17 Nisan, 2026 08:53:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Emilia Dalloway

Sayfa: [1]
1
Karakter Talepleri / Ynt: Diğer Talepler
« : 23 Şubat, 2022 12:19:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ehm ben de bu karakterin silinmesini ve bütün gp'lerinin Eurus hesabıma aktarılmasını rica ediyorum.

2
Yetişkin Postası / Emilia Dalloway | Baykuşhane
« : 01 Şubat, 2022 01:55:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

───── ❝ emiliɑ dɑllowɑy'in postɑ ɑlɑnıdır ❞ ─────

3
Simya Dersliği / Saudade
« : 01 Aralık, 2021 00:18:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[youtube width=500]https://youtu.be/QRV_B9kN5pU[/youtube]
Hiç tanımadığınız birini özlediğiniz olur mu? Uzun bir günden sonra eve geldiğinizde içini saran bir histir bu; son zamanlarda başınıza gelenlerdi düşünür ve biriyle konuşma ihtiyacı hissedersiniz, hangi kelimeleri kuracağınızı canlandırır, cümlelerinizi duyabilirsiniz. Yüzünüzde bir gülümseme belirir güzelse anlatacaklarınız ya da sadece ağlamaya başlarsınız. Ama gözlerinizin dolması sebepsiz değildir göründüğü kadar, tanımadığınız birinin yasını tutmaktır aslında. Birlikte susabileceğiniz birinin düşünü kurar beyniniz, yalnızlığınızda boğulur düşünceleriniz ve hayali konuşmanız devam eder uyku size ulaşana kadar. Bir burukluk hissettirir bu özlem; bilmediğiniz bir şeyi özlersiniz çünkü onlarcası gelmiş ve çok daha fazlası gelecek olanların yasına benzemez bu, çünkü ne yaşandığını, yaşanacağını bilemezsiniz. Kollarınızı etrafınıza sarıp yanınızda olsaydı nasıl hissedeceğinizi düşleyemezsiniz; sadece var olmasını, yanınızda olmasını istediğinizi bilirsiniz. Kahvesini sütlü mü sever, sade mi? Tuhaf alışkanlıklarınıza katlanabilir mi? Gülüşünüzü mü daha çok sever, konuşmanızı mı? Yürürken sizi izler mi? Sevdiklerinizi sever mi? Drama yapmak istemezsiniz belki, normaldir bu, geriye pek bir şey kalmamıştır kalbinizden, bir daha sevemem demişsinizdir belki. Ama hepimiz özlemez miyiz tek başımıza kitap okuduğumuz o gecelerden birinde? Etrafınıza bakıp birini düşleyemez misiniz orada olacak, var olacak? Tanımadığınız birini nasıl özleyebilirsiniz? Onu özlersiniz, sizi bulmasını dilersiniz, kafanızdan çıkarmak istersiniz. Ona ihtiyaç duyarsınız, bilemezsiniz.

Herkes hayal eder dertlerini dinleyecek, kötü bir günün ardından ona sarılacak kişiyi; sorunlarını danıştığı birini. Varlığını bilmeden düşler böyle şeyleri, var olacağını bilir belki, evrenin denk getireceğini umar birbirlerini. Yaşanmamış anıların hissiyatı kalır beyninizde, yemediğiniz bir yemeğin tadı gibidir dilinizde, içilmemiş şampanyaların sarhoşluğudur. Bir şey olmuştur belki, olmamıştır belki de, anlatmak istemezsiniz hiçbir şeyi, susabilmek istersiniz birlikte. Tek mesele birinin varlığını düşlemektir burada; birlikte sessiz kalabileceğiniz birini, arzulayacağınız, bulabileceğiniz kişiyi beklemektir.

Kapı çarptı Emilia'nın adımlarının ardından, ahşabın tok sesi duyurdu dul kadının girişini, kimse bekliyor değildi. Oda dolu, hoş ve son derece yalnızdı; her duvar birbirinden farklı tablolarla süslenmişti, ölününkileriyle lavantaların, papatyaların portreleriydi bunlar, mezara çiçek bırakmaya tercih etmişti renklerini duvarlara yaymayı sanki. Titrek elleri siyah eldivenlerini aceleyle masaya bırakırken odada sessizliğin keskin nameleri çınlıyordu; duvarlardan sekiyor, pencerelere sızıyor ve kapının altından kaçmaya çalışıyordu. Kadının ilerlediği camın yanına yerleştirilmiş çiçeğin yaprakları hafifçe düşmüştü, bir türlü açmayan Britanya güneşine kızıyormuş gibi eğmişti başını.

Emilia yalnızdı, şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde ve geri dönülemez bir biçimde yalnızdı, kimsesi yoktu, kimsesi de olmayacaktı. Dramatize etmeyi severdi durumu ama özlüyordu bir şeyleri, varlığını bilmediği şeyleri. Kocasıyla yaşamadığına emin olduğu anlarda kalmıştı beyni, gençliğini teslim etmişti adama sanki, "al, senin olsun, ben kullanmayacağım zaten," demişti. Ve adam gençliğiyle doyurmuştu karnını, Emilia'nın karnını da; sabah içtikleri kahveye katmış, akşam yemeğinde sunduğu gülümsemeden almıştı. Yaşanmamış şeylerin özlemini duyması hatalıydı bu durumda, yaşanmışlıkların yasını bile tutamıyordu hakkıyla.

Zor olmuştu cenazeden sonra, üstesinden gelmek ve ilerlemek kolaydı; kabullenmekti zor olan, var olmayanın özlemini duymaya bu kadar yatkın olduğunu öğrenmekti anlaşılamayan. Uğraşması gereken onca şey varken, boyanmış çiçekler ve dağıtılacak takım elbiselerle uğraşırken kocasının portresine bakmıştı uzunca bir süre, her dara düştüğünde teselliyi gri gözlerinde aramış ve yaşanmışlıkları anmıştı. Viskiyi doldururken satıldığını hissediyordu parçalarla, o da şu resimlerden biriydi sanki, kırık kalpliydi pembe dudakları ve mavi gözleri tuvalde parlarken. Düşünme zamanı vermiyordu sanki kendine; adanmışlığını takıntıya dönüştürürken yas tutuyordu, odasında ağlıyordu, yaşları içkisine damlıyordu. Ve o tanımadığı birini özlüyordu.

4
Yetişkin Karakter Başvuruları / Emilia Dalloway
« : 08 Ekim, 2021 21:48:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Emilia Dalloway

Karakterin Yaşı: 31

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Ergenliğinin bir noktasında girdiği hayattan ve insanlardan tiksinme dönemi sayılmazsa, Emilia kendini bildi bileli dışa dönük bir insan olmuş, hiçbir zaman buna bayılmasa bile insanlar üzerinde belli bir etkisi olduğunun farkına erken varmıştır. Elbette onlara karşı geldikçe insanların sizi sevmeme gibi bir alışkanlığı vardır, Emilia'nın anlamakta bugün bile zorlandığı da budur. Hayata karşı kimilerinin midesini bulandıracak romantik bir bakış açısı vardır, insanlara güvenmek gibi de tuhaf bir alışkanlığı. Gerçekten önem verdiği konularda ciddi ve özenli olabilir, ama geri kalan zamanlarda hareketlerinde belli bir yumuşaklık, yüzündeki gülümsemede her zaman bir miktar masumiyet vardır.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Zengin bir semtte çocuklarını dünyaya getirmiş ve orada büyütmeye gerçekten emek sarf etmiş bir aile olarak, Emilia'nın ebeveynlerinin paraya karşı her zaman muhafazakar bir yaklaşımı olmuş, tek çocukları ve dolayısıyla miraslarının da tek varisi olan kızlarının eline gereğinden fazla para geçmemesi konusunda her zaman ekstra bir özen göstermişlerdir. Annesi gerçekten anne olmayı istememiş, ama kürtajın mümkün olmadığı o yılların ürünü olan kızını bir zahmet büyütmek zorunda kalmış gibi bir tavır sergilemiştir zaman zaman; bazense dünyanın en iyi annesi oluvermiş, ona hayatı boyunca aklından çıkmaması gereken bir takım tavsiyeler vermiştir. Babasıysa kızı için en iyisini isteyen pinti herifin tekidir. Geleneklerine aşırılık derecesinde bağlı, kendini bütün ailesine duygusuz biri olarak göstermeye de ayrıca kararlı bir adamdır kendisi. Kızının hiçbir şeyine açık bir destek göstermemiş, hep bir miktar şüphede bırakarak onu manevi değerleri maddinin önüne koymaktan koruduğunu zannetmiştir. Eğitim yıllarının sonuna geldikten yalnızca birkaç yıl sonra kendisinden 40 yaş büyük bir adamla ilişkiye başlayan ve birkaç yıla kalmadan dünya evine giren Emilia ise bu gibi bir psikolojiyle gidince varılacak yerin canlı bir kanıtıdır adeta. Kocasının da bir üyesi olduğu Merlin Tılsım Kulübüne onun (ve beraber yemek yediği onlarca diğerinin) referansıyla katılmış, işten eve gelmesini bekleyene kadar kendini meşgul tutmaya çalıştığı günler sona ermiştir. Hogwarts'tan olağanüstü notlarla ve büyük bir entelektüel birikimle ayrılmış, gençlik yıllarını babasının çizdiği sınırlardan çıkmaya çalışarak harcamışken aşkın onu bu kadar değiştirebilmesi herkes için şaşırtıcı olsa da Kulübe adadığı özen ve en başta Simya olmak üzere hayatı boyunca öğrendiklerini kullanmaya bir yer bulduğu Ölümsüzlük Ritüelleriyle, onca yıl sonra bile bir yerlerde aynı kadın olduğunu kanıtlamıştır. Kulüp etkinliklerinin bir çoğunda aktif bir katılım gösterir ve hayatını düzene koymuş gibi görünürken onu en beklemediği yerden vurur sevgili kocasının ölümü. İlk başta evlenmeleri bile pek çok soru işaretini, peşinden de hiddeti getirmişken bütün mirasın kendisine kalması eski öfkeyi diriltir ve Emilia kendini tekrardan nefret edilen konumunda bulur. Bu defa sığınacağı bir kocası olmadığının bilincinde hayatını düzene koymak için ilk adımını atar; artık yüzlerine bile bakamadığı hizip üyelerinden uzaklaşacağı, bilgisini doğru bir iş için kullanacağı, gelecek nesillere aktaracağı mesleğe başvurur: Simya profesörlüğüne.

İstediğiniz Meslek: Simya Profesörü

Karakterinizin Mensubu Olduğu Hizip: Merlin Tılsım Kulübü

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 7
Lanet Gücü: 5 + 1
Tılsım Gücü: 14 + 2
İksir Gücü: 11

Örnek RP:
[spoiler]  Tik tik tik tik tik tik tik tik -

Clementine'ın eşapmanı tutan eli, 'tik tik' sesinin - tabii bu mümkünse - her geçen saniye daha da sinir bozucu bir hal alması üzerine iyice titrer olmuştu. Ders vaktinin değiştirilmesini fırsat bilerek bitirmeye çalıştığı saati, olduğu kadarıyla bir faciaydı, en azından kendi fikrine göre. Ana zemberekten ayrılmak için fırsat koruyormuşçasına, değişik bir açıyla duran çarklar da bir yandan onu germeye devam ediyor, ne kadar uğraşırsa uğraşsın asla kendi saatini yapamayacağını söyleyen mükemmeliyetçi benliğiyle birleşerek genç kızı iyice bozuyordu. Her an patlamaya ve saati fırlatmaya hazır bir şekilde gözlerini kapattı ve içinden üçe kadar saydı genç kız, ardından ellerinin titremeyi kesmiş olmasını dileyerek yeniden yaptığı işe verdi kendini.

- Kahretsin!

Saatin metronomu olan çark minik ama onu yalvaran gözlerle izleyen cadı için yıkıcı bir çınlamayla olduğu yerden çıkmış, Clementine'a kalan da patlamayı bekleyen bir bomba olmayı keserek saati çok daha büyük bir gürültüyle yere fırlatmak olmuştu. "Biliyor musun," dedi onu dinleyen tek kişi olan kendisine. "bu kadar. Uğraşmıyorum. O LANET OLASI - o saat varsın orada kalsın, umarım parçalarını sıçanlar yer."

Öfkeyle çarpılmış yüzü görenleri korkutacak cinstendi, muhtemelen genişlemiş burun delikleri ve varlığını bile yeni görenler için oldukça şok edici bir konum olan alnından patlamak üzere olan damarı ile bir canavardan farksızdı o sırada. Yanaklarının içini ısırıyordu stresini atmak için, görünüşüne pek katkı sağladığı söylenemeyecek bir hareketti bu. Ortak salonda arşınlar ve kendi kendine bu durumun saçmalığından, ellerinin beceriksizliğinden ve her Merlin'in günü perdesi açık camlardan giren gün ışığının duruma hiç katkı sağlamadığından yakınırken gözüne kendininkinin aksine çalışır bir durumda olan saat çarptı; ders vakti gelmişti.

O sırada sinirini daha fazla bozabilecek bir şey varsa o da geç kalmaktı, sanki ondan ayrı bir bilinci varmışçasına, kontrolü dışında yükselen öfkesini hoplatmaktan kaçınan kız da bunun bilincine varmış bir şekilde kitaplarını almak için koşturdu yatakhanesine. Bir yandan da kendisine sakin olması gerektiğini söylüyor, her aklına geldiğinde bütün moralini yerlere çeken ve muhtemelen yine kendisini kötü hissetmesini, öfkesinin yerini pişmanlığın almasını sağlayacak anılarını aklından geçiriyordu. İşe yaramıştı da, merdivenlerden ortak salona geri indiği vakit artık bir türlü yerinde duramayan çarka değil, haftalar süren emeğini bir anlık öfkeyle fırlatıp atan kendisine sinirliydi. Uğraşlarından geriye kalanları ararken gözlerinde birkaç masum yaş birikmiş, yere düşen kitaplarının tok sesi yükselene kadar da onu bekleyen dersi düşünmekten men etmişti.

Bakışları beklediği gibi uzaktı sevecenlikten, dileği günün o anda sonlanması yönünde olsa bile dersin yeterince kafa dağıtıcı olmasına da razıydı. Ancak insanları görmek zorunda olduğu bir sistemin parçası olmak on beş yaşındakini çıldırtan bir başka düşünceydi. Haddinden fazla genişletilmiş dersliğe girmek onu heyecanlandırmadı diğerlerinin aksine, kendine fazla göz önünde bulunmayacağı bir yer belirledi yalnızca, ardından dersin başlamasını eline yasladığı çenesiyle beraber beklemeye başladı.[/spoiler]

5
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 02 Ekim, 2021 19:44:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Emilia Dalloway - Tamsin Egerton

Sayfa: [1]