17 Nisan, 2026 09:31:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Eurus Medea Soleil

Sayfa: [1]
1
Kara Göl / Athelia
« : 23 Şubat, 2022 13:05:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[youtube width=500]https://www.youtube.com/watch?v=xXFdnHiGwos[/youtube]

༻✦༺  ༻✧༺ ༻✦༺

Sahne ışığı bulutların arasına saklanmış aydan yansıyordu; duman, geceyi kaçırmamak için sessizce yükselen duman, peri tozu gibiydi, arasında kol gezen ve denetleyen kül ise Tinker Bell'den başkası olamazdı bu durumda. Peter Pan'a uçmayı öğretiyormuşçasına ay ışığında yükseliyor, yükseliyor, yükseliyordu; kahkahaları Athelia'nın derin nefesinde yankılanır ve kül parçaları ağacın yapraklarına ulaşacağa, hatta daha da ötesine ilerleyeceğe benzerken bir anda gülümsemeyi unuttu ve dalından ayrılan bir yapraktan da hallice çimenlere ilerledi, birkaç saniye içinde toprak zemini boylayacaktı. Bu döngü sona ermemişti ki Athelia sigarasını kavrayan parmaklarını gevşetti ve bir nefes daha çekti; duman sararmış tırnaklarından başlayan yolculuğuna doğru acele etti.

Birkaç adım uzakta, belki daha da uzakta, genç kızın istese bile ardını göremeyeceği sisin arkasında saat hafifçe çınladı; devasa akrep yelkovanı geçmenin haklı sevinciyle bir anlığına titredi ve çok daha uzun sürmüş gibi hissettiren o saniyenin ardından tik'ler tak'lamaya, Athelia dikkatini sigarasına yöneltmeye devam etti. Onu izleyen ve ceza verene kadar ne kadar süre geçeceğini bilemeyen, kendine sinirlenen Eurus ise saklandığı ağacın arkasında huzursuzca kıpırdandı; soluk gözlerinde tuhaf bir bakış vardı.

Athelia'da tacını kaybetmiş bir kraliçe güzelliği sezmişti; oraya gelirken her adımında zarafetiyle devriliyordu çimenler, geçmesi için yol açıyorlar, bir çeşit geçit oluşturuyorlardı; onu kırmak, zarar vermek istemezmiş gibi bir halleri vardı. Mor gözleri gerçek dışı bakışlarıyla aydınlanıyordu ve yüzünün geri kalanı bir ölününki kadar solgun, ancak o kadar cansız olsa da güzelliği reddedilemez bir gerçekti, ay ışığı güçlendikçe onun suratı da elle çizilmişe benzeyen bir ihtişamla parlıyordu. Gözlerinin buluşma talihine eriştiği her insan hiç şüphesiz ona aşık olacaktı; sigarasını ince parmakları arasında çevirme şekline, solgun bir kırmızıya boyadığı dudaklarına değdirirken içeri çektiği yanaklarına, pürüzsüz teninin altında yükselen elmacık kemiklerine tapmak isteyeceklerdi. Ve Eurus onu süzerken hayatında ilk defa kıskançlığın ekşi hissini duymuş; yüzünü bulamasına, gözlerini nefretle kısmasına göz yummuştu.

Athelia güneş ortalarda görünmediğinde, vardiyası sonlandığında ve boşluktan başka bir şey barındırmayan gök bulutlarla kaplandığında her şeyin ne kadar sessiz olduğunu fark etti. Bacağını biraz bile kıpırdatsa toprağın yumuşak devrilişini, göldeki her şapırtıyı, yapraklar arasında gidip gelen hafif esintiyi duyuyordu; işaret parmağıyla küllerini dökmek için sigaraya bastırdığında dokunuşunun sesini, dumanı ciğerlerine kabul ederken çıkan çıtırtıyı işitiyordu ve bu koşullar altında ondan biraz uzakta duranı, ses çıkarmamaya çalışmasına rağmen onu ele veren nefeslerini de fark ediyordu. Ortaya çıkma niyetinin olduğunu ancak cesaretini toplayamadığını, belki de ona ne söyleyeceğini bilemediğini de anlamıştı. Ama bu durum sinirini bozması gerektiği kadar bozmuyordu. Hoşuna gidiyor denebilirdi bile, ilgisini çekmişti.

"Kendine eziyet etmesene," diye seslendi kafasını çevirmeden. "Burada daha bir sürü yer var."

Eurus sesli bir nefes verdi. Nefesi sisle kaplanmış havada birkaç saniye asılı kaldı, hayır, börtü böceğin gezdiği iğrenç toprağa oturmayacağım düşüncesinin beyninde gelişip sesli bir reddedişe dönüşmesine izin verecek kadar uzun bir süre geçti aradan. Athelia cevap olarak güldü.

Sigarayı fiyakalı hareketlerle çimene bastırdıktan sonra ayaklandı, eteğinden börtü böceği silkelerken bir yandan gülüşünün sırıtışa, ardından birkaç dakika önceki ifadesizliğe dönüşmesine göz yumdu. Hareketleri ağır ve nazikti, ama bakışları, parlak gözlerinden ayrılarak karanlığa meydan okuyan bakışları son derece çocuksuydu; Ravenclaw cübbesinin yenini yırtarak yaptığı bileklik incecik bileklerini gizlerken saçlarını da aynı zarafetle düzeltti. Ardından Eurus'un kıpırtısız onu beklediği ağaca doğru ilerledi, çatılmış kaşlarından titremesine neden olan geceliğine kadar her şeyi inceledi. "Aramızda kalsın, olur mu?"

"Adın ne?" dedi Eurus, onu duymamış gibi. "Bölüm başkanına seni elbette şikayet edeceğim, bir isim de lazım olabilir."

"Beni şikayet etmeyeceksin."

"Öyle mi?"

"Öyle."

"Niyeymiş o?"

"Beni şikayet edecek olsan çoktan ederdin de o yüzden. Moron gibi yarım saat boyunca bir ağacın yanına çöküp n'apıyordun, sigara içmeyi mi öğreniyordun?"

Athelia'nın bakışları ve sesi öyle aşağılayıcıydı ki "moron" kelimesi onun ağzından çıkmak için fazla nazik, fazla yumuşak gelmişti; zarafetini bir anda kenara bırakmış da değildi, kafasına kitap konulsa sırıtmayacak kadar iyi korumuştu duruşunu. Ve yüzündeki sırıtış dudaklarını kenara çekmiş, birkaç çilin pürüzsüz teninin etrafında parladığı yanaklarını oynatmıştı; her nasılsa, bu bir insanda nasıl mümkün olabilirse, o sırıtış da kolaylıkla iltifatın ardından gelen bir samimiyet ifadesi olarak algılanabilirdi. Eurus büyülenmişti. Kendi öfkesini koruyamayacak kadar büyülenmişti hatta.

"Bir anlığına büyüleyici güzelliğin dikkatimi dağıttı." Bakışları alaylı sözlerinin doğruluğunu itiraf edercesine yumuşamıştı, kaşlarını çatılı tutmakta zorlanıyordu.

Athelia yine güldü. Yaptığı etkinin farkında olan birinin gülüşüydü bu, yüreğinde pır pır atan bir egonun gizli gösterişiydi. Çünkü gülerken bile gözlerindeki bakış aynı kalmış, etrafında yayılan enerji biraz olsun değişmemişti. Üzerinde soluk, yaprakları dökülmüş bir gülün özenle çizildiği çakmağını çıkarırken bir sigara da Eurus'a uzattı, muzır gülümseyişi yine canlanmıştı. "Sinirlerini yatıştırıyor. İnan bana," diyerek yaktı kendisininkini.

Eurus gergin tutuşunun kurbanı dalı kırarken Athelia çoktan arkasını dönmüş, oturduğu yere doğru ilerlemişti. Bu defa diğeri de peşinden gitti. Athelia gülümseyişini bir anlığına bile düşürmeden elindekini uzattı, kendisine yeni bir tane yaktı. Genç kız ilk nefesini çekerken onu izledi ve ekledi: "Ben Athelia bu arada."

2
Öğrenci Postası / Eurus Medea Soleil | Baykuşhane
« : 01 Şubat, 2022 02:11:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

───── ❝ 𝐬𝐚𝐝𝐞𝐜𝐞 𝐳𝐨𝐫𝐮𝐧𝐥𝐮𝐥𝐮𝐤𝐭𝐚 ❞ ─────

3
Hastane Kanadı / İki Aşığın Gözyaşları
« : 31 Ocak, 2022 18:15:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Eurus Ares'e aşıktı ama bunu asla itiraf edemezdi. Ona aşıktı ama göz göze geldiklerinde karnında kelebekler uçuşmazdı. Ona aşıktı ve ne zaman yanında olsa kalbi huzur bulurdu. Ve çılgınlıkla dolup taşan zihniyle, kızın huzurlu bir kalbe ihtiyacı vardı. O bunu ona verdi ve Eurus bunu ancak onu terk ettiğini düşündüğünde fark edebildi.

Heyecanlı, nefes nefese kalmış birinci sınıflar Hastane Kanadında tedavi gören Ravenclaw'ın halini ortak salonda dönecek bir fısıltıyla anlattıklarında Eurus şöminenin karşısına oturmuş, ​İlyada'yı okuyordu. Yasak Orman'a girme aptallığını gösterebilecek tek bir Ravenclaw tanıyordu ve dudaklarından dökülen birkaç lanet sözcüğünün ardından zindanlardan ayrılırken zihni bomboştu. Kalbi, öte yandan, delicesine atıyor, göğsünden fırlamaya çalışıyormuşçasına kemiklerini sızlatıyordu ve koşmayı kesip nefeslenmezse Hastane Kanadındaki sevgilisine katılacağını haykırıyordu.

"İyi ama neden onu göremiyorum?" diye sordu. Yeri dövüyormuşçasına salladığı sağ ayağı ve alıp verdiği derin nefesler arasında, olur da öfkesi kendini yeterince belli edemez diye alnında bir damar atmaya başlamıştı; yüzünün geri kalanı mimiksiz, insanca hislere son derece uzakken alnı gerçek duygularını ele veren tek parçasıydı. Zindanlardan Hastane Kanadına kadar olan bütün yolu koşmuş, merdivenlerden çıkarken neredeyse uçmuştu (portrelerden biri ikişer - üçer çıktığı için fark etmediği merdiven değişimini aceleyle bağırmıştı) ve şimdi şifacıyı bile görmesine izin vermeyen bir cadı karşısında dikiliyordu.

"Bazı testler yapılıyor."

"Testleri yapan şifacıyla da görüşmek istiyorum."

"Görüşeceksiniz."

"Tanımadığım biri sevgilimin üstünde çalışıyor," dedi iğneleyici bir sesle. Şifacıyı tanıyordu. "Onunla konuşmaya hakkım var."

"Konuşacaksınız."

"Onu koyacağınız bölümü de görmek istiyorum."

"Göreceksiniz."

"Ve yapacağımı söylemeyi bırakın. Tam bir cümle kurun, Merlin aşkına!" Gecenin o saatinde koridorda biri kaldıysa bile Eurus'un bağırışından sonra yatakhanesine doğru koşuşturmuştu.

Genç kadın buna karşılık olarak göz devirdikten sonra yardımına ihtiyacı olup olmadığını sormak üzere şifacının yanına döndü, Eurus'un hemen peşine takıldığını fark edememişti tabii. "Hogwarts'tan mezun oldunuz mu?"

"Şifacı işini bitirmeden giremezsiniz!"

"Sadece düzgün bir okuldan mezun olup olmadığınızı merak ediyorum! Burası hastane kanadı İngiltere Gizli Servisi değil."

"Şifacı!" İçeri doğru seslenmişti, ama Eurus'u geri çekmek için bu basit hareketten fazlası gerekiyordu belli ki.

"Eminim düzgün bir diplomanız da yoktur, değil mi? Yoksa şifacı olan siz olurdunuz, ama hayır, burada onun kuyruğu gibi geziyor ve gerçekten bir şeyler becermeye çalışan öğrencilere patronluk taslıyorsunuz, bana kalırsa aşağılık- "

"Bakın, bunun sizin için zor olduğunu biliyorum ama şifacının işini bitirmesini beklemezseniz- "

"Ne? Ne yapacaksın?" Saygıyı boş vermişti, artık düpedüz çığlık atıyordu. "Burada seksen yaşındaki bir kadının işini bitirmesini beklemediğimde cezamın ne olacağını en küçümseyici ses tonunda duymak istiyorum. Bambu filizleri olacak mı? Yerde karanlık, derin bir delik peki? Veya ayak parmaklarımı kemiren fareler?"

Elli yaşını doldurmamış şifacı teslim olmuş bir ifadeyle kapıları açmak için tam da o anı seçti. "Korkarım yara izini- " Eurus, öte yandan, saatlerdir çatmayı bekleyen bir fırtına gibi, şifacıyı ezip geçti ve bilincine yeni yeni kavuşan Ares'in yanına doğru ilerledi. Ve gözleri biricik sevgilisini bulduğunda fırtına yerini hafif bir esintiye bırakmışçasına durakladı, dudakları titreyerek aralandı.

"Hassiktir."

4
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Eurus Medea Soleil
« : 24 Kasım, 2021 21:28:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Eurus Medea Soleil

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Acımasız derecede dürüst, saldırgan, akıllı ve çalışkan biridir Eurus; yoluna çıkmaya cürret edebilecek herkesi ezmeye istekli bir fırtına gibidir; başta kendisi ve etrafındakiler olmak üzere basitçe bütün dünyaya karşı mükemmeliyetçidir ve büyürken alıştığı lüksü her yerde görmeyi bekler. Bir şeyi kafasına koydu mu bir anda uyumak, yemek gibi insancıl ihtiyaçlar da dahil olmak üzere her şey anlamını yitirir ve hedefe odaklı ilerler, asla da vazgeçmez, kimsenin vazgeçirmesine izin vermez. Ondan daha akıllı ve başarılı olduğunu kabul ettiği herkese karşı saygılıdır (saygıyı karşısındakinin yaşına göre ayarlamak gibi tuhaf bir alışkanlığı olsa da), aynı saygıyı kendisinin de hak ettiğini ve etrafındakilerin bunun farkına varması gerektiğini düşünür. Son derece sabırsız olmasının yanı sıra insancıl her şeyden belli bir miktar tiksinti duyar.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Birbiriyle sahneledikleri dramaya kızlarından daha fazla zaman ayırmaları dışında oldukça iyi ve (eh) sosyetik bir ailedir Eurus'un mensubu olduğu; ne bir kardeşi ne de görüşebildiği akrabası vardır; annesi, annesinin arkadaşları, babası, babasının arkadaşları ve elbette dadı etrafında şekillenir küçük dünyası. Ağırbaşlı yetiştirilmesine rağmen kolayca kaybettiği sabrı tamamen annesinden ve onun düzenli olarak kovup yenisini işe aldığı hizmetçilerinden gelmiştir; işlerin nasıl yürütüldüğüne dair öğrendiği tek şeydir biraz gürültü ve ne komiktir ki gerçekten işe yaramaktadır. Hogwarts konularının muhtemelen bir yıl kadar önünde başlar okula ve hiç kimsenin notlarını onunkilere yaklaştırmasına ve koridorda karşılaştıklarında gülümsemesine müsaade etmez, düşman gördüğü kişilere karşı savaş taktikleri benimser, okulun çoğunun ondan nefret etmesini hayat gayesi belirlediğini sananlar bile olmuştur. Irkçılıktan, hiçbir çaba sarf etmeden iyi yerlere gelenlerden, aptallardan, mutsuz insanlardan, yüksek ve tiz seslerden, kir ve tozdan, düzensizlikten, mutlu insanlardan, çocuklardan ve sarı renginden nefret eder. Ama, bilirsiniz, içinde bir yerlerde sevgi dolu olduğu umudunu besleyenler hep çıkar.

İstediğiniz Sınıf: VI

Karakterinizin SBD Sonucu: Çalışıp didindiği, mola olsun diye biraz daha çalışıp didindiği ve günü çalışıp didinerek kapattığı için SBD'leri tek bir ders dışında Olağanüstü gelir; uygulama sınavında şapkasını uçurduğu ve kontrolünü mükemmelen yitirdiği gözlemcisiyle Tılsım'dan Beklenenin Üstünde ile geçer.

İstediğiniz Bina: Slytherin

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 5
Lanet Gücü: 7
Tılsım Gücü: 1
İksir Gücü: 8

Sayfa: [1]