli Yaratıklar

Bu alan 1. Sınıf öğrencilerine yasaktır.

Kahşin (2 tane var.Erkek olan Titou,Dişi olan Minette)


GÖZ RENGİ: Mavi
TÜY RENGİ: Yeşilimsi siyah
CİNSİ: Kuş
MEMLEKETİ: Büyük Britanya ve İrlanda
ALTERNATİF İSİM: İrlanda Anka kuşu
ÖLÜMLÜLÜK: Ölümlü
ÖZELLİKLERİ:Ağlayarak yağışları önceden haber verir
                       
SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI: Canavar / XX
STATÜ:Nesli tükenmemiş
KISA BİLGİLENDİRME: İrlandalı Anka kuşu olarak da bilinen Kahşin, yeşilimsi siyah tüyleri ve keskin bir gagası olan, görünüşte küçük bir az beslenmiş akbaba gibi, ince ve kederli görünen büyülü bir kuştur.Beslenme düzeni, şiddetli yağmurda avladığı böcekler, periler ve sineklerden oluşuyor. Son derece utangaç olan Kahşin, diken ve dikenli çalılıkların arasında gözyaşı şeklinde bir yuvada yaşar. Kahşi'nin çığlığı, yaklaşan yağışın sinyalini verir.Büyük Britanya ve İrlanda'ya özgündür ancak Kuzey Avrupa'nın geri kalanına yayılmıştır. Uzun zamandır Kahşin'in kederli çığlıklarının ölümü önceden bildirdiği ve büyücülerin Kahşin yuvalarından kaçınmak için büyük çaba sarf edeceğine inanılıyordu. Bununla birlikte araştırmalar Kahşin'in yalnızca yağmur yağmak üzereyken şarkı söylediğini belirledi. Gulliver Pokeby tarafından yazılan Kahşin Ağlıyor kitabı, 1824'te Küçük kırmızı kitaplar tarafından yayınlandı ve Kahşin'in çığlığının yaklaşmakta olan ölümü işaret ettiği efsanesini ortadan kaldırdı.Kahşin'in yağmurun geleceğini önceden haber verebileceği öğrenildiğinde, bunlar hava tahmincisi olarak kullanıldı. Ancak, kış aylarında inlemelerine dayanmak zordur.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kabuluk (3 adet var.Erkek olanlar Maxo ve Buddy,Dişi olan Ruby)


GÖZ RENGİ:Kahverengi
DERİ RENGİ:Yeşil
MEMLEKETİ:Batı / İngilere - Güney / Almanya ve İskandinavya
ORTALAMA BİR YETİŞKİNİN KİLOSU: 8 İnç
ÖLÜMLÜLÜK:Ölümlü
ÖZELLİKLERİ:Ağaçları andırır.
                    Ağaçta yaşarlar.
                    Böcekleri yer.
YAKIN İLİŞKİSİ:Ana ağacı
SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI:Canavar / XX
STATÜ:Nesli tükenmemiş
KISA BİLGİLENDİRME:Kabuluk;el büyüklüğünde, böcek yiyen, ağaçta yaşayan, uzun keskin parmakları olan (her iki elde ikişer tane), kahverengi gözlüdür.Ağaç kabuğu ve dallardan yapılmış düz yüzlü bir sopa figürünün genel görünümü olan büyülü bir canavardır. Doğal ortamında kamuflaj oldukları için fark edilmeleri son derece zordur.Kabuluk Batı İngiltere, Güney Almanya ve bazı İskandinav ormanlarında bulunabilir. Bir Kabuluk, genellikle odunu asa kalitesinde olan bir ağaç olan ev ağacının koruyucusu olarak görev yapar (bir Wiggen ağacı gibi). Dal benzeri parmakları, ağaçlardaki odun bitlerini öldürmek için iyi bir şekilde kullanır ve ayrıca gözlere nişan aldığında bir düşmana karşı bir silah olarak da kullanılabilir.Genelde barışçıl bir yaratıktı, ancak ağacını ya da kendisini tehdit eden herhangi bir şey olursa saldırganın gözlerini oymaya çalışabilir. Bir Kabuluk'un ağacından yaprak veya odun almak için, dikkat dağıtıcı olarak ağaç biti veya peri yumurtası sunmak gerekir.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çizbürü



GÖZ RENGİ: Siyah
DERİ RENGİ: Yeşil ve Kahverengi Kıskaçlar
MEMLEKETİ: Dünya Çapında
ORTALAMA BİR YETİŞKİNİN KİLOSU: Bir inçin yirmide birine kadar (Dişleriyle birlikte)
ÖLÜMLÜLÜK: Ölümlü
ÖZELLİKLER:Büyülü ve elektrikli nesnelere saldırır.
                   Yengeç'e benzer.

YAKIN İLİŞKİSİ:Kruplar
                        Kahşin
                        Sihirli ve Elektrikli

SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI: Canavar / XX
STATÜ: Nesli tükenmemiş
KISA BİLGİLENDİRME:Çizbürü,bir tür çok küçük sihirli parazittir. Yengeç gibi görünen bu canavar, dişleri de dahil olmak üzere bir inçin yirmide biri kadar büyüyebilir. Çizbürü'nin kabukları ve dişleri İksir yapımında kullanılır.Çizbürü, asalar ve kazanlar gibi büyülü nesnelerde kullanılır.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ekşirik



GÖZ RENGİ: Sarı
DERİ RENGİ: Benekli yeşil
MEMLEKETİ: Dünya çapında mevcut
ÖLÜMLÜLÜK: Ölümlü
ÖZELLİKLER:Kurbağa ve maymun karışımını andırır
                   Aydınlık püstül
                   Perdeli eller ve ayaklar
                   Küçük boynuzlar
                   Keskin dişler
                   Uzun bacaklar
                   Ağaçta yaşar
SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI:CanavarXX
STATÜ:Mevcut

KISA BİLGİLENDİRME:Bir Ekşirik, bir maymun ve bir kurbağa karışımını andıran büyülü bir ağaçta yaşayan canavardır. Püstülleri iksir yapımında kullanılır.Pürüzsüz derisi benekli yeşil renktedir ve kısa boynuzları ve jilet gibi keskin dişlerle dolu geniş sırıtan bir ağzı vardır. Uzun kolları ve perdeli elleri ve ayakları ağaçların arasında zarif bir şekilde hareket etmesine izin verir. Ekşirik'in alnında, tehlike hissettiğinde kırmızı renkte parlayan büyük bir püstül vardır. Küçük kertenkeleler ve kuşlarla beslenir.Ekşirik genellikle Amerika'nın Güney eyaletlerinde bulundu, ancak şimdi dünya çapında bulunabilir. Amerikalı büyücüler ve cadılar, Ekşiriklere Muggleların yaklaşması konusunda onlara erken uyarı vermek için alkış tutarlardı. Uluslararası Sihirbazlar Konfederasyonu bunu durdurmak için para cezası vermek zorunda kaldı. Geceleri güzel görünmesine rağmen, parlayan Ekşirik püstülleriyle dolu bir ağaç, meraklı büyülü olmayan komşuların sihirbazların neden hala Noel ışıklarını Haziran ayında yaktığını merak etmelerine neden oldu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sırga (2 tane var.Erkek olan Oreo,Dişi olan Chipie)



TÜY RENGİ:Mavimsi pembe
CİNSİ:Kuş
MEMLEKETİ:Mauritius, Hint Okyanusu
ALTERNATİF İSİM:Dodo
ÖLÜMLÜLÜK:Ölümlü
ÖZELLİKLER:Cisimlenme
                        Uçamaz
SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI:CanavarXX
STATÜ:Mevcut (Mugglelar neslinin tükendiğine inanıyor)

KISA BİLGİLENDİRME:Sırga (Mugglelar tarafından Dodo olarak bilinir), Hint Okyanusu'ndaki Mauritius adasına özgü, dolgun, kabarık tüylü ve uçamayan büyülü bir kuştur.Mugglelar bu kuşun neslinin tükendiğine inanırken, hala dünyamızda vardır.Cisimlenme ile tehlikeden kaçmayı bir aracı olarak başka bir yerde yok olma ve yeniden ortaya çıkma yeteneğine sahiptir. Uluslararası Sihirbazlar Konfederasyonu, hayvanın hâlâ var olduğunu açıklamayı uygun görmemiştir.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Peri



GÖZ RENGİ: Çeşitlilik gösterir
DERİ RENGİ: Çeşitlilik gösterir
SAÇ RENGİ: Çeşitlilik gösterir
MEMLEKETİ: Dünya çapında mevcut
ORTALAMA BİR YETİŞKİNİN BOYU:1-5 inç
ÖLÜMLÜLÜK: Ölümlü
ÖZELLİKLER:Böcek gibi kanatlı,
                   Çok küçük,
                   İnsansı
                   Peri büyüsüne sahip
                   Kibirli doğaları

SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI: XX Canavar
STATÜ: Nesli devam eden
KISA BİLGİLENDİRME:Bir peri, saydam ya da çok renkli büyük böcek benzeri kanatları olan küçük, insansı büyülü canavardır.Küçücük bir zekaya sahiplerdir ve çoğunlukla ormanlık alanlarda ya da açıklıklarda yaşıyorlardır. Peri kibirli bir yaratıktı ve genellikle sihirbaz türü tarafından dekorasyon olarak kullanılmasına izin verirler. Kibirleri nedeniyle periler neredeyse sürekli kendilerini güzelleştirmeye çalışırlar.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Porlock - Dombaz



Porlock'lar büyülü at koruyucularıdır.Atların yeterli beslenmelerini sağlamak, hepsinin bakımlı olduğundan emin olmak ve hatta yırtıcıları uzak tutmak da dahil olmak üzere çeşitli amaçlarla korurlar. Sürüye zarar verme niyeti olan yaratıklara saldırdıkları bilinmektedir. Dombazlar kesinlikle otoburdur ve esas olarak ot yerler.Bu yaratıklar İngiltere ve Güney İrlanda'ya özgüdür. Aslında, isimlerini; ilk olarak keşfedildikleri köy olan Porlock'tan alıyorlar. Bu canavarlar oldukça küçüktür. Her elinde dört parmak bulunan iki kısa kolları vardır. At benzeri toynaklarla biten arka ayakları üzerinde yürürler. Kaba, kızıl tutamlı tüylerle kaplıdırlar. Ayrıca burun deliklerinden kalın tüyler filizlenir ve çok anormal derecede büyük burunlara sahiptirler. Dombazlar yalnızlardır; yani sık sık kendilerini türleriyle ilişkilendirmezler. Atları kendi ırklarına tercih ederler.


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Pofyumak



Pofyumaklar çok küçük, yuvarlak ve kabarık canlılardır. Muhallebi sarısı olan çok yumuşak kürklerle kaplıdırlar.''Pofyumaklar, özellikle küçük çocuklar ve gençler arasında popüler evcil hayvanlardır. Çoğu evcil hayvandan istediği gibi sadece sevimli değil, aynı zamanda çoğu geleneksel evcil hayvana göre bulunması ve bakılması çok daha kolaydır. Bu birkaç nedenden ötürüdür: bunlardan ilki, hayvanların kendi yiyeceklerini bulmasıdır. Çöpçülük yapar gibi buldukları her şeyi yerler. Evdeki zararlı haşereleri, çöplerden aşındırdıkları yiyecek içecekleri ve sıradan kedi mamasını bile yerler. Aslında, Pofyumaklar, geceleri uyurken sahiplerinin burunlarını temizlemek için kullanacakları çok uzun ve ince dillere sahiptir. -evet, ıykk- Kulağa hoş gelmese de, bu bir Pofyumak'ın en sevdiği atıştırmalıktır. Aslında, bir kişi burnunu üflerse, Pofyumak uyandığını duyduktan sonra kaçacaktır.


29
Sihirli Yaratıklar Kulübesi / X Seviye Sihirli Yaratıklar
« : 08 Nisan, 2023 15:41:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
X Seviye Sihirli Yaratıklar
Tüm sınıf öğrencilerinin ziyaret edebileceği alanda bulunmaktadırlar.



Cörkpare



DERİ RENGİ: Pembe
SAÇ RENGİ: Siyah
MEMLEKETİ: İskandinavya
ÖLÜMLÜLÜK: Ölümlü
ÖZELLİKLERİ: Seyrek kıllarla kaplı mantara benzer.
SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI : Canavar / X
STATÜ: Nesli tükenmemiş.

KISA BİLGİLENDİRME:Cörkpare, İskandinavya'da ortaya çıktı ancak sonunda kuzey Avrupa'ya yayıldı ve İskoçya'da bulunabildi. Seyrek bir şekilde dağılmış kaba siyah kıllarla kaplı, etli pembe mantarlara benziyorlardı ancak mantar benzeri görünümlerine rağmen, Cörkpare bir hayvandır. Tercih ettikleri av, yeraltına yaydıkları ince, kaslı dokunaçları kullanarak avladıkları solucandır (mantarların miselleri yaymasına benzer). Cörkpare çok hızlı ürer.Ortalama büyüklüğü bir bahçeyi yalnızca birkaç günde kaplayabilir.Yangoz zehiri, Cörkpare'yi öldürebilecek bilinen bir maddedir.


Pıtırkurt



DERİ RENGİ: Kahverengi
ORTALAMA BİR YETİŞKİNİN KİLOSU: 10 İnç
ÖLÜMLÜLÜK: Ölümlü
ÖZELİKLERİ: Otçul
          Dişsiz
          Pıtırkurt Mukusu üretir.
SİHİR BAKANLIĞI SINIFLANDIRMASI: Canavar
STATÜ: Nesli tükenmemiş.

KISA BİLGİLENDİRME:Pıtırkurt;çoğunlukla marul ve lahanayı yiyen otçul, on inçlik, dişsiz, kahverengi olan sihirli kurttur.Mümkün olan en düşük rütbede olan Pıtırkurt, Sihir Sınıflandırmasına göre X veya "sıkıcı" olarak derecelendirilir.Çok az hareket ederler ve nemli hendeklerde yaşamayı tercih ederler.Pıtırkurt yenilebilir ve Pıtırkurt börekleri bazen Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nda öğle yemeği için servis edilir ve bu öğrencileri dehşete düşürebilir.Pıtırkurt çağrılmaya değer görülmese de Çağırma Tılsımı ile çağrılabilen az sayıdaki canlıdan biri olduğu için dikkati çeker.

30
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 08 Nisan, 2023 12:55:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhaba merhabaaaaa!!!

Güç puanı taleplerim kabul edildiğinde 29 Gp olacak.Buna dayanarak taleplerimi arz etmek istiyorum. Öhö öhömmm... Gıcık varda pardon!

Tılsım Gücü: 11 -> 25 [19 Gp]
Lanet Gücü: 20 -> 30 [15 Gp]
Biçim Değistirme Gücü:11 -> 20 [9 Gp]

İndirimli Toplam: 25 GP

Sayfa: 1 [2] 3 4 5