17 Nisan, 2026 08:42:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Cheshire

Sayfa: [1]
1
İlanlar / Ynt: Hınzırlar Kollektifi Acil Durum Dayanışması
« : 22 Ağustos, 2022 13:31:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bakanlığın hak ile kazanılmış para ve malzemelere göz koymuş olması gerçekten de içler acısı bir durum. Cheshire Cat's Circus çalışanları olarak hepimiz tamamen bu dayanışmadan yanayız.

2
Cheshire Cat's Circus / Ynt: Pratik bir teklif
« : 16 Nisan, 2022 19:47:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Rolled 1d20 : 8, total 8

3
Cheshire Cat's Circus / Ynt: Kedi ve Fare
« : 12 Şubat, 2022 10:36:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç büyücünün firar edip kendi işini kurmasının üzerinden tam dört yıl geçmişti. Sirkler insanların sevdiği ve ileride de sevmeye devam edeceği eğlence mekanlarıydı. Her yaştan, her milletten, her kandan insan zevk alabilirdi sirke gidip gösteri izlemekten, bunun için bir kriter yoktu. O yüzden herkesi eğlendirip güldürebilmek için dünyayı geziyordu, her ne kadar 'yanlış' bir yöntem kullanıyor olsa da. Nereden veya neden gezmeye başladığını hatırlamıyordu ancak işine başlamadan önce kendi hafızasıyla oynadığını biliyordu. Dört yıl önce bugün kendine dair hiçbir şey bilmez şekilde uyanmıştı. İnin cinin top oynamakta olduğu ıssız, bomboş bir arazide, yanında üç beş eşya, elinde bir not...

"Eskiye dair hiçbir şeye ihtiyacın yok, eski dostum. Bilmen gereken her şeyi anlatacağım sana. Senin en büyük hayalin kendi gezgin sirkini kurup dünyayı gezmek. Neler yapman gerektiği çantandaki mavi defterde yazıyor, çoğu şeyi senin için çoktan hazırladım. Geçmişini öğrenmeye çalışma, uyandığın yere uzun süre geri dönme, defterdekileri takip et ancak canının istediğini yapmaktan da çekinme. Adını bilmen yeterli; Cheshire. Doğum günün kutlu olsun, benim sana verebileceğim en büyük hediye bu.

Sevgiler, en eski ve en sadık dostun; Chester Veneris."


Görünüşe göre büyüden önce sandığı kadar aptal değildi çünkü kısa süre içinde bir yere bir şey yazması gerekmiş, mektuptaki yazıyla tıpatıp aynı olduğunu fark edince olayı çakmıştı. Gerçek adının Chester Veneris olduğunu anlamışsa da geçmişteki kendini kırmak istemedi, sadece ve sadece Cheshire olmaya devam etti. Defter oldukça kalındı ve bütün sayfaları tamamen işine yarayacak bilgilerle doldurulmuştu. Ayrıca hafızası tamamen silinmiş olmasına rağmen nedense ne ara öğrendiğini bile bilmediği büyüleri yapabiliyor, saçma sapan ama yaptığı her şeye fayda sağlayan rastgele bilgiler biliyordu. Böylelikle sirkini kurdu ve defterde yazan şeylerle deneyler yapmaya başladı. Başta yaptıkları etik gelmemişti ancak zamanla bundan ne kadar zevk aldığını fark etti.

Böylelikle, bugün dördüncü yılını kutluyordu sirk. Çin'de geçirmiş olduğu üç ayın ardından yeterli olduğuna kanaat getirerek sıradaki durağını Rusya bellemişti, yoldalardı Cheshire ve tayfası. Yolculuk gayet sakin geçiyordu, gösteriye hazırlanan çalışanlar, etrafla ilgilenen uşaklar, gizli bir odanın içinde yardım çığlıkları atıp ağlayan ve çoğunluğu mugglelardan oluşan denekler... Çok huzurlu bir akşamdı. Ta ki sirkin girişlerinden biri açıldığında parlayan minik toplardan biri parlayana kadar. Tek kaşını kaldırdı ve yüzünü bir sırıtış kapladı, bu giriş pek de kullanılabilen bir giriş değildi çünkü açılması için sirkin bir milyon gizeminden birini çözmeniz gerekiyordu. Yerinden doğrulup güzel güzel, uzun uzun gerindi kedi gibi. Oyalanarak, yavaş adımlarla davetsiz misafirinin bulunduğu yere gitmeye başladı. Oyalanıyordu çünkü sirki gıdıklamayı akıl edebilecek bu misafirinin etrafı incelemeye vakti olsun istiyordu.

Sonunda gelen kişiyi cidden meraklı meraklı bir şeyleri kurcalarken yakaladı. Karşısında kendisiyle yaşıt gibi duran ve güzelliği reddedilemeyecek Çinli bir genç vardı. Yolda kadınlara ıslık çalan abaza herifler gibi ıslık çaldı ve gencin gözleri kendine döndüğü an parmağını şıklatmasıyla zavallının halatlarla bağlanması bir oldu. El ve ayak bileklerinden yakaladı onu halatlar. X şekline getirilmiş misafir neye uğradığını şaşırmıştı haliyle. Bir şey demek için ağzını bile açamadan Cheshire önce abartılı selamlamasını* yaparak lafa girdi.
*İmzadaki gif.

"Aman aman, iyi akşamlar beyefendi! İnanır mısınız, sirkimde fareler dolaşıyor. Sirkime benden habersiz girip etrafı kurcalıyor bu farecikler. Sizce farelere ne yapmalıyım?" diye sordu. Beklediği korkmuş ve tırsak tepkinin aksine hafif alaycı bir tepki aldığında sırıtışı genişledi, mucit olduğunu öğrendiği adamı dinledi. "Yaa öyle mi? Demek mucitsiniz. Benim de tam öyle birini işe almam gerekiyordu ancak kimse iş tempoma yetişemiyor. Şöyle yapalım o zaman; ben sizi öldürmek yerine işe alayım!" dedi. Olumlu bir cevap alınca işin içinde bir boklar olduğunu belli edecek şekilde gülmeye başladı. "Ama önce uygun musunuz diye kontrol etmem gerekiyor, anlarsınız ya! Sınava sokacağım sizi." dedi ve adamın gözlerini bağladı. Bilekleri çözüldüğü için bir iki saniyeliğine rahatlayacak gibi olan mucit daha bu fırsatı bulamadan tekrar farklı bir pozisyonda bağlanınca ne hissetmişti acaba? Sonrasında ise Cheshire tarafından havada süzüle süzüle bir yere götürülmüştü tabii; sirkin özel bölümüne.

4
Cheshire Cat's Circus / Ynt: Pratik bir teklif
« : 07 Şubat, 2022 03:29:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sevgilisi ile bu herifin birkaç ay önce tanışmasını ilginç bulmuştu Cheshire. Hatta bundan haberi olmadığı gerçeği daha da şaşırtıcıydı onun için. Fenhua'nın, yaşadığı her şeyi tüm detaylarıyla olduğu gibi kendisine anlattığını sanıyordu. "Aaa, çiçeğimle tanıştığını bilmiyordum, söylemedi bana!" yine dramatik şekilde içli içli ağlamaya başlayacaktı ki iş ticarete girince pür dikkat dinlemeye başladı. Haklıydı, Fenhua'nın işi kusursuzdu. Yani, dışarıdan öyleydi. Aslında Cheshire ve Fenhua'nın çoğu işi mükemmelleşene kadar sirkte kaosa sebep olurdu. Palyaço'nun sinir krizlerinden tut mucidin duygusal çöküşlerine kadar her şey burada çalışan mahlukatların travmalarına travma eklerdi ancak biricik müşterilerin bunları bilmesine gerek yoktu sonuçta. Sonra bu biricik müşteri, gizli silahını çıkarttığında Cheshire refleksleri sebebiyle adamı öldürecekti neredeyse. Neyse ki tepki vermemişti yoksa şu an karşısındaki adamın kafası yerde yuvarlanıyor olabilirdi.

Sonra da ilgiyle adamın bıçağını incelemeye başladı. Sevgilisinden kazandığı bir yeteneği vardı, onun kadar olmasa da bir aleti sadece görerek nasıl en kolay yoldan güçlendirebileceğini biliyordu. Ryan'ın anlattıkları pek önemli değildi şu an, nasıl bu bıçağın etinden sütünden faydalanabileceğini düşünüyordu ki... Bingo! Müşterinin istediği de buydu zaten. Ellerini beline koyarak dinlemeye devam etti, adam konuştukça başını sallayarak onaylıyordu.

"Ryan'cığım bir daha bana bu kadar yaklaşırsan seni öperim, haberin olsun!" dedi ve başını geriye atarak güçlü bir kahkaha patlattı. "Yaparız yaparız, fidelius midelius boş ver onu şekerim. Önce sen bana şeyi söyle-" diyordu ki biri yine içeri girdi. Kapıyı tıklatmadan. Cheshire tepki vermek için başını çevirmişti ki gelen kişiyle birlikte gözlerinden kalpler fışkırmıştı. Hayır, gerçek anlamda. Aynı az önceki gözyaşları gibi bu sefer gözlerinden kalp şeklinde konfetiler çıkmıştı. "KOCACIĞIIIIIIM!" Palyaço büyük bir heyecanla havaya fırladı ve içeri girmiş olan sevgilisinin, Qian Fenhua'nın üstüne atladı. Fenhua neredeyse yere düşecekti ancak kapıya tutunarak dengesini sağlamayı başarabildi. "Çiçeğim, bu adamla tanışmışsın manışmışsın bir şeyler olmuş anlatmadın bana!" aşırı dramatik bir şekilde içli içli ağlama seansını tekrar başlattı. Başının üstünde bir çiçek 'plop!' diye çıktı ancak çiçek bile üzgündü, solmuştu. Cheshire ağlayadursun, Fenhua mahcup bir şekilde Ryan'ı selamladıktan sonra sevgilisini üstünden indirmeye çalışırken anlatmayı unuttuğunu söyleyerek durumu düzeltme çabasındaydı. Kısa süren bir kaosun ardından sonunda sirk yöneticisi artık sakindi, kimsenin üstünde değildi ve kafasındaki çiçek de normal bir papatya olmuş, kendi kendine takılıyordu.

Ryan, Fenhua'ya tekrar en baştan kısaca olayı anlatırken Cheshire olduğu yerde dans ederek ağzından odanın tavanını dolduracak rengarenk baloncuklar çıkarıyor, şeklini beğenmediklerini patlatıyordu. Mucit, müşterinin dediği her şeyi onaylayınca Ryan tekrardan asasını çıkarttı. Cheshire ne kadar mızmızlanmak isteseydi de Fenhua'nın bir 'lütfen' demesine tav olmuştu ve böylelikle Fidelius Tılsımı yapılmıştı.

Sevgilisinin kulağına fısıldadı Cheshire, Çince konuşuyordu. "Gözleri. Müşterinin gözleri. Çiçeğim, sence bu adamın üstünde deney yapabilir miyiz?" diye sordu. Fenhua ise yavaşça başını iki yana salladı ve sakin bir ses tonuyla cevapladı, "Hayır, gelecekte devamlı müşterimiz olabilir. Çevresi geniş birine benziyor hem, reklamın iyisi kötüsü olmaz kediciğim. Oldu da bir gün işimize yaramayacak hale geldi... Orasını o zaman düşünürüz. Kolay kandırılabilecek bir adam değil belli ki. Getirdiği plan da güzel gayet, sürekli böyle şeyler getirmesini sağlarsak kârlı çıkarız." Cheshire de heyecanlı heyecanlı başını salladı, "İşte benim sevgilim!" dedi ve Fenhua'yı belinden çekip derin bir öpücüğe hapsetti, başındaki çiçek de pembeleşip dikleşmişti o esnada. Siyah saçlı adam hızlı hızlı birkaç kere Cheshire'in sırtına vurarak kaçmaya çalıştı, başarılı da oldu. Palyaço sırf bu yüzden küsüp odanın köşesine gitti ve ağlamaya başladı.  Başını saksıya doğru eğmişti, suyu da israf etmiyordu hani.

Fenhua mahcup şekilde defalarca özür diledikten sonra, "Bizi bir süre rahatsız etmeyecek. Planınızı biraz daha açmanızı istememde bir sakınca var mı? Yapılması pek de zor bir şey değil benim için, kısa sürede istediğiniz sonucu elde edebileceğimizi düşünüyorum." dedi. Cheshire de köşeden bağırdı, "ÖDEMEĞĞĞĞĞ!"

5
Cheshire Cat's Circus / Ynt: Pratik bir teklif
« : 17 Kasım, 2021 13:48:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Havada uçuşan çaydanlık ve çay fincanlarını izlemekteydi Chester. Küp şekerler fincanları kovalıyor, fincanlar ise çaydanlığın altına girip kendilerini doldurmaya çalışıyordu. Çaydanlık mı? Ah, o keyif yapıyordu! Üşümüştü belli ki, bir orada bir burada beliren ateşlerin üstüne uça uça ısınıp içindeki çayı demlemeye çalışıyordu. Ateşi yakalamaya alışan zavallı, çiçek desenli çaydanlık, kocaman bir tabelanın önünden geçti. Sirkin eski tabelasıydı bu, kocaman harflerle Chester'ın adı yazıyordu.

"Ah, doğru... Benim adım Cheshire'di." diye mırıldandı ve uzun bacaklarını masanın üstüne atıverdi. Üstünde oturduğu kedi şekilli sandalyede öne arkaya sallanırken kollarını iki yana bırakarak bağımsız şekilde hareket etmelerine izin verdi. Boş gözlerle ebelemece oynayan çay takımını izlemeye devam etti. Canı sıkılıyordu. Canı çok sıkılıyordu. Fenhua da ortalıkta yoktu zaten. Neredeydi harbiden? Alışverişe mi gitmişti, gezmeye mi gitmişti, yoksa içeride bir yerlerde mi takılıyordu? Belki de ölmüştü. Ölmediyse gelirdi bir ara, çok da önemli değildi. Gerçi burada olsa Cheshire'in sıkıntısını alabilirdi.

"AAAAH! SIKILIYORUM BE! SİRKTE YAŞIYORUM AMA SIKILIYORUM, HİÇ EĞLENCELİ DEĞİL! Eğlenceli değil, eğlenceli değil, eğlenceli değil!"

Sinirle yerinde tepiniyor, ayakkabılarının topuklarını masaya sanki kırmak istercesine vuruyordu. Sıkılmışlığın getirdiği sinir de gitgide büyüyordu. Tam o esnada küçük, kambur, çirkin bir yaratık odaya daldı. Ağzından dışarı çıkan onar santimlik çarpık dişlerini birbirine vura vura, ağzından tükürükler saça saça konuşmaya çalıştı.

“Eğf- eğğğfendhim-“

Lafını bile bitiremeden Cheshire hışımla ayağa kalktı ve önündeki koskoca ahşap çalışma masasını, üstündeki tüm ıvır zıvırlarla birlikte yarım metre boyundaki zavallı hizmetkarın üstüne fırlattı. Tüm öfkesiyle başarısız deneylerinden biri olan küçük şeye bağırmaya başladı.

“Ben demedim mi sana habersiz odama girmeyeceksin diye? Seni tekrar VIP bölümün soytarılarının arasına mı atmamı istiyorsun, çirkin puşt?!”

Hizmetkar korkuyla konuşmaya başladı, "Eğffendhim- dav- huuh... Daveththiz... Mithafir..." dedi zorlanarak. Beyaz saçlı yönetici sonunda öfkesini bir nebze olsun dindirip karşısındakini dinlemeye çalıştı. "Ne diyorsun? Ne davetsiz misafiri? Sirkime biri mi girdi? Kapıları düzgün koruyun, kimse çadıra benim haberim olmadan girmesin demedim mi size, hepinizi öldüreyim mi ha?! Kim gelmiş, söyle bari." dedi. Demesine kalmadan kapısı tıklatıldı ve içeri oldukça çekici bir beyefendi girdi. Cheshire'in tipi denemezdi, daha çok güzel yüzlü köseler ilgisini çekerdi ama bu adam da fena değildi. Şöyle bir süzdü karşısındakini, kısa bir süreliğine zihni çok farklı şeylere kaysa da müşterisini selamlaması gerektiğini kendine hatırlattı.

“Aaaa! Sen, sen... Hii, habersiz geldin! Girişte sana güzel sirkimiz içeri girebilesin diye daha diz bile çökemeden, zıplaya zıplaya girdin bir de! Kapısız köyden mi geldin güzelim ya? Özel içeceğimizden de içmedin, tarifi hazırlamaya o kadar uğraşmıştım oysaki! Hüüüü!”

Adamın mavi gözlerinden sular aynı bir şelale gibi fışkırmaya başladı. Fışkıran su ziyan olmasın diye nereden çıkarttığı belli olmayan iki saksıyı suların düştüğü iki yere koydu ve ‘ühü’ diyerek ağlamaya devam etti. Karşısındakinin sorgulayan bakışlarını fark edince otuz iki diş sırıtarak ağlamayı kesti.

“Neydi canımcığım senin adın? Rian? Riané? Rain? Raine? Rainé? Ri... Hıı, Ryan. Memnun oldum şekerim. Niye gelmiştin bakayım sen? Bana haber vermeden geldiğine göre çok önemli bir şey olmalı. Çok çok çok önemli bir şey değilse bak şuna çeviriveririm seni ha!” derken sol eliyle bir yeri işaret etti.  Gösterdiği yerde sadece bir ağaç vardı. Şekilsiz şemalsiz, farklı farklı çiçekler, yapraklar ve dikenlerle dolu bir ağaçtı bu. Bazı yerlerinde görkemli rengarenk çiçekler varken bazı yerlerinde kurumuş, yamuk yumuk, çirkin çiçekler düşmeye yüz tutuyordu. Rainé midir nedir, ağaca tek kaşını kaldırarak baksa da yine de oraya yönelik bir cevap alamamıştı Cheshire. Daha önceden konuşmuşlar mıydı ki? Öyleyse bile belli ki pek umursamamıştı, hatırlamıyordu çünkü.

"Söyle hadi, neden buradasın?"

6
Cheshire Cat's Circus / Cheshire Cat's Circus'a Hoş Geldiniz!
« : 05 Ekim, 2021 07:17:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Minik duran sirk çadırının önüne geliyorsunuz. Girişte size iştah kabartıcı ve oldukça tatlı bir içecek veriliyor. Birkaç saniyeliğine hafif bir baş ağrısı yapsa da geçiyor hemen. Aldırmadan çadırdan içeri giriyorsunuz, vay, içerisi saray kadar büyük!

DA DADADA DADAAA!

Hızlı ve heyecanlı davulların sesiyle sirke karşılanıyorsunuz. O da ne öyle! Davullar kendi kendine çalıyor, havada süzülüyor! Abartılı bir palyaço kıyafeti giymiş, beyaz saçlı, soluk tenli bir adam sirkin tam ortasındaki platforma tavandan sarkan trapezden atlayıp havada taklalar ata ata iniyor. İki ayağının üstünde sağlamca dikildiği başarılı bir inişin ardından kalabalığa bir sırıtış atışının hemen ardından sizi selamlıyor. Selamı bittikten sonra tekrar normal duruşuna geçiyor. Bu adam iyi yapılı, uzun boylu, dimdik ve özgüvenli duran bir adam. Ağzını açıyor ve gür sesiyle koca sirk çadırının her köşesinden duyulacak şekilde konuşmaya başlıyor.

"Cheshire Cat's Circus'a hoş geldiniz! Ben Bay Cheshire, biricik sirk yöneticiniz ve baş palyaçonuz. Dilerim ki soytarılıklarımla sizin güzel yüzlerinize en azından bir tebessüm yerleştirebileyim. Ah, gerçi, bir kahkaha daha iyi olurdu!" dedikten sonra parmak şıklatıyor ve ön sırada oturan herkes sanki hayatlarında duydukları en komik espriymiş gibi kendilerini yırtarcasına kahkaha atmaya, ellerini kırarcasına alkış tutuyor. Birkaç saniye sonra adam devam ediyor sözlerine.

"Ah, aman tanrım, beni utandırıyorsunuz! Şuna bakın, domates gibi oldum millet!"

Lafı biter bitmez mavi kıyafetleri birden kırmızı rengin tonlarına bürünüyor. Ortamda mugglelar yok mu ki, bu adam nasıl bu kadar rahat yapıyor bunları? Nedense sizin de hiç sorgulayasınız yok, bu soru anında yok oluveriyor aklınızdan. Adam sirki tanıtmayı bitirdiği zaman gösteri başlıyor. Hokkabazlar, cambazlar, filler, maymunlar, ateşli çemberler, sihirbazlık gösterileri, ucube diyeceğiniz türden insanlar, trapezciler ve aklınıza gelecek gelmeyecek her şey! Düşünme yetiniz elinizden alınmış gibisiniz, hiçbir şey umurunuzda değil, tek istediğiniz şey karşınızdaki eğlenceyi daha çok izleyebilmek. Belki de sürekli kahkaha atıyor, durmadan alkışlıyorsunuz olan biteni.

Sonunda gösteri bitiyor, sizin de algılarınız tamamen yerine gelmiş gibi. Gerçi, neyi sorgulayacaktınız ki? Aklınızda olması gereken tek şey, sirkin ne kadar eğlenceli oluşu! Bir daha bekleriz, sayın seyirci!

----
Üst kısımda normal sirkin girişi var. Bu sirke girmek için buraya yanıt yazabilir, toplu bir kurgu yazılacaksa mekana yeni bir başlık açıp başına |N| koyabilirsiniz.

VIP bölüme giriş ise biraz zahmetli. Oraya kesinlikle başına |VIP| eklenmiş bir başlık atmanız ve normal sirkin ardından VIP bölümü kimden duyduğunuzu, nasıl geldiğinizi, ne kadar zorlandığınızı ve bunun gibi birçok şeyi içeren, tercihen birazcık uzun -ama çok da uzun olmayan- bir RP bırakmanız gerekiyor. Kapıya kadar geldiğinizi yazıp bırakın, Bay Cheshire sizin çözmeniz gereken bulmacaları ve yapmanız gereken görevleri anlatmaya gelecek. Her seyircide cevabı değişen bilmeceleri çözmek için tahmin yeteneğinizi kullanmanız daha önemli. Tüm görevler zar gerektirmeyecek ama rastgele şekilde seçilenler için şansa ihtiyacınız olduğundan zar atmanız bekleniyor.

İyi oyunlar!

7
Sorular ve İstekler / Karakter Meslek Değişimi
« : 04 Ekim, 2021 22:12:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterimin mesleğinin Mekan Sahibi olarak değiştirilmesini talep ediyorum. Çünkü hem kör hem beyinden yoksun olduğum için ne listede mekan sahibi yazısını gördüm ne de akıl edebildim. Mekanın Diğer Dünya Ülkeleri'nde olmasını istiyorum.

Mekan Adı: Cheshire Cat's Circus
Mekan tanıtımı: Bay Cheshire'ın sirkine hoş geldiniz! Aman dikkat, yürüyen çadırın ayaklarına basmamaya özen gösterin. Adamotu misali çığırmaya başlıyor çünkü! Bu mavili morlu, süslü çadır dışarıdan mini minnacık görünse de içine tam bin bir tane filin sığdığını biliyor muydunuz? Dünyanın her yerinden türlü türlü eşyalar mı dersiniz, yetenekli insanlar mı dersiniz, ilginç hayvanlar mı dersiniz, hepsini kaptık geldik! Sirkimizi yerinde yakalamak çok zordur, bileti aldığınız zaman üstünde sürekli güncellenip duran adresi takip edebilirsiniz.

8
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 03 Ekim, 2021 19:11:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Cheshire - Mad Edgar (Oyun Karakteri/Çizim)

9
Yetişkin Karakter Başvuruları / Cheshire
« : 03 Ekim, 2021 19:08:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Cheshire (Gerçek adı: Chester Veneris. Normalde söylemez de, hadi size kıyak geçsin.)

Karakterin Yaşı: 24

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Gerçek adını öyle herkese söylemeyen Bay Cheshire, tam bir yalancı ve düzenbazın tekidir. İnsanları bir karınca veya böcekten daha düşük görür ve yüzünde her zaman bir sırıtış vardır. Tatlı ve cana yakın durmasına karşın bu sempatikliğini insan kapmakta kullanır ve verdiği sözleri her an bozabilir. Gerçi, genelde çoğu sözünü tutar çünkü çıkarı olmayan konularda söz vermeyi tercih etmez.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Bay Cheshire'ın nereden, kimlerden, ne zaman geldiği bilinmiyor. Doğum gününü bile gizliyor insandan ancak gençliğinin baharında olduğunu söylemekten de çekinmiyor. Gençliğinden beri sikiyle birlikte her dört ayda bir ülke değiştirir, gezebildiği tüm şehirleri gezer ve her ülkeden çeşitli insanları da sirkine katarak yeni yeni gösteriler hazırlar. Özel Üyeler için olan sirkinde bazen bazı 'minik kazalar' yaşandığı için çalışan bulmak onun için biraz da zorunluluktur aslında.

İstediğiniz Meslek: Gezgin Sirk Yöneticisi

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip:

Büyü Yatkınlıkları

Biçim Değiştirme Gücü: 7
Lanet Gücü: 10
Tılsım Gücü: 10
İksir Gücü: 3

Örnek RP: [spoiler] Sarışın büyücü çocuk, evlerinin güzel bahçesinin verdiği huzurun tadını çıkarıyordu. Bir herbokolog olan annesinin eseri olan bu bahçe, türlü türlü çiçeklerle süslenmişti. Çok hafif bir rüzgar vardı ancak rahatsız etmiyordu, yanaklarına bir kelebek öpücüğü misali değip geçen bu yumuşak his gayet hoşnut bırakıyordu Starlight ailesinin en büyük oğlunu. Sarı, yumuşak saçları her adımında aşağı yukarı süzülüyor, rüzgarın hareket ettirmesine fırsat bırakmadan Lucretius'un hareketleri sayesinde ahenkle kıpraşıyorlardı. İnce, beyaz parmaklarıyla saçlarını düzeltirken bir gül ağacının yanına geldi ve gülümsedi. Ah, ne kadar da güzeldi annesinin yetiştirdiği bu güller! Daha güzel olmaları için-

“Ah, Luka. Bugün de mi bahçeyle ilgileniyorsun?”

Babasının sesiyle irkildi sarışın çocuk. Yumuşak tebessümünü yüzüne takınıp aynı kendi gibi sarışın olan genç seherbaza baktı. Lucian, Lucretius'un saçlarını şefkatle okşarken, çocuk lafa girdi.

“Evet babacığım. Çok güzeller ama annem çok meşgul ve bitkilerle ilgilenecek vakti yok... O yüzden ben ilgileniyorum.” dedi, babasının eline sırnaşırken. Lucian, oğlunun düşünceliliği karşısında gülümsemeden edememişti. Çocuklar evlatlıktı belki ama ikisinin de hem kendine, hem Mirabelle'e çok benzediğini inkar edemezdi. Görünüşleri, kişilikleri, alışkanlıkları, tepkileri, her şeyleri ikisine benziyordu. Oğlunun alnına bir öpücük kondurduktan sonra, çocuğun daha yeni düzeltmiş olduğu saçları karıştırıp kıkırdamış, arkasında kaşları çatık ama hafiften gülümseyen bir Lucretius bırakmıştı.

Ah, evet, nerede kalmıştık? Lucretius'un annesinin yetiştirdiği bu güller cidden çok güzeldi. Ama... Daha güzel olabilirlerdi. Lucretius, bakmaya doyamadığı bu eşsiz güzellikleri nasıl ilahi bir güzelliğe kavuşturabileceğini biliyordu. Yapmalı mıydı? Annesi de beğenir miydi, eğer gülleri güzelleştirseydi? Yoksa kızar mıydı işine karıştığı için? Her halükarda, denemeye karar vermişti. İlahi güzelliğin nasıl olacağını biliyordu ve eğer biri bunu beğenmezse, bu onların zevksiz olduğu anlamına gelirdi. Ve ilahi güzelliğe kavuşmanın tek yolu ise...

“Ölmeleri...” diye titrek ancak istekli, kısık bir sesle mırıldandı yeşil gözlü çocuk. “Ezilmeleri, acı çekmeleri, ayaklarımın altında yok olana kadar parçalanmaları...”

Düşündükçe bile heyecanlanmıştı istemsizce. Güllerin, ayaklarının altında ezildikten sonra yaratacakları o görüntü, Lucretius'un kalbini hızlandırmaya yeterdi de artardı. Annesi zevksiz biri değildi, beğeneceğinden kuşkusu yoktu çocuğun. Heyecanla sağ elini güllere attı ve hışımla koparttı. Büyük bir neşeyle parçaladıktan sonra yere atmış, tek ayağıyla ezmeye başlamıştı. Her hareketi daha da tatmin ediyordu çocuğu. Yüzünde yer alan, memnuniyet ve zevkin verdiği kocaman bir sırıtış eşliğinde gül yapraklarını paramparça edene kadar ezdi. Ayağını üstlerinden çektiğinde karşılaştığı görüntü sayesinde mutluluktan gözleri dolmuştu. Çok güzellerdi! Biraz önce yeşil yaprakların arasında, tüm ihtişamı ve canlılığıyla oldukça huzurlu duran kırmızı güller artık tanınmaz haldeydi.

Yaprakların suyu fışkırmış, ezik büzük kalmışlardı. Çevrelerindeki kızıl sıvı ise onları kan gölünde yatan cesetlere benzetmişti. Çok güzellerdi işte! Güzelliğin en üst seviyesi buydu ve Lucretius annesinin güllerine yardım etmişti! Güllerin üstüne, onlara ait olmayan kırmızı bir damla düştü aniden. Sarışın çocuk şaşırmıştı elbette, nereden gelmişti ki bu? Bir damla daha düşmesiyle, sonunda az önce bu damlalardan daha parlak bir kızıl renkteki şaheserlerin canına kast ettiği eline bakmak aklına gelmişti. Yeşil gözlerini yavaşça sağ eline yöneltti, işte oradaydı.

Gülleri bin kat daha güzel gösteren sıvının kaynağı, kendi eliydi. Lucretius'un sağ eli, güzelliğin en üst seviyesine çıkartabildiğini düşündüğü gülleri daha da güzel göstermişti.

Yoksa, acı çekerek yok olmak en güzel görünüşü vermez miydi canlılara? Güzel olmak için Lucretius'un kanıyla mı süslenmesi gerekirdi tüm yok olmuşların? Ah, ne kadar da zahmetli bir işti bu böyle! Lucretius'un tek görevi güzel şeyleri ilahi güzelliğe ulaştırmaktı, bunun için doğmuştu, o zaman kanının bu kadar kutsal olması gayet normaldi. İstemsizce kıkırdamaya başladı çocuk. Dünyadaki tüm güzellikler, bu yeşil gözlü çocuğun tek damla kanına muhtaçtı.
[/spoiler]

Sayfa: [1]