17 Nisan, 2026 09:21:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Das

Sayfa: 1 2 [3] 4 5
31
Büyüceşura / Ynt: 17 Ocak 1866 Tarihli Carmilla/Cwénhild Muirghéal Duruşması
« : 03 Mart, 2022 01:20:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Söylediğim reddedildiğinde umursamadan “Yani...” dedim tekrar Ares’e dönüp. “O gece yanınızda biri vardı karşılaştığınızda öyle mi? Tek gören kişi siz olmadığınıza göre... Üstelik gördüğünüz kişiye ilk sizin saldırdığınızı kabul ediyorsunuz. Kışkırtıldım diyerek. Size o gece artık kim büyü attıysa, belli ki kendisini savunmuş. Gayet tabi annenize olanların öcünü birinden çıkaraktınız. Vasinizin söylediği üzere TRAVMAnızdan dolayı daha fazla soru sormaya gerek duymuyorum.”

Hakime hanıma dönüp “Savunmanın tanıkla işi bitmiştir.” dedikten sonra tekrar yerime geçtim diğer tanığı getirmelerini beklemek için.

32
Büyüceşura / Ynt: 17 Ocak 1866 Tarihli Carmilla/Cwénhild Muirghéal Duruşması
« : 03 Mart, 2022 01:11:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çocuğun söylediklerini dinledim ellerimi önüme birleştirmiş bir şekilde kafamı da onaylayan bir şekilde sallıyordum her dediğine. Evet, davaların üstü kapatılmıştı. O ölümle alakası olmadığını geçtikten sonra çocuk Yasak Orman’a gittiğini kabul etti. Neresiyse artık orası. Sonra da Cwénhild’i gören tek kişinin o olmadığını söyledi. Cadı avcılarını avlıyormuş. Cwénhild’in bana söylediği üzere yalnızlardı. Yani Caldecott ile karşı karşıyayken başkası görmemişti. Yalan mı söylüyordu bu çocuk göz göre göre? Cwénhild’e bir bakış attım. Gerçekten de başkası yoktu. Tam konuşacaktım ki araya biri girdi izleyenlerden. Saçı inek yalamış gibi arkaya atılmış, yüzündeki ciddi ifadesiyle aşırı sıkıcı bir insana benzeyen bir adamdı konuşan. Çocuğun vasisiymiş. “Hııı...” dedikten sonra dediklerini dinledim. Diyordu ki basit yaralar iyileştirilir, büyü yaraları kalır. Hogwarts Profesörüymüş kendisi. Çocuğun travmalarının da üstüne gidilmemesini falan söyledikten sonra hakime hanıma dönüp “Beyefendi işimi yapmamı engelliyor hakime hanım.” dedim. “Burada suçsuz bir hanımefendinin hayatını esaret altında geçirmesini engellemeye çalışıyorum. Dışarı alabilir miyiz kendisini?”

33
Büyüceşura / Ynt: 17 Ocak 1866 Tarihli Carmilla/Cwénhild Muirghéal Duruşması
« : 03 Mart, 2022 00:24:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Tüm anlatılanları tek kaşım havada, tek elim belimde dinledim. Bizim çinli hala terörist diyor, büyüceşuraya saygısızlık ediyorsun diyor. Ancak bunları yemezler canımın içi. Cwénhild bir kahramandır. Burada bir suçlu varsa o da işini yapmayan bakanlıktır. Terörden mi yargılanıyor abi bu kadın? Daha demin insanların canını tehlikeye attı da, affedilmez lanet kullandı falan diyordu. Nereden terörist oldu durduk yere. Yani bırakalım konuşsun tabi hakkıdır. Cwénhild’in yanına biraz fazla gitmişim enseme enseme ruh emici denen hayvanın soğukluğu gelince biraz öteye kaçmak zorunda kaldım. Bunlar da Ares diye bir çocuğu tanık olarak çıkardılar. 18 yaş üstü olmadığı için bir itiraz ettim ama reddedildi. Söylenilene göre bu çocuk bizim kızın ilk mağdurlarındanmış. Aralık ayında buna affedilmez lanet atmış. Ya bu ne boş iştir. Tamam bundan verin cezasını bari. Durduk yere de çocuğa atma lanet be kadın. Neden karanlık ormandaydın diye sordu çinlimiz. Çocuk da anlattı işte boş boş geziyormuş. E bu çocuk da kurallara uymayan bir kanunsuz. Yasak Orman neresi ola ki? Neyse çocuk da söylenileni anlattı işte. Annemin katili falan diyor bir de. Söylediler bana ama bunları. O gazeteci kadının, bir nevi ben neden olmuştum, ölümünü de bizim kadından soruyorlar diye. Çinlinin işi bitince ben çıktım ortaya.

“İlk olarak bir şeyi kesinleştirelim. Eğer zamanlarına da bakarsanız haberlerin, Bay Caldecott’un annesi, Sadie Caldecott’un ölümünün müvekkilimle alakası bulunmamaktadır. Yazdığı haber sonucu öldürüldü ve bu haber BAKANLIĞIN TOPLATTIĞI Gelecek Postası sayısında Magnus Pearson’ın yazdığı köşe yazısını konu alıyordu. Bu yüzden yine BAKANLIĞIN ÜSTÜNÜ KAPATTIĞI bu cinayeti işleyen kişinin Bayan Caldecott’un da cinayetini işlediği apaçık ortadadır. Magnus Pearson öldürüldüğünde müvekkilim seherbazlık görevindeydi. Yine bakanlık yüzünden eli kolu bağlı olduğu için, bu konuyu araştıramamıştır. Zaten Bayan Caldecott'un cinayetinin de ÜSTÜ KAPATILMIŞTIR.”

Ah ah, tatlı bir kadındı Sadie Caldecott. Ofisine gidip o haberi vermeseydim belki de yaşıyor olurdu. Oğluna gidip “Bay Caldecott.” dedim. “Annenizi yeni kaybettiniz, başınız sağolsun. Bu olay kolayca atlatılacak bir şey değil. Özellikle sizin gibi GENÇ biri için... Tabi ki herkesçe terörist olarak adlandırılan ancak bu sıfat ile alakası olmayan müvekkilimi böyle bir konuda suçlayacaksınız. Annenizin cinayeti araştırılmadığı için nasıl üzüldüğünüzü sadece tahmin edebilirim. Yasak Orman’ın yasak olduğunu biliyordunuz? Neden kurallara uymayı reddettiniz?”

“Gördüğünüz kişinin bu hanımefendi olduğuna emin misiniz? O an mantıklı düşünmenizi engelleyen nefret duygunuzun esiri olmadığınızı nasıl kanıtlayabilirsiniz?”

“Çatışma yaşandığını söylediniz. Ayrıntılarını verir misiniz? Müvekkilim olduğunu sandığınız kişi size saldırdı mı? Orada olma amacı neydi?”

“Cruciatus Lanet’i yüzünüzdeki yarayı oluşturabilecek bir lanet değil ne yazık ki. Bana düşmüşsünüz ve yüzünüzü çarpmışsınız gibi geldi. Ayrıntılandırabilir misiniz?”

34
Büyüceşura / Ynt: 17 Ocak 1866 Tarihli Carmilla/Cwénhild Muirghéal Duruşması
« : 02 Mart, 2022 23:49:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

35
Büyüceşura / Ynt: 17 Ocak 1866 Tarihli Carmilla/Cwénhild Muirghéal Duruşması
« : 02 Mart, 2022 23:05:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dükkana gelip beni zorla yıkanmaya zorlayan Merlin üyeleri ölü Chadwick’in yanından beni çekip çıkarmışlar ve Carmilla denen ruh hastası karının avukatlığını yapmam için görevlendirmişlerdi. Bir sürü şey anlattılar ama dinlemedim. Dedim hallederiz. Halletmediğim bir şey söyleyin bana? Evet, hayatımın düzeni. AMA OLSUN! Gittik Azkaban’a bu kadını koymuşlar bi hücreye. Anlatsın bana bir şeyler diye gelmiştim aslında ama şok oldum yüzünü görünce. Bu kadın baloda birlikte görev yaptığımız Cwénhild denen seherbazdı. O da kimliğini değiştirmiş baksana. Nereden nereye. Bunun bulunduğu hücrenin parmaklılarına yaslanıp “Naber?” dedim gülerek. “Beni gördüğüne sevineceğin aklından geçer miydi?”

1 haftalık bir hazırlıktan sonra -ki nefret etmiştim düzenli çalışma durumundan- sonunda vakit geldi çattı. Ben haftalardır duş almamıştım, bir yıkandım çıkan kirleri görmeniz lazımdı! Yep yeni kıyafetler yollandı hizip tarafından ve pırıl pırıl bir genç adam olarak Bakanlık’a adımımı attım. Cornelia’nın şu halimi görmesi lazım! O kadar sevinir ki takım elbise + taranmış saçlarla gezdiğime. Parfüm kokuyorum parfüüüm... Önüme gelen herkese kocaman gülümsüyor selam veriyorum falan. Yanımda da hizipten bir iki yetkili abi var adları zerre umrumda değil. Birlikte çıktık mahkeme alanına yuvarlak bir alanda toplanmış herkes. Abi tam olmam gereken yer burası! Sahnedeyim ve bir sürü de seyircim var.

Parlama zamanın geldi Das.

Hizipçiler tarafından uzatılan kahveyi alıp içmeye başladım herkes otururken. İddia makamı olarak adlandırıldıkları yere baktığımda bir çançinçon, bir de- LAN? Cornelia? İçtiğim kahveyi burnumdan püskürtüp öksürmeye başladım. Arkamdan pıt pıt vuruldu ve elime peçete tutuşturuldu. Teşekkür ederek aldım peçeteyi. Ağzımı sildikten sonra elimi salladım kankaliçem bana baksın diye. Göz kırptım sonra tam bir kımıl zararlısı olduğumu düşündüğünü belli eden bakışlarına karşın. Her yerdeyim kızım ben. Ne sandın beni.

Bir süre sonra mahkemenin başındaki kadın, sanırım hakim diyorlar buna, başladı heyeti ve tarafları tanıtmaya. İşte bilmem ne dairesi çalışanı çançinçon var karşıda. Sıra bana gelince bir şovmen edasıyla öne doğru eğilip selamladım izleyicilerimizi. Oh bebeyim! Kendimi tekrar dirilmiş hissediyorum. Sanki beynim küflenmişti dükkanda boş boş oturduğumda. Artık çat çat karşımdaki kişiyi indireceğim şu tartışmada. Üstelik çinli kadın zeki de olur, ben bunun içinden, bu harika Amerikan zekamla geçince varmayın keyfime. Beni tanıttıktan sonra da ruh emici denen iğrenç varlıklar ile birlikte getirdiler Cwénhild’i. Döndüm buna, göz kırpıp “Sen rahat ol anacım.” dedim. “Kendini bana bırak.”

Hakime hanım ilk sözü çançinçona verdi. Kadın da başladı işte ilk kendini tanıtmaya. Büyüceşuraya da yağ çekti. Benim de çekmem lazım galiba. Sihir Bakanlığını temsil ediyorlarmış. Ulan Cwénhild, nasıl başardın da tüm bakanlığı karşına aldın be kızım. Nasıl yaptın? İşte diyor ki teröristtir bu kadın. Tutuklattırmamış kendini, insanların canını tehlikeye atmış, affedilmez lanet kullanmış, Hogwarts’a dalmış falan... Lan tamam çok da bir şey değilmiş yaptıkları. Ben de çok aşırı bir şey yaptı sanmıştım. Azkabana atılsın dedi en son. Büyüceşuraya da güveni tammış.

[spoiler][/spoiler]

Boğazımı temizledikten sonra aşırı sakin hareketlerle “Müvekkilime terörist dememenizi rica ediyorum bayan-” Çançinçon... Neydi lan adı? “Minamoto.” Çok zeki olduğum için asyalıların isimlerini son söylediklerini de biliyorum ayıks. Olduğum yerden kalkıp yürümeye başladım büyüceşura üyeleri beni daha rahat görsün diye. “Sayın büyüceşura üyeleri ve bakanlığın değerli çalışanları. Müvekkilimin geçmişine bakmanızı rica edeceğim. Şuan onu yargılamak isteyen bakanlık çalışanlarının yanında savaşıp tüm büyücedünya için kendi canını tehlikeye atmış olan bir kadın kendisi. Cwénhild Muirgheal! Onun eskiden bir seherbaz olduğunu biliyorsunuz. Çökerttiği suç çetelerini dosyasına bakarsanız görebilirsiniz. Peki bu kadın neden terörist diye adlandırılıyor?” Parmağımla çinliyi gösterdim. “Çünkü siz, evet bakanlık çalışanları siz, görevinizi yapmadınız.” Sustum söylediğim şeyin tepkisini görebilmek için. Tekrar eski yerime, Cwénhild’in yanına döndüm sonra. Ellerimi önümde birleştirdikten sonra “Balo zamanında kendisini tehlikeye atarak, TÜM HERKESİ KORUMAK İÇİN savaşmadı mı? Savaş sırasında İNSANLARI KURTARMAK İÇİN esir düşmedi mi? Peki siz ne yaptınız? O Cadı Avcılarının elinde işkence çekerken bakanlık çalışanları neredeydi? Başka büyücüler, cadılar ve çocuklar ele geçirildiğinde, onunla aynı kaderi paylaştıklarında kimse hiçbir şey yapmıyordu! Peki bunu değiştirmek için kollarını sıyıran kişiye terörist mi denilir? Yoksa KAHRAMAN mı sayın büyüceşura üyeleri? Elinizi kalbinize koyun.”

36
Birleşik Krallık / Ynt: Fakiriz Ama Salak Değiliz
« : 26 Şubat, 2022 05:16:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]

Abov! Blaze bıçak çekti ya la? Tamam sinirleneceğini biliyordum ama bıçak da çekmezsin. "Abidem ne yapıyorsunuz yahu?" diyerek olduğum yerde çorabı tuturamasın diye minik minik sağ sol yapıyordum ki attığı çorap Cornelia'nın kafasına yapıştı. Bir iki saniye olayı anlamak için şöyle durdum. Ardından bastım kahkahayı! Havada kahkaha atarak şöyle bir ters takla attıktan sonra Cornelia'nın çorabımı ateşe attığını fark ettiğim gibi "LANN!" oldum. "KANKALİÇEM ZATEN 2 ÇİFT ÇORABIM VAR NABİYOSUN?!" Çizmelerimi çıplak giymek zorunda kalacağıma ölürüm daha iyi! Ayaklarıma vuruyor, yürümek eziyet oluyor! Cornelia sesimi bastırarak Blaze'e ve bana azar çektikten sonra ikisi de bana bakıp şok oldular. Ben de durup baktım vücuduma. Üstümde kocakarının bir şeyi mi kalmış? Lan yine mi boynumda emcükleme izi kalmış? Nolur olmasın, ikinci travmamı yaşamak istemiyorum. Elimle boynumu kapatıp bunlara "Ne var ne?" diye sordum. Cornelia gelip etrafımda dönmeye başladı. Ben de tek ayağım çıplak, havada durmuş Cornelia ile birlikte olduğum yerde dönüyordum. Boynumu falan kapatıp. Elini altımdan geçirdi kız. Kesin ip var dedi. O zaman anladım neden bahsettiğini. “Haaa!” diye bir ses çıkardım. Abi ben bunların yanında hiç mi havalanmadım? Tabi yeni çözdüm olayı anlattım sanıyorum anlatmamışım. Karı ben bir uçurtmaymışım gibi yakaladı diğer çizmemden. “Lan! Dur! Bırak! Kankaliçem!” nidalarıyla birlikte çekiştirdi beni. Ben de geriye doğru ittirdim havada kendimi. Yukarı aşağı silkiyor beni. Ben de sirkiliyorum. Para verip iksir aldığımı, ondan uçtuğumu düşünmelerine ne demeli? “Ya, Kankaliçem! Abidem! Neden öyle diyorsunuz?” diye sitem ettim yukarı aşağı sirkilirken. “Kırıldım. Gücendim.” Bir anda çizmem ayağımdan çıkınca havada geriye doğru fırladım. Çizmeyle beraber çorabımın diğerini de çıkartmış olan Cornelia diğer çorabımı da ateşe atarken öf öf diye bağırıyordu.

“Güzellerim, canlarım! Ben bir ara yaptım bunu ama ne ara bilmiyorum.” Havada bağdaş kurdum. Çıplak ayakla basmayacağım kesinlikle yere. “Söyledim sanıyordum söylememişim. Uçuyorum arada böyle ya. Çok da şey yapmamak lazım. Asıl para yapmamız lazım. Bakın şimdi size söylüyorum ama düşürdüğümüz paranın yarısı benim olacak. Kendime 100 tane çorap alır her gün birini giyerim söz veriyorum bak. Ha bir de size şeyi söylemedim. Manita yaptım ben ya ehehe. İYAYLE KIZI YAKINDA TANIŞTIRIRIM SİZİ. Tek bir sorunu var, 16 yaşında. ÇOK İYİ KIZ Bİ TANISANIZ ÇOK SEVERSİNİZ.”

[/justify]

Ya işte bu konuyu kapatıyorum. Boş konuydu bitsin diye yazdm byeee...

37
Apples & Oranges / Gabriel Barthélemy
« : 24 Şubat, 2022 05:47:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kayıtta mıyız?

Ben Cornelia Barthélemy’nin erkek kardeşi, Gabriel Barthélemy.

*Acıklı bir müzik sesi ile Das gösterilir.*

[spoiler][/spoiler]

Kader arkadaşım ve kiracım ölü Chadwick ile birlikte yaşamımı sürdürüyorum.

*Müzik sesi ile Ölü Chadwick gösterilir.*

[spoiler][/spoiler]

Cornelia Barthélemy tüm o büyü gücünü benden çaldı! Ben, 1858 senesinde ceza evine girdim.


*ABD, 1858*

Das arkadaşınının yanına gelir. "Küçük Billy, adamım! Elimde bir güç var, aklını kaybedeceksin!" Söylerken kafasını işaret eder eliyle. Çıkarır cebinden bir sakız. Billy'e verir. Billy sakızı alıp çiğnemeye başlar. Cakkıdı cakkıdı sesler ile birlikte Das'a bakar boş boş. "Bu ne abiea ya, genç kız sakızı gibi bu ya. Genç kız mısın abi sen? Karrrrı mısın ya sen? Sokakta yürürsen var ya bu sakızı çiğnedikten sonra parmaayla gösterirler bu bir tarafını gibletiyor diye." Das cümleleri duyduktan sonra "Küçük Billy ne diyorsun lan sen?" der. Sonra daha çok bağırarak "NE DİYORSUN BILLY?" Asasını çıkarır bıçak gibi tutarak. "Ne diyorsun lan ha?" Asasını sokar Billy'nin karnına. Billy inler. "Yaktın beni Gabriel abiiğ!" Das sakızı Billy'nin ağzından alır. "BU SAKIZ PATLAYACAK LAN! BU SAKIZI İKİ YÜZ MİLYON KİŞİ ÇİĞNEYECEK! GÖRECEKSİNİZ!"

*Dadi dadi! Amerikan seherbazları gelir. Das'ı ters kelepçe yaparlar.*

"Göreceksiniz lan!" diye bağırır Das. "Bu sakız patlayacak! Ceza evinden çıktıktan sonra zengin olacağımm! BOĞAZIMI SIKMA LAN!"

*Günümüz*

O sıra bütün sakızları makızları komidinden çalmış. Büyü kullanımı güzel, büyü kullanımı iyi. Güzel. Kız kardeşim. Ama niye çaldın be kızım? Hım? Benim sakızlarımı niye çaldın kızım? Niye yaptın?

*Ölü Chadwick'in iğrenç bir piyano ile hüzünlü bir şarkı çalması, Das'ın da arkada sigara-bira yapmasıyla geçen baya uzun bir bölüm.*


Şuraya bakın!

*Das elindeki gelecek postasına bakar. Gazetede Cornelia Bakanlık Özel Ödülünü alıyordur.*

Bakanlıktan ödül alıyor! Cornelia Bakanlık'ta ödül alıyor, ben 20 Galleon'a sahne alıyorum Hogsmeade'de. Soytarı, Hokkaaabaz gibi 20 Galleon'a sahne alıyorum. Yirmi! Çıngıraklı bir maymun gibiyim. Hokkabaz gibiyim hokkabaz! Şu hayata bak hayata! Şu dükkana bak! Bitmiş! Şuna bak!

*Das dükkanın içindeki mutfağa gider. Cornelia olmadığı için küf tutmuş ocağın önüne gelir.*

Her gün buradan böğrek yiyorum böğrek! Kanser olmama ramak kaldı.

*Aşağı bodrumun kapısına iner.*

Şu bodruma bakın! Ahır kapısı sanki! İçeriden unicorn fırlayacak diye açamıyorum anasını satayım!

*Kapıyı açar. İçeride gerçekten unicorn vardır.*

MERLİN KURTARSIN! Merlin kurtarsın kardeşim.

*Ölü Chadwick ile birlikte dükkanın ön kapısındalardır.*

Dükkana çan aldık. Çalacak kapımız yok. Chadwick çanı çalar mısın?

*Ölü Chadwick çanı çalmaya çalışır kapının üstündeki. Başaramaz. Nefes nefese gelir*


Çanı çalamadım, bari aklını çalayım abi.

*Öpüşmeye başlarlar.*

---


*Ölü Chadwick'in piyano çaldığı, Das'ın söylediği akıllara zarar olduğu kadar uzun bir bölüm daha.*

AHA! Birini vurdular! Kimi vurdular ulan yine?

*Das koşup dükkanın kapısına gider*

Ryder! Kimi vurdular? Kasabı mı? İyi olmuş pisliğe, kerkenezler kovalasın onu.

*Söylenerek kapıyı kapatır*

---

*Ölü Chadwick'in piyano çaldığı, Das'ın söylediği BU SEFER hareketli bir şarkı sekansı*

Piyanoda ölü Chadwick! Ölmüşsün ağlayanın yok.

*Das Chadwick'i iter. Adam çat diye yana devrilir*

Ölmüşsün.

AAAAAA!! Beni karı gibi oynatıyorsun Chadwick! Parmaklara bak adeta bir dolma!

*Ölü Chadwick'in küflü dolaptan çıkardığı turşuyu yeme ve alkolle birlikte rehinci dükkanının bir yanında yattığı zamanlar*

*Chadwick'in piyano çaldığı, Das'ın hayatına sövüp arada gidip gidip Chadwick'in alnını öptüğü bir süre sonunda enerjisi biten ikili oturup bomboş duvara bakıp sigara içerler.*



Boşa yaşıyoruz anasını satayım.


-SON-

38
Kurgu Kutusu / Ynt: [Kurgu] Das
« : 05 Şubat, 2022 04:59:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

39
Hogsmeade Kermesi / Ynt: RAY! Mini-Mali-Phali-Ty-Co!
« : 05 Şubat, 2022 04:37:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Benim yanaklar al al, kankacığıma karşı da bir öpme isteği var içimde. Dedim, “Kankammm... Öpüjük.” Yakaladım bunu. Öptüm yanağından. Baktım gülüyor, sonra dudağını ısırıyor poz kesiyor. “N’oldu öyle?” dedim. Benim de yanaklar al al. Güzel de herif şimdi. Ben cinsiyet konusunda pek seçici değilim ama erkeklerle ilgili travmatik bir geçmişim var bazı piçler yüzünden. Kadınlarla da travmatik geçmiş edindim sağolsun koca karı ilacı alacağım diye. Neyse herkesin ortasında olmaz. Kendimi tutmam lazım. Adamla yeni tanıştık hemen öpüjüklü moda geçtik. “Gel diğer tezgahlara da bakalım yoksa benim elimden bir kaza çıkacak Xavier kankam.” dedim kankama. Gelen geçen de tatlı adamı buldu tabi yanağından bir öpücük alıyorlar. Yandaki başka bir tezgaha geçtim yüzümde bir gülümseme, yanaklarım al al falan derken tezgahın başındaki meymenetsiz suratı görünce yüzüm düştü. “Iyy, sen misin?” dedim tekrardan. “Ne satıyo’n? Bronş mu satıyo’n?” dedim eski bir anımıza atıfta bulunarak. Önünde duran içkilerin içeriğini okudum bir süre. Sonra da kankamın sırtına attım elimi. Tezgaha yaklaştırıp “Ryan, Xavier. Xavier, Ryan.” diye tanıştırdım bunları. “Yeni arkada- OHA!” Etrafa bakınırken eski bir tanıdığı görünce yerimde zıplayıp Xavier’in arkasına geçtim. “Laaan, Wolfgang bu” diye fısıldadım bunlara. “Göstermeyin beni. Bir şey düşüneceğim.” Xavier ne yazık ki gülüp duruyor. Pek de saklanmalık yer değil arkası. Hızlı düşün Das. Senin zaten olayın bu. Manyak fikir makinesisin!

AHA!

Ryan’a döndüm. “Ryan, canım cicim güzel arkadaşım. Bana bir kıyak yaparsan, ben de ileride sana bir kıyak yaparım? Hm?” Kanser manser ama onaylayınca söylediğimi pis bir gülümseme yerleştirdim yüzüme. “Tamam dinle...”




Bir plan anlatımı sonra...

“EYYYY! Yoksa bu benim eski arkadaşım Wolfgang değil mi?” diye çıktım herifin karşısına. Şu tipe bak. Yüzündeki sırıtışa bak, beyaz tenine bak. Ya ben bu herife neden bu kadar takıldım ki? Kafayı yedim resmen son bir aydır bunalımdayım. Yine de herif beni hayata bağladı yemin ediyorum. Her yerden haberlerini arıyorum. Millete sora sora buldum nerede çalışıyor ne işler çeviriyor. Şimdi de gelmiş burada lanet yüzünü gösteriyor çocuklara. Cebindeki turuncu peçeteyi gördüğümde ulan dedim... Burda da mı bu herifler peşimizi bırakmıyor? Benim üstümdeki ceket mavi. Başka ceketim yok anasını satayım. Böyle yerlerde direkt bizim hizibi temsil ettiğimi sanıyorlar. Neyse beni gören Wolfgang’ın yüzü düştü tabi. “Siz...” dedi. “Ben tabi ya!” diye dalga geçtim bununla. Yanına yürüdüm.

Üstündeki mendili göstererek “Turuncu ve mavi rengin ters renkler olduğunu bilir miydiniz?” diye sordum.

O ise bana döndü. Yanında, konuşup beynini yıkadığı bir kaç çocuktan ilgisi tamamen bana kaymıştı. “Sizin gibi hadsiz bir kişinin adını bile bahşetmeden konuşmaya dalması-”

Sözünü kestim. Şimdi on saat konuşmasını dinleyemezdim. “O sizin hadsizliğiniz! Sormadan düelloya davet ettiniz. Adım, Alexander Turner! İlk tanıştığımızda istediğiniz şeyi burada gerçekleştirmek için geldim. Sinirlenmeyin. Gelin ve onurlu bir şekilde dövüşelim.”

Adam ise sinirli bir şekilde bakmaya devam ederek “Sana neden inanayım?” dedi. Bunu daha önce de yapmıştı. İlk olarak söze sizli bizli başlayıp ardından senli benli oluyoruz kendisiyle. “Düellodan tekrar kaçacaksın. Onurlu bir şekilde dövüşmeyeceksin! Beni o saygıdeğer insanların yanında aşağıladığın gibi, şimdi de-”

Yine kestim sözünü. Herifin uzun uzun konuşması çok sinirimi bozuyordu. Önünde durduğumuz tezgahı gösterip “Dört numaralı içkiden içeceğiz.” dedim. “Gördüğün gibi eğer seninle onurlu bir şekilde düello yapmazsam altıma kaçıracağım.” dedim.

Wolfgang durdu ilk. Gidip içkinin içeriğini okudu. “Burada güç gösterisi yazıyor.” dedi çözümlemeye çalışır bir ses tonuyla.

“Düello da güç gösterisi değil midir?” dedim. Ellerimi belime koymuş kabul etmesini bekliyordum sabırsızca.

“Ya sayılmıyorsa?”

“O zaman güreşiriz.”

“Burada seninle güreşe tutuşmayacağım! Çok aptalca olur.”

“Bir de bana kaçacağımı söylüyordun. BAKANLIĞIN DEĞERLİ DİPLOMATİ BENİMLE GÜREŞMEKTEN Mİ KAÇIYOR?”

“Ne? Sen nereden? Tamam sus! Sus! Güreşme teklifini kabul ediyorum. Ancak burada değil. Hanlardan birinde boş bir oda bulacağız. Hakem olarak tek bir kişi gelecek.”

Omzumu silktim. “Tabi ki.” dedim. “Kim olsun?”

Çevremizde çocuklar dışında sadece Ryan ve yeni kankam Xavier vardı. Bu yüzden Wolfgang uzun saçlı gülümseyen kankamı seçince planımın son kısmı kaldı sadece. İçkiler.

Ryan’dan güya 4 numaralı içkileri alıp bir han aradık. Oradan boş bir oda tutup odadaki her şeyi kenara çektik güreş için. Güzel ceketimi bir kenara astım. Wolfgang da kendi ceketini çıkartıp kenara koydu. Xavier’e bir bakış attım. Sonra da Wolfgang’a baktım delici gözlerle. O da aşırı haşin bakıyordu yüzüme. “Şerefe.” dedikten sonra ikimiz de diktik elimizdeki içecekleri. İçkiyi içtiğim gibi içim gıdıklanmaya başladı. Dudaklarımda patlamalar, ağzımda mayhoş bir tat... Ah, Ryan! Seni çok seviyorum canım kardeşim.

Karşımdaki Wolfgang’ın yüzündeki haşin bakış yavaş yavaş gülümsemeye dönüşürken yaklaştım ona. Elimdeki bardağı attım bir kenara. Adamın yakasını tuttum ve bir düğmesini açtım. O da yüzüne bin kat daha yakışan bir gülümseme ile baktı bana. “Neden dövüşüyoruz ki?” dedi. “Hayat çok güzel. Gözleriniz de. Gözleriniz çok güzel Bay Turner.” Evet, anlayacağınız üzere Ryan 4 numaralı içki diye bana 6, ona da 7 numaralı içkiden koymuştu.

Herifin gömleğinden tutup kendime çektim ve şu patlamalı içkinin verdiği güzel öpücüklerden birini uzun uzun bıraktım dudağına. Ulan o bahsettiğim piç beni ne güzel öperdi. Anca o zaman sevdiğini düşünürdüm. Neyse Das, pislikleri hatırlayıp güzelim ortamın içine etme. Zevkine bak. Xavier’e döndüm. “Katılıyor musun?” diye sordum davetkar bir tavırla.



Bir üçlü deneyimi sonra...

Xavier ile birlikte Wolfgang’ın kıyafetlerini aldık. Sağolsun kankam sorun çıkarmak yerine yaptığımız şeye kahkaha atmayı tercih ediyordu. Zaten herifle öpüşürken bile zor tutuyordu kendini gülmemek için de neyse. Bir de domuzu yanda durmasa iyiydi. Ben biraz acıdığım için Wolfgang’ın donunu giymesine izin verdim. Herif de iyilik timsali olmuştu resmen. Teşekkür ediyor, beni ne kadar sevdiğini söylüyor hayatın güzelliğinden bahsediyordu. Normal uyuz halini bilmesem elleşmeyeceğim yani. Neyse sonra bunu aldık yanımıza. Donla çıkarttık Hogsmeade’e. Sonra da kitaptaki ilk numarayı yaparak Wolfgang’a “Aaa bak orada ne var?” diye arkasını gösterdim. O bakınca da yerdeki domuzu bir kolumun altına, Xavier kankamı da diğer kolumla belinden yakalayıp havaya uçtum. Hoop, yandaki evin çatısına kondum. Xavier kankama da “Gülme kankam gülme.” diyordum. “Yerimiz belli olmasın. Kaçalım buradan, bu herif yakında benim adıma arama emri çıkartır.”

40
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Moustache of Heaven'in Coşturan Tezgahı
« : 05 Şubat, 2022 01:28:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İlk gittiğim tezgahtan cırcır olarak çıktıktan sonra yeni tanıştığım arkadaşımla tuvalete gittik. Tabi umumi tuvalet leş. Bir de yeni arkadaşım her esprime gülüyor çok sevdim onu. Kapının dışında beklerken hemen espri yeteneğimi konuşturarak “Burayı bok götürüyor senin kafatasını yollasana!” dedim. Domuz ya hani. Ehi ehi. Arkadaş gülünce, “Adın ne kanka senin?” diye sordum. Adının Xavier olduğunu söyleyince “Bana oradan tuvalet kağıdı uzatıxavier!” diye hemen başka bir espri patlattım. Off bu gün tam formumdayım ha. Nasıl gülüyor kankam. Tuvalette geçen uzun süreden sonra çıktım dışarı. Omzuna kolumu attım kankamın. “Bana Gabriel derler. Sen de öyle de. Nerede çalışıyo’n? Hogwarts mı? Vay be. Zihnimi kendim yönlendirdiğimden okula falan gitmedim ben.” dedim. Espri sandı yine güldü bu. Oysa ki doğru söylüyorum. Amerika’da Hogwarts mı vardı da gittik? Orada başka bir şey var da. İşte bazı piçler yüzünden okuyamadık.

Diğer tezgaha götürdüm bunu. “Harbi diyorum.” dedim. “Şu domuzu ne kadara satıyorsun? Bağlı bana bahanesini yemem ben. Domuzu yerim. Tehehe, komikti dimi. Harbi komik adamım. Gel şu tezgahtan da içelim. Yine cırcır olursam yıkacağım sonraki tezgahı ha.”

Rolled 1d8 : 2, total 2

41
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Mag Mell Özel Standı
« : 05 Şubat, 2022 01:13:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Kermes dediler geldik. Burada ceplenecek bir şeyler var sanırım. Mag&Mell yazısını görünce eski bir dosta selam vermek için uğramaya karar verdim. Burayı hala kapatmadılar mı ya balo fiyaskosundan sonra? Yaklaştım bu tezgaha. İçkileri veren genç kıza kovboy şapkamın önünü hafif aşağı indirerek selam verdikten sonra, “Sahibeye benden çok selamlar.” dedim. Bir tane şerbet kaptıktan sonra yanımda duran uzun saçlı adama baktım. Yanında uçan ve dumanlar saçan bir kafatası vardı.

“Ne kadara satarsın bunu?” dedim.

Satamayacağını, birbirlerine bağlı olduklarını söylediğinde de “Hmm...” diye bir ses çıkarıp diktim kafaya şerbeti.

"Buluruz bi yolunu ya." dedim bardak bitince. Oh bebeğim, o kafatası benim olacak.[/justify]

Rolled 1d8 : 5, total 5

42
Yetişkin Postası / Das | Baykuşhane
« : 01 Şubat, 2022 00:04:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »


Şşş, İbo! Bak çok kötü düşen.
Mektup atın buradan işte.

43
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 25 Ocak, 2022 12:52:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Süzülmemi 6 GP ile seviye 2 yapacağım. Biraz çalışıp 23'üne kadar 3. seviye yapmayı nasip et merlin

Poşet de alacağım. 0,25 GP

Buna ek, 7 GP karakter hakkı almak istiyorum.

44
Kurgu Kutusu / [Kurgu] Das
« : 23 Ocak, 2022 21:34:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Efendim merhabalar. Das'cığıma kurgu rica edeceğim.

Şimdi hatırlatırım toplantı sırasında Wolfgang adında uyuz bir herif bana düello şapmıştı. Horoz gibi birbirimize girmemiz Das'a uygun olmadığından reddetmiştim. Bu karakter GM+flörtüm el birliği ile oluşturulduğu için ben kafama göre rp yazmak ve bu adamı dövmek falan istemiyorum. Bu yüzden kendisini daha ayrıntılandırarak şöyle hoş bir nemesis yaparsanız ben bunu rplerimde kullanabilirim. Hatta şurada şurada bulabilirsin derseniz de gider pislik yaparım. Hoj olur. Zar da atarım keko fark etti mi? Fail oldum mu vs vs eğleniriz.

Tnx


Edit: Model de koyarsanız ileride fanart çizerim askldjfklşas

45
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 17 Ocak, 2022 01:52:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Süzülmemi 6 GP ile seviye 2 yapacağım. Biraz çalışıp 23'üne kadar 3. seviye yapmayı nasip et merlin

Poşet de alacağım. 0,25 GP

Sayfa: 1 2 [3] 4 5