1
Birleşik Krallık / Ynt: Minik Kedicik
« : 15 Eylül, 2022 22:00:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
7.Cadde Strange barında, Kara Büyü yapabilen bir büyücü var, adı Ecthelion. İlk düşüncesiyle, Maedhros bunun büyük bir yalan olduğunu biliyordu.
İkinci düşüncesiyle de, yapacak işi yoktu ve neden olmasındı. O yüzden tamamen giyinmiş, aslında birçok insana göre giyinmiş sayılmazdı çünkü pantolonunun dizleri acayip derecede yırtıktı, ve şimdi gecenin neredeyse siyaha boyadığı sokaklardan geçerek, sokak lambalarının loş ışığı eşliğinde söylenilen bara doğru gidiyordu. 14 yaşındaki bir çocuk için, özellikle de bu saatte, değil bara gitmek dışarıda olmak bile pek uygun bir şey sayılmazdı ama Maedhros bu konuda onu azarlayacak bir ailesi yoktu, okul dönemi olmadığı için profesörler yokluğunu fark edip binasından puan kırmazlardı ve korkunç derecede canı sıkılıyordu. Üstelik, yazın başından beri bir hayvana dönüşebilmek için uğraşıyordu fakat bir nedenden dolayı sürekli başarısız oluyordu. Eğer şanslıysa -ki değildi- söylenen büyücüyü bulabilir ve belki onunla konuşabilirdi. Adamın manyağın teki çıkma olasılığı da vardı çünkü Kara Büyü çokta sağlıklı ya da iyi niyetli sayılmazdı ama evet, Maedhros uzun zamandır başını her zaman yaptığı gibi belaya sokmamıştı ve verdiği aptalca kararlara bakılırsa zamanı gelmiş olmalıydı.
Bara ulaşamadan soyulma ya da öldürülme ihtimali bile vardı ki, küçük olsa da hiçbir zaman kavga etmekten çekinmemişti ya da korkmamıştı, belki sonu dayak yemek ya da yaralanmak olsa bile en azından kötü bir geceydi deyip geçiştirebileceği bir şeyler edinmiş olurdu. İşte bu kadar çok sıkılıyordu.
Neredeyse yürümeyi unutmuş birkaç sarhoş dışında bara gelene kadar kimseyle karşılaşmadı bile. Ve nedense, barı gördüğü gibi içi korkunç bir kararlılıkla doldu çünkü çok yakındaydı... Elbette sorun çıkacaktı. İki tane sarışın adam, biri daha açık renkli olmak üzere, onların da canı sıkılmış olmalıydı çünkü Maedhros'a küçük olduğunu, sadece basıp gitmesini söylemek yerine barın içine ittiler. Gülüşmelere ve söylenmelere her ne kadar sinirlenip arada bir itiraz etse de, en azından barın içine girmeyi başarmıştı. Biranda kendini olduğundan daha sıkılmış, gerilmiş ve hatta korkmuş buldu, ki bu daha da can sıkıcıydı. Alice ne diyordu? Pozitif düşün, çıkış bulursun.
Tabii şimdi Alice upuzun boyuyla gelip, güzelliğinden hiç beklenmeyen bir hareketle iki gerizekalı sarışın herifin suratına da yumruk atamazdı, eğer yapması gerekirse Maedhros bunu kendisi yapmak zorunda kalacaktı. İlk defa kaçak bir şekilde bara girmiyordu sonuçta ama barın boş olması avantaj mıydı, değil miydi tam karar veremedi. Ayrıca çok güçlü bir büyücü, böylesine iki embesil herifi olduğu barda çalıştırır mıydı, onu da bilemiyordu. Tam yumruklarını sıkmıştı ve geçilen dalgalardan sıkılmıştı ki, çıkan sesin geldiği yöne baktı. Oldukça uzun biri piyanoya yaslanmış, hatta biraz rahatsız bir pozisyonda yaslanmış, onlara dönmüştü. Maedhros yüzünü sigaranın dumanından göremese de, ışıkta parlayan gözlerin doğrudan yanındaki adamlara baktığını seçebiliyordu. Adamların aniden hali ve tavrı değişmişti, daha gergin ve ne yapacaklarını bilemiyor gibilerdi.
Siyah saçlı çocuk kaşlarını çattıysa da, neredeyse gülecekti çünkü... Piyanoya yaslanmış olan kişi de oldukça yaşlıydı aslında, en azından vücudu öyle söylüyordu. Sonra aklından aslında bahsedilen büyücünün bu adam olup olmayacağı geçti ama olamazdı herhalde? Biri barın içine girmeye çalışırken yakaladıklarını söyledi, halbuki Maedhros direkt olarak bara yürümüştü ve onu içeri kendileri sokmuşlardı. Şimdi de kollarından tutmuş, onu bu ilginç şekilde sarı gözleri gözleri olan adama doğru götürüyorlardı. Maedhros kendini çekiştirip durdu çünkü yürümesini söyleselerdi yapabilirdi, kimse tarafından taşınmaya ya da daha fazla çekiştirilmeye ihtiyacı yoktu ama kendisini kurtarana kadar sahneye gelmişlerdi bile zaten. Şimdi suratını daha net görebildiği bu sarı gözlü adam yüzünden karnında tuhaf bir his oluştu ve tüm vücut ısısı yanaklarına hücum etti. Maedhros içinden küfür edip gözlerini sigaranın üstüne dikti, bir yandan da yanaklarının kızarmaması için dua ediyordu ama bildiği üzere şanssızdı ve beyaz teni büyük ihtimalle çoktan kızarmıştı.
İki gerizekalıyı sahte özgüvenlerinden çekip alan sarı gözlü bu adam Maedhros'un uzun süre suratına bakabilmesi için fazla kusursuzdu. Sigara dudaklarının arasından kurtulup bacağına doğru ilerleyince, Maedhros neredeyse sigarayı yakalamak için hamle yapacaktı fakat yalnızca bacağının seğirmesiyle olduğu yerde kalmayı başardı. Piyano başında oturan adam sertçe izmariti ezdiğinde Maedhros irkildi ve dudağını ısırdı ama kıpırdamadı.
"Gidin." Adamın sesini duyunca burnundan nefesini verip gözlerini kapattı, adamlar gitmemiş olacaktı ki aynı ses daha sinirli bir şekilde kulaklarında yankılandı, "Gidin." Bu sefer boş salonda yankılanan aceleci ayak seslerini duydu, çok geçmeden de kapı kapandı. Zincir sesini duyana kadar gözlerini açmamıştı ve şimdi, siyahlar içindeki adamın kendi boyuna gelebilmek için eğildiğini, göz göze gelebilmek için de boynunu oldukça rahatsız bir pozisyona soktuğunu görebiliyordu. Hala ısırdığını fark ettiği dudağını sonunda bıraktı ve biraz sakinleşmeyi bekledi. Korkmamıştı, hatta neredeyse hiç ama etkilenme boyutu hiçbir şey olmamış gibi davranmak için çok fazlaydı. Neyse ki normal şartlarda ifadesi çok değişmeyen bir insandı -eğer yanakları kızarmadıysa tabii- o yüzden belki sadece korkmuş görünmüştü.
"Senin gibi minik bir pisi pisinin şehrin bu kısmında ne işi var?"
Korkmuş görünmeyi tercih ederdi zaten. "Birini arıyordum." dedi, sesi beklediğinden daha ilgisiz ve pürüzsüz çıkabildiği için zihninde kendini tebrik etti ve pisi pisiyi duymazdan gelmeye çalıştı, "Yani, büyük ihtimalle bir söylentiden ibaret ama burada olduğuma göre... Uh, Ecthelion adında bir büyücü, uzun zamandır animagus olmaya çalışıyorum, belki yararlı bir şeyler edinirim diye..." Kendi kendine gözlerini kıstı ve sesi yavaşça öldü, çünkü şuanda tüm bunları büyük ihtimalle Ecthelion olmayan birine anlatıyordu. "Dalga geçeceksen, bence yeterince geçtiler." dedi kapıya kısa bir şekilde göz atarak ama yalnızca ikisi kalmıştı.
İkinci düşüncesiyle de, yapacak işi yoktu ve neden olmasındı. O yüzden tamamen giyinmiş, aslında birçok insana göre giyinmiş sayılmazdı çünkü pantolonunun dizleri acayip derecede yırtıktı, ve şimdi gecenin neredeyse siyaha boyadığı sokaklardan geçerek, sokak lambalarının loş ışığı eşliğinde söylenilen bara doğru gidiyordu. 14 yaşındaki bir çocuk için, özellikle de bu saatte, değil bara gitmek dışarıda olmak bile pek uygun bir şey sayılmazdı ama Maedhros bu konuda onu azarlayacak bir ailesi yoktu, okul dönemi olmadığı için profesörler yokluğunu fark edip binasından puan kırmazlardı ve korkunç derecede canı sıkılıyordu. Üstelik, yazın başından beri bir hayvana dönüşebilmek için uğraşıyordu fakat bir nedenden dolayı sürekli başarısız oluyordu. Eğer şanslıysa -ki değildi- söylenen büyücüyü bulabilir ve belki onunla konuşabilirdi. Adamın manyağın teki çıkma olasılığı da vardı çünkü Kara Büyü çokta sağlıklı ya da iyi niyetli sayılmazdı ama evet, Maedhros uzun zamandır başını her zaman yaptığı gibi belaya sokmamıştı ve verdiği aptalca kararlara bakılırsa zamanı gelmiş olmalıydı.
Bara ulaşamadan soyulma ya da öldürülme ihtimali bile vardı ki, küçük olsa da hiçbir zaman kavga etmekten çekinmemişti ya da korkmamıştı, belki sonu dayak yemek ya da yaralanmak olsa bile en azından kötü bir geceydi deyip geçiştirebileceği bir şeyler edinmiş olurdu. İşte bu kadar çok sıkılıyordu.
Neredeyse yürümeyi unutmuş birkaç sarhoş dışında bara gelene kadar kimseyle karşılaşmadı bile. Ve nedense, barı gördüğü gibi içi korkunç bir kararlılıkla doldu çünkü çok yakındaydı... Elbette sorun çıkacaktı. İki tane sarışın adam, biri daha açık renkli olmak üzere, onların da canı sıkılmış olmalıydı çünkü Maedhros'a küçük olduğunu, sadece basıp gitmesini söylemek yerine barın içine ittiler. Gülüşmelere ve söylenmelere her ne kadar sinirlenip arada bir itiraz etse de, en azından barın içine girmeyi başarmıştı. Biranda kendini olduğundan daha sıkılmış, gerilmiş ve hatta korkmuş buldu, ki bu daha da can sıkıcıydı. Alice ne diyordu? Pozitif düşün, çıkış bulursun.
Tabii şimdi Alice upuzun boyuyla gelip, güzelliğinden hiç beklenmeyen bir hareketle iki gerizekalı sarışın herifin suratına da yumruk atamazdı, eğer yapması gerekirse Maedhros bunu kendisi yapmak zorunda kalacaktı. İlk defa kaçak bir şekilde bara girmiyordu sonuçta ama barın boş olması avantaj mıydı, değil miydi tam karar veremedi. Ayrıca çok güçlü bir büyücü, böylesine iki embesil herifi olduğu barda çalıştırır mıydı, onu da bilemiyordu. Tam yumruklarını sıkmıştı ve geçilen dalgalardan sıkılmıştı ki, çıkan sesin geldiği yöne baktı. Oldukça uzun biri piyanoya yaslanmış, hatta biraz rahatsız bir pozisyonda yaslanmış, onlara dönmüştü. Maedhros yüzünü sigaranın dumanından göremese de, ışıkta parlayan gözlerin doğrudan yanındaki adamlara baktığını seçebiliyordu. Adamların aniden hali ve tavrı değişmişti, daha gergin ve ne yapacaklarını bilemiyor gibilerdi.
Siyah saçlı çocuk kaşlarını çattıysa da, neredeyse gülecekti çünkü... Piyanoya yaslanmış olan kişi de oldukça yaşlıydı aslında, en azından vücudu öyle söylüyordu. Sonra aklından aslında bahsedilen büyücünün bu adam olup olmayacağı geçti ama olamazdı herhalde? Biri barın içine girmeye çalışırken yakaladıklarını söyledi, halbuki Maedhros direkt olarak bara yürümüştü ve onu içeri kendileri sokmuşlardı. Şimdi de kollarından tutmuş, onu bu ilginç şekilde sarı gözleri gözleri olan adama doğru götürüyorlardı. Maedhros kendini çekiştirip durdu çünkü yürümesini söyleselerdi yapabilirdi, kimse tarafından taşınmaya ya da daha fazla çekiştirilmeye ihtiyacı yoktu ama kendisini kurtarana kadar sahneye gelmişlerdi bile zaten. Şimdi suratını daha net görebildiği bu sarı gözlü adam yüzünden karnında tuhaf bir his oluştu ve tüm vücut ısısı yanaklarına hücum etti. Maedhros içinden küfür edip gözlerini sigaranın üstüne dikti, bir yandan da yanaklarının kızarmaması için dua ediyordu ama bildiği üzere şanssızdı ve beyaz teni büyük ihtimalle çoktan kızarmıştı.
İki gerizekalıyı sahte özgüvenlerinden çekip alan sarı gözlü bu adam Maedhros'un uzun süre suratına bakabilmesi için fazla kusursuzdu. Sigara dudaklarının arasından kurtulup bacağına doğru ilerleyince, Maedhros neredeyse sigarayı yakalamak için hamle yapacaktı fakat yalnızca bacağının seğirmesiyle olduğu yerde kalmayı başardı. Piyano başında oturan adam sertçe izmariti ezdiğinde Maedhros irkildi ve dudağını ısırdı ama kıpırdamadı.
"Gidin." Adamın sesini duyunca burnundan nefesini verip gözlerini kapattı, adamlar gitmemiş olacaktı ki aynı ses daha sinirli bir şekilde kulaklarında yankılandı, "Gidin." Bu sefer boş salonda yankılanan aceleci ayak seslerini duydu, çok geçmeden de kapı kapandı. Zincir sesini duyana kadar gözlerini açmamıştı ve şimdi, siyahlar içindeki adamın kendi boyuna gelebilmek için eğildiğini, göz göze gelebilmek için de boynunu oldukça rahatsız bir pozisyona soktuğunu görebiliyordu. Hala ısırdığını fark ettiği dudağını sonunda bıraktı ve biraz sakinleşmeyi bekledi. Korkmamıştı, hatta neredeyse hiç ama etkilenme boyutu hiçbir şey olmamış gibi davranmak için çok fazlaydı. Neyse ki normal şartlarda ifadesi çok değişmeyen bir insandı -eğer yanakları kızarmadıysa tabii- o yüzden belki sadece korkmuş görünmüştü.
"Senin gibi minik bir pisi pisinin şehrin bu kısmında ne işi var?"
Korkmuş görünmeyi tercih ederdi zaten. "Birini arıyordum." dedi, sesi beklediğinden daha ilgisiz ve pürüzsüz çıkabildiği için zihninde kendini tebrik etti ve pisi pisiyi duymazdan gelmeye çalıştı, "Yani, büyük ihtimalle bir söylentiden ibaret ama burada olduğuma göre... Uh, Ecthelion adında bir büyücü, uzun zamandır animagus olmaya çalışıyorum, belki yararlı bir şeyler edinirim diye..." Kendi kendine gözlerini kıstı ve sesi yavaşça öldü, çünkü şuanda tüm bunları büyük ihtimalle Ecthelion olmayan birine anlatıyordu. "Dalga geçeceksen, bence yeterince geçtiler." dedi kapıya kısa bir şekilde göz atarak ama yalnızca ikisi kalmıştı.