17 Nisan, 2026 09:36:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Mirabelle Starlight

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 8
46
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 06 Şubat, 2022 22:06:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ağlayarak daha bir iki dakika önce aldığım güzelim GP'lerimi harcamaya geldim. Bana hayrına oradan bir tane PATENT verir misiniz hani şu BEŞ(5) GP olanından ühühüh

47
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 06 Şubat, 2022 22:03:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Fena RP'lerimi topladım geldim.
1. 4 Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,430.msg1322.html#msg1322
2. 1 Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,337.msg1140.html#msg1140
3. 13 Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,344.0.html
4. 3 Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,434.0.html
Toplam 21 fena rp kazanmışım, 3 GP pls.
8. seviye->9. seviye
1 GP de ordan pls
5 gün->7 gün
2 de ordan~

6 GP'mi alıp gideyim efenim.

48
İksir Dersliği / Ynt: Özel Ders
« : 06 Şubat, 2022 22:01:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kakao ekleme isteği reddedilince hayal kırıklığıyla dinlemeye devam etti Mirabelle, belki de profesör sadece uygun yerde kullanmamıştı. Sonra adam kazanda kakaodan içecek yapacağını söyleyince parıl parıl gülümseyerek dinledi. Profesör Solaris'in böyle yumuşak bir tarafı da vardı ve bu cadı profesörlerinin bu yanını en çok görebilen öğrenci olduğu için çok şanslı hissediyordu. Sonra adam bozuntuya vermeden konuşmaya, öneri vermeye devam edince kız kıkırdayarak dinlemeye koyuldu. Yine de kakao koymaları gerektiğinde ısrarcıydı, sadece şimdilik dile getirmeyecekti. Birkaç başarısızlığın ardından tekrar önermeyi deneyebilirdi.

Denemelere başladılar. Önce klasik Volubilis iksiri gibi başladılar işe, sadece sonradan karar verdikleri iki malzemeyi de farklı şekillerde deneyerek sonuca ulaşmaya çalıştılar. İkisi de kendi kazanlarının başında birbirlerinin yaptığını yapmamaya çalışarak iksirlerini hazırladı. Sonuç ise... Fiyaskoydu. Mirabelle'in iksiri yüzüne doğru patlamıştı ancak bir hasar vermek yerine kızın yüzüne düşmekte olan  saçlarını arizona kertenkelesi misali havaya dikmiş, Aldrik'in iksiri ise görünüşte gayet normal duruyor olsa da tükettiğiniz gibi tiz bir seste çığlık atarak opera yapmanıza sebep oluyordu. Ne yazık ki adamotu etkisi yaratmıyordu ve Mirabelle'in bu sonuçtan memnun kalmasının tek sebebi profesörünü opera yaparken duyabilmiş olmasıydı.

"Profesör... Etkisi geçtiyse tekrar deneyelim mi?" dedi gülmesini bastırmaya çalışırken.

49
İksir Dersliği / Ynt: Özel Ders
« : 06 Şubat, 2022 18:59:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Profesörünün dedikleri sayesinde kıkırdadı. "Acıyla öldüren iksir en iyisiydi ama ya! Adını bile bulmuştum, 'Acı Damlası' diyecektim hüü..." iki saniyelik üzüntüsünün yerini tekrar heyecan aldı. "Ayrıca hiç önemli değil, iksirleri başarılı şekilde yapabilirsek patentini size veririm, beleşe hem de. Zaten Mirabelle Starlight adı altında riskli iksirler olması benim gibi şeker mi şeker, zararsız, minnoş bir genç kızın yanlış tanınmasına sebep olmaz mıydı? Olurdu tabii!" dedi bilmiş bir tavırla. Sonra eşyalarını kurcalamaya başladı, çantasından kocaman bir saksıda mışıl mışıl uyumakta olan bebek adamotu çıkarttı.

"Adamotlarının çığlığının neden bayılttığına veya öldürdüğüne dair araştırmalar yaptım ancak en temele inemedim. O yüzden aynı etkiyi yaratabilecek malzemeler bulmak yerine direkt bu arkadaşın kendisini haşlayabiliriz diye düşündüm ama biraz bağlandım kendisine, normal şekilde sulanmak yerine biberondan içmeyi tercih ediyor. Haşlanmış adamotu zaten Volubilis iksirinde de var ve biz de sesle ilgili bir iksir yapacağız yani Volubilis iksirini temel alabiliriz başlarken!" dedi. Sonra Kağıtlarını kurcalayıp aradığı şeyi buldu. "Ballı su yerine farklı bir malzeme kullanarak yumuşatıcı etkiden kurtulmuş olur muyuz? Suda bal seyreltmek yerine... Saf kakao karıştıralım! Sert ve keskin bir etki yaratabilir! ...Neden öyle bakıyorsunuz ya, biliyorum kakaonun iksir malzemesi olmadığını! Bir şeyler icat etmek için yenilik önemlidir! Neyse, hm hm hm hmmm... Acıkök bitkisi de güçlendirme iksirlerinde kullanılıyor, bunu eklemeyi deneyebiliriz. Siz ne dersiniz? Ne yaparsak daha iyi olur?"

50
İksir Dersliği / Özel Ders
« : 06 Şubat, 2022 17:59:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mirabelle güzel bir cumartesi akşamı, tam 19.00'a beş saniye kala iksir dersliğine daldı. "İYAKŞAMLAR PROFESÖR! ÖZEL DERS İÇİN GELMİŞTİM EHEHEHE!" diye çığırarak adamın beynini çınlatmayı da ihmal etmedi. Sımsıkı sarılmış olduğu milyon tane kağıt yüzünden önünü zor görüyor, sırtına çanta gibi taktığı bilmemkaç tane saksı ve ne olduğu anlaşılmayan antin kuntin eşyalar sağ olsun dengesi bozula bozula yürüyordu. Ayağıyla kapıyı kapatırken neredeyse arkaya doğru düşecekti ancak bozuntuya vermedi ve yüzündeki gremlin sırıtışıyla adamın masasına tüm eşyalarını yığdı.

"Evet canım profesörüm! Favori öğrencinizin o güzel zihninde milyar tane ilginç fikir var. Mesela içince çığlıklarınızın adamotu etkisi yaratmasını sağlayan iksir buldum, kullanımına göre uyutan bayıltan ya da zehirleyen Wisterialı iksir buldum, bir saat içinde aklınıza gelebilecek en acı dolu şekilde ölmenizi sağlayacak bir iksir buldum falan filan bunlar gibi en az bin tane! Kendi odamda yetiştirdiğim ve burada pek rastlamadığım güzel bitkiciklerimden ve işe yarayabilecek ne olduğunu bilmediğim bütün eşyalarımı da getirdim. Hepsini nasıl yapacağıma dair az biraz fikrim var ama deneyince işe yaramadılar. Kimin üstünde denediğimi veya hastane kanadına giden öğrenci sayısının neden son günlerde arttığını sormayın." tek nefeste konuştuğu için biraz ölüyordu.

51
Yetişkin Postası / Ynt: Aldril Solaris | Baykuşhane
« : 06 Şubat, 2022 15:49:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Canım profesörüm, okulun bir zamanlar en yakışıklısı olan ama bu yıl yeni gelen Biçim Değiştirme profesörü sayesinde bu üstünlüğü kaybetme riskine giren biricik profesörüm, anlayacağınız üzere favori öğrencinizden mektup aldınız!

Düello esnasında ne kadar kana susadığınızı duyar gibi oldum. Üstüne göndermiş olduğunuz ultra ekstra mega kibar tebrik mektubunuz da tuzu biberi oldu. Arkadaşımın kanını dökmek istemedim kusura bakmayın! Düşündüm, taşındım ve bir karara vardım. Favorinize özel iksir dersleri vermeye ne dersiniz? Belki düellolarda kullanabileceğim iksirler bile icat edebiliriz birlikte. Mektubunuzu bekliyor olacağım yakışıklılık sıralamasında yeri çalınsa da gönlümde hala birinci olan canım profesörüm ♥

BOL BOL SEVGİLERLE MIRABELLE STARLIGHT
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

52
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 06 Şubat, 2022 14:49:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Birkaç saniye boş boş baktım. Kazanmış mıydım? Ben mi kazanmıştım? Alkışlıyorlar. Samuel yerde yatıyor. Ayaktayım. OHA, KAZANDIM! Ağzım açık kaldı lan. Anneme kendimi kanıtlayabilir miydim böylelikle? Hayır, şans eseri kazandım. Son saniyeye kadar kaybedecek gibiydim, bu rezaleti kazanç sayamam ben. Son anda anca eşittik, baştan beri o öndeydi. Hemen koştum Samuel iyi mi diye baktım, nazikçe hafiften sarstım. "Samuel, Samuel, iyi misin?" dedim, çocuk kendine geldi şükür. Elinden tutup ayağa kaldırdım. Belki de bugünkü en içten gülümsemem yüzüme yayıldı. Elini sıkıp hızlı hızlı sallamaya başladım heyecanla.

"Çooook iyiydin, tebrikler. Harika savaştın! Kazanmayı hak eden sendin ama... Başta da dediğimiz gibi şans daha büyük bir etkendi. Tebrikler ama! Çok çok çok çok çooooook mükemmeldin! Pes etmemi söylemesen daha iyiydi gerçi." dedim, son cümleyi birazcık daha sessiz söylemiştim ama duyuluyordu. El sıkışmayı bırakıp sımsıkı sarıldım çocuğa. "Lütfen turnuvanın devamında beni en önlerden destekle olur mu? Belli ki şanslı tılsımımsın, heheh. Hastane kanadına gitmek ister misin? Götüreyim mi?"

53
Bina Başkanları Banyosu / Öz Yansıtma
« : 06 Şubat, 2022 03:14:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mira, Belle

"Belle, durum değerlendirmesi yapmalıyız. İçimde bir sıkıntı var. Şu sıralar her şey fazla düzgün ilerliyor, bir boklar olacak."

"Bu sıralar Mirabelle'den çok Mira olmayı tercih ettiğim için böyle oluyor. Hiç mantığını kullandığımı göremiyorum Mira Hanım!"

Anlaşılacağı üzere, Mirabelle kendisini ikiye bölmüştü. Mira daha duygusaldı, impulsifti, kalbini dinlerdi, yumuşak ve tatlıydı. Belle ise mantıkla çalışırdı, hiçbir şeyi en az üç beş kere düşünmeden yapmazdı, aklını dinlerdi, sert ve acımasızdı. Mirabelle'in bunu yapmasının sebebi açıktı; yalnızdı. Çok fazla arkadaşı vardı evet ama tamamen güvenip her durumu birlikte değerlendirebileceği, akıl alabileceği biri yoktu. İhtiyacı da yoktu zaten! Kendi zekası ve mantığı yeterliydi, duyguları ve kalbi de aynı şekilde. Kimseye güvenmiyordu özellikle de şu son dönemde iyice kurtlar sofrasında hisseder gibi olmuştu. İşte bu tür önemli durumlarda aynanın karşısına geçip kendi kendine konuşurdu. Bunu sürekli yapmamaya dikkat ederdi akıl sağlığını koruyabilmek adına. Mira ve Belle iki ayrı kişi değildi veya Mirabelle henüz delirmemişti. Sırayla önce kalbine göre konuşuyor, sonra da mantığıyla cevap veriyordu. İşin sonunda da kendi kurduğu cümlelerin hangisi daha çok aklına yatıyorsa onu seçiyordu, iki şekilde de başkası işine karışmamış oluyordu ve genç cadı için en iyisi buydu.

Şimdi ise uzun bir günün ardından bina başkanları banyosundaydı. Kimsenin kullanmayacağından emin olduğu bir saati seçmişti; 03.42'de kapının önündeydi. İçeri girer girmez kapıya colloportus yapmayı da ihmal etmemişti. Şu an ise bol köpüklü, sıcak suyun içindeydi. Suda oturmuş, karşısına da büyük bir ayna koymuştu.

"Mantıklı davranmamı gerektiren pek olay yoktu ki. Sadece sosyalleşmem gerekiyordu. Dur. Var mıydı?" diye sordu kendine. Sonra sinirle başını salladı. "Vardı tabii! Balodan beri saçma sapan davranıyorum, kafam çok karıştı haliyle. İki saniye durup derin nefes alıp düşünmem gerekiyor eyleme geçmeden önce. Balodan konuşmak istemiyorum, o başlı başına rezaletti! Kuyruğumu bacaklarımın arasına kıstırıp kaçmasaydım işler bu şekilde sonlanmazdı. Hele hele kilise... Kilisede yaptığım mantıklı bir hareket değildi, sırf korkudan yaptım onu." dedi. "İşe yaramadığı için başarısız oldum. Büyü yapmam sorun değildi! Çocukların vereceği tepkiyi hesaba katamadım sadece. Ve büyü konusunda iyi olmayışımı. Yaptığım hiçbir büyünün orada işe yaramamış olması garip gerçi..." sesi sonlara doğru kısılmış, hafiften suya batırmıştı kendini. Sonra kaşlarını çattı, doğruldu. "İşe yaramayacaktı tabii! Baloda büyü yapılmasını engelleyebilen insanların yuvasındaydım. Michael ve Lily'yi merdivenlerden içeri atıp saklasaydım daha iyi olurdu. Niye buradasın deselerdi de... Okulda bir sorun olduğu için geri dönmek zorunda kaldığımı söyleyebilirdim. Bir şeyimi unutmuşumdur falan... Ama büyü kesinlikle başvuracağım en son şey olmalıydı! Şimdi oraya geri dönme ihtimalim sıfır!" eliyle alnına vurdu. Tekrar suya battı. Bir süre öyle durdu. Genel olarak mantığına kulaklarını kapattığı için hep kötü sonuçlarla karşılaştığı gerçeği yüzüne bir tokat gibi çarpıyordu. Ama Mirabelle'i kendisi yapan şey bu değil miydi zaten? Yaratıcıydı, ilginçti, farklı düşünürdü, mantığa sığmayan şeyler yapardı... Eskiden çok işine yarardı bu huyları ancak artık sadece başına bela açmaktan başka bir işe yaramıyordu. Mira tarafını bastırıp Belle'i daha çok öne çıkarırsa daha başarılı olabilirdi ama başarı mutluluk getirmezdi.

"Doğruluk cesaret olayı da fiyaskoydu... Sözde André'yi takip edip koruyacaktım. İşin sonunda çocuk ağlayarak gitti, ben de iki Slytherin yılanının laflarının altında kaldım. Cevap bile veremedim. Veremediğim için değildi gerçi..." dedi üzgün bir sesle. Sinirle başını kaldırdı. "Birini takip ediyor olmak zaten en başından düzgün bir şey değil. Yaptıysam bile baskınlığını gösterip André'yi ortak salonunun kapısına kadar bırakmam gerekirdi, gecenin köründe oyun oynayıp da profesöre yakalanmam değil. Eadwig ve Franziska'yı da sikeyim ayrıca, orada gayet de yapmam gereken şeyi yaptım." tekrar sert ifadesinin yerini yumuşak, üzgün bir ifade aldı. "Ama benim kimseye karışma hakkım yok ki! Kolundan tutup binasına götürdükten sonra ne diyecektim, 'kusura bakma ben senin balodan sonra neredeyse öldüğünü görünce travma geçirdim o yüzden artık sana insan hakkı tanımıyorum ve eğlenmene bile izin vermiyorum' mu? Oyun başta gayet iyiydi... Gerçi herkes eğlendi mi onu da bilmiyorum. Belki de cidden herkes odasına dönmeliydi. Sonuç olarak içkilere de dokunmadık zaten. Ama evet, yine de Eadwig ve Franziska'yı sikeyim."

Biraz daha sessizce durdu. Mantığının ağır basması gerekiyordu ama hala aklı fikri eğlencede, arkadaşlarında, keyfindeydi. Belki de en büyük hatası buydu. "Profesör Lowell." dedi Belle olduğunu tahmin ettiği tarafı. "Ona karşı başta sessiz olmak hata mıydı? Belki en başından... Hayır. Orada yapılabilecek en iyi hareket oydu. Profesör Lowell hassas ve kırılgan bir kadın. Haliyle benden bile daha duygusal, yaptığı şey iyi niyetli de olsa yanlış olduğunu gösterdim ama bunu olabildiğince sakin kalarak yapmaya çalıştım. İşe de yaradı, artık gerçekleri biliyorum değil mi? Vaov, kendimle gurur duyuyorum! Mira olarak bile zekice şeyler söyleyebiliyorum bazen!" kıkırdadı. Mira ve Belle tekrar birbirine karışmaya başlamıştı ancak öz yansıtması bitene kadar ayrı durmaları gerekiyordu. "Ama fazla çabuk affettim. Beni kandırmaya çalıştı. Kin tutmam gerekirdi bir süre daha, yalandan nefret ediyorum. Sinirimi pasif şekilde en azından birkaç gün gösterebilseydim gözlerimin içine baka baka yalan söylememesi gerektiğini öğrenirdi. Sanki kin tutabiliyormuşum gibi! Ayrıca dedim ya, duygusal. Büyük ihtimalle beni kandırdıktan sonra mutlu mutlu yaşayabileceğimizi düşünüyordu. Hem şu an kağıt üstünde annem olması işime gelir, önceden yapamadığım çoğu şeyi yasal yoldan yapabilirim artık." Kendi dediklerini onaylarcasına başını salladı.

Anne kelimesini kullanınca duraksadı. Mira ve Belle'in en çok zıtlaşacağı konu geliyordu. Mantık denen şeyi tamamen silip attığı günden konuşacaktı şimdi. "Mira olmanın en kötü tarafı bu işte, aptalım ben! Hiç sorgulamadan atladım kadının kollarına!" dedi sinirle. Banyo mermerine bir yumruk attı. "Ama o benim annem. Kollarına atlamayıp da ne yapacaktım? Güçlü, güvenilir bir insan. Beni seviyor." dedi elini ovuştururken. "Nereden biliyorum bunu? Belki de sevmiyor. Belki de beni kullanıyor, dedikodulara bakacak olursak bu kadın kendi kızını kullanmaktan çekinecek bir kadın değil. İstediğini elde etmek için beni manipüle etmiş olabilir!"

Sessizlik oluştu. Kumral cadı dehşetle karşısındaki aynaya bakıyordu. Bu ihtimali görmezden gelmişti kendini rahatsız eden her şeyde olduğu gibi. Korkuyla başını iki yana salladı. "Hayır. Annem beni seviyor. Kötü biri değil o. Amacına giden yolda benim etik anlayışıma ters düşen şeyler yapmış olması onu şey yapmaz... Şey..." Mira'nın diyecek bir şeyi yoktu. Bu noktadan sonra sesli konuşmak riskliydi. Aynaya bakarken içinden devam etti diyaloğuna. 'Ares'e ve annesine zarar vermek için sebebi olduğunu sanmıyorum, amacına giden yolda kızı yaşında bir öğrenciye karşı crucio kullanmak bana dediklerine ters düşüyor. "Okulundaki arkadaşlarının ve bütün büyücülerin yaşaması için" dememiş miydi? Kendi ağzıyla onaylamadı mı hakkında duyduğum her şeyin doğru olduğunu?' Mira cevap vermedi, Belle ise cevap bekledi. "Annem beni seviyor..." dedi tekrar çaresizce. 'Benimle konuşmaya, açıklama yapmaya geldi. Tek amacı huzuru sağlamak. O da aynı benim gibi, kimsenin ölmesini istemiyor. Neden bana yalan söylesin? Bunca yıl beni uzaktan koruyup kolladı.'

Kaşlarını çattı. "Nereden biliyorum bunu peki ben? Kanıt sunmadılar karşıma. Öz annem olup olmadığını bile bilemem, belki de Profesör Lowell'la bir oldular beni kandırıyorlar. Sonuçta bir kere yalan söylemedi mi o profesör bana? Neden devam ettirmesin? Duygusal boşluğumdan faydalanmak cidden çok kolay, bu gücü insanlara ben verdim. Her seni seviyorum diyenin kucağına atlarsam olacağı buydu tabii! Madem beni yıllarca uzaktan korudu kolladı, soktuğumun kilisesinde travmadan travmaya koşarken nerede ne yapıyordu bu kadın? İşi var gücü var, sürekli gözetecek değil ya! Ki hani, annem normal bir kadın değil." tekrar iç sesine döndü. 'Carmilla'yım Carmilla'yım diye geziyor etrafta. Önüne geleni kesiyor. En ufak zıtlaşmada beni öldürüp öldürmeyeceğini bilemem. Bana yalan söylemeyeceğinden emin olamam.' Düşündükçe daha da karışıyordu bu iş. Sadece güvenip sığınabileceği bir annesi olmasını istiyordu ancak görünüşe göre biraz imkansızdı bu durum. "Haklı olduğumu biliyorum! Biliyorum ama lütfen artık bunu düşünmeyi bırakayım. Tamam, bırakayım ama hala gerçek olduğunun farkındayım. Yine de güvenmememde fayda var, tavrımda bir değişim olmayacak ama tetikte olsam iyi olur. Evet, kendin hariç kimseye güvenme. Kendine bile güvenme, Mirabelle. "

Suya döktüğü çiçeklerle oynadı biraz. Halihazırda mis gibi kokan banyoyu iyice güzelleştirmiş, suya bıraktıkları özleri sayesinde düello yüzünden hala sızlayan vücuduna iyi gelmişlerdi. Aldığı darbelerden sonra moraracağından emin olduğu yerlerinin sayısını azalttığını bilmek güzeldi. "Düello..." diye mırıldandı. "Şans eseri kazandım. Son saniyede. Samuel beni rahatlıkla yenebilirdi ama aptal bir koruma büyüsü sayesinde kazandım. Neredeyse hiçbir büyüm benim lehime işlemedi. Zekice düşünülmüş hamlelerim de yoktu! Oysa planım böyle değildi. Üç hamlede bitirecektim, değil mi? Samuel uzattı, benim aksime gayet mantıklı büyüler kullandı! Neden o kazanmadı? Çok kötü hissediyorum kendimi. Bu kazancı ben hak etmedim. Düelloyu Samuel kazanmalıydı, sonraki tura o geçmeliydi, ben değil!"

Devam etmek istemiyordu. Konuştukça kusurları daha çok açığa çıkıyordu. Zaten suda durmaktan vücudu buruşmaya başlamıştı hafiften, odasına dönmek en iyisiydi. "Bunu uzuuuun bir süre bir daha yapmak istemiyorum. Deli gibi hissediyorum kendimi. Ama... İyi geldi." dedi sudan çıkarken. Güzelce kurulandı, temiz kıyafetlerini giydi, saçına bakım yaptı... Hiçbir şey olmamış gibi süslü püslü Mirabelle idi şu an. Gülümseyerek aynasını aldı ve kilitlediği kapıyı açıp banyodan ayrıldı.

54
Öğrenci Postası / Mirabelle Starlight |Baykuşhane
« : 05 Şubat, 2022 23:08:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Aşk mektuplarınızı bekliyorum canlar! Nefret içerikli mektupları yakıyor ve sahiplerine musallat oluyorum.

55
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 21:35:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Samuel... Samuel... Lanetlerde iyi olmadığımı bilmene rağmen neden sadece lanet kalkanının arkasına sığınıyorsun Samuel? Neyse ki tutmadı eheh. Gerçi tutmadı mutmadı ama biraz uçmuş olabilirim, zayıf minik bir şeyim şurada kıçım kırıldı sanırım. Fırsatı kaptı çocuk. Bak bak Eadwig gibi bitirecek işimi. "Protego!" Çok kaşınıyorsun Samuel! Bir iki saniye duraksadım, ben de aynısından yapacağım. Kuzeninle aynı şekilde gitsen çok iyi olurdu da niyeyse pek umutlu değilim lan. "Stupefy!"

Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 5, total 5

56
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 21:02:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Fırsat. Aradığım fırsat elimin altındaydı ancak ikileme düşmeme sebep olan bir durumun ortasındaydım. Direkt karşımdakine saldırabilir ya da dolaylı yoldan hasar verebilirdim. Asamı tam Samuel'in üstüne doğrulttum, başının üstündeki tavana. Kendim etkilenmemek için uzaklaştım anında. Büyük bir büyü yapmayacaktım, eğer kontrolü sağlayabilirsem sadece Samuel zarar görecekti.

"Bombarda!" dedim, kendimi güvende tutmak için biraz uzaklaşıp "Orchideous" diye fısıldadım. Bunu görmesine gerek yoktu, arkamda tuttuğum elimde beliren bir buket Wisteria'nın varlığını bilmemesi işime gelirdi.  Yapabileceği her hamleyi kendime çevirebilirdim ama her şey şansıma bağlıydı şu noktada.
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8

57
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 20:45:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Ow, Samuel! Genç bir kızın vücuduna zarar vermek hiç de hoş değil biliyorsun değil mi? Hep moraracak... Vücudumdaki morlukları nasıl açıklayacağım ben insanlara? Çok acıyor..." diye ağlayacakmış gibi bir sesle konuştum. Amaç sadece izleyicilerin kalbine(?) dokunmak ve başarabilirsem Samuel'a bir nebze de olsa vicdan acabı çektirmekti. Yuhalasalar cesareti kırılır mıydı? ULAN SEVDİĞİM PROFESÖRLERİN ÖNÜNDE REZİL OLUYORUM! André yok değil mi burada? André görmezse sorun yok, karizma çizilmesin.

Sesli bir şekilde iç çektim. Yaptığım şeyler kazanmama yeterli değildi. Yeterliyi geç, ölüyorum ulan! Bitse de gitsek diyordum ama görünüşe göre işimiz hala uzun. Güçlü büyüler kullanmaktan kaçınmak hala en iyisi gibi duruyor, şansımın ne zaman bana YİNE 'nanik!' çekeceğini bilemem. Adama everte çaktık, bir ölmediğimiz kaldı! Bak bak neler atıyor, neyse ki dikkatimi üstünden çekmedim. Koru ulan, koru. "Protego!" İlk saldırı fırsatı bana geçse de azıcık etkim olsa...  ULAN BUNUN SALDIRISI NİYE SEKİP KENDİNE GİTMİYOR AĞLAYACAĞIM ŞİMDİ!

Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 3, total 3
Talih 1d10 : 10, total 10


58
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 20:22:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Orospu karı ben senin o bacaklarının arasından çok güzel geçeceğim sen bekle. Ohh, Cynthia karısı da saçına yapı- öğğ, sarılıyor! Buram buram babaanne kokmuyorsa o karı, ben de bir şey bilmiyorum. Neyse. BİZ BUNCA YIL BOŞUNA MI O DAR SOKAKLARDA PARKUR YAPTIK, KİLİSELERDE KAVGA ÇIKARIP BÜTÜN LONDRAYI DEPAR ATARAK TURLADIK?! Staminam o kadar da az değil Samuel bey, sandığınız gibi çabuk yorulmam ben. Kaçacağım ulan hepsinden, yeterince defans yaptık. Mısır patlağından zarar mı gelirmiş? Üstüme gelen şeylerden kaçınıyorum, sağa koşuyorum, sola koşuyorum, aşağı eğiliyorum falan. Gelebilecek bütün büyük eşyalar-yani görüş menzilimde olduğu kadarıyla- gelene kadar bekleyip savuşturmayı deneyeceğim. Ancak bütün dikkatim hala Samuel'in üzerinde. Bir şey gelince kaçınıyorum ama bir halt yer diye gözümü de çekmiyorum.

 Lanetlerde de bu yıla kadar pek iyi değildim ancak çocuğa çiçek buketiyle saldıracak değilim ya? Yani... Önceden işe yarıyorduysa da yok, bu herif yemez onu.  "Everte Statum." dedim görünüşte bana çok da engel olabilecek bir şey kalmayınca, ne olur şansım yaver gitse? Ne bileyim, uçsun, kafasını çarpıp bayılsın ama zarar gelmesin ben de uslu uslu gideyim! Ne olur!

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 1, total 1

59
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 19:58:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ah, siktir... Tamam sorun yok hala sakinim. Tek gözüm görmüyor olsa da kör olmadım ya sonuçta! Paniklemediğim sürece kazanmak hala bir ihtimal benim için. "Protego!" dedim. Hemen ardından "Orchideous" diye mırıldandım sessizce, bir buket Gözotu çıkarttım. Bir avuç gözotunu elime aldım, avucumda iyice sıkabildiğim kadar sıktım, suyunu çıkarıp gözümü ovuşturmaya başladım, hafiften rahatlama hissi gelmiş olsa da ne kadar işe yaradığını tanrı bilir.

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8

60
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 19:28:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dediklerine ve yaptığına şeker şeker kıkırdadım. Boleyn erkekleri böyle olmalı ya, biliyor nasıl kızlarla konuşması gerektiğini. Selamına eteğimi hafif kaldırıp dizlerimi kırarak karşılık verdim. "Şanslı olan kazansın." BEN BÖYLE MUTLUYUM FALAN AMA YANDAN CIRLAK SESLİ BİR KAHPE BAĞIRIYOR! Neyse, duymuyorum ki. Sinek vızıldıyor. Tek odağım Samuel, kaşarlarla işim yok. Ben bu kızı döverim bu arada... Kaşar Franziska dua et kazanmayayım yoksa seni asama oturturum. Git kocacığın Eadwig'in yanan götüne merhem sür, bizle niye uğraşıyorsun lan sen?

Neyse tamam, düellodayım ben. Haydi bakalım... Önce savunmasız bıraktığımdan emin olmam gerekiyor ki sonraki hamlemde zarar verecek olursam karşı koyamasın. Hem direkt hasar veren büyüyle başlamazsam cidden büyü yapamadığıma ve inandırabilirim belki. "Steleus!"

Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 4, total 4

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 8