1
Apples & Oranges / Ynt: Hallederiz, icabında.
« : 19 Nisan, 2023 21:05:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ya bu iki lavuğun adı neydi? Neyse önemli olan o değil. Diyorlar ki, yolunacak kaz bulmuşlar! “Hadi lan?” dedim deminki sinirli ve sabırsız halimden kurtularak. Daha dikleştim yerimde. Off bir de övüyorlar zengini. Para ve şöhret dediyseniz ben de varım orada gençler. Artık anlamış olmalısınız. “Chadwick! Çayı boşver! Şarap aç. CANIM ARKADAŞLARIM ile bir içelim! Biliyordum oğlum sizden iyi bir haber geleceğini. Okumuş adamlarsınız siz, diğerleri gibi it kopuk değilsiniz.” Of bak hırsızlık yapmayacağız diyorlar, düzgün plan var falan diyorlar. Ay ay! Keyiflendim! Şöyle yüksek bir meblağ geçse elime dükkanı kapatıp 1 ay tatile giderim memlekete. Cılız olanı cebinden bir liste çıkardığında elimi uzattım vermesi için. Çekti geri. Eski bağlantılarım falan diyor. Tılsım kulübünü mü söylüyor lan? Nakitle çalışacağını falan söylüyor şişman olan. Harbi harbi bunlar bulmuş bir tavuk da yoluyorlar. Beni de tanıştırsınlar, azıcık da biz yolalım.
Herif bulmak istedikleri malzemeyi söylüyordu ki Chadwick gel- LAN? Ölü Chadwick’i beklerken abidemle karşılaşınca kalbim küt küt attı ne yalan söyleyeyim. Ağzımı açtım, Blaze’in söylediklerinden sonra kapattım. Kardeşim neredesin günlerdir yoksun diyeceğim, ama çok da para var bu işte. Ne yazık ki seni arka plana atacağım abidem ya. Döndüm ikiliye tekrardan. Biraz daha uzatırlarsa ağızlarının ortasına rovaşata çekme hissi oluşacak içimde. “Yav siz benim adıma ne düşünüyorsunuz ki? Ne istediğinizi söyleyin, gerisi bende. Asıl önemli konu, ne kadar spani var bu işin içinde. Yüzde kaçı benim? Bakın benim yerim belli. Sizinki değil. Bu yüzden paranın yarısını önden alırım.”
Blaze arkada heyheylenince dönüp baktım buna. Chadwick’i görmüş. Ne bakıyorsun raconu kesiyor. Vay Merlin, kim bilir nerelerde takıldı da bu kadar agresifleşti. Bu senin petin mi dediğinde “Yok be Abidemm!” dedim. “Dostum o benim, çalışanım.” Herif inferi gibi gezince etrafta tabi millet tedirgin oluyor. Huyu bu ama arkadaşlar kınamamak lazım. Sonra çocuğunuz Ölü Chadwick gibi olur. “Oğlum sana demedim mi şarap aç diye! 4 yap bardağı hadi.” diyerek Chadwick’i kışkışladım elimi kaldırıp. O kendine has ölü gibi tavırları ile kapıdan çıkarken önümdeki ikili hukukçu olmamla ilgili gülüşüyorlardı.
“Hee, beğenemediniz mi? Bir daha mesleğime gülenin anasını gondiklesinler! Hadi gülün bakalım şimdi! İşte gördünüz mü? Her şekilde hakkımı savunuyorum. Müvekkillerimin de hakkını savunuyorum. Şimdi sen bana ödemenin yarısını veriyor musun bakayım? Kağıdı da pasla. 5. eşya mı demiştin?”
Cılız herifin elinden kağıdı alıp şöyle göz gezdiriyordum ki kapıdan içeri Andy girdi. Korkunçlu çocuk “Gabriel abi!” diye seslenince gözlerimi kağıttan ayırmadan “Dükkanda Alex diyeceksin be oğlum! Kafana vura vura aptal etmişler seni.” diye hayıflandım. Blaze’in Andy’i tanımadığını hatırlayınca da kafamı kaldırıp “Blaze bak bu Andy. Andy, Cornelia ve benim oğlumuz. O kadar uzun zamandır yoktun, büyümesini göremedin yiğeninin. Andy niye abi diyorsun oğlum bana, baba desene. Noldu yine ne istiyorsun?” diye sordum. Andy, Blaze’e nefret dolu bakış attı. Tüm herkese attığı bakış işte. Normal hali. Herifi büyücülerden tiksinsin diye büyütmüşler. Gelmiş bizim yanımızda kalıyor. Bizim de her yerimizden büyü akıyor anasını satayım. Üşendiğim için uçuyorum ben falan. “Para verir misin?” dedi tekrar bana dönüp. Çok düşünmeden elimi cebime atıp bir kaç Galleon çıkardım. “Baba dersen veririm.” Kendini zorlaya zorlaya “Para verir misin baba…” dedi velet. Bunu döve döve itaatkar da yapmışlar ha. Yazık harbi. “Al hadi.” Elimden kaptı parayı ve koştu. Dışarıda şeker meker alacak herhalde. Alışsın da şu ruh hastası hallerinden kurtulsun bebe. Tatile götürünce yüzmeyi de öğretirim buna. Cıppıdı cıppıdı yüzer. Cornelia da gelir mi ki lan?
Neyse önce iş. Sonra aşk.
Elimdeki kağıdı cebime tıkıştırdım hemen. Blaze’e kendi masamı gösterip “Danışmanım gel otur sen. Inferileri kafana takma hiç. Hayat bize yaşarken gülmedi ki, ölünce gülsün.” dedikten sonra lavuk ikiliye döndüm. “Öyle gizem yaratmaya ne gerek var yiğidolar. Söyleyin bakalım kimmiş bu dolu cepli kaz. Madem bu işe ortak olduk. Ben avukatınız olarak olayların her ayrıntısını öğrenmek isterim. Kazın da en güzel etinden bir kemirmeyi bana çok görmeyin.”[/justify]
Herif bulmak istedikleri malzemeyi söylüyordu ki Chadwick gel- LAN? Ölü Chadwick’i beklerken abidemle karşılaşınca kalbim küt küt attı ne yalan söyleyeyim. Ağzımı açtım, Blaze’in söylediklerinden sonra kapattım. Kardeşim neredesin günlerdir yoksun diyeceğim, ama çok da para var bu işte. Ne yazık ki seni arka plana atacağım abidem ya. Döndüm ikiliye tekrardan. Biraz daha uzatırlarsa ağızlarının ortasına rovaşata çekme hissi oluşacak içimde. “Yav siz benim adıma ne düşünüyorsunuz ki? Ne istediğinizi söyleyin, gerisi bende. Asıl önemli konu, ne kadar spani var bu işin içinde. Yüzde kaçı benim? Bakın benim yerim belli. Sizinki değil. Bu yüzden paranın yarısını önden alırım.”
Blaze arkada heyheylenince dönüp baktım buna. Chadwick’i görmüş. Ne bakıyorsun raconu kesiyor. Vay Merlin, kim bilir nerelerde takıldı da bu kadar agresifleşti. Bu senin petin mi dediğinde “Yok be Abidemm!” dedim. “Dostum o benim, çalışanım.” Herif inferi gibi gezince etrafta tabi millet tedirgin oluyor. Huyu bu ama arkadaşlar kınamamak lazım. Sonra çocuğunuz Ölü Chadwick gibi olur. “Oğlum sana demedim mi şarap aç diye! 4 yap bardağı hadi.” diyerek Chadwick’i kışkışladım elimi kaldırıp. O kendine has ölü gibi tavırları ile kapıdan çıkarken önümdeki ikili hukukçu olmamla ilgili gülüşüyorlardı.
“Hee, beğenemediniz mi? Bir daha mesleğime gülenin anasını gondiklesinler! Hadi gülün bakalım şimdi! İşte gördünüz mü? Her şekilde hakkımı savunuyorum. Müvekkillerimin de hakkını savunuyorum. Şimdi sen bana ödemenin yarısını veriyor musun bakayım? Kağıdı da pasla. 5. eşya mı demiştin?”
Cılız herifin elinden kağıdı alıp şöyle göz gezdiriyordum ki kapıdan içeri Andy girdi. Korkunçlu çocuk “Gabriel abi!” diye seslenince gözlerimi kağıttan ayırmadan “Dükkanda Alex diyeceksin be oğlum! Kafana vura vura aptal etmişler seni.” diye hayıflandım. Blaze’in Andy’i tanımadığını hatırlayınca da kafamı kaldırıp “Blaze bak bu Andy. Andy, Cornelia ve benim oğlumuz. O kadar uzun zamandır yoktun, büyümesini göremedin yiğeninin. Andy niye abi diyorsun oğlum bana, baba desene. Noldu yine ne istiyorsun?” diye sordum. Andy, Blaze’e nefret dolu bakış attı. Tüm herkese attığı bakış işte. Normal hali. Herifi büyücülerden tiksinsin diye büyütmüşler. Gelmiş bizim yanımızda kalıyor. Bizim de her yerimizden büyü akıyor anasını satayım. Üşendiğim için uçuyorum ben falan. “Para verir misin?” dedi tekrar bana dönüp. Çok düşünmeden elimi cebime atıp bir kaç Galleon çıkardım. “Baba dersen veririm.” Kendini zorlaya zorlaya “Para verir misin baba…” dedi velet. Bunu döve döve itaatkar da yapmışlar ha. Yazık harbi. “Al hadi.” Elimden kaptı parayı ve koştu. Dışarıda şeker meker alacak herhalde. Alışsın da şu ruh hastası hallerinden kurtulsun bebe. Tatile götürünce yüzmeyi de öğretirim buna. Cıppıdı cıppıdı yüzer. Cornelia da gelir mi ki lan?
Neyse önce iş. Sonra aşk.
Elimdeki kağıdı cebime tıkıştırdım hemen. Blaze’e kendi masamı gösterip “Danışmanım gel otur sen. Inferileri kafana takma hiç. Hayat bize yaşarken gülmedi ki, ölünce gülsün.” dedikten sonra lavuk ikiliye döndüm. “Öyle gizem yaratmaya ne gerek var yiğidolar. Söyleyin bakalım kimmiş bu dolu cepli kaz. Madem bu işe ortak olduk. Ben avukatınız olarak olayların her ayrıntısını öğrenmek isterim. Kazın da en güzel etinden bir kemirmeyi bana çok görmeyin.”[/justify]
[/spoiler]