Büyücedünya RPG

Dünya Ülkeleri => Birleşik Krallık => Konuyu başlatan: Oktaryus Ironheart - 22 Kasım, 2021 14:56:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Başlık: Viola
Gönderen: Oktaryus Ironheart - 22 Kasım, 2021 14:56:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Sisli gecenin sabahına doğru eve vardıklarında kız ateşlenmiş, bitkin düşmüş, hasta bir haldeydi. Üç hafta boyunca Oktaryus kıza baktı, yedirdi, giydirdi ve dahası.
Viyola'nın çoğu zaman bilinci yerinde değildi. Ayrıca bu kendisinin tek ismi de değildi, Bu kızın tam ismi Viola Sofia Alte Termurid. En azından ona sonradan verilen isim buydu.

Yine daha sakin bir gece vakti Oktaryus odanın köşesinde duran o mat piyanoya bakıp duruyordu, üç haftadır düşünmek istediğinde sık sık bu odaya geliyor, tütünü ve pencereden yansıyan ay ışığı altında derin düşüncelere dalıp gidiyordu.
Mat piyanonun bozulmaması için akortunu, temizliğini yapıyor ama her şeferinde başına oturup tek bir şarkı çalmadan kalkıyordu.
Üzerinde elini geçen uzun kollu beyaz tshirt tarzı ve altında siyah pantolon gibi gecelik, pijama vardı.
Sakince piyanonun başına geçti, ellerini tuşların üzerine koydu bekledi.

"Sanırım Artık emir almamalıyım, bakanlığa gidip onlar için çalışabileceğimi söylemek nekadar mantıklı olabilir? Üç haftadır ulaşmaya çalışan kimse olmadı bu tuhaf, mantıklı değil."

Kendi içinden böyle konuşuyordu. Daha sonra çalmaya başladı evet, uzun süredir uğraşmadığı hobisinin nekadar nankörleştiğini görmek için ve artık sessizleğe katlanamadığını hissettiğinde çalmaya başladı. (Identity Crisis)
Notalar aklından geçen düşünceleri destekliyor ve ona bir zihin boşluğu, rahat oda, huzur sağlıyordu. Şarkısının ortalarına doğru birisinin yaklaştığını hissetti. Bu Viola'ydı kafasında binlerce soru olduğunu düşündüğün kıza aldırış etmedi. Kız ürkek bir tavırla yaklaşarak Oktaryus'a seslenmişti.

"Merhaba"

Fakat Oktaryus müzik bitene kadar konuşmadı, kız da buna saygı gösterdi ve sessizce dinledi. Oktaryus piyanonun kulpunu kapatarak sakince ona döndü ve aralarında şöyle bir konuşma geçmeye başladı.

-Daha iyi görünüyorsun, sonunda uyandın.

-siz kimsiniz, ben neredeyim bana-

-şşşt ! Tüm sorularının cevabını alacaksın. Aklında pek çok soru olduğunu biliyorum. Öncelikle benim adım Oktaryus Ironheart, senin ismin Viola Sofia Alte Termurid. Bu isim sana tuhaf gelebilir farkındayım, zira soy ismin bir hanedan ismi. Şuan benimle konuştuğun iki dil Rusça ve Tatarca veya Türkçe muhtemelen bu dillerin çoğunu biliyorsundur. Sen bir soylusun ve kanın kutalmış olarak geçiyor. Ruslar'ın Kırım işgali sırasında esir olarak alındın ve Sonra bir köle olarak satıldın. Seni alan adam Londra'ya getirdi ve hizmetçi olman için koyu dindar bir aileye bıraktı. Bunu yapmasının nedeni papaza olan borcuydu ve papazdan korkmasıydı.
Sen bir Cadısın Sofia, bu yeteneklerinden çok uzun bir süredir mahrumsun. Seni alan kim varsa elinde sonunda bunu farketti ve senden kurtulmak istedi. Muhtemelen pek çok defa ölümden döndün zaten vucudunun çoğu yerinde bunların izlerini görmek mümkün merak etme ben bir sapık değilim. Hastayken sana baktım.

-bu çok fazla... bazılarını hatırlıyorum. Cadı mı? Sen kimsin?

-Evet cadı yani... Büyü yapabiliyorsun falan fistan işte ve hayır Kutsal kitaplarda geçtiğinden biraz daha farklı.
Ben bir casusum ihtiyarlar seni kurtarmamı istedi kurtardım fakat sanırım bana olduğu gibi geri gelmeni istemiyorlar. Seni bakanlığa teslim edebilirim ya da bilmiyorum.

-İhtiyarlar kim ve neden yaşamamı isteyip geri dönmemi istemiyorlar?

-güzel soru

-ee

-Bilmiyorum. Sana onlar hakkında malesef bilgi veremem.
Viola lütfen gitmek kaçmak gibi şeyler düşünme Londra seni öldürür.

-ben..

Oktaryus oturduğu yerden kalktı ve masaya doğru yürüdü, masanın üzerinden asasını aldı ve hafifçe savurmasıyla odanın içinde ki mumlar yanmaya başladı. Bunu yaptıktan sonra Viola şaşkınlık içerisinde kalmıştı. Oktaryus masanın üzerinde tuttuğu kutuyu aldı ve içini açarak daha önce ele geçirmiş olduğu asalara baktı. Birkaç tanesini alıp Viola'ya uzattı.

"Al ve salla asanı bir şeyler gerçekleşecektir"

Viola ürkekçe eline aldığı asayı hafifçe sallamasıyla piyanodan rastgeler nota sesleri çıktı ve birkaç kitap raftan düştü.

"Sen büyü yapmazsan hastalanırsın durum bu içinde barındırdığın enerji kullanmadığın sürece seni kötü etkiler orada yaşadıklarımızın nedeni buydu. Şimdi.. Bu Asa şimdilik seni idare eder. Sana birkaç ders vermem lazım."


Oktaryus arkasına döndü ve asaları yerine bıraktı.
Pencereye doğru yürüdü ve Londra'nın manzarasını seyrederken

"Hadi bakalım.." diye mırıldandı.