17 Nisan, 2026 09:30:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Seth Carter

Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8 9
91
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Gwyndolin Lowell Sorgusu
« : 07 Şubat, 2022 05:16:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Düşünseli... konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Sihirsel Yaptırım Dairesi çalışanlarının ve Seherbazların katılımına açıktır.

Cwénhild Muirghéal'in çok yakın arkadaşı olan Hogwarts profesörü Gwyndolin Lowell'in sorgulanacağı konudur. Muirghéal ile yakınlıkları bilinmektedir. Lowell'in, Carmilla S. ile diyalog halinde olması bir ihtimal dahilindedir. Bulgularınızı soruşturma konusuna özetlemeniz önemle rica olunur.

Gwyndolin Lowell okuldan Bakanlık'a getirilmiştir. Bu konuya yazması zorunludur. Sorgulandıktan sonra eğer aksini gerektirecek bir durum söz konusu olmazsa gitmekte özgürdür.

92
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Mirabelle Starlight Sorgusu
« : 07 Şubat, 2022 05:06:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Düşünseli... konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Sihirsel Yaptırım Dairesi çalışanlarının ve Seherbazların katılımına açıktır.

Carmilla S adı altında icraatlarına devam eden Cwénhild Muirghéal'in kızı olduğu öğrenilen Hogwarts öğrencisi Mirabelle Starlight'ın sorgulanacağı konudur. Bir anne olarak Muirghéal kızını bir çok kez ziyaret ettiği bilindiği için Starlight'ın, Carmilla S. ile diyalog halinde olması bir ihtimal dahilindedir. Bulgularınızı soruşturma konusuna özetlemeniz önemle rica olunur.

Mirabelle Starlight okuldan izin alınarak Bakanlık'a getirilmiştir. Bu konuya yazması zorunludur. Sorgulandıktan sonra eğer aksini gerektirecek bir durum söz konusu olmazsa Hogwarts'a geri götürülecektir.

93
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Düşünseli...
« : 07 Şubat, 2022 04:23:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Hayır! Hayır!

“Hayıııır!” Kafamı düşünseliden çıkartıp geriye doğru attım kendimi. Yere kıçımın üstüne oturduktan sonra ellerimi yüzüme kapatıp ağlamaya başladım. Baş Seherbaz Egnast Twinkle düşünselinin yanında bir kaç saniye bekledikten sonra yanıma gelip omzuma elini koydu. Devam etmem gerekiyordu ancak görmek istemiyordum. “Bunu onlara ödeteceğim.” diyordum. “Hepsine. Orada kim varsa-” Sözümü bitirmeme izin vermedi Baş Seherbaz. Devam etmem için yüreklendirdi beni. Benim cesur bir adam olduğumu söylediğinde ellerimle yüzümü sildim. Cesurdum, hep cesur olmuştum ama bu çok değil miydi? Nasıl bir günah işlemiştim de bu görüntüler layık görülmüştü bana?

Daha bu sabah baykuş bırakmıştı içinde kabus niteliğinde bir anı taşıyan kutuyu. Ben de Cwénhild öldüğünden beri eve sadece haftada bir yıkanmak, üstümdekileri değiştirmek için uğrar hale gelmiş olduğumdan bir çalışanı evden kıyafet alması için yollamıştım. Geri geldiğinde bu kutuya çok benzeyen bir kutunun komidinimin üstünde olduğunu söyledi. Üstündeki tozlardan çok önceden beri orada olduğunu anlasam da nasıl gözümden kaçtığını anlamamıştım. Ruh gibi gezindiğim için olabilir. Cwénhild’i Stonehenge’de gördükten sonra sanki tekrar doğmuş gibi hissediyordum. Bu yüzden daire başkanlığını kabul ettim ve derhal soruşturmaları hızlandırdım. Artık tüm daire harıl harıl çalışıyordu. Bu bazı kişiler için fazla iş olduğu için sorun çıkartmışlardı ancak bir kaç hediye ile gönüllerini almıştım. İçim kan ağlarken insanlara gülümsemek, onlara iyi davranmak zordu ama bu kendimi bildim bileli sahnelediğim bir oyundu. Seth Carter iyi bir adamdı. İnsanları umursardı. Doğruya doğru. Her zaman mutluydu, insanların sorunlarını dinleyip onlara çare olur. İşte bu biraz kasıntı durumdu. Cwénhild öldüğünde herkes şok olmuştu gülümseyebildiğime. Oysa ki ben de ölmüştüm onunla birlikte. Bunu bilemezlerdi.

Evdeki kutunun üstündeki yazıyı okurken kalbime çiviler battı tek tek. Özür dileyen Cwén’i affetmek ne kelime, yanımda olsa onu özlememe rağmen yüzüne bile bakmazdım. Sorumsuzluk ve bencillik mi? Anlattıklarını basitleştiriyordu bu cümleler. Eski eşimle ayrılmama neden olan o geceyi hatırlıyor muydum? Başını. Sonrasında sarhoş olduğum için yoktu. Mektupta yazdığına göre, unutmamın sebebi alkol değil, sevdiğim kadındı. Bu kutuyu ve mektubu kendime saklardım ancak Cwénhild artık bir kanun kaçağıydı. Baş seherbaz tüm delilleri soruşturma kapsamında değerlendirmek istediği için mektubu onun ve bir iki seherbazın yanında yüksek sesle okumak zorunda kaldım. Bu yüzden tüm duygularımı içime içime atıp dimdik durmaya çabaladım. Çok zordu. Bugün içtiğim 14. sigarayı yaktıktan sonra mektubun sonunda yazan “O” kim diye sorduklarında “Kızım Reina olabilir.” dedim. “Cwén ile birlikte kurtarmıştık.” Reina’yı Cwén kurtardıktan sonra evlat edinmiştim. Sanki bizim kızımızmış gibi de bağrıma basmıştım. Kutuyu açtığımızda bir kaç tane daha anı şişesi ile karşılaştık. “Bunlar... Özel olabilir.” dedim. Yine de kanıt olduklarını söyledikleri için tek başıma izleyemedim.

İlk şişe fazlasıyla özeldi. O kadar özeldi ki Baş Seherbaz dışındakilerin izlememesi için üstün çaba harcamam gerekti. Cwén’in doğum gününde birlikte içtiğimiz ve kesinlikle hatırlamadığım bir anıydı. Yani, böyle hatırlamıyordum. Evine gittikten sonrası yoktu aklımda. Sarhoş olduğum için diye düşünüyordum ama anıda o kadar içmemiş olduğumu, Cwén’e deli gibi aşık olduğumu ve nasıl bir tutkuyla sevdiğim kadınla birleştiğimi gördüm. Sonrasında uykuya daldığımda ise Cwénhild asasını çıkartmış, hiçbir zaman sevmediğim o hafıza büyüsü ile bu güzel, bu özel anıdan mahrum etmişti beni. “Ne? Nasıl? Neden?” diye sordum anıdan kafamı kaldırdığımda. “Bunu bana nasıl yapmış olabilir?” Ben ki, bu kadına sonuna kadar güveniyordum. O kadar aşıktım. Gerçekten hayatımın en güzel gecesini çok mu görmüştü bana? Sonsuza kadar saklardım o geceyi. İstemezdi belki sonra, ama ben saklardım. Tutunurdum o geceye. Kalbimde büyütürdüm. Baş seherbaz sakin olmamı istemişti. Benimse kafam karışıktı. Anlam vermeye çalışıyordum. Neden yaptığını, ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilmek istiyordum. Tekrar mektuba baktım. Yuvamın yıkılmasını istememiş mi? Yıkıldı ama. Bundan sonra da mı söylemedin bana? Bu kadar mı istemiyordun beni? Bu kadar mı utanıyordun benimle birlikte olduğun için?

İkinci şişe ise şok geçirmeme sebep olmuştu. Bu şişedeki anıda Cwénhild, okuldan arkadaşımız Gwyndolin ile konuşuyordu. Karnında bir çocuk olduğunu, bu çocuğu doğurmak istemediğini söylüyordu. Benden? Benden miydi bu çocuk? O gece hamile mi kalmıştı? Benden mi saklamıştı? Kim bilir ne zamandı bu olay. Kim bilir ne yalanlarla saklamıştı hamile olduğunu. Benden o kadar tiksiniyordu ki... Nasıl böyle bir hale düşürmüştüm kendimi onun gözünde? Artık daha fazla güçlü duramayıp ağlamaya başlamıştım. Baş seherbaz istersem durabileceğimizi söylediğinde kafamı olumsuz anlamda sallayıp 15. sigaramı yaktım. Gözümdeki yaşları silip “Hayır.” dedim. “Lütfen devam edelim.” Üçüncü şişedeki anı ilkinin devamı niteliğindeydi. Aldırmak konusunda vazgeçtirmişti Gwyndolin. O da bu yalanda ortaktı artık. Peki sonra ne olmuştu?

Dördüncü şişedeki anı bitince ayakta durmak için yanımdaki seherbaza tutunmam gerekti. Kafam gereksiz çalışıyordu. O kızı doğurmuştu Cwénhild. Şuan bu dünyada... Şu kalbimdeki yalnız aşkın meyvesi vardı ve bu benden saklanmıştı. Kızı yetimhaneye bırakmıştı bir de. Seherbazın yardımıyla oturdum. Sigaramdan baya uzun bir nefes çektim. Kocaman sigara dumanını üfledikten sonra gözlerim yaşlı, bomboş baktım karşımdaki duvara baktım Baş Seherbazın odasında. “Ne vardı ki bilsem?” dedim efkarlı bir şekilde. “O çocuğa babalık yapmayı benden esirgemiş. Bu... Acımasızlık değil midir Twinkle?” Baş Seherbaz beni sakinleştirmek için bir iki iyi laf edecek diye eski karısını ezikledikten sonra şarap doldurup uzattı. İçmem gerekirdi. Ancak görevdeyim dedim ve reddettim alkolu. “Bitsin artık, diğerlerini de koy izleyelim.” dedim. Diğer şişeler yavaş yavaş kızımızın büyümesi, Cwénhild’in onu uzaktan izlemesi ve kendine eziyet etmesi ile geçti. Ben ise sigara üstüne sigara yakıp adamın odasını dumana boğdum. Bir of çektim hepsi bitince... Öyle bir of çektim ki dertlerimi temsil bile edemedi aslında. “O kızı...” dedim. “O kızı bulmam lazım benim.”

İşte bugün gelen kutunun içinden çıkan anı ise diğerlerinin üstüne mum dikmişti. Tamamen Cwénhild’in eziyet çekmesinden oluşuyordu. İlk olarak bir mahkeme gibi gözükse de kafayı yemiş mugglelar Cwénhild’i sorguya çekiyor, kadın da direniyordu. Yanlış bilgiler söyleyip kafalarını karıştırmaya çalışıyordu. Muggle’lar Bakanlık, Seherbaz gibi kelimeleri biliyordu. Kim bilir kaç kişiye böyle eziyet etmişlerdi? Engizitör’ün tek sözüyle kadının kollarını arkasından bağlayıp havaya kaldırdılar. Parmaklarına işkence ettiler... İşkencelere dayanamayıp atmıştım kendimi yere. Baş seherbazın desteğiyle yerden kalktım. Kendi kendime “Savaş.” diyordum sürekli. Nasıl olur da benden önceki başkan bu konuda bir şey başlatmamıştı? Carmilla’nın terörist olduğunu biliyordum ancak şu gördüklerim yaşanırken biz bir şey yapmıyorsak, bu insanların başka kurtuluşu olur muydu? Kadını pirinçten bir boğaya attılar en sonunda. Zar zor izliyordum ancak baş seherbaz bakmam için uyarıyordu beni. Her ipucuna ihtiyacımız vardı. Boğanın altı yakıldı ve bitti anı. Kafamı kaldırdığımda karşımdaki yarı-gobline baktım nefes nefese bir halde. “O boğa nedir?” diye sordum. “İçinde mi yanıyorsun?” Kafasını salladığında yutkundum. Biraz ara vermemizi istediğinde onayladım onu.

Stonehenge’de karşımda gördüğüm kadın Cwénhild’di. Diri diri yakılsa öyle sağlıklı mı olurdu vücudu? Vücudu kullanılmaz hale gelse Carmilla neden vücudunu düzeltmek için uğraşırdı ki? Kafamda bir sürü soru vardı. Cwén’in benden olan kızının şuanki durumunu da biliyordum aslında. Mirabelle. Reina’nın yakın arkadaşlarındandı. Daha önce konuşmuştum ancak kendi kızımla konuştuğumu bilmiyordum bile. Dikkat bile etmemiştim. Cwénhild’e sinirlenmiştim kızımı tanımama izin vermediği için. Ancak o eziyetleri hak ediyor muydu bunun için? Asla. Kimse hak etmiyordu. Bir savaş başlamıştı çoktan. Bakanlık da karşılık verecekti. Hak eden cezasını çekecekti. En azından, ben yaşadıkça bunun olacağına şerefim üstüne yemin edebilirdim.[/justify]

94
Hogsmeade Posta Ofisi / [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Hogsmeade Posta Ofisi
« : 07 Şubat, 2022 01:04:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Belki bir kaos, belkiyse his konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Sihirsel Yaptırım Dairesi çalışanlarının, Seherbazların ve Gazetecilerin yazma izni vardır. İzinsiz rütbelilerin güzel bir plan ile işe karışabilmesi de gayet tabi mümkündür.

Hogsmeade Posta Ofisi çalışanları bir sabah geldiklerinde posta ofisinin en üst katını altüst bulmuşlar ve Bakanlık'a bildirmişlerdir. Bir şey çıkacağı düşünülmediği için herhangi bir koruma yoktur. Önceki konuyu okuyup bir şekilde ipucu edinmeye çalışmanız gereklidir. Bulgularınızı soruşturma konusuna özetlemeniz önemle rica olunur.

BU OLAYIN CARMILLA S. İLE İLGİLİ OLDUĞU BİLİNMEMEKTE OLDUĞU İÇİN BULABİLDİĞİNİZ İPUÇLARI İLE İLERLEMENİZ GEREKMEKTEDİR.


95
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / [Dava] Cadı Avcıları Soruşturması
« : 07 Şubat, 2022 00:44:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »


Cadı Avcıları ile ilgili tüm evraklarımız buradadır.
Böylece daire olarak neler yaşanmış, avcılar ne yapmış kolayca öğrenebileceksiniz.
Daire çalışanları ve Seherbazların kurgusal olarak tüm bunları bildiği var sayılacaktır.
RP-IN olarak öğrendiğiniz şeyleri aşağıya özetlemeniz yeterlidir. RP yazmanıza gerek yoktur.

96
Birleşik Krallık / [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Stonehenge
« : 07 Şubat, 2022 00:43:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karşılaşma konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Sihirsel Yaptırım Dairesi çalışanlarının, Seherbazların ve Gazetecilerin yazma izni vardır. İzinsiz rütbelilerin güzel bir plan ile işe karışabilmesi de gayet tabi mümkündür.

En son Stonehenge'de görülen Cwénhild Muirghéal/Carmilla S. hakkında ipuçları için alan izin alınarak kapatılmış, çevresine koruma büyüleri yapılmıştır. Araştırma ekipleri çalışırken gazetecilere de bir yere kadar izin vardır. Bulgularınızı soruşturma konusuna özetlemeniz önemle rica olunur.

Ne bulabileceğiniz konusunda Carmilla S. ile konuşabilirsiniz.

97
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Dava] Carmilla/Cwénhild Soruşturması
« : 07 Şubat, 2022 00:31:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alıntı
Seth Carter
Sihirsel Yasal Yaptırım Daire Başkanı

1865'te Sihir Bakanlığı Cadılar Bayramı Özel Resepsiyonu'na davet edilen Carmilla S.'in resepsiyon alanından cisimlenmesi üzerine Sihirli Taşımacılık Dairesi onun rahmetli iş arkadaşımız Cwénhild Muirghéal olduğunu doğrulamıştır. Seherbaz Alfred J. Hoffman ve şahsım, Muirghéal'ın cisimlendiği yere (STONEHENGE) ulaştığımızda kendisini gözlerimizle gördük. Konuştuğumuz kişi ise o değildi. Şahıs bize Muirghéal ile birlikte bu vücudu kullandığını söyledi.

Elimizde bir yakalama emri olmadığı için tutuklama gerçekleştiremedik.

Link: TIK

98
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / [Dava] Carmilla/Cwénhild Soruşturması
« : 07 Şubat, 2022 00:24:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »



Carmilla/Cwénhild'e yakalama emri çıkarılmıştır.
Kendisi katil ve teröristdir. Çok tehlikeli olduğu bilinmelidir.
Yargılanmak üzere yakalanacaktır.

Onunla ilgili tüm evraklarımız buradadır.
Böylece daire olarak neyi biliyoruz/neler olmuş kolayca öğrenebileceksiniz.
Daire çalışanları ve Seherbazların kurgusal olarak tüm bunları bildiği var sayılacaktır.
RP-IN olarak öğrendiğiniz şeyleri aşağıya özetlemeniz, link bırakmanız yeterlidir. RP yazmanıza gerek yoktur.


99
Birleşik Krallık / Ynt: Karşılaşma
« : 01 Şubat, 2022 18:15:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Adımın söylenmesiyle kaldırdım kafamı. Cwén, onu kaybettiğimi söylüyordu. Gözlerimi kısıp söylediklerinin asıl anlamını anlamaya çalıştım. Artık benimle olmak istemiyor mu gibi. Zaten bunu istemediğini biliyordum ki. Kadın buz gibi sesiyle Cwénhild’in onunla olduğunu, ikisinin aynı vücutta olduğunu söyledi. Benim aradığım gibi arka plan yoktu bu cümlelerde. Gerçekten de Carmilla denen kadın, yanıp tutuştuğum kadının vücudundaydı. Kendimi uzaklaştırdım vücudundan. Kaşlarımı çattım. Baktım yüzüne. Yabancı olması gereken, ama bana hiçbir zaman yabancı gelemeyecek o yüze... Cadı avcılarının elinde can verdiğini söyledi. Boğazımdaki düğümü yutup elimle sildim gözlerimi. Karşımdaki vücut Cwénhild’di ama benimle konuşan Carmilla’ydı. Cwénhild olmadığını söylemişti ama aynı zamanda o olduğunu da... Kafam karışmış olsa da derin bir nefes alıp konuşmak için zorladım kendimi.

“Onu yalnız bırakmak istemedim. Hiçbir zaman... Yalnız öldü ben...” Dişlerimi birbirine geçirip susturdum kendimi. Bir kaç adım geri attım kadından uzaklaşıp. Hoffman artık yanımdaydı. “Seth.” diye adımla sesleniyordu. Bayadır kimse adımla seslenmemişti ki bana. Bu bile Cwénhild’e özeldi. “Karşımızdaki kişi o değil. Terörist. Toparla kendini!” Elinin asasında olduğunu fark ettiğimde elimle indirmesini işaret ettim.

Hoffman dediğimi yaptığında da “Anlat.” dedim. Sigaramı düşürdüğümü fark ettiğim için bir tane daha yakmaya başladım hala titreyen ellerimle. “Acı çekti mi?” Kadına karşı bir tehlike içermiyordu hareketlerim ve düşüncelerim. Bilmek istiyor muydum bu cevabı emin bile değildim.

Sanki düşüncelerimi okuyan kadın gerçekten bu sorunun cevabını bilmek isteyip istemediğimi sorduğunda duraksayıp baktım yüzüne. Sigaradan bir duman daha çekip rahatlattım kendimi. Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Hayır." dedim. "Bilmek istemiyorum."

"Seni ve yöntemlerini onaylamıyorum. Lanet olsun ki Büyübakanı'nın uğruna davet verdiği birine yaptırım uygulamayız. Elimizde emir yok."

Hoffman yanımda bir anda "Ne demek?" diye çıkıştı söylediklerime. "Emir bekler mi olduk Carter? Bu kadını bıraktığımızda bir sürü kişi ölecek. Cwénhild böyle mi yapardı?"

"SAKIN!" diye gürledim adama. "Sakın bana Cwénhild'i kullanarak bir şey yaptırmaya kalkma! Onun da yöntemlerini onaylamıyordum! HALA DA ONAYLAMIYORUM! Şuan böyle, ileride böyle olmayacak." Döndüm Carmilla adı altındaki Cwénhild'e. "Birimizin bu oyunu oynaması gerekiyor. Amacımdan şaşmayacağım. Gidebilirsin. Cwénhild'in bir parçasının, hala burada olduğunu bilmek iyi geldi."

100
Birleşik Krallık / Ynt: Karşılaşma
« : 01 Şubat, 2022 17:34:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Önümdeki kadın yüzünü göstermek için kafasındaki kumaş parçasını indirdi. İndirdiği gibi ayın altında parlayan yüzü...

Şaşkınlıktan açılan ağzımdan düşen sigara...

Saçlarının kış rüzgarında hüzünlü dalgalanması...

Adımı zikreden dudakları...

Cwénhild hiçbir zaman aşkla, sevgiyle söylememişti adımı zaten. Bu yüzden şu an ekstra soğuk olduğunu anlayamadım. Sadece yüzüne, öldüğü söylenen kadının mucizesine bakıyordum. Carmilla denen terörist aklımdan uçup gitti. Hoffman'ın söylediklerini duymuyordum. Haftalardır istediğim tek şey Cwénhild'in bir yerden çıkması ve ölmediğini gösterebilmesiydi. Artık hayatıma devam edebilirdim sanki.

Yüzüm buruştu. “Cwén...” dedim kadının dediklerinden sadece umuda tutunarak. “Sevdiğim... Seni kaybetmiştim!” Cümlemi bitirmeden daha da hızlı yürümeye başladım kadına. Yaklaştım, yaklaştım ve sarıldım aylardır özlemi ile yandığım kadına. Omzuna kapandım. Öldüğünü söylediklerinde akıtamadığım gözyaşlarımı kadının omzunda bırakmaya başladım. “Teşekkür ederim.” dedim. Tek istediğim yaşamandı. Benim yanımda yaşamasan da olur... Sadece burada ol. Olduğunu bileyim.

101
Birleşik Krallık / Ynt: Karşılaşma
« : 01 Şubat, 2022 17:01:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İsmi öğrendiğimde Hoffman’ın omuzlarımdan tutup silkmesi gerekmişti. Nasıl olur diyordum kendime. “Ha-hani ölmüştü?” Dizlerimdeki bağların çözüldüğünü, içimde çok büyük bir sigara yakma isteği oluştuğunu söylememe gerek yok herhalde.

“Kendine gelmezsen öğrenemeyiz Carter.”
dedi artık biraz daha yaşlanmış olan arkadaşım. Neyse ki bir çocukmuşum gibi beklemedi sakinleşmemi. “Hadi gidelim.”

Kafamı onaylayan bir şekilde salladım. Derin bir nefes aldım o cisimlenirken. Stonehenge. Yanımızdaki çocuğa baktım. Duygularımı bastırıp gülümsedim. “Teşekkürler George.” dedim. “İyi nöbetler.”

ŞAK!

Karanlık bir akşam, Hoffman biraz ötemde. İkimiz de Stonehenge'in taşlarına doğru bakıyoruz. Bir figür var ortada. Ölümüne korkuyorum bu kişinin yüzünü görmekten. Kafam çok karışık. Duygularım tepede. Ağzımı saçabiliyorum sadece. Ağzımdan haftalardır canımı yakan o isim çıkıyor.

“Cwénhild?”

Titreyen ellerim cebime gidiyor ve bir sigara geliyor parmaklarıma alışkanlıktan. Ağzıma koyup yürümeye başlıyorum bu kişiye doğru. Hoffman dikkatli olmamı söylese de ilerliyorum. Ağzımdaki sigara ile tekrar konuşuyorum.

“Sen misin?”

Dikkatli olmama gerek yok. Onu tanıdığımdan beri alevine gözümü kırpmadan atlamış bir adamım ben. Yakıyorum sigarayı. İçime çektiğimde stresim biraz azalıyor.

102
Yetişkin Postası / Seth Carter | Baykuşhane
« : 01 Şubat, 2022 00:02:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »


Seth Carter,
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Başkanı
BRİTANYA SİHİRBAKANI

103
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 25 Ocak, 2022 12:45:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Daire başkanlığı rica ediyorum 15 Güç Puanına

Editle statları da ekliyorum.

2 GP 4 stat

Tılsım ve Biçim değiştirme'yi 10 yapıp, Lanet'i de 17 yapabilir miyiz efendim.

104
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 23 Ocak, 2022 21:21:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
4. seviyeden > 5. seviyeye geçiş

1 GP

105
Birleşik Krallık / Ynt: [Anomali] Serseri Bulut
« : 23 Ocak, 2022 21:16:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler][youtube]https://www.youtube.com/watch?v=FtAlJIooAF8&ab_channel=G%C3%96KHANKIRDAR[/youtube][/spoiler]

Londra sokakları, son birkaç gündür kalbimdeki o dipsiz karanlığa bürünmüştü. Yolda yürürken aklım havalardaydı. Hem anı yaşayamama konusunda, hem de gökyüzünün büründüğü o çirkin grilik konusunda. Suçlamıyordum hayatı. Cwén bulunmuyorken yeryüzünde nasıl renkler istedikleri şenlikte olabilirdi ki? Yaşamımda birçok zaman çıkmaza düştüğümü sanmıştım. Gençliğin getirdiği tezcanlılıkla sonuçsuz olduğunu düşünmüş, mutsuz olmuştum. Şimdi düşününce hiçbir sorun şu günde yaşadığım kadar umutsuz değildi. Her zaman düzelmişti. Cwén'in öldüğünü söylediklerinde tepki verememiştim. O kadar imkansızdı ki bu. Sanki bir rüyaydı. Bir gün önce kollarımda dans eden kadının artık dokunamayacağım kadar uzakta olması kabullenilecek bir şey değildi. O zamandan beri, kaç ay geçmişti saymamıştım, ruh gibiydim. Cwén yoksa, ben de yoktum sanki. Sevdiği kadın yerine, ruh emicilerin üst üste öptüğü boş bir adamdım. Çevremdeki insanlar korkmasın diye tüm umutsuzluğumu içime atmış, doyasıya yasımı yaşayamamıştım. Sonuç olarak da Londra'nın havasını bozmuştum işte. Olduğum yerde durdum. Sokakta, insanların yağmurdan kaçınmak için hızlı hızlı yürüdükleri bu sokakta öylece dikildim. Aynı hayat gibi. Herkes bir yerlere giderken, ben ise Cwén için duruyordum yerimde. Bir süre dikildim ifadesiz bir şekilde. Sonra da onu ilk gördüğüm yer olan Hogwarts Express'ine gitmeye karar verdim tekrardan. Durağanlığımı fark eden daire başkanı bana bir süre izin verdiğinden beri sürekli peron 9 3/4'e gidiyordum. Dört gündür falan. Duvardan geçtim sakince. Yağmurun artmasını umursamadan geçip oturdum banklardan birine. Bankın ıslak olması ceketimi ıslatsa da gözlerimin yüzümü ıslatamamasına inattı sanki.

Kafamı kaldırdım. Gökyüzünde esip gürleyen ruhumun yansımasına baktım. Bulut kapkaraydı. İçten içe şimşekler çakan, deli gibi yağmur yağdıran bu siyah bulut kızdıkça kızıyor, üstümden başka yere gitmek istemiyordu sanki.

"Çok sevdim." dedim buluta. "Karşılıksızdı. İmkansızdı. Yine de vazgeçilecek gibi değildi o hisler."

"BENCİL!" diye gürledi kara bulut. "Sadece sana hissettirdiği duyguları sevdin!"

"Hayır!" diye inkar ettim. "Sadece mutluluğunu istedim. Onu mutlu etmek, yalnız kalmamasını istedim."

"Yalnız öldü!" Daha da arttırdı yağmurun şiddetini. "Söylediklerini yürekten isteseydin yanında olurdun. Tüm çektiği acılarda! Seni ittiğinde kaya gibi diretirdin! Sevseydin, eğer gerçekten sevseydin o kapıyı açardın!"

"Eğer isteklerine değer vermezsem, bu nasıl bir sevgi olur söylesene? Keşke açsaydı kapıyı, o odayı güllerle donatmasını bilmez miydim sanıyorsun! Bir kayaya ihtiyacı var mıydı onun? Olduğu gibi, tüm kederi ve yangını ile güzeldi."

"Tabi tabi, senin suçun değildi! Mağdur rolünü seversin sen. Artık gitti. Geri dönmeyecek. Yapamadıklarını düşünüp cezalandır kendini. Daha ağlamayı bile erkekliğine sığdıramıyorsun. Bir de adam sanıyorlar seni. Sevdiği kadın için ağlayamayan, yas tutamayan zavallı."

Kafamı eğdim. Karşı gelecek kelime yoktu kafamda. Kara bulut yağmaya devam etti. Altında boş boş oturmaya devam ettim. Şuradan gelse diyordum. Şuradan gelse, omzuma dokunsa. Burada olduğunu bilsem yeter. Başka bir şey istemiyorum. Sonra gitse tekrardan, hiç ses etmem. Umutsuz olması çok soğuk. Kaybolmak istemiyorum ölümde. O anlarda ne yaşadığını hayal etmek istemiyorum. Onsuz hayatımdaki bu boşluğu nasıl dolduracağım bilmiyorum... Gerçekten bilmiyorum. Cwén sen gideli aylar geçti, ama benim için zaman durdu. Daha ne kadar dayanılır buna? Eski dertlerim gibi geçer mi dersin? Geçmesini istemiyorum. Sen yokken hayat devam etsin istemiyorum.

"Beyefendi! Pardon beyefendi!"

Yanıma gelen peron görevlisinin 3. seslenmesinde dönüp bakabildim yüzüne.

"Çok afedersiniz ama bulutunuz baya şiddetli esiyor. Çıkmanızı rica edeceğim."

Ayağa kalktım.

"Özür dilerim." dedim kibarca. Bulutun arkamdan ettiği küfürleri umursamadan çıkışa doğru ilerledim. Bulutun yarattığı su birikintilerinde uykusuz gözlerimin altındaki morlukları, ıslak saçlarımın yüzüme düşüp beni olduğumdan 10 yaş yaşlı göstermesini rahatça görebiliyordum.

Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8 9