388
« : 17 Ekim, 2021 15:07:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Şeker tonlarıyla döşeli mekandaki büyükçe masaların merkezlerinde beyaz ve pembe renkli mumlar bulunduran şamdanlar, şamdanları çevreleyen alandaysa kendi kendini sıcak tutan demlikler, minik çörekler, kanepeler, bretonlarla dolu ikram tabakları bezeliydi. Belki sıradanın dışındaki yegane unsur, ortamdaki keskin gözlerin dikkatini çekebilecek; sürekli tavana yakın bir irtifadan, masaların tepelerinde uçuşan metalik, minik, sineğimsi bir nesneydi. Bu haliyle çayevi yalnızca kalabalık bir gün gibi gözükebilirdi dışarıdan bakan bir göz için. En azından kanun sınırlarına uydurulmaya çalışılırsa.
Sandalyenin önemli ölçüde dolmuş olduğu vakit ortamda ansızın beyaz gömlekli ve füme düğmeleri ve hat çizgileri dışında yine beyaz olan brokar ceketli, hizibi varsa da bunu giyimiyle hiçbir şekilde belirtmeyen orta yaşlı bir adam beliriyor. Ayakta duran turuncu fularlı kadın ve sürüklediği adamın yanına geliyor: "Buyurun, ayakta kalmayın." Lakin sıradan bir cümle olan bu konuşmanın kendisi pek de sıradan değildi zira bu orta yaşlı adamın sesi, yetmişinin üzerinde bir kadından başkasına ait olamazdı.
Sakin adımlarla, özellikle sekiz kişi tutulmuş bir masaya yönelirken çayevinin pembe pervazlı pencerelerinden içeri üç baykuş giriyor ve üç büyücünün kucağına birer gazete bırakıyor. Bu kişiler gazeteye bakarlarsa, 28 Temmuz'daki gizemli Gelecek Postası sayısı olduğunu görebilirler. Bu esnada masasını dokuzlayıp oturan beyazlı figür, hiçbir açıklama yapmadan söze giriyor:
“Belki bakanlık, tüm sayılarını toplatmadan önce kimileriniz satın almış ya da malum bazı yollarla sonradan bulmuştur: 28 Temmuz günü yayımlanan Gelecek Postası'nda oldukça çarpıcı bir köşe yazısı vardı. Ve bu gazetenin yazarı, eminim ki birçoğunuz biliyordur, geçtiğimiz hafta öldürüldü...”
Yalnızca kendi oturduğu masada bir arkadaş grubuna konuşuyormuş gibi gözüken adamın -ya da kadının- abes sesi, ilginç bir şekilde tüm masalarda, sanki o masada bizzat oturan bir onuncu konuşuyormuşçasına dengeli, net ve yakından geliyordu konsey katılımcılarına. Sözlerine devam etti sakince: "Bu cinayetin arkasında, muggle bazlı oluşumların olduğunu düşünüyoruz zira bu tip metotlarla, karanlık on yedinci yüzyıl tarzı metotlarla, işlendiğinin haberini aldığımız, İngiltere'de son bir ay içerisinde gerçekleşen dördüncü cinayet." Zarif hatlı cam kadehindeki suyundan bir yudum almak için verdiği üç saniyelik aranın ardından söze tekrar girdi:
"Değerli dostlarım, bu konuda ortak hareket etmemiz lazım gelecektir. Yediler Konseyi mutabakata vardı. Ayrılıklarınızı bir kenara koyun, zira bakanlık an içerisinde bizi korumaktan aciz gözüküyor. Burada hepimiz eşitiz. 'Masa'mzıda bulunan herkes..." masa kelimesinde belirgin bir ima olduğu aleniydi, "...bildiklerini, düşüncelerini, fikirlerini, önerilerini önlerindeki şamdana yaklaşarak anlatabilir. Şayet ateş en antik, en zamandan bağımsız iletişim aracıdır ve Attar kavmi bilir ki kutsal ateş, ruhu arındırır..."
Uzatılmamış konuşmanın sonlanmasının ardından çay gül rengi fraklı kumral saçları ağarmaya başlamış bir adam, mesaj almışçasına masaların birinden doğrularak elleriyle muhtelif el hareketleri icra etti ve ansızın şamdanlardaki mumların ateşleri yerini, zümrüdüankaya bürünen alevlere bıraktı. Ardından görevini icra etmiş olan figür, metanetli bir şekilde yerine geri oturdu.
Bu sırada başka bir masadan bembeyaz saçları ve kırış kırış olmuş yüzüyle en az seksen yaşında görünen, üzerinde oldukça kaliteli kumaştan olduğu belli olmasına karşın vücuduna büyük gelen ve omuzlarına yamuk oturtulmuş ceketli, olabildiğince yanlış beş farklı düğümle bağlanmış boyunbağlı bir adam hiddetle doğruldu: "Durup dururken cadı avcılığı neden yükselişe çıksın? Saçmalık! Büyük resmi görün, birileri suçu başkalarının üzerine atıyor! Kara gün geliyor, kıyamet geliyor! Kimseye güvenilmez artık!" diyerek bağırmaya başladı. Kolunu hiddetle sallarken çarptığı porselen fincandaki çay ise yanındaki kişinin üzerine döküldü. Büyük oyunu bozmaya çalışan adamsa pek farkında değildi sebep olduğu zararın an içerisinde.
Tüm bu açılış yahut fikir beyanları sırasında tezgahının arkasında bulunan Madam Puddifoot'un kırışık yüzündeki gergin kaslar, tek bir an bile huzurla gevşemiyordu. Tezgaha yakın taraflarda oturan sessiz, kendi halinde -hatta biraz fazla kendi halinde- bir tipin ise dikkatli inceleyen birisi olursa şayet elini, ceketinin içinden çıkartmadığı gözlemlenebiliyor. Ceketin kenarındaki sivriliğe bakılırsa gizlice asasını yaşlı adamın bağırdığı masaya doğrultmuş durumda. Gözleri de, asası da hiçbir zaman o masanın üzerinden ayrılmamakta. Konsey ortamı, bir hayli alakasız ve garip insanla dolu bir nevi. Öte yandansa her biri, buraya davetiye almış kişiler. Şimdiyse uzun süredir ayrı bir şekilde fraksiyonlaşmış olan tüm bu kişilerden beraber çalışmaları, bilgi ve fikir paylaşımında bulunmaları bekleniyordu...
Notlar
İlk mesajdan sonra RP yazmamış kişiler hala buradalarmışçasına yahut geç kalmışçasına yazabilirler.
Gazeteleri alan "üç büyücü", Gizemli Baykuş bilmecesini çözebilen kişilerdir.
Zümrüdüanka mumlara yaklaşılıp konuşulduğunda, bütün masalarda bu konuşmanın oldukça net bir şekilde duyulduğunu fark ediyorsunuz, tıpkı beyazlı adamın konuştuğu esnadaki gibi.
Ortamla, birbirinizle istediğiniz gibi interaksiyona girebilirsiniz.
RP'nizde, etrafınızdaki insanların konuştuğu muhtelif dedikodular uydurabilirsiniz.
Bir sonraki GM güncellemesi 23 Ekim'i 24 Ekim'e bağlayan gece yapılacak olup son GM güncellemesi olacaktır.