[youtube width=360]https://www.youtube.com/watch?v=iQiUgrHqB9w[/youtube]
[spoiler]Bu racon tamamen bu müzik ve yorumlardan esinlenilip kaleme alınmıştır. :d[/spoiler]
[justify]İçeri adımını atan iki beyefendi Atlantik'in üzerinden gelen soğuk rüzgarları arkalarında bıraktıklarında meskit ve sedir mobilyanın kokuları, bar tezgahının ardından yayılan ince bourbon haresiyle kavuşmuş; geniş şöminede çatır çatır çatırdayan meşe odunlarını tüttüren sıcak is ile sarmalanarak sıcak, huzurlu bir şekilde karşılanmıştı. Girdiklerinde, bomboş olan salonda yalnızca iki sima vardı: Şömine kenarında, önündeki masada bir kadeh viski ve arkası gözüken bir fotoğraf çerçevesi eşliğinde gitarını sakince çalan, girdiklerinde güler bir yüzle kafa selamı veren bir çalgıcıydı birisi. Gelenleri dikkatlice süzmüş olsa da, sonatını aralamaya tenezzül etmemişti. Diğeri ise, yeleği de gömleği de kusursuz bir şekilde ütülenmiş olan burma bıyıklı barmen idi. Çalgıcının aksine, misafirler geldiklerinde elindeki kadehi ve cila bezini kenara bırakmış ve hızlıca yanlarına gelmişti misafirlerin.
"Hoş geldiniz, baylar. 'O' da sizleri bekliyordu. Montlarınızı alayım," diyerek ikilinin arkasına geçip üzerlerindeki pardösüleri çıkartmalarına yardımcı olmaya koyulmuştu bizzat. "Ayrıca, asalarınızı da güvenlik gerekçeleriyle teslim almam gerekecek." Kumral saçlı, kumral pos bıyıklı ve hafif yapılı olanın dudaklarında, pos bıyıklarının gizleyemediği belirginlikte bir rahatsızlık oluşmuş olsa da itiraz etmedi. "Merak etmeyin, eşyalarınıza oldukça iyi sahip çıkılacaktır," diye ekledi mekanın sorumlusu gibi gözüken adam ortamı yumuşatmak adına.
"Revelio," diye kendi asasını gelenlerin üzerinde sarı ışık huzmeleri eşliğinde gezdirdikten sonra başıyla sessizce onayladı. "Prosedürler," diyerek omuz silkti. "Özel yemek salonumuza kadar size eşlik edeceğim," diye ikiliden kendisini takip etmelerini isteyerek ilerlemeye başladı. Toplantı özel yemek salonunda olacaktıysa ana salon n'için boştu ki? Bu soru iki misafirin zihinlerinden belki geçmişti, belki de geçmemiş; kim bilir? Kapının önüne geldiklerindeyse kendilerini karşılamış, koyu saçlarına birkaç tel ak düşmüş adam, eliyle kapıyı işaret ederek geri çekildi.
Misafirler içeri girdiklerinde kapı artlarından kapandı ve bir dönüş sonrası sofranın başında oturan iyi giyimli, siyah saçlı kadını gördüler. Yüzündeki ince gülümseme, gözlerindeki kurnaz bakışların soğuğuna ulaşamıyordu. Yalnız da değildi. Arka sağında ve solunda ellerini önlerinde kavuşturmuş ve yüzleri maskeli iki figür vardı. Yalnızca birinin kadın, diğerinin erkek olduğu anlaşılıyordu. Önlerinde kavuşmuş ellerinde ise birer asa tutmaktaydılar. Mertlik nerede kalmıştı? Belli ki bu odanın dışında bir yerlerde... "Lütfen, buyurun," diyerek kapı tarafındaki sandalyeleri işaret etti zarif bir el hareketiyle. Sofrada çorba, güveçte sebze, rosto et, puding gibi bir ziyafet oluşturan pek çok yiyecek bulunuyordu. Arkasındaki ikiliye yöneltti bakışlarını. "Misafirlerimizin soframızda iyi buyur edildiklerinden emin olun," demesiyle birlikte maskeli iki figür, ellerini açıp asalarını kaldırayazdılar ki, misafirler gözlerinde hesaplayan ifadeler ile sofranın ucundaki sandalyelere oturdular. İçlerinde bulundukları durumun muhakemesi, pek güç olmasa gerekti.
"Ah, ne kadar da beyefendi insanlarsınız. Şahsen işlerime bu kadar taş koyan insanların böylesine 'efendi' olmasını beklemezdim." Kinayeli sözlerinin ardından dudakları memnuniyetle yukarı kıvrılmış kadın, minik bir yudum aldı kadehinden. "Alelade koşullarda sizin gibilere olan tavrım, misafirperverlikten bir hayli uzak olurdu. Meksika'da MAMF'ın maşa olarak kullandığı 3. Napoleon ile yaptıklarınızı düşünürsek özellikle... Lakin sizler, alelade kişiler değilsiniz. kimlere kafa tuttuğunuzu biliyordunuz, neye kalkıştığınızı da. Potansiyeliniz var... Buyurun, önce yemeğimizi yiyelim. Sonrasında iş konuşuruz. Bu olayın MACUSA'nın gündemine oturmasını istemeyeceğinizi düşünürsek... Artık benim için çalışıyorsunuz ne de olsa." Avını sarmalamış bir yılanınki misali iştahlı bir parıltı sarmalamıştı gözlerini. Bu akşam, bir hayli verimli geçecek idi...[/justify]