17 Nisan, 2026 08:50:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Erika Elsbeth Rothmann

Sayfa: [1] 2
1
Amerika Birleşik Devletleri / Bir Ofis Odasında
« : 02 Mayıs, 2023 13:01:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kuzu derisi ve maun ağacı mobilyaların hakim olduğu ofiste, ateşbourbon'ı kokusu hafif bir hare olarak sarmalamıştı masanın çevresini, bulunduğu iki kadehten yükselerek. Sihirsel İlişkiler bölümündeki dostunun makamına ziyarete gelmişti uzun boylu, bej takım elbiseli adam. Rothmann bir süredir İngiltere'deydi ve İngiltere'deki gelişmeleri önden, özel bir ortamda dinlemek her daim keyifli bir deneyim oluyordu. Tabii bunun karşılığı, Asli Soruşturmalar'daki gündemin ikili istişaresi oluyordu. Lakin bir vatansever olduğunu biliyordu dostunun. Büyük soruşturmaların gizliliği hususunda oradaki kıdemli seherbazlar kadar güvenirdi karşısındaki kadına.

-Sizin Rosier'i de kaçırmışsınız Britanya'ya.
-Bartemius'u mu? Evet, iş bitirici adamdı. Şu asa vurgununu o çözmüştü. De Morte davasını da. Sağlam dosyalardı.
-Sevdiceğinin öldürüldüğünü okudum dosyasında. Vahşice. Sonrasındaysa zaman zaman instabiliteler göstermeye başlamış.
-Bir seherbazın hayatı zaten böyle olaylarla dolu değil mi?

Suratını asıp bir yudum aldı viskisinden. Seherbazların gördüğü ölümlerin, şahitlik ettikleri acıların gündeme gelmesini sevmezdi. Karşısındaki kadının da pragmatik yaklaştığını biliyordu olaya ama bu huyu gerçekten bazen sinir bozucuydu. Tabii ki de lanet olası meslekte dinginliğini korumak bir meziyet olacaktı. Dışarıdan birininse onları yargılamaya hakkı var mıydı? Büyük bir ikinci yudum aldı elindeki kadehten. Gözlerini kırpıştırdı, metanetini tazeledi.

-Öyle tabii. Bakalım, Britanya ile alakalı yardımcı olmayı teklif ettim ama geri dönmedi. Sonrasını İngilizler düşünsün. Orada büroda bir dosyada sıkıntı yaşadığını duydum. Doğru veya yanlış, gıybetler sizi yormaz en azından.

Kadın da göz temasını koruyarak viskisinden ufak bir yudum aldı. Buz mavisi gözleri, çoğu zaman olduğu gibi buz kesmişçesine ifadesizdi. Karşısındaki kadının en rahatsız edici huylarından biriydi bu işte. Ne olmuştu İngiltere'de Rosier'le alakalı? Sıkıntı yaşayacağını düşünmüyordu kolay kolay ancak dostu öyle düşünmüyor gibiydi. Yine de bu konuda daha fazla ağız araması kendisini "dedikoducu" konumuna düşürecekti. İşte bu yüzden de susacaktı. Susacaktı ve merak edecekti. Belirgin bir kayıp olduğu yadsınamazdı Bartemius Rosier'in gidişinin lakin sorgulamayacaktı şimdilik dostunun kanaatini. Boş konuşan, boş gıybet yapan birisi zerre değildi zira karşısındaki.

Kısa bir esin ardından konuyu Büyüceşura baskınına getirdi koyu saçlı kadın konuyu. Bu konu üzerinde durmak istemediğini anlamışçasına. Lanet olası kadın söyleyeceğini söyleyip, istediği düşünce tohumlarını ekip ortamı kırgınlığa kızıştırmaya vermeden konuyu değiştirmesini biliyordu. Bu düşünceleri uzun sürmedi ama. Birleşik Krallık'ta yaşanan olaylara dair anlattıkları bir hayli ilginç ve muhtemelen bir kısmı genel kurulda dile gelmeyecek detaylar barındırıyordu.

İngiltere güncelerinin ardından söze giren kadının ise beklentisi, ses tonundan belli oluyordu
-Ee, sizde ne var ne yok?
-Mahir İbn-i Kamer'i tanır mısın?
-Şu Britanya'daki kara borsacı, evet. Ne olmuş ki ona?
-Öldürülmüştü.
-Aylar önce. Öldürülmemiş mi?
-Bazı partnerleri öldürülmemişti. James Quinitrell, mesela. Şimdilerde buralarda isimleri yankılanıyor. Henry ile çalışıyorlarmış. Massachusetts ise cepleri en derin müşterileriymiş.

Koyu saçlı kadın oturduğu sandalyede sırtını dikleştirdi. Kaşlarını çattı. Alt dudağını sıkıştırdı parmaklarının arasına. Yılların alışkanlığıyla, bu kapalı kapılar ardında iki arkadaş olarak yaptıkları konuşmada bile renk vermiyordu yüz ifadesi. Yalnızca ciddileştiği anlaşılıyordu ki bunu bile gerçekten cidddileşip ciddileşmemesinden bağımsız olarak, refleksif olarak yaptığına 10 Galleon bahse girebilirdi. Tabii ciddiye gerçekten alındığını beden dilinden değil, karşısındaki kadını tanıdığından ötürü biliyordu. Nitekim Massachusetts, bir nevi jargon idi pek çok departman çalışanının konuşmasında. Cadı avcılarının ana merkezi olduğu söylenen, Salem kasabasının bulunduğu eyalet. Böylesi bir yerin eski kongreye yakınlığını düşünmek mide bulandırıcıydı pek çok kişi için. Hatta MACUSA olarak Boston'dan Washington'a bu yüzden taşınıldığını düşünenler dahi vardı. Eh, insanlar abartılı palavraları seviyorlardı, değil mi?

-Şu lanet konfederasyoncular şu ülkeyi bir rahat bırakmadılar... Massachusetts'e hiç değinmiyorum bile.
-Durum karışık. Gizli Teyakkuz, Büyüsüzleri Yanlış Bilgilendirme, Seherbaz Büro, Müsadere Edilmiş Eşyalar, Sihirsel İlişkiler... Hepsini alakadar eden mevular var ve lanet olası bürokrasi yüzünden eyleme geçilebilene kadar kim bilir kaç yüz silah temin edilecek?
-Bürokrasiyi hızlandırmak istiyorsun.
-Bürokrasiyi hızlandırmanı istiyorum.
-Soruşturma? Baskın? Kaynak ayırılması? Ne lazım?

Sarışın adam gülümsedi. Karşısındaki kadının kısmi yönlendirmelerinin sonu gelmiyordu gerçekten.
-Saydıklarının hiçbiri olmadığını biliyorsun.
-Eh, arada talim yapmak lazım, değil mi? Bürokrasinin içinde boğulmaktan körelmemen lazım.
-Ne kadar da düşüncelisin.
Gülüştüler.

Kısa bir sessizlik oldu. Koyu saçlı kadın, bazı hesaplar yapıyor gibiydi zihninde. Bej takım elbiseli adam, zaman tanıdı ona ateşbourbon'ını elindeki kadehte sallayıp oyalanırken.
-Baksana...
Kafasını duvardaki şamdanlardan dostunun yüzüne çevirdiğinde, ifadesi sabit olsa da gözlerinde farklı bir parıltı olduğunu kestirebilecek kadar iyi tanıyordu karşısındaki kadını. Kaşlarını kaldırdı yalnızca, dikkatinin onda olduğunu belirtmek amacıyla. "Dosyanın kontrolünü sizin departmana ayarlatırım. Ama baskın mahallinde elde edilecek bilgilerin gizlilik düzeyi yüksek olabilir. O yüzden Asli Soruşturma'nın kuracağı ekipteki seherbazların kıdemli olması lazım. Muhtemelen ekibe katılacaksın, değil mi?"

Evet, belli bir mevkiye gelmiş olabilirdi lakin cadı avcılarının silah tedariği hassas bir husustu. Kilise nüfuzu altındaki muggle nüfusu yadsınamazdı ve Amerika, ikinci bir İç Savaş yaşayamazdı. Yaşamamalıydı. Bizzat bulunacaktı bu sebeple baskında. Kaşları çatık bir şekilde onayladı sessizce. "O zaman ayrıca bir istihbaratçının ekipte olmasını isteyebilirsiniz..." Gözleri irileşti adamın. Düşündüğü şeyi mi teklif edecekti gerçekten? Dosyanın ehemmiyeti aşikardı lakin gerçekten o denli mühim miydi dostu için de? Düşünceleri, onları doğrulayan bir çift cümleyle kesilmişti: "Adımı listeye yazabilirsin. Baskın listesine..."

2
Boston Wampus Kulüp Salonu / Yeni Bir Ortaklık
« : 18 Nisan, 2023 14:31:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[youtube width=360]https://www.youtube.com/watch?v=iQiUgrHqB9w[/youtube]
[spoiler]Bu racon tamamen bu müzik ve yorumlardan esinlenilip kaleme alınmıştır. :d[/spoiler]



[justify]İçeri adımını atan iki beyefendi Atlantik'in üzerinden gelen soğuk rüzgarları arkalarında bıraktıklarında meskit ve sedir mobilyanın kokuları, bar tezgahının ardından yayılan ince bourbon haresiyle kavuşmuş; geniş şöminede çatır çatır çatırdayan meşe odunlarını tüttüren sıcak is ile sarmalanarak sıcak, huzurlu bir şekilde karşılanmıştı. Girdiklerinde, bomboş olan salonda yalnızca iki sima vardı: Şömine kenarında, önündeki masada bir kadeh viski ve arkası gözüken bir fotoğraf çerçevesi eşliğinde gitarını sakince çalan, girdiklerinde güler bir yüzle kafa selamı veren bir çalgıcıydı birisi. Gelenleri dikkatlice süzmüş olsa da, sonatını aralamaya tenezzül etmemişti. Diğeri ise, yeleği de gömleği de kusursuz bir şekilde ütülenmiş olan burma bıyıklı barmen idi. Çalgıcının aksine, misafirler geldiklerinde elindeki kadehi ve cila bezini kenara bırakmış ve hızlıca yanlarına gelmişti misafirlerin.

"Hoş geldiniz, baylar. 'O' da sizleri bekliyordu. Montlarınızı alayım," diyerek ikilinin arkasına geçip üzerlerindeki pardösüleri çıkartmalarına yardımcı olmaya koyulmuştu bizzat. "Ayrıca, asalarınızı da güvenlik gerekçeleriyle teslim almam gerekecek." Kumral saçlı, kumral pos bıyıklı ve hafif yapılı olanın dudaklarında, pos bıyıklarının gizleyemediği belirginlikte bir rahatsızlık oluşmuş olsa da itiraz etmedi. "Merak etmeyin, eşyalarınıza oldukça iyi sahip çıkılacaktır," diye ekledi mekanın sorumlusu gibi gözüken adam ortamı yumuşatmak adına.

"Revelio," diye kendi asasını gelenlerin üzerinde sarı ışık huzmeleri eşliğinde gezdirdikten sonra başıyla sessizce onayladı. "Prosedürler," diyerek omuz silkti. "Özel yemek salonumuza kadar size eşlik edeceğim," diye ikiliden kendisini takip etmelerini isteyerek ilerlemeye başladı. Toplantı özel yemek salonunda olacaktıysa ana salon n'için boştu ki? Bu soru iki misafirin zihinlerinden belki geçmişti, belki de geçmemiş; kim bilir? Kapının önüne geldiklerindeyse kendilerini karşılamış, koyu saçlarına birkaç tel ak düşmüş adam, eliyle kapıyı işaret ederek geri çekildi.

Misafirler içeri girdiklerinde kapı artlarından kapandı ve bir dönüş sonrası sofranın başında oturan iyi giyimli, siyah saçlı kadını gördüler. Yüzündeki ince gülümseme, gözlerindeki kurnaz bakışların soğuğuna ulaşamıyordu. Yalnız da değildi. Arka sağında ve solunda ellerini önlerinde kavuşturmuş ve yüzleri maskeli iki figür vardı. Yalnızca birinin kadın, diğerinin erkek olduğu anlaşılıyordu. Önlerinde kavuşmuş ellerinde ise birer asa tutmaktaydılar. Mertlik nerede kalmıştı? Belli ki bu odanın dışında bir yerlerde... "Lütfen, buyurun," diyerek kapı tarafındaki sandalyeleri işaret etti zarif bir el hareketiyle. Sofrada çorba, güveçte sebze, rosto et, puding gibi bir ziyafet oluşturan pek çok yiyecek bulunuyordu. Arkasındaki ikiliye yöneltti bakışlarını. "Misafirlerimizin soframızda iyi buyur edildiklerinden emin olun," demesiyle birlikte maskeli iki figür, ellerini açıp asalarını kaldırayazdılar ki, misafirler gözlerinde hesaplayan ifadeler ile sofranın ucundaki sandalyelere oturdular. İçlerinde bulundukları durumun muhakemesi, pek güç olmasa gerekti.

"Ah, ne kadar da beyefendi insanlarsınız. Şahsen işlerime bu kadar taş koyan insanların böylesine 'efendi' olmasını beklemezdim." Kinayeli sözlerinin ardından dudakları memnuniyetle yukarı kıvrılmış kadın, minik bir yudum aldı kadehinden. "Alelade koşullarda sizin gibilere olan tavrım, misafirperverlikten bir hayli uzak olurdu. Meksika'da MAMF'ın maşa olarak kullandığı 3. Napoleon ile yaptıklarınızı düşünürsek özellikle... Lakin sizler, alelade kişiler değilsiniz. kimlere kafa tuttuğunuzu biliyordunuz, neye kalkıştığınızı da. Potansiyeliniz var... Buyurun, önce yemeğimizi yiyelim. Sonrasında iş konuşuruz. Bu olayın MACUSA'nın gündemine oturmasını istemeyeceğinizi düşünürsek... Artık benim için çalışıyorsunuz ne de olsa." Avını sarmalamış bir yılanınki misali iştahlı bir parıltı sarmalamıştı gözlerini. Bu akşam, bir hayli verimli geçecek idi...[/justify]

3
Yetişkin Postası / Ynt: Bartemius Rosier - Baykuşhane
« : 06 Nisan, 2023 13:02:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhaba Bay Rosier,

Aldığım duyumlara göre kongremizdeki görevinizden affınızı istemiş ve Britanya'da, bakanlık bünyesinde seherbaz olarak çalışmaya başlamışsınız. Öncelikle tebrik eder ve keyifli, tatmin edici bir iş hayatı dilerim. Birleşik Devletler'de olduğunuz gibi Britanya'da da oldukça muhterem bir isim olacağınıza dair hiçbir kuşkum yok.

Dilerim ki sıhhatiniz de afiyetiniz de yerindedir ve bu ülke değişikliğine sizi yönlendiren etmenler olumsuzdan ziyade olumlu etmenlerdir. Böylesi gelişmeler pek sık rastlanmayan enstantaneler nitekim. Britanya'da geçmişiniz olduğunu sanıyorum lakin oryantasyon sürecinize dair her türlü hususta, bir ayağı Britanya'da bulunan bir ataşe olarak naçizane yetkinliklerimce yardımcı olabilirim. Herhangi bir durumda danışmaktan hiç imtina etmeyin.


Esenlikler dilerim,
Erika Elsbeth Rothmann
MACUSA Sihirsel Delegeler Konsolosluğu Başdanışmanı

4
Uluslararası S. İşbirliği Dairesi / Yoklama
« : 12 Mart, 2023 00:13:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"...velhasıl kelam Bay Greengrass, önümüzde daha güneşli günler olacağı kanaatindeyim. Tabii Londra ne kadar güneşli olabilirse!"

Kısık sesli yapmacık kahkahalar, yapmacık tavırlı kişilerce oluşmuş delegeden yükselirken asansörden yükselen "ding" sesi sonrası kapıya yöneldi siyah saçlı kadın. "Daha münasip bir vakitte istişare ederiz bunları zaten, iyi çalışmalar baylar," diyerek asansörü paylaştığı iyi giyimli erkeklerin arasından ayrıldı. Adımlarını daire resepsiyonuna yönlendirdi. Her daim aynı hızda ve toklukta adım atan Amerikalı, belki de bu siyah koridorlarda ilk defa değiştirmişti alışılageldik rutinini: Hızlıydı. Uzun aradan sonra acele etmesi gerekiyordu zira. Çiçeği burnunda bir büyüceşura darbesine kalkışılmış iken her yerden yeni havadisler yükselebilirdi. Daha önce bir kere, Orta Doğu'da darbeye şahit olmuş kadın biliyordu bu işin getirilerini. Aynı zamanda olası götürülerini. Bugün her yerde olmalı, her sohbete girmeli, bu esnada kimsenin ayağına dolaşmamalıydı. Yardımcı olmalıydı işleyişe. Evrak işlerinin tavan yapacağı bu günde kimlerin iş yerine gelip gelmeyeceği bile muamma olabilirdi. Bu noktada öğrenebildiği her şeyi göze batmadan, en kısa sürede, en verimli şekilde öğrenebilmek istiyorsa sunması gereken işte buydu: MACUSA'nın yapıcı ve ılımlı desteği.

Biliyordu ki Amerika tarafından yetkili birileri, Britanya'da olan olaylar resmi kaynaklarda duyulduktan sonraki kısa bir süre içerisinde Britanya'yı kınamak isteyecekti: Liberal ve özgürlükçü seçmeni konsolide etmek isteyen bir hükumet yahut muhalif, böylesi bir güç kullanımını destekleyemezdi. Hele güçler ayrıılığı ilkesine böylesi ters düşen bir güç kullanımını. Politikacılar kendi seçmenlerine, istikbal namına güven vermeliydi. Ancak bu eylem, kendisinin buradaki vazifesini değersizleştirecek ve itibarsızlaştıracaktı da. Alenen politik akımını eleştiren bir oluşumun bir çalışanı, ne kadar sıcak karşılanırdı ki işbu politik akımın bağrında?

İşte bu yüzden hızlıydı adımları. Uzun zamandır aktif görevde olmasına karşın, zamanın kıymetini böylesine iliklerinde hissetmeyeli bir hayli vakit geçmişti. Hatta... Heyecanlıydı. Köstekli saatini kontrol etmeyi bile istemiyordu an içerisinde. Neler yapabileceğini düşünüyordu. Tabii düşünceleri pek uzun sirküle etmemişti zihinde; hızlı adımlarıyla önüne geldiği veznedeki resepsiyonist ile göz teması kuracak kadar yakınlaşmıştı zira. Adım hızını değiştirmeksizin, omuzundaki çantasından, yerini çok iyi bildiği belgelerini çıkarttı ve şaşırtıcı derecede içten bir gülümseme yerleştirdi yüzüne. Kelime seçimiyse dikkatliydi, nitekim bu kalkışmanın oluşturacağı kamplar ve kutuplar henüz bellenmemiş olabilirdi:

"Günaydınlar, kolay gelsin. Ben, Erika Elsbeth Rothmann. MACUSA Sihirli Delegeler Konsolosluğu'ndan. Malum hadisenin haberini aldık. Uluslararası sihirsel işbirliğini desteklemek kapsamında politik ve bürokratik desteğimizi sunmak vazifesiyle buradayım. Acaba kiminle görüşebilirim?"

5
Sihirsel Delegeler Konsolosluğu / Sabah Brifingi
« : 30 Ağustos, 2022 00:33:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
-Britanya Amerikan Konsolosluğu-

[justify]
"...Britanya Sihirsel Yasal Yaptırım Daire Başkanı Mahmud ibn Habibullah, Quidditch Dünya Kupası'ndaki olayların da etkisiyle görevden alınmış."
"Aynı şekilde Apollo Boleyn'i de başseherbazlıktan çekmişler."
"Boleyn'i mi? Bakan Carter 'yürekli' davranmış desenize. Bir Boleyn'in kuyruğuna basmak..."
"Büyüceşura ile bakanlık bayağı it dalaşında gibiler şu son süreçte."

Memnuniyetsiz olduğu aşikar bir iç çekiş, oldukça şık döşenmiş ofisteki uzunca süredir devam eden hararetli tartışmayı böldü ansızın.

"Siz, ciddi olamazsınız..."

İç çekişin yükseldiği sandalyeden gelen bu kelimeler, konsolosluk çalışanlarının çekince dolu, kaçamak bakışlarla sesin sahibine bir anlığına yönelip kaçışmasına sebep oldu toplantı masasında.

"MACUSA'ya, elin Britanya'sının Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi'nden kadının biri geliyor; sınırlarını koruyamadıkları, sınırlarını geçtim enternasyonel önem teşkil eden etkinliklerini koruyamadıkları, onun da ötesinde lanet olası tehlikeli adamları etkisiz hale getirmekle sorumlu çalışanları bu tehlikeli adamlara karşı daha kendilerini korumaktan aciz oldukları halde bizim kongremize geliyorlar, mangalda kül bırakmıyorlar ve el pençe divan mı oluyoruz?"

"Bayan Rothmann, her ne kadar böyle olsa da politik olarak dahi olsa cadı avcılarının orijin olarak..."

"Cadı avcılarının canı cehenneme! Uluslararası politikadan anlayan insanlar olarak burada olmamız gerekiyor! Anlayan! Aylardır kafasını çamurdan kaldırmaktan aciz bir Britanya'dan azar işitmek mi incelikli uluslararası politika Bayan Becker?"

Sabah sabah azar işitmekten zerre haz etmediği her halinden belli olan, sarı saçları birkaç beyaz teli de barındıran ve konsolosluğun kıdemlilerinden olan, kongre üyesi McCratch'a yakınlığıyla bilinen bir figür, şaşırtıcı olmayacak bir şekilde, kongredeki bağlantılarına laf ettirmemek üzere söze girmişti:

"Uluslararası politikanın inceliklerinden söz ediyorsak Bayan Rothmann, ikimizin de eldeki sorunları yeri geldiğinde kabul etmenin ve bu konularda yapıcı olmanın gerekliliğini bilecek kadar kıdemli olduğu kanaatindeyim."

"Haklısınız Bay Cunningham. Oldukça haklısınız. Lakin bu departmanın başdanışmanı olarak size naçizane bir soru yöneltmeme izin verin: Madem gerçekten MACUSA olarak sorunlarımız önemli, neden sabahtan beridir Britanya'nın bir diğer vasıfsız eleman kadrosu hakkında kulüp salonlarında ateş viskisi yudumlayıp önemli bireylermiş gibi davranmaktan başka işlevi olmayan baylar gibi gıybet çeviriyorsunuz da Salem'le alakalı bir eylem planı konuşmuyoruz?"

Oturduğu sandalyeden doğruldu ve ortamdakilere ince bir baş selamı verdi. "Ben, sorunları çözmeye gidiyorum. Herkese iyi çalışmalar, brifing için teşekkürler..."

Mermer zeminle buluştukça otoriter, tok topuk tıkırtıları yükselten adımlarla toplantı salonunu terk etti siyah saçlı kadın. Sessizleşen salondaki topuk tıkırtılarını bastıran yegane ses, devasa ağır ahşap salon kapısının açılırken çıkarttığı ince gıcırtı ve kapandığında çıkarttığı patırtıydı. Elsbeth ise sağ elinde değneği, sol kolunun altında dosyaları ile ilerliyordu bakanlık koridorlarında. Konuşulacak insanlar, toparlanacak itibarlar, müsaade edilmemesi gereken politik müdahaleler vardı...
[/justify]

6
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 13 Ağustos, 2022 00:51:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Havuz hesabım olan André Harris'teki 7 GP ile bu karakterime Kıdemli Uzmanlık istiyorum.

Mevki adı:
Sihirsel Delegeler Konsolosluğu Departmanı Çalışanı
-> Sihirsel Delegeler Konsolosluğu Başdanışmanı

7
Sihirsel Delegeler Konsolosluğu / Hamili Kart Yakınımdır
« : 13 Ağustos, 2022 00:47:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]"Bay Kristof, uğraştığınız belgeleri bırakabilirsiniz."
"Hı- Efendim Bayan Rothmann? Tam anlayamadım da."
"Daha fazla çalışmanıza gerek yok, demek istiyorum Bay Kristof. Çıkarken eşyalarınızı toplayın lütfen."
"Demek istediğiniz..."
"Evet, bu departmanda hizmetlerinize şahsım adına daha fazla ihtiyacım yok. Yarın akşamüstü ofise uğrarsanız buradaki çalışmanızla ilgili raporumu alabilirsiniz. Ancak almak isteyeceğiniz türden bir rapor olmayacağı için yol çekmenizi önermem."

Uzun boyu, dik duruşu ve sert çene hatlarının yanı sıra statüsü belli eden özel dikim kıyafetleriyle ailesi için "geleceğin gururu" intibaı veren oğlanın suratı, an içerisinde allak bullak olmuş ve postürü tüm şatafatını yitirmişti. Şaşkındı, afallamıştı. Ağzını araladı, bir şey diyemedi.

"MACUSA'nın en prestijli ve en bir şeyler öğrenebileceğiniz departmanında staj imkanı bulmuş olmanıza karşın elinizdeki tüm imkanları böylesine özensiz işlerle harcamanız... Yazık."

Elindeki, üzerine kırmızı mürekkeple birçok yeri işaretlenmiş ve üzerine notlar düşülmüş bir dosyayı oğlanın masasına bırakmasıyla masadan bir patırtı yükseldi. Karşısındaki simanın tüm havası alınmıştı, dut yemiş bir bülbüle dönmüştü adeta. Tek tepkisi, masadan yükselen patırtıya karşı bir irkilmeydi.

"Hiç kimse sizden mükemmel olmanızı beklemiyor Bay Kristof, özellikle uluslararası bürokrasi gibi kapsamlı bir alandaki staj döneminizde. Lakin sizi daha önceden uyardığım ve ihtiyacınız olan kaynakları sağladığım bir iş esnasında bu hatalarınız tekerrür ediyor ise bu, değil bu departmana, hiçbir işe uygun olmadığınıza delalet eder. İsterseniz çıkmadan evvel bu dosya üzerinden stajınıza mal olan özensizliğinizi inceleyebilirsiniz tabii."

Bir an önündeki dosyaya baktı ela gözleriyle, sonrasında tepesindeki otoriter figüre baktı genç oğlan. Gözleri seğirdi. Babasına ne diyecekti buradan çıktıktan sonra? Dosyaya tekrar baktı. İncelemeli miydi? Hayır, bu yenilmişlik hissinin yüzüne daha fazla vurulmasını istemiyordu. Sert mizaçlı kadına yeniden baktı, göz temasından kaçınarak. Yüzündeki metaneti korumaya çalışarak son sözlerini söyledi:

"Sanırım bu noktada daha fazla kalmam doğru olmayacaktır. Süreç için teşekkürler."

Bu yaz kovduğu üçüncü stajyer ardını dönüp gittiği noktada ofisteki dosyaya dalgın bir ifadeyle baktı buz mavisi gözleriyle Elsbeth. Üzerinde en az iki saatlik bir emek vardı yaptığı düzeltmelerin. Üzülmüş müydü? Sinirlenmiş miydi? Belki de umursamıyordu. Yüzünde de umursamaz bir ifade vardı lakin kim bilir? Birçok zaman yüzünde umursamaz bir tavır vardı zira bu kadının. Bakışlarını ayırdı dosyadan birkaç saniye sonra. Oturaklı adımlarının çıkarttığı tok topuk tıkırtıları eşliğinde ofisinden çıkıp sekreterinin yanına gitti:

"Yanıma sırf hamili kartı var diye Büyücülük Kaynaklarından bomboş birini daha göndermelerine müsaade etmeyin lütfen, Bayan Garcia. Bu safkan aile çocuklarının okul dışında, ailelerinin yanlarında da iyi eğitim almış olmaları gerektiğinden öncelik sahibi olmaları icap ediyor, ailelerinin statüsünden ötürü eğitime ihtiyaç duymamalarından değil..."[/justify]

[spoiler]Sallamasyon iş yapıp kovulmak yahut düzgün iş yapıp uluslararası bürokrasi alanında incelikler öğrenmek isteyen stajyer adayları Discord yahut buradan özelden yazabilir :d[/spoiler]

8
Karakter Talepleri / Ynt: Galleon Talepleri
« : 17 Temmuz, 2022 15:02:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhabalar,

[spoiler]https://buyucedunya-rpg.com/boston-wampus-kulubu/psikoz/
https://buyucedunya-rpg.com/boston-wampus-kulup-salonu/alisveris/
https://buyucedunya-rpg.com/e-e-rothmann-in-teras-dairesi/bir-sali-aksami/
[/spoiler]

Bu üç RP'nin karşılığı 150 Galleon'u talep ediyorum. Saygılar, hürmetler efenim'...

9
E. E. Rothmann'ın Teras Dairesi / Bir salı akşamı
« : 16 Temmuz, 2022 17:44:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Öncesi: Psikoz

Meskit ağacından yapılma kapının çalmasıyla birlikte pıt pıt adımlar eşliğinde derhal kapıya koşmuş; bugün, diğer birçok gün de olduğu üzere akşamın yerini geceye bıraktığı vakitlerde eve gelen efendime kapıyı açmıştım kendisini bekletmeden. Dik duruşu ve ritmik adımlarından ödün vermeyen, karizması bulunduğu her ortama hüküm süren leydimi içeri buyur ettim önünden hızlıca çekilerek. "Hoş geldiniz, efendim. Hemen sofrayı hazırlamamı ister misiniz?" diye sordum değneğini ve şapkasını elinden alırken. Normal koşullarda bir uşağın, efendisinin geliş saatine sıcak yemeğini hazır etmesi gerekirdi. Lakin sıradan bir efendi değildi Leydi Rothmann. Eve geliş saati geniş bir spektruma yayılan, özellikle Avrupa'da gördüğüm birçok hemcinsinin aksine hararetli bir iş hayatı olan bir kadındı. Kim bilir bugün de nasıl yoğun işleri vardı? Nitekim sofrayı leydimin geliş saatine hazır etmeyi denemek, birçok zaman hüsran ve sonradan ısıtılsa dahi yemeğin beklemesi ve tadının kaçmasıyla sonuçlanıyordu. Hoş, tercih ettiği bu haliyle de akşam yemeğindan bir lokma alamadan uyuyakalıyordu çoğu zaman.

-Önce küveti hazırla Mathilde, sonrasında ben banyodayken bir kupa siyah kuşüzümü çayı demleyip getirirsin. Biraz dinlenmek istiyorum, yemeği bunlardan sonra hazırlayabilirsin.
-Tabii, efendim.

Başımı sallayıp önce henüz bugün tertemiz ettiğim porselen küveti doldurdum, asamın yardımıyla sıcaklığını ayarladıktan sonra ise lavanta, su nanesi ve gülsuyu ile banyoya hazır hale getirdim. Minik bir asa hareketiyle mevcut baloncukları iyice arttırdım ve geniş, krem rengi ve yeşilin ağır bastığı yatak odasına çıktım. Bu esnada çevresini sarmalayan beyaz tüllerin bir tarafı açılmış bej yatağının üzerinde çökmüş bir vaziyette gördüm leydimi. Dik duruşu, dik oturuşu ve talepkar haresi solmuş, sonbaharına yaklaşan bir yaprak misali bükük. Birçok gün olduğu gibi. Bu konuda kendisiyle hiçbir zaman konuşmadık, bu konu üzerine konuşmaya cüret dahi edemem lakin kendisinin bu haline şahit olan yegane kişi olarak endişelenmeden edemiyorum. Her ne kadar düşüncesi absürt olsa da, kendisiyle ilgilenecek, kendisini hırpalamasına biraz da olsa mani olacak, yıprandığında onunla yakinen ilgilenebilecek bir bey ile tanışmasını dilemeden edemiyorum bazen. Dışarıdayken çevresinde her daim insanlar olan, tüm dikkatleri üzerine çeken biri, evde nasıl böylesine yalnız ve korumasız hissettirebilir?

Hayır gerçi, onun kimsesi benim. Bir uşak olarak kendisinin beni kimsesi olarak gördüğünden şüphe duysam da bana her daim iyi davranmış leydime hak ettiği ilgiyi ve rahatlığı sağlamayı istiyorum. Neyse, bazen gerçekten aşık gibi konuşuyorum. Düşüncelerimi hızlıca kenara iteledim ve sorumluluklarımı yerine getirmeye başladım. Öncelikle çay servisini yaparken enerjisini yitirmesin diye doyurucu olmayacak kadar minik birkaç üzümlü kurabiye servis ettim fildişi rengi çay takımıyla. Sonrasındaysa hazırlıklarını önden yaptığım yemeği pişirmeye koyuldum. Yaklaşık kırk dakikanın ardından yemeğin hazır olduğunu haber vermek üzere koluma asılı bornoz ve bir saç havlusu ile banyoya yöneldim. Kenardaki fincanın üçte biri dolu kalmış, kurabiye tabağı yalnızca kırıntılarla doluydu. Servisin yanına çekilmiş düşünselinin üzerinde atıl bir düşünce sıvısı gözle görülür bir dans etmekteydi. Küvetin üzerindeyse başıboş bir şekilde yüzüyordu banyo lifi, düşünselindeki anı misali. Kapalı gözlerini sarmalayan makyajı silinmiş, gözlerinin altındaki karartılar ortaya çıkmıştı. Kaşları çatık, huzursuzdu. Rahatsızca kıpraşıyor, mırıldanıyordu: "Britanya... Salem'e girmemeli... MACUSA olarak... Nightingale... Casus mu?.."

10
Boston Wampus Kulüp Salonu / Alışveriş
« : 16 Temmuz, 2022 12:04:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sisli bir salı akşamı, saatler gece yarısını gösterirken kulüpteki pek çok zat-ı muhterem ertesi günkü işlerinden ötürü evlerine çekilmiş; Boston'ın yerel ağacı, demir yolu inşasında kullanılacak kadar sağlam meskitten yapılma masaların tepelerini dolduran bulaşıklar toplanmış, masaların üstleri temizlenmişti. Yalnızca Brian Carper, mekanın barmeni kalmış ve ertesi gün sıkıntı çıkmaması adına buzhaneyi doldurmuş, limon ve naneleri ince asa hareketleri vasıtasıyla yıkayıp ılık bir meltem ile kurulamış, yarısı boşalmış şişelerdeki içkileri birleştirmişti. Çalışma alanında takıntılı denebilecek kadar titiz çalışan koyu saçlı adam oyalanmak adına elinde su dolu bir kadehi içindeki ateşviskisiymişçesine çevirip ufak yudumlar alıyordu. Bekliyordu, anın keyfini çıkartıyordu. Öyle sessizdi ki mekan, dört ötedeki sandalyelerden birinin üzerine atmış olduğu ceketin iç cebinden yükselen köstekli saatinin tik-tak sesleri işitilebiliyordu.

Yaklaşık on beş dakikanın ardından işittiği kapı sesiyle bakışlarını, hayali bir şekilde satranç oynamaya çalıştığı tahtaların birinden sesin geldiği yöne çevirdi. Yaklaşık dört fit boyunda, oldukça şık ve vücuduna göre dikildiği aşikar, füme rengi bir frak kuşanmış bir cincüce mekana adımını attı. Elindeki hodag derisi çanta, statüsünü bir hayli belli eder düzeydeydi. Göz göze geldiklerinde barmene başıyla nazik bir selam verdi, ardından gecenin ve mekanın yalnızlığıyla muazzam bir kontrast oluşturacak enerjik bir ses tonuyla söze girdi: "İyi akşamlar. Bay Carper sanırım, değil mi?"

Selama karşı güler bir yüzle karşılık veren adam, kenardaki siyah ceketini sandalyesinin üzerinden alıp üzerinden geçirmişti bile: "İyi akşamlar. Evet, benim. Sizin de Bay Vorgle olduğunuzu sanıyorum?"

-Âlâ.
-Buyurun...

Bar tezgahının arkasındaki figür, yanındaki zili çalıp kenardaki ceketine yöneldi ve giyinmeye koyuldu. Bu sırada masalardan birine yerleşmiş boyu küçük lakin davası büyük cincüce muazzam bir sükunete gömülmüştü az önceki acarlığına tezat oluşturacak şekilde. Öyle ki, mekanda yankılanan yegane ses şimdi kenardan değil de barmenin üzerinden yükselen tik-tak sesleriydi. Merdivenlerden aşağı doğru yükselen topuk tıkırtıları bozdu sessizliği git gide yükselerek. Sesin sahibini gören koyu saçlı adam yüzünde ince bir tebessümle salonda beliren figüre sessiz bir baş selamı vermiş ve fötr şapkasını da başına yerleştirip terk etmişti mekanı evine dönmek üzere. Mekandan çıkarken ise müzakerenin açılışına kulak misafiri olmuştu:

"Dilerim ki mizacınız nicedir Bay Vorgle. İşbirliğiniz için her ne kadar müteşekkir olsam da, öncelikle tüm işbilirliğinize karşın Britanya hükumetinden gördüğünüz haksız muamele karşısındaki üzüntümü dile getirmek isterim..."

11
Yetişkin Postası / Erika Elsbeth Rothmann | Baykuşhane
« : 11 Haziran, 2022 18:28:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Erika Elsbeth Rothmann
MACUSA Sihirsel Delegeler Konsolosluğu Departmanı Diplomatı,
Boston Wampus Kulübü Sahibesi,
Merlin Tılsım Kulübü Boston Massachusetts Asil Üyesi

Posta Kutusudur



12
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 11 Haziran, 2022 16:29:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Zooey Deschanel - Erika Elsbeth Rothmann

Cast'ımı şu linkteki stock image ablamız ile değişmek istiyorum.

"Portrait of an elegant 19th century lady strolling down a city street. History and Fashion of the late 19th - early 20th century." from Prometeus

Evet, daha iyi bir tanım yok bu png için... Zaten denk gelmez de kimse...

13
Boston Wampus Kulüp Salonu / Psikoz
« : 08 Haziran, 2022 21:56:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
-Hm, yine olmadı... Bu sefer neyi denesek?.. Decepto Memoria. Obliviate.

Görüşü bulanıklaşmaya başlamış adam, kendisinden uzaklaşmaya başlamış kadın figürünü güç bela seçebilirken kararmaya başladı dünya, boşluğa karıştı içinde bulunduğu oda. Zihni miydi yoksa başlığa karışan? Belki de ikisi birden...



-Depulso! Burada, burada! Siz koridorları halledin, geliyoruz biz! George, iyi misin?! George? Buradayım, Vivienne, yanındayım. Her şey geçecek...
-Vivienne... Ben...
-Relashio. Yanındayım hayatım, seni buradan çıkartacağım.

Burası neresi- Boston? Hayır, Londra... Kararmıştı bir ara her şey, ama ne zaman? Geçen... İki gün? Pencerelerden ışık girmiyordu. Dışarıdan adım sesleri... Seherbazlar olsa gerekti... Hayır, hayır, Vivienne burada. Ona cevap vermeliydi.

-Buraya ne zaman getirildim, niye hala hayat... Bilmiyorum, neler döndüğü-
-Kendini yorma, yanındayım hayatım. Geçti, hepsi geçti.

İplerle bağlı olduğu direkten çözüldüğü anda kim bilir kaç gündür ayakta kalmışlıktan kaynaklı olarak dizlerinin bağı çözülmüş, yığılayazmıştı neresi olduğunu, yalnızca bodrum katında olduğunu bildiği loş aydınlatmalı odada. Düşüşüne hayatının anlamı Vivienne yetişmiş ve göğsüne bastırmıştı saçlarından sarmalayarak adamı sıkıca. Başı ağrıyordu, garip hissediyordu. Hayatı nasıl bir tehlikedeydi? Kurtulmuştu, biricik eşi yanındaydı ancak neden hala garip hissediyordu? Uyuşuktu zihni, sanki yalnızca ayakları değil kalbi ve zihni de hissizleşmiş gibiydi. Mutlu olması gerektiğini hissediyordu ama neden mutlu değildi? Rahatlayabileceğini, kurtarıldığını görüyordu, bizzat deneyimliyordu ama n'için rahatlamamıştı? Gözü neden duvarlardaki şamdanlara sanki bu şamdanlar evinin şamdanları başka bir yerdeymişçesine takılıyordu? Peki şimdi üşünülecek şey bu muydu? Aptal herif, teşekkür bile etmek aklına ancak gelebilmişti. Daha teşekkür etmemişken işlemeli pirinç şamdanları düşünmek neydi an içerisinde?

-Teşekkür ederim Viv. Çok, çok teşekkür ederim...
-Yorma kendini George, buradan çıkartalım seni önce. Ama...

Dudaklarında hissettiği sıcaklık ansızın tüm vücudunu sarmaladı saçlarının tepeleri stresli yaşamından ve atalarının mirasından ötürü erkenden açılmaya başlamış adamın. İlk öpüşmesi gibi hissediyordu. Sıcacıktı. Ama neden sıcaklık yalnızca bedeninde kalıyordu? N'için hayatı boyunca buz tutmuş yüreği ısınamıyordu hayatının aşkıyla kavuşabilmişliğin huzuruyla?

Bedeninin dışını sarmalayan sıcaklık uzaklaşırken bedeninden uyuşuk zihni kendini toparlayabilmek adına en ufak bir ilerleme gösteremiyordu. Vivienne kendisini duvara yaslamış, çevreyi hızlıca kolaçan etmeye koyulmuşken yalnızca boşluğa ve şamdanlara bakıyordu. "Fazla tanıdık," diye düşünüyordu sadece. "Fazla tanıdık. Fazla tanıdık..." Düşünceleri odadaki diğer kadının sesiyle bölünmüştü: "Minamoto, ihanet etti bize. Lanet olsun. Carmilla davasından belliydi zaten. Sana en son ne anlattığını hatırlıyor musun? Ülkeden kaçmadan acilen yakalamamız lazım."

Gözleri irileşti siyah frakında günlerdir terlemekten tuz lekeleri oluşmuş adamın. Şamdanlar... Hayır, bunların tümü bir oyundu. Daha önce defalarca şahit olduğu bir oyun... Vivienne diye birisi yoktu. Ya aşkı? Yalandı. Öpüşmesi? Elli yıllık hayatında daha önce öpüşmemişti. O... Yalnızdı, bir kadının elini bile tutmayı başaramamıştı şimdiye değin. Göbekli, kel, çirkin, kadınlar tarafından arzulanmayacak, sevilmeyen bir memurdu sadece. Başarısızlıktı. Karşısındaki kadının siması farklı gözükse de ses tonunu tanımıştı. Bu piyesin yönetmeniydi, kendisini burada tutan şeref yoksunuydu. Eli beline gitti istemsizce ve asasının üzerinde olmadığını fark etti. Bu sırada göz göze geldiler. Zihninin içini görmüşçesine kaşları çatıldı kadının, hemen ardından yüzüne muzip bir gülümseme yerleşti asasını kendisine doğrulturken: "Senin kadar kadınlar tarafından arzulanmayacak bir adamın şu noktada çözüleceğini düşünürdüm. Tüh, sana da yazık oluyor... Incarcerous!"

Ansızın kendisini yeniden bağlanmış bir halde, başlangıç noktasında bulmuştu. Karşısındaki kadının adı neydi? Vivienne olmadığı kesindi. Ama düşününce, onun Vivienne olmasını tercih eder miydi? Ne istiyordu ki? Kendisini niye kandırmayı, niye aynı ofis ortamında çalıştığı o kadın hakkında bilgi almayı deniyordu? Hani yakın da değillerdi bir de. Derdi neydi ki? Söylemeli miydi ki bildiklerini? İçi ısınamamış olsa da kendisini kurtarmak adına hayatını riske atabilecek kadar değer veren, öpüşü vücuduna sıcacık hissettiren bir eşi olmasını birkaç dakikalığına daha olsa istemeli miydi? Yalan bile olsa bunu tercih etmeyi, iş arkadaşına ihanet etmeyi düşünür müydü? Belki departmandan onun gibi dikkatli bir ismin eksilmesi, kendi şahsi işleri için daha makul bile olabilirdi. Gözleri yaşardı ne denli çaresiz, ümitsiz bir vaka olduğunu tekrar düşünmesiyle. "Bu kadar mı düştüm?.." diye geçirdi içinden. Kendisine hiç kimsenin eziyet edemeyeceğinden bile öte acı çektiren zihninin içerisine hapsolmuşluğunun sessizliği, yeniden malum kadının sözleriyle bölündü.

-Sanırım yine sessizliğe gömülmeyi seçiyorsun. Bu sefer neyi denesek o zaman?.. Hm... Decepto Memoria. Obliviate.

Zihni, irade konseptine mahal bırakamayacak şekilde çorbalaşırken bodrum katındaki oda ve zihni yine karanlıkla sarmalanmış boşluğa karışmaya başladı...

14
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 05 Haziran, 2022 18:46:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterime 3 GP ile Büyü Kabiliyeti alarak Lanet Gücü'nü 20'ye çıkartmak,

4 GP ile de bir mekan satın almak istiyorum efenim'. GP ücretleri havuz hesabım olan André Harris'ten çıkartılabilir. Mekan ruhsatı envanterdedir.

Mekan Adı: Boston Wampus Kulübü

Mekan Yeri: Amerika Birleşik Devletleri başlığı altında

Forum İçin Mekan Kısa Açıklaması: Boston büyücü camiasının buluşma yerlerinden biri. Erika E. Rothmann tarafından kurulmuş; büyücü satrancı, briç ve muhtelif kumar oyunlarının oynandığı, entelektüel sohbetler icra edilen, arka atölyesinde özel yapım büyücü satrancı takımları üretilen bir mekan.

GM'ler İçin Mekanın Konsepti: Boston Rıhtımı'nda, Fidelius tılsımıyla muggle'lara karşı koruma altına alınmış gizli büyücü kulübü. Tamamen "Gentlemen's Club" tarzında, kitlesinin yaklaşık yüzde kırkını Merlin'cilerin oluşturduğu ama kulüp kültürü olan büyün saygıdeğer beyefendi ve hanımefendilere açık olan bir mekandır. Kadınlara da açık olmasının yegane etmenleri mekan sahibesinin de bir kadın olması ve Amerika'daki kuvvetli eşitlikçi kültürdür. Bayan Rothmann'ın ekonomik fakat daha önemlisi sosyal ve politik bir yatırım olarak açtığı mekan haliyle işlerinden dolayı kendisi tarafından değil, çalışanları tarafından işletilmektedir. Zümresi, piramidin en tepesindeki kişilerden ziyade görece üst basamaklardaki aristokrasi ve burjuvazi mensuplarınca oluşmuştur. İşletme, gelirini ağırlıklı olarak kulüp üyeliği ücretleri, içki ve yemek servisi üzerinden elde etse de özel yapım satranç tahtalarının da kalemde ufak bir payı vardır. Mekan hakkında detaylı lejant sonradan yazılıp mekana eklenecektir.

Boyutu Ayarlanmış (195x120) Mekan Görseli:

15
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 05 Haziran, 2022 17:52:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Zooey Deschanel - Erika Elsbeth Rothmann

Sayfa: [1] 2