17 Nisan, 2026 08:43:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Nathaniel Leo Lastrange

Sayfa: [1]
1
Apples & Oranges / Ynt: Kendi işinin patronu olma stajı
« : 31 Ağustos, 2022 15:03:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük bir kar tanesi sessizliğin içinde gök yüzünde onu bir anne şefkatiyle tutan buluttan koptu ve düşmeye başladı. Kendisinden daha soğuk rüzgarlar onu oradan oraya sürükledi hoyratça. Yıldızlar onu başlarıyla selamladılar, başka bulutlar meraklı gözlerle onu izlediler. Onun gibi kopup giden kar taneleri ona eşlik etmeye başladı. Birlikte süzülmeye devam ettiler. Beyaz bulutların bacalardan tüten dumanlarla griye dönüşüne şahit oldular, şehrin ışıklarının gökyüzünde parlayan yıldızların zarafetini yutuşunu izlediler, mehtabın tüm bu pislik ve keşmekeşin ardında geçip kendisini bulutların arkasına sakladığını gördüler. Betondan kulelere yaklaştıkça insanların hayatlarının çıkardığı gürültüyü duymaya başladılar. Pis kokuları, kesilen ağaçları yalnız çocukları ve üşüyen hayvanları gördüler. Kendilerinden başkalarını umursamayan ve doğayı kendi iradesine uygun gördüğü kalıba sokan beşeri gördüler, onlardan tiksindiler. Pencerelerin arasından düşerken insanların hayatlarından sahneler kazındı masum hafızalarına. Soba yanlarında ısınmaya çalışan aileleri, mutlu mutlu gülümseyen ve birbirine bir şeyler anlatan insanları... Bu insanları da sevdiler. Bizim kar tanemiz bir kadının kıvırcık ve ıslak saç tellerinin arasına düştü. Ona yol boyunca yarenlik eden arkadaşlarından bazıları kadının omuzlarına bazıları yanaklarına bazıları da kaldırım taşlarına indiler. Dünya da onlara ayrılmış sürenin son demlerine varmışlardı. Yavaş yavaş eriyip gittiler. Onlar bir çok şeye şahit olup bir çok ruhu görmüşlerdi lakin kimse onlardan haberdar olmadan öldüler.

Önden yürüyen kadının kısa topuklu ayakkabıları su birikintilerine basmaktan ıslanmıştı. Son bir kaç saattir ağır ağır yağan kar sahneyi eski dostu yağmura bırakmıştı. Yağmuru her zaman sevmişti, ardında bıraktığı toprak kokusunu ise daha çok severdi. Yağmur damlalarının özgürlüğüne özenmişti hep. Liverpool'daki evin camına çarpan damlacıkları izler ve bir gün onlar kadar özgür olacağı zamanı düşlerdi. O günün gelmesi 11 yıl sürmüştü lakin sonunda bulutların arasında süzülen bir yağmur damlası olmayı başarmış Hogwarts'a gitmişti.Daha sonraki yıllarda ise çocukluğunun ölümüyle kalbinin bahçesine ekilen tohumlar günden güne büyümüş, tomurcuklanmış ve sonunda yeşermişti. Bir ara sokağa girdi. Bir kaç lambası çalışmayan dar bir sokaktı burası. Lestrange malikanesine çıkan geniş, çiçeklerle bezenmiş güzel yollardan değildi. Çöp kokuyordu, fareler cirit atıyordu ve onları peşliyordu kediler. Rohan'ın çantasını çalan hırsızı devirdiği sokağa benziyordu.Önündeki kadının topuklu ayakkabısının kaldırım taşlarıyla her buluşmasında çıkardıkları tok ses boş sokakta yankılanıyordu. Gecenin sessizliğini yarıp geçen hançer darbeleri gibiydiler. Bu dar sokak çok daha işlek bir muhite çıkıyordu. Muggle toplumunun alışveriş yaptığı gece pazarlarından birine. Panth'e gitmeden önce bir şeyler alması gerektiğini biliyordu, çünkü bu bir zorunluluktu. Adamın dolabında alkol ve hazır yemek dışında bir şey bulunmazdı zira. Sessizce insanların kalabalığına karıştı. Sattıkları şey her ne ise onun en iyi olduğunu iddia eden satıcıların arasından geçti, bu satıcıların bazıları da yürüyenlere selam verip dükkanlarına davet ediyorlardı. Davet edilen arkadaş grubu adam orada yokmuş gibi davranarak insan akıntısında ilerlemeye devam ettiler. Bir anne çocuğunun yere attığı beresini yerden aldı, üstüne bulaşan karı temizleyip çocuğunun kafasına tekrar geçirdi bereyi. Sokağın ortasındaki süs havuzu soğuktan donmuştu, bu yüzden dilek dilemek için gelen insanlar bozuk paralarını hayal kırıklığı dolu bir ifade ile ceplerine geri koyuyorlardı. Gözlerini çevirdiği her köşede farklı bir hikaye vardı adeta. Bambaşka hayatlardan kesitlere tanık oluyordu. Yıllarca yaşayacak insanların hayatlarının çok minik bir kısmında oradaydı. Onlar onun farkında değillerdi, kimse onun ela gözlerini, siyah saçlarını, siyah mantosunu yada postacı çantasını görmüyordu. O oradaki insanlardan birisiydi diğerleri için. Kalabalığın bir parçası. Öndeki kadın için ise bu böyle değildi. Gördüğü her insanı dikkatle ama rahatsız edici olmadan inceliyordu. Yanından geçen bir kadının şapkasındaki detayları, başka bir adamın ceplerine tıkıştırdığı eldivenleri, köşede gazete satan çocuğun ayakkabılarının nereye kadar ıslandığını, bunları görüyordu. Gözlerini kapattığında hepsinin enerjisini hissediyordu sanki.

Çeşit çeşit meyve sebze satan bir dükkana girdi. Kendi bahçelerinde yetiştirdikleri meyvelerin yanında türlü türlü şifalı bitkiyi, onlardan ürettikleri karışımları satan ve buram buram baharat kokan güzel bir dükkandı burası. Orta yaşlarında olan bir çift ve onların üniversite öğrencisi oğulları tarafından işletiliyordu. Cam kapıyı iterek açtı, kapının üstündeki zil narince çaldı ve kapıdan giren müşteriyi içeridekilere bildirdi. Sıcak bir gülümsemeyle karşılandı, aynı şekilde karşılık verdi. Postacı çantasını girişin hemen yanına koydu ve bir sepet alıp reyonların arasına daldı. Biraz patates, biraz soğan, bir marul, bir kaç domates, bir iki biber aldı ve sepetine yerleştirdi. Daha sonra meyvelere yanaştı. Gözleriyle azıcık aradıktan sonra narları seçti ve hemen sepete attı dört tanesini. "Ben bu kırmızı şeyi tuttum." En son gidişinde götürdüğü 'kırmızı şeyleri' pek beğenmişti. Uzun zamandır gidememişti ve kendisini affettirecek bir şeylere ihtiyacı vardı. Gönlünü çalmanın kolay olmasını umuyordu. Aldıklarının parasını ödeyip tekrar kendini insan akıntısına bıraktı. Biraz yürüdü, bir sokak çalgıcısının yanına oturdu ve söylediği şarkıyı dinledi. Narlardan birini ona hediye etmekten kendini alı koyamadı, biraz da para verdi tabii. Daha fazla oyalanamayacağı kafasına dank ettiğinde adımlarını hızlandırdı. Yürüyerek istediği saatte varamayacağını anlayınca kendisine karanlık bir ara sokak seçti.

Uzun bir süre sonra o lanet sokakta bulmuştu kendisini elindeki broşürü tekrar kontrol ettikten sonra hayıflana hayıflana adrese doğru yürüdü.Sağda solda açık dükkanlar vardı ama hiç birisine dikkatini vermeden adrese ulaşmak istiyordu.Adrese geldiğinde garip iki kişi dükkânın tabelasıyla uğraşıyordu.Saçına başına özen gösterdikten sonra onlara yaklaşan Nathaniel "Hey iyi günler"demesine kalmadan kendisine ters yaklaşan uzun boylu herife "Sakin ol adamım ben buraya staj için gelmiştim.Yani yanlış adres ise gideyim." Demesiyle adam kendisine olan yaklaşımını çoktan değiştirmişOna samimi dahi olmaya başlamıştı.Nathaniel adamın söylediklerinin yarısından çoğunu dinlememişti.Çünkü ne dediğini anlamıyordu.En sonunda dükkandan çıkmışlar ve Diagon yoluna yönelmişlerdi...Nathaniel asa yapımcısı olmak için yanlış adamın yanına geldiğini hisseder gibiydi.Neler saçmalıyordu öyle...Ejderha eti mi yiyormuş! Ulan biz tavuk bulamıyoruz adamlar ejderha yiyor amına kodumun mübtezeli!Düşüncelerinden kurtulmaya çalışan Nathaniel "Nathaniel Leo Lastrange...Memnun oldum Bay Alexander...Bende şeyi düşünüyordum bütün bilgileriniz arasında asa yapımı ile alakalı bilginiz de var mı? Yani belki bu konuyla alakalı staj almamda başka birisine de gidebilirim..." diye kaçamak bir cümle kurmuştu.Ejderha ile seviştim dese tamam anlayabilirdi ama yemesi ona göre birşey değildi.

2
Diagon Yolu / Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« : 31 Ağustos, 2022 14:30:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yüzüne vuran rüzgârın en tatlı dokusunun hazzını hissediyordu."Yes bebeğim! İşte en öndeyiz!" diyerek altında ki süpürgeyi öpmeye çalışırken, başını aşağıya doğru yaklaştırdığı için süpürge ile insan kalabalığının içine neredeyse dalıyordu.Bir ses "Lan kör velet! Süpürgeyi götüne sokarım!" diye haykırsa da hızla giden Nathaniel arkasına dönüp sinirden kıpkırmızı olan herife el hareketi çekmek ile yetişmişti.Arkasına baktığında iki kişiyi de fark etmişti.Charlotte ve Eadwig...Galiba bu yolu sadece üçü seçmişti.Diğerlerinin ne durumda oldukları ile alakalı hiç bir bilgisi yoktu.Şuan önemide yoktu bu grupta birinciydi ve bunu devam ettirmek istiyordu.

Son olarak girdiği bu yol iyice kalabalıklaşmış ve hafifçe süpürgesini  yukarıya doğru çekip üstten gitmeyi planlamıştı.Ancak kurallarda belliydi çatıları geçemezdi.Süpürge gayet hızlı gidiyor aklı ise onun bir tık gerisinde geliyordu.Ne yapabilirdi? Nasıl plan uygulayabilir ve bu hızını korurken bir yandan da zarar görmeden,vermeden yarışı birincilik ile bitirebilirdi...Diğer yoldan gitse daha mı iyiydi diye düşünmeden edemedi.Ancak ne kadar geç olduğunu düşünmeye gerek dahi yoktu.Nathaniel uçarken arkasından getirdiği rüzgar sebebiyle insanların sivri uçlu şapkaları bir yandan uçuşuyor.Bir yandan hot cadıların etekleri balerin misali havalanıyordu...Merlinin kutsal poposu adına galiba birisinin donunu dahi görmüş olabilirdi.Buyucu ve cadı pazarında insanların ilk defa süpürge ile uçanları görmüş gibi haykırmaları cidden ayıptı oradan bir seherbaz gelip ceza kesse çok mu mutlu olacaklardı yani...Cık cık cık!!

Nathaniel pazar alanının neredeyse her bir köşesinde bir iz bırakmıştı.Bu yarış daha ne kadar sorun çıkarabilirdi bilmiyordu.Ancak sorunlar şuan onun için çok önemsizdi.Derin bir nefes alıp hot bir cadıya sarılırcasına süpürgesine sıkıca sarılan Nathaniel,başını öne doğru eğip bacaklarını kasmaya başladı.Bu son düzlük için haddinden fazla hızlı gitmesi için süpürgesine yaptığı son gayretti...Artık sonucu ne olursa olsun finale ulaşmak adına her şeyi yapmaya hazırdı.En fazla ne olabilirdi ki?

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8

3
Diagon Yolu / Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« : 23 Ağustos, 2022 22:54:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ortamın gerilmesi ve en sonunda birilerinin tartışıp kavga etmesini ne çok isterdi.Ama bu kez maalesef Eadwig haddinden fazla sakinleşip meseleyi uçmak ile çözeceklerine karar vermişti.Nathaniel suratını beş karış asıp konuşulanları dinlemeyi yeğlemişti.Ah bu Eadwig, Hufflepuff'lı kızı her gördüğünde değişik bir adam oluyordu.Ne zaman degişeceksin be adam diye düşünmeye başlarken,Gryffindor'un uçkuru düşük Samuel'i en sonunda arzı endam etmişti.Yanında ise güzeller güzeli Diana vardı.Bu kız neden sürekli baştan aşağıya testosteron kokan çocukla vakit geçiriyordu,bir türlü anlayamıyordu.Belki de anlayamadığı bir çok şey vardı.En azından Gryffindor hanesinde gerçekten bir sihirbaz olabileceğinin kanıtıydı Diana...Yine Nathaniel'ı görmezden gelip saçlarını bir o yana bir bu yana sallayarak,Nathaniel'ın içinde zelzeleler yaratmaya muktedir olmuştu.Genç büyücü derin derin nefes alsa da midesinin kasılmasına engel olamamıştı."Lanet olası hot cadı yine beni mahvetin"diye iç geçirerek karnını sıkıp sakinleşmeye çalıştı.Bu halini kimsenin fark etmemesi için elinden gelen bütün gayreti gösteriyordu.

Ellerine geçirdiği deri eldivenleri sıkılarken bir yandan da önünde açık yola bakıp plan yapmaya çalışıyordu.Eadwig iddaa kararından sonra iyice hırslanıp ne olursa olsun kazanmak istediğini belirtmişti.Milletin sırlarını öğrensek kimin eline ne geçecekti ki? Nathaniel bir an durup düşündü ve "Diana'ya olan hislerim benimle mezara girmeli yoksa bütün herkese rezil olurum..." diye düşündükten sonra heyecanla "Iddaa maddi bir şey olsaydı bari...Galleonlarınız ne kadar kıymetli çıktı lan! Samuel cebinde akrep mi var ulan!" dediyse de olan olmuş karar verilmişti.Nathaniel yine durup dururken bir düşünce içerisine girmişti.Kendi kararlarını verme hakkının olmadığını söyleyen annesinin de aklına gelmesi ile kafasını aşağıya gömdü bir müddet. Quidditch oynamayı ve süpürgeyle uçmayı istemiyor değildi. Başlarda nefret ettiği bu sporu yavaş yavaş sevmeye başlamıştı seneler geçtikçe. Sorun başka şeyleri yapmayı daha çok sevmesindeydi. Dışardan gelen insanlarının birbirini uçmak hazırlamak için yaptıkları konuşmaların seslerini olabildiğince kesmek için kulaklarını kapatmış şekilde bekledi. “On... Dokuz... Yedi... Alt-“

Arkadan gelen seslerin artık kulağını kapatsa bile duyabileceği kadar yükselmesi üzerine posta çantasının içinde bir şeyler aramaya başladı. Su. İstediği şeyi bulduğunda matarayı eline alıp kafasından aşağıya boca etmişti. Su ile birlikte önene gelen saçlarını hemen geriye atan genç, ufakta olsa rahatlamış hissediyordu şimdi. “Nath uçarken boynun falan tutulacak ne yapıyorsun?” Kimden geldiğini bilmediği sesin kaynağına dönen Nathaniel, arkadaşının kolluklarının bağcıklarının tam bağlı olmadığını görmesi ile “Kurulanırım ben bir şekilde. Sen kendi kolluklarının bağcıklarını hallet önce, sonra diğerlerinin üstüne başına bakarsın.” dediğinde hâlâ daha konuştuğu kişinin kim olduğunu görememişti.

Hislerini yönlendirme konusunda çok başarısızdı ancak bugün hem hislerini yenip,bir halta yaradığını görecek. Hemde ne olursa olsun burada yenilmeyecekti.Yenilip yenilmemek meselesi ise en yakın arkadaşını asla yalnız bırakamazdı.Eadwig hızla süpürgesine atlayıp havalandığında o da hiç beklemeden süpürgesinin soluna geçip "Yukarı seni lanet olası sürtük" dedikten sonra sağ eline gelen süpürgeye sıkıca yapışıp üstüne binmişti.Ayakları yerden kesilen Nathaniel,başını öne doğru eğip süpürgeye daha da sıkı tutmaya çalışıyordu.Çünkü haddinden fazla hızlanmış ve dengesini sağlamakta güçlük çekiyordu.Süpürgenin yeni ve ilk defa biniyor olmasından dolayı kaynaklanıyor olabileceğini düşündü.Rüzgar keşke tatlı tatlı suratını yalayıp geçseydi.Ama maalesef burun deliklerinden neredeyse nees almak dahi mümkün değildi. Adrenalin bütün bedenini ele geçirmiş ve bu onun için hiç iyi değildi. Etrafını daha net görmek için gözlerini açıp kapatması ona yardımcı olmuyordu.Sadece Eadwig artık önünde değildi.Belki de onu çoktan geçmişti ya da lanet olası yolu kayıp mı etmişti?

Bir kaç saniye sonra Eadwig ve diğer yarışçıları fark eden Nathaniel,sakinleşmeye başlamış ve etrafı daha net görmeye başlamıştı. Gryffindorlular tehlikeli yolu seçmişlerdi ancak Eadwig ise daha kontrollü yolu seçmişti.Ah her zaman ki Eadwig işte asla riskli olan bir meseleye adım atmazdı.Ama o da ne iki yarışmacı neredeyse havada dört dönerek yavaşlamaya başlamıştı. Bunu fark eden Nathaniel öne doğru yatıp,süpürgesini son hıza getirerek sol tarafta ki yola girdi.Belki de bu defa sakin kalmalıydı.Cesaret aptalların işiydi...

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 10, total 10

4
Diagon Yolu / Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« : 20 Ağustos, 2022 22:47:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ağustos ayının sonuna yaklaşıyorlardı ve okulun açılmasına az bir vakit kalmıştı. Bugün Eadwing ile alışverişe gitmek konusunda anlaşmıştı. Birlikte Diagon Yolu'na gideceklerdi.Ailesi onunla birlikte gelmek istiyordu ancak o her zaman ki gibi Eadwig ile vakit geçirmek istiyordu. Onların sadece ödeme yapması için gerekli bütçeyi ona vermesini istedi ve durum bir şekilde onun lehine gerçekleşti.

Yemek vakti geldiğinde hızla odasından çıktı. Merdivenleri üçer beşer atlayarak indi ve büyük salona doğru koşar adımlarla gitmeye başladı. Acıkmıştı ama acele etmesine neden olan bu değildi. Acele ediyordu çünkü yemek saati demek bir nevi teneffüs demekti, yani arkadaşlarıyla rahat rahat çene çalabileceği bir vakitti. Nathaniel'ın Eadwig dışında iki yakın arkadaşı vardı. Biri muggle kökenli biri ise melez olduğu için ailesi onlarla görüşmesini istemiyordu. Ama genç büyücü onlara olan borcu oldukça değerli kılıyordu ve güven duygusunu hissettiği insanlardı. Oysaki Nathaniel ailesine bile güvenmezdi. Yaz tatilleri dışında eve gitmeyen çocuk, bütün yaz yine 'o arkadaşların ile görüşmeyeceksin' nutukları dinlemişti. Tamam, o da safkan olmasıyla gurur duyuyordu ama bu diğerleri ile arkadaş olmasına neden engel oluyordu ki? İkisi ile de görüşmek istiyordu, onlarla çene çalmak, maceralara atılmak istiyordu. Bazen safkan olduğu düşüncesi beynini kemiriyor, başka melez veya muggle arkadaş edinmemek konusunda kendisine söz veriyordu. Aslına bakılırsa bu sözü tutuyordu da. Bu iki arkadaşı dışında hiçbir safkan olmayanla görüşmüyor mecbur kalmadıkça konuşmuyordu. Ailesine benzemeye başladığını fark ettiğinde biraz olsun canı sıkılıyordu.

Çatlak Kazan’dan az evvel çıkan Nathaniel, Diagon Yolu’nun tüm yaz gördüğünden daha kalabalık sokağına baktı ve derin bir iç geçirdi.Eadwig en sonunda yanına geldiğinde sıcak havayi engelleyecek lanet sihirli şeyleri getirmişti. Ama ne fayda hava yanıp tutuşuyordu.Elbette bir hot cadı kadar değil!

Ağır adımları Arnavut kaldırımlarını ezip geçerken bir yandan da Eadwig gelecek potasında okuduğu hatta okumayıp birisinin mırıldanmasıyla duyduğu haberden bir şeyler söylüyordu."Dostum para benim için çok önemli özellikle bu sene mezun olacağımızı düşünüyorum da senin de söylediğin gibi böyle bir ticarete girmek tamamen aptallık olurdu." Nathaniel parayla alakalı çok şey düşünüyordu. Ailesi zengindi fakat yine de her koşulu düşünmek zorunda hissediyordu.Suan ise kendi süpürgesi annesinin ona sınavlarının başarısı sebebiyle hediye olarak almıştı."Çok geç kaldın bu tavsiyeyi vermek için kanka! Annem hediye olarak çoktan nimbusu seçti.Aslında onu teslim almam gerekiyor" derken gözü Quidditch malzemeleri satan yaşlı bunağın dükkanını arıyordu.

Gözleri dükkanı ararken Eadwig'in yönlendirmesiyle bir kaç öğrenciyi fark etti.Hufflepuff köylüsü öğrenciler ve okula dahi devam etmelerine her defasında şaşırdığı Gryffindor'lular...Hiç birisiyle bu zamana kadar bir sorunu olmamıştı ancak sevmiyordu,SEVEMİYORDU...Lakin aralarında sonradan fark ettiği Charlotte farklıydı.O kankasının biricik aşığı ve onun yengesiydi...Belki de değildi...Düşüncelerinin onu etkisine almasına daha fazla izin vermeden "Yarış...Hem de bizsiz yapılan bir yarış...Bir kaç köylü ile kendimi yoramam ama sen heves ettiysen içlerinden geçmek şart oldu." diyerek göz kırptı ve yanlarına gittiler.

Eadwig'den bir adım geri duran Nathaniel,bakışlarını öğrencilerden ayırmıyordu.Keşke yarışmak yerine kavga etselerdi...Birbirlerini yumruklayıp tekme atmak daha heyecanlı geliyordu.Belki de birisinin kulağını dahi ısırabilirdi...Düşünceler icerisinde gözlerinin akları ela kısmını kapatmak üzereydi ki,Eadwig'in sözleri üzerine bütün stresi geçmiş kıkırdamaya başlamıştı."Dostane olayı tamamen fütursuzca benliğimizi ele geçirmeye çalışan safsata dışında bir şey değil" Ellerini birleştirip parmaklarını kütleterek "Heyecan daha fazla heyecan gerekli bizlere ama dimi ?" Diyerek göz kırptı.Kankasının harekete geçmesiyle beraber bir adım atan Nathaniel,kavga için hazır olduğunu belli etmek için omzunda ki postacı çantasını yere attı,elleri terliyordu.Ama Eadwig bu defa gerçekten kurallara göre davranmayı kafasına koymuştu.Yarışacaklardı..."Eh peki o halde yarışacaksak gidip süpürgemi almam gerekiyor öyle değil mi?" dedi ve Eadwig'e hemen geliyorum mimik'i atıp,yaşlı bunağın dükkanına koşturdu.

Dükkana nefes nefese gelen büyücü "Lastrange...Nathaniel Lastrange adına yeni bir süpürge olacaktı." der demez yaşlı tıknaz,yerden gitme kocaman gözlüklü büyücü ortaya çıktı.Kahverengi vitrinin üzerinde zorla hediye paketini açmaya çalışan büyücünün elinden hızla süpürgeyi kapan Nathaniel "Anneme saygılarınızı iletirim sayın gözlükleri kendisinden daha güzel büyücü!" diyerek dükkandan çıkıp koşarak öğrencilerin yanına yetişir.Yarış daha henüz başlamamıştır. Yeni süpürgesini köylü Hufflepuf ve öğrenci olmaktan yoksun Gryffindor'lulara göstere göstere "Eveeet! Biliyorum çok güzel ve yeni...Tabii sadece yeni ve güzel olması önemli değil bu zamana kadar Quidditch maçlarında nasıl tozumu yutturduysam,şimdi de aynısı olacak!" diye tehditkâr bir şekilde konuşmasını yapmıştı.Ela gözleri William ve André'nin ne halt edeceğini gözlüyordu.Diğer bir tarafta ise Eadwig'in Rillian'a karşı duyguları içinden "Umarım aşk sebebine bu köylülere yenilmeyiz" diye iç geçirirken "Nereden nereye yarışacağımız dışında bu yarış sonunda ne kazanacağımız aslında daha önemli diye düşünüyorum." Elleri yine terlemeye başlamış ve adrenalin isteyen bünyesi sebebiyle kalbi daha hızlı atmaya başlamıştı."Bir iddaa koyalım,ne verebilirsiniz?"

5
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Nathaniel Leo Lastrange
« : 20 Ağustos, 2022 21:19:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Nathaniel Leo Lastrange

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Tanımadığı insanlara karşı önyargılı yaklaşır.Tanımadığı kişilere karşı soğuk ve mesafeli birisidir. Ama tanıştığı kişinin bir şekilde işine yarayacağını düşünürse soğuk davranmak yerine daha ılımlı ve kibar yaklaşır. Arkadaşlarına karşı ise samimi ve sevecen davranır.
Ne olursa olsun  soğukkanlı olmanın çok önemli olduğunu düşünür. Her durumda sakin kalmaya ve mantığıyla hareket etmeye çalışır. Eğer sakinliğini koruyamazsa pişman olacağı kararlar vereceğini düşünerek kendini sakinleştirir. Sakinliğini korumayı başaramasa bile duygularını belli etmekten kaçınır.Onu sinirlendiren veya üzen şeyleri unutmaz, karşısındaki kişiye de bunu belli etmez. İntikamını hiç beklemediği bir zamanda almaya çalışır. Mantığına uymayan hiçbir şeyi kabul etmez. Kendine tamamen güvenmediği konularda cesur davranmaz, gereksiz risk almamaya çalışır.
Yaptığı iyi veya kötü her şeyin bir bedeli olduğunu düşünür. Bu yüzden bir iyilik yaptığında genellikle benzer bir karşılık bekler. Maddiyata da çok önem verir. Parasını gereksiz hiçbir şeye harcamamaya çalışır.
Sebze yemeklerini hiç sevmez. Ayrıca tatlı yemekten de pek hoşlanmaz. Et yemeklerini çok sever. En sevdiği yemek ise kızarmış tavuktur.En son olarak hayatta güvendiği tek kişi çocukluk ve en yakın arkadaşı Eadwig Boleyn'dir.Onun için kurşun atıp,kurşun yer.


Karakterin Kısaca Geçmişi: 8 Ağustos 1849 günü saat 08.28’de, Ingiltere Londra'da Lastrange Malikanesinde doğdu. İki ismine de annesi karar vermiştir. Çocukluğunu da bu malikanede kardeşiyle birlikte geçirmiştir. 6 yaşlarındayken bahçe yılanı Echo ile Çataldilde konuşup büyücü olduğunun ilk belirtisini göstermiştir.
Kız kardeşi Diana ile genelde iyi geçinmiştir. Zaman zaman ona ‘salakça’ gelen davranışlarda bulunmadığı sürece tartışmamıştır. Bunda Diana'nın kendisi dışında herkese sevgi dolu yaklaşmasının da etkisi vardır.
Babası çocukluğu boyunca çoğu isteğini yerine getirmiştir. Bu isteklerin başında Quidditch maçlarını seyretmek gelmiştir. Her maçı tuttuğu takım'ın formasıyla izlemiştir.
Çocukluğu boyunca kardeşi dışında fazla arkadaşı olmamıştır. Okulda da diğer çocuklarla iyi anlaşamamıştır. Bunun en önemli sebebi tanımadığı kişilere genelde ön yargıyla yaklaşmasıdır. Fazla arkadaşı olmaması onu hayvanlarla ilgilenmeye itmiştir. Bu yüzden köpeği Etzel’e çok düşkündür. Ayrıca anneannesinin ona aldığı maymunu Marcel ile de çok vakit geçirir.
Hogwarts’a gittiğinde ise en çok merak ettiği şey binası olmuştur. Başta kuzeni Alexander’ın Ravenclaw olması sebebiyle kendisinin Ravenclaw olmayacağını, babası ve annesi gibi Slytherin olacağını düşünmüştür. Slytherin’e seçildiğinde ise başta şaşırmış olsa da hızla bu duruma alışmıştır. Hogwarts’da da fazla arkadaşı olmamasına rağmen eskisi kadar da asosyal olmadı.Zamanla bina başkanı Eadwig en yakın arkadaşı oldu ve Hogwarts'ı tamamen benimsemeye başladı.   

İstediğiniz Sınıf: VI. Sınıf

Karakterinizin SBD Sonucu: Dördüncü sınıfı bitirdiğinde O.W.L sınavlarını *Muhteşem* veya *Beklentinin Ötesinde* dereceleriyle verdikten sonra KSKS alanında N.E.W.T seviye eğitimine devam etti. N.E.W.T. eğitimde KSKS, Biçim Değiştirme, Tılsım, Astronomi ve SYB sınavlarında aldığı beş *Harikulade!* notuyla Hogwarts Büyücülük ve Cadılık Okulu'nda Head Boy seçildi.

İstediğiniz Bina: Slytherin

Büyü Yatkınlıkları
    Biçim Değiştirme Gücü: 1
    Lanet Gücü: 8
    Tılsım Gücü: 6
    İksir Gücü: 6

Sayfa: [1]